<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
		xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" 
		xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" 
		xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
		xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" 
		xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" 
		version="2.0"
	>
	<channel>
		<title>Biz Gazeteciyiz</title>
		<atom:link href="https://www.bizgazeteciyiz.com/xml/rss_manset.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
		<description>Biz Gazeteciyiz Haberleri, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...</description>
		<link>https://www.bizgazeteciyiz.com</link>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 06:24:55 +0300</pubDate>
		<lastBuildDate>Tue, 30 Jun 2026 06:24:55 +0300</lastBuildDate>
		<language>tr</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<generator>https://www.haberpanelim.com</generator>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa basını: 'Fransa Libya'da yanlış yapıyor' ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-basini-fransa-libyada-yanlis-yapiyor-1795.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-basini-fransa-libyada-yanlis-yapiyor-1795.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-basini-fransa-libyada-yanlis-yapiyor-1795.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/macron3.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Türkiye'nin Libya'da "tehlikeli bir oyun" oynamakla suçlamasının ardından, Ankara ve Paris arasındaki tansiyon hızla yükseldi.

Fransız basınında da Libya'da <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-basini-fransa-libyada-yanlis-yapiyor-1795.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Türkiye'nin Libya'da "tehlikeli bir oyun" oynamakla suçlamasının ardından, Ankara ve Paris arasındaki tansiyon hızla yükseldi.

Fransız basınında da Libya'da patlak veren diplomatik kriz en çok işlenen konuların başında geliyor.

Fransız devlet radyosu Radio France'ın uluslararası yayın yöneticisi Jean-Marc Four, Libya konusuyla ilgili yaptığı röportajda, uluslararası hukuk ve siyasi açıdan Fransa'nın Türkiye'ye "ders verecek" konumda olmadığını anlattı.
<h2>'Libya'daki kaosun başlangıcında Fransa var'</h2>
Libya'da yaşananlarla ilgili "Sessiz kalması gereken bir başkent varsa o da Paris'tir" diyen Four, "Uluslararası hukuk açısından, asıl krizin sorumlusu Fransa. Libya'daki kaos, 2011'de dönemin Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, BM Güvenlik Konseyinin 1973 sayılı kararının çok daha ötesine giderek, Kaddafi'nin öldürülmesiyle başladı" ifadelerini kullandı.

Fransa'nın, Halife Hafter güçlerine silah temin ettiğine dair birçok ciddi kanıtların olduğunu savunan Fransız gazeteci, "2016'da Fransız gizli servisinin üç üyesinin Bingazi'deki ölümü ve ABD'nin sadece Fransa'ya sattığı silahların Libya'da ortaya çıkmasının bunlardan sadece ikisi olduğunu" ileri sürdü.
<h2>'Asıl Fransa, Libya'da tehlikeli bir oyun oynuyor'</h2>
Four, Fransız diplomasisinin neredeyse gizlemeden Libya'da Hafter'i desteklemesinin de hukuki olarak sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin BM tarafından meşru olarak tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni desteklediğini hatırlatan Fransız gazeteci, "Bu konuda da Ankara, Paris'ten daha çok uluslararası hukuka uyuyor. Yani aslında Libya'da tehlikeli bir oyun oynayan Fransa'dır" diye konuştu.
<h2>'Fransa, Hafter'i destekleyerek yanlış ata oynadı'</h2>
Hukuki olarak Fransa'nın hataya düştüğünü vurgulayan gazeteci, siyasi olarak da Paris'in Hafter'i destekleyerek "yanlış ata oynadığını" ileri sürdü. Paris'in, Sahel ülkelerinden gelen terör tehlikesine karşı güçlü görünen Hafter'i destekleyerek, yanlış hesaplar sonucunda sahada kaybettiğini ifade etti.

Ayrıca Hafter'i destekleyen 'Sisi Mısır'ı', Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve paralı Rus askerlerinin olmasının da Fransa'nın itibarini zedelediğini belirten Four, "Bu güçlerin Libya'da demokratik bir alternatif sunabilecekleri pek inandırıcı değil" dedi.
<h2>'Libya'da artık ipler Türkiye ve Rusya'nın elinde'</h2>
Fransa'nın Hafter konusunda İtalya ile de ters düştüğünü hatırlatan Fransız gazeteci, Paris'in Avrupa Birliği'nden de istediği desteği alamadığını ileri sürdü.

Sonuç olarak Four, "AB, Suriye'de olduğu gibi oyun dışı kaldı. Libya'da artık ipler Türkiye ve Rusya'nın elinde. Kısacası, şu ana kadar Fransa'nın Libya politikası bir zafer değil! Bundan gurur duymak için bir sebep yok" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="4770288,4768524" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents"></div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Borell'den Atina'ya 'Egemenlik' güvencesi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/borellden-atinaya-egemenlik-guvencesi-1793.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/borellden-atinaya-egemenlik-guvencesi-1793.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/borellden-atinaya-egemenlik-guvencesi-1793.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/borel-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik İşleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türk-Yunan sınırına gitti ve AB’nin kendi dış sınırlarını koruma konusunda kararlı olduğunu söyledi.

Yunanistan’<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/borellden-atinaya-egemenlik-guvencesi-1793.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik İşleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türk-Yunan sınırına gitti ve AB’nin kendi dış sınırlarını koruma konusunda kararlı olduğunu söyledi.

Yunanistan’ı ziyaret eden Borrell, Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile Türk-Yunan sınırı yakınlarındaki Meriç Nehri bölgesinde incelemelerde bulundu.

Borrell daha sonra düzenledikleri ortak basın toplantısında, "AB’nin dış sınırlarının korunmasında kararlıyız ve Yunanistan’ın egemenliğini destekliyoruz” dedi.

Yunanistan’ın Türkiye ile son dönemde yaşadığı sınır sorunlarıyla ilgili endişeleri paylaştığını ifade eden Borrell, Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimin düşürülmesini arzu ettiklerini ifade etti.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ise Türkiye’yi ülkesiyle ortak sınırı yeniden göçmenlere açmakla suçladı.

Türk sahil korumalarını, göçmenlerle dolu teknelerin Yunan adasına gidişini kolaylaştırdığını ileri süren Yunan bakan, Türkiye’nin Akdeniz’de barış ve güvenliği zayıflattığı eleştirisinde bulundu.

Borrell daha sonra Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile yaptığı görüşmede ise “bölgenin istikrarı için Türkiye ile güven ve diyalog kurulması” arzusunu dile getirdi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa, AB'nin Türkiye konusunu 'tabusuz' biçimde ele almasını istiyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-abden-turkiye-konusunu-tabusuz-bicimde-ele-almasini-istiyor-1790.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-abden-turkiye-konusunu-tabusuz-bicimde-ele-almasini-istiyor-1790.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-abden-turkiye-konusunu-tabusuz-bicimde-ele-almasini-istiyor-1790.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/drian2.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye ile Fransa arasındaki Libya krizi derinleşirken, Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Avrupa Birliği ile Türkiye'nin ilişkileri hakkında "tabusuz ve naif olmayan önemli bir görüşmenin"<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-abden-turkiye-konusunu-tabusuz-bicimde-ele-almasini-istiyor-1790.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye ile Fransa arasındaki Libya krizi derinleşirken, Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Avrupa Birliği ile Türkiye'nin ilişkileri hakkında "tabusuz ve naif olmayan önemli bir görüşmenin" yapılması gerektiğini açıkladı.

Senato'nun Türkiye ile ilgili sorularını yanıtlayan Fransız Bakan, "AB'nin Ankara ile gelecekteki ilişkisine dair beklentiler konusunda tabusuz ve naiflik göstermeden bir görüşme yapmasını gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca AB'nin kendi çıkarlarını sıkı bir şekilde savunmasını gerekiyor ki bu güce sahip" diye konuştu.
<h2>'Libya'nın 'Suriyeleşmesine' seyirci kalıyoruz'</h2>
Türkiye'nin Libya'daki rolünün endişe verici olduğunu savunan Le Drian, Türkiye oraya Suriyeli askeri güçler göndererek, Libya'nın 'Suriyeleşmesine' seyirci kalıyoruz. Ankara'nın Libya'da oynamayı planladığı rol hakkında açıklamalara ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz günlerde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Türkiye'nin Libya'da 'tehlikeli bir oyun' oynadığını ve bunun hem Avrupa hem de bölge için bir 'tehdit' oluşturduğunu söylemişti.
<h2>Paris ile Ankara arasında gerginlik</h2>
İki NATO ülkesi arasındaki tansiyon Fransa'nın Türkiye'yi Libya'ya uygulanan ambargoyu delerek UMH hükümetine silah yardımında bulunduğunu ileri sürmesi üzerine yükselmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Almanya'nın AB Başkanlığı neleri değiştirir? ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyanin-ab-baskanligi-neleri-degistirir-1786.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyanin-ab-baskanligi-neleri-degistirir-1786.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyanin-ab-baskanligi-neleri-degistirir-1786.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/abalm.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya 1 Temmuz’dan itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı devralmaya hazırlanıyor. Başbakan Angela Merkel, geçen hafta Federal Meclis’te yaptığı konuşmada, 1 Temmuz-31 Aralık 2020 arasındaki sü<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyanin-ab-baskanligi-neleri-degistirir-1786.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Almanya 1 Temmuz’dan itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı devralmaya hazırlanıyor. Başbakan Angela Merkel, geçen hafta Federal Meclis’te yaptığı konuşmada, 1 Temmuz-31 Aralık 2020 arasındaki süreçte ağırlığın Corona krizinin üstesinden gelmeye verileceğini söyledi. Avrupa’yı içine girdiği krizden daha güçlü çıkarmayı hedeflediğini söyleyen Merkel, Corona salgınının Avrupa’nın ne kadar "kırılgan" olduğunu gösterdiğini, Avrupa Birliği’nin bu krizi atlatabilmesinin, Avrupa’nın ve dünyanın geleceğini belirleyecek derecede önemli olduğunu vurguladı. Merkel, Corona krizi yanında siyasi ağırlık verecekleri konuları; AB’den ayrılan İngiltere ile ilişkilerin geleceği, iklim ve çevre, AB’nin dünya politikasındaki rolünün güçlendirilmesi ve Çin’le stratejik işbirliği olarak sıraladı.

Almanya’nın dönem başkanlığı sürecinde AB-Türkiye ilişkilerinde daha sıkı iş birliğine dönük adımlar atılıp atılmayacağı, en çok merak edilen konular arasında bulunuyor. Ancak Almanya’nın Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını 31 Ağustos’a kadar uzatması, ardından Ankara’dan gelen tüm diplomatik çağrı ve girişimlere rağmen Türkiye’yi "riskli bölge" ilan etmesi, söz konusu altı ayın bu bağlamda zorlu geçeceği şeklinde yorumlanıyor. Yapılan başka yorumlarda, AB-Türkiye ilişkilerine yeni bir ivme kazandırılmasının, Kıbrıs, Doğu Akdeniz ile Libya'daki siyasi gerilimler nedeniyle daha da zorlaştığı tahmin ediliyor. Ancak aynı zamanda, AB’nin dünya siyasetindeki ağırlığının daha fazla hissedilmesi hedefi nedeniyle, Almanya’nın Ankara ile diplomatik temaslara önümüzdeki aylarda hız kazandırması bekleniyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İHD: En çok işkence şikâyeti cezaevinden ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ihd-en-cok-iskence-sikayeti-cezaevinden-1784.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ihd-en-cok-iskence-sikayeti-cezaevinden-1784.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ihd-en-cok-iskence-sikayeti-cezaevinden-1784.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/ihd.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nin 10 yıllık işkence raporunda, işkence ve kötü muamelenin en çok gerçekleştiği yerlerin cezaevleri, en çok gerçekleştirenlerin ise gardiyanlar olduğu belirtil<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ihd-en-cok-iskence-sikayeti-cezaevinden-1784.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nin 10 yıllık işkence raporunda, işkence ve kötü muamelenin en çok gerçekleştiği yerlerin cezaevleri, en çok gerçekleştirenlerin ise gardiyanlar olduğu belirtildi.

DW'den Felat Bozarslan'ın haberi:

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, 2010 – 2019 yılları arasında yapılan başvuruların derlenmesi ile 10 yılı kapsayan İşkence ve Kötü Muamele Raporu'nu kamuoyuna açıkladı. Rapor, 10 yılda İHD Diyarbakır Şubesi’ne yapılan 3 bin 569 hak ihlali başvurusundan, kamu görevlilerince "fiziksel şiddet” uygulanıp yaralanmaya sebep olan eylemlere ilişkin 689 başvurunun incelenmesi ile hazırlandı.

<strong>En çok cezaevleri ve gardiyanlar şikâyet edildi</strong>

Rapora göre son 10 yılda işkence ve kötü muamele iddiasıyla yapılan 689 başvurunun 97’si kadınlardan, 592’si ise erkeklerden geldi. İşkence ve kötü muamele ile ilgili başvuruların 2017 ve 2018 yıllarında arttığı tespitine yer verilen raporda, fiziksel şiddeti yaygın kullanan kamu görevlilerinin başında 324 olayla gardiyanların geldiği belirtildi. Raporda, polislerle ilgili 280, askerlerle ilgili 71 ve korucularla ilgili 9 işkence ve kötü muamele iddiası yer aldı.

İşkence ve kötü muamele yapılan yerler arasında ilk sırada ise 335 olayla cezaevleri geliyor. Ayrıca sokakta 168, gözaltına alınırken 81, gözaltında 80, zırhlı araç içinde 24, kırsal bölgede 12, diğer kamu kurumlarında 11 ve askeriyede 9 olay yaşandığı belirtiliyor. Raporda, işkence ve kötü muamele olaylarının yüzde 45'inin gardiyanlar tarafından, yüzde 47’sinin ise cezaevlerinde yapıldığına dikkat çekiliyor.

<strong>Başvurucuların 36’sı 18 yaşından küçük</strong>

Rapora göre başvurucuların 36’sı 18 yaşından küçük, 29’u ise 50 yaşın üzerinde. Kadın başvurucular en çok 2018 ve 2019 yıllarında, 50 yaş üzerindeki kişiler ise en çok 2019 yılında kamu görevlilerinden fiziksel şiddet gördükleri şikâyetinde bulundu.

İHD yöneticisi Ezgi Sıla Demir, gardiyanlardan sonra fiziksel şiddeti en çok kullanan kamu görevlilerinin yüzde 39 ile polis, yüzde 10 ile jandarma ve yüzde 1 ile korucular olduğunu söyledi.

<strong>En çok başvuru 2016-2019 arasında</strong>

Rapora göre, 2010 yılı cezaevlerindeki şiddet içerikli başvuruların en az olduğu yıl olarak kayıtlara geçerken, 2018 yılı ise en yoğun dönem oldu. 2016-2019 yıllarında başvurularda dikkat çekici bir artış yaşandı.

Raporda bu durum, 2010-2015 yılları arasında Kürt meselesine dair çözüm girişimlerinin olması ile ilişkilendirilirken 15 Temmuz darbe girişiminin ardından hükümetin baskıcı ve aşırı güvenlikçi politikalarının, sonraki dört yıla ilişkin artış tablosunu açıklayabilecek önemli etkenler olduğu ifade edildi.

2017 yılında işkence ve kötü muamele başvurularının cezaevlerinde yoğunlaştığını belirten İHD yöneticisi Ezgi Sıla Demir, 2010-2014 yılları arasında bu başvurularda sürekli artış olduğunu, 2017 ve 2018 yıllarında ise en yüksek rakamlara ulaştığını ifade etti.

<strong>Siyasi gerekçelerle gözaltına alınanlar ve tutuklananlar</strong>

Raporda ayrıca başvuruculardan 168’inin sokakta güvenlik görevlilerince darp, kaba dayak ve fiziksel şiddete maruz kaldığı belirtildi. Gözaltına alınırken işkence ve kötü muameleye uğradığı iddiasıyla yapılan başvuruların da 2019 yılında en yüksek rakamlara ulaştığına dikkat çekildi.

Rapora göre gözaltına alınırken gerçekleştiği iddia edilen işkence ve kötü muamelenin çoğunluğu eve ilk giriş anında, kameraların olmadığı geçişlerde, zırhlı araçların ve gözaltı araçlarının içerisinde yapıldı. Failin asker olarak belirtildiği vakalara ilişkin başvuruların en çok 2017 yılında yapıldığı belirtilen raporda, 2011 ve 2015 yılında askerlerle ilgili başvuru olmadığı da not düşüldü.

Rapora göre, mağdurların büyük çoğunluğu siyasi sebeplerle gözaltına alınan veya cezaevlerinde bulunan kişilerden oluşuyor.

<strong>Kürt sorununda müzakere yapılınca işkence vakaları azalıyor</strong>

Raporda, 2017-2019 arasındaki vaka artışları, devletin Kürt meselesinin demokratik ve adil yollardan çözümü için adım atmaması, insan hakları evrensel normlarından uzaklaşması, daha fazla otoriterleşerek şiddeti caydırıcı ve terbiye edici bir araç olarak kullanma çabasına bağlanıyor.

Otoriter uygulamaların ve şiddet dilinin yoğun kullanıldığı dönemlerde işkence vakalarının arttığı ifade edilen raporda, Kürt meselesi gibi sorunlarla ilgili müzakere ve diyalog yönteminin benimsendiği, barışçıl bir dil ve üslup kullanıldığı dönemlerde bu iddiaların azaldığına dikkat çekildi.

Hendek olayları ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından güvenlik güçlerine verilen sınırsız yetkiler ve cezasızlık politikalarının işkence ve kötü muamele vakalarının artışını tetiklediği vurgulanan raporda, hükümetin özellikle 2016 yılından beri sürdürdüğü tutumun vakaları arttırdığı ifade edildi. Rapora göre, kullanılan şiddet dili her vakayı olağanlaştırıyor, yeni vakalara davetiye çıkarıyor ve işkenceyi hayatın normali haline getiriyor. Bu da toplumun diğer bireylerinde güvensizlik ve kaygıyı beraberinde getiriyor.

<strong>Cezasızlık politikası işkence olaylarını artıyor</strong>

İşkence faillerinin cezasız bırakıldığı ve işkenceye göz yumulduğuna dikkat çekilen raporda, işkencenin Türkiye'de farklı düşünce, ses ve dinamikler üzerinde bir yıldırma aracı olarak kullanıldığı belirtildi. Açılan davaların işkencecilerin yargı kararıyla korunması ile kapandığı ifade edilen raporda şu ifadelere yer verildi:

“Birçok dosyada takipsizlik kararı verilmiş, açılan davalarda sanıklar beraat ettirilmiştir. Ancak işkence eylemine maruz kalan mağdurlara karşı davalar açılmış ve cezalandırılmışlardır. Adli mercilerin toleranslı ve keyfi tavırları, işkence ve kötü muamele suçlarına davetiye çıkarmakta, failleri cesaretlendirmekte, mağdurların ise hak arama konusunda çekinmesine sebep olmaktadır.”

Raporun sonuç bölümünde, işkencecilere karşı açılan soruşturmaların etkin şekilde yürütülmesi, işkencede cezasızlığa son verilmesi, işkencenin artmasına neden olan söylemlerden vazgeçilmesi, gözaltı birimleri ve cezaevlerinin bağımsız heyetlerin denetimine açık hale getirilmesi, işkence mağdurlarının rehabilite edilmesi, işkence dosyalarında zamanaşımı uygulamasına son verilmesi, devletin işkence mağdurlarından özür dilemesi istendi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Kaftancıoğlu'nun hapis cezası İstinaf Mahkemesi'nce onandı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kaftancioglunun-hapis-cezasi-istinaf-mahkemesince-onandi-1782.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kaftancioglunun-hapis-cezasi-istinaf-mahkemesince-onandi-1782.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kaftancioglunun-hapis-cezasi-istinaf-mahkemesince-onandi-1782.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/canan-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İstinaf Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'na sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle verilen 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasını usul ve yasaya uygun buldu.

Kaftancıoğlu, İsta<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kaftancioglunun-hapis-cezasi-istinaf-mahkemesince-onandi-1782.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ İstinaf Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'na sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle verilen 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasını usul ve yasaya uygun buldu.

Kaftancıoğlu, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 6 Eylül 2019'da görülen davada, 'Silahlı terör örgütü propagandası yapmak', 'Kamu görevlisine hakaret', 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni alenen aşağılamak, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçlarından 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.
<h4>Temyiz yolu açık</h4>
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hapis kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nce usul ve esas yönünden 'uygun' bulundu. Yerel mahkemenin kararı, Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle onandı.
<h4>Kaftancıoğlu hangi suçlar nedeniyle ceza aldı?</h4>
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, Kaftancıoğlu'nu, Sakine Cansız lehine yaptığı paylaşım nedeniyle "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etmişti.

Kaftancıoğlu'nu, müşteki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik "kamu görevlisine alenen hakaret etmek" suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, suçun alenen icra edilmesi nedeniyle cezayı 1 yıl 2 aya çıkarmıştı. Kaftancıoğlu'nun üzerine yüklenen suçu, bir suç işleme icrası kapsamında değişik zamanlarda birden çok işlemesi nedeniyle de ceza bir yıl altı ay 20 güne çıkarılmıştı.

Kaftancıoğlu'nu, "Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmek" suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, fiili alenen işlenmesi nedeniyle cezayı 1 yıl 9 aya çıkarmıştı. Mahkeme, sanığın üzerine yüklenen suçu bir suç işleme icrası kapsamında değişik zamanlarda birden çok işlemesi nedeniyle ceza 2 yıl 4 aya çıkarılmıştı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AB vatandaşlarının yüzde 60'ı yerleşik siyasi partilere güvensiz ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-vatandaslarinin-yuzde-60i-yerlesik-siyasi-partilere-guvensiz-1779.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-vatandaslarinin-yuzde-60i-yerlesik-siyasi-partilere-guvensiz-1779.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-vatandaslarinin-yuzde-60i-yerlesik-siyasi-partilere-guvensiz-1779.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/parti2.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ AB Temel Haklar Ajansı’nın (FRA) anketine göre AB vatandaşlarının yüzde 60’ı ana akım siyasi parti ve siyasetçilerin onların çıkarlarını savunmadığını düşünüyor. Bu oran ekonomik sıkıntı çekenler aras<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-vatandaslarinin-yuzde-60i-yerlesik-siyasi-partilere-guvensiz-1779.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ AB Temel Haklar Ajansı’nın (FRA) anketine göre AB vatandaşlarının yüzde 60’ı ana akım siyasi parti ve siyasetçilerin onların çıkarlarını savunmadığını düşünüyor. Bu oran ekonomik sıkıntı çekenler arasında daha yüksek.

Avrupa Birliği (AB) çapında AB'nin Viyana merkezli Temel Haklar Ajansı (FRA) tarafından yapılan bir anket, AB vatandaşlarının siyasetçiler ve siyasi partilerle ilgili görüşlerini ortaya koydu.

Ankete göre AB vatandaşlarının yüzde 60’ı yerleşik, ana akım siyasi parti ve siyasetçilerin onların çıkarlarını savunmadığını düşünüyor. Almanya'da bu oran yüzde 52 oranında.

Ankete göre ekonomik sorun yaşayanlar arasında siyasi yabancılaşma daha yaygın durumda. Ankete katılanlar arasında ekonomik sıkıntı çekenlerin yüzde 73'ü geleneksel siyaset tarafından umursanmadığını düşünüyor.

<strong>35 bin kişi katıldı</strong>

Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusundaki durumu mercek altına alan ve Ocak-Ekim 2019 tarihleri arasında yapılan ankete AB ülkeleri, aday Kuzey Makedonya ve İngiltere'den toplam 35 bin civarında vatandaş katıldı.

Ankete katılanların üçte biri insan haklarının "suçlular ve teröristler" gibi onu haketmeyenlere faydası olduğunu söyledi.

Ankete katılanlatın yüzde 27'si hakimlerin siyasi etki altında kaldığını, yüzde 29'u da siyasi etki altında kalmanın mümkün olabileceğini düşünüyor. Hırvatistan, Slovakya, Bulgaristan ve Macaristan'dan ankete katılanlarda yargının siyasi etki altında kaldığını düşünenlerin oranı daha yüksek.

<strong>"Yolsuzluk kabul görüyor"</strong>

Anket ayrıca yolsuzluğun ne kadar yaygın kabul gördüğünü ortaya koydu. Katılanların yüzde 4'ü kendilerinden resmi bir yetkili tarafından para ya da hediye istendiğini belirtti. Ancak ankete katılanların üçte birinden fazlası gereken hizmetin acil bir şekilde verilmesini sağlamak için bu tür hediyeleri vermenin "kabul edilebilir" olduğunu düşünüyor. Almanya'da bunun bazen kabul edilebilir olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 38.

FRA Direktörü Michael O'Flaherty, "Yolsuzluk nedeniyle inancını yitiren insanların oranı ve demokrasilerimizin işleme biçimi AB ülkelerinin bir an önce eyleme geçmesini sağlamalı" şeklinde konuştu.

Fransa ve Hırvatistan'da ankete katılanların yarısı işlerin yapılmasını sağlamak için yolsuzluğu bir alternatif olarak değerlendiriyor. Bu oran Çekya ve Slovakya'da yüzde 60'a çıkıyor.

Ankete göre hizmet verilmesi için hediye vermeyi düşünenlerin oranının en az olduğu ülkeler İsveç, Finlandiya ve Portekiz. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İsveç'te koronaya en çok Türkiye doğumlular yakalandı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-koronaya-en-cok-turkiye-dogumlular-yakalandi-1775.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-koronaya-en-cok-turkiye-dogumlular-yakalandi-1775.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-koronaya-en-cok-turkiye-dogumlular-yakalandi-1775.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/suede.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Covid-19'a karşı 'sürü bağışıklığı' uygulayan İsveç'te, koronaya yakalanma oranının göçmenler arasında daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Hastalığın en yüksek oranda görüldüğü topluluğun ise Türkiye doğ<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-koronaya-en-cok-turkiye-dogumlular-yakalandi-1775.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Covid-19'a karşı 'sürü bağışıklığı' uygulayan İsveç'te, koronaya yakalanma oranının göçmenler arasında daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Hastalığın en yüksek oranda görüldüğü topluluğun ise Türkiye doğumlular olduğu tespit edildi.

İsveç Kamu Sağlığı Ajansı, ülkede göçmenler arasında korona virüsüne yakalanma ve hayatını kaybetme riskinin İsveç’te doğup büyüyenlerden daha yüksek olduğunu açıkladı. Ajans tarafından yayımlanan raporda, hastalığın görülme oranının en yüksek olduğu topluluğun Türkiye doğumlular olduğu vurgulandı.

13 Mart-7 Mayıs tarihleri arasında tespit edilen Covid-19 vakalarının incelendiği çalışmanın amacının, kaynakları daha iyi yönlendirmek, öncelikli grupları tespit etmek ve hastalığın daha fazla yayılmasını engellemek için yapıldığı açıklandı. Fakat elde edilen bulgular yurt dışı doğumluların daha fazla risk taşımasının nedenini ortaya koymuyor.

Salgın bilimci Anders Tegnell İsveç dışındaki ülkelerde doğanlarIN Covid-19’dan etkilenme riskinin yüksek olduğunu belirtirken “Farklı gruplarda, farklı zamanlarda daha yüksek vaka görülüyor. Bu virüsün İsveç’te nasıl yayıldığına dair çözemediğimiz bulmacanın bir diğer parçası,” ifadelerini kullandı.

<strong>TÜRKİYE DOĞUMLULAR ARASINDA YAKLAŞIK İKİ KAT DAHA YÜKSEK</strong>

Çalışmada korona virüsüne yakalanma ihtimali en yüksek grup Türkiye olduğu sonucuna ulaşıldı. Sekiz haftalık süreçte Türkiye doğumlular arasında 389 vaka tespit edildi. Bu her 100 bin kişide 753 kişinin hastalanması anlamına geliyor. Bu oran İsveç doğumlular arasında her 100 bin kişide 189 kişi.

Türkiye doğumlulardan sonra en yüksek risk grubunda olanlar 161 kişi ya da her 100 bin kişide 742 vaka ile Etiyopya doğumlular olurken onu her 100 bin kişide 600 vaka ile Somali doğumlular, 624 vaka ile Şili doğumlular ve 600 vaka ile Irak doğumlular takip etti.

<strong>EN YÜKSEK ÖLÜM ORANI FİNLANDİYA DOĞUMLULAR ARASINDA</strong>

Ajans çalışmada farklı etnik grupları arasındaki ölüm oranlarını da inceledi. Buna göre Covid-19’a yakalandıktan sonra ölüm oranı her 100 bin kişide 145 kişi ile Finlandiya doğumlular arasında görüldü. Bu oran Türkiye doğumlular arasında her 100 bin kişide 97 kişi olurken, Somali doğumlularda 74, Şili doğumlularda 64 ve Lübnan doğumlularda 63 oldu. Bu oran İsveç doğumlularda ise her 100 bin kişide 32 kişi seviyesinde.

<strong>SEBEPLERİ ARAŞTIRILIYOR</strong>

Raporda yurtdışı doğumlularda korona virüsüne görülme riskinin neden daha yüksek olabileceğine dair bir açıklama bulunmuyor. Fakat ajans daha önce Covid-19’a yakalanma ve ölüm riskinin yaşam tarzı, altta yatan başka rahatsızlıklar, sağlık olanaklarına erişim gibi yapısal sorunlar olabileceğini açıklamıştı.

Yaşam tarzı faktörüne örnek olarak daha kalabalık evlerde yaşamak, uzaktan çalışmaya imkan vermeyen ve sosyal temasın zorunlu olduğu işlerde çalışmak ya da Stockholm gibi virüsün en fazla yayıldığı bölgelerde yaşamak gösterilmişti.

Raporda İsveç’te yaşayan 100 kişiden fazla vakanın tespit edildiği ve 11’den fazla ölümün olduğu doğum yerleri dikkate alındı. (euronews) ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Gazeteciler hâkim karşısında ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yarin-hakim-karsisinda-1773.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yarin-hakim-karsisinda-1773.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yarin-hakim-karsisinda-1773.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/gazeteciler.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Haberin Var Mı İnisiyatifi, MİT mensubunun cenazesini haberleştirdikleri için yargılanan 6’sı tutuklu 8 gazetecinin duruşmasıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 24 Haziran’da yapılacak o<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yarin-hakim-karsisinda-1773.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="detail__spot">Haberin Var Mı İnisiyatifi, MİT mensubunun cenazesini haberleştirdikleri için yargılanan 6’sı tutuklu 8 gazetecinin duruşmasıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 24 Haziran’da yapılacak olan duruşmaya katılım çağrısında bulunuldu.</p>
Haberin Var Mı İnisiyatifi ‘MİT mensubunun cenazesini haberleştirildikleri’ için yargılanan 6’sı tutuklu 8 gazetecinin yarın görülecek ilk duruşmasıyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin avukatlarının da yer aldığı açıklamada ‘Gazetecilere özgürlük için 24 Haziran’da buluşalım’ çağrısı yapıldı.

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Avukatı Serkan Günel, iddianameye ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: “Böyle bir iddianame üzerine on dakika konuşmak bile fazla. Bu iddianame elli sayfadan oluşuyor, üç savcının hazırlamış olduğu gözüküyor. Fakat içeriğinde neden suçlandığımıza ilişkin somut bir neden yok.” <strong>HİÇBİR FAALİYET HUKUKİ DEĞİL</strong>

Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in avukatları Celal Ülgen ve Onur Cingil de davaya ilişkin açıklama yaptı. Ülgen “Çarşamba günü hepsinin tahliyesini bekliyoruz” dedi. Aydın Keser ve Ferhat Çelik’in avukatları Özkan Kılıç ve Sercan Korkmaz da “Devletin kurumları gazetecilerden hıncını çıkarıyor” dedi.
Yapılan basın toplantısında tutuklu gazeteci ailelerinin yazmış oldukları mektuplar da okundu. Gazetecilerin yakınları şu çağrılarda bulundu:
Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun eşi Özge Terkoğlu: “Bir dava düşünün suçlusunu suçtan önce seçmiş, işte böyle bir dava bu. Bugün bu dava ne yazık ki ne kadar güvensiz ve güvencesiz olduğumuzu ortaya koyuyor. Koyuyor da ne oluyor, insanız demekten vaz mı geçiyoruz? Barış ile gurur duyuyorum.”

Hülya Kılınç’ın ağabeyi Bektaş Kılınç: “Hülya bir haber yaptı, bir düşüncesi vardı. Bu iktidarın hoşuna gitmedi. Bedeli cezaevi oldu. Kardeşim Hülya dört aydır tutuklu ve tek başına kalıyor. Bir ses, bir nefes yok. Bu süreçte bir kez görüştük. Anlatılmaz bir sıkıntı ve acı….”

<strong>109 GÜNDÜR ÇOCUĞUNU GÖREMEDİ</strong>

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın eşi Aysel Pehlivan: “Bu davada, yapılan haberi yargılama konusu yapabilmek için yazılmış, lime lime dökülen bir iddianame var. 109 gündür Barış, iki buçuk yaşındaki kızını görmedi, ilk cümlelerini haftada bir yaptığı telefon görüşmelerinde duydu. Nasıl büyüdüğünü mektuplardan öğreniyor, fotoğraflardan izliyor.”

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel’in eşi Dilek Ağırel: “Covid-19 yasakları kapsamında 100 gün sonra geçen hafta bir tek ben görüşe gidebildim. Murat’ın çok fazla kilo verdiğini gördüm. Sekiz yaşındaki kızıma görüşe gideceğimi söyleyemedim. Çünkü babasına olan özlem ve hasreti artık dayanılmaz bir boyut aldı.”

Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazıişleri Müdürü Aydın Keser’in eşi Öznur Keser: “Aydın cezaevine girdiğinden bu yana kendisini ancak iki sefer görebildim, o da camın arkasından telefonla yapılan görüşmelerdi. Umarım 24 Haziran’da hukukun gereği yerine getirilir ve oğlum Asrın’la birlikte biz de bütün bu endişelerden kurtuluruz.”

Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik’in kardeşi Serhat Çelik: “Koronavirüs salgını gerekçesiyle alındığı iddia edilen önlemler tecrite dönüşmüş durumda. Halkın haber alma hakkı için gazetecilik yapan insanlar ceberut muktedirler eliyle psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kalıyor. Bütün bu baskılar Ferhat ve diğer gazetecileri yıldırmıyor ve dimdik duruyorlar.” ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AİHM Berkin Elvan dosyasını açtı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aihm-berkin-elvan-dosyasini-acti-1771.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aihm-berkin-elvan-dosyasini-acti-1771.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aihm-berkin-elvan-dosyasini-acti-1771.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/aihm.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Haziran 2013’te Gezi Parkı olayları sırasında yaşamını yitiren Berkin Elvan’la ilgili dava başvurusunu işleme koydu.

DW'den Kayhan Karaca'nın haberine göre baş<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aihm-berkin-elvan-dosyasini-acti-1771.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Haziran 2013’te Gezi Parkı olayları sırasında yaşamını yitiren Berkin Elvan’la ilgili dava başvurusunu işleme koydu.

DW'den Kayhan Karaca'nın haberine göre başvuruyu "öncelikli dosya" olarak işleme koyan AİHM, Berkin Elvan’ın yaşam hakkı ve iç hukukta devam etmekte olan davayla ilgili olarak Türk hükümetine bir dizi soru yöneltti.

Başvuru Berkin Elvan’ın anne ve babası ve kardeşleri tarafından 29 Kasım 2019 tarihinde AİHM gündemine taşınmıştı. Başvuruda Berkin Elvan’ın ölümünün aşırı güç kullanımından kaynaklandığı belirtilip polis memurlarının gaz fişeklerinin kullanımı konusunda yeterince eğitilmediği, bu konunun yasal mevzuatta net olmadığı öne sürülmüştü. Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan polis memuruyla ilgili ceza soruşturmasının uzunluğuna işaret eden davacılar, olayla ilgili etkin soruşturma yürütülmemiş olmasından da şikayetçi.

Başvurularında, Berkin Elvan’ın 269 gün komada kalmış olmasının davacılar açısından oluşturduğu acıya da dikkat çeken davacılar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2’nci, insanlık dışı ve kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3’üncü, ifade özgürlüğüyle ilgili 10’uncu, toplanma özgürlüğüyle ilgili 11’inci ve mahkemeler önünde etkin başvuru hakkıyla ilgili 13’üncü maddelerinin ihlal edildiğini savunuyor.

<img src="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/06/23/aihm-berkin-elvan-dosyasini-acti-747585-5.jpg" alt="Berkin Elvan dosyası AİHM'de" />

<strong>Türk hükümetine sorular yöneltildi</strong>

AİHM, başvuruyla ilgili olarak Türk hükümetine Berkin Elvan’ın yaşam hakkı ve olayla ilgili soruşturma hakkında sorular yöneltti.

Mahkeme, Türk hükümetinden Berkin Elvan’ın yaşam hakkının AİHS kriterleri temelinde ihlal edilmediğini kanıtlamasını istedi. Elvan’ın hayatını yitirmesinin “mutlak surette gerekli güç kullanımından” kaynaklandığını açıklamasını talep etti.

Gaz fişeği kullanımında yaşam hakkına yönelik riskleri en aza indirgemek için ne gibi önlemler alındığını soran AİHM, toplumsal eylemlerde bu tür silahların kullanımıyla ilgili yasal düzenlemeler hakkında bilgi istedi. Gaz fişeği kullanımı konusunda polis memurlarına verilen eğitimi sordu.

<strong>Hükümet üyeleriyle ilgili kovuşturma</strong>

Berkin Elvan soruşturmasının bütünüyle ilgili bilgi isteyen AİHM, soruşturmanın AİHS’nin yaşam hakkıyla ilgili maddesine uygun yürütüldüğüne dair kanıt gönderilmesi talebinde bulundu. Soruşturma sürecinde hükümet yetkilileri hakkında kovuşturma talebinin reddedilmesiyle ilgili ayrıntı istedi. Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın etkinliği bakımından, cezai sorumluluğun sadece bir polis memurunun üstünde olmasını sorguladı.

Bu sorular aynı zamanda davacı tarafa da gönderildi. AİHM prosedürüne göre Berkin Elvan’ın davacı ailesi ve Türk hükümetinin şimdi olası bir dostane çözüm için 12 haftaları bulunuyor. Bu süre için taraflar kendi aralarında çözüm bulamazlarsa AİHM kendilerine yukarıdaki soruları yanıtlamaları için 12 hafta ek süre verecek. Bir diğer deyişle Türk hükümetinin AİHM’ye savunma göndermek için 24 haftası bulunuyor.

AİHM, taraflardan gelecek yanıtlar temelinde davayı esastan görecek. Bu süreç içinde davayla ilgili Strasbourg’da duruşma düzenleme kararı da alabilir.

AİHM 2013 yılında aldığı bir kararda polisin toplumsal olaylarda biber gazı kullanımıyla ilgili Türk yasal mevzuatının AİHS ile uyumlu olmadığına hükmetmiş ve değiştirilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmişti. Kararda, polisin gaz fişeklerini “eğik atış” yaparak (45-50 derece) kullanması gerektiği not edilmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Macron: Türkiye Libya'da tehlikeli bir oyun oynuyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macron-turkiye-libyada-tehlikeli-bir-oyun-oynuyor-1769.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macron-turkiye-libyada-tehlikeli-bir-oyun-oynuyor-1769.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macron-turkiye-libyada-tehlikeli-bir-oyun-oynuyor-1769.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/macron.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye'yi Libya'da "tehlikeli bir oyun" oynamakla suçlayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bunun Berlin zirvesinde verilen taahhütlere aykırı olduğunu savundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, L<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macron-turkiye-libyada-tehlikeli-bir-oyun-oynuyor-1769.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye'yi Libya'da "tehlikeli bir oyun" oynamakla suçlayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bunun Berlin zirvesinde verilen taahhütlere aykırı olduğunu savundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Libya'da Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekleyen Türkiye'yi ülkede "tehlikeli bir oyun" oynamakla suçladı. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ile yaptığı görüşme sonrasında Libya'ya ilişkin açıklamalarda bulundu. Macron, "Bugün Türkiye'nin Libya'da tehlikeli bir oyun oynadığını ve bunun Berlin Konferansı'nda verilen bütün taahhütlere aykırı olduğunu düşündüğümü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a açıkça söyleme fırsatım oldu" ifadesini kullandı.

Ocak ayının sonunda Almanya'nın başkentinde düzenlenen zirveye katılan ülkeler, Libya'da taraflar arasında ateşkesi desteklemeyi, silah ambargosuna uymayı ve ülkenin iç işlerine karışmamayı taahhüt etmişti.

Macron, Sirte'nin Ulusal Mutabakat Hükümeti tarafından alınması halinde, batı sınırını korumak için Libya'ya askeri müdahaleyi gündeme getiren Mısır'ın endişelerinin de "meşru" olduğunu dile getirdi.

<strong>NATO'nun beyin ölümü</strong>

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, NATO'nun "beyin ölümü"nün gerçekleştiği yönündeki sözlerini de tekrarladı. Geçen yılın sonunda NATO'nun "beyin ölümü"nün gerçekleştiğini söylediğini hatırlatan Macron, Akdeniz'de Libya açıklarında Türk ve Fransız gemileri arasında yaşanan olayın, NATO'nun "beyin ölümünün" gerçekleştiğinin bir kanıtı olduğunu söyledi.

<strong>Fransa'nın suçlamasıyla ilgili NATO devrede</strong>

Fransa, iki Türk fırkateyninin eşlik ettiği Tanzanya bandıralı "Çirkin" adlı kargo gemisini, Libya'ya silah taşıyarak BM'nin silah ambargosunu ihlal ettiği şüphesiyle arama girişiminde bulunulduğunu ve Türk gemilerinin "son derece saldırgan" bir şekilde bu girişimi engellediğini ileri sürmüştü. Türkiye ise bu iddiaları yalanlamış, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, iddiaları "gerçek dışı" olarak nitelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de geçen hafta Türkiye'nin Fransız savaş gemisini taciz ettiği yönündeki suçlamasının inceleneceğini açıklamıştı.

Stoltenberg, "Türk deniz kuvvetlerinin, müttefiklerin Akdeniz'deki denetleme girişimine yanıt vermediği" yönündeki suçlamanın NATO savunma bakanları toplantısında Fransa tarafından gündeme getirildiğini belirterek "Ne olduğuna tam açıklık kazandırmak üzere NATO askeri makamlarının soruşturma başlatacağını" kaydetmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye, Almanya'nın silah ihracatı yaptığı ülke listesindeki 1'inci sırayı korudu ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-almanyanin-silah-ihracati-yaptigi-ulke-listesindeki-1inci-sirayi-korudu-1767.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-almanyanin-silah-ihracati-yaptigi-ulke-listesindeki-1inci-sirayi-korudu-1767.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-almanyanin-silah-ihracati-yaptigi-ulke-listesindeki-1inci-sirayi-korudu-1767.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/silah-2.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye, 2019'da 344 milyon 600 bin euroluk muharebe silahı ithalatıyla Almanya'nın silah ihracat listesinde birinci sıradaki yerini korudu.

Türkiye geçen yıl Almanya'dan 344 milyon 600 bin euroluk<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-almanyanin-silah-ihracati-yaptigi-ulke-listesindeki-1inci-sirayi-korudu-1767.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye, 2019'da 344 milyon 600 bin euroluk muharebe silahı ithalatıyla Almanya'nın silah ihracat listesinde birinci sıradaki yerini korudu.

Türkiye geçen yıl Almanya'dan 344 milyon 600 bin euroluk muharebe silahı ithal ederek Almanya'nın ihracat listesinde birinci sıradaki yerini korudu. Alman Haber Ajansı'nın (dpa) Ekonomi Bakanlığının "gizli" ibareli belgelerine dayandırdığı habere göre, Almanya'nın 2019'daki toplam 823 milyon 600 bin euroluk silah ihracatının üçte birinden fazlası Türkiye'ye yapılmış oldu. Türkiye, 242 milyon 800 bin euroluk silah ithalatıyla 2018'de de Almanya'nın ihracat listesinde birinci sırada yer almıştı.

Alman hükümetinin silah ihracatındaki "muharebe silahları" kategorisinde tank, top, savaş gemisi, askeri helikopter, denizaltı, savaş uçakları gibi kalemler yer alıyor.

Türkiye'nin geçen yıl Ekim ayında Suriye'nin kuzeydoğusuna düzenlediği Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Alman hükümeti Türkiye'ye bazı kalemlerde silah ihracatını durdurmuştu. Belgeye göre geçen yıl Suriye'de kullanılabilecek silahların ihracatına izin verilmezken sevkiyatı gerçekleştirilen silahların tamamı "donanma alanında" kullanılma özelliğine sahip.

<strong>İ</strong><strong>hracat raporunda Türkiye'ye ait veriler yer alm</strong><strong>ıyor</strong>

Alman hükümetinin geçen hafta yayımladığı silah ihracat raporunda sadece AB ve NATO üyeleri dışındaki üçüncü ülkelerin isimlerine yer verilmiş, Türkiye'ye ait ihracat verileri ayrı olarak belirtilmemişti. Bu yeni uygulama nedeniyle 2019 raporunda, Almanya'dan silah satın alan 45 ülkeden 35'inin isimleri yer almadı. Yeni uygulamaya gerekçe olarak, "Federal İstatistik Dairesi, raporda ülkelere dair verilerin ayrı ayrı sıralanmasıyla söz konusu firmaların tespit edilmesinin mümkün olabileceğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle ticari sırların korunması ilkesi gereği ülke verileri yayımlanamamaktadır" ifadesine yer verildi.

<strong>Yeşiller ve Sol Parti'den tepki</strong>

Federal Meclis milletvekilleri talep etmeleri durumunda verilere ulaşabiliyor, ancak bilgilerin "gizli" ibareli olması nedeniyle kamuoyuyla paylaşamıyor. Muhalefetteki Yeşiller ve Sol Parti bu uygulamayı eleştiriyor.

Yeşiller partisinin savunma uzmanı Katja Keul, "Alman hükümetinin silah ihracatında şeffaflıktan bu denli uzaklaşması skandaldır" tepkisini verirken Türkiye'ye silah sevkiyatının bu yıl da kapsamlı olarak süreceğini düşündüğünü belirtti. Keul, "Türkiye için bilindiği üzere geçmişte çok sayıda denizaltı satış izni verildiği ve bu süreçlerin tamamlanması uzun sürdüğü için 2020 yılında da silah ihracatında yüksek meblağlar döneceğini söyleyebiliriz" diye konuştu.

Sol Parti ise Türkiye'ye silah ihracatının tümden durdurulmasını talep etti. Sol Parti Meclis Grubu Başkanı Dietmar Bartsch, "Açıkça görünen o ki; en çok kim savaşıyorsa Alman hükümetinden en fazla silahı o alıyor" dedi. Partinin dış politika uzmanı Sevim Dağdelen ise Türkiye'ye silah ihracatının "katlanılamaz" olduğunu söyleyerek "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın silah ihracatını sadece ortalığı daha da tutuşturmak için bir teşvik olarak algılayabileceğini" ifade etti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ 28 bin 75 pasaporttaki idari tedbir kararı kaldırıldı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/28-bin-75-pasaporttaki-idari-tedbir-karari-kaldirildi-1765.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/28-bin-75-pasaporttaki-idari-tedbir-karari-kaldirildi-1765.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/28-bin-75-pasaporttaki-idari-tedbir-karari-kaldirildi-1765.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/pasaport-TC.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün duyurusuna göre 28 bin 75 kişinin pasaportundan idari tedbir kaldırıldı.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nce, 28 bin 75 kişinin pasaportund<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/28-bin-75-pasaporttaki-idari-tedbir-karari-kaldirildi-1765.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="detail__spot">Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün duyurusuna göre 28 bin 75 kişinin pasaportundan idari tedbir kaldırıldı.</p>
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nce, 28 bin 75 kişinin pasaportunda bulunan idari tedbir kararının kaldırıldığı açıklandı.

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Pasaport Kanunu'nda yapılan son düzenleme ile bakanlığımızın 2019/14 sayılı genelgesi doğrultusunda, Pasaport İdari Karar Komisyonu, 20.12.2019 tarihinde çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmalar kapsamında, idari tedbir kararlarının kaldırılmasına yönelik başvurular, il nüfus müdürlüklerince alınmakta olup, 22.06.2020 tarihi itibariyle 28 bin 75 kişinin pasaportunda bulunan idari tedbir kararı kaldırılmıştır." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Savunma kazandı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolarin-yuruyusune-polis-barikati-1763.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolarin-yuruyusune-polis-barikati-1763.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolarin-yuruyusune-polis-barikati-1763.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/savunma.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Baroların yapısını değiştirecek yeni yasa değişikliğine karşı Cuma günü Türkiye'nin çeşitli kentlerinden yürüyüşe başlayan 58 baro başkanı Ankara girişinde önce polis müdahalesiyle karşılaştı, daha so<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolarin-yuruyusune-polis-barikati-1763.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Baroların yapısını değiştirecek yeni yasa değişikliğine karşı Cuma günü Türkiye'nin çeşitli kentlerinden yürüyüşe başlayan 58 baro başkanı Ankara girişinde önce polis müdahalesiyle karşılaştı, daha sonra başkanların daha sonra başkente girmesine izin verildi.

Ankara'ya girişine izin verilen Baro başkanları Anıtkabir'e giderek burada kameralara poz verdi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 27 saat sonra geldiği alanda tepkiyle karşılandı. Avukatlar, Feyzioğlu'na sırtlarını dönerek tepkilerini dile getirdi.

Dün Ankara’ya girişi engellenen barolara İstanbul Barosu avukatlarından destek gelmişti. Akşam saatlerinde Taksim’de İstanbul Barosu önünde bir araya gelen avukatlar, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun istifasını istedi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Almanya'da koronavirüs bulaştırma katsayısı iki kattan fazla arttı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-koronavirus-bulastirma-katsayisi-iki-kattan-fazla-artti-1761.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-koronavirus-bulastirma-katsayisi-iki-kattan-fazla-artti-1761.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-koronavirus-bulastirma-katsayisi-iki-kattan-fazla-artti-1761.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/alm.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya'da koronavirüs bulaştırma katsayısı, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde bir mezbahadaki vakalarda görülen patlamanın da etkisiyle haftasonunda iki katın üstünde artış gösterdi. Salgın hastalıklar <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-koronavirus-bulastirma-katsayisi-iki-kattan-fazla-artti-1761.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Almanya'da koronavirüs bulaştırma katsayısı, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde bir mezbahadaki vakalarda görülen patlamanın da etkisiyle haftasonunda iki katın üstünde artış gösterdi. Salgın hastalıklar konusunda yetkili Robert Koch Enstitüsü (RKI), katsayının 4 günlük hesaplamalarda 2,88'e, yedi günlük hesaplamalarda 2,03'e yükseldiğini açıkladı. Yedi günlük katsayı geçen çarşamba günü 0,89 olarak kaydedilmişti.

Bulaştırma katsayısı, koronavirüs taşıyan bir kişinin virüsü ortalama kaç kişiye bulaştırdığını ifade ediyor. 2,88'lik katsayı, 100 kişinin virüsü 288 kişiye bulaştırdığı anlamına geliyor. Pandeminin kontrol altında tutulabilmesi için katsayının 1'in altında tutulması önem taşıyor. Almanya'da bulaştırma katsayısı 4 günlük ve 7 günlük verilere göre kayda alınıyor. 4 günlük hesaplama değeri, bir kişiye koronavirüs bulaşmasıyla o kişinin virüs bulaştırdığı kişinin testinin pozitif çıkması arasında geçen süreyi ifade ediyor. Bu hesaplamada günlük yeni vaka sayısı dört gün önceki vaka sayısıyla karşılaştırılıyor. RKI, 4 günlük hesaplamalara ek olarak 14 Mayıs'tan itibaren 7 günlük katsayı hesaplamalarına da başladı. Bu hesaplama, 4 günlük verilere göre bölgesel günlük dalgalanmalardan daha az etkilendiği için daha istikrarlı ve genel bir veri olarak görülüyor.

RKI, bulaşma katsayısındaki ciddi artışın vaka sayılarındaki bölgesel patlamalarla bağlantılı olduğunu, ülke genelinde vaka sayılarının düşük seyretmesi nedeniyle bulaştırma katsayılarındaki bölgesel patlamaların bulaştırma katsayısına güçlü etki ettiğini belirtti. RKI'dan yapılan açıklamada önümüzdeki günlerdeki gelişmelerin gözlemlenmesinin önem taşıdığı, özellikle de patlamaların yaşandığı bölgeler dışında vaka sayılarında artış kaydedilip kaydedilmeyeceğinin görülmesi gerektiği bildirildi.

RKI'dan pazar günü yapılan açıklamada koronavirüsün halk sağlığına oluşturduğu riskin genel olarak "yüksek", riskli gruplarda da "çok yüksek" olarak sınıflandırılmaya devam ettiği kaydedildi.

<strong>ALMANYA'DA SON DURUM</strong>

RKI verilerine göre pazar günü itibarıyla ülke genelinde koronavirüs vaka sayısı son 24 saatte 687 artarak 189 bin 822'ye yükseldi. Almanya'da koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısı ise 8 bin 882.

<b>MEZBAHADA BİNİN ÜZERİNDE VAKA TESPİT EDİLDİ</b>

Yeni enfeksiyonlarda Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Gütersloh ve komşu Warendorf kentleri ile Magdeburg ve Berlin'in Neukölln semtindeki vakalardaki artış rol oynadı.

Gütersloh'daki bir mezbahada toplam bin 331 çalışanın koronavirüse yakalandığı bildirilmişti. Almanya'nın en büyük et işleme tesisi Tönnies'de ortaya çıkan ve hızla yayılan vakalar gözleri sektördeki olumsuz çalışma koşullarına çevirmiş, tesiste koronavirüse karşı yeterli önlem alınmadığı ortaya çıkmıştı.

Firmanın sahibi Clemens Tönnies Cumartesi günü kamuoyuna yaptığı açıklamada, tesisteki koronavirüs vakalarındaki patlamadan dolayı özür dilemiş ve şirketin sorumluluğu tamamıyla üstlendiğini belirtmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Sınır dışı edilecek Türk pastörün ABD’li eşi: Ben tehlikeli biri değilim ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/sinir-disi-edilecek-turk-pastorun-abdli-esi-ben-tehlikeli-biri-degilim-1759.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/sinir-disi-edilecek-turk-pastorun-abdli-esi-ben-tehlikeli-biri-degilim-1759.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/sinir-disi-edilecek-turk-pastorun-abdli-esi-ben-tehlikeli-biri-degilim-1759.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/pastor.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Pastör Lütfü Subaşıgüller’in ABD’li eşi sınır dışı edilecek. "İşlediğimiz bir suç varsa yargılanalım" diyen Subaşıgüller, kararın "tarifsiz acıya" yol açtığını, "vatanından ayrılmak istemediğini" söyl<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/sinir-disi-edilecek-turk-pastorun-abdli-esi-ben-tehlikeli-biri-degilim-1759.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Pastör Lütfü Subaşıgüller’in ABD’li eşi sınır dışı edilecek. "İşlediğimiz bir suç varsa yargılanalım" diyen Subaşıgüller, kararın "tarifsiz acıya" yol açtığını, "vatanından ayrılmak istemediğini" söyledi.

10 yıldır Türkiye’de yaşayan, eşi ve çocuklarıyla mutlu bir yaşamı olan ABD vatandaşı Joy Anna Crow Subaşıgüller’in, 10 gün gibi çok kısa bir sürede ülkeyi terk etmesi istendi.

Aile ikamet izninin uzatılması için yaptığı başvuru, hiçbir somut gerekçe gösterilmeden reddedilen Joy Anna Crow Subaşıgüller’in elinde sadece İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi tarafından tebliğ edilen red kararı var. Orada da da reddedilme gerekçesi olarak sadece "diğer nedenler" işaretli.

İkamet izninin uzatılmadığını öğrendiğinde önce şoka girdiğini anlatan Joy Anna Crow Subaşıgiller, "Şimdi ise çok üzgünüm. Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyorum. 10 yıldır bu ülkede yaşıyorum ve bunlar hayatımın en iyi yıllarıydı. Bunun için minnettarım. Çocuklarım burada, babaanneleri, dedeleri, ailemiz burada. Üzülüyorum. Ben tehlikeli biri değilim. Evde çocuklarıma bakıyorum sadece…" diye konuştu.

Joy Anna Crow Subaşıgüller, Başkent Kilisesi pastörü Lütfü Subaşıgüller'in eşi. Mahkemeye başvurarak karara itiraz eden Subaşıgüller çiftinin küçük yaşta üç çocukları var. Derin Mercy dört aylık, David Deniz iki yaşında, ablası Defne Grace ise dört yaşında.

Aile birliği ve bütünlüklerinin bozulmasına yol açacak bu kararın düzeltilmesi isteyen Pastör Subaşıgüller, DW Türkçe’ye duygularını şu sözlerle aktardı:

"Daha anne memesinden süt içen küçücük yavrularımız varken neden eşimin Türkiye’yi terk etmesi isteniyor? Aile bütünlüğümüzü nasıl koruyacağım? Çocuklarım annesiz yaşayamaz ama babasız da yaşayamazlar. İnancımıza göre bizde boşanmak yasak. 'Mecburen hep birlikte gidecekler' diye mi düşünüyorlar? O zaman bizden istenen ailecek evimizi, akrabalarımızı, yuvamızı, ülkemizi terk etmemiz mi? Ben Türk vatandaşıyım, üç çocuğum Türk vatandaşı. Onlar henüz anlayacak yaşta değil ama ileride onlara bunu nasıl izah ederim?"

<strong>"Tehdit gibi görülmek bizi çok üzüyor"</strong>

Aile ikamet izninin reddedilmesi gerekçesindeki "diğer nedenlerin" ne olduğu dava sürecinde netlik kazanacak.

Ancak Lütfü Subaşıgüller, yaşadıklarının kendilerini derinden üzdüğünü anlatırken, "Görünen o ki eşim de, yabancı ülke vatandaşı olan diğer Protestan cemaati mensubu din görevlileri ya da eşleri gibi milli güvenliğe, kamu düzenine tehdit gerekçesiyle sınır dışı edilmek isteniyor ve bu bizi çok üzüyor" diyor.

Eşinin ikametinin uzatılmamasıyla, aslında kendisinin de vatanından kovulmak istendiğini, bunun kendisine "tarifi imkansız bir acı" verdiğini anlatan Pastör Subaşıgüller, kesinlikle ülkesini terketmek istemediğini vurguladı.

"Biz ülkemiz için dua eden, ülkenin çıkarlarını koruyan insanlarız. Asla kamu düzenini, milli güvenliği tehdit eden bir noktada değiliz" diyen Lütfü Subaşıgüller, duygularını şöyle dile getirdi:

"Ben vatanımı, ülkemi çok, çok seven biriyim. Irk değil ama vatan milliyetçisiyim. Eğer herhangi bir şüphe veya herhangi bir şey varsa mahkeme huzuruna çıkarın, 'suçunuz budur' deyin, 'kanıtlar şudur' deyin yargılayın. İşlediğimiz bir suç varsa hapis yatalım. Adaletin kestiği parmak acımaz. Ama birilerinin asılsız ithamları nedeniyle karım artık kendi ülkesi gibi gördüğü Türkiye’den, ben de kendi vatanımdan ayrılmak zorunda kalmamalıyım." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Maske takmayana ceza ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/maske-takmayana-ceza-1754.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/maske-takmayana-ceza-1754.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/maske-takmayana-ceza-1754.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/maske.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye’de koronavirüsle mücadele önlemleri çerçevesinde birçok ilde sokağa çıkarken maske takma zorunluğu getiren uygulama başladı. Uygulamayı ihlal edenlere 900 lira ceza kesilecek.

Türkiye'de İç<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/maske-takmayana-ceza-1754.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye’de koronavirüsle mücadele önlemleri çerçevesinde birçok ilde sokağa çıkarken maske takma zorunluğu getiren uygulama başladı. Uygulamayı ihlal edenlere 900 lira ceza kesilecek.

Türkiye'de İçişleri Bakanlığı'nın 81 il valisine gönderdiği maske takma zorunluluğu talimatı yürürlüğe girdi. Buna göre bugünden itibaren maske takma zorunluluğuna uymayanlara 900 lira para cezası kesilecek.

Talimatta, salgının halk sağlığı açısından oluşturduğu riski yönetebilmek adına kişiler arası mesafe ve kişisel temizlik kurallarına uymanın yanı sıra, maske kullanımının da son derece önemli olduğu işaret ediliyor. Ayrıca il ve ilçe umumi hıfzıssıhha kurulu kararları doğrultusunda valiliklerce il genelinde ya da belirli alanlarda maske takma zorunluluğu getirildiğine dikkat çekiliyor.

<strong>Vatandaşlar bilgilendirildi</strong>

Bakanlık, kontrollü sosyal hayat döneminde vaka sayılarının artmaması için tedbirlerin eksiksiz uygulanmasını ve denetimlerin artırılmasını da istedi.

Bakanlığın belirlediği kurallara göre dört gün boyunca kontrollerde maske kullanım kurallarına aykırı davranan vatandaşlar ve iş yerleri ikaz edilip bilgilendirildi.

<strong>İllerde maske kullanımı zorunluluğu</strong>

Türkiye'de 48 ilde hayatın tüm alanlarında, 33 ilde ise alışveriş merkezi, market, restoran, kafe ve kuaför gibi insanların toplu halde bulunduğu iş yerlerinde maske takılması zorunluluğu bulunuyor.

<strong>Vaka sayısında bin 192 artış</strong>

<strong> </strong>Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın Twitter'dan paylaştığı "Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu"nun güncel verilerine göre, dün bin 192 kişiye COVID-19 tanısı konuldu. Son 24 saatte 23 hasta vefat etti, bin 412 kişi iyileşti. Toplam vaka sayısı 187 bin 685, vefat sayısı ise 4 bin 950 olarak kayıtlara geçti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Avrupa'da Covid-19: İspanya'da OHAL sona erdi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupada-covid-19-ispanyada-ohal-sona-erdi-1752.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupada-covid-19-ispanyada-ohal-sona-erdi-1752.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupada-covid-19-ispanyada-ohal-sona-erdi-1752.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/spania.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa'da koronavirüs önlemleri özellikle turizm bölgelerinde giderek daha fazla gevşetilirken salgının tekrar hız kazanmasından endişe ediliyor.

Covid-19'dan dolayı 98 gün süren olağanüstü halin (<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupada-covid-19-ispanyada-ohal-sona-erdi-1752.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa'da koronavirüs önlemleri özellikle turizm bölgelerinde giderek daha fazla gevşetilirken salgının tekrar hız kazanmasından endişe ediliyor.

Covid-19'dan dolayı 98 gün süren olağanüstü halin (OHAL) bugün sona erdiği İspanya'da ülke genelinde "yeni normal" süreci başladı.

Şehirler arası dolaşımın serbest bırakıldığı yeni normalde, kamusal alanlarda maske takma zorunluluğu ve en az 1,5 metrelik sosyal mesafe kuralı devam ediyor.

İspanya, OHAL'in sona ermesiyle sınır komşusu Portekiz dışında tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerine de bugün sınırlarını açtı.

İspanya, Portekiz ve kademeli olarak üçüncü ülkelerden turist kabul etmeye 1 Temmuz'da başlayacak.
<h2>İspanya'da Covid-19'dan son bir haftada 29 kişi öldü</h2>
İspanya Sağlık Bakanlığı, koronavirüs salgınından son bir haftada 29 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Covid-19'da geçmişe dönük verileri revize etmeyi sürdüren, sadece haftalık ölü ve günlük vaka rakamlarını paylaşan Bakanlık, dün 28 bin 322 olarak verdiği toplam ölü sayısını bugün bir artırarak 28 bin 323 olarak güncelledi.

Açıklanan rakamlarda, son 7 günde 29 olan Covid-19 kaynaklı ölümlerin çoğunluğu Madrid (12), Castilla y Leon (6) ve Katalonya (3) özerk yönetimlerinde görüldü.

Ayrıca son 24 saatte 141 artan vaka sayısının, toplamda 246 bin 272'ye yükseldiği bilgisi verildi.
<h2>Portekiz'deki durum</h2>
Portekiz hükümeti ise Covid-19'dan son 24 saatte 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve salgından ölenlerin toplam sayısının bin 530'a çıktığını açıkladı.

Son 24 saatte 292 yeni vakanın tespit edildiği ülkede, Kovid-19 bulaşanların toplam sayısının 39 bin 133 olduğu bildirildi.

Covid-19 hastalarında iyileşenlerin sayısı ise 25 bin 376 olarak verildi.
<h2>İngiltere'de Covid-19'dan ölenlerin sayısı 42 bin 632'ye çıktı</h2>
İngiltere'de, yeni tip koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 42 bin 632'ye yükseldi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, ülkede son 24 saatte Covid-19 nedeniyle 43 kişi daha hayatını kaybetti, toplam ölü sayısı 42 bin 632'ye çıktı.

Vaka sayısı ise 1221 artarak 304 bin 331'e ulaştı. Son 24 saatte 175 bin 18 test yapıldı, toplam test sayısı mükerrerler dahil 7 milyon 890 bin 145 oldu.

İngiltere'de günlük ölü sayısı 100'ün altında kalsa da hafta sonları genellikle raporlamada yaşanan gecikme nedeniyle rakamların tam anlamıyla gerçeği yansıtmadığı belirtiliyor.

İngiltere, Covid-19 kaynaklı ölüm sayısında Avrupa'da 1'inci, dünyada da ABD ve Brezilya'dan sonra 3'üncü sırada yer alıyor.

<img src="https://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/Contents/2020/06/18/thumbs_b_c_1f64f4ac70187168aa1ec930fcfeb96f.jpg?v=194334" alt="Spain reports 585 new COVID-19 cases, deaths rise" />
<h2>İtalya'da Covid-19'dan ölenlerin sayısı 34 bin 634'e yükseldi</h2>
İtalya'da Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 24 artarak 34 bin 634'e yükseldi.

Ülkede 4 aydır devam eden Covid-19 salgınına ilişkin son bilgiler, Sivil Savunma kurumundan yapılan yazılı açıklamayla duyuruldu.

Ülkedeki aktif koronavirüs vaka sayısı 240'lık düşüşle 20 bin 972'ye geriledi. Bugüne kadar Covid-19 bulaşanların toplam sayısı ise 238 bin 499'a ulaştı. Son 24 saatte 224 yeni vaka kaydedildi.

İyileşenlerin sayısı bugün 440'lık artışla 182 bin 893'e çıktı.

Covid-19'dan hayatını kaybedenlerin sayısı, son 24 saatte 24 daha artarak 34 bin 634'e yükseldi. Bugünkü ölü sayısı, 3 Mart’tan bu yana görülen en düşük günlük ölü sayısı oldu.

Yoğun bakımda tedavi görenlerin sayısı ise 148'e geriledi.

Ülke genelinde bugüne kadar, 4 milyon 984 bin 370 test yapıldı.

Bu arada, yeni vaka ve ölüm sayılarında kaydedilen düzenli düşüş nedeniyle 4 ve 18 Mayıs’ta kademeli şekilde normale dönen İtalya'da pek çok müzisyen ve sanatçı, bugün Milano’nun Duomo Meydanı'nda sessiz protesto gerçekleştirdi. Siyah kıyafetler giyen müzisyenler protestolarıyla hükümetten sahne sanatları sektörünü de normalleşme kapsamına almasını talep etti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Putin yine aday olacak ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/putin-yine-aday-olacak-1750.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/putin-yine-aday-olacak-1750.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/putin-yine-aday-olacak-1750.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/putin.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kendisinin iktidarda kalmasını sağlayabilecek anayasal değişikliğin onaylanması halinde, seçimlerde yeniden aday olabileceğini söyledi.

Rusya 25 Haziran-1 Temmu<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/putin-yine-aday-olacak-1750.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kendisinin iktidarda kalmasını sağlayabilecek anayasal değişikliğin onaylanması halinde, seçimlerde yeniden aday olabileceğini söyledi.

Rusya 25 Haziran-1 Temmuz arası anayasa referandumu için sandığa gidiyor. Referandumda, Putin'e 6'şar yıllık 2 dönem daha görevi sürdürme imkanı tanıyan değişikliğin de olduğu bir dizi anayasal düzenlemeler halkın onayına sunulacak.

Kremlin ve yanlıları anayasa reformunun parlamentonun yetkilerini güçlendirmek için gerekli olduğunu savunuyor. Muhalifleri ise söz konusu planların, 2024'de görev süresi dolacak olan Putin'i 2036'ya kadar iktidarda tutmak için yapıldığını söyleyerek, Kremlin'in hedefini 'anayasal darbe' olarak niteliyor.

Reuters'da yer alan bir haberde, devlet televizyonuna konuşan Putin'in, devlet başkanlığını sürdürme ihtimalini gözden çıkarmadığını söylediği yazdı.
<h2>"Halef aramak yerine işimize bakmalıyız"</h2>
"Kendim için henüz bir karar vermedim" diyen 67 yaşındaki Rus lider, ülkesini 20 yılı aşkın süredir yönetiyor. Mevcut kanunlara göre Putin'in bir dönem daha iktidarda kalması mümkün değil. Değişikliğin olmaması durumunda yeni bir lider arayışının hükümetin çalışmalarına gölge düşüreceğini ima eden Putin, "Halef aramak yerine işimize bakmalıyız" diye konuştu.

Anayasal değişiklik, beklendiği gibi halkın onayını alırsa, Rus lider Kremlin'deki konumuna sıfırdan başlamış sayılacağından tekrar seçimlere katılabilecek. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İstanbul Barosu Başkanı Durakoğlu: Metin Feyzioğlu artık bir avukatlık sorunudur ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/istanbul-barosu-baskani-durakoglu-metin-feyzioglu-artik-bir-avukatlik-sorunudur-1748.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/istanbul-barosu-baskani-durakoglu-metin-feyzioglu-artik-bir-avukatlik-sorunudur-1748.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/istanbul-barosu-baskani-durakoglu-metin-feyzioglu-artik-bir-avukatlik-sorunudur-1748.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/durakoglu.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ‘Savunma Yürüyüşü’ hakkındaki ifadelerine tepki gösteren İstanbul Barosu Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu, “Feyzioğlu artık bir avukatlık sorunudur” <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/istanbul-barosu-baskani-durakoglu-metin-feyzioglu-artik-bir-avukatlik-sorunudur-1748.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ‘Savunma Yürüyüşü’ hakkındaki ifadelerine tepki gösteren İstanbul Barosu Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu, “Feyzioğlu artık bir avukatlık sorunudur” dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Avukatlık Kanunu’na ve baroların seçim sistemine yönelik müdahale hazırlığına karşı başlatılan “Savunma Yürüyüşü”nü hedef alan açıklamalarda bulundu.

CNN Türk’te Hakan Çelik’in sunduğu “Burası Hafta Sonu” programına konuk olan Feyzioğlu, “Bir kere 80 baro yürümüyor, 30 civarında baro yürüyor. Bu onların demokratik hakkı. Sorun gerçekten bu yürüyüş avukatların yargının sorunlarını çözmek için midir? Yoksa başka bir şey için midir? Çoklu baro kavramına karşıyız. 80 baromuz da karşı. Bir ilde birden fazla baro kurulmasına izin veren bir düzenlemeyi istemiyoruz. Yargının üçayağından biri olan barolar için yanlış buluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanına da anlattım” ifadelerini kullandı.

Feyzioğlu’nun bu sözleri sonrasında avukatlar, Twitter üzerinden #MetinFeyzioğluBeniTemsilEtmiyor etiketiyle kampanya başlattı. On binlerce tweet atılan etikete yazan İstanbul Barosu Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu ise, Feyzioğlu hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Feyzioğlu artık bir avukatlık sorunudur. Konuştuğumuz yasa teklifinin yazıcısıdır, katibidir, fikir babasıdır.” ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Cumhurbaşkanına hakaret: Erdoğan, önceki 3 cumhurbaşkanını 15’e katladı! ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cumhurbaskanina-hakaret-erdogan-onceki-3-cumhurbaskanini-15e-katladi-1746.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cumhurbaskanina-hakaret-erdogan-onceki-3-cumhurbaskanini-15e-katladi-1746.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cumhurbaskanina-hakaret-erdogan-onceki-3-cumhurbaskanini-15e-katladi-1746.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/cb.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Erdoğan döneminde ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan verilen mahkumiyet kararları, Erdoğan’dan önceki 3 cumhurbaşkanının dönemlerinde verilen mahkumiyet kararlarının toplamını 15’e katladı.
Birgün'ün<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cumhurbaskanina-hakaret-erdogan-onceki-3-cumhurbaskanini-15e-katladi-1746.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="detail__spot">Erdoğan döneminde ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan verilen mahkumiyet kararları, Erdoğan’dan önceki 3 cumhurbaşkanının dönemlerinde verilen mahkumiyet kararlarının toplamını 15’e katladı.</p>
Birgün'ün haberine göre, TBMM’ye sunulan ve karma komisyonda bekletilen dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik fezleke sayısı bin 60’a ulaştı. 217 fezlekesi bulunan CHP’de ise ilk sıradaki "suç iddiası" cumhurbaşkanına hakaret oldu.

Meclis Başkanlığı’na sunulan bin 60 fezlekeden 769’u HDP’li milletvekilleri, 34’ü ise DBP Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz’e ait. AKP’ye ait 10, CHP’ye ait 217, MHP’ye ait dokuz, İyi Parti’ye ait altı, TİP’e ait yedi ve bağımsız milletvekillerine ait altı dosya daha bulunuyor.

<strong>YARGI ELİYLE SİYASİ MÜDAHALE</strong>

Milletvekilleri hakkındaki 217 fezlekenin 141’inin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret iddiasıyla hazırlandığını bildiren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "Bir siyasi partinin genel başkanı sıfatını taşıyan ve tarafsız kimliğini taşımayan rakibimize eleştiri yöneltmemiz yüzünden arka arkaya fezleke düzenleniyor olması muhalefetin siyaset yapış biçimini sınırlama, yürütme organının güdümüne aldığı yargı eliyle siyasete müdahale etme çabasından başka bir şey değildir” ifadesini kullandı.

<strong>TBMM BAŞKANLIĞI’NA ULAŞTI</strong>

CHP’li Özel, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğinin Anayasa’ya ve TBMM İçtüzük’e aykırı biçimde düşürüldüğünü anımsatarak, “CHP milletvekillerine ait soruşturma fezlekelerinin çoğu ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla hazırlanmış durumda ama diğer fezlekelerimiz de dikkati çekici. Önemli bir bölümü ‘toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefet’ ya da ‘kamu görevlisine hakaret’ iddialarıyla hazırlanan düşüncelerimizi ifade etmemiz nedeniyle oluşturulan fezlekelerdir. Son olarak sarayın üç maaş alan İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un talimatlarıyla hazırlandığı kamuoyuna duyurulan fezlekeler günler sonra TBMM Başkanlığı’na ulaştı” dedi.

<strong>DÜZENLEME SUİSTİMAL EDİLİYOR</strong>

AKP’nin kendilerini fezleke ile susturmaya çalıştığını ancak bunların "beyhude bir çaba" olduğu kaydeden Özel, şunları kaydetti:
“Türk Ceza Kanunu’nun cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen 299’uncu maddesi, kaldırılmalıdır. Bu maddenin Tayyip Erdoğan tarafından suiistimal edildiğinin en net göstergesi birkaç ay önce güncellenen verilerle görülmektedir. 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde 71, 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde 82, 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde 233 sanık bu maddeden mahkum olurken, Tayyip Erdoğan döneminde bu rakam 5 bin 683’e yükselmiştir ve yükselmeye devam etmektedir. Bu maddeden mahkum olan kişi sayısının Demirel dönemine kıyasla 80 kat arttığı görülmektedir. Sadece bu rakamlar dahi bu düzenlemenin Erdoğan tarafından suistimal edildiğini ortaya koymaktadır.” ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ "Demokrasi Yürüyüşü" sona erdi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/demokrasi-yuruyusu-sona-erdi-1744.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/demokrasi-yuruyusu-sona-erdi-1744.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/demokrasi-yuruyusu-sona-erdi-1744.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/hdp-3.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ 

 "Toplum iktidarın dayattığı baskıdan, şiddetten bunaldı" Demokrasi yürüyüşünü tamamlayan HDP, yürüyüş sonunda deklarasyon açıklaması yaptı. Konuşmayı HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Perv<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/demokrasi-yuruyusu-sona-erdi-1744.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <div class="entry-subtitle">

 "Toplum iktidarın dayattığı baskıdan, şiddetten bunaldı" Demokrasi yürüyüşünü tamamlayan HDP, yürüyüş sonunda deklarasyon açıklaması yaptı. Konuşmayı HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan yaptı.

</div>
<div class="entry-meta-wrapper">
<div class="grid-x align-justify align-middle">
<div class="cell shrink">
<div class="entry-meta">

HDP’nin Edirne ve Hakkari’den başlattığı "Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü" Ankara'da Meclis Parkı’nda düzenlenen açıklama ile son buldu

HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan, HDP tarafından hazırlanan deklarasyonu okudu. Deklarasyon metni şu şekilde:

"1 Haziran’dan 1 Eylül’e kadar sürecek olan 3 aylık bir Demokratik Mücadele Programı hazırladık. Bu programın esası, darbeci zihniyete karşı demokrasiyi, hak ve hukuku, adaleti ve özgürlükleri savunmaktır. Bu amaçla 1 Haziran’da 9 maddelik asgari demokrasi zeminini tanımlayan bir deklarasyon açıkladık ve gidişattan rahatsız olan herkese ortak mücadele çağrısında bulunduk.

Bu kapsamda 15 Haziran’da Türkiye’nin iki ucundan, Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya doğru "Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü” başlattık. Bu yürüyüşle toplumu nefessiz bırakan, kendisi gibi düşünmeyen herkesi susturmaya çalışan iktidara karşı toplumun yükselen itirazını sokağa taşırmak, artık yeter demek istedik! Yürüyüşümüz boyunca Türkiye halklarının gösterdiği yoğun ilgi nefessiz bırakılan bir toplum için bu mücadeleyi yükseltmenin ne kadar hayati bir ihtiyaç olduğunu herkese gösterdi.
<ul>
 	<li>Geçinemeyen milyonların ekonomik ve sosyal hakları, iş ve aş talepleri için;</li>
 	<li>‘Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi’ diyen on milyonların talepleri için;</li>
 	<li>Kürt sorununda demokratik ve barışçı bir çözüm için;</li>
 	<li>Demokratik bir anayasa ile özgür ve eşit yurttaşlık isteyen bütün kimlikler için;</li>
 	<li>Kadınlar, gençler, emekçiler, yoksullar, işsizler için yürüdük.</li>
 	<li>Demokrasi, barış ve adalet, hak ve hukuk için yürüdük. 82 milyonun hakkını, hukukunu, iradesini savunmak ve bu iradeye sahip çıkmak için yürüdük. Yalnız da yürümedik. Bütün engellemelere rağmen toplumun büyük çoğunluğunun desteğiyle, onların bizlere verdiği güçle yürüdük.</li>
</ul>
Partimiz bu yürüyüşüyle bir kez daha Türkiye’nin önemli bir parçası, demokrasinin sigortası, evrensel hak ve özgürlüklerin vazgeçilmez savunucusu olduğunu gösterdi.

Her geçen gün daha da otoriterleşen, baskılarını artıran AKP-MHP iktidarına karşı mücadelede demokrasi güçlerinin, toplumsal ve siyasal muhalefetin yan yana gelmesinin ne kadar önemli, vazgeçilmez, gidişatı değiştirecek ve dönüştürecek bir özellikte olduğunu herkese bir kez daha söyledik. Bu anlamıyla Demokrasi Yürüyüşü, toplumsal mücadele ve demokrasi ittifakının alanlarda, sokaklarda, parklarda, bahçelerde vücut bulmaya başlamış hali oldu.

Bu kervan yola çıkmasın, yürüyüş gerçekleşmesin diye harekete geçenlerin, algı operasyonları ve karalama kampanyaları yapanların, her türlü yol ve yöntemi mubah görenlerin heveslerini kursaklarında bıraktık.

<strong>"Önümüze çıkarılan engeller bizleri durduramadı"</strong>

Büyük bir demokratik olgunlukla ve sorumlulukla bu yürüyüşü gerçekleştirdik. Toplum, bütün halklarımız, HDP’nin bu tutumunu, demokratik siyasetteki kararlı ve taviz vermez duruşunu, neyin ne olduğunu gördü. Böylelikle halkımızın kararlılığı, iradesi ve umudu daha da büyüdü. Bizler bunları bilerek yola çıktık ve haklı olduğumuzu bir kez daha gördük.

<img src="https://www.indyturk.com/sites/default/files/styles/800xauto/public/thumbnails/image/2020/06/20/401141-1668393420.jpg?itok=9Z5bS3Uw" alt="hdp aa 1" />

</div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa artık öpüşebilecek ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-opusebilecek-1742.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-opusebilecek-1742.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-opusebilecek-1742.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/fransaop.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Fransa'da öpüşme sahnesi çekimleri başladı. Bakan Riester, ‘aşkın ölmediğini’ belirtti.

Fransa’da korona virüsü salgını nedeniyle ara verilen öpüşme sahnesi çekimleri yeniden başladı. Kültür Bakanı<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-opusebilecek-1742.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Fransa'da öpüşme sahnesi çekimleri başladı. Bakan Riester, ‘aşkın ölmediğini’ belirtti.

Fransa’da korona virüsü salgını nedeniyle ara verilen öpüşme sahnesi çekimleri yeniden başladı. Kültür Bakanı Franck Riester, salgına rağmen ‘aşkın ölmediğini’ vurguladı.

Sputnik’in haberine göre, Avrupa’da korona virüsünden en çok etkilenen ülkelerden olan Fransa’da salgının kontrol altına alınmış görünmesiyle birlikte sinema sektörü de yavaş yavaş eski günlerine dönerken, oyunculara ‘öpüşme izni’ de resmen verildi.

Kültür Bakanı Franck Riester, film setlerinde öpüşme sahnelerinin yeniden çekilmeye başladığını duyurdu. Ancak Bakan, ‘sinema için çok önemli’ diye nitelediği öpüşme sahnesine ilk hangi filmin ya da oyuncuların dahil olduğunu ısrarla açıklamadı. Riester, salgına rağmen ‘aşkın ölmediğini’ de vurguladı.

Fransa’da sinemalar yaklaşık üç aylık bir aranın ardından pazartesi günü yeniden açıldı. Ancak salonlarda sıkı sosyal mesafe kuralları uygulanıyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İtalya iç turizmi teşvik için ailelere para yardımı yapacak ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-ic-turizmi-tesvik-icin-ailelere-para-yardimi-yapacak-1740.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-ic-turizmi-tesvik-icin-ailelere-para-yardimi-yapacak-1740.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-ic-turizmi-tesvik-icin-ailelere-para-yardimi-yapacak-1740.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/italie-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İtalya hükümeti, koronavirüs krizinden ağır etkilenen turizm sektörünü canlandırmak amacıyla düşük gelirli hanelere 500 euro'ya kadar tatil ikramiyesi verecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın açıklama<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-ic-turizmi-tesvik-icin-ailelere-para-yardimi-yapacak-1740.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="story-body__introduction">İtalya hükümeti, koronavirüs krizinden ağır etkilenen turizm sektörünü canlandırmak amacıyla düşük gelirli hanelere 500 euro'ya kadar tatil ikramiyesi verecek.</p>
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın açıklamasına göre, tatil ikramiyesi programı için 2,4 milyar Euro ayrıldı. Program, yıllık geliri 40 bin euro'nun altında olan haneleri kapsayacak. Üç kişinin üzerindeki ailelere 500 euro, 2 kişilik ailelere 300 euro, tek kişilik hanelere de 150 euro'ya kadar tatil desteği verilecek.

Tatil ikramiyesinden faydalananlar bu desteği, ülke içindeki konaklama tesislerinde Temmuz-Aralık 2020 tarihleri arasında kullanabilecek.

İkramiyenin yüzde 80'i konaklama giderlerinden, yüzde 20'si de gelir vergisi beyanından düşülecek.

Kültür ve Turizm Bakanı Dario Franceschini, tatil ikramiyesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu hem işletmelere hem de ailelere yardım etmenin bir yolu" dedi.

La Stampa gazetesinde Cuma günü yayımlanan bir ankete göre bu sene tatile çıkmayı planlayan İtalyanların yüzde 52,2'si tatil ikramiyesi istemeyi planlıyor.

İtalya'da turizmin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı yüzde 13 olarak hesaplanıyor.

İtalya hükümeti, Avrupa Birliği ve Schengen ülkelerinden seyahatlere 3 Haziran'dan bu yana izin veriyor. Ancak pandemi nedeniyle bu sezon özellikle yabancı turist sayısında büyük düşüş yaşanması bekleniyor.

Ulusal Turizm Ajansı'nın (Enit) verilerine göre 2020'de ülkede konaklamalı uluslararası turizmin yüzde 55 azalacağı tahmin ediliyor.

Enit'in hesaplamalarına göre 2019'a göre bu yıl ziyaretçi sayısında 35 milyon, konaklama sayısında da 119 milyon düşüş bekleniyor.

Hükümet, uluslararası turizmdeki düşüşü telafi edebilmek amacıyla İtalyanları tatillerini yurtiçinde geçirmeye teşvik etmeye çalışıyor.

Başbakan Giuseppe Conte de geçen ay yaptığı bir konuşmada halka, "Tatillerinizi İtalya'da yapın, henüz tanımadığınız güzellikleri keşfedin ya da daha önce gördüklerinizi yeniden ziyaret edin" diye seslendi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Paris-Ankara hattında neden gerilim yaşanıyor? ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/neden-paris-ankara-hattinda-gerilim-yasaniyor-1738.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/neden-paris-ankara-hattinda-gerilim-yasaniyor-1738.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/neden-paris-ankara-hattinda-gerilim-yasaniyor-1738.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/gerilim.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Akdeniz'de Fransız ve Türk donanmalarına ait iki geminin karşı karşıya gelmesi, iki ülke arasındaki gerilimin yeniden artmasına neden oldu.
Fransa ve Türkiye arasında bir süredir Doğu Akdeniz'deki do<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/neden-paris-ankara-hattinda-gerilim-yasaniyor-1738.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="story-body__introduction">Akdeniz'de Fransız ve Türk donanmalarına ait iki geminin karşı karşıya gelmesi, iki ülke arasındaki gerilimin yeniden artmasına neden oldu.</p>
Fransa ve Türkiye arasında bir süredir Doğu Akdeniz'deki doğalgaz aramaları ve Libya iç savaşındaki zıt politikaları nedeniyle dönem dönem gerilimler yaşandığı görülüyordu.

NATO'nun soruşturma açmasına neden olan bu son olayın da iki ülke arasında bir süredir yükselen tansiyonun bir yansıması olduğu belirtiliyor.

Akdeniz'de neler yaşandı ve Paris-Ankara hattındaki gerilimin nedenleri neler?

<img src="https://haberem.com/wp-content/uploads/2020/06/parisle-gerilim-x3b9v1mz.jpg" alt="Paris'le gerilim - HABEREM" />

Fransa'nın açıklamalarına göre, Akdeniz'de NATO misyonu çerçevesinde görev yapan Courbet isimli firkateyn, Tanzanya bandıralı bir gemiyi ambargoyu delerek, Libya'ya silah taşıdığı şüphesiyle denetlemek istiyordu.

Fransızlar Courbet'nin bunun üzerine bu gemiye eşlik eden Türk gemileri tarafından taciz edildiğini, Türk savaş gemilerinin Courbet'ye üç kez radar kilitlediğini belirtti.

Fransa, bu davranışları "aşırı agresif" olarak tanımlayıp, Türkiye'yi NATO'ya şikayet etti.

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, Fransa Senatosu'na yaptığı açıklamada, bunu "aşırı derecede ciddi bir olay" olarak nitelendirdi.

Parly, "Bu mutlaka gündeme getirilmesi gereken aşırı derecede ciddi bir olaydır ve müttefiklerimiz de kaygılarımızı paylaşıyor. İttifak içerisinde yaşananlara ayna tutulması gerekiyor" dedi.

Türk yetkililer, bu hafta içerisinde yabancı haber ajanslarına yaptıkları açıklamalarda, Fransa'nın iddialarını "mesnetsiz" olarak nitelendirmişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusuna yönelik Barış Pınarı Harekatı adını verdiği askeri operasyonu sonrası Fransa'nın "rotasının şaştığını" belirtti.

Çavuşoğlu, "Burada bizim gemilerimizi Libya'ya bir şey mi götürüyor diye yoklamaya çalışıyorlar. Bizim de orada gemilerimiz var. Sen NATO müttefikine böyle davranırsan karşılığını alırsın" dedi.

NATO, bu gelişmeler üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatma kararı aldı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoteltenberg, iki gün süren savunma bakanları toplantısının ardından yaptığı açıklamada, yaşananların net bir şekilde ortaya çıkarılması için soruşturma başlattıklarını belirtti.
<h2 class="story-body__crosshead">Fransa ve Türkiye'nin tutumu</h2>
Fransa ve Türkiye'nin Libya devam eden iç savaştaki pozisyonları da taban tabana zıt.

Türkiye, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı, Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekliyor. Fransa ise ülkenin doğusunu denetleyen General Halife Hafter'e destek veriyor.

Fransa'nın Libya'da gösterdiği askeri varlık ilk olarak 2016 yılında açığa çıkmıştı. Libya'da bir askeri helikopterin düşürülmesi sonucu üç Fransız asker hayatını kaybetmişti. O dönem, Fransız yönetimi saldırıdan "İslamcı militanları" sorumlu tutarken, UMH ise Fransız askerlerinin varlığını egemenliğinin ihlali olarak yorumlamıştı.

Ayrıca Temmuz 2019'da Hafter'e bağlı güçler tarafından kullanılan bir üste Fransız yapımı füzeler ele geçirildi. Fransa o dönem füzelerin kendisine ait olduğunu kabul ederek, bunların "istihbarat ve terörle mücadele misyonlarında görev alan ekiplerin korunmasında kullanıldığını" söyledi.

Analistler, Fransa'nın Hafter güçlerine destek vermesinin arkasında Libya'da İslami bir yönetim kurulması olasılığı ve mülteci akınından duyduğu kaygıların yanı sıra Sahel Bölgesi olarak adlandırılan Moritanya, Mali, Nijer, Çad ve Sudan hattında radikal İslamcı gruplara yönelik sürdürdüğü askeri operasyonlarda Hafter'e bağlı güçlerle işbirliği içerisinde hareket etmesinin yattığını belirtiyor.

Fransa, Türkiye'yi Libya'ya yönelik silah ambargosunu delmekle ve Ocak ayında Berlin'de üzerinde mutabık kalınan yol haritasındaki yükümlülüklerine uymamakla suçluyor. Fransız Cumhurbaşkanlığı da Türkiye'nin Libya'ya uygulanan silah ambargosunu ihlal ettiğini, Türkiye'nin NATO'dan faydalandığını ve Fransa'nın buna izin vermeyeceğini belirtmişti.

Diğer yandan Türkiye'nin UMH'ye son dönemde verdiği askeri destek, Hafter güçlerinin ilerleyişini durdurmasını sağladı.

Türkiye, kendisine yöneltilen iddiaları reddediyor ve Fransa'nın Libya politikasını "karanlık ve izah edilemez" olarak nitelendiriyor.

Dışişleri Bakanlığı, "Ülkemizin Libya'ya yönelik tutumuna dair iddiaları, Fransa'nın Libya'ya yönelik karanlık ve izah edilemez politikasının yeni bir göstergesidir. Ülkemiz meşru hükümetin yanındayken, Fransa BM ve NATO kararları hilafına darbeci ve gayrı meşru bir şahsın yanındadır" yanıtını vermişti.

Aslında BM Libya'ya silah ambargosu kararını 2011'de aldı. Ancak bu ambargonun sık sık delinmesi üzerine, Berlin'de düzenlenen Libya konferansında, ambargonun daha sıkı denetlenmesine karar verilmişti.
<h2 class="story-body__crosshead">Doğu Akdeniz gerilimi</h2>
İki NATO üyesini Akdeniz'de karşı karşıya getiren süreç, Kıbrıs açıklarında doğalgaz aranmaya başlanmasıyla alevlendi.

Ada açıklarında keşfedilen dev doğalgaz yataklarının çıkartılmasına Kuzey Kıbrıs ve Türkiye'nin dahil edilmemesine Ankara'nın duyduğu öfkeyi görmezden gelen Kıbrıs hükümeti, aralarında Fransız şirketi Total'in de bulunduğu uluslararası şirketlere doğalgaz arama ve çıkartma hakları verdi.

Türkiye'nin bunun üzerine Doğu Akdeniz'de başlattığı sondaj faaliyetleri ve Libya'yla yapılan deniz yetki alanı mutabakatı, Ankara ve Atina arasındaki gerilimi artırırken; Fransa, İtalya, İsrail, Mısır, Lübnan, Kıbrıs gibi diğer Akdeniz ülkelerinin tepkisine neden oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 29 Ocak'ta Yunan Başbakanı Kiryos Miçotakis ile yaptığı görüşmenin ardından, bölgeye Fransız savaş gemilerini göndermeyi teklif etmişti.

Macron, Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında "Fransa'nın Libya-Türkiye anlaşmasından üzüntü duyduğunu en net şekilde ifade ediyorum" demişti.

Miçotakis de Fransa'nın Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı Yunanistan'ı desteklemek için savaş gemileri gönderme teklifini "memnuniyetle karşıladığını" söylemiş ve gönderilecek gemileri "barışın garantörü" olarak nitelendirmişti. (BBC) ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Dilek Dündar'a yakalama kararı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dilek-dundara-yakalama-karari-1736.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dilek-dundara-yakalama-karari-1736.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dilek-dundara-yakalama-karari-1736.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/dilekic.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar hakkında yakalama kararı çıkarıldığı bildirildi.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığından, Dilek Dündar için Kumbahçe Mahallesi Çavuşoğlu Sokak'ta eşi Can Dündar ile adına <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dilek-dundara-yakalama-karari-1736.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar hakkında yakalama kararı çıkarıldığı bildirildi.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığından, Dilek Dündar için Kumbahçe Mahallesi Çavuşoğlu Sokak'ta eşi Can Dündar ile adına kayıtlı mülkte, imara aykırılık ve hazine arazisini işgal ettiği gerekçesiyle ifadesine başvurmak üzere hakkında yakalama kararı çıkarıldığı öğrenildi.

Öte yandan, tahliye için 15 gün süre verilen villada, 11 Haziran'da Bodrum Belediyesi ile Bodrum Milli Emlak Müdürlüğü ekiplerince inceleme yapılmıştı.

<img src="https://www.toplumsal.com.tr/images/haberler/2020/06/dilek-dundar-hakkinda-yakalama-karari-cikarildi_c52aa.jpg" alt="Dilek Dündar hakkında yakalama kararı çıkarıldı" />
<h6>Can ve Dilek Dündar</h6>
<strong>Yurt dışına gittiğini duyurmuştu</strong>

Pasaportuna el konulan Dilek Dündar, Haziran 2019’da sosyal medya hesabından yurt dışına çıktığını duyurmuştu.

Dilek Dündar, sosyal medya hesabından eşi Can Dündar ve oğlu Ege Dündar ile bir fotoğrafını paylaşarak şunları kaydetmişti: "Tam üç yıldır, hakkımda hiçbir soruşturma olmadığı halde, hukuksuz olarak pasaportum elimden alındı, yurtdışına çıkışım engellendi. Tüm yasal yolları denedim, sonuç alamadım. Anayasa Mahkemesi, iki yıldır dosyamı ele almadı. Onlar anayasaya uymadılar, ben üç yıl yasalara güvenmenin bedelini, ailemden uzak kalarak ödedim. Sonunda annelik hakkımı kullandım ve aileme kavuştum. Umarım en kısa zamanda Türkiye hukuka, ayrı düşen tüm aile mensupları birbirine kavuşur." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Europol: Karantina sürecinde çocuk istismarı katlanarak arttı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/europol-karantina-surecinde-cocuk-istismari-katlanarak-artti-1733.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/europol-karantina-surecinde-cocuk-istismari-katlanarak-artti-1733.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/europol-karantina-surecinde-cocuk-istismari-katlanarak-artti-1733.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/euro.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa Polis Teşkilatı Europol, koronavirüs sebebiyle yaşanan son birkaç aydaki karantina döneminde çocuk istirmacılarının internet üzerinden cinsel içerikli birçok materyal paylaştığını, dünya geneli<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/europol-karantina-surecinde-cocuk-istismari-katlanarak-artti-1733.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa Polis Teşkilatı Europol, koronavirüs sebebiyle yaşanan son birkaç aydaki karantina döneminde çocuk istirmacılarının internet üzerinden cinsel içerikli birçok materyal paylaştığını, dünya genelinde bu tarz içeriklerin artış gösterdiğini tespit etti.

Euronews Türkçe'den Kerem Congar'ın haberine göre Europol yetkilileri günlük hayatlarında dışarıda çocukları istismar eden kişilerin salgın döneminde evlerinde kalmak zorunda olduklarını, özellikle sosyal medya, kişiden kişiye ağ (peer to peer network) ve karanlık internet üzerinden cinsel içerikli materyal değiş tokuşu yaptıklarını duyurdu.

Europol'un internet sitesinde paylaştığı açıklamada, "Çocuklar ve çocuk istismarcıları karantina döneminde evlerinde kaldılar. Emniyet mensupları geçen birkaç aylık dönemde çocuk istismarına yönelik cinsel içerikli görsellerin sirkülasyonunda büyük bir artış olduğunu saptadı." ifadeleri yer aldı.

Europol Direktörü Catherine De Bolle, internet üzerinde küçük çocuklarla alakalı paylaşılan cinsel istismar fotoğrafları ve videolarının zaten son yıllarda artış gösterdiğini, ancak karantina döneminde bunun had safhaya ulaştığını söyledi. Europol yetkillileri güvenlik görevlilerinin bu çerçevede çocukların eğitimlerine odaklanmaları gerektiğini, gençlerin kurban olmaktan sakınmaları için çalışmalar yapmalarının şart olduğunu ifade etti.
<h2>Her sene 6.6 milyon çocuk cinsel istismara uğruyor</h2>
Bu kapsamda Europol çocuk istismarına dikkat çekmek ve gençleri bu tarz olaylardan korumak amacıyla #SayNo (hayır de!) ve "Trace an object" (İzleri takip et) adlı bazı kampanyalar başlattı.
<div class="widget widget--type-image widget--size-fullwidth widget--align-center">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents">
<figure class="widget__figure"><img class="widgetImage__image" src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/808x573_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg" srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/202x143_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 202w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/266x189_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 266w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/404x287_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 404w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/534x379_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 534w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/606x430_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 606w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/808x573_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 808w" alt="Mike Corder/Copyright 2017 The Associated Press. All rights reserved." data-src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/808x573_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg" data-srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/202x143_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 202w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/266x189_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 266w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/404x287_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 404w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/534x379_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 534w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/606x430_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 606w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/10/78/808x573_cmsv2_4c438077-389a-5480-9f7c-8709f005cc1b-4761078.jpg 808w" /></figure>
</div>
</div>
</div>
</div>
Childrenhelp.org verilerine göre dünya genelinde her 10 saniyede bir çocuk istismarı yaşanıyor. Her sene yaklaşık 6.6 milyon çocuk cinsel taciz, saldırı ya da internet üzerinden istismara uğrarken, bu konudaki en kötü istatistik Amerika Birleşik Devletleri'ne ait. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ 'Kayyımlar demokratik prensiplere aykırı' ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kayyimlar-demokratik-prensiplere-aykiri-1731.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kayyimlar-demokratik-prensiplere-aykiri-1731.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kayyimlar-demokratik-prensiplere-aykiri-1731.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/venedik.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye'nin kurucu üyesi olduğu 47 ülkeli Avrupa Konseyi'ne bağlı Venedik Komisyonu Türkiye'nin 31 Mart 2019 tarihinden sonra ülkenin güneydoğusundaki belediyelere atadığı kayyım atamalarının demokrat<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kayyimlar-demokratik-prensiplere-aykiri-1731.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye'nin kurucu üyesi olduğu 47 ülkeli Avrupa Konseyi'ne bağlı Venedik Komisyonu Türkiye'nin 31 Mart 2019 tarihinden sonra ülkenin güneydoğusundaki belediyelere atadığı kayyım atamalarının demokratik prensiplere aykırı olduğunu duyurdu.

Venedik Komisyonu'nun konu ile ilgili görüşü Avrupa Konseyi'nin Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından talep edildi.

Türk hükümetine, alınan kararların iptal edilmesi çağrısında bulunan Venedik Komisyonu, OHAL'in kaldırılmasına rağmen etkilerinin sürdüğünün altını çizdi. Venedik Komisyonu alınan kararların demokrasinin temel prensiplerini ihlal ettiği görüşünde.

Diyarbakır, Mardin ve Van belediye başkanları görevlerinden alınarak yerine kayyım atanmıştı.

Venedik Komisyonu alınan kararların 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin ardından yürürlüğe giren olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
<h2>'Olağanüstü önlemler kanıtlara dayanmalı'</h2>
Raporda, "Venedik Komisyonu, Türkiye'nin Güneydoğu bölgesindeki terör tehdidinin farkında. Böyle bir tehdit olağanüstü önlemleri haklı kılabilir. Bu tür önlemler ilgili yasal hükümlere saygı bir şekilde uygulanmalı, kanıtlara dayanmalı ve izlenen amaç ile orantılı olmalıdır...Olağanüstü hal 2018'de sona erdi ancak kayyım atamalarının sürekli gündeme getirilmesi endişe verici. Bu değişikliklerin gerekliliği, olağanüstü hal sırasında bile şüpheli görünüyordu. Bu endişe elbette acil durumun sona ermesi ile daha da büyüdü." ifadeleri yer alıyor.

Venedik Komisyonu, 'Yüksek Seçim Kurulunun aldığı kararlar uluslararası norm ve standartlarla tutarsızdır bu yüzden iptal edilmelidir' görüşünü bildirdi.
<h2>Venedik Komisyonu nedir?</h2>
Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu ya da daha çok bilinen adıyla Venedik Komisyonu, Avrupa Konseyi’nin anayasal konularda danışma organıdır. Bir nevi Avrupa Konseyi bünyesinde “bağımsız düşünce kuruluşu” gibi çalışmaktadır. 1990 yılında 18 Avrupa ülkesinin taraf olduğu bir anlaşmayla kurulmuştur.
Türkiye, kuruluşundan bu yana (10.05.1990) Komisyonun üyesidir. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye ve İtalya Libya'yı görüştü ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ve-italya-libyayi-gorustu-1729.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ve-italya-libyayi-gorustu-1729.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ve-italya-libyayi-gorustu-1729.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/lib.jpeg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Libya'da gerilimin tırmandığı bir dönemde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve İtalyan mevkidaşı Di Maio Ankara'da bir araya geldi. Çavuşoğlu İtalya'ya işbirliği teklifinde bulunurken Di Maio "siyasi çözüm" <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ve-italya-libyayi-gorustu-1729.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Libya'da gerilimin tırmandığı bir dönemde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve İtalyan mevkidaşı Di Maio Ankara'da bir araya geldi. Çavuşoğlu İtalya'ya işbirliği teklifinde bulunurken Di Maio "siyasi çözüm" vurgusu yaptı.

Libya krizinde uluslararası gerilimin tırmandığı bir dönemde, Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekleyen iki ülke; Türkiye ve İtalya'nın dışişleri bakanları bir araya geldi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İtalyan mevkidaşı Luigi Di Maio ile Ankara'da yaptığı görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında, "İtalya ile birlikte Libya'da kalıcı bir barış ve sonuç getirici bir siyasi süreç için çalışmaya devam edeceğiz. Burada İtalya'nın oynadığı kritik rolün farkındayız. Ve kendilerine teşekkür ediyoruz. Dengeli bir rol oynadılar. Bazı AB ülkeleri gibi darbeci Hafter'in yanında olmadı, ama ateşkes ve siyasi süreç için samimi çaba sarf etti" ifadelerini kullandı.

<strong>İtalya'ya enerji tedariğinde işbirliği teklifi</strong>

Çavuşoğlu, Çarşamba günü Trablus'ta gerçekleştirdiği temaslar hakkında Di Maio'ya bilgi verdiğini de belirterek Libya konusunda "Bundan sonraki ikili, üçlü ve diğer platformlardaki çabalarımızda İtalya'yı birlikte görmek istiyoruz" dedi ve bunu Rusya'ya ve diğer ülkelere de söylediklerini belirtti. Türk Dışişleri Bakanı ayrıca "Libya'nın enerji tedariğinde İtalya ile bir arada çalışmak isteriz" ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan'dan oluşan üst düzey heyetin sürpriz Trablus ziyareti nedeniyle İtalya Dışişleri Bakanı'nın Çarşamba gününe planlanan Ankara ziyareti ertelenmişti.

<strong>İrini'ye eleştiri</strong>

Çavuşoğlu AB'nin Libya'ya yönelik silah ambargosunu denetleme misyonu olan İrini'ye yönelik eleştilerde de bulundu.

İrini'ye dahil olan İtalya'nın iyi niyetinden şüpheleri bulunmadığını ancak İrini'nin taraflı bir operasyon olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "Şimdi açıkça ben sormak isterim: Suriye'den Libya'ya gelen savaş uçaklarıyla ilgili İrini'nin herhangi bir açıklaması,  tespiti oldu mu ya da Abu Dabi'den gelen silahlarla ilgili bir tespiti olabildi mi? İrini'nin içinde olan Fransa'nın sürekli Hafter'e silah vermesiyle ilgili bir raporlaması var mı, havadan gelen? Bunun içinde olan Fransa bizzat oraya silah götürüyor" ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu genel anlamıyla İrini operasyonunun Libya sorununun çözümüne ya da ambargo gibi konuların çözümüne ve denetlenmesine bir katkı sağlayamayacağını kaydetti.

<strong>İtalyan bakandan siyasi çözüm vurgusu</strong>

İtalya Dışişleri Bakanı Di Maio, Libya'da ihtilafın artık sona erdirilmesi ve tarafların silah ambargosunu delecek şekilde sürekli silah yığmasının engellenmesi gerektiğini belirterek "Artık İtalya için hatta AB için Libya bir güvenlik tehdidi oluşturmamalı. Bunun için de politik çözüm gerekiyor" dedi.

İtalyan Bakan,  "Biz Birleşmiş Milletler tarafından önderlik yapılan barış sürecini destekliyoruz  Berlin Konferansında ifade edildiği gibi. Libyalı tarafların tekrar masaya oturma niyetinden de memnuniyet duyuyoruz. Bu şekilde artık sürdürülebilir bir ateşkes olmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.

Türkiye, İtalya ve Katar, BM tarafından tanınan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) desteklerken Fransa, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)  Libya'nın doğusunu kontrolü altında tutan General Halife Hafter'e destek veriyor.

<img src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/76/09/62/602x338_cmsv2_27f6a6c0-7703-55ed-a7ee-72e8cc2abe85-4760962.jpg" alt="Çavuşoğlu: İtalya, Libya konusunda dengeli rol oynamıştır | Euronews" />

<strong>Kıbrıs ve Doğu</strong><strong> Akdeniz gündemi</strong>

Çavuşoğlu görüşmede, doğal gaz arama ve sondaj çalışmaları nedeniyle bölge ülkeleri arasında gerginlik yaşanan Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularının da gündeme geldiğini kaydetti.

"Biz Türkiye olarak Doğu Akdeniz’in çatışma alanı değil işbirliği alanı olmasını istiyoruz. Aynı duygu ve düşünceyi İtalya’da da gördük" ifadelerini kullanan Çavuşoğlu, "Ancak şu an Türkiye’yi dışlama çabalarının neticesi olarak maalesef bu işbirliği yok. Biz de kendi haklarımızı korumak için adımlar atmak durumunda kaldık" diye konuştu.

Çavuşoğlu bu konularda işbirliğine hazır olduklarını Yunanistan’a söyledikleri gibi İtalya’ya da söylediklerini kaydederek "İtalya’nın bu konularda yapıcı bir rol üstlenmek istediğini gördük" dedi ve bunu Türk tarafının memnuniyetle karşılayacağını söyledi.

Çavuşoğlu ayrıca Avrupa Birliği (AB)'nin Türkiye'ye ilişkin seyahat uyarısının objektiflikten çok uzak olduğunu belirterek, İtalya ile Türkiye arasındaki turizmin Ağustos ayı itibarıyla başlamasını istediklerini belirtti.

<strong>Yunanistan'</strong><strong>dan AB'ye: Zayıf görünmemeliyiz</strong>

Öte yandan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis Birleşmiş Milletler tarafından Libya’ya uygulanan silah ambargosunun uygulanmasında AB’nin "zayıf" görünmemesi gerektiğini söyledi. Yunan Başbakanının açıklaması Fransa'nın Akdeniz'de bir Türk fırkateyninin Fransız savaş gemisini taciz ettiği yönündeki suçlamasının ardından geldi.

Mitsotakis, "Kararlar alıp ardından bunları uygulamada zayıflık gösteremeyiz" dedi.

Fransa, iki Türk fırkateyninin eşlik ettiği Tanzanya bandıralı "Çirkin" adlı kargo gemisini, Libya'ya silah taşıyarak BM'nin silah ambargosunu ihlal ettiği şüphesiyle arama girişiminde bulunulduğunu ve Türk fırkateynlerinin "son derece saldırgan" bir şekilde bu girişimi engellediğini ileri sürmüştü.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Fransa'nın suçlamasının inceleneceğini açıklamış, Türkiye ise suçlamaları reddetmişti.

Aynı kargo gemisi daha önce de Yunan askeri gemisi tarafından kontrol edilmek istenmiş, ancak gemiye eşlik eden Türk fırkateynleri bu girişimi engellemişti.

<strong>BM'nin silah ambargosu kararı</strong>

Birleşmiş Milletler (BM), Libya'ya silah ambargosu kararını 2011 yılında almıştı. Ancak BM kararının Libya'da sıklıkla ihlal edilmesi nedeniyle Berlin'de Şubat ayında düzenlenen Libya konferansında katılımcı ülkeler silah ambargosunun daha sıkı denetlemesi konusunda taahhütte bulundu. Mart ayı sonunda da AB'nin ortak bir askeri misyonla Libya'ya yönelik ambargoyu denetlemesi kararlaştırmıştı. Irini adı verilen misyon, Mayıs ayı başında göreve başladı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Barolar yürüyor... ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolar-yuruyor-1725.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolar-yuruyor-1725.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolar-yuruyor-1725.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/barolar_0.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İktidar baroların yapısını değiştirecek yasal düzenlemeden geri adım atmadı, barolar "savunma yürüyüşü" başlattı. Ankara’da buluşacak baro başkanları ve avukatlar, "cübbeli yürüyüş" ya da "duran adam"<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/barolar-yuruyor-1725.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ İktidar baroların yapısını değiştirecek yasal düzenlemeden geri adım atmadı, barolar "savunma yürüyüşü" başlattı. Ankara’da buluşacak baro başkanları ve avukatlar, "cübbeli yürüyüş" ya da "duran adam" eylemi planlıyor.

Hükümeti bir ilde birden çok baro kurulması ve baro seçimlerinin nisbi temsil sistemine göre yapılmasını içeren yasa değişikliği çalışmasından vazgeçiremeyen barolar, Ankara’ya doğru "savunma yürüyüşü" başlattı.

İstanbul, İzmir, Antalya, Aydın baroları başta olmak üzere Türkiye genelindeki 80 barodan 50 baronun başkan ve avukatlarının başlattığı yürüyüşle Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ve adil yargılama konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekilmek isteniyor.

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu üzerinde "Güçlü baro güçlü avukat" yazılı tişörtü ile yürüyüşü başlatırken Ankara’ya yolculuğun "basit bir yolculuk" gibi görülmemesini istedi. Durakoğlu "Yüreğimizin götürdüğü yere yürüyoruz. Bizim yüreğimizin götürdüğü yer hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve savunmanın güvenliğidir. Bunu sağlamaya çalışıyoruz. Bütün bunları toplum adına yapıyoruz. Açtığımız bu yolda siyasi iktidar da bize katılabilir" ifadelerine yer verdi.

Hükümeti bir ilde birden çok baro kurulması ve baro seçimlerinin nisbi temsil sistemine göre yapılmasını içeren yasa değişikliği çalışmasından vazgeçiremeyen barolar, Ankara’ya doğru "savunma yürüyüşü" başlattı.

İstanbul, İzmir, Antalya, Aydın baroları başta olmak üzere Türkiye genelindeki 80 barodan 50 baronun başkan ve avukatlarının başlattığı yürüyüşle Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ve adil yargılama konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekilmek isteniyor.

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu üzerinde "Güçlü baro güçlü avukat" yazılı tişörtü ile yürüyüşü başlatırken Ankara’ya yolculuğun "basit bir yolculuk" gibi görülmemesini istedi. Durakoğlu "Yüreğimizin götürdüğü yere yürüyoruz. Bizim yüreğimizin götürdüğü yer hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve savunmanın güvenliğidir. Bunu sağlamaya çalışıyoruz. Bütün bunları toplum adına yapıyoruz. Açtığımız bu yolda siyasi iktidar da bize katılabilir" ifadelerine yer verdi.

<strong>Ankara'</strong><strong>da eylem planı</strong>

Baro başkanlarını Ankara’ya girişlerinde Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan karşılayacak. Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB) olağanüstü toplantı talebini iletecek barolar, Anıtkabir’i ve meclisi ziyaret edecekler. Baro başkanlarının Ankara’da "cübbeli yürüyüş" ya da "duran adam" eylemi yapması bekleniyor.

Hükümetin Ekim ayında yapılacak baro seçimleri öncesi yasalaştırmayı hedeflediği değişikliğe ilişkin müzakere süreci başlatan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu ve 31 baro başkanı, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile geçen hafta bir araya gelmiş, yasa değişikliğinden vazgeçilmesini istemişti.

Görüşme sonrası Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Yargının kurucu unsuru olan savunmanın renklendirilmesi, bu anlamda farklı bir ideolojik bir takım barajlara hapsedilmesi anlamındaki çalışmaların yargıya çok katkı yapmayacağına inanıyorum" demişti. Gül'ün bu sözleri "çoklu baro"ya itiraz olarak yorumlandı ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geri adım atmadığı bilgisi baroları yürüyüş planını gerçekleştirmeye yönlendirdi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Çocuğa cinsel istismar suçlarında rekor artış ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cocuga-cinsel-istismar-suclarinda-rekor-artis-1722.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cocuga-cinsel-istismar-suclarinda-rekor-artis-1722.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cocuga-cinsel-istismar-suclarinda-rekor-artis-1722.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/cock.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Adalet Bakanlığı’nca yayımlanan adli istatistiklere göre, Türkiye’de çocuğa cinsel istismar suçu son sekiz yılın rekorunu kırdı. 2019’da bu suçtan 28 bin 360 dava açılırken davaların yüzde 55’i mahkûm<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cocuga-cinsel-istismar-suclarinda-rekor-artis-1722.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="detail__spot">Adalet Bakanlığı’nca yayımlanan adli istatistiklere göre, Türkiye’de çocuğa cinsel istismar suçu son sekiz yılın rekorunu kırdı. 2019’da bu suçtan 28 bin 360 dava açılırken davaların yüzde 55’i mahkûmiyet ile sonuçlandı. İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı da rekor kırarak 31 milyonu aştı.</p>
Birgün gazetesinden Mustafa Mert Bildircin'in haberi göre Adalet Bakanlığı, 2019 yılına ilişkin adli istatistik verilerini açıkladı. Buna göre, çocuğa yönelik cinsel istismar suçu, son sekiz yılın en tepe noktasına ulaştı. Verilere göre, ceza mahkemelerinde 2019’da çocuğa cinsel istismar suçundan 28 bin 360 dava açıldı. Davalarının 15 bin 651’i mahkumiyet ile sonuçlanırken 6 bin 420 beraat kararı alındı.

Adalet Bakanlığı’nca yayımlanan adli istatistiklere göre, Türkiye’de 2019 yılında toplam 13 milyon 562 bin 961 kişiye, “Şüpheli” sıfatı ile işlem yapıldı. Cumhuriyet Başsavcılıkları’ndaki soruşturma dosyalarındaki şüpheli sayısı, 2012 yılına göre yüzde 57 arttı. Şüphelilerin yüzde 85’inin erkek, yüzde 15’inin ise kadın olduğu bildirildi.

<img src="https://www.halilibrahimcelik.av.tr/wp-content/uploads/2016/11/cinsel-istismar-nitelikli-basit-agirlastiran-haller-sucun-cezasi.jpg" alt="Cinsel istismar suçu, Çocuğa Yönelik Cinsel İstismar Cezası" />

Ceza mahkemelerinde 2019’da toplam 11 bin 244 cinsel saldırı suçu karara bağlandı. 2018’e göre bin 846 artış gösteren kararların yüzde 50,6’sını mahkumiyet kararları oluşturdu. Verilerin en çarpıcı olanı ise çocukların cinsel istismarı suçlarına ilişkin görüşülen dosya sayısındaki artış oldu. Buna göre, 2019 yılında çocuğa cinsel istismar kapsamında toplam 28 bin 360 dosya görüşüldü. Açılan davalardaki suç sayısının toplam 22 bin 689 olduğu belirtilirken 19 bin 936 çocuğa cinsel istismar davası karara bağlandı. Ceza mahkemelerinde çocuğa cinsel istismar suçundan açılan davaların sayısı 2015 yılına göre 2019’da yüzde 50 arttı.

İstatistikler, Türkiye’deki çocukların içinde bulunduğu karamsar tabloyu da gözler önüne serdi. Verilere göre, 2019 yılında 130 bin 983 çocuk, suça sürüklendi. Suça sürüklenen çocukların 77 bin 807’si hakkında mahkumiyet kararı verildi. Türkiye’de suça sürüklenen 12-15 yaş aralığında toplam 88 bin 544 çocuk, “Malvarlığına karşı suç işlediği” gerekçesiyle hüküm giydi.

<strong>31 MİLYON İCRA VE İFLAS DOSYASI</strong>

Türkiye’de giderek derinleşen ekonomik kriz nedeniyle borcunu ödeyemeyen yurttaş sayısı katlanarak artarken, icra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı da rekor kırdı. 2018 yılından devredenlerle birlikte toplam dosya sayısı 31 milyon 485 bin 90’a ulaştı. İcra ve iflastaki dosya sayılarındaki artış, 21 milyon dosyanın olduğu 2012 yılına göre 2019’da, yüzde 49 arttı.

<strong>YÜZ BİNLERCE İHBAR DOSYASI</strong>

Cumhuriyet Başsavcılıkları’ndaki ihbar dosya sayısı da 2018 yılına oranla 2019 yılında üç kata yakın arttı. 2018 yılında 58 bin 789 ihbar dosyası bulunurken bu sayı 2019 yılında 167 bin 293’e yükseldi. Dosyaların 119 bin 623’ü hakkında, “Soruşturmaya yer yok” kararı verildi. Dosyaların, 2015 yılında 381 olan ortalama görülme süresi de 2019 yılında 416 güne olarak kaydedildi.

<strong>FAİLİ MEÇHUL DOSYALAR</strong>

Rapora göre, 2019 yılındaki faili meçhul dosya oranı da 2018’e göre arttı. Cumhuriyet Başsavcılıkları’ndaki toplam 9 milyon 342 bin 676 faili meçhul dosyanın tüm dosyalar içindeki oranının yüzde 45,6 olduğu belirtildi. En çok faili meçhul dosyanın, yüzde 53,6 ile Marmara Bölgesi’nde bulunduğu ifade edildi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Adalet Bakanlığı'na 9 ayda 396 'İşkence' başvurusu ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/adalet-bakanligina-9-ayda-396-iskence-basvurusu-1720.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/adalet-bakanligina-9-ayda-396-iskence-basvurusu-1720.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/adalet-bakanligina-9-ayda-396-iskence-basvurusu-1720.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/isken.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Cezaevlerindeki mahkûmlar, Adalet Bakanlığı’na 9 ayda 396 işkence ve kötü muamele başvurusu yaptı. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldıkları işkence-kötü <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/adalet-bakanligina-9-ayda-396-iskence-basvurusu-1720.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Cezaevlerindeki mahkûmlar, Adalet Bakanlığı’na 9 ayda 396 işkence ve kötü muamele başvurusu yaptı. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldıkları işkence-kötü muameleye ilişkin verdiği soru önergesine Adalet Bakanlığı’ndan bir yıl sonra yanıt geldi. “Hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır” denilen yanıtta, 1 Ekim 2019’dan 18 Haziran’a kadar 396 işkence ve kötü muamele başvurusu yapıldığı belirtildi.

Tanrıkulu, Adalet Bakanlığı’na “Tutuklu, hükümlü veya yakınlarına kötü muamele, şiddet, insanlık onuruna yakışmayacak şekilde muamele, sağlık hakkına erişim gibi konularda ilgili mercilere ulaşmış kaç şikâyet bulunmaktadır?” diye sordu. Cezaevleri STK’ler tarafından denetlendiği belirtilen Bakanlık yanıtında, şöyle dendi : “Hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleri ile ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir. 15 Temmuz sonrasındaki süreçte ceza infaz kurumlarında kötü muamele ve işkenceye dair medyada yer alan iddiaları takip etmek üzere Bakanlığımız Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde özel bir birim oluşturulmuştur.” ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ ABD'nin Medya Raporu : Erdoğan'ın medyayı kontrol çabaları geri tepiyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abd-dusunce-kurulusunun-turk-medyasi-raporu-sunulan-pembe-tabloya-guven-yok-1717.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abd-dusunce-kurulusunun-turk-medyasi-raporu-sunulan-pembe-tabloya-guven-yok-1717.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abd-dusunce-kurulusunun-turk-medyasi-raporu-sunulan-pembe-tabloya-guven-yok-1717.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/medya-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ ABD’nin başkenti Washington’daki düşünce kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi (Center for American Progress - CAP), “Türkiye’nin Değişen Medya Manzarası” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapora göre, Türki<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abd-dusunce-kurulusunun-turk-medyasi-raporu-sunulan-pembe-tabloya-guven-yok-1717.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ ABD’nin başkenti Washington’daki düşünce kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi (Center for American Progress - CAP), “Türkiye’nin Değişen Medya Manzarası” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapora göre, Türkiye’de iktidarın medya üzerinde uyguladığı yoğun sansür ve baskı kampanyasına rağmen, son yıllarda daha belirgin hale gelen iki kilit eğilim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın medyayı denetimi altına alma çabalarına balta vuruyor: Birincisi ülkede medyaya duyulan güvensizliğin derin boyutlarda artması, ikincisi de Türk halkının haberleri edinme şekillerinde görülen ayrışma.

Amerikanın Sesi"nin haberine göre, Corona virüsüyle ilgili haberlerin takibinden örnek verilen raporda, geleneksel medyanın dürüstlüğünden tereddüt eden birçok kişinin, medyada hükümetin salgına verdiği karşılığa ilişkin sunulan “pembe tabloyu” şüpheyle karşıladığı ve bu konudaki gelişmeleri takip etmek için sosyal medyaya yöneldiği belirtiliyor.

Salgının, Türkiye’de hükümet yanlısı ve muhalif seçmenlerin birbirlerinden apayrı “medya gerçeklikleri’’ içinde yaşadığını gösterdiği gözlemine yer verilen raporda, bir tarafın “dünyanın Türkiye’yi hayranlıkla izlediği’’ mesajını, diğer tarafınsa sosyal medyada “yeni kazılan mezarlarla ilgili videoları’’ gördüğüne değiniliyor.

Bununla birlikte, her ne kadar televizyon ve yazılı medyaya egemen olan hükümet yanlısı seslere bir alternatif oluştursa da sosyal medyanın da, doğru bilgilerin yanı sıra yarı doğru bilgiler ya da kışkırtıcı nitelikte dezenformasyonu da içeren karmaşık bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekiliyor. Yani hükümet yanlısı geleneksel medyaya “güvenmeyen” Türkler “doğru bilgi” için sosyal medyaya yöneliyor olsa da, bu platformda da “kasıtlı ya da kasıtsız yayılan hatalı bilgiler’’ yüzünden yanlış yönlendirilebiliyor ve bu durum da siyasi tavırları ya da oy tercihlerine yansıyabiliyor.

<strong>“Medya ortamındaki hızlı değişim Erdoğan’ın siyasi geleceğini etkileyebilir’’</strong>

Rapora göre, Türkiye’de medyadaki bu hızlı değişimin hem iç ve dış politika hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi geleceği üzerinde kritik önemde etkileri olabilir. Raporda, online ve geleneksel medyadaki mevcut eğilimlerin, partizan çevreler ve dış aktörlerin dezenformasyon yayma, kutuplaşmayı daha da körükleme ve siyasi hesap verebilirliği zayıflatma kabiliyetlerini arttırabileceği tespiti yapılıyor. Örneğin, medyadaki artan dezenformasyon ve partizanlığın Türk hükümetinin salgına yanıt vermede ilk başta ağır kalmasında rol oynamış olabileceği görüşü dile getiriliyor.

Dış politikada da aynı şekilde, hükümetin medyayı kontrolu altına alma çabaları sayesinde kamuoyu denetiminin etkisinin kırıldığı ve dolayısıyla riskli kararların ardından içeride siyasi bedel ödeme ihtimalinin azaldığı belirtiliyor.

Rapora göre medyanın geçirdiği dönüşüm Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimlerde çoğunluğu elde etme kabiliyetini de etkileyebilir. Raporda, hükümetin sansür ve baskı yoluyla belirli kesimlerden oy toplamayı başardığı ancak Türkler’i internet ve sosyal medyaya iterek, kendisi açısından bazı siyasi kırılganlıklar da yarattığı değerlendirmesi yapılıyor. Online haber kaynaklarının geleneksel medyaya göre hükümetin daha az kontrol edebildiği bir alan olduğuna ve bu platformlara yönelenlerin hükümete yönelik eleştirel içeriklere daha kolay erişebildiğine dikkat çekiliyor.

Raporda, online haberler ve sosyal medyaya yönelmenin, Erdoğan’ın kendi kampında bile popülaritesinin zarar görmesi potansiyelini beraberinde getirdiği yorumu yapılıyor. Raporda ayrıca, online haberler ve sosyal medyanın tıpkı MHP’den ayrılanların İYİ Parti’yi kurması gibi AKP’den de ayrılıkları hızlandırabileceği yorumu öne sürülüyor ve Ali Babacan’la Ahmet Davutoğlu örnekleri hatırlatılıyor.

<strong>Türkiye’de halk geleneksel medyaya güvenmiyor</strong>

CAP’ın 24 Mayıs 2018-4 Haziran 2018 tarihleri arasında 28 ilde 2.534 kişiyle yüz yüze görüşerek Metropoll araştırma şirketine yaptırdığı bir anketin sonuçları üzerinden analizlere yer verilen raporda, iki yıl önce bile, hükümet yanlısı seçmenlerde dahi medyaya olan güvensizliğin geniş bir boyutta olduğuna ve bu güvensizliğin de Türk halkını geleneksel haber kaynaklarından uzaklaştırdığının görüldüğüne dikkat çekiliyor.

Rapora göre, Türk halkı medyaya karşı derin bir güvensizlik besliyor. Metropoll’un anketine katılanların yüzde 70’i medyayı “taraflı ve güvenilmez’’ bulurken, iktidar partisi AKP’nin destekçileri arasında bile bu oran yüzde 50. Ana muhalefet partisi CHP seçmenlerinde ise medyaya güvensizlik yüzde 87 düzeyinde. Seçmenleri arasında medyaya güvenizliğin en yüksek olduğu parti yüzde 94’le HDP olurken, MHP’lilerin yüzde 63’ü, İYİ Partililer’in de yüzde 82’si medyaya güvenmiyor.
<div class="wsw__embed">
<figure class="media-image js-media-expand js-media-expand--ready">
<div class="img-wrap">
<div class="thumb"><img class=" enhanced" src="https://gdb.voanews.com/1AB8F88E-7715-4A1D-9EF6-6E5EA98370AF_w650_r0_s.png" alt="" /></div>
</div></figure>
</div>
<strong>AKP seçmeninin bile üçte biri “medya özgür değil” diyor</strong>

Ankete görüş bildirenlerin yüzde 56’sı medyanın özgür olmadığı görüşünü dile getirirken, medyayı özgür bulanların oranı yüzde 40’ta kaldı. Yüzde 4’lik kesimse bu soruya yanıt vermedi.

Araştırma, hükümetin medyayı kontrol ettiği görüşünün AKP tabanı arasında bile önemli oranda bir kesimce kabul gördüğünü ortaya koyuyor. AKP seçmenleri içinde yüzde 31 oranında bir kesim, Türkiye’de “medya özgür değil’’ derken, “medya özgür’’ diyenlerin oranıysa yüzde 66. CHP seçmenleri arasındaysa medyanın özgür olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 80’e çıkıyor. Bu oran HDP seçmenleri arasında yüzde 92, İYİ Parti seçmenleri arasında yüzde 78 ve MHP seçmenleri arasında da yüzde 53 olarak ölçüldü.
<div class="wsw__embed">
<figure class="media-image js-media-expand js-media-expand--ready">
<div class="img-wrap">
<div class="thumb"><img class=" enhanced" src="https://gdb.voanews.com/2176E8F2-F619-4C90-9B24-4821244A5088_w650_r0_s.png" alt="" /></div>
</div></figure>
</div>
<strong>“Medyaya güvensizlik sosyal medyaya rağbeti arttırıyor”</strong>

Rapora göre Türkiye’de medyaya yönelik bu derin güvensizlik halkın hükümetten daha bağımsız olan online medya kaynaklarına yönelmesine neden oluyor. Bunun sonucunda da, hükümetin internet medyasına göre daha kolay kontrol edebildiği yazılı basın ve televizyon sektörü, popülerliğini önemli ölçüde yitirdi. Yine de televizyon, Türkiye’de halkın haberleri edinmede açık ara ana kaynağı olmayı sürdürüyor ancak 2015 ve 2018 yıllarında televizyonun popülaritesi konusunda yapılan iki anket, televizyona olan ilginin de düştüğünü gösteriyor. Buna göre, 2015’te televizyonu ana haber kaynağı olarak gösterenlerin oranı yüzde 87’yken, 2018’te bu oran yüzde 72’ye düşmüş, yani üç yılda yüzde 15’lik düşüş yaşanmış. Aynı zaman aralığında haberler konusunda en başta sosyal medyayı tercih etme oranıysa yüzde 2’den yüzde 10’a yükselerek 5 kat artmış.

<strong>AKP seçmeni haberi televizyondan, muhalif seçmen sosyal medyadan alıyor</strong>

Ankette “Haberleri öncelikle hangi kaynaktan alıyorsunuz?’’ sorusuna verilen yanıtlar, Türk halkının tercihinde parti çizgilerinin belirgin rol oynadığını ortaya koyuyor. Genel olarak bakıldığında, televizyon yüzde 72’yle Türk halkının ana haber kaynağı olmaya sürdürürken, onu yüzde 10’la sosyal medya platformları, yüzde 9’la online haber portalları, yüzde 6’yla gazeteler ve yüzde 4’le de arkadaşlar ve aile çevresi takip ediyor. AKP destekçileri arasında da televizyon yüzde 80 oranıyla en popüler haber kaynağı, ancak bu oran CHP destekçileri arasında yüzde 64’e düşüyor. Sosyal medya platformlarını ana haber kaynağı olarak görenlerin oranı AKP destekçileri arasında yüzde 6’yken, CHP destekçileri arasında yüzde 14. Televizyonun popülaritesi AKP seçmenleri arasında 2015-2018 arasında yüzde 10 düşerken, CHP seçmenleri arasında yüzde 21, HDP seçmenleri arasında yüzde 30 düzeyinde düşmüş. Sosyal medyaya olan ilgiyse, AKP seçmenleri arasında yüzde 4, CHP seçmenleri arasında yüzde 11, HDP seçmenleri arasında da yüzde 16 artmış.
<div class="wsw__embed">
<figure class="media-image js-media-expand js-media-expand--ready">
<div class="img-wrap">
<div class="thumb"><img class=" enhanced" src="https://gdb.voanews.com/310A6433-592B-4831-88CD-3AA61841A8CA_w650_r0_s.png" alt="" /></div>
</div></figure>
</div>
<strong>“Herkesin güvenini kazanan tek bir medya kuruluşu bile yok”</strong>

Araştırmadan çıkan bir diğer sonuç da, Türkiye’de tüm seçmen gruplarının güvenini kazanmayı başaran tek bir büyük medya kuruluşunun bile olmadığı şeklinde. Derin kutuplaşmaların yaşandığı ABD’de bile örneğin 2019’da Pew’ın bir araştırmasına göre, BBC, PBS ve Wall Street Journal hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler’in “siyasi ve seçim haberlerinde” güvendiği üç kuruluş olarak öne çıkarken, Türkiye’de bunu başarabilen bir kuruluş yok.
<div class="wsw__embed">
<figure class="media-image js-media-expand js-media-expand--ready">
<div class="img-wrap">
<div class="thumb"><img class=" enhanced" src="https://gdb.voanews.com/384CD53C-7915-4453-B9FF-A0BDF2DA80C7_w650_r0_s.png" alt="" /></div>
</div></figure>
</div>
<strong>Yerel medyanın sürpriz yükselişi</strong>

Rapor göre, Türkiye’de medya tercihleri yaş gruplarına göre de farklılık gösteriyor. Gençler haberleri daha çok sosyal medyadan takip ederken, 55 yaş üstü kesimde ise televizyon en popüler medya aracı konumunda bulunuyor.

Raporun bir diğer dikkat çekici tespiti de, dünya genelinde yerel medya ciddi kayıplar yaşarken, Türkiye’de ise sürpriz şekilde yükselişe geçmesi. Rapora göre, ABD’de 2004-2018 yılları arasında her 5 yerel gazeteden 1’inden fazlası kapanırken, Türkiye’deyse 2005-2018 yılları arasında yerel gazetelerin sayısı yüzde 31 artmış.

<strong>Raporun yazarlarından Max Hoffman: “Sivil tartışmalar için ortak zemin yok’’</strong>

Raporun, İstanbul Politikalar Merkezi uzmanı Andrew O'Donohue ve Amerikan İlerleme Merkezi uzmanları Max Hoffman ve Alan Makovsky tarafından hazırlandı. Raporu VOA Türkçe muhabirine değerlendiren Max Hoffman, Türkiye’de geleneksel medyaya yönelik giderek toplumun her kesimine yayılan bir güvensizliğin olduğuna işaret ederek, “Çok sayıda hükümet destekçisi dahil Türkler’in çoğu, ana akım medyanın büyük oranda hükümet tarafından kontrol edildiğini tamamen kabul ediyor ve bu durum da insanları geleneksel olmayan kaynaklara yönelmeye itiyor’’ dedi.

Hoffman, rapordaki veriler ışığında, “haberleri televizyon yerine online platformlar ya da sosyal medyadan alan Türkler’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı desteklememe ihtimali çok daha yüksek’’ dedi. CAP uzmanı Hoffman, medya konusunda keskin kutuplaşmalar görülen diğer bazı ülkelerin bile tersine, Türkiye’nin siyasi yelpazenin tüm kesimlerinin güvenini kazanan hiç bir medya kuruluşuna sahip olmadığını kaydetti. Hoffman, “Herkesin güvendiği bir medya kuruluşu yok” derken, bu durumun sivil tartışmalarda ortak zemin yaratılmasını imkansız hale getirdiği değerlendirmesinde bulundu. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AYM Eren Erdem'i haklı buldu ve tazminat kararı aldı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aym-eren-erdemi-hakli-buldu-ve-tazminat-karari-aldi-1715.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aym-eren-erdemi-hakli-buldu-ve-tazminat-karari-aldi-1715.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aym-eren-erdemi-hakli-buldu-ve-tazminat-karari-aldi-1715.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/eren.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Anayasa Mahkemesi, Karşı gazetesinde çalıştığı dönemde, 17-25 Aralık soruşturmaları ile ilgili gizli bilgi ve belgeleri edindiği gerekçesiyle tutuklanan ve 1 yılı aşkın süre cezaevinde kalan eski CHP <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aym-eren-erdemi-hakli-buldu-ve-tazminat-karari-aldi-1715.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Anayasa Mahkemesi, Karşı gazetesinde çalıştığı dönemde, 17-25 Aralık soruşturmaları ile ilgili gizli bilgi ve belgeleri edindiği gerekçesiyle tutuklanan ve 1 yılı aşkın süre cezaevinde kalan eski CHP Milletvekili <strong>Eren Erdem</strong>'in bireysel başvurusuyla ilgili olarak hak ihlali kararı verdi. Yüksek Mahkeme, Erdem hakkındaki tutuklama gerekçelerinin yerinde olmadığına, tahliyesinden aylar sonra karar verdi. Mahkeme, Erdem'e, 30 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.
<p class="fi-incontent-mark">Erdem hakkında 2014'te açılan soruşturma, milletvekilliğinin sona ermesinden sonra, 2018'de iddianameye dönüştürülmüştü. Erdem, 29 Haziran 2018'de tutuklanmış, 7 Ocak 2019'da tahliye edilmiş, ardından yeniden tutuklanarak, yaklaşık 11 ay daha cezaevinde kalmıştı.</p>
Anayasa Mahkemesi, Erdem'in tutuklanmasıyla ilgili bireysel başvurusunu tahliyesinden aylar sonra değerlendirdi. Karar, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kararda, ortaya konulan kanıtların tutuklamayı gerektirir nitelikte olmadığı, Erdem'in kaçma şüphesi olduğuna yönelik kuvvetli bir gerekçe ileri sürülemediği kaydedildi. Bu nedenle, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği vurgulandı. Tutuklama sona erdiği için, telafisi mümkün olmadığından, Erdem'e 30 bin lira tazminat ödenmesi kararlaştırıldı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Çavuşoğlu : 'Kaosun nedeni Fransa'... ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cavusoglu-biz-fransa-gibi-yikici-bolucu-bir-ulke-degiliz-1712.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cavusoglu-biz-fransa-gibi-yikici-bolucu-bir-ulke-degiliz-1712.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cavusoglu-biz-fransa-gibi-yikici-bolucu-bir-ulke-degiliz-1712.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/cavus.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya ziyareti ile Akdeniz'deki Türkiye-Fransa gerilimi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, Fransa ile Libya'daki anlaşmazlığa değindi ve Fransa darbec<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/cavusoglu-biz-fransa-gibi-yikici-bolucu-bir-ulke-degiliz-1712.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya ziyareti ile Akdeniz'deki Türkiye-Fransa gerilimi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, Fransa ile Libya'daki anlaşmazlığa değindi ve Fransa darbeci tarafa silah veriyor, şu anda dünyada bir çok yerde kaos var, bunun nedeni Fransa'dır' dedi.

CNN Türk'te katıldığı televizyon programında Libya'daki krize çözüm ve kalıcı ateşkes konusundaki bir soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu, ateşkes için geçmişte Moskova ve Berlin'de yürütülen çabalardan ülkenin doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'in tavrı nedeniyle sonuç alınamadığını hatırlattı.
<h2>Libya'da denge değişti</h2>
Çavuşoğlu, sahadaki kazanımları neticesinde Hafter'in bu çizgiye geldiğini ancak artık sahada dengenin değiştiğini ifade etti.

Çavuşoğlu, "Artık Hafter'in hiçbir geçerliliği yok. Zaten meşruiyeti yoktu. Bundan sonra, Hafter gibi bir darbecinin, 'ateşkes yerine ülkeye, yönetime el koydum' diyen bir kişinin masada olmaması gerekir. Bundan sonra muhatap alınmaması gerekiyor" dedi.

Türkiye'nin Libya'daki meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin yanında olduğunu ve her türlü desteği vereceğini vurgulayan Çavuşoğlu, Libya'ya yaptıkları ziyaretle bunun bir kez daha altını çizdiklerini aktardı.

Çavuşoğlu, Türkiye ve Libya’yı ilgilendiren göç ve diğer konuları da değerlendirdiklerini belirterek, "Geçmişte orada iş yapan firmalarımızın alacakları vardı. Bunlar maalesef savaştan dolayı gerçekleştirilememişti. Yine, yarım kalan yatırımlar var, projeler var. Yani ilişkilerimizin ekonomik boyutunu da ele alma fırsatımız oldu" ifadelerini kullandı.
<h2>Fransa darbecilere silah veriyor</h2>
Çavuşoğlu, Akdeniz'de Türkiye ve Fransa arasında artan tansiyon ile ilgili de şöyle konuştu:

"Fransa Barış Pınarı Harekatı sonrası rotasını şaşırdı. Sen bir NATO müttefikine böyle davranırsan karşılığını alırsın. Gerekli tedbirler alınmıştır. Oraya en çok Fransa silah veriyor. Biz meşru bir yönetime destek veriyoruz. Fransa darbeci tarafa veriyor. NATO diyor ki 'Rusya Akdeniz’de yayıldı.' Buna yol açan ülke Fransa. NATO’nun hilafına yapıyor. Fransa’nın Nijer’de yapmaya çalıştıkların görüyoruz. Şu anda birçok yerde kaos var. Bunun nedeni Fransa’dır. Biz Fransa gibi yıkıcı bir ülke değiliz. Fransa’nın yaptıkları endişe vericidir. Açıklamaları yersiz ve boştur".

Diğer yandan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, bugün yaptığı bir açıklamada NATO'nun, "Türk donanmasının Akdeniz'de NATO misyonu yürüten bir Fransız gemisini taciz ettiği" iddiasını inceleyeceğini açıkladı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Anayasa Mahkemesi Demirtaş'a 'ihlal' kararı verdi ama özgürlük yolunu açmadı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/anayasa-mahkemesi-demirtasa-ihlal-karari-verdi-ama-ozgurluk-yolunu-acmadi-1710.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/anayasa-mahkemesi-demirtasa-ihlal-karari-verdi-ama-ozgurluk-yolunu-acmadi-1710.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/anayasa-mahkemesi-demirtasa-ihlal-karari-verdi-ama-ozgurluk-yolunu-acmadi-1710.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/demir.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Anayasa Mahkemesi, 2016'dan bu yana cezaevinde bulunan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen farklı yargı kararlarıyla özgürlüğüne kavuşması engellenen eski HDP Eş Genel Başkanı Sel<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/anayasa-mahkemesi-demirtasa-ihlal-karari-verdi-ama-ozgurluk-yolunu-acmadi-1710.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Anayasa Mahkemesi, 2016'dan bu yana cezaevinde bulunan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen farklı yargı kararlarıyla özgürlüğüne kavuşması engellenen eski HDP Eş Genel Başkanı <strong>Selahattin Demirtaş</strong> için "hak ihlali" kararı verdi ancak özgürlük yolunu açmadı. Yüksek Mahkeme, Demirtaş'ın 5 ayrı bireysel başvurusunu değerlendirdiği kararında, mahkemelerin, seçme ve seçilme hakkının kısıtlanması, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması ve propaganda hakkının sınırlandırılması ile ilgili konularda Demirtaş'ın iddialarına kararlarda değinilmemesini ihlale gerekçe gösterdi. Bu yönüyle, kişi hürriyeti ve güvenliği bakımından hak ihlali söz konusu olduğuna oybirliğiyle hükmetti. Mahkeme, Demirtaş'a, 50 bin TL manevi tazminat ödenmesini kararlaştırırken, çarpıcı başlıkları kararının kapsamının dışında bıraktı. Anayasa Mahkemesi, Demirtaş'ın AİHM kararına rağmen tahliye edilmemesini, yargılama sürecinin özenli olup olmadığını, siyasi nedenlerle tutukluluk halinin sürdüğü iddiasını değerlendirmedi. Demirtaş'ın AİHM kararı uyarınca, ana dava dosyasından tahliye edilmesinden hemen önce başka suçtan tutuklanmasına ilişkin başvurusunun ise ayrıca değerlendirileceğini belirten Yüksek Mahkeme, özgürlük kapısını kapattı. Tutuklu bulunduğu dosyadan ayrıca tahliye kararı verilmezse, Demirtaş, AYM kararı uyarınca tahliye olamayacak. Buna karşılık, Demirtaş'ın avukatı <strong>Mahsuni Karaman</strong>, ihlal konusunda ortaya konulan gerekçelerin, halen tutuklu olduğu dosya için de geçerli olduğunu vurgulayarak, Demirtaş'ın tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.

AYM, Demirtaş'ın, 4 Kasım 2016'da tutuklanmasından itibaren yaptığı beş ayrı bireysel başvuruyla ilgili kararını verdi. Karar, Resmi Gazete'de yayımlandı.
<h3 class="fi-incontent-mark">Son tutuklamayı sonraya bıraktı, özgürlük yolunu açmadı</h3>
Demirtaş aleyhindeki 32 ayrı fezleke tek bir davaya dönüştürülmüştü. Ankara 19. Ceza Mahkemesi, ana dava olarak nitelendirilen bu davaya halen bakıyor. AİHM, ana dava ile ilgili olarak Demirtaş'ın siyasi nedenlerle cezaevinde tutuklandığına hükmetmiş ve derhal tahliyesine karar vermişti. Mahkeme, AİHM kararının kesinleşmediği gerekçesiyle kararı uygulamamıştı. Bu süreçte, Demirtaş'ın, İstanbul'da Nevruz'da yaptığı konuşma nedeniyle açılan davasında verilen ceza istinaf mahkemesinde hızla onanmıştı. Demirtaş, böylece hükümlü hale gelmişti. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de hükümlü hale gelmesinden sonra tahliye kararı vermişti. Demirtaş, hüküm giydiği dosyasındaki cezasını çektikten sonra ise ana dosyada da bulunan bir suçlama nedeniyle yeniden tutuklanmıştı ve bu kez de yeni tutukluluk nedeniyle cezaevinde kalmıştı.
<p class="fi-incontent-mark">Anayasa Mahkemesi, son tutuklama ile ilgili ayrı bir başvuru yapıldığını belirterek, bu dosyayı görüşmedi. Bu nedenle, ihlal kararıyla Demirtaş'ın tahliye yolunun açılması söz konusu olmayacak.</p>
<p class="fi-incontent-mark">Anayasa Mahkemesi, Demirtaş'ın farklı bireysel başvurularındaki iddialarını toplu olarak değerlendirdi. Mahkemelerin re'sen tutukluluk incelemesi yapmadığı iddiasının, yetki alanı dışında olduğunu belirten AYM, tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi iddiasının da süresinde başvuru yapılmadığı için kararda konu edilmediğini bildirdi. Terör ve örgütlü suçlarda uzun tutukluluk süresinin 5 yıl olduğunun anımsatıldığı kararda, Demirtaş'ın daha önce yaptığı bazı başvurular için de "tutuklanması için yeterli kanıt bulunduğu" kararının verildiği anımsatıldı.</p>
<p class="fi-incontent-mark">Kararda, Demirtaş'ın 4 Kasım 2016'da tutuklandığı, daha sonra bir başka suçtan hüküm giydiği belirtildi. Hüküm giydikten sonra 7 Aralı 2018'de, bu hükmün infazına başlandığının anlatıldığı kararda, buna göre toplam tutukluluk süresinin 2 yıl 1 ay 3 gün olduğu kaydedildi.</p>
Hüküm giydiği davadaki cezanın infazının 31 Ekim 2019'da bittiğinin kaydedildiği kararda, infaz devam ederken, 20 Eylül 2019'da farklı bir suçtan tutuklandığı, halen cezaevinde bu suçtan bulunduğu, bu konudaki başvurusunun ayrıca değerlendirileceği kaydedildi.
<h3 class="fi-incontent-mark">Sadece "konumu" ihlal nedeni</h3>
Kararda, ana dava dosyasında bulunan suçlamalar konusunda, Demirtaş'ın farklı iddiaları bulunduğu anımsatıldı. Bir partinin genel başkanı olması, milletvekili sıfatı, Cumhurbaşkanı adayı olması, seçilme ve propaganda hakkının kısıtlanması konularında da iddialarının bulunduğunun anlatıldığı kararda, tutukluluk halinin devamına karar veren mahkemelerin, bu iddialara kararlarında yer vermedikleri vurgulandı. Kararda, bu nedenle, tutukluluk halinin devamı kararlarının Demirtaş'ın konumu ve iddiaları dikkate alınmadan, kişiselleştirme yapılmadan verildiğinin saptandığı kaydedildi.

Kararda, tutukluluk halinin devamına ilişkin kararların matbu olamayacağı, kişiselleştirme yapılması gerektiğine yönelik AYM içtihatları anımsatıldı ve bu durumun hak ihlali oluşturduğu vurgulandı. Bu saptama nedeniyle, Demirtaş'ın şu iddialarının ayrıca değerlendirilmediği de anlatıldı:
<ul>
 	<li>AİHM kararının uygulanmaması.</li>
 	<li>Siyasi nedenlerle tutuklu bırakıldığı iddiası.</li>
 	<li>Yargılama sürecinin özenli yürütülmediği iddiası.</li>
</ul>
Kararda, ihlal kararının sadece Demirtaş'ın konumu bakımından tutuklama nedenlerinin ilgili ve ölçülü olmadığı gerekçesiyle verildiğinin altı çizildi. Bu yönüyle, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği vurgulandı. Bu ihlalin telafisi mümkün olmadığı gerekçesiyle, Demirtaş'a 50 bin lira tazminat ödenmesi de kararlaştırıldı.
<h3 class="fi-incontent-mark">Avukat Karaman: Hemen tahliyesi gerekir</h3>
Demirtaş'ın avukatlarından Mahsuni Karaman ise twitter hesabından paylaştığı mesajında, "AYM, Demirtaş'ın 4 Kasım 2016 ile 2 Eylül 2019 tarihinde gerçekleşen tutukluluğu ile ilgili, makul sürenin aşıldığını, tedbirin ölçülü olmadığını ve tutuk devam kararlarının gerekçeli olmadığını tespit ederek ihlal kararı vermiştir. Bu kararın önemi, 20 Eylül 2019 tarihinde verilen ve hala devam eden ikici tutukluluğa etkisi olacaktır. AYM bu karar ile 6-8 Ekim olayları nedeniyle Demirtaş'ın 4 Kasım 2016 ile 2 Eylül 2019 tarihleri arasındaki tutukluluğunu makul bulmayıp ihlal kararı verdiğinden ve ikinci tutuklaması da aynı sebebe dayandığından bu ikinci kararın bir geçerliliği kalmamıştır. Kısaca Demirtaş, 6-8 ekim olayları nedeniyle tutuklu kaldı ve bu kararla da ihlal tespit edildi; ikinci tutuklama aynı sebebe dayandığından derhal buna son verilmelidir" dedi.
<h3 class="fi-incontent-mark"><strong>Ne olmuştu?</strong></h3>
Dokunulmazlıkları kaldırılan eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve <strong>Figen Yüksekdağ</strong>, Kasım 2016'da, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "terör örgütü üyesi olmak", "silahlı terör örgütüne üye olmak", "örgüt adına suç işlemek" iddialarıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanmıştı.
<p class="fi-incontent-mark">Demirtaş, Ankara 19'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nce "terör örgütü yöneticiliği", "terör örgütü üyesi olmak", "terör örgütü propagandası yapmak", "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet", "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik", "halkı kanunlara uymamaya tahrik", "suç işlemeye tahrik", "suçu ve suçluyu övme" suçlarından tutuklu olarak yargılanıyordu.</p>
<p class="fi-incontent-mark">Ankara 19'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Eylül'de, üç yılı aşkın süredir cezaevinde olan Demirtaş hakkındaki dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) görülmeye başlamasına çok az bir zaman kala oybirliğiyle tahliye kararı vermişti.</p>
Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Demirtaş'ın avukatlarının cezaevindeki süreleri hesaba katarak derhal tahliye edilmesi talebine karşılık, ana dava dışındaki başka bir davadan dolayı tutuklanmasını talep etmiş, böylece Demirtaş'ın tahliyesi engellenmişti. (T24) ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa: Türk ordusu gemimizi taciz etti; üç kez radar kilidi attı. NATO inceliyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-turk-ordusu-gemimizi-taciz-etti-uc-kez-radar-kilidi-atti-1707.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-turk-ordusu-gemimizi-taciz-etti-uc-kez-radar-kilidi-atti-1707.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-turk-ordusu-gemimizi-taciz-etti-uc-kez-radar-kilidi-atti-1707.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/Fransa-Laiklik-Yasasi.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Fransa, Türkiye'nin Akdeniz'deki bir Fransız fırkateynine yönelik 'aşırı agresif' yaklaşımını kınadığını, NATO üyesi Ankara'nın davranışlarının Libya'daki ateşkes çabalarına zarar verdiğini açıkladı.<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-turk-ordusu-gemimizi-taciz-etti-uc-kez-radar-kilidi-atti-1707.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Fransa, Türkiye'nin Akdeniz'deki bir Fransız fırkateynine yönelik 'aşırı agresif' yaklaşımını kınadığını, NATO üyesi Ankara'nın davranışlarının Libya'daki ateşkes çabalarına zarar verdiğini açıkladı.

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly video konferans yoluyla yapılan NATO savunma bakanları toplantısında Türkiye'nin Akdeniz'deki faaliyetlerine yönelik itirazlarını gündeme getirdi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg iddiaların incelendiğini söyledi.
<h2>"Ciddi bir olay"</h2>
NATO misyonu çerçevesinde Akdeniz'de görev yapan bir Fransız fırkateyninin Türk gemileri tarafından 'oldukça agresif' bir önleme maruz kaldığını belirten Fransa Savunma Bakanlığı, söz konusu olayı NATO üyeleri arasında yaşanan 'çok ciddi bir olay' olarak niteledi.

Fransız yetkililer Fransa'ya ait fırkateynin Libya'ya silah taşıdığından şüphelenilen bir kargo gemisini incelemek istediği ancak gemiye eşlik eden Türk savaş gemilerinin Courbet adlı Fransız fırkateynini 'radar kilitleriyle' üç kez ikaz ettiğini açıkladı.

Radar kilidiyle uyarı yapılması denizde iki savaş gemisi arasında olası bir çatışma öncesi yapılan son uyarı olarak biliniyor.

AFP haber ajansının ulaştığı kaynaklara göre Fransa Savunma Bakanı'nın Türkiye'ye yönelik sözlerine NATO'ya üye birçok ülkenin bakanlarından destek geldi.

Fransa Savunma Bakanlığı sözcüsü ise Paris'in Libya'da herhangi bir tarafın tutmadığını ve askeri bir müdahalenin Libya'daki soruna çözüm getirmeyeceğini açıkladı.

Paris ile Ankara arasında uzun bir süredir Libya konusunda tansiyonu yükselten açıklamalar geliyor.

Dün de Fransa Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili "Türkiye sorunu göz ardı edilmemeli, mücadele etmeli" açıklamasını yapmıştı.
<h2>Türkiye Fransa'nın iddialarını yalanladı</h2>
Fransa Savunma Bakanlığı'nın açıklaması üzerine konuşan isminin açıklanmasını istemeyen bir Türk yetkili, Paris'in dile getirdiği ifadelerin 'yersiz' olduğunu söyledi.

AFP haber ajansına konuşan Türk yetkili, "Fransa'nın iddiaları yersiz, Fransız donanması tehlikeli manevralarda bulundu" dedi.
<h2><strong>NATO inceliyor</strong></h2>
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Fransa'nın, Türkiye'nin Akdeniz'deki “saldırgan” eylemlerine tepki vermesini talep eden başvurusu üzerine, NATO askeri otoritelerinin olayla ilgili inceleme başlattığını açıkladı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, 17-18 Haziran günlerinde video konferans yöntemiyle bir araya gelen NATO Savunma Bakanları toplantısının ardından, sanal basın toplantısı düzenledi. Stoltenberg, bir soru üzerine, BM'nin silah ambargosunu kontrol etme operasyonu sırasında, Fransız fırkateyni Courbet'ye, Türk gemileri tarafından, "aşırı saldırgan bir müdahalede bulunulduğu" iddiasını değerlendirdi. Stoltenberg, "Sanırım, bu konuda bir karar almanın en iyi yolu, olayın nasıl olduğunu gerçekten açıklığa kavuşturmak. NATO askeri yetkilileri durumu açıklığa kavuşturmak ve olayın nasıl gerçekleştiği sorusuna ışık tutmak için olayı inceleyecek" dedi.

Stoltenberg, NATO üyesi ülkelerin Birleşmiş Milletler tarafından alınan Libya'ya silah ambargosu uygulanmasına ilişkin karara uyulmasını ise önemsediklerini belirtti. "NATO olarak, BM'nin meseleye çözüm bulma çabalarını ve bu yöndeki silah ambargosu kararını destekliyoruz" dedi.

<strong>Fransız Savunma Bakanı soruşturma istedi</strong>

NATO toplantısında söz alan Savunma Bakanı Florence Parly, Türkiye'nin bu davranışını kınadıklarını ve bir soruşturma açılması için 8 NATO ülkesinin desteğini de aldıklarını belirtti.

Fransa Savunma Bakanlığı 17 Haziran Çarşamba günü, Akdeniz'de bir NATO misyonuna katılan Courbet adlı Fransız fırkateyninin, silah taşımasından şüphelenilen bir kargo gemisini kontrol etme girişimi sırasında, NATO müttefiki Türkiye'nin, "son derece saldırgan" bir davranış sergileyerek "Ateş kontrol radarlarıyla Courbet'i üç kez aydınlattığını" öne sürdü ve bu davranışı kınadıklarını açıkladı.
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="4754292" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents"></div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Hangi medya patronu, hangi ihaleleri aldı? ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hangi-medya-patronu-hangi-ihaleleri-aldi-1703.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hangi-medya-patronu-hangi-ihaleleri-aldi-1703.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hangi-medya-patronu-hangi-ihaleleri-aldi-1703.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/medya.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Medya sahiplerinin hükûmetle olan ilişkileri, pek çok gazete ve televizyonun tek sesli olması itirazlarına neden olurken, medya grubu bulunan patronların, basın-yayın dışında pek çok işle de ilişkisin<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hangi-medya-patronu-hangi-ihaleleri-aldi-1703.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Medya sahiplerinin hükûmetle olan ilişkileri, pek çok gazete ve televizyonun tek sesli olması itirazlarına neden olurken, medya grubu bulunan patronların, basın-yayın dışında pek çok işle de ilişkisini gündeme getirdi.

Birgün gazetesinden Ozan Gündoğdu'nun haberine göre, bir zamanlar 'ana akım' diye ifade edilen medya gruplarının, başka iş kollarındaki sahiplikleri şu şekilde...
<h3 class="fi-incontent-mark">Sabah-ATV Grubu</h3>
Önceki yıllarda <strong>Dinç Bilgin</strong>’in olan Sabah-Atv grubuna TMSF 2007’de el koydu. Grup, 22 Nisan 2008’de ise 1,1 milyar dolar bedelle Çalık Grubu’na satıldı. O dönemde Çalık Grubu’nun CEO’su ise bugünün Hazine ve Maliye Bakanı olan <strong>Berat Albayrak</strong>’tı.<br class="fi-incontent-mark" />
6 yıl Çalık Grubu’nun elinde olan Turkuvaz Medya, 2014’te Kalyon İnşaat’ı da bünyesinde barındıran Zirve Holding’e satıldı. Holding’in yönetim kurulu başkanlığında bulunan isim <strong>Ömer Faruk Kalyoncu</strong>.
<p class="fi-incontent-mark">Turkuvaz Medya bünyesinde Sabah, Takvim, Fotomaç, Yeniasır gazetelerinin yanı sıra ATV, A Haber, Minika Çocuk gibi TV kanallarını da barındırıyor.</p>
<p class="fi-incontent-mark">Bu grubun elindeki yayınlar gizlemeye ihtiyaç duymadan iktidarın en açık destekçisi konumunda. Öte yandan grubun sahibi olan ‘Kalyoncu’lar 70’li yıllardan bu yana siyasal İslamcı geleneğin zenginlerinden olarak kabul ediliyor. AKP döneminde ise kamu ihalelerinde adı en çok geçen sermaye grubu da yine Kalyon grubu.</p>
<p class="fi-incontent-mark">İstanbul Havalimanı’nın işletmesinin yüzde 40’ı Kalyon İnşaat’a ait.</p>
<p class="fi-incontent-mark">Taksim yayalaştırma projesi, Başakşehir Stadı, Kuzey Marmara Otoyolu, KKTC Su Hattı projesi yine Kalyon İnşaat’ın aldığı büyük ölçekli kamu ihalelerinden.</p>
Öte yandan grubun kamu ihalelerindeki “olağan” usulü ise açık ihale değil, olağanüstü koşullarda uygulanan ve pazarlık usulü olan 21/B. Büyük ölçekli 17 ihalenin sadece 1’ini açık ihaleyle kazanan Kalyon İnşaat, 11 ihaleyi 21/B usulüyle, 5’ini ise Belli İstekliler'in çağrıldığı ihale usulüyle aldı.<br class="fi-incontent-mark" />
Sadece son 3 ayda Kalyon İnşaat'ın 21/B ihale usulüyle aldığı ihalelerin toplam bedeli 1 milyar lirayı aşmış durumda. Bu ihaleler, 483 milyon lira bedelli KKTC Deniz Geçisi İsale Hattı Onarımı ve 629 milyon liralık İzmit Kandıra bölünmüş yolu.
<h3 class="fi-incontent-mark">Show-Tv HaberTürk grubu</h3>
Show TV, 2000’li yıllara Turkcell’i de bünyesinde barındıran Çukurova Holding sahipliğine girdi. Holding’in başında Forbes listesine de giren ülkenin sayılı zenginlerinden <strong>Mehmet Emin Karamehmet</strong> bulunuyordu.<br class="fi-incontent-mark" />
Show TV’nin yanı sıra Güneş ve Akşam gazetesini de bünyesinde barındıran Çukurova Holding’in Interbank ile borç sorunu yaşadı. Kredi ilişkilerinden kaynaklanan 455 milyon dolarlık borcu nedeniyle TMSF Show TV, Akşam ve Güneş gazetesinin yanı sıra BMC’ye el koydu. Bunun üzerine Çukurova Holding, Show TV’yi 2013’te TMSF gözetiminde Ciner Holding’e sattı. Güneş ve Akşam gazeteleri ile BMC’yi ise <strong>Ethem Sancak</strong> TMSF’den alacaktı.
<p class="fi-incontent-mark">2013'te Show TV’nin de sahibi olan Ciner Holding, daha önceden elinde bulundurduğu Habertürk ve BloombergHT ile beraber medyada önemli bir pozisyon elde etti.</p>
<p class="fi-incontent-mark">Ciner Holding’in medya işleri dışında yoğunlaştığı sektörler madencilik, enerji ve taşımacılık. Holding Türkiye’nin işletme hakkı özelleştirilen ilk termik santralı olan Çayırhan Termik Santralı’nın sahibi. Aynı zamanda elektrik enerjisinin toptan satışının da içinde olan holdingin bünyesinde Silopi Termik Santralı da bulunuyor.</p>
Holding’in sahibi Turgay Ciner 2011’de Kasımpaşaspor’u aldıktan sonra futbol endüstrisine de giriş yapıyor.
<h3 class="fi-incontent-mark">NTV-Star Grubu</h3>
<strong>Cavit Çağlar</strong> tarafından kurulan NTV, 1999’dan beri, Uzan grubunun kurduğu Star TV ise 2011’den Doğuş Grubu’na ait. Grubun sahibi Forbes’un listesine göre 2,4 milyar dolarlık servetiyle Türkiye’nin en zengin 3’üncü kişisi. Listedeki 4’üncü isimse 2,2 milyar dolarlık servetiyle <strong>Ferit Şahenk</strong>’in kardeşi <strong>Filiz Şahenk</strong>.

Diğer medya patronları gibi Doğuş Holding de inşaat ve enerji sektörünün içinde. Grup, bünyesinde Doğuş Enerji ve Doğuş İnşaat gibi şirketleri de barındırıyor. Holding’in medyada en çok gündem olan ihalesi Galataport Projesi.<br class="fi-incontent-mark" />
Ancak diğer ortaklık ağları Türkiye’deki medya sahipliğine de ışık tutuyor. Örneğin, Doğuş İnşaat Taksim-4. Levent Metro İnşaatı ihalesi üzerinden Cengiz İnşaat ve Albayrak İnşaat’la ortak. Albayrak İnşaat ise aynı zamanda Yeni Şafak’ın sahibi. Kadıköy-Kartal metro inşaatı üzerinden Makyol ve Astaldi ile ortak. Makyol İnşaat ise 3. Havalimanı ihalesini kazanan 5 firmadan biri. Bomonti Bira Fabrikası Dönüşümü ihalesi üzerinden IC İçtaş Holding ile ortak. IC İçtaş ise 3’üncü Köprü ve Zafer Havalimanı’nın işletmecisi konumunda.
<h3 class="fi-incontent-mark">Kanal D-Hürriyet Grubu</h3>
2000’li yıllara Doğan Holding bünyesinde giren ve Türkiye’de ana akım medya denince akla ilk gelen medya grubu olan Doğan Medya 2018’de tartışmalı biçimde 916 milyon dolara Demirören Holding’e satıldı. Holdingin başında <strong>Yıldırım Demirören</strong> bulunuyor. Grubun yayın çizgisi ise Demirören’den sonra değişmiş durumda.
<p class="fi-incontent-mark">Yıldırım Demirören’in kızı <strong>Yelda Demirören</strong> ile <strong>Hasan Kalyoncu</strong>’nun oğlu <strong>Haluk Kalyoncu</strong> 24 Kasım 2018’de nişanladı, 2019’da ise evlendi. Nişan yüzüklerini <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong> takarken, nikâh şahitleri <strong>Emine Erdoğan</strong> oldu. Böylece Demirören Medya ile ATV-Ahaber-Sabah grubunu elinde bulunduran Kalyoncu’lar arasında akrabalık ilişkisi de tesis edilmiş oldu.</p>
Demirören de tıpkı diğer medya patronları gibi enerji ve inşaat işleriyle öne çıkıyor. Türkiye’nin en büyük futbol bahis şirketi İddaa’yı da Milli Piyango İdaresi’nden satın alan Demirören Türkiye Futbol Federasyonu’nun da eski başkanı.<br class="fi-incontent-mark" />
Federasyon Başkanı olduğu dönemde 16 Nisan referandumuna “güçlü ve büyük Türkiye için ben de evet diyorum” çıkışıyla o dönem dikkat çeken Demirören, medya grubunun CEO’luğunu TGRT-Türkiye Gazetesi kökenli <strong>Mehmet Soysal</strong>’a vermişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İkinci dalga tehlikesi: Türkiye riskli ülke ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ikinci-dalga-tehlikesi-turkiye-riskli-ulke-1701.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ikinci-dalga-tehlikesi-turkiye-riskli-ulke-1701.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ikinci-dalga-tehlikesi-turkiye-riskli-ulke-1701.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/turk.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Dünya genelinde koronavirüs karantina önlemlerinin kaldırılması, yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği endişesini artırıyor.

Kovid-19 vakalarında Nisan ve Mayıs'ta önemli düşüşler gözlene<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ikinci-dalga-tehlikesi-turkiye-riskli-ulke-1701.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Dünya genelinde koronavirüs karantina önlemlerinin kaldırılması, yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği endişesini artırıyor.

Kovid-19 vakalarında Nisan ve Mayıs'ta önemli düşüşler gözlenen bazı ülkelerde şimdilerde teyitli günlük vaka sayısında artış yaşanmaya başlıyor.

Söz konusu eğilim Ortadoğu'daki birçok ülkede, özellikle de yeni vaka sayısı Mayıs başında binin altına düşmüşken şimdi iki katın üzerine çıkan İran'da görülebiliyor.

Toplamda 200 bine yakın vakanın kaydedildiği İran, ölümcül virüs salgınına ciddi biçimde maruz kalan ilk ülkeler arasındaydı.

Yeni günlük vakalara ilişkin 7 günlük periyotlarla düzleştirilmiş ortalamalara bakıldığında, İran'daki ikinci dalganın ülkedeki ilk dalgadan neredeyse tam bir ay sonra geldiği anlaşılıyor.

Veriler, İran'ın halihazırda ikinci dalganın zirvesine ulaşmış olabileceğini ve şu an düşüşte olduğunu gösteriyor.

Bölgedeki diğer ülkelerdeki ikinci dalganın daha kademeli gerçekleştiği görülüyor. İsrail'in resmi sayıları yeni koronavirüs vakalarının son üç haftadır mütemadiyen yükseldiğini ortaya koyuyor.

İsrail'in ikinci dalgası, ilk dalganın zirve noktasından çok uzakta. Ülke, Ortadoğu'nun en az etkilenen ülkelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Suudi Arabistan'da ise Mayıs sonunda kısa bir süre zirve yaptığı görülmesine karşın yeni vaka sayıları, rekor oranlarda artıyor.

Sahte zirve, yeni vaka sayısındaki son hızlı artışların ikinci dalga değil, ilk dalganın devamı olarak nitelendirilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Türkiye, Ortadoğu'daki toplam koronavirüs vakaları açısından İran'dan sonraki ikinci ülke. Aynı zamanda ikinci enfeksiyon dalgasına dair öncü belirtiler göstermeye başlıyor.

<img title="son tr.jpg" src="https://www.indyturk.com/sites/default/files/styles/800xauto/public/thumbnails/image/2020/06/17/398316-1808904802.jpg?itok=wukdKvoT" alt="son tr.jpg" width="657" height="384" />

ABD'deki son çevrimiçi arama eğilimleri, ikinci dalganın yolda olabileceğine işaret ediyor. Öte yandan ülkede, Mart ve Nisan'da gözlenen devasa artış sonrasında yeni vakalarda aralıksız devam eden bir düşüş henüz yaşanmadı.

2,1 milyonun üzerinde teyitli vakaya sahip ABD, dünyadaki açık ara en kötü etkilenen ülke konumunda. Günlük yeni vaka sayısıysa 1 Nisan'dan bu yana 20 binin altına düşmedi.

Birleşik Krallık (BK) kısa bir süreliğine küresel ölçekte en kötü etkilenen ikinci ülke oldu. Ancak Mayıs ve Haziran boyunca yeni vaka sayılarında istikrarlı bir düşüş gözleniyor.

Öte yandan BK, günlük binin üzerindeki yeni teyitli vaka sayısıyla Avrupa'nın en kötü etkilenen ülkesi olmaya devam ediyor.

Yeni vaka sayısının her gün artmaya devam ettiği ülkeler hepsinden daha endişe verici.

Günlük 10 binin üzerinde vakanın kayda geçtiği Hindistan'da virüsün ülkeye girdiği Mart'tan bu yana yeni vaka sayısı neredeyse her gün artıyor. Benzer bir durum, ilk dalganın zirvesine henüz ulaşmamış gibi görünen Meksika'da da gözlemleniyor. Çin'in başkentinden gelen resmi sayılar hala nispeten küçük bir boyuta işaret etse de Pekin'de de yeni bir salgın gerçekleşiyor gibi görünüyor.

Geçen haftadan bu yana tespit edilen 170 yeni Kovid-19 vakası, virüs yayılımının neredeyse ortadan kaldırıldığı Nisan'dan bu yana en büyük artışa işaret ediyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Miçotakis turizmi kurtarma derdinde: "Gelin, Hazırız, Güvenliyiz" ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turizmi-kurtarma-derdinde-gelin-haziriz-guvenliyiz-1699.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turizmi-kurtarma-derdinde-gelin-haziriz-guvenliyiz-1699.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turizmi-kurtarma-derdinde-gelin-haziriz-guvenliyiz-1699.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/mico.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Yunanistan Başbakanı Santorini Adası’nda dünya basınına bir davet verdi.  Atina ve Selanik havaalanları pazartesiden itibaren Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) ülkelerine açılırken, geçen Cumart<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turizmi-kurtarma-derdinde-gelin-haziriz-guvenliyiz-1699.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Yunanistan Başbakanı Santorini Adası’nda dünya basınına bir davet verdi.  Atina ve Selanik havaalanları pazartesiden itibaren Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) ülkelerine açılırken, geçen Cumartesi uluslararası dünya basınını Santorini Adası’na toplayan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, turizm sezonunu başlattı. Başbakan Kyriakos Mitsotakis, Yunan turizminin yeniden başlamasına dair kuvvetli bir mesaj vermeye çalıştı: "Hazırız! Yunanistan'a gelin. Güvenli bir güzergahız."

Bu ifadeler Miçotakis’in mesajının özünü oluşturuyordu. Hükümetin Kovid-19 pandemisiyle kimi eleştirilere karşın esas olarak baş etmeyi başarabilmesi ve ülkedeki çarpıcı derecede düşük enfeksiyon ve ölüm oranları sebebiyle kendinden emin görünen Başbakan, Yunanistan'daki havaalanı ve otellerin tekrar açılmasını duyurmak amacıyla 7 bakanla birlikte (Turizm, Sağlık, Tarım, İş, Kültür, Ulaştırma ve Çevre) en popüler ve simgesel uluslararası güzergahlar arasında yer alan Santorini adasını ziyaret etti.

"Dersimizi çıkardık ve güven içinde kalmanızı temin etmek için çok çalıştık. Pandeminin ikinci dalgasında daha da hazır olacağız. 2020 turizminden kurtarabileceğimizin en fazlasını kurtarmalı ve 2021'de güçlü bir geri dönüş yapmak için hazırlanmalıyız. Turistik ürünümüzü korumakla yükümlüyüz. Simgesel bir güzergahız, planımız da bu yönde. Yunanistan'ı bir numaralı turistik güzergah yapmanın değil, Avrupa'nın en güvenlisi kılmanın peşindeyim."

Yunanistan EASA listesindeki ülkelere sınırlarını ve havaalanlarını önceki gün açarken, 1 Temmuz itibarıyla da ülkeye girişe yönelik neredeyse tüm sınırlamalar kalkacak ve havaalanlarının hepsi açılmış olacak. Kovid testleri Haziran sonuna kadar 2 hafta boyunca zorunlu tutulacak. 1 Temmuz'dan itibarense sadece rastgele seçimli testler yapılacak.

<strong>"İyi hazırlandık"</strong>

Geçen hafta 4 günde havayoluyla Atina'ya gelen insanlara 4 bin Kovid-19 testi uygulandı. "Sadece 2 pozitif vakamız var. Eğer bu yolda devam edersek, açılarak her şeyi riske atmamış oluruz" diyen Başbakan, "küçük bir salgınla başa çıkabilecek tıbbi altyapımız var" vurgusunu yaptı. Cumartesi Santorini Genel Hastanesi’ni ziyareti sonrası konuşan Mitsotakis, "En iyi hazırlıkları gerçekleştirdik. Ülkeyi ziyaret edecek kimselere güvenlik mesajı vermek çok önemli. Bu yaz kritik önemde olacak. Ziyaretçilerimizi hiçbir güvenlik ve sağlık sorunu yaşamadan ağırlama niyetindeyiz" yorumunda bulundu.

Hükümet, ciddi Kovid-19 vakalarını anakaraya sevk etmeyi planlıyor. Aynı zamanda, turizm sezonu süresince adalardaki sağlık tesisleri fazladan personelle güçlendirilirken, özel sağlık sektörü de aktif olarak hizmet sunacak.

Uluslararası basından davetlilere yaptığı açıklamasını "Dünyanın en baş döndürücü manzarası, Santorini'de günbatımı" önünde sürdüren Başbakan, "Güvende kaldık ve bu şekilde kalmayı sürdüreceğiz" dedi.

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Volkan Bozkır BM 75. Genel Kurul Başkanlığına seçildi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/volkan-bozkir-bm-75-genel-kurul-baskanligina-secildi-1697.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/volkan-bozkir-bm-75-genel-kurul-baskanligina-secildi-1697.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/volkan-bozkir-bm-75-genel-kurul-baskanligina-secildi-1697.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/volkan.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Birleşmiş Milletler (BM) 75. Genel Kurul Başkanlığına Türkiye'nin adayı eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır seçildi.

BM Genel <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/volkan-bozkir-bm-75-genel-kurul-baskanligina-secildi-1697.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Birleşmiş Milletler (BM) 75. Genel Kurul Başkanlığına Türkiye'nin adayı eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır seçildi.

BM Genel Kurulunda yapılan seçimde, koronavirüs salgını nedeniyle üye ülkelerin temsilcileri salona kendilerine ayrılan saat diliminde tek tek alındı ve oylarını kullandı. Oylama yerel saat ile 09.00'da
<div id="adzone-outstream" class="advertising advertising--no-label js-adzone advertising--outstream advertising--called advertising--rendered" data-google-query-id="COuoyITFiuoCFYbIuwgd8QgGNg">
<div id="google_ads_iframe_/6458/euronews_new/programs-news/world_4__container__"><iframe id="google_ads_iframe_/6458/euronews_new/programs-news/world_4" title="3rd party ad content" name="google_ads_iframe_/6458/euronews_new/programs-news/world_4" width="1" height="2" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" data-google-container-id="5" data-load-complete="true" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
</div>
<div class="c-advertising-sticky-floor">
<div id="adzone-sticky-floor" class="advertising advertising--no-label js-adzone"></div>
</div>
başladı ve 13.00'te bitti.

193 ülkenin temsil edildiği BM Genel Kurulunda 192 üye ülke oy kullandı. Venezuela, BM'ye üye ülkelerin ödemek zorunda olduğu finansal katkı borcunu ödeyemediği için oy hakkını kaybetti ve bu seçimde oy kullanamadı.

BM Genel Kurul Başkanlığı için tek aday gösterilen Bozkır, 178 ülkenin desteğini aldı ve BM Genel Kurulunun 75. dönem başkanlığına getirildi.
<div class="teads-adCall"></div>
3 oy geçersiz sayılırken, 11 ülke de çekimser oy kullandı.

Bozkır, Türkiye'den BM Genel Kurul Başkanlığına seçilen ilk isim oldu. Bozkır, 15 Eylül'de görevi BM 74. Genel Kurul Başkanı Tijjani Muhammad-Bande'den devralacak ve 2021 Eylül ayına kadar bu görevi sürdürecek.

BM Genel Kurulu Başkanı, oturumları yönetiyor ve Kurulun işleyişini düzenliyor. Genel Kurul ayrıca her yıl BM'nin bütçesini belirliyor ve kontrol ediyor.

BM Genel Kurulunda, uluslararası toplumun genel düşüncesini yansıtan kararlar alınıyor.

Dünya liderleri, her yıl eylül ayı ortalarında BM Genel Merkezi'nin bulunduğu New York'ta BM Genel Kurulu genel görüşmeleri için bir araya gelerek küresel sorunlara diplomatik çözüm arama ve ülkelerinin politikalarını anlatma imkanı buluyor.
<h2>Volkan Bozkır kimdir?</h2>
Volkan Bozkır, 22 Kasım 1950'de Ankara'da doğdu.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olan Bozkır, kariyer diplomatı olarak Dışişleri Bakanlığında sırasıyla, Stuttgart Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu, Bağdat Büyükelçiliği Başkatibi, OECD Daimi Temsilciliği Müsteşarı, New York Başkonsolosu, Bükreş Büyükelçisi ve Avrupa Birliği (AB) nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi görevlerini yürüttü.

Başbakanlık Dışişleri Danışmanlığı, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü ve Dışişleri Başdanışmanlığı, AB Genel Sekreter Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı AB'den Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı ve AB Genel Sekreterliği görevlerinde de bulunan Bozkır, Romanya Ulusal Liyakat Madalyası ve İtalya Liyakat Nişanı sahibi.

Volkan Bozkır, 24. 25. ve 26. dönemlerde AK Parti İstanbul Milletvekili seçildi.

Dışişleri Komisyonu Başkanlığı ve 62. hükümette Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci görevlerini üstlenen Bozkır, 64. hükümette yeniden AB Bakanı ve Başmüzakereci olarak görevlendirildi.

Çok iyi düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Bozkır, evli ve 2 çocuk babası. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Akşener: Çirkin ellerinizi kadınların üzerinden çekin ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aksener-cirkin-ellerinizi-kadinlarin-uzerinden-cekin-1695.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aksener-cirkin-ellerinizi-kadinlarin-uzerinden-cekin-1695.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aksener-cirkin-ellerinizi-kadinlarin-uzerinden-cekin-1695.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/aksener1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Başak Demirtaş'a yönelik cinsiyetçi saldırıya tepki gösteren İYİ Parti lideri, "Bizi yönetenler bu konuda net bir tavır almadıkları sürece bu çürümüşlük devam edecektir" dedi.

İYİ Parti Genel Başka<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/aksener-cirkin-ellerinizi-kadinlarin-uzerinden-cekin-1695.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Başak Demirtaş'a yönelik cinsiyetçi saldırıya tepki gösteren İYİ Parti lideri, "Bizi yönetenler bu konuda net bir tavır almadıkları sürece bu çürümüşlük devam edecektir" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Başak Demirtaş'a yönelik cinsiyetçi saldırıyla iligli tepkisini hükümete seslenerek gösterdi. Akşener, "Çirkin ellerinizi kadınların üzerinden çekin artık" dedi.

Partisinin Meclis'teki grup toplantısında konuşan Akşener, tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş'a yönelik cinsiyetçi hakarete tepki gösterdi ve hükümete çağrıda bulundu: "Başak Demirtaş’a saldırı ne ilk ne de son olacaktır. Benzeri çirkin saldırıları yaşamış bir kadın olarak umarım ki son olur ama bu bir zihniyet meselesi. Bizi yönetenler bu konuda net bir tavır almadıkları sürece bu çürümüşlük devam edecektir. Onun için sayın Erdoğan başta olmak üzere Türkiye’yi yönetenleri bu konuda tutum almaya davet ediyorum. Buradan bir kez daha sesleniyorum yeter. Çirkin ellerinizi kadınların üzerinden çekin artık. "

<strong>"Görevleri bize sövmek"</strong>

Twitter'in "AK Parti gençlik örgütüyle ilişkili 7 binden fazla 'troll' hesabı kapatması" ile ilgili konuşan Akşener, şu ifadeleri kullandı: "Geçtiğimiz hafta bu kirli zihniyetin ifşa oluşuna şahit olduk. Binlerce troll hesap kapatıldı. Türkiye uluslararası toplumda rezil edildi. Nedir bu trol ordusu? Birinci görevleri Sayın Erdoğan’ı övmek, ikinci görevleri bize sövmek. Türkiye parayla kendini alkışlatan bir yönetimi hak etmiyor. Türk milleti böylesine çapsız bir siyaseti hak etmiyor. Gelişmiş ülkelerde siyasette trol hesap kullanmak büyük ayıp olarak görülüyor. Ama bu arkadaşlar bırakın utanmayı bu sahtekarlığı savunuyorlar. Sen gidip istihdam oluşturup sahte hesaplar açtırmışsın, millete hakaretler ettirip, iftiralar attırmışsın. Sonda da çıkıp savunuyorsun. Sayın Erdoğan senin trollerinden artık kimse korkmuyor. İYİ Parti o korku duvarını yıktı. Damadının masallarına da artık kimse inanmıyor. Çünkü senin trollerin sanal ama 3 bin 600 ek gösterge bekleyenler, atanamayan öğretmenler, işsiz milyonlarca genç gerçek. Telefon açın siz neden sahtekarlık yapıyorsunuz diye sorun. Sorun ki belki utanır temiz siyasete mecbur kalırlar. Türkiye son 10 yıldır her türlü kirli tezgaha sahne oldu. "

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türk heyeti Libya'da... ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turk-heyeti-libyada-1693.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turk-heyeti-libyada-1693.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turk-heyeti-libyada-1693.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/libya.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, MİT Başkanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Libya'nın başkenti Trablus'ta Libya Ulusal Mutabak<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turk-heyeti-libyada-1693.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, MİT Başkanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Libya'nın başkenti Trablus'ta Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac ile görüştü.

Heyetler arasında yapılan görüşmeyle ilgili Libya hükümetinden yapılan açıklamada ikili ilişkileri geliştirme yollarının ele alındığı kaydedildi.

Açıklamada, Libya'daki son gelişmeler ve Libya krizinin çözülmesi için uluslararası çabalar ile iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarına dayanarak pek çok farklı alandaki iş birliği konularının ele alındığı belirtildi.

Türk kamu ve özel sektör şirketlerinin Libya'daki altyapı ve petrol konularındaki çalışmaları ve yatırımlarının görüşüldüğü ifade edilen açıklamada, iki ülke arasında Kasım 2019'da "güvenlik ve askeri iş birliği ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması" konularında mutabakat muhtıralarının imzalandığı hatırlatıldı.

Açıklamada, bu muhtıralar ışığında Libya'nın savunma ve güvenlik gücünün oluşturulmasında dayanışma, Libya güvenlik güçlerinin eğitilmesi ve donatılması ile deniz yetki alanları konusunun da ele alındığı vurgulandı.

Çavuşoğlu, Albayrak ve Kalın, Libya Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid El-Meşri ile de bir araya geldi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Almanya Türkiye'yi riskli bölge ilan etti ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-turkiyeyi-riskli-bolge-ilan-etti-1690.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-turkiyeyi-riskli-bolge-ilan-etti-1690.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-turkiyeyi-riskli-bolge-ilan-etti-1690.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/alman2.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya, Türkiye dahil olmak üzere 130 ülkeyi koronavirüs tehlikesi nedeniyle riskli bölgeler listesine dahil etti. Türkiye'ye gidenler dönüşte karantinaya alınacak.

Almanya, Türkiye dahil olmak üz<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-turkiyeyi-riskli-bolge-ilan-etti-1690.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Almanya, Türkiye dahil olmak üzere 130 ülkeyi koronavirüs tehlikesi nedeniyle riskli bölgeler listesine dahil etti. Türkiye'ye gidenler dönüşte karantinaya alınacak.

Almanya, Türkiye dahil olmak üzere 130 ülkeyi, yeni oluşturulan koronavirüs risk bölgesi listesine aldı. Robert Koch Enstitüsü tarafından hazırlanan ve düzenli olarak güncellenecek listede, Almanların tatil için tercih ettikleri Mısır, Tayland ve Fas gibi ülkeler de yer aldı.

Böylece uluslararası seyahat uyarısı gereği, listede yer alan riskli ülkelere gidenlerin Almanya'ya döndüklerinde 14 gün ev karantinasında kalmaları zorunlu hale geldi.

Yüksek salgın riski göz önünde bulundurularak belirlenen risk bölgelerinden Almanya’ya hava, deniz ya da kara yoluyla giriş yapanların, yetkili sağlık kuruluşlarıyla giriş yaptıkları bilgisini paylaşmalarının ardından evlerinde 14 gün karantinaya girmeleri ve bu süre zarfında ev dışından kimseyle görüşmemeleri gerekiyor.

<strong>İstisnalar var </strong>

Ev karantinası uygulamasından muaf olabilmek için COVID-19 semptomları görülmediğini ve koronavirüs taşıyıcısı olunmadığını belgelemek gerekiyor. AB üyesi veya Robert Koch Enstitüsü tarafından kabul edilen ülkelerden alınan raporlar geçerli sayılıyor. Raporun Almanya'a giriş yapmadan en fazla 48 saat önce alınmış olması şartı da aranıyor.

<strong>Risk bölgeleri nasıl belirleniyor?</strong>

Ülkeler salgın riskine göre sınıflandırılırken, yeni vaka sayısındaki artış göz önünde bulunduruluyor. Bir haftada 100 bin kişide 50'den fazla yeni vaka görüldüğü durumlarda, ülke risk bölgesi ilan ediliyor. Bunun yanı sıra, yeni vaka sayısı az olan ülkelerde, test kapasitesinin az olması, salgınla mücadele  önlemlerinin yeterli olmaması ve ülkenin salgının durumuna dair güvenilir bilgileri paylaşmaması da bir ülkenin risk kategorisine girme nedenlerinden sayılıyor.

Avrupa Birliği içinde hala risk bölgesi kabul edilen ülke: İsveç. AB dışından risk bölgesi sayılmayan ülkelere örnek ise: Tunus, Yeni Zelanda ve Avustralya.

Türkiye, İtalya ve İspanya'dan sonra Almanların tatil için en çok tercih ettiği üçüncü ülke. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alman Der Spiegel dergisine geçen hafta yaptığı açıklamada, seyahat uyarısının devam etmesini eleştirmiş, bu kararın arkasındaki bilimsel nedenleri anlamakta güçlük çektiğini ifade etmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AB'nin yeni Türkiye Büyükelçisi Nikolaus Meyer-Landrut ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abnin-yeni-turkiye-buyukelcisi-n-meyer-landrut-1688.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abnin-yeni-turkiye-buyukelcisi-n-meyer-landrut-1688.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abnin-yeni-turkiye-buyukelcisi-n-meyer-landrut-1688.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/nicolaus.jpeg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa Birliği, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in eski Avrupa danışmanı Nikolaus Meyer-Landrut'u Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı olarak atadı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek T<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abnin-yeni-turkiye-buyukelcisi-n-meyer-landrut-1688.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa Birliği, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in eski Avrupa danışmanı Nikolaus Meyer-Landrut'u Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı olarak atadı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borell, Almanya'nın Paris Büyükelçisi Nikolaus Meyer-Landrut'un  AB Türkiye Delegasyonu başkanlığı görevine atandığını açıkladı.

Şu anda Türkiye'de AB Delegasyonu Başkanı olan Avusturyalı diplomat Christian Berger'in de AB'nin Mısır'daki temsilciliğine gönderileceği belirtiliyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in eski Avrupa danışmanı olan 59 yaşındaki Meyer-Landrut, Temmuz 2015'ten bu yana Paris'te Almanya Büyükelçisi olarak görev yapıyordu. Meyer-Landrut, 2011-2015 yılları arasında da Berlin'de Başbakanlık Dairesi'nin Avrupa Bölümü sorumlusuydu.

AB'nin çalışmalarını ve Brüksel'in işleyişini yakından bilen Meyer-Landrut, 1993-1995 ve 1999-2002 yılları arasında ise Almanya'nın AB'deki daimi temsilciliği görevini yürütmüştü.

<strong>Türkiye ile kötüleşen ilişkiler</strong>

Meyer-Landrut, AB'nin aday ülkesi Türkiye ile ilişkilerin kötüleştiği ve Mülteci Anlaşması ile ilgili tartışmaların yaşandığı bir dönemde bu görevi devralacak.

AB'yi 2016 tarihli anlaşmada verilen sözleri tutmamakla ve Suriyeli mülteciler için vadedilen yardımları yapmamakla suçlayan Ankara, Türk vatandaşları için vize uygulamasının kaldırılmasını ve Gümrük Birliği'nin genişletilmesini istiyor.

Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakereleri ise 2016 yılının sonundan bu yana fiilen askıya alınmış durumda. Türkiye, 15 Temmuz 2016 yılında yaşanan darbe girişiminin ardından uygulanan olağanüstü hal dönemindeki insan hakları ihlalleri ve toplu tutuklamalar nedeniyle AB'den gelen eleştirilere hedef olmuştu. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Dünyada medyaya güven azalıyor; Türkiye'de habere ulaşmada televizyon ilk sırada ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunyada-medyaya-guven-azaliyor-turkiyede-habere-ulasmada-televizyon-ilk-sirada-1684.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunyada-medyaya-guven-azaliyor-turkiyede-habere-ulasmada-televizyon-ilk-sirada-1684.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunyada-medyaya-guven-azaliyor-turkiyede-habere-ulasmada-televizyon-ilk-sirada-1684.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/tv.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü’nün 2020 Dijital Haber Raporu yayımlandı. 5 kıtadan 40 ülkede 80 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, koronavirüs <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunyada-medyaya-guven-azaliyor-turkiyede-habere-ulasmada-televizyon-ilk-sirada-1684.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü’nün 2020 Dijital Haber Raporu yayımlandı. 5 kıtadan 40 ülkede 80 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, koronavirüs krizinin sadece insan sağlığını değil haber kaynaklarını da etkilediğine işaret ediyor.

Rapora göre akıllı telefon ve internet platformlarının kullanımı diğer haber kaynaklarını domine etmeye başlarken, kriz nedeniyle uzun vadede daha dijital, daha mobil ve sosyal platformların hakim olduğu bir medya dünyasına doğru köklü bir değişim yaşandı.

Bununla birlikte insanların habere ulaşmada hissettiği iki endişenin de altı çiziliyor raporda: Güven eksikliği ve yanıltıcı bilgi.
<h2><strong>Medya haberciliğine güven dünya genelinde azalmayı sürdürüyor</strong></h2>
Koronavirüsün başlaması ile birlikte küresel anlamda anketin yapıldığı tarihten beri hiç görülmemiş bir güven azalışı gözlemlendi. 2019'a göre ülkelerdeki güven ortalaması yüzde 4 civarında düşerek yüzde 38'e geriledi.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ankete katılan sadece 6 ülkede güven yüzde 50 seviyesinin üzerine çıkabildi. Türkiye, Finlandiya ve Portekiz'in ardından yüzde 55 ile haberlere en fazla güvenen ikinci ülke oldu. Bu oran Fransa, Tayvan ve Güney Kore'de yüzde 20 seviyesine indi.

Anket toplumların medyaya daha az güvenmesinin nedenini kötü habercilikten çok ülkelerinin kurumlarına duydukları memnuniyetsizliğe bağlıyor.
<h2>Türkiye'de en fazla kullanılan haber kaynağı, televizyon</h2>
Anket Türkiye'de haber kaynakları sıralamasında her ne kadar internet haberciliği kullanımının hızla arttığına dikkat çekse de televizyonun en önemli haber kaynağı olmayı sürdürdüğünü işaret ediyor. Uluslararası verilerle karşılaştırıldığında yazılı basının da gerilemekle birlikte hala başvurulan kaynaklarda önde olduğuna yer veriliyor.

İnternette ise akıllı telefonlar Türkiye'de habere ulaşmak için kullanılan ilk araç olmuş durumda.
<h2>Güven sıralamasında hükümet yanlısı kaynaklar alt sıralarda</h2>
Türkiye'de genel anlamda haberciliğe güven salgının başladığı dönemde yüzde 9'luk bir artış yaşadı. Reuters bu artışın tam bir nedeni olmadığını belirtirken, rapora göre halkın en fazla güvendiği haber kaynakları olarak Fox ve NTV kanalları öne çıktı. Muhalif gazeteler Cumhuriyet ve Sözcü de güven tablosunda önlerde yer aldı.

Sıralamanın en alt sıralarında ise AHaber ve Sabah gazetesi yer aldı. Ancak bu medya organlarının en fazla takip edilen haber kaynakları olması da dikkat çekti.
<h2>Facebook en fazla haber paylaşımı yapılan platform</h2>
Anket ayrıca sosyal platform ve mesajlaşma uygulamaları ve sitelerinin kullanımı konusunda da Türkiye'deki verileri yansıttı.

Türkiye'den ankete katılanların yüzde 57'si haberleri paylaşmak için sosyal medya, e posta ve haberleşme uygulamalarını kullandıklarını belirtti. Ankete göre Türkiye'de haber paylaşımı için en fazla kullanılan sosyal medya platformu ise Facebook oldu.

Ocak ve şubat aylarında haber paylaşımı için kullanımın yüzde 2 artarak yüzde 49'a ulaştığı Facebook'u sırasıyla Youtube (yüzde 45), Instagram (yüzde 41) ve Whatsapp (Yüzde 31) ile takip etti. Twitter ise sadece 5. sırayı alabildi.
<h2>İnternetteki haber kirliliği endişe konusu</h2>
40 ülkeden rapora katılanların yüzde 56'sı internetteki yanlış ve yanıltıcı haberlerin endişe verici olduğunu düşünüyor. Bu endişenin dünyanın güney yarım küresinde daha fazla olduğu dikkat çekiyor.

Örneğin Brezilya'da bu oran yüzde 84, Kenya'da ise yüzde 76'da bulunuyor.

Türkiye'de de oldukça yüksek oran yüzde 60 civarında. Bu seviyenin en düşük olduğu ülkeler iç politikalarında kutuplaşmanın seyrek görüldüğü Hollanda, Almanya ve Danimarka. Son dönemdeki olaylar ve Çin'in müdahaleleri nedeniyle Hong Kong'da endişe oranı yüzde 6'lık bir artış yaşamış durumda. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Gözler NATO toplantısında... ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gozler-nato-toplantisinda-1682.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gozler-nato-toplantisinda-1682.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gozler-nato-toplantisinda-1682.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/nako.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ ABD'nin Almanya'dan asker çekme planı, Doğu Akdeniz ve Libya'da Türkiye ile Yunanistan ve Fransa arasında artan gerginlik, iki günlük NATO Savunma Bakanları toplantısına damgasını vuracak.

Ayrıca T<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gozler-nato-toplantisinda-1682.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ ABD'nin Almanya'dan asker çekme planı, Doğu Akdeniz ve Libya'da Türkiye ile Yunanistan ve Fransa arasında artan gerginlik, iki günlük NATO Savunma Bakanları toplantısına damgasını vuracak.

Ayrıca Türkiye'nin, YPG ve PYD'yi 'terör örgütü' olarak tanıması için NATO'ya baskı yapması ve aksi takdirde teşkilatın 'Doğu Avrupa planını engelleyeceğini belirtmesi, toplantının sıcak gündemlerinden birini oluşturuyor.

ABD’nin Almanya’dan asker çekme kararı, Türkiye ile Yunanistan ve Fransa arasında tırmanan tansiyon, NATO ittifakı içerisinde gerilimi artırdı. Gözler bugün başlayacak ve iki gün sürecek NATO Savunma Bakanları toplantısına çevrildi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, video konferansı aracılığıyla yapılacak toplantı öncesinde düzenlediği basın brifinginde, ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük yankı uyandıran Almanya’daki askerlerinin bir bölümünü çekme kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.

<strong>ABD'nin Avrupa'daki varlığı</strong>

ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının Atlantik’in her iki yakasını daha güvenli kıldığına dikkat çeken Stoltenberg, Washington’un asker çekme kararının kamuoyuna yansıması üzerine Trump’ı arayarak konuyu görüştüğünü açıkladı. “Benim kendisine mesajım, ABD’nin mevcudiyetinin Avrupa için olduğu kadar Kuzey Amerika ve ABD için de iyi olduğu yönündeydi” diyen Stoltenberg, Trump’ın bu kararının nasıl ve ne zaman uygulanacağına dair “kesinleşmiş bir kararın” olmadığını, konunun savunma bakanları toplantısında da ele alınacağını söyledi. NATO Genel Sekreteri, “Benim için önemli olan caydırıcılığımızı ve savunmamızı koruyabilmemiz, Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki güçlü bağı muhafaza edebilmemizdir” diye konuştu.

Konu NATO Büyükelçisi Kay Bailey Hutchison’ın bugün telekonferans yoluyla düzenlediği basın brifinginde de gündeme geldi.Büyükelçi, askerlerin ne zaman çekileceği sorusuna “bir takvim olduğu konusunda bilgimiz yok” yanıtını vermekle yetinen Amerikalı Büyükelçi, “mesele henüz büyük ölçüde inceleme safhasında” dedi.

ABD büyükelçisi, NATO’nun Libya konusunda bir misyon üstlenmesine yönelik soruya ise böyle bir  ihtimal görmediği şeklinde yanıtladı.

NATO savunma bakanları toplantısında, Türkiye ile Fransa ve Yunanistan arasında Libya ve Doğu Akdeniz’de tırmanan gerilim de gündeme gelecek. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Atina'nın destek turu ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/atinanin-destek-turu-1680.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/atinanin-destek-turu-1680.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/atinanin-destek-turu-1680.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/dendias-2.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Paris'i ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile Libya meselesi ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuka ve Deniz Hukuku'na saygı gösterilmesinin <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/atinanin-destek-turu-1680.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Paris'i ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile Libya meselesi ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuka ve Deniz Hukuku'na saygı gösterilmesinin önemini ele aldı. Ayrıca UNESCO'da Ayasofya konusu görüşüldü.

Paris'i ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi.

İkilinin görüşmesinde 'Atina ile Paris arasındaki stratejik ilişkilerin daha da genişletilmesi, koronavirüs salgını, göçmen krizi, Libya meselesi ve Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuka ve Deniz Hukuku'na saygı gösterilmesinin önemini' ele aldıkları bildirildi.

Yunan diplomatik kaynaklar, Dendias'ın "Yunanistan'ın, Ankara'nın artan yasa dışı tutumunda ve karşı karşıya kaldığı provokasyonlarda, dost ve müttefik olarak sergilediği istikrarlı destek için Fransa'ya teşekkür ettiğini" dile getirdi. Bakanların Libya meselesine ilişkin, soruna siyasi bir çözüm bulunmasının yanı sıra halkın yararına ve bölgesel istikrarın sağlanması adına dış müdahalelerin durdurulmasının zorunlu olduğu konusunda fikir birliğine vardıkları da kaydedildi.

Daha sonra iki bakan, telekonferans yoluyla AB Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısına katıldı. Toplantıya ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da iştirak etti.

Toplantıda Dendias'ın 'Türkiye'nin saldırganlığının hem Yunanistan'a hem de Avrupa Birliği'ne hakaret olduğunu dile getirdiği' aktarıldı.
<h2>Dendias, UNESCO Genel Direktörü ile Ayasofya meselesini görüştü</h2>
Bu arada Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, UNESCO Genel Direktörü General Audrey Azoulay ile Ayasofya meselesini de görüştü.

Telefonla gerçekleşen görüşmede ikilinin, dünya mirası listesinde yer alan ve halen müze olan Ayasofya'da Kuran okunması konusunu da ele aldıkları bildirildi.

Azoulay'ın görüşmede Dendias'a, kurumun gelişmeleri yakından takip ettiğini söylediği aktarıldı. Azoulay'ın ayrıca görüşmede Ayasofya'nın statüsüyle ilgili herhangi bir değişikliğin önceden kendilerine iletilmesi ve bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiğini yinelediği kaydedildi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Yeni bir Sarraf olayı mı? Venezuela-Türkiye arasındaki iş insanı Alex Saab gözaltında ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yeni-bir-sarraf-olayi-mi-venezuela-turkiye-ucgenindeki-is-insani-alex-saab-gozaltinda-1677.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yeni-bir-sarraf-olayi-mi-venezuela-turkiye-ucgenindeki-is-insani-alex-saab-gozaltinda-1677.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yeni-bir-sarraf-olayi-mi-venezuela-turkiye-ucgenindeki-is-insani-alex-saab-gozaltinda-1677.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/saab.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen yıl Temmuz ayında "kara para aklamakla" suçlanan Venezuela ve Kolombiya vatandaşı iş insanı Alex Nain Saab, Cuma günü Afrika'daki ada ülkesi Cabo Verde'de (Yeşil <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yeni-bir-sarraf-olayi-mi-venezuela-turkiye-ucgenindeki-is-insani-alex-saab-gozaltinda-1677.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="story-body__introduction">ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen yıl Temmuz ayında "kara para aklamakla" suçlanan Venezuela ve Kolombiya vatandaşı iş insanı Alex Nain Saab, Cuma günü Afrika'daki ada ülkesi Cabo Verde'de (Yeşil Burun Adaları) yakalanıp gözaltına alındı.</p>
Saab'ın adı Venezuela ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde rol oynayan ve "altın-gıda-İran yakıtı" ticaretinin temelini atanlar isimler arasında geçiyordu.

Türkiye ise "ABD'nin yaptırımları nedeniyle özel sektör ve kurumlarca alınan kararların, ticari ve Türkiye-Venezuela ilişkilerinden bağımsız olduğunu" söylüyor.

BBC Türkçe'den Çağıl Kasapoğlu'nun haberine göre, Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı'nın (Interpol) "kırmızı bültenle" aradığı 48 yaşındaki Saab'ın, içinde bulunduğu uçağın "yakıt ikmali" yapmak için Batı Afrika ada ülkesi Cabo Verde'ye indiği sırada gözaltına alındığı bildirildi.

Saab'ın güzergahı konusunda çelişkili ifadeler var. Bazı kaynaklarda Saab'ın İran'ın başkenti Tahran'dan Venezuela'ya gitmekte olduğu iddia edilirken, başka bazı kaynaklarda seyahatinin tam tersi yönde olduğu öne sürüldü.

Cabo Verde ile ABD arasında suçluların iadesi anlaşması yok. Ama Cabo Verde Başsavcısı Jose Landim, Pazartesi günü yaptığı açıklamada ABD'de yolsuzluk ve para aklamakla suçlanan Alex Saab'ın anlaşma olmamasına rağmen ABD'ye iade edilebileceğini söyledi.

Venezuela hükümeti de genelde doğrudan bağlantılı olduklarını ifşa etmekten kaçındıkları Saab'ın gözaltına alınmasına resmi bir açıklamayla tepki gösterdi.

Bu açıklama Caracas'ın Saab'la doğrudan bağlantısının da açıktan kabul edilmesi olarak görülüyor.

Venezuela Dışişleri Bakanı Jorge Arreaza M, 14 Haziran'da Twitter'dan yaptığı açıklamada, Alex Nain Saab'ın Cabo Verde'de gözaltına alınmasının "uluslararası hukuk ve normlara aykırı" olduğunu ifade etti ve gözaltının Venezuela halkına yönelik "saldırı" anlamına geldiğini duyurdu.

Açıklamada Saab'ın, Venezuela'nın devlete ait gıda dağıtım programı 'CLAP' (Comité Local de Abastecimiento y Producción) kapsamında gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve Covid-19'la mücadele için gerekli insani ihtiyaçların sağlanması amacıyla seyahat ettiği ve Cabo Verde'de de teknik bir mesele nedeniyle durduğu belirtildi.

Kolombiya basınında yer alan haberlere göre ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Saab'ın Venezuela, Almanya, Rusya, İtalya ve İran hattındaki uçak filosunu uydu görüntülerindeki hareketlerinden takip ediyordu. Saab da Cuma günü de Cabo Verde'de yerel yetkililerin harekete geçmesiyle gözaltına alındı.

Kolombiyalı El Tiempo gazetesine konuşan ABD'li bir yetkili, "Cabo Verde'de demirli bir tankerde bulunan petrolün sevki için İranlı bir heyetle buluşacağını biliyorduk. Hata yapmasını bekliyorduk, o hatayı yaptı" dedi.

Yetkili ayrıca, Saab'ın yakalandığı G500 tipi, T7JIS kuyruk numaraları uçakta 'yolcu olarak' kaydı bulunmadığını ama soruşturmayı yürütenlerin Saab'ın uçakta olduğunu bildiğini söyledi.
<h2 class="story-body__crosshead">Alex Saab neyle suçlanıyor?</h2>
Amerikalı yetkililer Saab'ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, baş danışmanları ve ailesi hakkındaki "milyonlarca dolarlık para aklama" iddialarına dair gizli bilgilere sahip olduğundan şüpheleniyor.

Amerikan hükümetinin resmi belgelerine yansıyan iddialarda Saab'ın Türkiye ve İran'la yapılan "altın ve nakit dolar anlaşmalarında" dahli olduğu öne sürülüyor.

Amerikalı yetkililer Saab'ın ABD'de yargılanmasıyla, Venezuela'nın yaptırımları delip delmediğine ilişkin iddiaları araştırabilecek.

Alex Saab, ABD hükümeti tarafından Maduro'nun "geniş para aklama ve yolsuzluk ağlarının" en önemli ismi olarak görülüyor.

Saab'ın yanı sıra aynı suçlama, ortağı Alvaro Enrique Pulido Vargas'a da yönlendiriliyor.

ABD Adalet Bakanlığı, Kolombiyalı iş insanını, Venezuela'da hükümetin belirlediği döviz kuru sistemi ve merkezileştirilen temel gıda ithalatı ve dağıtımı gibi büyük projelerde "şişirilmiş anlaşmalar" yapmakla ve bunların aracılığıyla para aklayıp yolsuzluk yapmakla suçluyor.

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin geçen yıl Temmuz ayında Saab hakkındaki suçlamalara ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

"Saab, Maduro'nun yakın çevresindekilerle birlikte, açlık yaşayan Venezuela halkını sömürmek için kullanılan geniş çaplı yolsuzluk ağları kurdu. Siyasi destekçilerini ödüllendirmek, muhaliflerini cezalandırmak için gıdayı toplumsal kontrol amaçlı kullandı, bu sırada bir dizi düzmece planla yüzlerce milyon doları ceplerine attı."

ABD Adalet Bakanlığı da aynı dönem Saab ve bir diğer Kolombiyalı iş insanı Alvaro Enrique Pulido Vargas'ın bu ağlarla ülke dışındaki paravan şirketler aracılığıyla "350 milyon dolar para akladıkları" suçlamasında bulunmuştu. ABD, bu ülke dışındaki paravan şirketler arasında Türkiye'den de bir şirketin bulunduğunu ifade ediyor.

Alex Saab, vatandaşı olduğu Kolombiya'da da yine para aklama suçundan aranıyordu.

Kolombiyalı yetkililer Saab'a ait 9 milyon 700 bin dolar değerinde gayrimenkule el koymuştu. Ama Kolombiya'da hakkında arama kararı olmadığı için, Saab'ın Kolombiya'ya değil, ABD'ye iade edilebileceği belirtiliyor.

Alex Saab, ABD'de yargılanır ve suçlu bulunursa 20 yıla kadar hapis cezası alabilir.

Saab, ABD'de kendini savunmak için eski federal savcı avukat Maria de Los Angeles Dominquez Truijillo'yla anlaştı.

Maria Dominguez, Dominik Cumhuriyeti'nin eski diktatörü Rafael Leonidas Trujillo'nun da kızı.
<h2 class="story-body__crosshead">Türkiye'nin de adının geçtiği 'gıda-altın-yakıt' zinciri nedir?</h2>
<img src="https://im.haberturk.com/2019/01/24/ver1548315949/2300869_810x458.jpg" alt="Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Maduro'ya destek - Dünya ..." />

Alex Saab'ın, Venezuela adına "Türkiye'den altın karşılığında gıda satın alma", İran'dan da "altın karşılığında yakıt satın alma" anlaşmalarında rol oynadığı iddia ediliyor.

Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkiler 2018 yılında karşılıklı ziyaretler ve bir dizi anlaşmayla geliştirilmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2018 verilerine göre Venezuela o yıl Türkiye'ye yaklaşık 900 milyon dolar değerinde işlenmemiş altın ihraç etmişti. Altınların Türkiye'de rafine ediliyordu. Ama TÜİK verilerinde aynı dönem Venezuela'ya ihraç edilen altın oranları benzer seviyelerde görünmüyordu. Altınların karşılığında Türkiye'den gıda tedariki yapıldığı belirtiliyordu.

ABD Hazine Bakanlığı da ülkedeki gıda ihtiyacının karşılanması için CLAP adlı gıda dağıtım programının finansmanını "altın anlaşmalarıyla" yaptığını söylüyor. Böylece finansal işlemlerin de Venezuela'ya yaptırım uygulayan ABD'nin denetimine takılmadığı kaydediliyor.

ABD Hazine Bakanlığı'nın 25 Temmuz 2019 tarihli açıklamasında Saab'ın Türkiye ile ilişkisine dair da şu ifadeler var:

"Saab, Venezuela hükümetinin Türkiye'ye altın sattığı yapıyı oluşturmak için, mevcut Sanayi ve Ulusal Üretim Bakanı, eski devlet başkanı yardımcısı El Aissami dahil Venezuela hükümeti mensuplarıyla çalıştı.

"Venezuela'nın altın sektöründeki usulsüz operasyonları sonucunda, ve Maduro ile şaibeli ortaklarının Venezuela halkını ve kaynakları daha fazla sömürmesine engel olma amacıyla, Hazine Bakanı Mnuchin, Kasım 2018'de Venezuela ekonomisinin altın sektörüne yaptırım uygulama kararı almıştır."

Adı geçen Tareck el Aissami, artık Venezuela Petrol Bakanı.

ABD Hazine Bakanlığı'na göre Saab, Venezuela'nın Ekonomi ve Sosyal Kalkınma Bankası (Bandes) ile anlaşma yapıp Venezuela yerel para birimiyle yerel madencilerden altın satın aldı. Venezuela hükümetinin de madencilere, "Saab'a karaborsadaki oran yerine şişirilmiş resmi faiz oranından satış yapmaları için baskı uyguladı". Bakanlık, Türkiye ile ilgili de şu açıklamayı yaptı:

"Türk kurumlar altını Venezuela hükümetinden satın alıyor parayı Türkiye'deki hesaplara yatırıyor, sonra da fonlar Venezuela Merkez Bankası'nın Türkiye'deki hesaplarına aktarılıyor. Saab'ın Türkiye'deki şirketi Mulberry de Venezuelalı müşterileri adına Türkiye'den ürünler satın alıp Venezuela'ya fiyatları yükselterek satıyordu."

Saab'ın Türkiye'de sahibi olduğu belirtilen Mulberry Proje Yatırım adlı şirketi "paravan şirket"olarak niteleyen ABD, "Venezuela hükümetinin yolsuzluklarına suç ortaklığı yaptığı, Saab'ın Türkiye'ye altın satmak için CLAP aracılığıyla kurduğu yolsuzluk ağında ödemelerin kolaylaştırılması için kullanıldığını" söylüyor.

CLAP gıda dağıtım programlarında Türkiye'den gelen ürünlerin bulunduğu Venezuela basınına yansımıştı.
<h2 class="story-body__crosshead">Türkiye: Özel sektörün ticari ilişkileri ile resmi ilişkiler ayrı</h2>
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, 19 Ağustos 2019'da ABD'nin yaptırım kararı üzerine Venezuela ile Türkiye ilişkileri hakkında çıkan haberlerle ilgili bir soruya şu yanıtı vermişti.

"Meşru hükümetleri ve anayasal rejimleri devirmek için dış müdahaleye, demokratik olmayan yöntemlere başvurulmasına ve tek taraflı yaptırımlar uygulanmasına karşı olduğumuzu, diğer taraftan Venezuela ile ilgili sorunlara kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme giden tek yolun anlamlı ve kapsayıcı diyalogdan geçtiğini bugüne kadar hep vurguladık.

"Öte yandan özellikle ABD'nin Venezuela'ya yönelik tek taraflı kapsamlı yaptırımları nedeniyle, özel sektör ve kurumlarca alınan bazı kararlar ticari tercihler olup, bunlar Türkiye-Venezuela ikili resmi ilişkilerinden bağımsızdır."<span class="image-and-copyright-container"><span class="off-screen">Telif hakkı</span><span class="story-image-copyright">GETTY </span></span>
<h2 class="story-body__crosshead">İran'la ilişkiler</h2>
Venezuela'nın Türkiye ile yaptığı "altın anlaşmalarının" benzerlerinin de Venezuela ile İran arasında "yakıt anlaşması" olarak yapıldığı iddia ediliyor.

Bloomberg haber ajansının 8 Mayıs tarihli haberine göre Alex Saab, devletin petrol şirketi Petroleos de Venezuela üst düzey yöneticileriyle birlikte Nisan ayında "altın karşılığında yakıt anlaşması" için Tahran'a gitti.

Haberdeki iddiaya göre o tarihten bu yana Venezuelalı yetkililer Tahran merkezli Mahan Air aracılığıyla 500 milyon dolar değerinde yaklaşık 9 ton altını Tahran'a gönderdi.

Bloomberg'e konuşan kaynaklar, Saab'ın İran anlaşması müzakerelerinde Venezuela Petrol Bakanı Tareck el Aissami'ye yardımcı olduğunu söylüyor.

Tareck el Aissami, 2018 ve 2019 yılları arasında sıklıkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşmüştü.

Bloomberg, Saab'ın Türkiye ile altın anlaşmalarında Tareck el Aissami ile Alex Saab'ın birlikte çalıştığını yazıyor.

ABD, bu anlaşmaların Venezuela'ya uygulanan yaptırımı suiistimal edip etmediğini inceliyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Venezuela'nın eski OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) temsilcisi Elie Habalian şu yorumu yapıyor:

"Türkiye ve iş insanı (Saab), Amerikan yaptırımlarına karşı kendilerini tehlikeye atmak istemezler, dolayısıyla bunu nakit parayla veya altınla yaparlar, Amerikan hesaplarını kullanmazlar. Amerikan hesabı kullanıp Venezuela ile işlem yaparsanız size yaptırım uygulanır. Türkiye bunu biliyor.

"Türkiye'nin şimdilik Venezuela'da jeostratejik bir çıkarı yok. Türkiye'nin Caracas Büyükelçiliği'nde son dönem faaliyetler artmıştı, daha fazla ziyaret, daha fazla propaganda (...)

"Bunu kanıtlamamın yolu yok ama benim değerlendirmeme göre, Afrika'da yakalanan bu şahıs, bir şekilde Venezuela rejiminin dahil olduğu birçok mali meseleyle ilgilenen bakanla (Tarık el Aissimi'yle) bağlantılı. Çok akıllı biri.

"Türkiye, Venezuela rejimine yardım ediyordu ve etmeye devam edecek çünkü Türkiye'nin ABD ile tuhaf bir ilişkisi var. ABD'ye karşı mücadele etmeyi sevmiyorlar ama onları da sevmiyorlar.

"Bu değişik ilişki ortamında Venezuela ile iş yapıyorlar, altın ve nakit ile. Venezuela'da şimdi çok sayıda Türk malı ürün var."

"Türkler, stratejik olarak Venezuela'ya yardım ederek Batı ile ve ABD ile ilişkilerini riske atmak istemez. Stratejik değil iş ilişkisi olarak bakıyorlar."

Habalian, İran'ın Venezuela ile "iş yaptığı bir ortam da Türkiye'nin de yapmak isteyeceğini" belirtiyor ve iki ülkenin de Latin Amerika'yla ilişkileri geliştirmek istedikleri yorumunu yapıyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Suyun altında da internet : Aqua-fi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/suyun-altinda-da-internet-aqua-fi-1673.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/suyun-altinda-da-internet-aqua-fi-1673.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/suyun-altinda-da-internet-aqua-fi-1673.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/aqua.png" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Hiç suyun altında internete bağlanmayı düşündünüz mü? Belki buna ihtiyaç duymadınız ancak dalgıçlar ve belgeselciler için bu giderek artan bir ihtiyaçtı. Mühendisler buna çare buldu: Artık suyun derin<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/suyun-altinda-da-internet-aqua-fi-1673.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Hiç suyun altında internete bağlanmayı düşündünüz mü? Belki buna ihtiyaç duymadınız ancak dalgıçlar ve belgeselciler için bu giderek artan bir ihtiyaçtı. Mühendisler buna çare buldu: Artık suyun derinliklerinden de internete bağlanmak mümkün. Teknolojinin adı ise Aqua-fi.

Doğa belgesellerinde görüntüleme ve fotoğraf teknolojisi çok ileri bir seviyeye taşındı. Film yapımcılar da bu teknolojileri daha iyi görüntüler için kullanıyor. Ancak suyun altında canlı yayın yapmak başka bir teknoloji gerektiriyor. Suudi Arabistan’daki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden mühendisler deniz ve okyanus derinliklerinden internete bağlanmayı mümkün kılan bir teknoloji geliştirdi.

Araştırma ekibinin “Aqua-fi” adını verdiği teknoloji Wifi gibi çalışıyor. Dalgıçlara ve belgeselcilere suyun oldukça derinlerinden canlı yayın başta olmak üzere bir çok imkan sunuyor.

Aqua-Fi teknolojisi dalan kişinin akıllı telefonundan radyo dalgaları vasıtasıyla “ağ geçidi”ne veri gönderecek. Bu veriler yüzeyde bulunan ve uydu yoluyla internete bağlanan bilgisayara gönderilecek.

Araştırma ekibinden Basem Şihada “Akademiden ve endüstriden bir çok insan suyun altındaki çevreyi ince ayrıntılarına kadar gözlemek ve keşfetmek istiyor” dedi. Şihada yeni teknoloji ile dalgıçlar ve yüzeydeki botta bekleyen ekipler çok daha kolay iletişim kurabilecek.

Şihada “Tamamen kablosuz olarak ilk kez suyun altında internete bağlantı kuruldu” diye konuştu.

Ürünün piyasaya sürülmesi ise biraz daha vakit alacak. Araştırma ekibi bağlantı kalitesini ve iletim gücünü arttırdıktan sonra ürünün ticari üretimine başlanabileceğini açıkladı.

Araştırmanın sonuçları Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) dergisinde yayımlandı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ NATO'nun Doğu Avrupa planına Türkiye engeli ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/natonun-dogu-avrupa-planina-turkiye-engeli-1671.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/natonun-dogu-avrupa-planina-turkiye-engeli-1671.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/natonun-dogu-avrupa-planina-turkiye-engeli-1671.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/nato.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ NATO'nun doğu Avrupa'daki yeni savunma planlamasını hayata geçirme girişimi Türkiye'ye takıldı. Türkiye, plana onay vermek için PYD ve YPG'nin terör örgütü olarak sınıflandırılmasını istiyor.

Alman<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/natonun-dogu-avrupa-planina-turkiye-engeli-1671.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ NATO'nun doğu Avrupa'daki yeni savunma planlamasını hayata geçirme girişimi Türkiye'ye takıldı. Türkiye, plana onay vermek için PYD ve YPG'nin terör örgütü olarak sınıflandırılmasını istiyor.

Alman haber ajansı dpa'nın edindiği bilgilere göre Türkiye, NATO'nun doğu Avrupa'da hayata geçirmek istediği yeni savunma projesine onay vermek için bazı koşullar öne sürdü.

NATO merkezindeki gizli belgelere dayandırılan haberde, ittifak üyesi Türkiye'nin <a href="https://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fandan-natoya-evet-dedik-ama-ter%C3%B6rle-m%C3%BCcadelede-bizi-yaln%C4%B1z-b%C4%B1rakmayacaks%C4%B1n%C4%B1z/a-51545566">kendi ulusal çıkarlarına</a> güçlü bir destek karşılığında planı onaylamak istediği belirtildi. Türkiye'nin öne sürdüğü koşullar arasında Suriye'nin kuzeyindeki Kürt gruplar PYD ve YPG'nin terör örgütü olarak sınıflandırılması olduğu ifade ediliyor. Ancak çok sayıda ittifak üyesinin bu talebe sıcak bakmadığı aktarılıyor.

Türkiye'nin uygulanmasını engellediği "graduated response plans" isimli savunma planı, NATO'nun Rusya'ya karşı aldığı caydırıcılık önlemlerinin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Planda, kriz ya da saldırı durumlarında tehdit altında kalan ittifak üyelerinin nasıl destekleneceği ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Acil bir durum söz konusu olduğunda da NATO'nun "süper hızlı" müdahale birliklerinin harekete geçirilmesi öngörülüyor.

<strong>Kırım krizi sonrası oluşturuldu</strong>

Baltık ülkeleri ve Polonya'yı kapsayan bu yeni savunma planı, Rusya'nın Kırım'ı 2014 yılında ilhak etmesinin ardından 2015 yılında oluşturulmuş, geçen yılın Aralık ayında düzenlenen <a href="https://www.dw.com/tr/rusya-ile-nato-aras%C4%B1nda-hava-gerginli%C4%9Fi/a-53525899">NATO Zirvesi'nde</a> de planın hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de zirve sonunda yaptığı açıklamada planın desteklenmesi çağrısında bulunmuştu.

NATO'da kararlar oybirliği ile alınıyor. Türkiye'nin blokajı nedeniyle de plan hayata geçirilemiyor.

Alman haber ajansı dpa, konuyla ilgili olarak NATO merkezinden de bilgi almak istendiği, ancak NATO'dan bu konuda açıklama yapılmadığı belirtildi. NATO sözcüsünün gizlilik kararı nedeniyle bu konuda açıklama yapamayacağını söylediği aktarıldı. Ajans, Türk yetkililerin de "doğası gereği ittifak için hassas ve mahrem konuların basın malzemesi olmamasına karşı oldukları" yanıtını verdiği belirtildi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye ile Libya arasında askeri üs müzakereleri ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ile-libya-arasinda-askeri-us-muzakereleri-1669.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ile-libya-arasinda-askeri-us-muzakereleri-1669.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ile-libya-arasinda-askeri-us-muzakereleri-1669.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 31 May 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/askeri.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Türkiye ile Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında, ülkedeki iki askeri üssün Türkiye tarafından kullanılmasına yönelik görüşmeler yapıldığı bildirildi. Reuters haber ajansının, isminin a<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-ile-libya-arasinda-askeri-us-muzakereleri-1669.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Türkiye ile Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında, ülkedeki iki askeri üssün Türkiye tarafından kullanılmasına yönelik görüşmeler yapıldığı bildirildi. Reuters haber ajansının, isminin açıklanmasını istemeyen bir Türk kaynağa dayandırdığı haberde, Misrata kentindeki deniz üssü ile Vatiyye Hava Üssü'nün kullanımı konusunda henüz nihai karara varılmadığı, görüşmelerin sürdüğü belirtildi.

Reuters'a konuşan Türk kaynak, "Vatiyye üssünün Türkiye tarafından kullanılması gündemde, Misrata deniz üssünün kullanımı da mümkün olabilir" ifadelerini kullandı. Reuters, iki üssün kullanımının Türkiye'nin Akdeniz'in güneyinde kalıcı varlık göstermesi yolunda bir hazırlık anlamına geldiği değerlendirmesini yaptı. Ajansa konuşan Robert Bosch Akademisi'nden Galip Dalay da "Libya'da özellikle de bir deniz üssünün, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki nüfuzunu 'kurumsallaştıracağı' ve Arap ve Avrupalı rakipler karşısında önemli avantaj kazandıracağı" yorumunda bulundu.

4 Haziran’da Ankara’da bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es Serrac, çatışmaların sona ermesinin ardından, iki ülke arasındaki işbirliğinin, özellikle enerji ve inşaat alanlarında artırılacağını dile getirmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan ve Türkiye'nin askeri destek verdiği UMH, son dönemde Halife Hafter birliklerine karşı önemli askeri başarılar kazanmış, Mayıs ayında stratejik öneme sahip Vatiyye Hava Üssünde de kontrolü ele geçirmişti. UMH, Türkiye'nin yanı sıra Katar ve İtalya tarafından desteklenirken Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fransa ve Rusya Hafter'e destek veriyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa'da kısıtlamalar tamamen kalkıyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransada-kisitlamalar-tamamen-kalkiyor-1667.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransada-kisitlamalar-tamamen-kalkiyor-1667.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransada-kisitlamalar-tamamen-kalkiyor-1667.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 31 May 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/macron-carte.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 22 Haziran'da yapılması beklenen açıklamayı bir hafta öne alarak, Corona virüsü ile mücadele çerçevesinde geçilen ikinci aşamayı tamamladıklarını ve Pazartesi'den<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransada-kisitlamalar-tamamen-kalkiyor-1667.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 22 Haziran'da yapılması beklenen açıklamayı bir hafta öne alarak, Corona virüsü ile mücadele çerçevesinde geçilen ikinci aşamayı tamamladıklarını ve Pazartesi'den itibaren ülkede tüm kurumların açılacağını açıkladı. Macron, "İçinde yaşadığımız krizin ilk sayfasını çeviriyoruz. Başkent Paris ve çevresi de dahil olmak üzere her yer açılacak" dedi.

Voice of America'dan Arzu Çakır'ın haberine göre Macron, 22 Haziran'da yapması beklenen ancak virüsle mücadelede rakamların olumlu ilerlemesi nedeniyle bir hafta öne çektiği Ulusa Sesleniş konuşmasında, kreş, okul ve kolejlerin 22 Haziran'dan itibaren normal kurallara bağlı olarak tümüyle açılacağını ve okullara devam konusunda gönüllülük değil zorunluluk esasına geçileceğini açıkladı.

Yerel seçimlerin öngörüldüğü gibi 28 Haziran'da yapılacağını kaydeden Fransa Cumhurbaşkanı, toplu bir araya gelmelerden çekinilmesi gerektiğini, zira, toplantıların "virüsün temel yayılma ortamı" olduğunu söyledi. Macron, "Yarından itibaren birlikte olmanın, çalışmaya tam olarak devam etmenin, aynı zamanda kendimizi geliştirmenin zevkini, yaşama sanatımızı, özgürlük tutkumuzu yeniden keşfedeceğiz. Kısacası, Fransa'yı tam olarak yeniden bulacağız” diye konuştu.

<img src="https://img.bfmtv.com/c/1256/708/b78/e092e9eca55f33a5e28698ee6d62a.jpg" alt="Effet « gilets jaunes »: les touristes étrangers boudent la France" />

Macron, başkent Paris ve çevresi de dahil olmak üzere tüm okul, restorant, otel ve işyerlerinin açılacağını, herkesin okuluna ve işine daha yüksek oranda gideceğine ve yarından itibaren, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına dikkat ederek, ülkede her alanda açılımın tamamlanacağını belirtti.

<strong>Zafer ve özeleştiri</strong>

Corona virüs yönetiminde ilk etabı zaferle tamamladıklarını ancak hataları olduğunu da kabul eden Macron, "Virüs bizi bazı ülkelerden daha erken vurdu. Ama sağlam, yaratıcı ve dayanışma içinde olduğumuzu gösterdik. Yaptıklarımızdan ve ülkemizden gurur duyabiliriz. Elbette bu sınav aynı zamanda bize bazı ürünleri sağlamada başka kıtalara bağımlı olma, sosyal ve bölgesel eşitsizlikler, kurumlarımızın organize olmadaki hantallığı gibi, kusurlarımız ve zayıf olduğumuz yönleri de ortaya çıkardı. Bunlardan ders alıp gerekenleri yapmak için harekete geçeceğiz" dedi.

<img src="https://www.challenges.fr/assets/img/2020/06/08/cover-r4x3w1000-5ee0cf2bd375f-la-france-a-enregistre-54-deces-supplementaires-lies-au.jpg" alt="La France n'est pas le pays d'Europe plus de morts Covid-19 ..." />

<strong>Corona vergisi yok</strong>

Salgın nedeniyle dünya ekonomisinin durma noktasına geldiğini ve Fransa olarak önceliklerinin yeniden güçlü bir ekonomi inşa etmek olduğunu sözlerine ekleyen Macron, "güçlü, ekolojik, bağımsız ve dayanışmacı bir ekonomi" yaratmak için harekete geçtiklerini belirtti. Krizin ekonomik etkilerini azaltmak için eşi görülmeyen bir şekilde toplam 500 milyar Euroluk kaynağı seferber ettiklerini söyleyen Macron, bu yatırımların karşılanması için vergi arttırımına gitmeyeceklerini açıkladı. Macron, "Ülkemizde zaten vergi yükü yeterince ağır. Krize verilecek tek yanıt, daha güçlü ve sürdürülebilir ekonomik model oluşturmak, çalışmak ve başkalarına bağımlı olmayacak şekilde daha fazlasını üretmek" dedi.

Krizin üstesinden gelebilmek için işten çıkarmaların engellenmesi gerektiğini, işçi ve işveren sendikaları ile olabildiğince az işçi çıkarılabilmesi için çalışacaklarını, yarının istihdamını yaratabilmek için bir modernleşme planı hazırlayacaklarını kaydetti. Macron, bu planın sosyal hakların, yaşlıların ve yoksulların daha iyi korunduğu, dayanışmacı bir plan olacağının altını çizdi.

AB'nin krizden "ben" değil "biz" diyerek çıkmayı başardığını ve bunda Fransa'nın katkısının büyük olduğunu dile getiren Macron, "Almanya Başbakanı Merkel ile önerdiğimiz, Fransız-Alman ortak borç anlaşması ve kıtanın ekonomisini canlandırmak için hazırlanan yatırım planı, AB için tarihi bir dönüm noktasıdır. Avrupa kendine, kimliğini, kültürünü açıklama fırsatı buldu. Çin'e, ABD'ye ve dünya düzenine karşı benzersizliğini kanıtlamasının yolunu, bağımsız bir Avrupa'nın güçlenmesinde görüyoruz. Daha güçlü, daha birleşik, daha egemen bir Avrupa" dedi.

<strong>"Irkçılığa geçit yok"</strong>

Macron, ABD'de başlayan ancak Fransa'yı da sarsan, siyah yurttaşların eşitlik isteyen ırkçılık karşıtı eylemleri konusunda 2 haftadır devam eden sessizliğini bozarak polis ile hükümeti karşı karşıya getiren göserilere değindi. Macron, "Irkçılığa, antisemitizme ve ayrımcılığa geçit vermeyeceğiz. Herkesin eğitim alıp yeteneklerine göre diploma ve iş sahibi olabilmelerini sağlama mücadelemiz devam etmeli. Adın, adresin ya da derisinin renginin her yurttaşın şansını azalttığı gerçeğini en aza indirmeliyiz. Fırsat eşitliği için yeni kararlar alınacak" dedi.

<strong>"Heykel yıkmayacağız, tarihimizi silmeyeceğiz"</strong>

Ancak gösterilerde sömürge ve köle ticaretine katılan isimlerin "heykellerinin yıkılması" çağrısına da karşı çıkan Macron, "Cumhuriyet, tarihindeki hiçbir izi, hiçbir ismi silmeyecek, hiçbir heykeli kaldırmayacak. Irkçılığa karşı yürütülen asil mücadele, toplumcu, geçmişin nefret dolu veya yalanla yeniden yazılmasına dönüştüğünde yanlış yönlendirilir. Bu kavganın ayrılıkçılar tarafından ele geçirilmesi kabul edilemez” diye uyardı.

<strong>Polise destek</strong>

Gösterilerde ırkçı olmakla suçlanan ve hükümetin kendilerine yeterince sahip çıkmamasından şikayet ederek eylemler düzenleyen Fransız polisine de seslenen Macron, "Polisimiz devletin desteğini ve milletin tanımasını hakediyor. Cumhuriyet düzeni olmadan, ne güvenlik ne de özgürlük var olabilir. Topraklarımızda bu düzeni sağlyan da polis ve jandamamızdır. Hepimiz için hergün risk alıyorlar" dedi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AB'den üye ülkelere seyahat rehberi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abden-uye-ulkelere-seyahat-rehberi-1665.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abden-uye-ulkelere-seyahat-rehberi-1665.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abden-uye-ulkelere-seyahat-rehberi-1665.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 25 May 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/ab.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa Birliği (AB), üye ülkelere seyahat edecek kişilere yönelik güncel bilgilerin yer aldığı bir internet sitesi kurdu.

Avrupa Komisyonu, Covid-19 salgını nedeniyle sınırların kapatılmasının ardı<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abden-uye-ulkelere-seyahat-rehberi-1665.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa Birliği (AB), üye ülkelere seyahat edecek kişilere yönelik güncel bilgilerin yer aldığı bir internet sitesi kurdu.

Avrupa Komisyonu, Covid-19 salgını nedeniyle sınırların kapatılmasının ardından Avrupa çapında seyahat ve turizmin güvenli bir şekilde yeniden başlatılması amacıyla internet sitesi açtı.

AB üyesi 27 ülkenin uyguladığı seyahat kısıtlamaları, maske kullanımı ve sosyal mesafe kuralları gibi kamu sağlığı ve güvenlik tedbirlerine ilişkin çeşitli bilgilerin bulunduğu sitede, ülkelerin güncel bilgi ve uygulamaları yer alıyor.

AB'nin resmi 24 dilinde hazırlanan platformda, harita üzerinden gidilmesi planlanan ülkeyle ilgili detaylı bilgilere erişim imkanı sunuldu.

Seyahat planlanan ülkedeki vize uygulamasında son durum ve ülkenin salgın yardım hattı numarasının yer aldığı platformda, ülkeye araba, tren, uçak veya gemi ile nasıl seyahat edilebileceği, söz konusu ülkedeki karantina uygulaması, hangi sektörlerin faal olduğuna ilişkin çeşitli bilgiler yer aldı.

Öte yandan, AB Komisyonu, geçen hafta, üçüncü ülke vatandaşlarının AB'ye seyahatlerine 1 Temmuz'dan itibaren kademeli olarak izin verilmesi tavsiyesinde bulunmuştu.

https://reopen.europa.eu/en ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Avrupa ülkeleri sınırlarını açmaya başladı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ulkeleri-sinirlarini-acmaya-basladi-1662.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ulkeleri-sinirlarini-acmaya-basladi-1662.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ulkeleri-sinirlarini-acmaya-basladi-1662.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 25 May 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/sinir.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa ülkeleri koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında aldıkları tedbirleri kaldırmayı sürdürürken "yeni normal" olarak adlandırılan süreçte bugünden itibaren büyük ölçüde son aşamaya g<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ulkeleri-sinirlarini-acmaya-basladi-1662.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa ülkeleri koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında aldıkları tedbirleri kaldırmayı sürdürürken "yeni normal" olarak adlandırılan süreçte bugünden itibaren büyük ölçüde son aşamaya girilecek.

Salgının yayılma hızının azalmaya başlamasıyla birçok ülke bir süredir kademeli olarak önlemleri gevşetti, ülkeler arasındaki sınırlar da 15 Haziran'dan itibaren yeniden açılmaya başlandı.

Avrupa Komisyonu da AB içinde sınırların açılması tavsiyesinde bulunmuştu.
<h2>Almanya büyük ölçüde normale dönüyor</h2>
Almanya, Covid-19 salgını sebebiyle kara sınırlarında başlattığı kontrolleri 15 Haziran'dan itibaren kaldırmaya başladı.

İtalya'dan hava yoluyla gelenlere yönelik kontrolleri 15 Haziran'da, İspanya'dan gelenlere yönelik kontrolleri ise 21 Haziran'da sonlandıracak.

Almanya, AB ve Schengen ülkeleri ile İngiltere'ye seyahat uyarılarını da 15 Haziran'da kaldıracak, bunun yerine ayrıntılı olarak bu ülkelere seyahat edeceklere "seyahat tavsiyeleri" yayınlayacak.

AB dışındaki ülkelere ise seyahat uyarıları 31 Ağustos'a kadar uzatıldı.

Bu arada, seyahat uyarıları seyahat yasağı anlamına gelmediğinden, yaklaşık 3 aydır Türkiye'ye gerçekleşmeyen tarifeli uçak seferleri, yeniden başladı.

Almanya'da eyalet yönetimleri de normalleşme süreci kapsamında tedbirleri gevşetmeye devam ediyor.

Bavyera eyaletinde tiyatro ve sinema salonları 15 Haziran'dan itibaren yeniden açılacak.

Brandenburg'da sosyal mesafe kuralları çerçevesinde insanların toplanması konusundaki sayı sınırlandırması bugün itibarıyla kaldırılırken bu uygulama, Thüringen eyaletinde hafta sonu yürürlüğe girecek.

Birçok eyalette öğrenciler normal derslere başlayacak.

Berlin'de 16 Haziran'dan itibaren açık havada 500'e kadar kişinin katıldığı etkinlikler düzenlenebilecek.

Birçok eyalet otellere ve benzeri işletmelere turistlerin gelmesine izin verirken Bremen, Hessen ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yüzme havuzları 15 Haziran'dan itibaren yeniden açılacak.

Tüm eyaletlerde spor salonları, hijyen ve mesafe kurallarına uyulması şartıyla bu haftadan sonra müşterilere hizmet verebilecek.
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="4749722" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents">
<h2>Fransa da Avrupa içi sınırları bugün açacak</h2>
Fransa, salgın nedeniyle kapatılan Avrupa içi sınırlarını 15 Haziran'da, Avrupa dışı sınırlarını ise kademeli olarak 1 Temmuz'da açacak.

Avrupa ülkelerinden Fransa'ya gelenlerin 14 gün karantinada kalma zorunluluğu kaldırılırken, mütekabiliyet esasına göre İspanya ve İngiltere'den gelenlere 14 gün karantinada kalmaları tavsiye edildi.

Ayrıca hangi ülkeden olursa olsun öğrenciler Fransa'ya gelebilecek.

Belçika da 15 Haziran'dan itibaren İngiltere, AB ve Schengen bölgesindeki 31 ülke vatandaşlarının ülkeye girmesine izin verecek.
<h2>İspanya temkinli davranmaya devam ediyor</h2>
İspanya ise sınırlarını 15 Haziran'da açacak birçok Avrupa ülkesinden farklı olarak 1 Temmuz'dan itibaren yabancı turist kabul etmeye başlayacak.

Hükümet, salgında olası ikinci bir dalgaya karşı temkinli davranmayı tercih edip 21 Haziran'a kadar sürecek OHAL'in ve kademeli normalleşme sürecinin ülke genelinde sonlanmasını bekleyecek.

İspanya, 15 Haziran'da sadece Portekiz ile kuzey bölümündeki kara sınırını serbest dolaşıma açıp, pilot bölge olarak gösterilen ülkenin doğusundaki Balear Adaları'nda kısıtlı sayıda turist kabul edilmesine izin verecek.

Balear Adaları özerk hükümeti yetkilileri, 15-30 Haziran'da 10 bin 900 Alman turistin bölgelerine geleceği bilgisini verdi.

İspanya, 1 Temmuz'dan itibaren kısıtlı sayıda da olsa havalimanlarını uluslararası uçuşlara açacak.

Gelen turistlere havalimanlarında Covid-19'a karşı tedbir amacıyla iki farklı prosedür uygulanacak.

Öncelikle hiçbir Covid-19 belirtisi taşımadığını yazılı beyan edecek turistler, daha sonra ateş ölçme kontrolünden geçecek.

İspanya Sağlık Bakanlığı, 15 Haziran'dan itibaren ülkenin yüzde 75'inin (31,3 milyon kişi) normalleşme sürecinde son aşamada olacağını açıkladı. Aşı bulunana kadar geçerli olacak "yeni normallik" adlı sürece ise 15 Haziran'da sadece ülkenin kuzeybatısındaki Galisya (2,7 milyon kişi) özerk yönetiminin geçeceği bildirildi.

Madrid, Barselona, Lleida, Salamanca, Avila, Segovia ve Soria ise üçüncü aşamada kalmaya devam edecek. Bu kentlerin 22 Haziran'dan itibaren son aşamaya geçmesi öngörülüyor.
<h2>Portekiz ve Yunanistan'da uluslararası uçuşlar başlıyor</h2>
Portekiz'de havalimanları, 15 Haziran'dan itibaren uluslararası uçuşlara açılacak.

Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın yüzde 16'sını turizm sektöründen elde eden Portekiz, salgın nedeniyle azalan turist pastasından pay kapabilmek için "Temiz ve Güvenli" adıyla yarattığı turizm belgesini sektöre bağlı 9 binden fazla şirkete verdi.
<h2>Avusturya</h2>
Avusturya'da da 15 Haziran itibarıyla maske kullanımında esnekliğe gidilecek.

Sosyal mesafenin ortadan kalktığı kuaför, eczane dahil sağlık merkezleri ve toplu taşıma araçları haricinde kapalı alanlarda maske kullanma zorunluluğu kaldırılacak.

Seyahat ve turizm alanında alınan tedbirlerin de gevşetileceği ülkede, 16 Haziran'dan itibaren aralarında tartışmalara neden olan İtalya, Yunanistan ve Hırvatistan'ın da bulunduğu 31 ülkeye sınırlar açılacak.

Bu ülkelere giriş ve çıkışlarda, Covid-19 testi ya da karantina zorunluluğu olmayacak.
<h2>Yunanistan</h2>
Yunanistan da AB talimatları doğrultusundaki normalleşme adımları kapsamında 15 Haziran'dan itibaren 29 ülkeye uçuşları başlatacak.

İç hatlardaki yolcu gemilerinin faaliyetlerine ve yolcu sayısına getirilen kısıtlamaların da kaldırılacağı ülkede evden çalışanlar iş yerlerine dönebilecek, oteller, kaplıcalar, spor salonları ve müzeler yeniden açılacak.

Ülkeye girişlerde Yunanistan Sağlık Bakanlığınca belirlenen "risk oranı yüksek ülke" vatandaşlarına ise test uygulanacak
<h2>İtalya'da da normale geçiş sürüyor</h2>
İtalya, 4 ve 18 Mayıs'ta sıkı tedbirleri büyük ölçüde kaldırırken salgın eğrisine göre kademeli normale geçiş sürüyor.
<div class="widget widget--type-image widget--size-medium widget--align-left">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents">
<figure class="widget__figure"><img class="widgetImage__image" src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/404x264_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg" srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/202x132_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg 202w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/266x174_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg 266w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/404x264_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg 404w" alt="Karl-Josef Hildenbrand/AP" data-src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/404x264_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg" data-srcset="https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/202x132_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg 202w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/266x174_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg 266w, https://static.euronews.com/articles/stories/04/72/24/62/404x264_cmsv2_19acdb3a-f3b0-5007-a80a-0539ef688513-4722462.jpg 404w" /><figcaption class="widget__caption"></figcaption></figure>
</div>
</div>
</div>
</div>
Hayatın büyük ölçüde normalde döndüğü ülkede, 15 Haziran'dan itibaren sinema salonları ve tiyatroların yeniden açılmasına izin verilecek. Bu mekanlar, maske kullanımı ve sosyal mesafe şartıyla hizmet verebilecek.

Aynı şekilde konser organizasyonlarına da bugünden itibaren izin verilecek.

Hükümetin çıkardığı son kararnameye göre, spor salonları, havuz ve açık hava spor tesislerinin 15 Haziran'dan itibaren açılmasına yeşil ışık yakılırken temaslı halı saha, plaj voleybolu gibi sporlar için 24 Haziran'dan sonra izin verileceği açıklandı.
<h2>Çekya'da taraftarlar maçları statta izleyebilecek</h2>
Çekya'da da 15 Haziran'dan itibaren açık alanda maske kullanma zorunluğu kalkacak, 2 bin 500 kişilik gösteri ve toplantılara da izin verilecek. Böylelikle, taraftarlar da statlarda futbol maçlarını izleyebilecek.
<h2>Polonya</h2>
Polonya ise dün itibarıyla sınırlarını AB üyesi komşularına açtı. Almanya, Slovakya, Litvanya ve Çekya sınırlarında tedbirleri kaldıran Polonya, AB dışı Belarus, Rusya ve Ukrayna sınırlarını halen kapalı tutuyor.
<h2>Romanya</h2>
Romanya'da bugünden itibaren alışveriş merkezleri, açık yüzme havuzları, spor salonları ve anaokulları yeniden açılacak.
<h2>Macaristan</h2>
Macaristan'da 30 Mart'ta ilan edilen acil durumun sonlandırılmasını öngören yasa tasarısı 16 Haziran'da mecliste oylanacak.

Adalet Bakanı Judit Varga, acil durumun 20 Haziran'dan itibaren tamamen yürürlükten kaldırılacağını açıkladı.

İnsan Kaynakları Bakanı Miklos Kasler ise ülke genelindeki tüm sağlık kurumlarında 15 Haziran'dan itibaren salgın öncesi duruma geri dönüleceğini bildirdi.
<h2>Bulgaristan</h2>
Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, ülkede artık her şeyin salgın öncesine geri döndüğünü belirterek "Amacımız, 15-30 Haziran'da geri kalan tüm sınırlandırmaları kaldırmak." dedi.
<h2>Danimarka</h2>
Danimarka'da Başkent Bölgesi ve Sjaelland Bölgesi'nde kamu çalışanları bugün iş başı yapacak, ayrıca Almanya, Norveç ve İzlanda'dan turistler Danimarka'ya gelebilecek.

(EURONEWS)

</div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Almanya sınırlarını açtı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-sinilarini-acti-1660.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-sinilarini-acti-1660.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-sinilarini-acti-1660.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 25 May 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/bundes.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya'da, Avrupa ülkelerine yönelik seyahat uyarılarının kaldırılmasının ardından sınırlar gece yarısından itibaren yeniden açıldı.

Almanya'da koronavirüs pandemisi nedeniyle üç ay önce kapatılan<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-sinilarini-acti-1660.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Almanya'da, Avrupa ülkelerine yönelik seyahat uyarılarının kaldırılmasının ardından sınırlar gece yarısından itibaren yeniden açıldı.

Almanya'da koronavirüs pandemisi nedeniyle üç ay önce kapatılan kara sınırları yeniden açıldı. Gece yarısından itibaren sınırlardan kontrolsüz geçişler başladı.

Ancak Avusturya sınırında, kaçak göçmenlerin girişlerinin engellenmesi amacıyla kontrollere devam ediliyor.

Almanya 16 Mart'ta kapattığı sınırlarını komşu ülkeler için açarken, Dışişleri Bakanlığı'nın 160 ülke için uyguladığı küresel seyahat uyarısı sürüyor. Seyahat uyarıları İsveç, Norveç ve Finlandiya'nın yanı sıra İspanya'nın geniş bir kısmını da kapsıyor. Türkiye de seyahat uyarısı getirilen ülkeler arasında.

Öte yandan çok sayıda AB ülkesi de bugünden itibaren sınırlarını açmayı planlıyor. Polonya Cumartesi gecesi AB üyesi ülke vatandaşları için sınırlarını yeniden açmıştı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Bir cinsiyetçi saldırı da Canan Kaftancıoğlu'na... ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/bir-cinsiyetci-saldiri-da-canan-kaftanciogluna-1658.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/bir-cinsiyetci-saldiri-da-canan-kaftanciogluna-1658.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/bir-cinsiyetci-saldiri-da-canan-kaftanciogluna-1658.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 24 May 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/canan.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Başak Demirtaş’a cinsiyetçi saldırıda bulunan kişi hakkında gözaltı kararının çıkmasının üstünden henüz uzun süre geçmemişken, Büro Memur-Sen İstanbul Maliye Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Yağcı CHP İ<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/bir-cinsiyetci-saldiri-da-canan-kaftanciogluna-1658.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Başak Demirtaş’a cinsiyetçi saldırıda bulunan kişi hakkında gözaltı kararının çıkmasının üstünden henüz uzun süre geçmemişken, Büro Memur-Sen İstanbul Maliye Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Yağcı CHP İstanbul İl Başkanı’na karşı cinsiyetçi saldırıda bulundu.

Büro Memur-Sen İstanbul Maliye Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Yağcı kendisine ait sosyal medya hesabından Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na karşı cinsiyetçi ifadeler kullandı. Başak Demirtaş’a karşı yapılan cinsiyetçi saldırılara tepki gösterdiği paylaşıma yorum yapan Ahmet Yağcı’nın yorumuna büyük tepki geldi.

Canan Kaftancıoğlu kendisine ait resmi sosyal medya hesabından “Kadın dayanışması adına özellikle AKP’li kadınları Başak Demirtaş’a destek vermeye, savcıları ve hakimleri de görevlerini yapmaya davet ediyorum.. Troll diyoruz ciddiye almıyoruz diyoruz ama bu kadar da bayağılaşmasanız keşke:( ” demişti. Büro Memur-Sen İstanbul Maliye Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Yağcı  ise bu yorumun altına ” Canan ben senden daha az…nını görmedim” şeklinde yorum yaptı.

Büro Memur-Sen İstanbul Maliye Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Yağcı CHP İStanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında paylaştığı cinsiyetçi ifadeler haber olunca profilini gizledi.
<h4>TEPKİLER ÇIĞ GİBİ</h4>
Ahmet Yağcı’nın paylaşımı sonrası sosyal medyada kullanıcıların tepkisi çığ gibi büyüdü…

<img src="https://tele1.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/tepki-3.jpg" /> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Le Monde: Anketlerde kaybeden Erdoğan cezalandırıyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-anketlere-gore-erdogan-cezalandiriliyor-1657.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-anketlere-gore-erdogan-cezalandiriliyor-1657.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-anketlere-gore-erdogan-cezalandiriliyor-1657.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 24 May 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/monde.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Fransız Le Monde Gazetesi, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın son dönemdeki öfkesinin sebebini analiz etti. Gazete, Barış Yarkadaş ile Özer Sencar’ın görüşlerine de yer verdi.

Fransızların ünlü gazetesi <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-anketlere-gore-erdogan-cezalandiriliyor-1657.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Fransız Le Monde Gazetesi, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın son dönemdeki öfkesinin sebebini analiz etti. Gazete, Barış Yarkadaş ile Özer Sencar’ın görüşlerine de yer verdi.

Fransızların ünlü gazetesi Le Monde, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhaliflere yönelik öfkeli tutumunu mercek altına aldı.

Mario Jego imzasıyla yayımlanan haber analizde, CHP’li Enis Berberoğlu ile HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesi de irdelendi. Haberde, TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel ve ODA TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız’a yönelik operasyon da anlatıldı.
<div class="mvp-post-main-in">
<div id="mvp-post-content" class="left relative">
<div id="mvp-content-wrap" class="left relative">
<div class="mvp-post-soc-out right relative">
<div class="mvp-post-soc-in">
<div id="mvp-content-body" class="left relative">
<div id="mvp-content-body-top" class="left relative">
<div id="mvp-content-main" class="left relative">

Gazetede geniş bir şekilde yer alan analizde CHP 26. Dönem Milletvekili Barış Yarkadaş’ın görüşlerine de yer verildi. Yarkadaş, “Erdoğan neden bu kadar öfkeli?” sorusunu özetle şöyle yanıtladı:

“Erdoğan’ı son dönemde bu denli öfkelendiren temel etkenlerin başında, iktidarın halka beş maskeyi bile dağıtamaması geliyor. Maske dağıtımı konusunda tam beş ayrı yöntem denendi ama hiçbirinde başarılı olunamadı. Bu süreçte CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın kurduğu sosyal dayanışma ağı, iktidarın ezberini bozdu. Erdoğan’ı ise çok öfkelendirdi. Çünkü her iki belediye başkanının popülaritesi, Erdoğan’la aynı noktaya ulaştı. Bu da Erdoğan’ı çok kızdırdı.”

Haberde MetroPoll Araştırma Şirketi’nin Başkanı Özer Sencar’ın görüşlerine de yer verildi.

<img src="https://tele1.com.tr/wp-content/uploads/2020/06/le-monde.jpg" />

</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Başak Demirtaş’a yönelik cinsiyetçi paylaşıma gözaltı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/basak-demirtasa-yonelik-cinsiyetci-paylasima-gozalti-1655.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/basak-demirtasa-yonelik-cinsiyetci-paylasima-gozalti-1655.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/basak-demirtasa-yonelik-cinsiyetci-paylasima-gozalti-1655.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 24 May 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/basak.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ HPD’nin eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşine yönelik cinsiyetçi paylaşımda bulunan kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Gül de paylaşımı kınadı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/basak-demirtasa-yonelik-cinsiyetci-paylasima-gozalti-1655.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ HPD’nin eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşine yönelik cinsiyetçi paylaşımda bulunan kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Gül de paylaşımı kınadı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’a yönelik sosyal medyadaki cinsiyetçi paylaşımlar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında bir kişi Sakarya'da gözaltına alındı. Soruşturmanın devam ettiği belirtildi.

Paylaşıma gelen tepkiler üzerine harekete geçen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, “Söz konusu paylaşımlarda bulunan ve kimliği tespit edilen şahıs hakkında gözaltı kararı verilmiş olup, soruşturma aşamaları hassasiyetle takip edilmektedir” açıklamasında bulundu. Şüpheli şahsın gözaltına alınmasından önce yapılan açıklamada, “Bir kısım basın yayın organları ile sosyal medya platformlarında Selahattin Demirtaş ve eşi Başak Demirtaş aleyhine yapılan twitter paylaşıma dair yer alan haberlere ilişkin olarak kamuoyunu aydınlatma zarureti hasıl olmuştur” denildi.

<strong>Bakan Gül paylaşımı kınadı</strong>

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül paylaşımı kınadı. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Başak Demirtaş’a yönelik çirkin paylaşımı kınıyor, bu ahlaksız ve tahkir edici eylemi en ağır şekilde lanetliyorum” ifadesini kullandı. Gül, “Hukuk, bu terbiyesiz ve provokatif sözlere karşı gereğini yapacaktır” dedi.

AKP Meclis Grup Başkanı Naci Bostancı da, Başak Demirtaş'a yönelik paylaşıma tepki gösterdi ve Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Siyasi eleştiriye evet fakat ahlaksızlığa hayır. B. Demirtaş hakkında utanç verici paylaşımlar yapan kişi muhakkak hukuka hesap verecektir" ifadesini kullandı.

<strong>HDP’den tepki</strong>

HDP Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada da Başak Demirtaş’ı hedef alan paylaşım kınandı. “Başak Demirtaş yalnız değildir, yanında güçlü bir kadın örgütlülüğü var” denilen açıklamada, bu saldırının aslında Başak Demirtaş şahsında tüm kadın mücadelesini hedef aldığı vurgulandı.

<strong>Ne olmuştu? </strong>

Twitter’da “Vedat Muti7” isimli kullanıcı tarafından Başak Demirtaş’ın fotoğrafı ile birlikte cinsiyetçi bir paylaşım yayınlanmıştı. Sosyal medyada tepkiyle karşılanan bu paylaşımın şikayet edilmesi üzerine hesabın askıya alındığı belirtildi. Twitter’da “BaşakDemirtaşSeninleyiz” etiketi ile HDP’nin eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşine destek mesajları paylaşıldı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Şili'de ölü sayısını gizleyen Bakan istifa etti ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/silide-olu-sayisini-gizleyen-bakan-istifa-etti-1653.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/silide-olu-sayisini-gizleyen-bakan-istifa-etti-1653.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/silide-olu-sayisini-gizleyen-bakan-istifa-etti-1653.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 24 May 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/manalich.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Latin Amerika ülkesi Şili'de, Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) bildirilen korona ölümleriyle halka açıklanan veriler arasında büyük fark olduğu ortaya çıktı. DSÖ'ye 5 binden fazla ölüm bildirirken halka 3<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/silide-olu-sayisini-gizleyen-bakan-istifa-etti-1653.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Latin Amerika ülkesi Şili'de, Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) bildirilen korona ölümleriyle halka açıklanan veriler arasında büyük fark olduğu ortaya çıktı. DSÖ'ye 5 binden fazla ölüm bildirirken halka 3 bin açıklaması yapan Jaime Manalich, tepkiler üzerine sağlık bakanlığından istifa etti.

Korona virüsü salgınının Latin Amerika’da Brezilya ve Peru’dan sonra en çok etkilediği ülke olan Şili’de, ölü sayılarının gizlendiğine ilişkin tartışma sağlık bakanının istifasıyla sonuçlandı. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bildirilen sayılarla kamuoyuna açıklananlar arasında büyük fark bulunduğunun ortaya çıkması sonrası, Sağlık Bakanı Jaime Manalich istifa etti. Devlet Başkanı Sebastián Pinera, Manalich’in istifa ettiğini ve yerine Oscar Enrique Paris’in getirildiğini açıkladı.

Ülkedeki tartışma, bağımsız internet sitesi CIPER’in eski bakanı halkı yanıltmakla suçladığına dair haberiyle patlak verdi. Dün yayımlanan haberde, Şili Sağlık Bakanlığı’nın DSÖ’ye ‘ülkede 3 Mart’tan bu yana korona nedeniyle 5 binden fazla kişinin öldüğünü bildirdiği’ ifşa ediliyor ve kamuoyuna açıklanan sayının 3 bin 101 olduğuna dikkat çekiliyordu.

<strong>‘ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİ DE BİLDİRDİK’ SAVUNMASI</strong>

Şili Sağlık Bakanlığı bu duruma, DSÖ’ye bildirilen sayıların sadece testleri pozitif çıkanları değil, aynı zamanda COVID-19 nedeniyle öldüklerinden ‘şüphelenilen’ ama test yapılmamış kişileri de içerdiği savunması getirdi. Ancak bu açıklama muhalefeti yatıştırmadı ve Manalich istifa etti.

<strong>YENİ BAKAN: KARŞIT GÖRÜŞLERİ DE DİNLEYECEĞİM</strong>

Yeni bakan Paris ilk açıklamasında salgın konusunda ‘hükümetle farklı görüşte olanları da dinleme’ söz verdi. DSÖ skandalının ortaya çıkmasından önce de Manalich, muhalefet tarafından ve uzmanlar tarafından salgın verilerini yeterince ayrıntılı paylaşmamak ve tedbirlerin yeterince erken alınmaması nedeniyle eleştiriliyordu.

Şili’nin şu an Latin Amerika’da en yüksek ölüm oranlarına sahip olduğu belirtiliyor. 19 milyon nüfuslu ülkede resmi verilere göre 167 bin 355 vaka tespit edildi; 3 bin 101 ölüm kayıtlara geçti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Gazete tirajları hızla düşüyor. Sorun dijital medya mı, yandaşlık mı? ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazete-tirajlari-hizla-dusuyor-sorun-dijital-medya-mi-yandaslik-mi-1651.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazete-tirajlari-hizla-dusuyor-sorun-dijital-medya-mi-yandaslik-mi-1651.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazete-tirajlari-hizla-dusuyor-sorun-dijital-medya-mi-yandaslik-mi-1651.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sat, 23 May 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/gazete.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Gazete tirajları hızla düşüyor. On yıl önceki hafta sonu satışları bir milyonu, hafta için beş yüz binleri geçen gazeteleri görmek artık hayal oldu. Buna karşın Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Ha<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazete-tirajlari-hizla-dusuyor-sorun-dijital-medya-mi-yandaslik-mi-1651.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Gazete tirajları hızla düşüyor. On yıl önceki hafta sonu satışları bir milyonu, hafta için beş yüz binleri geçen gazeteleri görmek artık hayal oldu. Buna karşın Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan tirajlarının arttığını iddia ederken, Abdurrahman Dilipak ve Fatih Altaylı gerçek satışlara göre herhangi bir gazetenin tirajının yüz bini geçmediğini iddia ediyorlar. Peki satışların düşmesinin ana sebebi dijital medya mı yoksa 'yandaşlık' mı?

Türkiye’de ve dünyada gazete tirajları düşüyor. Bunun en büyük nedeninin dijital medya platformlarının artması olduğu biliniyor. Ama tirajlardaki düşüş Türkiye’de diğer ülkelere göre daha hızlı gerçekleşiyor gibi görünüyor. Son haftalarda ise Türkiye’nin en çok satan gazetelerinin tirajları bile 2 yüz binin altını gördü. Akit yazarı Abdurrahman Dilipak attığı tweet’te, “Türkiye’nin en yüksek trajlı gazetesi bile artık 200.000 değil. 100.000’lerle ne kadar devam edeceğiz, o da belli değil. Ya da bu tirajları koruyacak kaç ulusal gazete kalacak” diye sordu.

Gazete Duvar'dan Sadık Güleç'in araştırma yazısı:

Aslında tartışma Türkiye basınının en yüksek tiraja sahip gazetelerini barındıran Demirören grubunun korona salgını sonrasında iyice düşen tirajların ardından basılı yayından tamamen vazgeçeceğine dair haberlerin çıkmasının ardından başlamıştı.

<img src="https://i.haber3.com/2/640/360/files/2020/6/12/5516453/ahmet-hakan-kendisine-at-yalani-diyen-fatih-altayliya-yanit-verdi-o7X.jpg?v=a1591948109" alt="Ahmet Hakan kendisine ''At yalanı...'' diyen Fatih Altaylı'ya ..." />

Hürriyet’in yeni Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan bu iddiaya, Twitter üzerinden, “Bunun tek harfi bile doğru değil… Hürriyet son dönemde artan tirajıyla sektörün öncüsü durumunda… Sanırım bunun rahatsızlığı söz konusu” cevabını verdi. Ardından dijital platformda da ‘lider’ durumda olduklarını iddia ederek: “Dijitalde de öncüyüz: İşte süper rakamlar” başlığı ile bazı sayılar paylaştı.

Son beş yılda gazete tirajlarının toplamda yüzde elliye varan düşüşler yaşadığı bir gerçek. Ancak bu düşüşü sadece internet medyasının gelişmesine mi bağlamak gerekiyor? Bu gelişmede gazetelerin yayın çizgisinde meydana gelen değişikliklerin rolü yok mu? Bu soruları sektöre yıllarını vermiş gazetecilere yönelttik.

<strong>TİRAJLAR GERÇEK Mİ?</strong>

Tirajlara ilişkin en önemli tartışmalardan birisi de açıklanan rakamların doğruluğuna ilişkin kuşku. Bu durumu halen ana akım medyada çalışan ancak ismini veremeyeceğimiz gazetecilere de sorduk. Demirören Medya Grubu kapanan dergilere ve gazeteler rağmen hâlâ çok sayıda yayın organına sahip. Tiraj düşüşünde dijital medya dışındaki etkenleri, grupta çalışan bir gazeteci Doğan Grubu’ndan, Demirören Grubu’na satılan bütün gazetelerde hızla düşen tirajları örnek veriyor. Grubun gazetelerine ilişkin okuyucu algısının hemen değiştiğini ve bunun tirajlara yansıdığını söylüyor. Ona göre bir başka sorun ise gazetelerin bayilerden değil çeşitli sponsor anlaşmaları ile hastanelerden, benzin istasyonlarından bedava dağıtılması. Bu dağıtımların da tiraj içinde gösterildiğine dikkat çekiyor. Ancak bu uygulamanın yalnızca Demirören değil, Doğan döneminde de yapıldığını söylüyor.
Fakat asıl sorun gerçekte hiç satmayan bazı gazetelerin gerçek satışları ile açıklanan tiraj rakamları arasındaki uçurum. Bunun temel nedeni ise Basın İlan Kurumu’nun ilan vermek için koyduğu tiraj sınırını aşmak.

<strong>ALTAYLI: KANDIRIYORLAR</strong>

<img src="https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/750x422/5bc734c267b0a91cf8258fcd.jpg" alt="Fatih Altaylı hakkında soruşturma - Haberler" />

Gerçek tiraj rakamlarını ölçmek ise bu konuda bir şeffaflık olmadığı için mümkün değil. Sabah ve Habertürk’de genel yayın yönetmenliği yapan Fatih Altaylı bu konuyu ele aldığı yazısında, “Habertürk’ün eski okurları hatırlayacaktır muhtemelen, kağıda basılı gazete olduğumuz dönemde yıllarca yalvardım ‘gazetelerin tirajları uluslararası denetime tabi olsun’ diye.
O dönem başta FETÖ’cü Zaman ve Hürriyet buna yanaşmadı. Tabii aslında diğerleri de. Denetimsiz, palavra satış rakamları ile reklam vereni kandırdılar, hâlâ da kandırıyorlar” diyor.

<strong>MEHMET YILMAZ: GELENEKSEL OKUR YOK SAYILDI</strong>

<img src="https://cdn.media.gazeteduvar.com/2019/06/mehmet.jpg" />

Mehmet Y. Yılmaz Türkiye’de çok satan bir çok dergi ve gazetenin kuruluşunda yer aldı. Türkiye’de gazete tirajlarındaki düşüşü dijitaldeki gelişmeden bağımsız olarak “astronomik” buluyor. Bunun temel nedenini ise gazetelerin kendi geleneksel okuyucularını yok saymasında görüyor: “Sabah, Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerin de başına gelen buna benziyor. Okuyucuların, beklentilerini, taleplerini, yok saydılar, onları kaçırdılar.” Gazetelerin kendi aralarındaki rekabetin geçmişte sadece promosyonla sınırlı olmadığını söyleyen Yılmaz, bugünkü sonucun kaçınılmaz olduğunu aktarıyor: “Ciddi bir haber rekabeti, içerik rekabeti de vardı ki bu rekabet de tirajı yukarı çeken unsurlar arasındaydı. Bütün bunların üzerine bir de dijital medya gelişince, tiraj çöküşü kaçınılmaz oldu.”

Mehmet Y. Yılmaz içerikteki bu değişimin basılı yada dijital bütün mecraları etkilediğinin altını çiziyor. “Okuyucu iyi içeriğin değerini biliyor, kağıda vs. bakmadan onu satın alıyor” diyen Yılmaz, gazetenin satışa dayanan geliri olmasının dijital ortamda ise bu olasılığın azlığının önümüzdeki dönemin en önemli problemi olduğunu ifade ediyor: “Bunu okuyucular öderse ne âla. Okuyucular ödememekte direnirlerse, bu işi finanse edecek olan, medyayı manipüle edecek pozisyonu kazanır. Gazetecilerin çıkar grupları karşısında direnebilme güçleri azalır. Şimdi önümüzdeki bir numaralı problem bu: İyi içerik üretebilecek, maddi olanaklara okuyucu desteğiyle sahip olabilmek!”

<strong>BİLDİRİCİ: OKUR KAPISINDAKİ PROBLEMİ GAZETEDE GÖRMEK İSTER</strong>

<img src="https://img.a24.com.tr/hbrResim/Faruk-Bildirici-kimdir-nereli-kac-yasinda-3411.jpg" alt="Faruk Bildirici kimdir, nereli, kaç yaşında?" />

Peki iyi içerik dijital yada geleneksel medyada ne kadar önemli? Cumhuriyet, Hürriyet gibi gazetelerde çalışmış. Hürriyet gazetesinde ombudsmanlık görevinde bulunmuş Radyo Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) görev yapmış gazeteci Faruk Bildirici de tiraj kaybının asıl nedenini burada görenlerden. Bildirici bu durumun sadece iktidara yakın yada karşıt olma durumu ile açıklanamayacağını belirterek şunları söylüyor: “Okuyucu kapısının önündeki hizmet eksikliğini gazetesinde görmek ister. Yerel anlamda insanların kendi sorunlarını orada görememesinden tutun da, ülkenin ücra köşelerindeki insanlara hitap edememesine kadar, futbolda belirli takımları öne çıkarmasına kadar. Magazinden, insanların yaşamından çok uzaklaşmasına kadar bir ton şey söyleyebilirim. Gazetecilikteki problemler sadece siyasi tabloda değil.”

Bildirici dünyada dijital alandaki gelişmelere rağmen tiraj artıran gazeteler de olduğunu söyleyerek Türkiye’de Sözcü gazetesi ve bazı haftalık dergilerin ulaştıkları ciddi tirajları örnek veriyor.

<strong>‘KONTROL ALTINDAKİ MEDYA DÖNEMİ’</strong>

Basının hem Türkiye’de hem dünyada daima iktidar odaklarına yakın olduğunu belirten Bildirici yine de yaşadığımız dönemin önemli farklılıkları olduğunu belirtiyor. Bildirici Türkiye basınının bu dönemini “kontrol altındaki medya” olarak adlandırıyor. Geçmişte de medyanın iktidarlara yakın olduğunu söyleyen Bildirici, “ancak bu kadar baskın değildi” diyerek bu dönemin özelliklerini şöyle aktarıyor: “O kadar kontrol altında ki birileri sizi sürekli kontrol ediyor, haberler, başlıklar öngörüyor. Eskiden iş adamlarından, bürokratlardan, siyasilerden gelen talepler ‘şu haberi şu şekilde yazmayın. Yazmasanız iyi olur’ şeklinde olurdu. Şimdi ‘haberi şöyle yazın’ deniyor yada çoğu zaman haber hazır geliyor. ‘Şuraya koyun’ noktasına geldi artık. Tamamen aktarıcılık, propagandacılık konumuna geldi. Mesela ekonomi haberciliği sadece iktidara yakın habercilik değil, sermaye sahiplerinin çıkarlarına uygun bir habercilik haline geldi. Türk-İş’in, DİSK’in, Hak-İş’in milyonlarca üyesi var. O üyelere, o gazeteler hiçbir şekilde hitap etmiyor. Ama bir patron çıkıyor, onun demeci tam sayfa olabiliyor.”

<strong>‘MEDYANIN ETKİSİZ PROPAGANDA ARACI OLMASI İSTENDİ’</strong>

Bu dönemin medyasının “etkisiz bir propaganda aracı” olarak kullanılmasının özellikle tercih edildiğini belirten Bildirici, “Hem bir propaganda aracı olarak kullanıyorlar. Ulaşabildiği kadar ulaşıyor, hem de bazı şeyleri engelliyorlar” diyor.

Son yıllarda basılı medyadaki gelişmeler yalnızca gazetelerin içeriklerinin yada sahiplerinin değişmesiyle gerçekleşmedi. Bu yayın organlarının dağıtıldığı, gazeteyi/dergiyi okuyucuya ulaştıran dağıtım şirketleri de değişti. 2018 yılına kadar esas olarak iki büyük dağıtım grubu varken Yay-Sat’ın Turkuvaz Medya Grubu tarafından satın alınması ile birlikte bu grup dağıtım alanında tekel haline geldi. İktidara yakınlığı ile bilinen grubun dağıtım tekelini eline alması özellikle ‘muhalif medya’ olarak adlandırılan yayın organları için endişe yarattı.

<img src="https://m.dw.com/image/50848163_101.jpg" alt="Korona salgını gazeteleri de vurdu | TÜRKİYE | DW | 15.04.2020" />

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat bu değişimin olumsuz sonuçlarını hemen yaşamaya başladıklarını belirtiyor: “Evrensel, YAYSAT tarafından dağıtılırken satılan gazete sayısı üzerinden yüzde 25 ve ayrıca yüzde 3 katkı payı ödüyorduk. Turkuvaz’da satılan gazetenin yüzde 25’ine ek olarak tirajı 10 binin altında olan gazeteler için her ay 20 bin artı KDV ödeme zorunluluğu var. Bunun da Evrensel açısından anlamı, YAYSAT’a her ay 10 bin TL’den daha fazla bir ödeme yapmak. İşleyiş bakımından başka teknik sorunlar da çıkıyor. Bu tekel durumunun ticari ilişkiyi aşan politik bağlam içinde okunabilecek sorunlar olacak mı? Onu henüz yaşamıyoruz ama nihayetinde bu bundan sonra yaşamayacağımız anlamına gelmez. Bir tekel durumunda bu risk hep var.”

Fatih Polat dijital yayınların artması ile okurun habere daha hızlı ulaştığını belirterek bunun da basılı yayınların etkisini azalttığını kabul ediyor: “İnternette bir gün önce yayınlanan bir haberi, ertesi gün sayfalarında gecikmeli olarak tekrar etmekle yetinen, okura bunun üzerine çok da fazla bir şey sunmayan bir basılı gazeteye insanlar, o gazete ile aralarında özel bir ilişki yoksa neden para versin ki?” ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Dünya Genelinde Salgında İkinci Dalga Endişesi Artıyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunya-genelinde-salginda-ikinci-dalga-endisesi-artiyor-1649.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunya-genelinde-salginda-ikinci-dalga-endisesi-artiyor-1649.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunya-genelinde-salginda-ikinci-dalga-endisesi-artiyor-1649.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 22 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/salgin.jpeg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Tüm dünyada Corona virüsü salgınına ilişkin ikinci dalga endişeleri artıyor. Salgının başlangıç noktası olan Çin’de Cuma günü 6 gıda marketi kapatıldı, normalleşme sürecine giren Hindistan’da bir günd<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dunya-genelinde-salginda-ikinci-dalga-endisesi-artiyor-1649.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Tüm dünyada Corona virüsü salgınına ilişkin ikinci dalga endişeleri artıyor. Salgının başlangıç noktası olan Çin’de Cuma günü 6 gıda marketi kapatıldı, normalleşme sürecine giren Hindistan’da bir günde rekor sayıda yeni artış görüldü, Amerika’daki eyaletlerin yarısında yetkililer hastanelerin hızla dolduğunu belirtti.

Sağlık uzmanları dünya genelinde daha çok ekonomik kaygılarla başlayan hızlı normalleşme süreçlerinin salgında ikinci dalgayı tetikleyebileceğine işaret ediyorlar.

Salgının başlangıç noktası olan Çin’de iki yeni vaka görüldü. Bunun üzerine yetkililer bu ikişinin gittiğini tespit ettikleri 6 ayrı gıda marketini kapattı. Ancak buralarda nasıl bir yayılıma neden olduklarına dair net bir açıklama yapılmadı. Bu iki kişinin de virüsü nereden aldıkları henüz tespit edilemedi.

Hindistan, ülkede toplu taşıma faaliyetlerinin büyük kısmını açtı. Bununla birlikte ofisler ve alışveriş merkezleri de yaklaşık 70 gün aranın ardından yeniden faaliyete geçti. Sağlık Bakanlığı yetkilileri Cuma günü 10 bin 956 yeni vaka görüldüğünü bunun şimdiye kadar bir günde görülen en yüksek vaka sayısı olduğunu açıkladı.

Delhi’deki en büyük cami olan Jama Camii, ay sonuna kadar yeniden kapatıldı.

<strong>Avrupa Birliği uyarıyor</strong>

Türkiye’de de Türk Tabipleri Birliği daha henüz ilk dalganın atlatılamadığı konusunda uyarılarda bulundu. Türkiye’de de 1 Haziran’dan itibaren normalleşme süreci başladı ve vaka sayıları dün yeniden binin üzerine çıktı.

Avrupa’da yeni vaka sayılarındaki artış yavaşlamış olsa da uzmanlar yine de ikinci dalga riskine dikkat çekiyorlar.

Avrupa Birliği Sağlık Komisyonu üyesi Stella Kyriakides yaptığı açıklamada “Gerekli olması halinde gevşettiğimiz tedbirleri geri almaya hazır olmak zorundayız” dedi.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de önümüzdeki haftalarda vaka sayılarında ufak da olsa bir artış gözlemlenmesinin beklendiğini ifade ediyor. Merker artış durumunda gerekli önlemler alınmazsa sağlık sisteminde yeni sorunlarla karşılaşılabileceğine işaret ediyor. Merkezin Direktörü Andrea Ammon bu noktada ayrıca , sosyal mesafe ve ellerin yıkanmasının önemine de dikkat çekti.

Uzmanları endişelendiren bir başka noktada Amerika’nın Minneapolis şehrinde siyah Amerikalı George Floyd’un polis tarafından uygulanan gözaltı işleminde nefessiz kalarak hayatını kaybetmesi üzerine başlayan protesto gösterileri. Yetkililer bu gösterilerde onbinlerce kişinin biraraya gelmesinin salgının yayılma riskini arttırdığına dikkat çekiyorlar.

AB Sağlık Komisyonu’nunda Martin Seychell de “Kalabalık etkinlikler bulaşmanın ana rotası haline gelebilir” dedi.

<img src="https://foto.haberler.com/haber/2020/04/27/4-bolgeyi-isaret-eden-dunya-saglik-orgutu-genel-13167184_4801_o.jpg" alt="4 bölgeyi işaret eden Dünya Sağlık Örgütü uyardı: Salgın bitme ..." />

Dünya Sağlık Örgütü Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus de Perşembe günü yaptığı açıklamada ikinci dalga riskinin halen çok yüksek olduğunu dile getirdi.

Ghebreyesus “Burada Avrupa’da durum iyileşse de dünyada her geçen gün daha kötüye gittiğini hatırlamak zorundayız. Bu salgından tamamen kurtulmak için küresel olarak dayanışmaya devam etmeliyiz” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü sadece Perşembe günü tüm dünyada resmi verilere göre 5 bin 347 kişinin salgın nedeniyle hayatını kaybettiğini bu ölümlerin 3 bin 681’in Amerika kıtasında olduğunu açıkladı.

<strong>Amerika’da hastaneler doluyor</strong>

Amerika’da aralarında Teksas ve Arizona’nın da bulunduğu eyaletlerin yarısında yetkililer hastane kapasitelerinin dolmaya başladığına dikkat çekiyorlar. Perşembe günü Alabama, Florida, Kuzey Carolina, Oregon ve Güney Carolina eyaletlerinde vaka sayılarında bugüne kadar ki rekor artışlar kaydedildi.

Teksas’taki Austin Üniversitesi Araştırma Görevlisi Spencer Fox “Salgının Amerika’da eyaletleri, şehirleri ve dünyada birçok noktayı teslim aldığına dair endişe verici işaretler görüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Amerika hali hazırda 113 binden fazla can kaybıyla salgında en çok ölümün ve vakanın görüldüğü ülke durumunda. Harvard Üniversitesi Küresel Sağlık Enstitüsü Başkanı Ashis Jha, Amerikan CNN haber kanalına yaptığı değerlendirmede bu sayının Eylül ayında 200 binin üzerine çıkabileceğine işaret etti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa AB Dışına 1 Temmuz’da Açılıyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-ab-disina-1-temmuzda-aciliyor-1645.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-ab-disina-1-temmuzda-aciliyor-1645.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-ab-disina-1-temmuzda-aciliyor-1645.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 22 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/france.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Corona virüsü salgını önlemleri nedeniyle Avrupa Birliği dış sınırlarını kapatan Fransa, 1 Temmuz’dan itibaren AB dışındaki ülkelere sınırlarını açacağını duyurdu. AB içi sınırlarıysa 15 Haziran’dan i<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-ab-disina-1-temmuzda-aciliyor-1645.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Corona virüsü salgını önlemleri nedeniyle Avrupa Birliği dış sınırlarını kapatan Fransa, 1 Temmuz’dan itibaren AB dışındaki ülkelere sınırlarını açacağını duyurdu. AB içi sınırlarıysa 15 Haziran’dan itibaren açılıyor.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian’la İçişleri Bakanı Christophe Castaner ortak bir açıklamada Fransa'nın "1 Temmuz'dan itibaren Schengen dış sınırlarını kademeli olarak açacağını" bildirdi. Kararın, Perşembe günü sunulan Avrupa Komisyonu'nun önerileri doğrultusunda alındığı belirtilen iki bakan açıklamada, "Bu açılış, AB dışındaki farklı üçüncü ülkelerin sağlık durumuna ve o zamana kadar Avrupa Birliği düzeyinde kabul edilecek prosedürlere göre, kademeli ve birbirinden farklı bir şekilde gerçekleştirilecek" dedi.

Öte yandan Fransız üniversitelerinin yabancı öğrenci alımı sürecine zarar vermemek amacıyla uluslararası öğrenciler için özel bir uygulamaya gidilecek. Açıklamada, yabancı öğrencilere, geldikleri ülkeye bakılmaksızın Fransa'ya giriş yapmalarına izin verileceği, bu öğrencilerin vize ve oturma izni başvurularının öncelikli olarak ele alınacağı kaydedildi.

<strong>Avrupa içi sınırlar</strong>

Fransız bakanlar, 15 Haziran’dan itibaren Covid 19 salgını nedeniyle kapatılan iç sınırların, AB üyesi 27 ülkenin yanısıra Andora, İzlanda, Monaco, Norveç, Saint-Marin, İsviçre ve Vatikan’a açılacağını bildirdi. Yalnızca yurt dışından gelenlere karantina uygulamasına devam eden İngiltere ve İspanya’ya "karşılıklılık" ilkesi gereği istisnai kurallar uygulanacağı vurgulandı.

Fransa, 21 Haziran’a kadar yabancı turistlere karantina uygulama kararı alan İspanyol turistlere, 14 gün karantina kuralı uygulamaya devam edecek. İngiltere’den gelen yolcularsa 15 Haziran’dan itibaren kısıtlamalara tabi olmayacak ancak ‘bir sonraki duyuruya kadar’ kendilerini 14 gün karantinaya almaları istenecek. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Faruk Bildirici'den Şahin'in atamasına tepki ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/faruk-bildiriciden-sahinin-atamasina-tepki-1643.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/faruk-bildiriciden-sahinin-atamasina-tepki-1643.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/faruk-bildiriciden-sahinin-atamasina-tepki-1643.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/bildirici.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Eski RTÜK üyesi, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in Halk Bank Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmesine tepki gösterdi. Bildirici, bu seçimin RTÜK'ün siyasi iktidarın arka b<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/faruk-bildiriciden-sahinin-atamasina-tepki-1643.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Eski RTÜK üyesi, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in Halk Bank Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmesine tepki gösterdi. Bildirici, bu seçimin RTÜK'ün siyasi iktidarın arka bahçesi olduğunun kesin bir kanıtı olduğunu söyledi.

Faruk Bildirici'nin açıklaması şöyle:

"Girişimlerim sonucunda TÜRKSAT’tan istifa etmek zorunda kalan RTÜK Başkanı Şahin’e yeni gelir kapısı bulunmuş. Anlaşılan RTÜK’teki maaşı, Basın İlan’daki huzur hakkı yetmemiş. Halkbank’a atanması -RTÜK ile ilgili olmadığı için- yasal olabilir ama ahlaki değil, vicdani hiç değil.

Bankacılık ile hiçbir ilgisi, bilgisi, birikimi olmayan Şahin’e Halkbank’tan da maaş ödenmesi kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır. Seçili bürokratlara üç dört maaş ödemek için liyakatın önemsemediğinin yeni bir göstergesidir.

Ayrıca bu atama RTÜK’ün bağımsızlığının kalmadığının ve siyasi iktidarın arka bahçesi haline geldiğinin de yeni bir kanıtıdır." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye şiddet olaylarında dünyada 10. sırada ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-siddet-olaylarinda-dunyada-10-sirada-1640.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-siddet-olaylarinda-dunyada-10-sirada-1640.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-siddet-olaylarinda-dunyada-10-sirada-1640.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 21 May 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/silah4.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Ülkede geçen yıl 2 bin 211 kişinin silahlı şiddet olaylarında hayatını kaybettiğini belirten Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayhan Akcan, ülkede yüzde 80'i ruhsatsız toplam 22.5 milyon civarında s<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-siddet-olaylarinda-dunyada-10-sirada-1640.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Ülkede geçen yıl 2 bin 211 kişinin silahlı şiddet olaylarında hayatını kaybettiğini belirten Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayhan Akcan, ülkede yüzde 80'i ruhsatsız toplam 22.5 milyon civarında silahın bulunduğunu söyledi.

Türkiye’de bireysel silahlanmaya karşı yasa çıkarılması gerekliliği uzun zamandır gündemde.

Ancak son yıllarda silahlı saldırı oranının artması, hali hazırdaki tartışmaları daha da alevlendirdi.

Son bir yılda Türkiye gündemine 3 bini aşkın silahlı saldırı haberi gündeme geldi.

Bu haberlerden örnek vermek gerekirse; takvimler Nisan 2018’i gösterdiğinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Türkiye’nin gündemine oturan silahlı saldırı gerçekleşti. Üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan Volkan Bayar’ın meslektaşlarına açtığı ateşte 4 kişi yaşamını yitirdi.

2 Ocak 2019’da ise Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Hasan İsmail Hikmet, kendisini kopya çekerken yakalayan araştırma görevlisi Ceren Damar’ı 17 bıçak darbesi ve 2 kurşunla vurarak öldürdü. Bu olayın 6 ay sonrasında TEM Otoyolu'nda sabah ablasıyla birlikte araçla işe gitmekte olan Serdar Çekiç, motosiklet sürücüsü Hasan Saytal tarafından yol verme kavgasında 13 el ateş edilerek öldürüldü.

Pek çok kadın cinayeti de yine silahlı saldırı sonucu gerçekleşti.

<strong>Umut Vakfı: 2019’da 2 bin 211 kişi silahlı şiddet olayında yaşamını yitirdi</strong>

Umut Vakfı’nın verilerine göre ülke genelinde geçen yıl 3 bin 623 silahlı olay basına yansıdı.

Bu olayların 2 bin 867’sinde ateşli silahlar (bin 402’si çeşitli tüfekler, 132’si beylik silahı olmak üzere bin 465’i tabanca), 756’sında ise her türlü kesici, delici alet kullanıldı.

2019 yılında basına yansıyan 3 bin 623 silahlı şiddet olayında 2 bin 211 kişi yaşamını yitirirken, 3 bin 736 kişi de yaralandı.

2018’de de medyaya 3 bin 679 silahlı şiddet olayı yansırken, bu olaylarda 2 bin 279 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 762 kişi de yaralandı.

<strong>Türkiye’de bireysel silahlanmanın neden olduğu şiddete karşı yasa eksikliği</strong>

Bir asayiş problemi olan silah kültürünün yaygınlaşması, kamu güvenliğini tehdit ediyor. Bir diğer deyişle bireysel silahlanma, iç güvenlik sorunu olmayı sürdürüyor. Ancak işin diğer tarafında silah üreticileri ve lobileri ile bazı hükümetlerin politikaları bulunuyor. Bu olgular, silahlanmama karşıtı politikalar karşısındaki en büyük engel.

Türkiye’de bireysel silahlanma ile mücadele konusunda adımlar atılsa da yasa henüz çıkmadı. Bireysel silahlanmanın önüne geçilmediği sürece her yer, potansiyel cinayet mahalli olmayı sürdürüyor.

<img src="https://www.indyturk.com/sites/default/files/styles/800xauto/public/thumbnails/image/2020/06/11/392516-318526868.jpg?itok=r55Y2GsD" alt="Umut Vakfı Dr. Ayhan Akcan.jpg" />

Ayhan Akcan

<strong>“‘At, avrat, silah’ yerine uzlaşma, demokrasi ve bir arada yaşama kültürü oluşturulmalı”</strong>

Türkiye’nin şiddet olaylarında dünyada 10. sırada bulunduğunu belirten Umut Vakfı Seçilmiş Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayhan Akcan, “Bunun nedeni silah kullanmanın yaygınlığı. Sosyal bir problemle karşı karşıyayız. ‘At, avrat, silah’ yerine uzlaşma, demokrasi ve bir arada yaşama kültürü oluşturulmalı. Henüz gerçek anlamda kentlileşemedik, bana göre bir 50 yıl var” değerlendirmesinde bulundu.

<strong>“Türkiye’de 20 milyonu ruhsatsız, 22.5 milyon silah var. Her 3 kişiden biri silahlı”</strong>

Emniyet Genel Müdürlüğü ve suç verilerine göre Türkiye’deki ruhsatsız silah sayısının son 10 yılda 10 kat arttığını belirten Doç. Dr. Akcan, insanların ‘güvende olma’ duygusuyla silahlandığı görüşünde.

Ülkede 2.5 milyonu ruhsatlı, 20 milyonu da ruhsatsız olmak üzere toplam 22.5 milyon silah bulunduğunu kaydeden Akcan, her 3 kişiden birinin silahının olduğunu söyledi.

Silah taşımak ya da bulundurmanın öldürme, cinayet işleme ya da intihar etme riskini en az 3 katına çıkardığını vurgulayan Akcan, "Silah, risk oluşturuyor ve bu risk, öfke ve tepki olarak 3 insandan birinde var! En önemli nokta şu ki, 2019’da 2 bin 211 kişi silahlı şiddet olaylarında yaşamını yitirdi” dedi.

<strong>“Silahların yüzde 42’si evde açıkta bir yerde ya da duvarda asılı durumda”</strong>

Silahların yüzde 42’sinin evde açıkta bir yerde ya da duvarda asılı vaziyette olduğunu belirten Ayhan Akcan, silah sahibi olanların yüzde 94’ünün herhangi bir olay yaşamamasına karşın hırsızlık, tehdit ve soygun ihtimaline karşı silah tuttuğunu anlattı.

Silahlı şiddet olaylarındaki ölümlerin çoğunluğunun tartışma, namus, şüphe ya da kıskançlık kaynaklı olduğunu söyleyen Dr. Akcan, “Daha da genişletirsek evdeki silah kadın cinayetleri ve eş cinayetlerinde de kullanılıyor. Cinayetten cezaevlerinde bulunan kadınların çoğu eşini öldürmüş” dedi.

<strong>“Silahların yüzde 6’sı arabada bulunuyor”</strong>

Trafikte yaşanan silahlı şiddet olaylarına da dikkat çeken Psikiyatır Dr. Akcan, “Silahların yüzde 6’sı arabada bulunuyor. Türkiye’de hareket halindeki araçlarda 500 bin silah var. Bu nedenle trafikte çok çabuk cinayet işleniyor” ifadelerini kullandı.

Umut Vakfı Seçilmiş Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayhan Akcan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "<em>Polis ve jandarma, ısrarla hem denetim hem de yasanın ağırlaştırılmasını istiyor çünkü silah yaygın olduğunda olaya müdahalede güvenlik görevlileri de şehit verebiliyor. Vatandaşın silahlanması devletin asayişine tehdit gibi…"</em>

12 Eylül 1960 ihtilalinden sonra silahların toplatıldığını hatırlatan Ayhan Akcan, benzer bir uygulama talebinde bulundu.

<strong>“Evden uzaklaştırma var ama kişinin silahı elinden alınmıyor”</strong>

İnternetten satış ve teşhire para cezası getirildiğini ama satışın yasaklanmadığını belirten Akcan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "Her şeyden önce denetimler ve cezalar artırılmalı. Silah ruhsatı alma prosedürü değiştirilmeli. Silah satın alınırken eş rızası getirilmeli, silah edinim sayısı kısıtlanmalı, 21 yaş olan alt sınır 25 yaşa çıkarılmalı, zorunlu eğitim getirilmeli, ruhsat sonrası silahın nerede yer aldığına ilişkin (açıkta mı, duvarda mı yoksa kasada mı) denetim yapılmalı. Kişi suç işlerse ruhsatı otomatik olarak iptal edilmeli, şimdiki sistemde evden uzaklaştırma var ama kişinin silahı elinden alınmıyor! Ayrıca bekleme süresi de getirilmeli. Avcılık kimliği olmayanlara satış engellenmeli ve bayiilere yapılacak denetimler sıklaştırılmalı. İnternet üzerinden satışlar ile dizi-film gibi yayınlardaki şiddet sahneleri de denetlenmeli."

Akcan, kamuoyu desteğine de vurgu yaparak, kamu spotları yayınlamanın ve ülke olarak bireysel silahlanmaya karşı birlik olunmasının önemine değindi.

<strong>“En çok seyredilen dizilerde, en az 20 sahnede şiddet var”</strong>

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Çukur başta olmak üzere şiddeti özendiren dizilere karşı çıkmasını da hatırlattığımız Akcan, “Maalesef en çok seyredilen dizilerde, en az 20 sahnede şiddet ve en az 2 sahnede de silahla ilgili yaralanma veya cinayet vakaları var. Bu da tabii k kötü örnek oluyor ve şiddeti özendiriyor, normalleştiriyor. ‘Gerektiğinde silahı kullanın’ diye mesaj iletiyor. Sigara gibi, alkol gibi bu sahneler de buzlanmalı” yorumunu yaptı.

© The Independentturkish ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Bu kez eylemi Fransız polisi yaptı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransiz-polisi-kelepcelerini-yere-birakarak-eylem-yapti-1638.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransiz-polisi-kelepcelerini-yere-birakarak-eylem-yapti-1638.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransiz-polisi-kelepcelerini-yere-birakarak-eylem-yapti-1638.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 21 May 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/police.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Irkçılık ve polis şiddeti karşıtı eylemlerde "hakarete uğradığını" savunan Fransız polisi, ülke genelinde kelepçelerini yere bırakarak eylem yaptı.
Cuma günü Fransa genelinde yapılan eylemlerde en fa<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransiz-polisi-kelepcelerini-yere-birakarak-eylem-yapti-1638.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="story-body__introduction">Irkçılık ve polis şiddeti karşıtı eylemlerde "hakarete uğradığını" savunan Fransız polisi, ülke genelinde kelepçelerini yere bırakarak eylem yaptı.</p>
Cuma günü Fransa genelinde yapılan eylemlerde en fazla katılım, Paris'te görüldü. Eylemden sonra polis, Paris'in merkezindeki Champs-Élysées caddesinde kornalarını çalarak ilerledi.

Polisler, Minneapolis polisinin George Floyd'u gözaltına alırken aşırı şiddet uygulaması sonucu ölmesiyle Fransa'daki polislerin uygulamaları arasında paralellik olmadığını savundu.

Floyd'un öldürülmesi sonrası ABD'de başlayan protestolar, tüm dünyada ırkçılık ve polis şiddeti karşıtı protesto gösterileri düzenlenmesine yol açmıştı.

Fransa'da polisin siyahlar başta olmak farklı kökenlere sahip vatandaşlara karşı ırkçılık yaptığını ve azınlıklara yönelik aşırı şiddet uyguladığını söyleyenler, geçen hafta sonu protesto gösterileri düzenlemişti.

Fransız hükümeti, Pazartesi günü "chokehold" adı verilen, polisin gözaltı esnasında kişilerin boğazlarını sıkıca sardığı hareketsiz bırakma yöntemini yasakladı. Yasağı, İçişleri Bakanı Christophe Castaner duyurdu:

"Artık bu uygulama polis ve jandarma okullarında öğretilmeyecek. Bu, ciddi zararları olan bir uygulama. Kolluk kuvvetlerinin ırkçılık yapmasına sıfır tolerans göstereceğiz. Irkçılık yaptığına dair güçlü şüpheler bulunan polisler de görevden alınacak."

Eylem yapan polisler, bu sözlere ve "chokehold" uygulamasının yasaklanmasına da öfkeliydi.

Castaner, Perşembe günü polis sendikalarıyla da görüştü.

Geçen hafta yapılan protesto gösterilerinde Fransızlar, 2016'da bir polis operasyonu sırasında öldürülen 24 yaşındaki siyah Fransız vatandaşı Adama Traore'yi de andı.

Polis, Mayıs ayı sonunda da 14 yaşındaki Gabriel isimli çocuğu, scooter çalmaya çalıştığı şüphesiyle gözaltına alırken ağır şekilde yaralamakla da suçlanıyor.

Irkılık karşıtları Cumartesi günü bir kez daha toplanarak merkezdeki Republique Meydanı'ndan Opera Binası'na yürüyecek. Poils ise bu yoldaki dükkanların kapalı kalması ve kepenklerin de kapatılması konusunda uyarı yaptı.

<img src="https://ichef.bbci.co.uk/news/624/cpsprodpb/1470F/production/_112872738_mediaitem112872737.jpg" alt="Police handcuffs lying on ground in Marseille, 11 Jun 20" />
<h2 class="story-body__crosshead">Polisler kelepçelerini yere bıraktı</h2>
Polis, Perşembe günü Paris, Lille, Rennes, Brodeaux, Toulouse başta olmak üzere birçok şehirde eylem yaptı. Eylemler Cuma günü de devam etti.

Paris'te Orly Havalimanı yakınlarında toplanan polisler, "hakarete uğradıklarını" söyleyerek kelepçelerini yere bıraktı.

Polis sendikasından Xavier Leveau, polisin "chokehold" yöntemini kullanması gerektiğini savundu.

Fransız AFP haber ajansına konuşan Leveau, "Kelepçelerken başı sabit tutmak çok önemlidir. Bunun George Floyd'un ölümünde kullanılan yöntemle hiçbir ilgisi yok" dedi:

"Kimseyi 8 dakika boyunca yere yatırıp tutmayacağız, sadece kelepçelemek için yere yatıracağız. Bunun yerine koyabileceğimiz bir teknik yok. Peki bugün ne yapacağız?

"Yapılan açıklamalara çok öfkeliyiz. Polis her şeyin şüphelisi konumuna koyuluyor, oysaki ülkemizde polis, ülke nüfusunun bir yansıması. İnsanlar polisin ırkçı olduğunu sanıyor. Oysaki ülkemizde her etnik gruptan insanlar var ve biz de hep birlikte gayet iyi çalışıyoruz."

Fransız polisini inceleyen bir kurumun yaptığı araştırmaya göre, 2019 boyunca Fransa'da polislere yönelik 1500 kez şikayet geldi. Bunun yarısından fazlası aşırı şiddet uygulandığına yönelik şikayetlerdi.

Fransa'da yayımlanan günlük gazete Le Parisien, internet sitesinde Cuma günü yapılan eylemleri anlattığı haberinde bir polisin şu sözlerine de yer verdi:

"Bu hükümet omurgasız. Sokaklara öfke dolu 20 bin kişiyi bıraktığınız anda hükümet polise sırtını dönüyor." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Le Monde: "Avrupalılar, Rusya ve Türkiye'nin gösterisini izliyor" ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-avrupalilar-rusya-ve-turkiyenin-gosterisini-izliyor-1634.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-avrupalilar-rusya-ve-turkiyenin-gosterisini-izliyor-1634.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-avrupalilar-rusya-ve-turkiyenin-gosterisini-izliyor-1634.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 20 May 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/monde2.png" medium="image" />
						<description><![CDATA[ 


Fransa'nın önde gelen gazetelerinden Le Monde, "Türk-Rus vesayeti altındaki Libya" başlıklı editöryal bir yazı yayımladı. Yazıda, "Bugün Avrupalılar Orta Doğu'da yabancı iki yayılmacı gücün, Rus<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/le-monde-avrupalilar-rusya-ve-turkiyenin-gosterisini-izliyor-1634.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <div class="column show-for-medium medium-2 xlarge-1 u-overflow-visible c-aside__social">
<div class="u-margin-bottom-medium-3 u-position-sticky-80 u-zindex--10">
<div class="row collapse c-social-share t-social-share--blue js-social-share">
<p class="column small-12 c-social-share__title">Fransa'nın önde gelen gazetelerinden Le Monde, "Türk-Rus vesayeti altındaki Libya" başlıklı editöryal bir yazı yayımladı. Yazıda, "Bugün Avrupalılar Orta Doğu'da yabancı iki yayılmacı gücün, Rusya ve Türkiye'nin gösterisini izliyor" ifadelerine yer verildi.</p>

<div class="column small-12 c-social-share__more js-more-list">Le Monde gazetesi tarafından cuma günü yayımlanan editöryal yazıda, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzaktan baktığı, Avrupa'nınsa kendi arasında fikir birliğine varmaya çalışırken Türkiye ve Rusya'nın Libya'yı paylaştığı belirtildi.</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="column small-12 medium-10 xlarge-11 js-responsive-iframes-container">
<div class="c-article-content js-article-content article__content">

<img src="https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/750x422/55eb0f46f018fbb8f8a86948.jpg" alt="Le Monde manşet haberiyle uyardı - Haberler" />

Ülkenin doğusunu kontrol altında tutan Halife Hafter'in başarısızlığının çatışmada yeni bir aşamaya işaret ettiğini belirten Le Monde editörleri, Akdeniz ülkesi Libya'da olup bitenlerin Avrupa'nın güvenliği açısından büyük önem arz ettiğini ifade etti.

Yazıda, "Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından harekete geçirilen kuvvetler batıda, Trablus'ta Fayiz es-Serrac liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin Hafter saldırılarını püskürtmesine ve bölgede kontrolü ele geçirmesine izin verirken doğuda asi mareşal Trablus'a yönelik saldırısının başarısız olmasının ardından Bingazi'ye geri çekildi. Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen (Hafter) Rus askeri desteğinden yararlanıyor" ifadeleri kullanıldı.
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="4745092,4742476,3809466" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents">
<h2>'Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki taleplerini onaylattı'</h2>
Hafter'in Libya Ulusal Ordusu'nun başında Rusya'nın paralı askerlerinin yardımından yararlandığını belirten editörler devamında, "Ancak Fayiz es-Serrac kendisine daha kuvvetli bir müttefik buldu; 4 Haziran'da yeniden Ankara'da ziyaret ettiği Recep Tayyip Erdoğan" değerlendirmesinde bulundu.

Yazıda Fransa'nın da İslamcı terörizme karşı en iyi siper olarak gördüğü Hafter'e karşı yardımsever bir tutum takındığı ancak onun fetih stratejisini hafife aldığı belirtildi.

Editöryal yazıda ayrıca, Erdoğan'ın Fayiz es-Serrac'a sağladığı askeri yardımın karşılığında, "Türkiye'nin uluslararası hukuk kurallarını açıkça ihlal ettiği Doğu Akdeniz'deki taleplerini" onaylattığı ifade edildi.

</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Twitter'ın kapattığı 'AK Troller' raporunda ilginç ayrıntılar ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitterin-kapattigi-ak-troller-raporunda-ilginc-ayrintilar-1632.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitterin-kapattigi-ak-troller-raporunda-ilginc-ayrintilar-1632.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitterin-kapattigi-ak-troller-raporunda-ilginc-ayrintilar-1632.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 20 May 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/aktrol.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Twitter, AK Parti gençlik yapılanmasıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan 7 bin 340 hesaba ilişkin verilerin incelendiği bir rapor yayımladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal ise ra<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitterin-kapattigi-ak-troller-raporunda-ilginc-ayrintilar-1632.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Twitter, AK Parti gençlik yapılanmasıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan 7 bin 340 hesaba ilişkin verilerin incelendiği bir rapor yayımladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal ise rapora ve yasaklamaya tepki gösterdi ve "Twitter tarafsız olmadığını ortaya koydu" dedi.

Twitter'ın birlikte çalıştığı Stanford İnternet Gözlemevi tarafından hazırlanan raporda, kapatılan hesapların nasıl işlediği ve kullanılan taktiklerle ilgili detaylı bilgiler yer alıyor.

Rapora göre, askıya alınan hesapların çoğunluğu aynı gün sahte kimliklerle ve benzer kullanıcı adlarıyla açılan hesaplar. Bu hesapların bir kısmının gündeme göre bir konuya yoğunlaşmak için açıldığı belirtiliyor.

Rapor, bu ağın yaklaşık 37 milyon tweetle AK Parti taraftarlığı yaptığını, CHP ve HDP'yi eleştirdiğini ortaya koydu. Ağın AK Parti yanlısı birçok "retweet halkası" oluşturuğu saptandı.

Raporda askıya alınan hesaplardan, 2017 Anayasa değişikliği referandumunu destekleyen tweetler atıldığı ifade ediliyor. Öte yandan atılan tweetlerle Türkiye'nin Suriye'ye yönelik Barış Pınarı Operasyonu'na yönelik iç desteği artırmaya çalışıldığı belirtiliyor. Operasyona uluslararası desteği artırmak için atılan İngilizce tweetler olduğu da ifade ediliyor.

İncelenen iletilerin bir kısmının bazı politik reformlara yönelik baskı oluşturmayı amaçladığı öne sürülüyor. Bu mesajların politika değişikliğinin meşruiyetini artırmak için hükümet destekli kampanyaların bir parçası olup olmadığının belirsiz olduğunu belirten araştırmacılar, "Bir örnekte hükümetin bir reformu tartışmaya başladığını ve konunun Twitter'daki popülerliğine işaret ettiğini not ediyoruz" ifadelerini kullanıyor.

<img src="https://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2015/09/29/esat-c.jpg" alt="Aktroller ne kadar maaş alıyor? – Sözcü Gazetesi" />

Raporda öne çıkan başlıca veriler şöyle:
<h2>2014 ve 2019 sonlarında Twitter hareketleri zirve yaptı</h2>
<ul>
 	<li>Kapatılan 7 bin 340 hesabın 9 Haziran 2008 ile 18 Ocak 2020 tarihleri arasında açıldığı belirlendi. 28 Ekim 2014 gibi bazı tarihlerde açılan hesap sayısında patlama görüldü. Bu belli tarihlerde birbirine benzer onlarca hesap açıldı.</li>
 	<li>Hesapların ortalama takipçi sayısı 4 bin 274 ancak 4 bin 534 hesabın 500'den az takipçisi var. Hesapların 60'ının takipçi sayısıysa 100 binin üzerinde.</li>
 	<li>Bu hesapların 2014'ün sonunda ve 2019'un son birkaç ayında hareketlerini kayda değer bir şekilde artırdığı görülüyor.</li>
 	<li>Ortalama bir tweetin aldığı etkileşim sayısı (beğenme, yanıt, retweet, alıntılama) 3.7.</li>
 	<li>Ağın sık sık etkileşim kurduğu hesaplar AK Parti'nin resmi hesabı "@Ak-parti", Cumhubaşkanlığı resmi hesabı "@tcbestepe", Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın resmi hesabı "@BeratAlbayrak", Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün resmi hesabı "@abdulhamitgul" ve Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melik Gökçek'in resmi hesabı "@06meli-hgokcek".</li>
 	<li>
<h2>#CumhurbaşkanıErdoğan' etiketiyle Erdoğan övüldü</h2>
<ul>
 	<li>Hesapların destek verdiği etiketlerin çoğunluğu politik olanlar ve birçoğu belirli bir politik reform kampanyasının bir parçası. "#CumhurbaşkanıErdoğan" etiketi bu hesaplar tarafından yaklaşık 13 bin kez kullanıldı. Bu etiketi kullanan tweetlerin çoğunda Erdoğan'ın büyük lider ve kişilik olduğuna dair ifadeler yer alıyor.</li>
 	<li>Eylül 2016'da Erdoğan'ın Olağanüstü Hal'i 3 ay daha uzatma kararını açıkladığı gün "#CumhurbaşkanıErdoğan" etiketinin kullanımının tavan yaptığı görülüyor.</li>
 	<li>Ömer Beşparmak adıyla hepsi 2019'da açılmış 7 hesap olduğu ve bu hesapların hepsinin 'hakkında' kısmında emeklilik reform önerisine atıfta bulunulduğu tespit edildi.</li>
 	<li>2017 Anayasa referandumuna destek için İngilizce ve Türkçe çokça tweet atıldığı görüldü. Referandum sürecinde bu hesaplar tarafından kullanılan etiketler şunlardı: "#TurkeySaysYes" (Türkiye evet diyor), "#YeniAnayasaGüçlüTürkiye", "#ÜlkeninBekasıİçinEVET. Bu hesaplardan paylaşılan ortak bir tweet ise şöyleydi: "#TurkeySaysYes halkın az yüzde 60'ı referandumda EVET diyecek #YeniAnayasaGüçlüTürkiye".</li>
</ul>
<h2>CHP ve HDP aleyhtarı tweetler</h2>
<ul>
 	<li>Haziran 2015 genel seçimleri öncesi bu hesaplardan HDP ve CHP aleyhtarı tweetler paylaşıldığı görüldü. "#HDPyeOyVerilmez", "#ŞeddeliFaşistCHP", "#CHPyeRağmenDireniyoruz" etiketleri bu süreçte bu ağ tarafından sıklıkla kullanıldı.</li>
 	<li>Bu hesaplardan atılan tweetlerde diğer ülkelerden de bahsedildiği görüldü. Yaklaşık 170 bin tweette Suriye'den bahsedildi. Tweetlerde genellikle AK Parti'nin Suriye politikaları desteklendi.</li>
 	<li>Bu hesaplardan 2019'daki Barış Pınarı Harekatı'nı destekleyen İngilizce tweetler atıldı. Tweetler operasyonu "teröristlere karşı bir savaş", "Kürtlerin yanındayız" gibi olumlu ifadelerle tanıtıyordu.</li>
 	<li>Bazı hesapların finansal kazanç sağlamayı hedeflediği tespit edildi. Elon Musk'ın adını kullanarak açılan sahte hesapların siber dolandırıcılık yapmaya çalıştığı görüldü</li>
</ul>
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="3702752" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents"></div>
</div>
</div>
</div>
<h2>Organize 'retweet halkaları'</h2>
<ul>
 	<li>Veriler arasında son derece organize ve merkezi bir şekilde yapılanmış AK Parti yanlısı retweet halkalarının parçası olan onlarca hesap görüldü. Bu hesapların aynı içeriği defalarda tweetlediği, orijinal kitle oluşturma taktikleri kullandığı ve etiketleri popülerleştirmeye çalıştığı saptandı. Bu hesaplardaki retweet halkalarının tamamen politik içerikli olduğu belirlendi.</li>
 	<li>Retweet halkaları çoğunlukla az etkileşim aldı.</li>
 	<li>Bu halkalarda kullanılan isimler genellikle politik karakterliydi. "AK" ön eki sıklıkla kullanıldı. En çok öne çıkan "AK Davam" ve "AK Hilal" ismindeki iki retweet halkası oldu.</li>
 	<li>AK Hilal ve AK Davam ağlarının oldukça koordineli çalıştığı görüldü. AK Hilal halkasında 17 grup hesabı veya alt ağ grupları yönetici hesabı tespit edildi. Bu 17 AK Hilal hesabından 128 bin 257 tweet paylaşıldı ve bunların yüzde 98,6'sı retweet şeklindeydi.</li>
 	<li>
<h2>'Twitter tarafsız bir platform olmadığını ortaya koydu'</h2>
</li>
 	<li>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, Twitter'ın 7 bin 340 hesabı askıya alması sonrası sosyal medya platformunun Türkiye'de yasaklanacağına dönük endişelerin yersiz olduğunu söyledi. Ünal, Türkiye'nin, Çin ve İran gibi yasakçı bir tavır değil; özgürlük, kontrol ve tedbiri benimseyeceğini ifade etti.Ünal, CNN Türk'te yayınlanan programda konuyla ilgili yine sosyal medya üzerinde gündeme gelen soruları yanıtladı; Twitter'ın yasaklanmasının söz konusu olmayacağını kaydetti.</li>
 	<li><img src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/74/75/60/602x338_cmsv2_a9f77b91-cfdc-50ca-bf27-dbc1d494200b-4747560.jpg" alt="AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal" />
Mahir Ünal ABD'li sosyal medya platformu Twitter'ın Türkiye'den 7 bin 300 hesabı askıya almasına ve buna gerekçe sunduğu rapora, "Bu hesaplarla ilgili bir rapor hazırlanıyor. Raporun hazırlanma biçimi de ilginç. Kendi sundukları data üzerinden bir inceleme yaptığınızda, yeşil küre kullanan hesaplar olmadığı görülüyor. Raporun son derece ideolojik kaygılarla hazırlandığı ortada." sözlerle tepki gösterdi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünal, "Twitter, Amerikan yargısına göre tarafsız bir platform. Herhangi bir şekilde içeriklere müdahalesi söz konusu olamaz. Tarafsız bir platform olarak, sadece veri sağlayıcı. Twitter bu kararla tarafsız bir platform olmadığını ortaya koydu. Barış Pınarı Harekatına destek vermenin kapatma nedeni olması kabul edilebilir mi?" dedi.</li>
</ul>
</li>
</ul> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye Avrupa'da barışın olduğu ülke sıralamasında sonuncu ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-avrupada-barisin-oldugu-ulke-siralamasinda-sonuncu-1630.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-avrupada-barisin-oldugu-ulke-siralamasinda-sonuncu-1630.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-avrupada-barisin-oldugu-ulke-siralamasinda-sonuncu-1630.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 20 May 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/baris.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Dünya genelinde 163 ülkenin barışçıllık seviyesini ölçen 2020 Küresel Barış Endeksi yayımlandı. Araştırmaya göre dünya genelinde barış azaldı, Türkiye ise 150'nci sırada yer aldı.

Ekonomi ve Barış <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiye-avrupada-barisin-oldugu-ulke-siralamasinda-sonuncu-1630.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Dünya genelinde 163 ülkenin barışçıllık seviyesini ölçen 2020 Küresel Barış Endeksi yayımlandı. Araştırmaya göre dünya genelinde barış azaldı, Türkiye ise 150'nci sırada yer aldı.

Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından bu yıl 14'üncüsü hazırlanan raporda ülkelerdeki barış seviyesini ölçmek için 23 faktör değerlendiriliyor. Bu etkenler, "Toplumsal Güvenlik", "İç ve Dış Çatışmalar" ve "Askerileşme" olarak üç ana başlık altında inceleniyor.

Covid-19 salgını gölgesinde yayımlanan 2020 Küresel Barış Endeksi, salgına rağmen son bir yılda ortalama barışçıllığın yüzde 0,34 azaldığını gösteriyor. Bu kapsamda son 12 yılda 9'uncu defa dünya barışı azaldı.

Geçtiğimiz bir yıl boyunca 81 ülke iyileşme kaydederken, 80 ülkedeki barış ise daha kötüye gitti. İzlanda, 2008 yılından bu yana listenin başındaki yerini korurken arkasında Yeni Zelanda, Avusturya, Portekiz ve Danimarka geldi.

Barışın en az bulunduğu ülke ise Afganistan oldu. Listenin sonunda ayrıca Suriye, Irak, Güney Sudan ve Yemen de yer aldı.
<h2>Türkiye Avrupa'da sonuncu</h2>
Listede 150'nci sırada bulunan Türkiye, Kuzey Kore'nin üstünde Venezuela'nın altında yer aldı. Türkiye aynı zamanda en az barışçıl 25 ülke içindeki tek Avrupa devleti olarak kaydedildi. Türkiye'deki tutukluluk oranının bir yılda yüzde 8,3 artarak 100 bin kişi başına 318'den 344'e çıktığı bilgisi paylaşıldı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Osman Kavala Avrupa Konseyi gündeminde ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/osman-kavala-avrupa-konseyi-gundeminde-1625.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/osman-kavala-avrupa-konseyi-gundeminde-1625.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/osman-kavala-avrupa-konseyi-gundeminde-1625.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 19 May 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/aihmkav.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mahkemenin Osman Kavala kararıyla ilgili denetim sürecini resmen başlattı.

DW'den Kayhan<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/osman-kavala-avrupa-konseyi-gundeminde-1625.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mahkemenin Osman Kavala kararıyla ilgili denetim sürecini resmen başlattı.

DW'den Kayhan Karaca'nın haberine göre Avrupa Konseyi’nin karar organı konumundaki Bakanlar Komitesi, AİHM’nin geçen ay kesinleşen Osman Kavala kararının denetim sürecini başlattı. Komite konuyu 1-3 Eylül 2020 tarihlerinde Strasbourg’da düzenlenecek “AİHM kararlarının uygulanışının denetimi” gündemli toplantılarında görüşmeye başlayacak. Bu toplantılar öncesi <a href="https://www.dw.com/tr/kavala-davas%C4%B1nda-top-avrupa-konseyinde/a-53429141">Kavala kararının uygulanışı hakkında</a> Türk hükümeti ve Kavala’nın avukatlarından istenen yazılı görüşler Strasbourg’a ulaştı.

Kavala’nın avukatları, Strasbourg’a ilettikleri görüşte, AİHM kararı 12 Mayıs 2020 tarihinde kesinleşmiş olmasına rağmen Kavala’nın tutukluluk halinin devam ettiğine vurguda bulundu. Avukatlar, aynı soruşturma dosyası altında 3 kez tutuklanıp, 2 kez tahliye edildiğini belirttikleri Kavala’nın, buna rağmen 2017’den bu yana hapiste olduğunu hatırlattı.

Soruşturmanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu tezini işleyen avukatlar, Türk hükümetinin Kavala’nın “serbest bırakılmasını engellemek” ve “AİHM kararını uygulamamak” için "aynı soruşturma dosyası kapsamında değişik suçlamalarla tutuklama kararları hazırlattığı” tezini işedi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün COVID19’u pandemi ilan ettiğini hatırlatan avukatlar, Kavala’nın “güvenlik ve emniyeti” açısından AİHM kararı gereği derhal serbest bırakılmasını istedi.

Avukatlar, Kavala’nın tutukluluk halinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Kararların Bağlayıcılığı ve İnfazı” ile ilgili 46’ncı maddesine aykırı olacağının Türk hükümetine tebliğ edilmesini de istiyor. Bakanlar Komitesi, AİHS’ye taraf bir devleti, taraf olduğu bir davada verilen kesin karara uygun davranmayı reddetmesi halinde, Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle AİHM’ye şikayet etme yetkisine sahip. Bu karar Bakanlar Komitesi’nde 3’te 2 çoğunlukla alınıyor. Bakanlar Komitesi Avrupa Konseyi’ne üye 47 devletten oluşuyor.

AİHM kararının tam olarak yerine getirilmesi için Kavala'nın derhal serbest bırakılması gerektiğini belirten avukatlar, konunun daîmi olarak Bakanlar Komitesi gündeminde tutulmasını da talep etti.

<strong>Ankara: “Kararı yerine getirdik”</strong>

Ankara ise Strazburg’a gönderdiği notta, Türkiye’nin, Osman Kavala hakkında Avrupa Mahkemesi tarafından verilen kararı “teknik” açıdan yerine getirdiği mesajı verdi.

Ankara’ya göre, Kavala’nın Avrupa Mahkemesi önündeki davasının temelini oluşturan ve 1 Kasım 2017’den bu yana devam eden tutukluluk hali, esasen 18 Şubat 2020 tarihinde sona erdi. Bir diğer deyişle, Osman Kavala hakkında bu tarihte açıklanan tahliye kararı ile AİHM’nin “Kavala derhal serbest bırakılsın” talebi yerine getirilmiş oldu.

Tahliye kararının hemen ardından 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Osman Kavala, 9 Mart 2020 tarihinde "politik ve askeri casusluk” suçlamasıyla bir kez daha tutuklanmıştı. Türk hükümetine göre bu suçlama AİHM’de kesinleşen Osman Kavala davası kapsamına girmiyor.

<strong>AYM süreci</strong>

Ankara, bu son tutukluluk kararıyla ilgili olarak Kavala adına 4 Mayıs 2020 tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunulduğunu, bu başvuru sonuçlanmadığı sürece iç hukuk yollarının tükenmiş sayılamayacağını ve konunun Bakanlar Komitesi önüne getirilemeyeceğini bildirdi.

Türk hükümeti, bu tezlerden yola çıkarak, Bakanlar Komitesi'nin bu davayla ilgili yetkilerinin AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli Osman Kavala kararıyla sınırlı olduğunu savunuyor.

Bakanlar Komitesi önündeki süreç Eylül 2020’de başlayacak.  Komite, her üç ayda bir olmak üzere yılda sadece dört kez AİHM kararları gündemiyle toplanıyor.

AİHM kararında Osman Kavala’nın yakalanması ve tutuklanmasının "tarafsız bir değerlendirme temelinde makul şüpheye dayanmadığı” ve “siyasi amaçlı tutuklandığı” sonucuna varılmış, bu durumun AİHS’nin ihlali anlamına geldiğine hükmedilip, ihlalin ortadan kalkması için “derhal serbest bırakılması” istenmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Müyesser Yıldız tutuklandı, İsmail Dükel serbest ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/muyesser-yildiz-tutuklandi-ismail-dukel-serbest-1620.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/muyesser-yildiz-tutuklandi-ismail-dukel-serbest-1620.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/muyesser-yildiz-tutuklandi-ismail-dukel-serbest-1620.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 18 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/dukel12.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ "Siyasal ve askeri casusluk" iddiasıyla gözaltına alınan gazetecilerden Müyesser Yıldız tutuklandı, İsmail Dükel ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“Siyasal ve askeri casusluk” soruşturma<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/muyesser-yildiz-tutuklandi-ismail-dukel-serbest-1620.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ "Siyasal ve askeri casusluk" iddiasıyla gözaltına alınan gazetecilerden Müyesser Yıldız tutuklandı, İsmail Dükel ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“Siyasal ve askeri casusluk” soruşturması kapsamında gözaltına alınan <em>OdaTV</em> Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ile astsubay E.B. tutuklandı, <em>TELE1</em> Ankara Temsilcisi İsmail Dükel ise serbest bırakıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 8 Haziran’da gözaltına alınan gazeteciler Dükel ve Yıldız ile astsubay E.B. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi.

Burada Terör Suçları Soruşturma Bürosundan sorumlu Başsavcıvekili Veysel Kaçmaz tarafından sorgulanan gazeteciler ve astsubay E.B., tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Daha sonra Yıldız ve E.B, Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanırken, Dükel ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Süper lig başlıyor... ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/super-lig-basliyor-1618.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/super-lig-basliyor-1618.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/super-lig-basliyor-1618.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 15 May 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/lig.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Koronavirüs nedeniyle Türkiye'de 19 Mart'ta ara verilen Süper Lig, 12 Haziran cuma günü oynanacak Fenerbahçe - Kayserispor ve Göztepe - Trabzonspor müsabakaları ile kaldığı yerden devam edecek. Yaklaş<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/super-lig-basliyor-1618.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Koronavirüs nedeniyle Türkiye'de 19 Mart'ta ara verilen Süper Lig, 12 Haziran cuma günü oynanacak Fenerbahçe - Kayserispor ve Göztepe - Trabzonspor müsabakaları ile kaldığı yerden devam edecek. Yaklaşık üç aylık bir aranın ardından yapılacak başlama vuruşları öncesinde kulüpler ve sporcular son hazırlıklarını sürdürüyor.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), bu süreçte sağlık ve bilim kurulu ile hazırladığı alınması gereken önlemlerin yer aldığı kitapçıkla kulüplere rehberlik etti. Maçların başlamasından 2 gün önce, "Covid-19 Salgını Nedeniyle Ara Verilen Süper Lig, Tff 1. Lig ve Ziraat Türkiye Kupası Müsabakalarına İlişkin Talimat" başlığıyla 8 maçlık süreç için ek bir talimat yayınladı.

Sadece kalan sekiz haftada uygulanmak üzere detaylıca hazırlanmış talimatlara göre müsabakada görev alacak herkes, başlama vuruğundan iki gün önce COVID-19 PCR ve Antikor testi yaptırmış olmak zorunda. Ancak protokol tribününde yer alacak kişilerin test yaptırma zorunluluğu olmamakla birlikte talimatta belirtilen sağlık ve sosyal mesafeye ilişkin tüm kurallara uymaları talep ediliyor.

Federasyon'un uyulması zounlu olan kuralları şunlar:

- TFF'nin sağlık kurulu her müsabaka için sağlık tedbirleri kontrolörü sıfatıyla bir doktor atayacak

- Maçta görevli olan diğer tüm kişilere ev sahibi kulüp tarafından belirlenecek sağlık görevlileri tarafından ateş ölçümü yapılacak, ateşi 37,8 derece ve üzerinde olanları stadyuma alınmayacak

- Maç günü stadyuma giriş çıkış yapacak kişi sayısı 335 ile sınırlı olacak

- Stadyumlar maç gününden en az bir gün önce, en geç de maç sabahı profesyonel şirketlerce dezenfekte edilerek hazırlanacak ve aynı şekilde maçtan bir gün sonra tekrar dezenfekte edilecek

- Hangi görevlinin saat kaçta stadyuma giriş yapacağı da ilgili maddeye göre düzenlenecek

- Saha içinde, yedek kulübesi ve saha kenarına 20’şer metre ara ile el antiseptiği konulması zorunlu olacak

- Yaşları 19 ile 30 arasında olacak top toplayıcılar eldiven ve maske takıp topları dezenfekte etmek için yanlarında bez bulunduracak

- Saha kenarındaki futbolcular,hakemler ve teknik ekip maske takmak zorunda olacak

- Takımlara bu sürece özel olarak üç seferde kullanmak üzere beş oyuncu değiştirme hakkı da tanınıyor

- Maçları yönetecek hakemler, maç öncesinde yapılacak COVID-19 testinin sonucuna göre, en geç maç sabahında kamuoyuna duyurulacak ve hakemler bulunduğu şehre yakın mesafedeki bir maça atanabilecek

Üç ay sonra başlayacak müsabakalar öncesi alınan tüm önlemlere ve yapılan tüm planlara karşın futbol maçlarının oynanmasının virüsün yayılma hızını artırma ihtimalinin yarattığı endişe futbol camiasında bitmiş değil. Kayserispor'lu futbolcu Hüseyin Acer, kararı doğru bulmadığını ve hazırlık sürecinde futbolcuların sürekli test olmalarının bile kendilerinde korku ve endişe yarattığını ifade etti.

<strong>"Oyuncular korkuyor"</strong>

Süper Lig'de kalan maçların haziran ayında başlamasını tartışmaların en başından bu yana erken bulduğunu dile getiren Sivasspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay'a göre ise müsabakalar Temmuz ayında, deplasmansız olarak oynanmalıydı. Zira Çalımbay'a göre futbolcuları bu kadar kısa sürede fiziksel ve psikolojik olarak maça hazırlamak mümkün değil. Çalımbay bu sürecin antrenör ve futbolculara danışılmadan yürütülmesi ve karar alınmasına tepkili: "Federasyon, oyuncuları hazırlayan planı programı yapması gereken teknik direktörleri bir kere çağırıp fikir birliği yapmadı. Oyuncular korkuyor, psikolojik olarak hazır değiller diyoruz ama söylediğimizle kalıyor hep. Böyle zor günlerde beraber ortak karar almamız lazım. Yapsalar her türlü yardımcı oluruz ama maalesef bunu eksik yapıyorlar." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Twitter AKP bağlantılı binlerce hesabı kapattı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitter-akp-baglantili-binlerce-hesabi-kapatti-1616.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitter-akp-baglantili-binlerce-hesabi-kapatti-1616.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitter-akp-baglantili-binlerce-hesabi-kapatti-1616.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 15 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/twit.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Twitter devletle bağlantılı bilgi operasyonu yapan toplam 32 binden fazla hesabı platformdan çıkardığını açıkladı. Bu hesaplardan 7 binden fazlasının Türkiye’de AKP’nin gençlik faaliyeti ile ilişkili <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/twitter-akp-baglantili-binlerce-hesabi-kapatti-1616.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Twitter devletle bağlantılı bilgi operasyonu yapan toplam 32 binden fazla hesabı platformdan çıkardığını açıkladı. Bu hesaplardan 7 binden fazlasının Türkiye’de AKP’nin gençlik faaliyeti ile ilişkili olduğu belirtildi.

Sosyal medya platformu Twitter devletle bağlantılı bilgi operasyonu yapan toplam 32 binden fazla hesabı ifşa ederek platformdan çıkardığını açıkladı. Twitter tarafından yapılan açıklamada, bu yılın başlarında "Türkiye içindeki kullanıcıları hedef alan ve koordineli bir şekilde sahte faaliyetlerde bulunan kullanıcı ağının tespit edildiği" belirtilerek, "bu ağın teknik göstergeleri ve davranışları hakkında yaptığımız analiz neticesinde sahte ve ele geçirilmiş hesapların AKP lehine siyasi söylemlerin yayılması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için güçlü destek sergilediği görüldü. Bugün 7 bin 340 hesabı arşive ifşa ediyoruz" denildi.

Açıklamada bu hesapların ve bu hesaplardan yayılan içeriklerin kalıcı olarak platformdan çıkarıldığı belirtildi.

<strong>Gençlik örgütlenmesi işaret edildi</strong>

Twitter teknik işaretlerin kullanıcı ağının AKP'nin gençlik örgütlenmesi ve merkezi bir ağ ile bağlantılı olduğunu işaret ettiğini belirtti.

Twitter açıklamasında "Sonuç olarak bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk hükümeti için kritik olan kuruluşlarla bağlantılı farklı hesapları ifşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bu ele geçirilen hesapların "devlet bağlantılı aktörler tarafından tekrar tekrar hacklenme ve ele geçirilme girişimlerine maruz kaldığı" belirtildi. Bu geniş ağın kripto para bağlantılı spam gibi ticari aktiviteler için de kullanıldığı belirtildi.

<strong>Rusya ve Çin'de de hesaplar kapatıldı</strong>

Açıklamada Türkiye'nin yanı sıra Rusya ve Çin'den de "devlet bağlantılı bilgi yayma operasyonlarına" karıştığı gerekçesiyle toplam 32 bin 242 hesabın platformdan çıkartıldığı belirtildi. Hesapların platformun suistimal kurallarını ihlal ettiği için iptal edildiği belirtildi.

Twitter'in platform suistimal kurallarının başında Twitter'ın yapay olarak bilgi yaymak veya bastırmak amacıyla veya kullanıcıların Twitter deneyimlerini suistimal eden veya bozan davranışlarda bulunanların Twitter servislerinin kullanılamayacağı belirtiliyor. Twitter platform suistimal kuralları çoklu hesaplar kullanılarak yapay olarak bilgi yayma ya da engelleme yapılamayacağını da belirtiliyor.

Twitter söz konusu hesapların ifşa edilmesi ile ilgili verilerin Avustralya Strateji Politikaları Enstitüsü (ASPI) ve Stanford İnternet Gözlemevi (SIO) ile paylaşıldığını belirtti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AB'ye iltica başvurusunda rekor düşüş ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abye-iltica-basvurusunda-ciddi-dusus-1613.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abye-iltica-basvurusunda-ciddi-dusus-1613.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abye-iltica-basvurusunda-ciddi-dusus-1613.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 15 May 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/iltica45.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa İltica Destek Ofisi (EASO) Avrupa Birliği ülkelerine iltica eden göçmen sayısının ocak ayına kıyasla nisan ayında yüzde 87 oranında düştüğünü duyurdu. Aynı dönemde başvurucu Türkiye vatandaşı s<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abye-iltica-basvurusunda-ciddi-dusus-1613.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa İltica Destek Ofisi (EASO) Avrupa Birliği ülkelerine iltica eden göçmen sayısının ocak ayına kıyasla nisan ayında yüzde 87 oranında düştüğünü duyurdu. Aynı dönemde başvurucu Türkiye vatandaşı sayısı da yüzde 78 azaldı.

Avrupa İltica Destek Ofisi, Avrupa Birliği ülkelerine nisan ayında yapılan iltica başvurularına ilişkin son verileri derlediği raporunu yayımladı. Buna göre, nisan ayında 483'ü Türkiye vatandaşı olmak üzere AB genelinde sadece 8 bin 730 kişin iltica talebinde bulundu. Bu da ocak ayına kıyasla başvuruların yüzde 87 oranında düştüğünü gösteriyor.

Covid-19 salgınına yönelik alınan önlemler dünya genelinde insanların seyahat etmesini engelledi. Bu durum iltica taleplerinin düşmesine neden oldu.

Nisan ayında Avrupa Birliği ülkelerine yapılan iltica başvurularında Suriyeli ve Afganlar başı çekti. Bu iki ülkeden gelenlerin yaptığı başvuru toplam sayının yüzde 28'ini oluşturdu.

Avrupa Birliği ülkelerine iltica eden Türkiye vatandaşların sayısı nisan ayında yüzde 78 düştü.

Beklemede olan dosyaların Covid-19 nedeniyle uygulamalar esnasında kısmen çözüme kavuşturulduğu bildirildi.

Avrupa İltica Destek Ofisi (EASO) konu ile ilgili yayımladığı raporda mart ayında iltica talep oranının da yüzde 43 olduğunu duyurdu. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Miçotakis: Türkiye haklarımızı ihlal ederse ciddi sonuçları olur ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turkiye-haklarimizi-ihlal-ederse-ciddi-sonuclari-olur-1611.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turkiye-haklarimizi-ihlal-ederse-ciddi-sonuclari-olur-1611.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turkiye-haklarimizi-ihlal-ederse-ciddi-sonuclari-olur-1611.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/mico.jpeg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis,Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşmanın geçersiz olduğunu belirterek "Türkiye egemenlik haklarımızı ihlale teşebbüs ederse bunun ciddi sonuçları olacaktır<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/micotakis-turkiye-haklarimizi-ihlal-ederse-ciddi-sonuclari-olur-1611.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis,Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşmanın geçersiz olduğunu belirterek "Türkiye egemenlik haklarımızı ihlale teşebbüs ederse bunun ciddi sonuçları olacaktır" diye konuştu. Miçotakis, Türkiye'nin karşısında sadece Yunanistan'ı değil Avrupa'yı bulacağını söyledi.

Atina’da düzenlenen "Delfon 20 Ekonomik Forum"da konuşan ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilere değinen Miçotakis, Türkiye ile ilişkilerin "zor" olduğunu ancak iki ülkenin aralarındaki farklılıkları çözmek için konuşabileceklerini belirtti.

Farklılıklara diyalog aracılığı ile çözüm bulunamaması halinde iki ülkenin anlaşarak Uluslararası Mahkemeye gidebileceklerini söyleyen Miçotakis, "Yunanistan, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Türkiye ile diyaloğa her zaman açık. Dürüstçe konuşabiliriz, sonuçta eğer anlaşamadığımız konusunda mutabık kalırsak bu sorunu ne şekilde çözeceğimiz noktasında karşılıklı anlaşma yoluyla meseleyi Uluslararası Mahkemeye, Lahey’e götürmenin yolları her zaman vardır ancak uluslararası hukuka tamamen saygılı olarak. Gambot diplomasisi zamanı değil, bu gibi anlayışlar başka yüzyıllara ait." diye konuştu.
<h2>Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşma geçersiz</h2>
Miçotakis Türkiye ile Libya arasında imzalanan iki ülke arasındaki deniz sınırlarının belirlenmesi anlatlaşmasına da değindi.

Yunanistan Başbakanı, bu anltlaşmanın geçersiz olduğunu ancak Yunanistan'ın önceki gün İtalya ile imzaladığı anlaşmanın ise geçerli olduğunu belirterek, "Türkiye egemenlik haklarımızı ihlale teşebbüs ederse sadece Yunanistan’dan değil eminim ki Avrupa’dan da karşılık görecektir. Bu izlememizi istediğim yol değil ancak herkesin bilmesi lazım ki böyle bir şey olursa bunun ciddi sonuçları olacaktır." dedi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye’nin geleceği Z kuşağının elinde ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-gelecegi-z-kusaginin-elinde-1609.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-gelecegi-z-kusaginin-elinde-1609.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-gelecegi-z-kusaginin-elinde-1609.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/z-kusagi.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ “Z Kuşağı insan hakları, hayvan hakları, cinsiyet ayrımcılığı gibi konularda duyarlılığı ön planda olan, haklar konusunda eşitlik temelli bir anlayışa sahip".

Gezici Araştırma şirketi, Türkiye gene<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-gelecegi-z-kusaginin-elinde-1609.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ “Z Kuşağı insan hakları, hayvan hakları, cinsiyet ayrımcılığı gibi konularda duyarlılığı ön planda olan, haklar konusunda eşitlik temelli bir anlayışa sahip".

Gezici Araştırma şirketi, Türkiye genelinde yaptığı son anket çalışmasında “Gelecek Z kuşağının elinde” tespitini yaptı.

Sözcü gazetesinin aktardığına göre Gezici, Türkiye genelinde sosyal, ekonomik, politik ve kültürel konular ile ilgili seçmenin algısını belirlemek üzere 12 ilde 18 ilçede “Z kuşağı anketi” yaptı. Araştırma 20 yaş ve altını temsil eden bin 62 kişilik Z grubuyla yüz yüze gerçekleşti.

“Z kuşağına Ait Araştırma Raporu” başlıklı raporda özetle şu tespitlere yer verildi: "2023 seçimlerinde her 5 kişiden biri Z kuşağı olacak. Bu yeni seçmenin önünde set oluşturanlar seçimin kazananı olamayacak. Seçimin kaderi Z kuşağının elinde."

<strong>“İlk defa oy kullananların yüzde 76’sı Cumhur İttifakı’na oy vermedi”</strong>

"Ana muhalefetin oyuna yakın bir oyu olan, 5-6 siyasi partinin oyuna denk gelen bu nüfus, siyasilerin yeni odak grupları olacak. 2018 seçimlerinde ilk defa oy kullananların yüzde 76.6'sı Cumhur İttifakı'na oy vermedi. Gerek iktidar ve gerekse muhalefetin Z kuşağına uygun politikalar belirlemesi şart."

<strong>Eşitlik temelli anlayışa sahipler</strong>

“Z Kuşağı insan hakları, hayvan hakları, cinsiyet ayrımcılığı gibi konularda duyarlılığı ön planda olan, haklar konusunda eşitlik temelli bir anlayışa sahip” çıkarımı yapılan raporda sonuçlar şöyle sıralandı: "Z kuşağının yüzde 45 gibi oldukça önemli bir oranı herkesin eşit ve benzer haklara sahip olduğu görüşünü savunuyor."

<strong>“Farklı dine mensup birisiyle evlenebilirim diyenlerin oranı yüzde 82”</strong>

"Bu çerçevede bu kuşak için ırk, cinsiyet, din, dil, mezhep gibi unsurlar düşük bir öneme sahip. Örneğin ‘Farklı bir din veya mezhebe ait biriyle evlenebilirim' diyenlerin oranı bundan önceki nesilde yüzde 32.8 iken, Z kuşağı içinde yer alanlarda bu oran yüzde 82.2."

<strong>“Z kuşağının yüzde 32’si düzenli ibadet ediyor”</strong>

"Z kuşağı dışındakilerin ise yüzde 62'si oruç tuttuğunu söylerken, yüzde 32'si ise düzenli ibadet ettiğini belirtti. Z kuşağının yüzde 76.4'ü adalet, demokrasi, ifade ve düşünce özgürlüğü, liyakat, israf, sanat gibi kavramları önemli bulduğunu ifade etti. AB'yi destekleyenlerin oranı Z kuşağında yüzde 78.6 iken diğer X ve Y kuşaklarında bu oran yüzde 35.6."

Ankette Z kuşağının yüzde 86.7'si oy kullanırken ebeveynlerin etkisinin olamayacağını, kendi iradesinin ön planda olduğunu söyledi.

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İtalya Başbakanı savcıya ifade verecek ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-basbakani-kotu-yonetim-ifadesine-cagrildi-1607.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-basbakani-kotu-yonetim-ifadesine-cagrildi-1607.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-basbakani-kotu-yonetim-ifadesine-cagrildi-1607.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 13 May 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/conte.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İtalya'da Covid-19 salgınının en fazla can aldığı şehirlerden Bergamo'da ölen kişilerin ailelerinden oluşan bir grup pandemi yönetiminde hata yapılıp yapılmadığının araştırılması için savcılığa suç du<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/italya-basbakani-kotu-yonetim-ifadesine-cagrildi-1607.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ İtalya'da Covid-19 salgınının en fazla can aldığı şehirlerden Bergamo'da ölen kişilerin ailelerinden oluşan bir grup pandemi yönetiminde hata yapılıp yapılmadığının araştırılması için savcılığa suç duyurusunda bulundu. Başbakan Guiseppe Conte cuma günü savcıya ifade vereceğini duyurdu.

İtalya'da Covid-19'dan dolayı hayatını kaybeden 34 bini aşkın kişinin yarısı Lombardiya bölgesinde yaşıyordu. Bergamo şehrinde ise 3 bini aşkın kişi hayatını kaybetti. Cumhuriyet Başsavcılığına giderek, 50 şikayet ve suç duyurusu dosyasını ileten ailelerin avukatı, insanların bir "açıklama" beklediğini yoksa adalete olan güvenlerinin "sarsılacağını" belirtti.

İtalya'da Lombardiya bölgesi yöneticileri salgının ilk günlerinde bir hastanede yeterli tedbirlerin hızla uygulamaya sokulmamasından dolayı ağır şekilde eleştirilmişti. Bu gecikme nedeni ile hastanede ve ardından bölgede Covid-19'un hızla yayıldığı ileri sürülüyor.
<h2>Başbakan Conte ifade verecek</h2>
Savcılığın bu çerçevede başlattığı soruşturmada şu ana kadar Lombardiya Bölgesi Başkanı ve Sağlık Başkanı dinlendi. Bu cuma ise Başbakan Guiseppe Conte ve birçok bakanın konu hakkında ifade vermeye çağrılacağı belirtiliyor. Bu konuya ilişkin açıklama yapan Conte ise, "Hiç endişeli değilim. cuma günü Bergamolu savcıların sorularını yanıtlayacağım" şeklinde konuştu.
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="4573042,4553948" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents"></div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AB'de sert ve güçlü siyaset dönemi başlıyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abde-sert-ve-guclu-siyaset-devri-basliyor-1605.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abde-sert-ve-guclu-siyaset-devri-basliyor-1605.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abde-sert-ve-guclu-siyaset-devri-basliyor-1605.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 13 May 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/borel.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ AB Komisyonu'nun önde gelen iki üyesi, "yumuşak güç" ve "naiflik" devrinin sona erdiği, Birlik'in bundan böyle daha sert ve güçlü bir siyasete yönelmesi gerektiği mesajı verdi.

Avrupa Birliği (AB) <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/abde-sert-ve-guclu-siyaset-devri-basliyor-1605.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ AB Komisyonu'nun önde gelen iki üyesi, "yumuşak güç" ve "naiflik" devrinin sona erdiği, Birlik'in bundan böyle daha sert ve güçlü bir siyasete yönelmesi gerektiği mesajı verdi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu‘nun iki önemli üyesi, koronavirüs krizi sonrası dönemde Birlik'in siyasi yöneliminin yenilenmesi gerektiğini ifade etti. AB Komisyonu'nun Başkan Yardımcısı ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile Komisyon'un İç Pazar ve Savunma Sanayisinden Sorumlu Üyesi Thierry Breton, Alman <em>Die Welt</em> gazetesinde yayımlanan makalelerinde, "Uzlaşmacı ve hatta naif Avrupa dönemi geride kaldı" diyerek günümüz dünyasında "erdemli bir 'yumuşak güç' tavrının" yeterli olmadığını savundu.

Komisyon üyeleri, AB'nin bu "yumuşak gücü sert güç içeren bir boyutla ikame etmesi gerektiğini" ve bunun sadece, "askeri kabiliyetler ve acilen ihtiyaç duyulan güçlendirilmiş bir Avrupa savunma siyaseti ile sınırlı olmadığını"  belirtti. Borrell ve Breton, "Avrupa'nın nüfuz kurma, kendi dünya görüşünü benimsetme ve çıkarlarını savunma" noktasında güçlü bir görünüm sergilemesi gerektiğini belirterek "Avrupa'nın kendi değerlerini ve çıkarlarını koruyabilmesi için müşterek kabiliyetlerini güçlendirmesi gerekiyor" dedi.

Komisyon üyeleri, kilit öneme sahip teknolojilerin AB dışındaki aktörlerce satın alınmaya karşı korunması ve üçüncü ülkelere karşı ekonomik bağımsızlığın da önemini vurguladı.

Makalede, siber güvenlik, insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı ve kuantum teknolojisine atıfta bulunularak Birlik'in güvenlik ve savunma politikalarında "stratejik özerkliğini" güçlendirmesi gerektiği görüşüne yer verildi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Avrupa'ya uçuşlar başladı, fiyatlar el yakıyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupaya-ucuslar-basladi-fiyatlar-el-yakiyor-1604.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupaya-ucuslar-basladi-fiyatlar-el-yakiyor-1604.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupaya-ucuslar-basladi-fiyatlar-el-yakiyor-1604.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 13 May 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/thy.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Koronavirüs salgını nedeniyle yaklaşık 2,5 aydır gerçekleştirilemeyen yurtdışı uçuşları kısıtlamalı olarak yeniden başladı. Ancak bilet fiyatları el yakıyor.

Küresel koronavirüs salgını nedeniyle 2<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupaya-ucuslar-basladi-fiyatlar-el-yakiyor-1604.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Koronavirüs salgını nedeniyle yaklaşık 2,5 aydır gerçekleştirilemeyen yurtdışı uçuşları kısıtlamalı olarak yeniden başladı. Ancak bilet fiyatları el yakıyor.

Küresel koronavirüs salgını nedeniyle 28 Mart'tan itibaren durdurulan uluslararası uçuşlar kademeli olarak yeniden başlatıldı. Türk Hava Yolları ve Lufthansa ortak kuruluşu SunExpress bu sabah Türkiye ve Almanya'dan karşılıklı seferler gerçekleştirdi. Anadolu Jet 11 Haziran, Pegasus 16 Haziran, Corendon ise 26 Haziran'dan itibaren Avrupa uçuşlarına başlayacaklarını açıkladılar

Adının açıklanmasını istemeyen bir havayolu çalışanı DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "Bugünden itibaren Avrupa'dan Türkiye'ye, Türkiye'den de  <a href="https://www.dw.com/tr/berlin-t%C3%BCrkiyeye-u%C3%A7u%C5%9F-yasaklar%C4%B1n%C4%B1-kald%C4%B1rmaya-haz%C4%B1rlan%C4%B1yor/a-53592018">Avrupa'ya uçuşlar başladı</a>, ancak daraltılmış bir tarife uygulanıyor" dedi.

SunExpress, Almanya'nın Düsseldorf Havaalanından Türkiye'deki destinasyonlara Haziran ayında günde 6 sefer planlanmışken mevcut durum nedeniyle sadece haftada 5 sefer gerçekleştirebiliyor.

<strong>Ticari ve turistik vize ile uçuşa izin yok</strong>

SunExpress'in acentelerine yolladığı bir yazıya göre, Türkiye'ye hukuki bir engeli olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin vatandaşlarının uçmalarına izin veriliyor. Aynı metinde, Türkiye çıkışlı uçaklara sadece AB vatandaşları ile bu ülkelerde çalışma ve oturma izni olanların kabul edilecekleri belirtilerek, ticari ve turistik vize ile yeşil pasaportluların uçuşuna izin verilmeyeceği kaydedildi.

Yolculara da uyarılarda bulunan havayolu şirketi, yolcuların uçuştan 3 veya 4 saat önce havalimanına gelmelerini, havalimanlarında ve uçuş sırasında maske takmalarını ve sosyal mesafe ile hijyen kurallarına dikkat etmelerini istedi.

<strong>Bakan açıklamıştı</strong>

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu <a href="https://www.dw.com/tr/thyden-normalle%C5%9Fmede-ilk-ad%C4%B1m/a-53346641">geçen hafta yaptığı açıklamada</a>, 10 Haziran'dan itibaren kademeli olarak dış hat uçuşlarının başlayacağını duyurmuştu.

"Dış hat uçuşlarının karşılıklı açılması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Avusturya, Litvanya, Sırbistan, Kazakistan, Arnavutluk, Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri, Moldova, Özbekistan, Ukrayna, Fas, Ürdün, Sudan ve İtalya ile mutabakat sağladık" diyen Karaismailoğlu, kademeli olarak başlatılacak dış hat uçuşlarını şöyle sıralamıştı:

"10 Haziran'da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bahreyn, Bulgaristan, Katar, Yunanistan; 15 Haziran'da Almanya, Avusturya, Azerbaycan, Çekya, Hırvatistan, Hong Kong, İsviçre, Japonya, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Litvanya, Macaristan, Polonya, Romanya, Sırbistan, Singapur, Slovenya, Tacikistan; 20 Haziran'da Hollanda, Kazakistan; 22 Haziran tarihi itibariyle Arnavutluk, Bosna Hersek, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Güney Kore, İrlanda, Karadağ, Kırgızistan, Letonya, Lüksemburg, Norveç, Slovakya; 25 Haziran'da Belçika."

Anadolu Jet 11 Haziran'dan itibaren, Pegasus 16 Haziran, Corendon ise 26 Haziran'dan itibaren Avrupa uçuşlarına başlayacaklarını açıkladılar. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ İsveç'te Olof Palme soruşturması kapatıldı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-olof-palme-sorusturmasi-kapatildi-1602.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-olof-palme-sorusturmasi-kapatildi-1602.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-olof-palme-sorusturmasi-kapatildi-1602.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/olof.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İsveç'te Başsavcılık, eski başbakanlardan Olof Palme'nin 1986 yılında öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın, baş şüphelinin 2000 yılında ölmesi nedeniyle kapatıldığını açıkladı.

İsveç'te Başsavcılık,<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/isvecte-olof-palme-sorusturmasi-kapatildi-1602.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ İsveç'te Başsavcılık, eski başbakanlardan Olof Palme'nin 1986 yılında öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın, baş şüphelinin 2000 yılında ölmesi nedeniyle kapatıldığını açıkladı.

İsveç'te Başsavcılık, eski başbakanlardan Olof Palme'nin 1986 yılında öldürülmesiyle ilgili yürüttüğü soruşturma hakkındaki kararını verdi. Başsavcı KristerPetersson, baş şüpheli Stig Engström'ün 2000 yılında öldüğüne işaret ederek soruşturmanın kapatıldığını açıkladı.

Soruşturmayı 2017 yılında devralan Başsavcı Petersson, fail olarak nitelendirdiği Engström'le ilgili olarak, "Söz konusu kişi ölü. Bu yüzden ona suçlama yöneltemiyorum. Bu nedenle soruşturmayı kapatmaya karar verdim" dedi.

Engström, yıllardır süren soruşturmada daha önce de adı geçen ve bu nedenle İsveç kamuoyunda bilinen bir isim.

Cinayet akşamında olay yeri yakınlarındaki Scandia şirketine ait binada çalıştığı için "Skandia Adam" olarak adlandırılan ve Palme'nin solcu politikalarına karşıtlığıyla tanınan grafik tasarımcısı Engström, soruşturmanın başlarında tanık olarak dinlenmişti. Ancak polis, ifadesini birçok kez değiştirdiği gerekçesiyle Engström'ün güvenilir bir tanık olmadığına ve olayla bir ilgisi bulunmadığına karar vermişti. İsveç medyasında çıkan haberlerdeyse Engström'ün suçunu gizlemek için ifadesini değiştirdiği öne sürülmüştü.

Engström, 2000 yılında 66 yaşındayken hayatını kaybetmişti. Ölüm nedeninin intihar olduğu düşünülüyor.

<strong>10 bini aşkın kişi sorgulanmıştı</strong>

Palme, 28 Şubat 1986'da başkent Stockholm'de yanında korumalarının olmadığı bir akşam eşi Lisbeth Palme'yle birlikte sinemadan eve dönerken sokakta sırtından vurularak öldürülmüştü. Kaçan saldırganın kimliğiyse yıllardır tespit edilemedi.

O tarihten bu yana 10 bini aşkın kişi sorgulandı, 130'dan fazla kişi suçu üstlendi.

Son dönemde soruşturmayla ilgili yeni iddialar ortaya atılmıştı. İsveç gazetesi Aftonbladet, soruşturmada cinayet silahına ulaşıldığını öne sürdü. İngiliz Guardian gazetesiyse geçtiğimiz günlerdeki haberinde Güney Afrika istihbaratından yetkililerin geçen Mart ayında İsveçli müfettişlerle buluşarak suikast hakkında bilgi verdiğini bildirdi.

<strong>PKK iddiası</strong>

Yıllar içinde cinayetle ilgili çok sayıda senaryo dile getirildi.

Bunlardan biri de Palme'nin PKK tarafından öldürüldüğü. Bir başka teoriye göre Palme, Güney Afrika gizli servisi tarafından öldürüldü. Palme o dönem beyaz azınlık tarafından yönetilen Güney Afrika'nın politikalarına ciddi eleştiriler getiriyordu.

İsveç'te 1969'dan ölümüne kadar Sosyal Demokrat Parti'nin liderliğini yapan Palme, 1969-1976 ve 1982-1986 yılları arasında da başbakanlık görevini üstlenmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Avrupa Konseyi'nden 'vicdani ret' uyarısı - 2021'e kadar düzenleme bekliyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-konseyinden-vicdani-ret-uyarisi-2021e-kadar-duzenleme-bekliyor-1600.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-konseyinden-vicdani-ret-uyarisi-2021e-kadar-duzenleme-bekliyor-1600.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-konseyinden-vicdani-ret-uyarisi-2021e-kadar-duzenleme-bekliyor-1600.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/vicdan.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi vicdani retle ilgili Türkiye'den savunma istedi. Komite "Yasal düzenlemeleri yapın" derken, Vicdani Ret Derneği "Kararlar yeni bir sürecin başlangıcı olabilir" değerle<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-konseyinden-vicdani-ret-uyarisi-2021e-kadar-duzenleme-bekliyor-1600.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi vicdani retle ilgili Türkiye'den savunma istedi. Komite "Yasal düzenlemeleri yapın" derken, Vicdani Ret Derneği "Kararlar yeni bir sürecin başlangıcı olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye'deki vicdani retçilerle ilgili gelişmeleri gündemine aldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleyen komite, vicdani retçilerle ilgili bir toplantı yaptı. Komite toplantı sonrası Türkiye’den vicdani retle ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasını istedi.

AİHM, Ocak 2006’da aldığı kararla vicdani ret hakkını kullanan Almanya doğumlu Osman Murat Ülke’nin defalarca gözaltına alınması ile Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetmişti. Bu karardan sonra vicdani ret konusu 2007 yılından bu yana Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin ‘nitelikli’ izleme prosedürü kapsamına alındı.

Vicdani Ret Derneği, Helsinki İnanç Özgürlüğü Girişimi, War Resisters International, European Bureu of Conscientious Objection ve Connection e.V. de geçtiğimiz aylarda bir rapor hazırlayarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne iletti. Bu raporda vicdani retçilerin güncel sorunları, vicdani retle ilgili yasal bir düzenleme olmadığı için ortaya çıkan sonuçların altı çizildi. Raporun sonuç bölümünde, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2006 yılında vicdani retçiler için yaptığı sivil ölüm saptaması değişmedi” denildi.

<img src="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/01/27/vicdani-ret-dernegi-nden-hak-ihlalleri-raporu-680333-5.jpg" alt="Vicdani Ret Derneği'nden hak ihlalleri raporu" />

<strong>KOMİTE KARARLARI: 2021’E KADAR DÜZENLEME YAPIN</strong>

Komite kendisine gönderilen bu raporu değerlendirdi. 8 yıl sonra vicdani ret konusunu yeniden gündemine alan komite, yaptığı değerlendirme sonucunda başvurucuların sürekli olarak kovuşturma ve cezalandırmaya maruz kalmalarının ‘sivil ölüm’ koşullarını oluşturduğunu belirtti. Komite bu kapsamda şu değerlendirmelerde bulundu: “Vicdan retçi statülerini belirlemek üzere yasal bir düzenleme yok.”

<strong>Komitenin aldığı kararlardan bazıları şöyle:</strong>

* Başvurucuların bir daha soruşturma ve davalara maruz kalmamaları.

* 1 Eylül 2020’e kadar AİHM kararlarında ismi geçen tüm başvurucular için idari para cezaları, adli sicil kayıtları gibi sivil ölüme neden olan her türlü kaydın silinmesi, tekrar ceza tehdidine maruz kalamamalarının sağlanması.

* 21 Eylül 2021 tarihine kadar gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve Bakanlar Komitesi’ne bir eylem planı gönderilmesi.

* Türkiye’deki vicdani retçilerin sayısı, idari para cezaları, soruşturmalar ve cezalar konusunda istatistik bilgi verilmesi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Köle tacirinin heykeli söküldü ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kole-tacirinin-heykeli-sokuldu-1598.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kole-tacirinin-heykeli-sokuldu-1598.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kole-tacirinin-heykeli-sokuldu-1598.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 12 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/milligan1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ İngiltere'nin başkenti köle taciri Robert Milligan'ın heykeli yetkililer tarafından söküldü. Belediye Meclisi üyesi Ehtasham Haque, "Heykel onu övmek için yapılmıştı. 21'inci yüzyılda medeni bir toplu<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kole-tacirinin-heykeli-sokuldu-1598.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ İngiltere'nin başkenti köle taciri Robert Milligan'ın heykeli yetkililer tarafından söküldü. Belediye Meclisi üyesi Ehtasham Haque, "Heykel onu övmek için yapılmıştı. 21'inci yüzyılda medeni bir toplumda yerinin olmaması gerekiyor" dedi.

George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan ırkçılık ve polis şiddetine karşı protestolar devam ederken İngiltere’de Londra Docklands Müzesi önündeki köle taciri Robert Milligan’ın heykeli yetkililer tarafından söküldü.

Müze önündeki Milligan heykeli için, Bristol’daki gösteride 17’inci yüzyılda köle ticareti yapan Edward Colston’un heykelinin protestocular tarafından nehre atılmasının ardından, alanın sahibi Canal ve River Vakfının düzenlenen imza kampanyasına destek vermesiyle söküm işlemine geçildi. Akşam West India Quay bölgesine gelen işçiler, çalışmalara başladı. Kaidesinden ayrılan heykel, vinçle yere indirilerek götürüldü.

<strong>’21’İNCİ YÜZYILDA YERİ YOK’</strong>

Heykelin sökülmesi için imza kampanyası başlatan Tower Hamlets semti meclis üyesi Ehtasham Haque, bu adımın siyah George Floyd’un ABD’de öldürülmesi sonrası başlayan tepkiler ve “Siyahların hayatı değerlidir” kampanyasının bir parçası olduğunu söyledi. Milligan’ın 1809’da öldüğünden, 526 kölesi olduğundan bahseden Haque, “Heykel onu övmek için yapılmıştı. 21’inci yüzyılda medeni bir toplumda yerinin olmaması gerekiyor” dedi.

Kampanyasının başarıya ulaşmasından ve heykelin kaldırılmasından mutlu olduğunu kaydeden Haque, “Bu, hala birçoğumuzun üzerinde izler bırakan birçok eylemin yaşandığı geçmişle barışma yolunda iyi bir başlangıç. Kendimi özgürleştirilmiş hissediyorum. Protestolar sırasında bu heykelin önünden geçerken kendimizi ikiyüzlü hissediyorduk” diye konuştu.

<strong>‘SÖKÜLDÜĞÜ İÇİN ÇOK MUTLUYUM’</strong>

Heykelin yıkılmasını izleyen David Colman ise böyle bir geçmişe sahip birinin heykelinin bulunmasının uygun olmadığını ifade ederek, “Sökülmesini görmekten dolayı oldukça memnunum. Bir süre önce imza kampanyası başlatılmıştı ancak şimdiye kadar ciddiye alınmamıştı ama son zamanlarda tüm dünyada çok sayıda ırkçılıkla ilgili gelişme yaşandı. Belediye konseyinin hızlıca harekete geçip heykeli kaldıracağını söylediğini görmekten dolayı çok mutluyum” dedi.

1895’te yapılan ve Londra Docklands Müzesi’nin dışında bulunan heykel, uzun süredir tartışma konusuydu.

İngiltere’nin Bristol kentinde ırkçılık karşıtı gösteri düzenleyenler, 7 Haziran’da, 17’nci yüzyıl köle tacirlerinden Edward Colston’un heykelini devirerek nehre atmıştı. Polis heykelin yıkılmasıyla ilgili soruşturma başlatırken, başkent Londra’daki eski Başbakan Winston Churchill’in heykeli de saldırıya uğramıştı. Churchill adının çizildiği heykelin kaidesine de “Bir ırkçıydı” ifadesi yazılmıştı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ HDP Hakkari ve Edirne'den Ankara'ya Yürüyüş Başlatacak ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hdp-hakkari-ve-edirneden-ankaraya-yuruyus-baslatacak-1596.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hdp-hakkari-ve-edirneden-ankaraya-yuruyus-baslatacak-1596.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hdp-hakkari-ve-edirneden-ankaraya-yuruyus-baslatacak-1596.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/hdp-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ HDP, partiye yönelik baskılara tepki amacıyla 15-20 Haziran tarihleri arasında Hakkari ve Edirne’den Ankara’ya yürüyüş düzenleyecek. Diyarbakır’da yürüyüşün ayrıntılarını açıklayan HDP Eş Genel Başkan<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/hdp-hakkari-ve-edirneden-ankaraya-yuruyus-baslatacak-1596.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ HDP, partiye yönelik baskılara tepki amacıyla 15-20 Haziran tarihleri arasında Hakkari ve Edirne’den Ankara’ya yürüyüş düzenleyecek. Diyarbakır’da yürüyüşün ayrıntılarını açıklayan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, yürüyüşün gerginlik yaratacağı tartışmalarına tepki gösterdi.

HDP’nin Haziran başında başlattığı Demokratik Mücadele Programı kapsamında Diyarbakır’a gelen Eş Genel Başkan Mithat Sancar, Demokratik Toplum Kongresi’ni ziyaret etti. Burada bir açıklama yapan Sancar, Türkiye’de yaşanan sorunların sadece Kürtlerin sorunu olmadığını söyledi.

<strong>HDP’den birlikte mücadele çağrısı</strong>

Sancar, yaşanan sorunlarla birlikte mücadele etme çağrısı yaparak, “Kendi gücümüzle özgürlük mücadelesini sonuna kadar sürdürebilecek birikimimiz, tecrübemiz ve inancımız vardır. Ama bu zulüm yönetimi sadece Kürtlerin meselesi değildir. Sadece HDP’nin meselesi değildir. Bu bütün Türkiye’nin meselesi olarak görülmeli ve bütün halklara yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmelidir. Çağrılarımız bundandır. Bütün demokrasi güçlerine diyoruz ki gelin bu gidişatı birlikte durduralım. Gelin tabanda buluşalım. Dayanışmayı büyütelim. İlla her alanda yan yana, iç içe geçmemiz gerekmiyor. Tercihimiz odur, olsa daha iyi olur. Ama olmak zorunda değildir. Kendisini demokrasiden yana gören, adalet diye bir derdi olan herkes, her kurum, her siyasi parti, bulunduğu yerden bu tutumunu açıklıkla ortaya koyabilir. Demokrasiyi, adaleti ve özgürlüğü savunanlar, kendileri dışında birilerine yapılan haksızlığı, kendilerine yapılmış gibi görürlerse ancak inandırıcı olur” dedi.

<strong>HDP ittifak çağrısı mı yapıyor?</strong>

HDP’nin bu çağrısının ittifak çağrısı olmadığını söyleyen Sancar, “Yani bu gidişatı hangi çerçeveleri tartışarak, konuşarak durdurabiliriz, gelin bunu yapalım çağrısıydı bizimkisi. Bu sadece siyasi partilere dönük bir ittifak çağrısı olarak yorumlanıyor ve dolayısıyla eksik yorumlanıyor. Bizim ilk hedefimiz toplumun tümüdür. Toplumdaki her bir bireydir. İkinci katman da örgütlü toplum kesimleridir. Emek örgütleridir, meslek örgütleridir, derneklerdir, demokratik kitle kuruluşlarıdır. Elbette bu çağrı siyasi partilere de yapılmıştır. Seçimlerle ilgili ittifak tartışmaları, seçimler gündeme geldiğinde açık ve dürüst bir şekilde yapılır. Bizim tercihimiz bu olacaktır. Ama oraya varmadan hepimizin yapması gereken çok şey var” diye konuştu.

<strong>HDP’den iki koldan yürüyüş</strong>

HDP, Hakkari ve Edirne’den eş zamanlı yürüyüş başlatma kararı aldı. Yürüyüş kararı, kamuoyunda tartışma yarattı. Sancar, yürüyüşle ilgili şu bilgileri verdi: “Programımızın bütünü basın açıklamaları, halk buluşmaları, kurum ziyaretleri, hepsinin ortak başlığı Demokrasiye Yürüyüş’tür. Bu, programın esasıdır. Demokrasiye ve Özgürlüğe Yürüyüş programıdır. Bu, bizim bundan sonraki aylarda yapacağımız faaliyetlerin hepsini de kapsamıyor. Bir aylık bir program çıkardık. Tutum belgemiz de şartları dikkate alacak şekilde hazırlanmıştır. Yeni şartlar ortaya çıktığında yeni tutum belgeleri de elbette açıklanır. Bu bir ilk adımdır. Halkımızla buluşmak istiyoruz. Türkiye halklarının buluşmasını istiyoruz. Buna katkı sunacağına inandığımız demokratik mücadele yöntemlerini de hayata geçireceğiz. HDP demokratik siyaset zemininde kararlı mücadelesini sürdürecektir. “

<strong>Neden Hakkari ve Edirne?</strong>

HDP’nin yürüyüşe Hakkari ve Edirne’den başlama nedeniyse bir süre önce milletvekilliği düşürülerek tutuklanan Leyla Güven’in Hakkari Milletvekili olması ve önceki eş başkanlardan Selahattin Demirtaş’ın Edirne’de tutuklu olması. Kendisinin Hakkari’den başlayacağını vurgulayan Sancar, “Şehirler arası yollarda, yaya yürümek gibi bir metodumuz yoktur. Esas itibariyle seçilmişlerimiz bu yürüyüşe katılacaktır. İki koldan yapılacaktır. Seçilmişler derken de milletvekilleri, belediye meclis üyeleri, belediye eş başkanları ve il yöneticilerimiz. Elbette bu ekiplerimiz bulundukları şehirlerde halkla buluşacaktır. İki noktadan başlayacak, bir Edirne bir Hakkari. Ülkenin iki ucu. En son nokta olarak Ankara’da buluşacağız. Edirne’de önceki dönemler eş genel başkanlığımızı yapan Selahattin Demirtaş cezaevinde. Hakkari ise Leyla Güven’in seçildiği il. Ben Hakkari'de başlangıçta bulunacağım, Pervin Buldan Eş Genel Başkanımız da Edirne’den başlangıcı yapacak. Daha sonra araçlarla bir sonraki güzergaha gidecek belirlenmiş heyetlerimiz. O heyetler içinde eş başkanlar olmayacak. Bir sonraki şehire gittiklerinde halk buluşmaları yapacaklar, araçlarla gidecekler. Kurumlarla buluşacaklar, hem tutum belgemizi ve belgemizdeki çağrıları iletecekler hem de ortak demokratik mücadele zeminini güçlendirmek için çalışmalar yapacaklar. Şehirden şehire bu şekilde gelindikten sonra birkaç gün içinde Ankara’da bir buluşma gerçekleşecek. Ankara’daki buluşma salon ya da açık hava toplantısı şeklinde olacak” şeklinde konuştu.

<strong>“HDP meşru ve demokratik haklarını kullanmaktan vazgeçmez”</strong>

HDP’nin yürüyüş kararının gerginliğe yol açacağı tartışmaları da Sancar’a soruldu. Tartışmalara tepki gösteren Sancar, HDP’nin demokratik haklarını kullanmaktan vazgeçmeyeceğini söyledi. Sancar, sözlerini şöyle tamamladı:
”Kim HDP üzerinden, Kürtler üzerinden toplumda yeni gergin ve kutuplaşma, yeni çatışma hatları örmeye çalışırsa buna en büyük engelin, buna karşı en güçlü duruşun HDP’den geleceğini bilmesi lazım. HDP bunlara izin ve prim vermez, ama demokratik mücadele konusunda anayasal haklarını, meşru demokratik haklarını kullanmaktan da vazgeçmez. Bu kadar baskı, keyfilik ve bunca faşizan uygulama varken HDP’nin sessiz kalmasını, HDP’nin hareketsiz kalmasını beklemek de haksızlık olur, yanlışlık olur. Biz, tekrar ediyorum, demokratik mücadele programımızı demokratik siyaset zemininde anayasal haklarımızı demokratik meşru yöntemleri kullanarak gerçekleştireceğiz. Bu bizim hem hakkımızdır hem de halklarımıza karşı görevimizdir.” ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Fransa artık devler liginde değil mi? ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-devler-liginde-degil-mi-1594.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-devler-liginde-degil-mi-1594.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-devler-liginde-degil-mi-1594.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 12 May 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/fr-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Dünyanın en büyük 6'ncı ekonomisi, Avrupa Birliği'nin Almanya'dan sonra en büyük ülkesi Fransa, birbiri ardına yaşadığı sosyal krizlerin ardından gelen Corona virüsü krizinden yara alarak mı çıktı? Ül<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/fransa-artik-devler-liginde-degil-mi-1594.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Dünyanın en büyük 6'ncı ekonomisi, Avrupa Birliği'nin Almanya'dan sonra en büyük ülkesi Fransa, birbiri ardına yaşadığı sosyal krizlerin ardından gelen Corona virüsü krizinden yara alarak mı çıktı? Ülkenin en saygın tarihçi ve filozoflarından Marcel Gauchet'nin Le Monde gazetesine verdiği söyleşide sarfettiği "Corona virüsü krizi, Fransa'nın artık büyükler liginde oynamadığını açıkça su yüzüne çıkardı" şeklindeki sözleri, tartışmaları alevlendirdi.

Tüm dünyada yol açtığı sağlık kriziyle beraber sosyal ve ekonomik krize de neden olan Corona virüsü hız kesmeye başlarken virüs ile mücadele paniğinin yerini yeni soru işaretleri alıyor. Hükümetler, bu virüsün yarattığı krizlerle zayıfladı mı? Kimler bu mücadeleden güçlenerek çıktı? Corona virüsünün dünyanın jeopolitik dengesini de değiştiren sonuçlar doğurması söz konusu. Japonya, Güney Kore gibi Asya ülkelerinin Batı'dan daha güçlü bir sağlık sistemine sahip olması ve etkin mücadele yönetimi sergilemesi, Fransa ve İtalya gibi büyük AB ülkelerinin kriz yönetiminde zaafiyet göstermesi, dünyanın stratejik dengelerinin Corona virüsü krizinin ardından tümüyle değişeceği yönünde işaretler verdi.

Amerika'nın Sesi'nden Arzu Çakır'ın yazısına göre anketler ve ekonomik veriler, kriz yönetiminde Avrupa ülkeleri arasında en çok Fransızların hükümetlerini eleştirdiğini ortaya koydu. İtalya ve İspanya'nın Fransa'dakine benzer, hatta daha zor koşullar altında krizi atlatmasına rağmen hükümete karşı en sert eleştiriyi Fransız halkının yönelttiği belirlendi.

<strong>"Fransa büyükler liginden düştü"</strong>

Ülkenin en saygın tarihçi ve filozoflarından Marcel Gauchet'nin Le Monde gazetesine verdiği bir söyleşi ise tartışmayı sarsıcı bir boyuta taşıdı. Gauchet, Fransa'da hükümetin Corona virüsü krizini yönetme biçimi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Sosyal Bilimler Yüksek Etüdler Okulu (EHESS) araştırma görevlisi, tarihçi ve filozof Gauchet, Corona virüsü krizinin "Fransa'nın artık büyükler liginde oynamadığını tümüyle ortaya koyduğunu" öne sürdü.

Le Monde gazetesine konuşan Gauchet'ye göre Corona virüsü krizi "Fransa'nın idari ve kurumsal başarısızlıklarını" su yüzüne çıkardı. Gauchet, "Ortak kamusal sistemimizin büyük bir zaafiyet içinde olduğunun farkına vardık" dedi. Fransız filozof, Asya'da bu tür salgınların tanıdık olduğunu, Batı'nın ve Fransa'nın böyle bir tehdidin stratejik öngörüsünü yapamadığını, dünyanın en iyi sağlık sistemine sahip olmakla övünen Fransa'nın krize tümüyle hazırlıksız yakalandığını söyledi. Fransa'da krizinin boyutlarının öngörülemediğini belirten Gauchet, herkesi evlere kapatan karantina kararını en sert uygulayan ülkelerden biri olan Fransa'nın, AB'nin en kötü öğrencilerinden olduğunu ortaya koyduğunu iddia etti ve "Artık büyükler liginde oynamıyoruz" dedi. Gauchet, hükümetin politikasını şu sözlerle eleştirdi:

"Bu kriz sırasında alınan kararlar genellikle vatandaşlar için anlaşılmazdı. Devlet, en kötü yüzünü gösterdi, yani dar kapasiteli bürokratik, telaşlı, hatta etkili olmayan bir otorite sergiledi. İktidarsız bir Jakobenlik mümkün değildir! Jakobenizmin bu kötü tarafları işe yararsa böyle dönemlerde kabul edebilirsiniz, ancak etkisizse dayanılmaz hale gelir. Dışarı çıkmaları için insanlara sertifika imzalatmak bürokratik çılgınlığın bir başyapıtı olarak tarihe geçecek. Kriz sırasında parlamento ortada yoktu. Merkezden uzak güçler tam bir karmaşa içindeydi. Bütün bunlar toplu bir başarısızlığın ortak göstergeleri idi. Bu Fransa için büyük bir şok, derin bir narsisistik yara."

<strong>Almanya ile değil, İtalya ve İspanya ile aynı kulüpte</strong>

Marcel Gauchet, Fransa'nın İtalya ve İspanya ile birlikte "Avrupa'nın tembel Akdeniz ülkeleri" arasında yerini aldığını, Almanya ile artık aynı kategoride yer almadığının çok net ortaya çıktığını belirtiyor:

"Ekonomik sistemimizin kırılganlığı göze çarptı, oysa Almanya ekonomisi ve politik seçimleri başarılı oldu. Biz Fransızlar, zamanla, temel ihtiyaç maddelerimizi kısarak (ilaç, maske vb.) ekonomimizi Çin'e bağımlı kıldık. Sanayimizi başka ülkelere bağımlı kılmanın bedelini bu krizde ağır ödedik. Kriz sonunda Kuzey Avrupa ile Güney Avrupa arasındaki uçurum daha da derinleşecek. Bizi bekleyen ekonomik kriz de yardımcı olmayacak. Şu anda Fransa'nın Avrupa'daki somut yerinin yeniden tanımlanmasına tanık oluyoruz" dedi.

<strong>"Fransız elitleri anlamadı"</strong>

Gauchet, Fransa'nın neden bu noktaya vardığını ise, "Bu çok derin ve eski bir fenomen. Fransız elitleri küreselleşme ile olan ilişkiyi anlamadılar. Kendilerini dünya vatandaşı diye tanımladılar, örneğin 'ekonomik yurtseverlik' onlar için tümüyle bayat bir politikaydı. Üstelik bu seçkinler, diğerlerine göre üstünlük duygusu ile yönlendirildiler, saçma bir inançla herkesten daha akıllı olduğumuza, küresel rekabetten üstün çıkacağımıza inandılar. Finansal karcı bir akılla, 'Niye bu ülkeyi kirleten sanayiyi destekleyelim ki? İnatçı sendikalarla, desteklenmesi zor bir işçi sınıfına neden katlanalım, dışarıdan alırız' dediler. Güç dengesi ilişkisine çok kötü baktılar. Fransız şirketleri, patent ve uzmanlık açısından Çinli şirketlerce en çok yağmalananlar oldu. Çünkü en az önlemi alan biz olduk. Sonunda megalomani ile yönlendirilen Fransa, küreselleşmeye girişi kaçırdı" sözleriyle açıkladı.

Bu "Fransız megalomanisinin" ise "geçmişten gelen mükemmel bir kültürel ve tarihsel birikimden" geldiğini vurgulayan Marcel Gauchet, "Fransa dünyanın en büyük turizm merkezi. Uluslararası ölçekte, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bir koltuğu var, büyük ölçüde bizden kaçsa bile Avrupa entegrasyonunun ilham kaynağı olarak teorik bir rolü var. Emmanuel Macron'un seçimleri kazandıktan sonra Louvre piramidinin eteğindeki görkemli girişini hatırlayın. Fransa ve Fransızlar oyunun merkezinde olduğunu düşünüyor. Talihsiz eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing, 'Fransa ortalama bir güçtür' diye haykırmıştı ve çok tepki çekmişti. Oysa ki bu sözler geleceği gören bir vizyondu. O zamandan bu yana kimse bu yönde açıklama yapmaya cesaret edemedi. Macron, Xi Jinping, Putin, Trump gibi yabancı meslektaşları ile bu oyunu oynadı. Ülkemizde kendimizle ilgili bir imaj ve dünyadaki pozisyonu anlamakla ile ilgili bir sorun var" dedi.

<strong>"Kararlar panikle alındı"</strong>

Tüm ülkeyi eve kapatma kararının tıpkı Çin'deki gibi "korku" duygusu ile alındığını belirten Fransız tarihçi ve filozof Gauchet, hükümetin toplumun öngörülmeyen tepkisinden korkarak "panik içinde, gerçek bir planlama yapılmaksızın, başka hükümetler taklit edilerek" kararlar aldığını, "hesap zamanı geldiğinde tüm Fransa'nın bunun faturasını ağır ödeyeceğini" dile getirdi. Gauchet, Fransa'nın içinde olduğu durumun farkına varıp eksikleri ile yüzleşerek bu süreci kendisi için olumlu bir noktaya taşıyabileceğini de dile getirdi:

"Bütün bu olumsuz gelişmelerin içinde umut aramak için Fransızların geçmişte gurur duydukları ve ortak yaşamın birleştiricisi olan kurumlara, okul ve hastanelere olan bağlılığına güvenmeliyiz. Her iki kurumu da iyileştirmek bizim elimizde! Ama her şeyden önce ülkemizin zaafiyetleri ve hatalarını incelemek için bir muhasebeye ihtiyacımız var. Bu kriz, ülkemiz için bir doğruluk testi olabilir. Fransızlar kendi kendilerine hikayeler anlatmayı bırakmalı ve bu gelişmelerle yüzleşmeli. Eğer bunu başarırsak bu çok büyük bir adım olurdu. "

Destekler ve eleştiriler

Gauchet'nin bu radikal analizileri, ülkede medya, akademi ve politika dünyasında tartışmalara yol açtı, "Fransa artık büyükler liginde oynamıyor" sözü ve yazının tamamı, Twitter ve Facebook'da en çok paylaşılan yazılardan biri oldu. Pek çok Twitter kullanıcısı yazıyı destekleyerek paylaşırken bir gruptan "En büyük entellektüellerimizin bile kendi kendimizden nefret eden bu görüşleri problemli. Bu tür yargılara varmak için en azından krizin sonunu bekleyemez miydik" eleştirileri de geldi.

Sosyal medyada çokça yorumlanan yazı hakkında Opinion gazetesi yazarı ve jeo-stratejist Jean Dominique Merchet, "Fransız elitinin megalomanisini gözler önüne seren Gauchet, Fransa'nın artık büyükler liginde oynamadığını ortaya koydu" dedi.

Filozof Michel Onfray ve aşırı sağcı gazeteci yazar Eric Zemmour da Corona virüsünün Fransa'yı "büyükler kümesinden düşürdüğü ve ekonomisi tümüyle dışa bağımlı ortalama bir ülke haline getirdiği" görüşlerine destek vererek, bir an evvel "ulusal ekonomi politikalarının uygulanmaya konması gerektiğini" dile getirdi.

<strong>New York Times'dan alaylı Fransa yazısı</strong>

Amerika'nın büyük gazetelerinden New York Times, Fransızların kendi hükümetlerine karşı sert olmalarını içeren bir başyazı yayınlayarak, "Macron, virüsü yendi, İtalya'dan, İspanya'dan, ABD'den ve İngiltere'den daha iyi bir mücadele verdi. İnsanlar yemek kuyruklarında daha az bekledi, zor durumda olanlara yardım geldi, işsizlik parası ödendi, sağlık alanında adımlar atıldı ve sonunda epideminin hızı kesildi. Ama Macron hala popüler değil ve Fransızlar bu yönetimden etkilenmemişe benziyor. Bu gerçeği hiçbir zaman mutlu olmayan Fransızlara söylemeyin, zira Fransızlar hükümetlerine karşı çok acımasız eleştiriler yöneltmeye devam ediyor" diyerek alaylı bir dil kullandı.
Fransa'da oyları giderek artan Yeşiller Partisi lideri Yannick Jadot, LCI haber kanalına, Fransızlar'ı "mazoşist olmakla" eleştiren New York Times gazetesinin yorumlarına, "New York Times doğru söylemiyor. Kriz kötü yönetildi. Fransızlara yalan söylendi" dedi. Muhalefet partileri de hükümeti "özellikle maske, test ve ilaç konusunda halka doğruları söylememekle" ve çelişkili politikalar uygulamakla suçluyor.

İktidar partisi Cumhuriyete Yürüyüş (LREM), New York Times'ın Macron'un yönetimini öven ve Fransızların tutumunu eleştiren yazısını resmi Twitter hesabından paylaştı. Bu paylaşıma yanıt veren internet kullanıcıları ise "Virüsü Macron değil Fransız hastaneleri ve sağlık çalışanları yendi" yanıtını verdi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Türkiye’nin en değerli markaları belli oldu ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-en-degerli-markalari-belli-oldu-1592.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-en-degerli-markalari-belli-oldu-1592.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-en-degerli-markalari-belli-oldu-1592.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 12 May 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/thy-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Listeye bu yıl LC Waikiki, Koç Sistem, Kordsa, Odeabank, Aytemiz, Mars Lojistik, Ege Profil ve Nobel İlaç markaları da girdi.

Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance, 2020 yılına il<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/turkiyenin-en-degerli-markalari-belli-oldu-1592.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Listeye bu yıl LC Waikiki, Koç Sistem, Kordsa, Odeabank, Aytemiz, Mars Lojistik, Ege Profil ve Nobel İlaç markaları da girdi.

Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance, 2020 yılına ilişkin "Türkiye'nin En Değerli Markaları-Turkey 100" çalışmasını tamamladı. Türkiye'nin en değerli 100 markasının toplam değeri bu yıl geçen yıla göre göre yüzde 24 artarak 24,6 milyar dolara ulaştı.

Listede ilk sırayı 1 milyar 975 milyon dolarlık marka değeriyle THY alırken, bu şirketi 1 milyar 616 milyon dolarlık marka değeriyle Ziraat Bankası takip etti.

Listede üçüncü sırayı 1 milyar 538 milyon dolarlık marka değeriyle Garanti Bankası alırken, Turkcell 1 milyar 361 milyon dolarla 5'inci sıradan 4'üncü sıraya, Arçelik ise 1 milyar 273 milyon dolarla 8'inci sıradan 5'inci sıraya yükseldi.

Marka değeri 1 milyar 87 milyon dolar olarak belirlenen Türk Telekom ise geçen yıla göre 2 sıra gerileyerek 6'ncı sıraya yerleşti. Bu kurumu 998 milyon dolarla Akbank, 951 milyon dolarla iki sıra gerileyen İş Bankası, 876 milyon dolarla Yapı Kredi, 875 milyon dolarla Ford Otosan izledi.

<strong>8 yeni marka</strong>

Listeye bu yıl çeşitli iş kollarından 8 yeni marka dahil oldu. Bu markalar, LC Waikiki, Koç Sistem, Kordsa, Odeabank, Aytemiz, Mars Lojistik, Ege Profil ve Nobel İlaç olarak yer aldı.

Toplam marka değeri içinde sanayi sektörü markalarının payı yüzde 30, hizmet sektörü markalarının payı ise yüzde 70 oldu. İlk 100'de yer alan markaların değerlerinde en yüksek artış yüzde 140 ile Otokar'da gerçekleşti. Artışta Otokar'ı yüzde 112 ile Desa, yüzde 100 ile Avivasa Emeklilik takip etti. Söz konusu dönemde marka değerinde en yüksek düşüş ise yüzde 42 ile Beşiktaş'ta oldu. Bu markayı yüzde 34,8 düşüşle Koçtaş, yüzde 32,2 ile Emlak konut izledi.

<img src="https://www.indyturk.com/sites/default/files/styles/800xauto/public/thumbnails/image/2020/06/09/390896-1476553037.jpg?itok=9i5AJhk1" alt="20200609_5_011A57456FA334DCDA7F6428992C92A12-min.jpg" />

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Almanya AB dışı ülkelere seyahat yasağını 31 Ağustos'a uzatacak ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-ab-disi-ulkelere-seyahat-yasagini-31-agustosa-uzatacak-1590.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-ab-disi-ulkelere-seyahat-yasagini-31-agustosa-uzatacak-1590.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-ab-disi-ulkelere-seyahat-yasagini-31-agustosa-uzatacak-1590.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/alman.png" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya koronavirüs önlemleri kapsamında Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelere uygulanan seyahat yasağını 31 Ağustos'a kadar uzatmayı planlıyor.

Reuters haber ajansına konuşan hükümet kaynakları Be<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanya-ab-disi-ulkelere-seyahat-yasagini-31-agustosa-uzatacak-1590.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Almanya koronavirüs önlemleri kapsamında Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelere uygulanan seyahat yasağını 31 Ağustos'a kadar uzatmayı planlıyor.

Reuters haber ajansına konuşan hükümet kaynakları Berlin'in kruvaziyer turlarına da katılmama tavsiyesinde bulunacağını aktardı.

Alman kabinesinin söz konusu kararı çarşamba günkü kabine toplantısında onaylaması bekleniyor. Öte yandan genel seyahat yasağının salgının yayılma hızının düşük olduğu ülkeler için daha erkene çekilebileceği belirtiliyor.

Genel yasak kapsamına Türkiye de giriyor. Fakat Alman turistler için önemli bir tatil destinasyonu olması ve büyük bir gurbetçi kitlesi olması nedeniyle Türkiye ile ayrı bir karar olup olmayacağı ise merak konusu.

Almanya Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra İngiltere, İzlanda, Norveç, Lihteştayn ve İsviçre'ye uygulanan seyahat yasağını 15 Haziran'da kaldıracak. Ancak bu ülkelerde giriş yasağı ya da kapsamlı sokağa çıkma yasağı olması durumunda karar yeniden gözden geçirilecek.

Örneğin Dışişleri Bakanı Heiko Maas geçtiğimiz hafta yurtdışından girişlerde 14 günlük karantina uygulayana İngiltere'ye zorunluluk olmaması durumunda seyahat edilmemesi tavsiyesinde bulunmuştu. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Yunanistan ve İtalya İyon Denizi'ndeki sınırlar konusunda anlaştı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yunanistan-ve-italya-iyon-denizindeki-sinirlar-konusunda-anlasti-1588.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yunanistan-ve-italya-iyon-denizindeki-sinirlar-konusunda-anlasti-1588.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yunanistan-ve-italya-iyon-denizindeki-sinirlar-konusunda-anlasti-1588.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/dendias-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Yunanistan ve İtalya, İyon Denizi’nde iki ülke arasında münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması imzaladı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, "Deniz bölgelerinin belirlenmesi geçe<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/yunanistan-ve-italya-iyon-denizindeki-sinirlar-konusunda-anlasti-1588.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Yunanistan ve İtalya, İyon Denizi’nde iki ülke arasında münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması imzaladı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, "Deniz bölgelerinin belirlenmesi geçerli anlaşmalarla başarılır, Türkiye-Sarrac anlaşması gibi dayanağı olmayan anlaşmalarla ve tek yanlı sunulan koordinatlarla değil.” ifadelerini kullandı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığında, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio tarafından imzalanan anlaşma sonrasında basın toplantısı düzenlendi

Dendias, burada yaptığı konuşmada, iki ülke arasında varılan anlaşmanın, aslında Yunanistan ile İtalya arasında kıta sahanlığı ile ilgili 1977’de imzalanan anlaşmanın devamı olduğunu belirterek, yeni anlaşmayla MEB alanlarındaki adaların haklarının belirlendiğini söyledi.

Söz konusu anlaşma ile Yunan balıkçıların haklarının güvence altına alındığını savunan Dendias, “Bu önemli bir gelişme, tarihi bir gün.” dedi.

Dendias, Yunanistan’ın arzusunun tüm komşularıyla uluslararası deniz hukuku temelinde deniz bölgelerini belirlemek olduğunu belirterek, “Bu konuda BM’nin deniz hukuku ile ilgili sözleşmesi tümüyle temel oluşturuyor. Deniz bölgelerinin belirlenmesi geçerli anlaşmalarla başarılır, Türkiye-Sarraj anlaşması gibi dayanağı olmayan anlaşmalarla ve tek yanlı sunulan koordinatlarla değil.” ifadelerini kullandı.
<h2>Libya konusunda Mısır'a destek</h2>
Libya konusuna değinen Dendias, Libya’da, Yunanistan’ın BM aracılığıyla siyasi bir çözüm bulunmasından yana olduğunu savunarak, Atina'nın, Mısır’ın bu konudaki girişimini desteklediğini belirtti.

Di Maio da, dış politika konusunda İtalya ve Yunanistan arasında yakın bir iş birliği bulunduğunu söyledi.

Dendias ile görüşmesinde, Avrupa Birliği (AB) ile ilgili konuların yanı sıra Yunanistan’ın normalleşme adımları kapsamında sınırlarını açma kararı aldığı ülkeler arasına İtalya'nın bulunmaması konusunu konuştuğunu belirten Di Maio, Dendias’ın kendisine haziran sonuna kadar sınırlarını İtalya’ya yeniden açacağı konusunda teminat verdiğini söyledi.

Öte yandan, Yunan basınındaki haberlerde, Yunanistan ve İtalya arasında imzalanan anlaşmanın 3 temelde gelişmesinin öngörüldüğü belirtildi.

Buna göre, ilk aşamada iki ülke arasında MEB anlaşması imzalanacak ve daha sonra taraflar arasında İtalyan balıkçıların Yunan kara sularındaki faaliyetlerinin devam etmesini güvence altına alacak ek bir sözleşme imzalanacak. Ardında da Yunanistan’ın İyon Denizi’nde kara sularını 12 mile çıkarması durumunda İtalyan balıkçıların endişelerini karşılayacak bir tasarı Atina ve Roma tarafından ortaklaşa hazırlanarak Avrupa Konseyine sunulacak
<div class="widget widget--type-related widget--size-fullwidth widget--align-center" data-stories-id="4729174,4718828" data-event="widget_related">
<div class="widget__wrapper">
<div class="widget__ratio widget__ratio--auto">
<div class="widget__contents"></div>
</div>
</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ 65 yaş üstü ve 18 yaş altına sınırlamalar kalktı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/65-yas-ustu-ve-18-yas-altina-sinirlamalar-kalkti-1586.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/65-yas-ustu-ve-18-yas-altina-sinirlamalar-kalkti-1586.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/65-yas-ustu-ve-18-yas-altina-sinirlamalar-kalkti-1586.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Mon, 11 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/yas.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 65 yaş üstüne ve 18 yaş altına sınırlamaların kaldırıldığını açıkladı. Erdoğan yeni bir istihdam paketi hazırlandığını da duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdo<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/65-yas-ustu-ve-18-yas-altina-sinirlamalar-kalkti-1586.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 65 yaş üstüne ve 18 yaş altına sınırlamaların kaldırıldığını açıkladı. Erdoğan yeni bir istihdam paketi hazırlandığını da duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beştepe’de yapılan kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı 65 yaş ve üstü vatandaşların haftanın her günü 10.00-20.00 saatleri arası dışarı çıkabileceğini, 18 yaş ve altı ile ilgili sınırlamanın ebeveynleriyle birlikte olmaları şartıyla tümüyle kalktığını açıkladı.

Erdoğan halen devam eden kısıtlamaları gelişmelere göre değerlendirdiklerini söyleyerek lokanta, kafe ve kıraathanelerin kapanış saatlerinin 22.00'den 24.00'e uzatıldığını açıkladı.

Sinema, tiyatro ve gösteri merkezlerinin ise 1 Temmuz'dan itibaren faaliyete geçebileceğini aktaran Erdoğan nikah salonlarının 15 Haziran, düğün salonlarının 1 Temmuz'dan itibaren belirlenen kurallara göre hizmet vermeye başlayacağını söyledi.

Türkiye'nin sağlık yardımına olıumlu yanıt verdiği ülke sayısının 125'i bulduğunu belirten Erdoğan hekimlern koronavirüs tedavisinde etkin şekilde kullandığı Favipiravir isimli ilacın TÜBİTAK'ta üretmenin başarıldığını ve ruhsat süreci tamamlanınca ilacın kullanıma sunulacağını söyledi.

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Paşinyan: İyileştim ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/pasinyan-iyilestim-1582.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/pasinyan-iyilestim-1582.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/pasinyan-iyilestim-1582.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 10 May 2026 08:53:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/pasinyan-1.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Ermenistan'ın Başbakanı Nikol Paşinyan, korona virüsünü atlattığını açıkladı. Ermenistan'da şimdiye kadar 13 bin 325 vaka tespit edildi ve 211 kişin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.
Ailesiyle bi<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/pasinyan-iyilestim-1582.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p class="detail__spot">Ermenistan'ın Başbakanı Nikol Paşinyan, korona virüsünü atlattığını açıkladı. Ermenistan'da şimdiye kadar 13 bin 325 vaka tespit edildi ve 211 kişin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
Ailesiyle birlikte koronavirüse yakalandığı açıklanan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, iyileştiklerini söyledi.

Sağlık durumuyla ilgili açıklama yapan Paşinyan, ailesiyle birlikte yeni tip koronavirüs (Covid-19) atlattıklarını duyurdu. Paşinyan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Ailemizin tekrarlanan sonuçlarını daha yeni aldık. Sonuçlar negatif" diye yazdı ve görevinin başına döndüğünü de ekledi. Güney Kafkasya bölgesinde virüsten en çok etkilenen Ermenistan'da şimdiye kadar 13 bin 325 vaka tespit edildi ve 211 kişin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

<img src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/06/08/koronaviruse-yakalanan-ermenistan-basbakani-pasinyan-iyilestim-741322-1.jpg" alt="koronaviruse-yakalanan-ermenistan-basbakani-pasinyan-iyilestim-741322-1." /> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Buldan: Bundan sonra Türkiye’nin hiçbir yerinde HDP olmadan kimse seçimi kazanamaz ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/buldan-bundan-sonra-turkiyenin-hicbir-yerinde-hdp-olmadan-kimse-secimi-kazanamaz-1580.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/buldan-bundan-sonra-turkiyenin-hicbir-yerinde-hdp-olmadan-kimse-secimi-kazanamaz-1580.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/buldan-bundan-sonra-turkiyenin-hicbir-yerinde-hdp-olmadan-kimse-secimi-kazanamaz-1580.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sat, 09 May 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/buldan.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Pervin Buldan, HDP'nin yüzde 13'e yakın oy alıp barajı aşarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdiği 7 Haziran 2015 seçimlerinin yıl dönümünde Iğdır İl Örgütü'ne yaptığı ziyaret sırasında açıklamalar<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/buldan-bundan-sonra-turkiyenin-hicbir-yerinde-hdp-olmadan-kimse-secimi-kazanamaz-1580.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Pervin Buldan, HDP'nin yüzde 13'e yakın oy alıp barajı aşarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdiği 7 Haziran 2015 seçimlerinin yıl dönümünde Iğdır İl Örgütü'ne yaptığı ziyaret sırasında açıklamalarda bulundu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisi olmadan kimsenin seçim kazanamayacak hale geldiğini savundu.

HDP'nin yüzde 13'e yakın oy alıp barajı aşarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdiği 7 Haziran 2015 seçimlerinin yıl dönümünde Iğdır İl Örgütü'ne yaptığı ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Buldan, şunları söyledi: "4 Kasım’da Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın ve onlarla birlikte onlarca milletvekilimizin vekilliği düşürüldü. 4 Kasım’ın ardından siyasi darbeler devam etti. Hem belediyelere hem vekillere yönelimler oldu. Bugün 7 Haziran’ın yıldönümü. Türkiye halkları çok iyi bilir ki, 7 Haziran Türkiye halklarına umut veren bir tarihtir, bir dönüm noktasıydı. 7 Haziran 2015 seçimleri Türkiye’de yeni bir aralığın, yeni bir kapının, bir değişimin ve dönüşümün başlangıcıydı. İlk darbe 7 Haziran seçimlerine yapıldı. 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin başarısını hazmedemeyenler, seçimleri iptal ettiler ve 1 Kasım tarihinde ülkeyi bir kez daha seçime götürdüler. Ne oldu? HDP bir kez daha kazandı. Ne oldu? HDP seçimi kaybetmedi. Ondan sonraki seçimlerde de HDP umut oldu. HDP Türkiye’de halkların sığınacağı bir liman oldu."

Buldan, 31 Mart 2019'daki yerel seçimde ve tekrarlanan İstanbul seçimde demokrasi güçlerinin birlikte hareket etmesine vurgu yaparak, şöyle konuştu: "31 Mart yerel seçimlerinde her türlü engellemeye rağmen, kayyım gasplarına rağmen, birçok belediyede eşbaşkanlık kazandı. İstanbul seçimleri Türkiye tarihinde bir ilktir. Faşizmin karşısına, saldırının karşısına, şiddetin karşısına, yok saymanın karşısına, inkarın karşısına, demokrasi güçlerinin birlikte karşı çıktığı bir tarih 23 Haziran seçimleridir. İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da, Mersin’de HDP olmadan hiç kimse seçimi kazanamaz bir hale geldi. Bugün de iddia ediyoruz: Bundan sonra Türkiye’nin hiçbir yerinde HDP olmadan kimse seçimi kazanamaz." ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Belçika'dan tüm yurttaşlara 10 ücretsiz tren bileti ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/belcikadan-tum-yurttaslara-10-ucretsiz-tren-bileti-1578.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/belcikadan-tum-yurttaslara-10-ucretsiz-tren-bileti-1578.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/belcikadan-tum-yurttaslara-10-ucretsiz-tren-bileti-1578.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sat, 09 May 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/gar.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Ekonomiyi canlandırmak için bakanların son teklifi bu oldu.

Belçika hükümeti, koronavirüs tecridinden çıkan ülke ekonomisini canlandırmak için demiryollarında geçerli ücretsiz biletler dağıtacak.
<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/belcikadan-tum-yurttaslara-10-ucretsiz-tren-bileti-1578.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Ekonomiyi canlandırmak için bakanların son teklifi bu oldu.

Belçika hükümeti, koronavirüs tecridinden çıkan ülke ekonomisini canlandırmak için demiryollarında geçerli ücretsiz biletler dağıtacak.

AB üyesi ülkenin tüm sakinleri, demiryollarındaki herhangi bir mesafede 10 ücretsiz seyahat hakkına sahip olarak.

Bakanların hafta sonu kabul ettiği ücretsiz bilet uygulaması, ekonomik faaliyeti teşvik amacıyla alınan, sosyal güvenlik ödemelerinde artış ve KDV'de kesinti gibi bir dizi önlemin parçası.

Halkı hafta sonu seyahat etmeye ve zayıf düşmüş turizm sektöründe para harcamaya teşvik etme amacı taşıyan 10 yolculuk, 1 Temmuz-31 Aralık 2020 arasında geçerli olacak.

Öte yandan bu hamle, ülkenin kamu demiryolu şirketi SNCB'nin karar konusunda kendisine danışılmadığını söylemesi üzerine tartışmalara neden oldu.

SNCB patronu Sophie Dutordoir, hükümetin yaklaşımından yakınmak ve aşırı kalabalıklaşma olasılığına karşı uyarmak için Pazar günü meseleyi sosyal medyaya taşıdı.

Dutordoir, Twitter'da yazdığı mesajda, "Herhangi bir şekilde danışılmayan dünkü kararın alınma şekli ciddi soruları akla getiriyor" dedi. "Bu nedenle SNCB, trenlerin ve platformların aşırı kalabalıklaşması riskini önlemek için acil müşavere ve gerekli tüm yardımların karşılanmasını talep ediyor."

Eğer demiryolunda geçerli tüm biletler kullanılırsa, bu karar 96 milyon civarında ekstra tren seyahatine yol açacak.

Ülkenin federal adalet bakanı Koen Geens şunları söyledi: "Amaç, iç turizme eski seyrini tekrar kazandırmaktı çünkü trenler ciddi ölçüde az kullanılıyor. Umarım her şey yolunda gider ve güvenliğin garantiye alınmasını sağlayabiliriz."

Geens ayrıca SNCB'ye danışılmadığı için özür diledi ve Dutordior'le temasa geçilmiş olması gerektiğini söyledi.

Belçika, kalan tecrit önlemlerinin çoğunu Pazartesi günü kaldırarak bazı sosyal mesafe önlemleriyle birlikte barları ve restoranları yeniden açtı.

Ülke 18 Mart'ta tamamen tecrit altına alınmıştı. Önlemler virüsle mücadelede nispeten başarılı olmuş gibi görünüyor. Ülke 11 Mayıs'tan bu yana ilave ölüm sayısı kaydetmedi.

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Avrupa ilaç üretiminde ABD'den bağımsız olmak istiyor ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ilac-uretiminde-abdden-bagimsiz-olmak-istiyor-1576.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ilac-uretiminde-abdden-bagimsiz-olmak-istiyor-1576.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ilac-uretiminde-abdden-bagimsiz-olmak-istiyor-1576.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 08 May 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/ilac.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Avrupa, temel ilaçların üretiminde ve Corona virüsüne karşı tedavi geliştirmede tamamen bağımsız olmak istiyor. Ancak ilaç yapımı için kritik önem taşıyan plazmayı Amerika’dan temin etmek zorunda olma<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/avrupa-ilac-uretiminde-abdden-bagimsiz-olmak-istiyor-1576.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Avrupa, temel ilaçların üretiminde ve Corona virüsüne karşı tedavi geliştirmede tamamen bağımsız olmak istiyor. Ancak ilaç yapımı için kritik önem taşıyan plazmayı Amerika’dan temin etmek zorunda olması, Avrupa’nın bu hedefe ulaşmasını zorlaştırıyor.

AB yetkilileri, salgından dolayı küresel çapta güven bunalımı yaşanırken, Avrupa’nın ABD’ye olan plazma bağımlılığını azaltmanın yollarını arıyor.

İlaç sektöründe faaliyet gösteren bazı firmalara göre Corona virüsü krizinin Avrupa’nın kan bağışlama sistemini tamamen değiştirmesi gerekiyor. Amerika’nın plazma stoklarının istikrarlı olması, kısmen paralı kan bağışı sistemine dayanıyor. Birçok Avrupa ülkesindeyse güvenlik kaygıları ve etik sebeplerden dolayı kan bağışı yapanlara para ödenmiyor.

<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7YmhU8XNt0uUoGkE9m53vA.jpg?width=315&amp;height=205&amp;mode=crop&amp;scale=both" alt="Avrupa İlaç Ajansı: Covid-19 aşısının üretimi en az 1 yılı bulacak ..." />

AB’nin plazma konusunda kendi kendine yetebilme hedefi, Avrupa Komisyonu’nun kan uzmanlarıyla geçen hafta düzenlediği olağanüstü Corona virüsü toplantısında da tartışıldı. Ancak AB yetkilileri, toplantıdan çıkan sonuçlar konusunda bir yorum yapmadı.

AB, ilaç üretimindeki bağımsızlığını arttırmak için geniş bir bütçe ayırdı. Bu bütçeyle desteklenen projelerden biri, Corona virüsüne karşı plazma kökenli bir ilaç geliştirilmesi. AB, Avrupa hastanelerinde uygulanan tedavi yöntemlerinin sonuçlarının paylaşıldığı bir veri tabanı da oluşturdu.

Plazma, yıllardır, immünoglobülinlerin yani serumlarda bulunan antikor özelliğine sahip proteinlerin ve kanamayı kontrol altına alan ilaçlar gibi hayati önem taşıyan ilaçların yapımında kullanılıyor.

Bu ürünler, küresel pazarda yıllık 20 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip. Uzmanlar bu sayının giderek yükseleceği öngörüsünde bulunuyor.

Plazma kökenli ilaç üreten büyük ilaç firmalarının üye olduğu Plazma Protein Tedavileri Birliği’ne göre (PPTA) kronik hastalığı olan 300 bin kadar Avrupalının ihtiyaç duyduğu plazmanın yaklaşık yüzde 35’i, Amerika’dan temin ediliyor.

Avrupa’da ilaçların kalite ve etik standartlarını belirleyen Avrupa İlaç Kalitesi ve Sağlık Hizmetleri Başkanlığı’ndan (EDQM) bir yetkili, Amerika’dan sağlanan plazma tedariğinde ani kesintiler meydana gelmesi halinde, Avrupalı hastaların sağlığının riske gireceğini söylüyor.

PPTA, kan bağışının parasız olmasının verimliliği azalttığını savunuyor. Kurum, bu savı desteklemek için kan bağışlayanlara ödeme yapılan birkaç Avrupa ülkesinden biri olan Almanya’yı örnek gösteriyor. Almanya, Avrupa’nın en büyük plazma stoğuna sahip.

Öte yandan, plazma toplayan firmalar, Avrupa’nın plazma konusunda kendi kendine yetebilme hedefine, ücretsiz bağışları arttırarak ulaşmak istiyor. Avrupa’da paralı kan bağışı tartışması yeni değil. Paralı sisteme karşı olanlar, vücutlarından bir parçayı bağışlayan kişilere ödeme yapmanın etik olmadığını ve paralı bir bağış sisteminin güvenlik standartlarından ödün verme riskini de arttırabileceğini savunuyor.

<img src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcStugcfovyxHwySjLYs_VpI94NAi_jEfLLv75X9lrfBCIAzJn_h&amp;usqp=CAU" alt="Avrupa İlaç Kurumu (EMA) remdesiviri Covid 19 hastalarına önerdi ..." />

<strong>Corona salgını plazma sıkıntısı mı yaratıyor?</strong>

Avrupa’da kan bağışı alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren Avrupa Kan Birliği (EBA), son aylarda Avrupa ve ABD arasında, Corona virüsüne karşı geliştirilen aşıya ve kişisel koruyucu ekipmanlara erişim konusunda bir rekabet yaşanmasının, plazma tedariği konusundaki kaygıları da arttırdığını kaydediyor.

Avrupa’nın plazma konusundaki kaygılarını derinleştiren başka bir sebepse Corona virüsüne karşı uygulanan sokağa çıkma yasakları oldu. EBA yetkilileri, sosyal tecrit önlemleri yüzünden kan bağışlama merkezlerine gidenlerin sayısında ciddi bir azalma olduğunu kaydediyor.

Avrupalı yetkililer, salgın sırasında plazma sıkıntısı yaşanmaması için gerekli önlemlerin alındığını ve bu kapsamda kan bağışlama merkezlerindeki yasal koşulların geçici olarak yumuşatıldığını belirtiyor.

Salgına rağmen kan nakillerinde henüz bir sıkıntı kaydedilmemiş. Ancak uzmanlar, plazma kaynaklı ilaçların tedariği konusunda yıl sonuna doğru sorunlar yaşanabileceğini vurguluyor.

Bu arada, salgın döneminde işlemden geçirilmemiş plazma talebi de arttı. Etkisi hala araştırılıyor olsa da dünyanın dört bir yanında doktorlar, Corona virüsü enfeksiyonu atlatanlardan aldıkları kanı doğrudan enfeksiyona yeni yakalananlara naklediyor.

EDQM yetkililerine göre, immün plazma tedavisi adı verilen bu uygulamanın Corona virüsüne karşı başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda Avrupa, plazma tedariği konusunda daha fazla sıkıntı yaşayabilir. Yetkililer, bu sorunu önlemek için süratle bir strateji geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu arada, immün plazmanın Corona virüsü enfeksiyonlarına karşı koruma sağlayabileceği tartışması da gündemde. Enfeksiyonu atlatanlardan alınan kandaki antikorların, hastalığa karşı daha savunmasız olanların bağışıklık sistemlerini güçlendirip güçlendiremeyeceği araştırılıyor.

Japon ilaç firması Takeda’nın da aralarında bulunduğu 10 küresel ecza devi, Corona virüsüne karşı plazma kökenli bir ilaç geliştirmek için güçlerini birleştirdi. İlacın klinik denemelerinin Temmuz ayında başlaması bekleniyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Kovid-19'da Yeni Zelanda başarısı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19da-yeni-zelanda-basarisi-1574.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19da-yeni-zelanda-basarisi-1574.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19da-yeni-zelanda-basarisi-1574.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 07 May 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/new.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Son 17 gündür yeni Kovid-19 vakası tespit edilmeyen Yeni Zelanda'da son hastanın da taburcu olmasıyla ülkede aktif vaka kalmadı. Ülkenin Kovid-19'a karşı verdiği savaşı kazanmasının anahtarı, salgının<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19da-yeni-zelanda-basarisi-1574.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Son 17 gündür yeni Kovid-19 vakası tespit edilmeyen Yeni Zelanda'da son hastanın da taburcu olmasıyla ülkede aktif vaka kalmadı. Ülkenin Kovid-19'a karşı verdiği savaşı kazanmasının anahtarı, salgının başladığı günden itibaren uyguladığı "eleme stratejisi" olarak görülüyor.

Euronews'un haberine göre yaklaşık 5 milyon nüfuslu Yeni Zelanda'da toplam Kovid-19 vaka sayısı 1504 olarak bildirilirken, 22 kişi hayatını kaybetti, 1482 hastaysa iyileşti. Ülkede toplamda 294 bin Kovid-19 testi yapıldı, son 17 gündür yeni vakaya rastlanmadı.

Başbakan Jacinda Ardern, pazartesi günü ülkede salgının sona erdiğini ve yasakların kaldırılmaya başlanacağını duyurdu. Önümüzdeki günlerde de sağlık alarmı birinci seviyeye indirilecek.

Başbakan Ardern daha önce 27 Nisan'da ülkesinin Covid-19'a karşı verdiği savaşı kazandığını ilan etmişti.

<img src="https://www.webintravel.com/wp-content/uploads/2020/06/Mikhail-Sotnikov-GettyImages.jpg" alt="Covid-19 Wrap: Accor launches 'Reignite the Love of Travel ..." />
<h2>Yeni Zelanda, salgına karşı hangi stratejiyi uyguladı?</h2>
Yeni Zelanda Sağlık Bakanlığı, ülkenin Covid-19'la mücadele stratejisini "eleme stratejisi" olarak tanımlıyor. Buna göre, eleme stratejisi 3 ana hedefe dayanıyor: Hastalığı uzak tutmak, tespit etmek ve ortadan kaldırmak.

Özetle Yeni Zelanda hükümetinin Covid-19'a karşı uyguladığı halk sağlığı stratejisi, yayılım kaynaklarını tespit ederek onu ortadan kaldırmaya odaklanıyor.

Sağlık Bakanlığının ifadeleriyle eleme stratejisi, hastalığı kalıcı bir şekilde yok etmekten çok, ülke içindeki bulaşma zincirlerinin tespit edildiğinden ve yurt dışı kaynaklı vakaların etkin bir şekilde izlenebileceğinden emin olmak anlamına geliyor.

<img src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcRWJmh_1dcLjLWo4-2uEa0vCqz6CCenYtOQr0E_E-LjhX9Hl0uP&amp;usqp=CAU" alt="Coronavirus: New Zealand leader Jacinda Ardern takes 20% pay cut" />
<h2>'Eleme stratejisi' nasıl uygulandı?</h2>
Yeni Zelanda benimsediği strateji kapsamında sınır kontrolleri, hastalık izleme, izolasyon, sosyal mesafe ve hijyen önlemleri, geniş çaplı test ve potansiyel vakaların izlenmesi gibi önlemlere başvurdu.

Ardern liderliğindeki hükümet, ülkede Covid-19'u ortadan kaldırmak için salgının başladığı günlerden bu yana sıkı kontrol tedbirleri uyguladı.

Ülkede önce "3. seviye" ardından ‘‘4. seviye’’ karantina tedbirleri uygulamaya koyuldu.

Bu kapsamda, zorunlu ihtiyaçları karşılamayan tüm işletmeler kapatıldı, yurt içi serbest dolaşım kısıtlandı ve tüm toplu etkinlik ve buluşmalar yasaklandı. Vatandaşların yalnızca birlikte yaşadıkları kişilerle sosyal temasta bulunmasına izin verildi.
<h3>Sınır kontrolleri</h3>
Yeni Zelanda, Covid-19’un ortaya çıkmasıyla 19 Mart'ta tüm sınırlarını kapattı ve kendi vatandaşları hariç ülkeye tüm girişleri durdurdu.

Ülkeye giriş yapan herkes, hükümetin karantina tesislerinde en az 14 gün karantinaya alındı.

Yurt dışı seyahat kısıtlamaları ülke dışı yeni vaka girişini engellemek için yapıldı, böylelikle ülke içindeki vakaları tespit ve tedaviye öncelik tanındı.

Başbakan Ardern en son, aktif vaka kalmamasına rağmen sınırların kapalı tutulmaya devam edeceğini ve yeni gelenlerin 14 gün karantinanın yanı sıra 2 kez Covid-19 testine tabi tutulacağını söyledi.
<h3>Geniş çaplı Covid-19 testi uygulaması</h3>
Ülkede yeni vakaların hızlı bir şekilde tespiti ve izlenmesine büyük önem veriliyor.

Yeni Zelanda'nın Covid-19 vaka tespit ve izleme planı kapsamında, solunum yollarıyla ilgili problem yaşayan herkesin Covid-19 testine tabi tutulması öngörülüyor.

Öte yandan ülke genelinde belirti gösteren hastalar dışında da çok sayıda test yapılıyor.
<h3>Temas izleme ve karantina</h3>
Yeni Zelanda ülkede virüsün yayılımını önlemek için Covid-19 hastalarının geriye dönük temaslarını takip ederek olası vakaları karantinaya tabi tutuyor.

Buna göre, Covid-19 test sonucu pozitif çıkan bir hastanın temasta bulunduğu kişilerin yüzde 80'inin 4 gün içinde izlenmesi ve karantinaya alınması amaçlanıyor.

Sağlık Bakanlığı, vaka izleme ve tespit için çalışan halk sağlığı birimlerinin becerilerini geliştirmeleri için hükümet tarafından finanse edildiğini söylüyor.
<h2>Covid-19'la mücadelede halk desteği</h2>
Hükümet, Covid-19'un yayılımının önlenmesinde sosyal mesafe, hijyen tedbirleri, gönüllü karantina ve hasta hissedenlerin kendini izole etmesi gibi uygulamaların diğerlerinden çok daha etkili olduğunu belirtiyor.

Sağlık Bakanlığı, gelecekte alarm seviyesini artırmak zorunda kalmamak için bu gönüllü önlemlere yüksek düzeyde uyulması gerektiğini söylüyor.

Anket verilerine göre, hükümetin Covid-19'la mücadele stratejisi halkın büyük çoğunluğunun desteğini almış durumda. Halkın sıkı tedbirleri hayata geçirmede hükümetle iş birliği yaptığı görülüyor.

Nitekim Başbakan Ardern, pazartesi günü ülkede aktif vaka kalmadığını duyururken ülkesinin başarısının altını çizerek Yeni Zelandalılara teşekkürlerini iletti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Kovid-19'a karşı en güvenli ülke İsviçre. Türkiye 37'inci sırada ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19a-karsi-en-guvenli-ulke-isvicre-turkiye-37inci-sirada-1572.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19a-karsi-en-guvenli-ulke-isvicre-turkiye-37inci-sirada-1572.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19a-karsi-en-guvenli-ulke-isvicre-turkiye-37inci-sirada-1572.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 07 May 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/guven.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Dünya genelinde etkili olan Covid-19, birçok ülkede binlerce can aldı. Salgına karşı alınan önlemler gevşetilmeye başlansa da can kayıpları devam ediyor. Peki bu süreçte hangi ülkeler başarılı ve güve<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/kovid-19a-karsi-en-guvenli-ulke-isvicre-turkiye-37inci-sirada-1572.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Dünya genelinde etkili olan Covid-19, birçok ülkede binlerce can aldı. Salgına karşı alınan önlemler gevşetilmeye başlansa da can kayıpları devam ediyor. Peki bu süreçte hangi ülkeler başarılı ve güvenilir oldu?

Yayılma hızı düşse de halen pandemi seviyesinde olan Covid-19 salgınının etkileri gün geçtikçe artmaya devam ederken, Deep Knowledge Group isimli konsorsiyum, 2'nci kez salgına karşı "en güvenli ülkeler" sıralaması yaptı.

Yeni bir araştırmaya göre Covid-19 salgına karşı dünyada en güvende olanlar İsviçre'de yaşıyor.

200 ülkenin yer aldığı listede 37'nci sırada olan Türkiye nispeten güvenli ülkeler kategorisinde yer almayı başardı.

Türkiye'nin yer aldığı ikinci kategoride Kuveyt, İzlanda, Bahreyn, Finlandiya, Lüksemburg, Katar, Liechtenstein, Polonya, Litvanya, Malezya, Letonya, Slovenya, Umman, Yunanistan, Estonya, Hırvatistan, İrlanda, Gürcistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yer aldı.

<img src="https://static.euronews.com/articles/stories/04/73/33/12/808x442_cmsv2_60929897-a6b6-5155-99ad-a2f49cb03354-4733312.jpg" alt="Deep Knowledge Group" />
<h2>İsviçre ilk sırada</h2>
Araştırmaya göre Covid-19 krizini küresel ölçekte en iyi İsviçre yönetiyor. İkinci sırada Almanya, üçüncü sırada İsrail geliyor.

Araştırmada salgın döneminde en güvenli ülke sıralamasında 37. sırada yer alan Türkiye, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere gibi baz Avrupa ülkelerinin önünde yer alırken, salgına karşı geç önlem almakla eleştirilen Amerika Birleşik Devletleri 58'nci sırada yer aldı.

Türkiye acil durumlara hazırlık kategorisi haricinde diğer kategorilerde bulunduğu sıralama ortalamasının üzerinde puan aldı.

Koronavirüs salgınına karşı en güvensiz ülkeler ise çoğunlukla Sahraaltı Afrika ülkeleri. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Almanya'da terör planı engellendi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-teror-plani-engellendi-1570.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-teror-plani-engellendi-1570.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-teror-plani-engellendi-1570.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 07 May 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/teror.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya’da bir internet sohbetinde Müslümanlara yönelik terör saldırısı planlarını paylaşan bir kişi tutuklandı. Christchurch saldırısına atıfta bulunan şüphelinin evinde silahlar bulundu.

Almanya’<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/almanyada-teror-plani-engellendi-1570.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Almanya’da bir internet sohbetinde Müslümanlara yönelik terör saldırısı planlarını paylaşan bir kişi tutuklandı. Christchurch saldırısına atıfta bulunan şüphelinin evinde silahlar bulundu.

Almanya’nın Hildesheim kentinde bir internet sohbetinde bahsedilen "Müslümanlara yönelik saldırı’’ planı yetkilileri alarma geçirdi. Aşağı Saksonya eyaletinde yetkililer, 21 yaşındaki bir şahsın internet ortamındaki sohbet sırasında paylaştığı Müslümanlara karşı terör saldırısı planı nedeniyle soruşturma başlattı.

Şüphelinin söz konusu konuşmada, geçen yıl Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde 51 kişinin öldürüldüğü ırkçı saldırıya atıfta bulunarak, hedefinin Müslümanları öldürmek olduğunu söylediği belirtildi. Şüphelinin bu planları paylaştığı kişinin, “tehdidin gerçekçi olduğu’’ kanısıyla polisi bilgilendirdiği, bunun üzerine şahsın özel harekat ekiplerince 30 Mayıs gecesi evine düzenlenen baskında gözaltına alındığı kaydedildi.

Şüpheli, suç işleme tehdidinde bulunarak kamu huzurunu bozma, silah bulundurma ve teröre mali destek sağlama suçlarından tutuklandı.

<strong>Evinde silah</strong><strong> ve aşırı sağ içerikler bulundu</strong>

Şüphelinin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına yönelik ilk aşamada uyanan şüphelerin, evinde yapılan aramalar sonucu dağıldığı kaydedildi. Şimdiye dek elde edilen verilerin, söz konusu şahsın uluslarası kamuoyunun ilgisini çekecek ve çok sayıda kişinin ölümüyle sonuçlanacak bir saldırıyı uzun bir süredir tasarladığını ortaya koyduğu belirtildi. Başsavcılık, şüphelinin hedefinin "Müslümanları öldürmek" olduğunun anlaşıldığını kaydetti.

Şüphelinin evine gerçekleştirilen baskında, saldırıda kullanılmak üzere temin edildiğinden yola çıkılan birden fazla silah ve aşırı sağ içerikli veriler bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, bulunan silahların türüne ilişkin ise bilgi vermedi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Gazeteciler Yıldız ve Dükel gözaltında ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yildiz-ve-dukel-gozaltinda-1568.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yildiz-ve-dukel-gozaltinda-1568.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yildiz-ve-dukel-gozaltinda-1568.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 07 May 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/dukel.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ile TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel gözaltına alındı.

Müyesser Yıldız'ın evinde polislerin arama yaptığı belirtildi. Odatv’nin aktardığına göre, Müye<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/gazeteciler-yildiz-ve-dukel-gozaltinda-1568.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ile TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel gözaltına alındı.

Müyesser Yıldız'ın evinde polislerin arama yaptığı belirtildi. Odatv’nin aktardığına göre, Müyesser Yıldız Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı "Askeri casusluk" suçlamasıyla gözaltına alındı.

<strong>İsmail Dükel de gözaltında</strong>

TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel de gözaltına alındı.

Dükel'in gözaltına alındığını, TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ sosyal medya hesabından duyurdu: Arkadaşımız, TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel bu sabah 07.30’da gözaltına alındı. Gözaltına alınma nedeni bilinmiyor. Savcılığın 4 gün gözaltı süresi vermiş. Savcılığa çağrılarak ifadesi alınabilecek bir gazetecinin böyle gözaltına alınması demokrasilerde olmaz, olmamalıdır.

<strong>Yıldız, Soylu ile tartışmıştı</strong>

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçen günlerde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Odatv yazarı gazeteci Müyesser Yıldız’a tepki göstermişti.

<img src="https://pbs.twimg.com/media/EYU5NK0XsAAeMiI?format=jpg&amp;name=900x900" alt="Resmi Twitter'da görüntüle" />

Soylu bu paylaşıma karşı twitter hesabından :"Çemçe grubunun itlafına bir PKK bir sen üzülmüşsün.
Kahramanlarımız bugün o bölgeye yeni sızmayı 10 metrede çatışma ile teröristleri yok ederek engelledi...
Benim üzüntüm PKK seviciliğin değil, devlet gömleği giymiş pespayelerle iş tutmandır" cevabını vermişti.

“Libya’da hayatını kaybeden MİT mensubu” haberi nedeniyle Odatv’nin Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan geçen aylarda tutuklanmıştı. Haberin ardından Odatv’ye erişim engeli getirilmişti. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Normalleşmenin 8 altın kuralı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/normallesmenin-8-altin-kurali-1566.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/normallesmenin-8-altin-kurali-1566.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/normallesmenin-8-altin-kurali-1566.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 06 May 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/normallesme.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Covid-19 salgının yayılma hızının azalmasıyla normalleşme sürecine giren Türkiye'de "kontrollü sosyal hayat" kapsamında çok sayıda farklı uygulamaya devam ediliyor.

Tedbir alınmadığı halde hastalığ<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/normallesmenin-8-altin-kurali-1566.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Covid-19 salgının yayılma hızının azalmasıyla normalleşme sürecine giren Türkiye'de "kontrollü sosyal hayat" kapsamında çok sayıda farklı uygulamaya devam ediliyor.

Tedbir alınmadığı halde hastalığın halen büyük bir risk oluşturduğunu söyleyen uzmanlar günlük hayatta uymamız gereken kuralların öneminin altını çiziyor. Peki 1 Haziran'dan beri tedbirler kademeli olarak hafifletilirken, "yeni normal" hayatımızda hangi kurallara uymamız gerekiyor?
<h2>1- Kalabalıklardan uzak durma</h2>
Avrupa'da birçok ülkede belli sayının üzerinde toplanmalar yasaklandı. Örneğin Fransa'da 10'dan fazla kişi veya Almanya'da 2'den fazla ailenin bir araya gelerek toplanması yasak.

Türkiye'de ise buna benzer bir genelge veya kural bulunmuyor. Her ne kadar resmi olarak toplanmalara limit konulmasa da günlük hayatta görüştüğünüz kişilerin sayısını düşürmek Covid-19'a yakalanma riskinizi de azaltıyor.

Bu nedenle mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlardan uzak durmada böyle ortamlara girmek zorunda kaldığınızda ise sosyal mesafe kurallarına mümkün mertebe uymada fayda var.
<h2>2- Maske takma zorunluluğu</h2>
Türkiye'de kalabalık ortamlarda maske takma zorunluğu, "kontrollü sosyal hayat" sürecinde de devam ediyor. Buna göre pazar yerleri, marketler, AVM'ler, toplu ulaşım araçları, taksiler, kuaförler ve berberlerde maske takmak zorunlu.

Bu yerlerin haricinde ise 25 ilde sokağa çıkan kişilerin de maske takması gerekiyor: Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir, Kahramanmaraş, Kocaeli, Konya, Muğla, Sakarya, Şanlıurfa, Adıyaman, Afyonkarahisar, Amasya, Bolu, Bartın, Burdur, Düzce, Isparta, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu, Kırklareli, Rize, Siirt ve Uşak.

Maskesiz sokağa çıkmanın yasaklandığı 25 ilin yanı sıra İzmir, Gaziantep, Giresun, Karaman, Kayseri, Ordu, Trabzon, Tunceli, Van, Kırıkkale ve Manisa'nın merkez ve bazı ilçelerindeki bir kısım cadde ve sokaklarda, ayrıca Bitlis'in Tatvan ilçesi ile Çanakkale'nin Bozcaada ve Gökçeada ilçelerinde maske kullanımı zorunlu hale getirildi.
<h2>3- Restoran ve kafelere getirilen yeni kurallar</h2>
Covid-19 salgını nedeniyle uzun süre kapalı kaldıktan sonra yeniden açılan yerlerin arasında restoran ve kafeler de bulunuyor.

Ancak işletmelerin açılabilmek için önceden bir sosyal mesafe planı hazırlayarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunması gerekiyor. Bakanlığın genelgesine göre işletmelere girişlerde "termal kamera veya temassız ateş ölçümü" uygulanması ve misafirlere girişte el antiseptiği sunulması gerekiyor.

Genelgede ayrıca, "Yemek servisi verilen masalar arası mesafe 1,5 metre, yan yana sandalyeler arası 60 cm olacak şekilde düzenlenir. Servis personeli, servis esnasında mesafe kurallarını korumaya ve temastan kaçınmaya özen gösterir" ifadeleri yer alıyor.

Bunların haricinde çok sayıda hijyen kuralına da uyması gereken işletmeler, sundukları plan ile bakanlıktan onay aldıktan sonra açılabiliyor.
<h2>4- Turizm tesislerinde uygulanacak yeni kurallar</h2>
Restoran ve kafeler gibi turizm sektöründeki konaklama tesislerinin de normalleşme sürecinde yeni kurallara riayet etmesi gerekiyor.

Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yayımladığı konaklama tesislerine de çok sayıda yeni kural getiriliyor.

Özellikle hijyen konusunda detaylı açıklamaların bulunduğu genelgeye göre misafirlerden son 14 gün içerisinde bulundukları yerler, varsa kronik rahatsızlıkları ve Covid-19 geçirip geçirmediklerine ilişkin bilgilendirme istenecek.
<h2>5- 18 yaş altı ve 65 yaş üstüne getirilen sokağa çıkma yasağı</h2>
Diğer yandan "kontrollü sosyal hayat" sürecinde Covid-19'a karşı risk grubunda bulunan 65 yaş ve üzerideki kişiler ile 18 yaş ve altındakilere yönelik sokağa çıkma yasakları devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 29 Mayıs günü yaptığı konuşmada sokağa çıkma yasaklarının bu kişiler için devam edeceğini ancak 65 yaş ve üzerindekilerin pazar günleri 14.00-20.00 saatleri arasında istisnai olarak dışarı çıkabileceklerini açıklamıştı.

0-18 yaş grubundakiler ise çarşamba ve cuma günleri 14.00-20.00 saatleri arasında sokağa çıkma sınırlamasına tabi değil.
<h2>6- Yurt dışına seyahat ve yurt dışından dönüş</h2>
Covid-19'un tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılabilmesinin arkasında ülkeler arası uçuşların sıklığı geliyor. Bu kapsamda Türkiye de dahil çoğu ülke, uluslararası seyahatlere kısıtlama getirdi.

Bu kısıtlamalar kapsamında bazı ülkelerden gelen yabancı vatandaşların Türkiye'ye girmesi mümkün değil. Bu ülkelerden gelen Türk vatandaşlarınınsa 14 gün boyunca zorunlu karantinada kalması gerekiyor.

Türkiye'nin resmi sitelerde bu ülkelerin tam listesi bulunmazken ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin sitesine göre bu ülkeler şöyle: Almanya, Angola, Avusturya, Azerbaycan, Bangladeş, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Cezayir, Cibuti, Çad, Çek Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Ekvatoryal Gine, Fas, Fildişi Sahilleri, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Guatemala, Gürcistan, Güney Kore, Hindistan, Hollanda, Irak, İran, İrlanda, İspanya, İsviçre, İtalya, Kamerun, Kanada, Karadağ, Kazakistan, Kenya, Kıbrıs, Kolombiya, Kosova, Kuveyt, Kuzey Makedonya, Letonya, Lübnan, Macaristan, Moğolistan, Moldova, Mısır, Moritanya, Nepal, Nijer, Norveç, Özbekistan, Panama, Peru, Polonya, Portekiz, Slovenya, Suudi Arabistan, Sri Lanka, Sudan, Tayvan, Tunus, Ukrayna, Umman, Ürdün ve Yunanistan.

Yasak bulunmasa bile yurt dışı seyahatlerinizi, zorunlu bir durum olmadıkça ertelemenizde fayda var.
<h2>7- HES Kodu</h2>
Günlük hayatımızda daha fazla yer edinecek yenilikler arasında akıllı telefon uygulaması Hayat Eve Sığar da bulunuyor.Ulaşım ve ziyaret gibi işlemlerde Covid-19 hastalığı açısından herhangi bir risk taşımadığınızı göstermek için bu uygulama aracılığıyla üreteceğiniz size özel bir kodu kullanmanız gerekecek.
<h2>8- Yeni alışkanlıklar</h2>
Tüm genelge ve resmi uygulamaların haricinde normalleşme sürecinde yeni alışkanlıklar da edinmemiz gerekecek. Bunların en başında görüştüğümüz kişilerle en az 1,5 metrelik bir mesafe koruma geliyor.

Kişisel hijyenin önemi de son dönemde daha fazla anlaşılıyor. Mümkün olan her fırsatta elleri sabunla yıkamak Covid-19'a karşı alınabilecek en etkili önlemlerin başında geliyor.

Sokağa çıkma yasaklarından etkilenmiyor olsanız bile koronavirüs salgınına karşı risk grubunda bulunuyorsanız, başka insanlarla temasınızı en aza indirmeniz gerekecek.

Toplu taşımaya da zorunlu kalmadıkça binmemeniz tavsiye ediliyor.

Son olarak hastalık belirtileri gösteriyorsanız evde kalmanız, herkesin sağlığı için çok önemli. Sizde çok küçük belirtiler gösterse de Covid-19'u taşıyorsanız, tanıdığınız ve tanımadığınız kişilerin hayatını kaybetmesine yol açabilirsiniz. Bu nedenle sağlık durumunuzu da yakından takip etmeniz gerekiyor. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Rum kesimindeki camiye Bizans bayrağı asılmasına tepki ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/rum-kesimindeki-camiye-bizans-bayragi-asilmasina-tepki-1564.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/rum-kesimindeki-camiye-bizans-bayragi-asilmasina-tepki-1564.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/rum-kesimindeki-camiye-bizans-bayragi-asilmasina-tepki-1564.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 06 May 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/bizans.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Başbakanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Larnaka kentindeki Tuzla Camisi'ne kimliği bilinmeyen kişiler tarafından Bizans <br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/rum-kesimindeki-camiye-bizans-bayragi-asilmasina-tepki-1564.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Başbakanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Larnaka kentindeki Tuzla Camisi'ne kimliği bilinmeyen kişiler tarafından Bizans bayrağı asılmasını kınadı.

Akıncı, yaptığı yazılı açıklamada, KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay'dan konuya ilişkin bilgi aldığını ve Larnaka'daki camiye Bizans bayrağı asıldığını ifade etti.

"Belli ki provokasyondan medet uman birileri var" diyen Akıncı, "Leymosun'daki caminin kundaklanma girişiminden sonra bu eylem de küçümsenmemeli ve Rum yönetimi, yapanların peşini bırakmamalıdır" ifadesini kullandı.

<strong>"Rum yönetimini İslam karşıtlığını durduracak tavrı ortaya koymaya çağırıyorum"</strong>

Başbakan Tatar da Facebook'tan yaptığı açıklamada, Rum kesiminin Tuzla köyündeki camiye Bizans bayrağının asılmasını kınadı.

Rum kesiminde son bir haftada ikinci kez camilere yönelik tahrikler yapılmasının olağan karşılanamayacağını ve geçiştirilemez olduğunu vurgulayan Tatar, şunları kaydetti: "Limasol'da bulunan Köprülü Camisi'nin avlusuna molotofkokteyli atılıp, duvarlarına İslam ve göçmen karşıtı yazıların yazılmasının ardından bu kez de Larnaka'da bulunan Tuzla Camisi'nin duvarına Bizans bayrağı asılmasını şiddetle kınıyor, Rum yönetimini derhal İslam karşıtlığını durduracak tavrı ortaya koymaya çağırıyorum."

Tatar, suçluların derhal yakalanması ve gereken önlemlerin alınması gerektiğine işaret ederek "Bu çağda, hala ırkçı, faşizan eylemlere başvurulması, başvuranlara göz yumulması asla kabul edemeyeceğimiz bir durumdur. Dolayısı ile Rum yönetimini aklı selim ve uyarılarımızı dikkate almaya davet ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

<strong>"Gereğinin yapılmasını hassasiyetle talep ediyoruz"</strong>

KKTC Din İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı haber sitelerinde Larnaka'daki Tuzla Camisi'ne Bizans bayrağı asıldığına dair görüntülü haberlerin yer aldığı belirtildi.

Açıklamada, "Bizi oldukça üzen konu bilgimize geldikten sonra Religious Track Ofisi aracılığıyla başta Başpiskoposluk olmak üzere yetkililerden konunun takibi ve izahını istedik. İlgili ofis aracılığıyla bize Başpiskoposluğun Larnaka'daki ilgili birimlerinden konunun ciddiyetle araştırılmasını istediği iletildi" ifadelerine yer verildi.

Din İşleri Başkanlığının Rum kesimindeki temsilcisinin durumu yerinde görmek ve incelemek üzere ilgili camiye gönderildiği aktarılan açıklamada, görevlinin camiye vardığında yaptığı inceleme sonrasında asılı bayrağın indirilmiş olduğunu raporladığı bilgisi paylaşıldı. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Brüksel'de ırkçı karşıtı gösteri yağmaya dönüştü ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/brukselde-irkci-karsiti-gosteri-yagmaya-donustu-1562.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/brukselde-irkci-karsiti-gosteri-yagmaya-donustu-1562.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/brukselde-irkci-karsiti-gosteri-yagmaya-donustu-1562.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 05 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/racisme.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Belçika'nın başkenti Brüksel'de, ABD'de polis şiddetiyle yaşamını yitiren siyahi George Floyd için düzenlenen protestonun ardından bir grup, çevredeki lüks mağazaları yağmaladı.

Yaklaşık 10 bin kiş<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/brukselde-irkci-karsiti-gosteri-yagmaya-donustu-1562.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Belçika'nın başkenti Brüksel'de, ABD'de polis şiddetiyle yaşamını yitiren siyahi George Floyd için düzenlenen protestonun ardından bir grup, çevredeki lüks mağazaları yağmaladı.

Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı barışçıl gösterilerin ardından yüzleri maskeli bazı kişiler, lüks mağazaların bulunduğu Avenue Louise bölgesinde mağazaların camlarını kırdı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, saldırganların girebildikleri mağazaları yağmaladığı, sokaktaki çöp kutularını da ateşe verdiği görüldü.

<img src="https://scontent-rtl.akamaized.net/ged/09210000/9217900/9217940_500x0.webp" alt="Mobilisation contre le racisme à Bruxelles: des milliers de ..." />

Gösterinin organizatörlerinden Taino Serouben, yerel basına yaptığı açıklamada, "Bu saldırılarla bir ilgimiz yok. Biz, barış mesajı verdik" dedi.

Brüksel'deki Poelaert Meydanı'nda toplanan binlerce kişi "siyahların hayatı değerlidir" sloganıyla polis şiddetini ve ırkçılığı protesto etmişti.

&nbsp; ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Çipras'tan halefi Miçotakis'e 'Erdoğan'la görüş' çağrısı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ciprastan-halefi-micotakise-erdoganla-gorus-cagrisi-1560.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ciprastan-halefi-micotakise-erdoganla-gorus-cagrisi-1560.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ciprastan-halefi-micotakise-erdoganla-gorus-cagrisi-1560.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 05 May 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/cipras.jpeg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Yunanistan'da ana muhalefet partisi Radikal Sol Koalisyon'un (SYRİZA) lideri Aleksis Çipras, hükümetin Türk-Yunan ilişkilerinde izlediği siyaseti eleştirdi. Çipras, Başbakan Kiryakos Miçotakis'e, Cumh<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ciprastan-halefi-micotakise-erdoganla-gorus-cagrisi-1560.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Yunanistan'da ana muhalefet partisi Radikal Sol Koalisyon'un (SYRİZA) lideri Aleksis Çipras, hükümetin Türk-Yunan ilişkilerinde izlediği siyaseti eleştirdi. Çipras, Başbakan Kiryakos Miçotakis'e, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmelere başlaması çağrısında bulundu.

Kathimerini gazetesine konuşan Çipras, Miçotakis'e hitaben, "Sen de benim başbakanlık dönemimde yaptığım gibi yap ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeye başla" dedi.

Çipras, başbakanlığı döneminde (2015-2019) Türkiye'yi 6 ay içinde 3 kez ziyaret ettiğini ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Atina'ya davet etme cesaretini gösterdiğini" söyledi.

SYRİZA lideri, Yunanistan hükümetinin, kendi başbakanlığı döneminden kalma "Türkiye ile Yunanistan arasındaki güven artırıcı önlemlerle ilgili anlaşmaları hiç hayata geçirmemesini" de eleştirdi.

Aleksis Çipras, "Yunanistan hükümeti Türkiye karşısında bir yandan kararlılığını göstermeli ancak aynı zamanda kıta sahanlıklarının koordinatlarını belirleyerek Türkiye ile aramızdaki anlaşmazlıkları istikşafi görüşmelerle çözmeli" dedi.

İstikşafi görüşmeler; "her konuda uzlaşma sağlanmadan, hiçbir konuda uzlaşılmış olunamayacağı" ve "görüşmelerin içeriğine ilişkin asla bilgi sızdırılmayacağı" prensiplerine dayanıyor.

Çipras ayrıca Yunanistan hükümetinin Türkiye ile anlaşmazlıkların Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'na götürülmesi olasılığına sıcak baktığını belirtti, "Yeter ki, daha önce ülkenin intiharına yol açmayacak iyi hazırlanmış bir strateji belirlensin" diye konuştu.

Eski Yunanistan Başbakanı Çipras ayrıca Atina yönetiminin aynı zamanda "elini güçlendirmesi" için Doğu Akdeniz'de İtalya, Arnavutluk ve Mısır ile Münhasır Ekonomi Bölgeler (MEB) oluşturması için harekete geçmesini önerdi. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Haber]]></category>
					</item>
	</channel>
</rss>