<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
		xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" 
		xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" 
		xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
		xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" 
		xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" 
		version="2.0"
	>
	<channel>
		<title>Biz Gazeteciyiz</title>
		<atom:link href="https://www.bizgazeteciyiz.com/xml/rss_manset.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
		<description>Biz Gazeteciyiz Haberleri, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...</description>
		<link>https://www.bizgazeteciyiz.com</link>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 06:24:54 +0300</pubDate>
		<lastBuildDate>Tue, 30 Jun 2026 06:24:54 +0300</lastBuildDate>
		<language>tr</language>
		<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
		<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<generator>https://www.haberpanelim.com</generator>
				<item>
						<title><![CDATA[ Düğün, piknik, konser ne zaman? - Abdulkadir Selvi yazdı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dugun-piknik-konser-ne-zaman-abdulkadir-selvi-yazdi-1212.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dugun-piknik-konser-ne-zaman-abdulkadir-selvi-yazdi-1212.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dugun-piknik-konser-ne-zaman-abdulkadir-selvi-yazdi-1212.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/dugun.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ 

Abdulkadir Selvi, Hürriyet gazetesindeki köşesinde önümüzdeki dönemde gerçekleşecek normalleşme sürecini kaleme aldı:

Normalleşme sürecinde en çok “Düğünler ne zaman yapılacak”, “Camiler ne zam<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/dugun-piknik-konser-ne-zaman-abdulkadir-selvi-yazdi-1212.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <div class="article-content news-description">

Abdulkadir Selvi, Hürriyet gazetesindeki köşesinde önümüzdeki dönemde gerçekleşecek normalleşme sürecini kaleme aldı:

Normalleşme sürecinde en çok “Düğünler ne zaman yapılacak”, “Camiler ne zaman açılacak”, “Bu sene tatile gidebilecek miyiz” gibi sorular geliyor. Bir de sanatçılarımızın durumu var tabii. Demet Akalın sahneye ne zaman çıkacak?

</div>
<div class="article-content news-text">

Devletin bir normalleşme takvimi var. Ona bakarak cevap vereceğim. 1 Haziran’dan itibaren sokağa çıkma yasağı kaldırılıyor.

<strong>NİKÂH HAZİRANDA DÜĞÜN TEMMUZDA</strong>

Nikâh salonları 1 Haziran’dan itibaren açılıyor. Genç çiftlerimize şimdiden mutluluklar dileyelim. Ancak düğün salonları için biraz beklemek gerekecek. Artık Erik Dalı mı oynarlar, dansı mı tercih ederler orasını bilemeyeceğim ama düğünler için 1 Temmuz’a kadar sabredecekler.

<strong>PİKNİKÇİLER, AZ KALDI</strong>

Yüzme havuzları, kaplıcalar, spor merkezleri ve çay bahçeleri için de bayram sonrasını beklemek gerekecek. Çok değil, 15 Haziran’dan itibaren piknik alanları açılıyor, mangal keyfi başlıyor.

<strong>CAMİLER NE ZAMAN AÇILACAK?</strong>

Cuma namazı kılmak için sabırsızlananlar 12 Haziran’da cuma namazını kılabilecekler. Ama bir şartla. Öyle cami içinde safları sıklaştırarak değil, cami dışında açık alanlarda kılınabilecek. Vakit namazları ise camilerin içinde sosyal mesafe kuralına dikkat ederek ve maske kullanmak şartıyla kılınabilecek.

<strong>HAC NE ZAMAN?</strong>

Hac hazırlıkları hemen Ramazan Bayramı’ndan sonra başlıyor. Ancak haccın olup olmayacağına Suudi Arabistan’daki gelişmelere göre karar verilecek. Peki umre ne olacak? Umre için 1 Eylül tarihi esas alınarak hazırlıklar yapılacak.

<strong>TATİLE GİDEBİLECEK MİYİZ?</strong>

İple çektiğimiz tatil zamanı geldi. Hemen baştan söyleyeyim: Bu yıl tatile gideceğiz. Ama kurallı tatil olacak. Kuralların ne olacağını Turizm Bakanlığı açıklıyor. 27 Mayıs’ta ise oteller, moteller hatta pansiyonlar müşteri kabul etmeye başlayacak. Bacasız sanayi olan turizmde takvim öngörülenden hızlı işliyor.

Ha, unutmadan söyleyeyim: Yunanistan ve Bulgaristan’la sınırların açılmasının 1 Haziran’a çekilmesi planlanıyor. Hem Yunan adalarında tatil yapacaklar, hem de iki ülkedeki yakınlarını ziyaret edecekleri için iyi haber.

<strong>UÇUŞLAR BAŞLIYOR</strong>

İç hat uçuşları bayramdan sonra başlıyor. 27 Mayıs’ta sadece iç hat uçuşları değil aynı zamanda turizm bölgelerindeki balon uçuşları da başlıyor. Nevşehir, hadi iyisin. Dış hat uçuşları ise yine aynı tarihten itibaren ama kademeli olarak başlayacak.

<strong>DEMET AKALIN’A BİR İYİ, BİR DE KÖTÜ HABERİM VAR</strong>

<strong>Demet Akalın</strong> çok dobra bir sanatçımız. Artık sahne almaları gerektiğini söylemiş ve <strong>“Türkiye’nin en çok kazananlarının başında geliyorum ve ben idare edemiyorum”</strong> demişti.<strong> Cenk Eren </strong>ve <strong>Işın Karaca</strong> da <strong>Demet Akalın’</strong>a destek vermişlerdi. <strong>Bendeniz</strong> çok sert çıkmıştı. <strong>“Lan bu kadar aç mı kaldınız” </strong>demişti. Kendi halinde bir siyasi kulis yazarıyım. <strong>Bendeniz</strong>’le aralarındaki kavgaya girmek istemem. Ama birçok sanatçı sahnelerin açılmasını bekliyor. Biz de onları dinlemeyi özledik. Başta<strong> Demet Akalın</strong> olmak üzere, sanatçılarımıza bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce iyi haberden başlayayım. 1 Haziran’da oturma düzeni olan konserler başlıyor. Kötü haber ise, oturma düzeni olmayan yerlerdeki konserler için 1 Temmuz’u bekleyecekler. Ondan sonra eller havaya durumu...

</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Her birey özgür ve eşit doğar - Zeynel Lüle'nin yazısı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/her-birey-ozgur-ve-esit-dogar-zeynel-lulenin-yazisi-1119.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/her-birey-ozgur-ve-esit-dogar-zeynel-lulenin-yazisi-1119.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/her-birey-ozgur-ve-esit-dogar-zeynel-lulenin-yazisi-1119.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/z.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Herkesin, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dâhil, hiçbir ayrımcılıkla karşılaşmadan yaşama hakkı bulunmaktadır. Bu hak gerek İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2. Maddesi, gerekse temel uluslarar<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/her-birey-ozgur-ve-esit-dogar-zeynel-lulenin-yazisi-1119.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Herkesin, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dâhil, hiçbir ayrımcılıkla karşılaşmadan yaşama hakkı bulunmaktadır. Bu hak gerek İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2. Maddesi, gerekse temel uluslararası insan hakları sözleşmelerinin ayrımcılık yasağına dair hükümleri ile korunur.

Lezbiyen, gay, biseksüel ve trans (LGBT) kişilere aynı hakların sağlanması gerekir. Bu, uluslararası insan hakları hukukunun esasını oluşturan iki temel ilkeye dayanmaktadır: eşitlik ve ayrımcılık yasağı…

BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin giriş sözcükleri şöyle: “Bütün insanlar onur ve haklar bakımından özgür ve eşit doğar.” Ne var ki, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa karşı yeterli yasal korumanın bulunmaması ile sıklıkla birlikte görülen ve derinlere kök salmış homofobik tutumlar, dünyanın her bölgesinde her yaştan çok sayıda LGBT bireyi korkunç insan hakları ihlallerine maruz bırakmaktadır.

Son olarak Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın sözleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlere kesin ifadelerle, hatta daha fazla ileri giderek sahip çıkması…

Halbuki herkes özgür ve eşit doğar. Devletler, uluslararası hukuk kapsamında kişilerin teminat altına alınmış olan yaşam hakkı ve kişi güvenliğinin saygı görmesi, korunması ve yerine getirilmesi için hukuk dışı infazlardan sorumlu suçluları etkin biçimde soruşturmalı, kovuşturmalı ve cezalandırmalı; ayrıca bireylerin cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri temelinde şiddetten korunması için nefret suçu kanunlarını çıkarmalıdır. Nefret saikli şiddetin kayıt altına alınması ve rapor edilmesi için etkin sistemler kurulmalıdır. Şimdi bu durumda Diyanet İşleri Başkanı mı, bu sözlere karşı çıkan ve ‘nefret suçu işlendiği’ uyarısını yapan Ankara Barosu mu suç işliyor?

Türkiye’de din, eşcinselliği dışlarken aynı din ile arasına mesafe koyması gereken laik sistem, Diyanet İşleri Başkanlığı ile eşcinselliğe karşı hoşgörüsüzlüğün üretilmesinin, sosyal ve bireysel hayatlardan kovulmasının maalesef maddi zeminini yarattı. Yani laik sistem, eşcinsel kimliği korumadı, kollamadı. Bu nedenle hala kanunlarda tam olarak ‘cinsiyet eşitliği’ sağlanamadı ve eşcinseller dışlandı.

İslam dininin hegemonik kanadının politik eleştirileriyle yetinmeyip diğer dinsel yaklaşımların (Aleviler, Hıristiyanlar, Ateistler…) taleplerinin de dinsel özgürlükler tartışmasına dâhil edileceği bir süreci beraberinde getirmesi gerekir.

Azınlık dinlerinin henüz eşcinsel varoluşa dair yaklaşımlarındaki muğlaklık, maruz bırakıldıkları baskıların ve engellemelerin sürekliliği ve beraberinde gelen kırılgan yapılarından dolayı anlaşılabilir. Benzer baskılara maruz kalan Alevi toplumunun ise son yıllarda geliştirdikleri özgürlükçü yaklaşımlar, dinsel özgürlüklerin sadece kendi dini için değil ayrımcılığa karşı bütünsel bir özgürlük talebine dâhil edilebileceğini göstermesi cesaret verici. İşte bu nedenle dinsel özgürlük tartışmaları, farklı inanç özgürlüklerini baskılamayacak, sosyal ve medeni özgürlüklere dinsel bir temelden kısıtlama ve dışlama geliştirmeyecekleri şekilde ‘insan hakları’ temelinde yürütülmeli. Özgürlük tüm toplumlar için talep edilmeli…

Çünkü her birey eşit ve özgür doğar. ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Libya ile mutabakat imzalandı. Şimdi Mısır ve İsrail’e elçi atanması şart ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/libya-ile-mutabakat-imzalandi-simdi-misir-ve-israile-elci-atanmasi-sart-117.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/libya-ile-mutabakat-imzalandi-simdi-misir-ve-israile-elci-atanmasi-sart-117.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/libya-ile-mutabakat-imzalandi-simdi-misir-ve-israile-elci-atanmasi-sart-117.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 12:32:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/libya.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Libya ile imzalanan ‘mutabakat’, resmen ‘Antalya Körfezi’ne sıkışıp kalmış
olan Türkiye için adeta ‘nefes borusu’ oldu. Böylece Türkiye ve Libya hattında,
Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır’ı ay<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/libya-ile-mutabakat-imzalandi-simdi-misir-ve-israile-elci-atanmasi-sart-117.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ Libya ile imzalanan ‘mutabakat’, resmen ‘Antalya Körfezi’ne sıkışıp kalmış
olan Türkiye için adeta ‘nefes borusu’ oldu. Böylece Türkiye ve Libya hattında,
Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır’ı ayıran kalkan şeklinde bir deniz
nüfuz alanı yaratılmış olunacak. Bu durum Yunanistan ve Kıbrıs Rum
Kesimi’nde neredeyse infial yarattı. Bence Türk dış politikasının son
dönemlerde attığı en isabetli adımdı. Tabii bugüne kadar neredeydiniz? Ya da
Mısır ve İsrail ile ilişkileri bu hale getirmeseydiniz şimdi bunları konuşmuyor
olacaktık diyesi geliyor insanın. Hatta Mısır ve İsrail’e ivedilikle Büyükelçi
atanması gerekiyor.
Mevcut duruma bakalım.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının
Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ile Ankara, Akdeniz’in
batısındaki meşru deniz yetki sınırını ilan etmiş oldu. İlk kez kıyıdaş bir ülke ile
Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) mutabakatı yaparak Doğu Akdeniz’deki
enerji kaynakları ve ikmal yolları üzerine kurulan oyun alanında hukuki bir
zemin ve siyasi üstünlük elde etti. Tabii bu şimdilik bir mutabakat… Bunun
anlaşmaya dönüşmesi ve Birleşmiş Milletlere gönderilerek uluslararası kayda
geçirilmesi gerekiyor. Her ne kadar Libya’da iç karışıklık yaşansa da mutabakat
meşru hükümetle yapıldı.
Yunanistan tepkili
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ki enerji arama faaliyetlerini ‘gayrı meşru’ ilan
eden Avrupa Birliği, Türkiye’ye çeşitli yaptırım kararları almıştı. Yunanistan.
Güney Kıbrıs’ı ‘kollayan’ AB tarafından da desteklenen Sevilla Haritası ile
Türkiye, Antalya Körfezi’ne hapsedilme riskiyle karşı karşıya kalmıştı.
Mutabakat, Yunanistan’ın Güney Kıbrıs bağlantısını sınırlıyor. Girit’in
güneyindeki bölge tamamen Türkiye-Libya hakimiyetine geçiyor. Bazı Yunan
medyası durumu ‘abartılı’ olsa da, ‘Ege ve Akdeniz Türk gölü oluyor’ şeklinde
gördü. Bu da Libya ile varılan mutabakatın ne kadar ‘isabetli’ olduğunu
gösteriyor.
Geriye çekilip bir bakalım. Mısır ve İsrail ile ilişkilerini düzeltmiş olan bir
Türkiye’nin bölgede birçok sorunu çözeceğini görmek u kadar mı zor?
Geçenlerde Babıali TV’de konuğum olan Emekli Büyükelçi çok haklı bir
serzenişte bulunuyordu. “Türkiye’nin yaptığı en yanlış şey, en ufak bir sorunda
o ülkede görevli olan Büyükelçisini hemen çekmesi. Bu davranış alışkanlık
haline geldi. Bir Büyükelçiye ilişkiler iyi iken değil, asıl kötüyken ihtiyaç vardır.
Türkiye’nin şimdi ne Mısır ne de İsrail’de Büyükelçisi var. Bu büyük bir
eksiklik” diyordu.

Doğu Akdeniz’in hakimiyeti

Türkiye’nin Mısır ve İsrail ile ilişkilerini düzeltmemesi için hiçbir sebep yok.
Hatta elzem. Dış politikasını son derece rahatlatacaktır. Yahudi lobisini ABD’de
kaybetmiş bir Türkiye’nin bu ülkede ne gibi yaptırım ve Ermeni tasarısı gibi
istenmeyen kararlarla karşılaştığı aşikâr. Bugüne kadar bu lobi Türkiye’nin
ABD’de ki en büyük destekçisiydi. Eksikliği hissediliyor.
Libya ile son derece doğru bir adım atan Türkiye’den Mısır ve İsrail ile
ilişkilerini olabildiğince düzeltmesini ve daha sonra da, Libya ile varılan
mutabakatın benzerini Suriye ile yapmasını bekliyorum. Bakın görün o zaman
Doğu Akdeniz’in hâkimi kim?

Zeynel LÜLE ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Berlin-Ankara hattında Çiçerolar… Casuslar krizi ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/berlin-ankara-hattinda-cicerolar-113.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/berlin-ankara-hattinda-cicerolar-113.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/berlin-ankara-hattinda-cicerolar-113.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 08:34:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/casus.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Almanya'nın en büyük korkusu, MİT elemanlarının bir şekilde Alman kurum ve kuruluşlarının içine sızmaları… Yani Türk istihbaratının Alman Devleti'nin içine yuvalanması…



Türkiye ile Almanya aras<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/berlin-ankara-hattinda-cicerolar-113.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <h2>Almanya'nın en büyük korkusu, MİT elemanlarının bir şekilde Alman kurum ve kuruluşlarının içine sızmaları… Yani Türk istihbaratının Alman Devleti'nin içine yuvalanması…</h2>
<div class="_1NMxy">
<div>

Türkiye ile Almanya arasında tarihten bu yana "casusluk" krizi hep vardı, hep yaşandı ve hep iki ülkeyi yönetenlerin ikili görüşmelerinin bir bölümü casusluk faaliyetlerine ayrıldı.

İki ülkenin istihbaratı, ülkeler ve bireyleri hakkında azami bilgi toplamak için tarihten bu yana yoğun mesai harcadılar. Ve harcamaya da devam ediyorlar. Son olarak Türkiye'nin Almanya Büyükelçiliği'nin "Hukuk Danışmanı" olarak görev yapan Avukat Yılmaz S.'yi "casusluk" suçlamasıyla tutuklaması, bu konunun yine gündeme gelmesine neden oldu.

Halen Alman İstihbarat Teşkilatı'nın (Bnd) 2 numarasının Türkiye kökenli ve adının Sinan Selen olduğunu söyleyelim. Sadece bu durum, Almanya'nın Türkiye ve Türklere yönelik yoğun ilgisini göstermek için yeterli. Almanya'da 3 milyonu aşkın Türkiyeli yaşıyor. Türkiye, hem siyasi, hem diplomatik hem de ekonomik olarak Almanya'nın en yakın ilişkide bulunduğu ülke. Yani istihbarat birimlerinin ülkeler arası mesaisi doğal, belki de zorunlu.

Berlin'de yaşayan gazeteci arkadaşım Aydın Ulun'un verdiği bilgilere göre Almanya'da halen 23 MİT ajanı hakkında soruşturma yürütülüyor. Bu 2008-2018 arasındaki sayılar. Almanya'nın en büyük korkusu, MİT elemanlarının bir şekilde Alman kurum ve kuruluşlarının içine sızmaları… Yani bir anlamda Berlin'in korkusu, Türk istihbaratının Alman Devleti'nin içine yuvalanması…
<h3>Türkiye karşılık mı verdi?</h3>
Almanya'nın ülkedeki MİT elemanlarına yönelik baskı kurması ve soruşturmaları artırması nedeniyle, Türkiye'nin de Avukat Yılmaz S.'yi tutuklayarak Berlin'in bu tutumuna "karşılık" verdiği yorumları var.

Babıali TV'de CHP eski milletvekili Avukat Hüseyin Aygün'le konuştuk. Aygün, tutuklu olan Yılmaz S'nin çok eski bir arkadaşı. Sincan Cezaevinde arkadaşını ziyaret etti. Bir insan hakları savunucusu kimliği ile de bu ziyareti yaptı. Yılmaz S.'nin 22 yıldan beri Almanya Büyükelçiliği'nin "resmi" avukatlığını yaptığını söyleyen Aygün, "Neden şimdi?" diye sordu.

Yılmaz S.'nin görevinin, Almanya'ya iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının hukuki durumlarını araştırmak ve Almanya'yı bilgilendirmek olduğunu belirten Aygün, elindeki 43 kişinin iltica başvuruları ile ilgili dosyalara el konulduğunu, İstanbul'daki ofisinin de basılarak tüm bilgi ve belgeleri aldıklarını söyledi. Aygün bu işin "Deniz Yücel davası gibi değil, konu Yılmaz S.'nin 'rehin alınmasıdır'. Konu diplomasi yoluyla çözümlenmelidir" dedi.
<h3>6 bin MİT elemanı Almanya'da</h3>
Sadece son 5 yıla bir göz atacak olursak, Almanya-Türkiye arasında birçok "casusluk" faaliyeti nedeniyle ilişkilerin "kriz" aşamasına geldiğini, iki ülke arasındaki bu faaliyetin artık "rutin bir konu" olarak ele alındığını görürüz.

Almanya'da, 6 bin civarında MİT elemanının görev yaptığı yönünde bir tahmin yapılıyor.

DW'nin derlemelerine bir göz atalım. Aralık 2014- Mart 2015 arasında Hessen ve Kuzey Ren-Vestfalya eyaletlerinde üç Türk, MİT'e çalışıyor şüphesiyle gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlık dönemindeki danışmanlarından Muhammed Taha Gergerlioğlu ile Ahmet Y. ve Göksel G., yıllarca Almanya'daki Kürtler ve Ezidilerle ilgili bilgi toplama ve casusluk faaliyeti yürütme suçlamasıyla Eylül 2015'te Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde yargılandı.

Aralık 2016'da Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) bünyesinde görevli imamların Gülen yanlıları hakkındaki bilgileri Türk istihbaratı ve diğer devlet kurumlarına ilettikleri iddia edildi.

Şubat 2017'de Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyalet teşkilatı Başkanı Burkhard Freier, casusluk yapan en az 13 imamın tespit edildiğini, bu kişilerin 33 şahıs ve 11 eğitim kuruluşunu Diyanet'e ihbar ettiğini açıkladı.

Mart 2017'de Almanya'nın iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı, Türk hükümetinin Almanya'daki istihbarat faaliyetlerinde çarpıcı bir artış görüldüğünü açıkladı. Teşkilat Başkanı Hans-Georg Maaßen, Ankara tarafından yönlendirilen faaliyetler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a muhalif kişilerin izlenmesi, kişilerin etki altına alınmaya çalışılması, propaganda ve dezenformasyon kampanyalarının olduğunu belirtti.

Mart 2017'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Şubat ayında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'nda Alman dış istihbarat servisi BND'nin Başkanı Bruno Kahl'e bizzat bir liste verdiği kamuoyuna yansıdı.

Haziran 2017'de MİT'in Alman siyasetçiler hakkında bilgi topladığı, özellikle Federal Meclis'te içişleri, dışişleri ve savunma alanlarında uzman siyasetçileri izlediği yönünde haberler yayımladı.

Temmuz 2017'de Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın raporunda MİT'in faaliyetlerine geniş yer verildi, ayrıca "radikal yabancıların Almanya'daki eylemlerinde belirgin artış kaydedildiği ve aktif grupların başında da radikal Türklerin geldiği" belirtildi.

Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı, MİT'in Almanya'daki faaliyetlerinde yasaların dışına çıktığını açıkladı. Teşkilat Başkanı Hans-Georg Maaßen, "Türk hükümetinin Almanya'da yaşayan Türkler üzerinde nüfuz tesis etmeye çalıştığına dair ellerinde bilgi bulunduğunu" belirterek, Ankara'nın sadece Fethullah Gülen yandaşlarını değil, aynı zamanda Erdoğan karşıtı Türkleri de yıldırma girişiminde bulunduğunu" belirtti. Maaßen, Türk istihbaratının Almanya'da artan faaliyetlerinden endişe duyduklarını söyledi.

Almanya MİT'e yönelik baskıları artırdı. Türkiye ise Avukat Yılmaz S.'yi tutukladı. Rivayet odur ki Diyarbakır Barosu'na kayıtlı Baki D. de tutuklandı. Bir casuslar kavgası sürüp gidiyor ve giderek iki ülke arasında büyük bir krize dönüşüyor.

Bundan 70 yıl önce İngiltere Büyükelçiliği'nde göre yapıp, Almanya'ya bilgi ve belge sızdıran 'Çiçero'nun hikayesini hatırlarsınız. Berlin-Ankara arasındaki hatta, birçok 'Çiçero'lar cirit atıyor. Bu kriz bitmez.

Zeynel LÜLE

</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ AB olmadan Türkiye demokrasiden uzaklaşıyor, dışarıda sorun yaşıyor. Zeynel Lüle'nin yazısı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-olmadan-turkiye-demokrasiden-uzaklasiyor-disarida-sorun-yasiyor-zeynel-lulenin-yazisi-111.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-olmadan-turkiye-demokrasiden-uzaklasiyor-disarida-sorun-yasiyor-zeynel-lulenin-yazisi-111.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-olmadan-turkiye-demokrasiden-uzaklasiyor-disarida-sorun-yasiyor-zeynel-lulenin-yazisi-111.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 14:19:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/ab-turkiye.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ ABD, Rusya ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini, AB hedefini koruyan ve bu hedefe yönelik adımlar atan bir Türkiye'nin daha 'güçlü' kuracağı kesin. Bu hedeften vazgeçmiş bir Türkiye'nin ise iç siyasal<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/ab-olmadan-turkiye-demokrasiden-uzaklasiyor-disarida-sorun-yasiyor-zeynel-lulenin-yazisi-111.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <h2>ABD, Rusya ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini, AB hedefini koruyan ve bu hedefe yönelik adımlar atan bir Türkiye'nin daha 'güçlü' kuracağı kesin. Bu hedeften vazgeçmiş bir Türkiye'nin ise iç siyasal düzeninde de, demokrasiden de hızla uzaklaşacağı çok net görüldü</h2>
<div class="_1NMxy">
<div>

Yenilenmiş Avrupa Birliği'ne (AB) göz atalım. Yaz başında Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 751 parlamenteri yenilendi. Beş yıl boyunca görev yapacak yeni bir AP ortaya çıktı. Yine aynı sürelerde görev yapacak olan, AB'nin 'hükümeti' konumunda yeni bir AB Komisyonu belirlendi.

Ve bu kurumlarda Türkiye'den sorumlu kişiler de tespit edildi. AB Komisyonu'nda, 'Genişlemeden sorumlu' temsilciliği, Macar Oliver Varhelyi üstlenecek. Dolayısıyla AB'nin Türkiye sorumluluğunu ve yürümese de ikili ilişkileri birebir bu kişi yürütecek.

AP'de de 'Türkiye Raportörü' değişti. AP milletvekili değil, daha çok 'Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcisi' gibi çalışan ve hem çıkışları hem de tavırlarıyla tepki çeken Hollandalı Kati Piri'nin görevi nihayet sona erdi. Onun yerine bu işi, İspanyol Hacho Sanchez Amor yürütecek.
<h3>Orban'ın adamı</h3>
AB Komisyonu'nun Macar temsilcisi Varhelyi'nin, Macaristan Devlet Başkanı Victor Orban'a bağlılığı biliniyor. Orban'ın da, AB'nin birçok ülke lideri tarafından 'tepki çeken biri' olmasına ve radikal çıkışları AB içinde pek kabul görmese de Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kurduğu yakın ilişki dikkati çekiyor. AB'nin genişlemesine karşı olmasına rağmen neredeyse AB içinde Türkiye'ye destek veren 'yegâne lider' denilebilir. Dolayısıyla Varhelyi'nin sürdüreceği politikanın 'Orban çizgisinde' olma ihtimali yüksek. Tabi ne kadar bağımsız olabilirse o kadar.

AP Raportörü İspanyol Hacho Sanchez Amor'a gelelim. Geçenlerde DW'den Kayhan Karaca'ya konuştu ve "Tek niyetim yardımcı olmak ve Türkiye dosyasını şu anda olduğu durumdan daha iyi bir konumda bırakmak. Bu yolda bazı sonuçlar elde edeceğimi düşünüyorum. Türkiye'ye karşı objektif bir yaklaşıma sahibim" dedi. İspanyol politikacı, Türkiye'deki 'Avrupa yanlısı' güçlerin terk edilmemesi gerektiğini söylüyor ve "Türkiye üzerinde nüfuz sahibi olmak ve bu sosyal güçleri AB projesine bağlı tutmak için elimizdeki tek kaldıraç güç, katılım süreci veya ileriye yönelik diğer ilişki yollarıdır" diyor. Yani üyelik müzakeresinin sonlandırılmasının aynı zamanda AB'nin elinden de önemli bir gücü alacağını kaydediyor. Yeni ya da 'Yenilenmiş' Avrupa Birliği'nden bazı bilgiler bu şekilde.

AB Komisyonu'nun başına gelen Alman Ursula von der Leyen ise, Angela Merkel'in kabinesinde 'Savunma Bakanı' olarak görev yapıyordu. Merkel'in, farklı siyasi tavırları 'dengelemeye' çalışan üslubunu mutlaka sürdürecektir ve Türkiye'ye yönelik 'Ne seninle, ne sensiz' siyaseti uygulamaya devam edecektir. Yani çıpasını AB'ye atmış ve 'üyelik süreci' devam eden ama sonunda 'ayrıcalıklı bir statü' uygulamasını isteyen anlayıştan söz ediyorum.
<h3>AB'siz Türkiye hem içeride hem dışarıda sorunlu</h3>
Bu dönemde Türkiye hem uluslararası ilişkilerinde hem de iç siyasetinde bütünsel bir kriz içinde. Bu krizi yaratan unsurların başında 'AB ile ilişkilerin olumsuz' olması geliyor. AB üyeliği hedefini koruyan, bu hedefe yönelik reformlarını gerçekleştiren, adımlarını müzakere kriterlerine göre atan ülke, hem iç hem de dışarıda bu sorunları yaşamaz.

Niye mi? Açıklayayım…

Krizin iç boyutuna bakalım. Türkiye-AB ilişkileri doğası gereği iç siyaseti etkiliyor. AB ile ilişkilerin kötüleşmesine paralel bir biçimde, müzakere sürecinde elde edilen tüm demokratik kazanımların kaybedildiği, darbe teşebbüsü ve başkanlık sistemine geçişin ardından da giderek yerleşen, endişe verici bir demokratik gerileyiş ve otoriterleşme süreci yaşanıyor.

Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan bu gerileme aynı zamanda dış politikayı da olumsuz etkiliyor. AB üyesi ya da yakın bir ortağı olan Türkiye'nin mevcut sorunları yaşamayacağı kesin. ABD, Rusya ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini, AB hedefini koruyan ve bu hedefe yönelik adımlar atan bir Türkiye'nin daha 'güçlü' kuracağı kesin. Bu hedeften vazgeçmiş bir Türkiye'nin ise iç siyasal düzeninde de, demokrasiden de hızla uzaklaşacağı çok net görüldü.

Önümüzdeki günler ne getirir bilinmez. Ama Türkiye'nin demokratikleşmesinde AB'ye ve onun 'caydırıcı' gücüne ihtiyacı var. Ama bu konuda AB'ye de çok iş düşüyor. Her yenilik bir ümittir. 'Yenilenmiş AB'nin eskisinden daha cesur olmasını diliyorum.

</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Macron’u kriz getirdi, kriz götürecek - Zeynel Lüle'nin yazısı ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macronu-kriz-getirdi-kriz-goturecek-zeynel-lulenin-yazisi-109.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macronu-kriz-getirdi-kriz-goturecek-zeynel-lulenin-yazisi-109.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macronu-kriz-getirdi-kriz-goturecek-zeynel-lulenin-yazisi-109.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 10:36:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/macron.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Kriz yaşayan Fransa'da Macron'un seçiminin sorunu çözmeyeceği, hatta daha da büyük krizlere gebe olduğu görünüyordu. Öyle de oldu.



Emmanuel Macron, 7 Mayıs 2017'de oyların yüzde 65,1'ini alarak<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/macronu-kriz-getirdi-kriz-goturecek-zeynel-lulenin-yazisi-109.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <h2>Kriz yaşayan Fransa'da Macron'un seçiminin sorunu çözmeyeceği, hatta daha da büyük krizlere gebe olduğu görünüyordu. Öyle de oldu.</h2>
<div class="_1NMxy">
<div>

Emmanuel Macron, 7 Mayıs 2017'de oyların yüzde 65,1'ini alarak, aşırı sağcı Marine Le Pen'i geride bıraktı ve Cumhurbaşkanı seçildi. Fransa'nın geleneksel partileri Sosyalist ve Cumhuriyetçi partilerinin inişe geçtiği, hatta çöküş yaşadıkları döneme rast geldi. Seçilmesi için ikinci tura kalması yeterliydi. Çünkü karşısında, 'sistem dışı' olan, Fransa'nın 'ırkçı' kanadının oyunu alan ve iki turlu sistemde tüm demokratların karşısında blok olacağı 'Ulusal Cephe' Partisi ve Başkanı Marine Le Pen vardı. Ve seçildi.

Ancak görünen köy kılavuz istemiyordu. Emmanuel Macron Fransa'nın ana dokusuyla uyumlu değildi. Arkasında geleneksel bir parti yoktu. Kısa bir dönem yaptığı bakanlık sırasında da sendika ve işçilerle kavga etmişti. Toplumu kucaklayabilecek bir dili yoktu. Kriz yaşayan Fransa'da bu seçimin sorunu çözmeyeceği ve bu seçimle Fransa'nın daha da büyük krizlere gebe olduğu görünüyordu. Öyle de oldu.

<strong>Fransa, iki yıldan beri sokakta…</strong>

Macron'un dış politikasına bir göz atalım. Başından beri 'Geleneksel De Gaulle' siyaseti uygulamaya çalışsa da dünyanın artık 1960'lar dünyası olmadığını göremiyor ve dolayısıyla burada da uyum sorunu yaşıyor.

Nedir gelenekçi De Gaulle siyaseti?

Fransa'nın 1945'ten itibaren izlediği politika Charles De Gaulle tarafından belirlendi. Bu da, Fransa'nın lider olduğu bir Avrupa bütünleşmesi yaratmaya çalışmaktı. Ancak, Nazi işgalinden ABD ve İngiltere sayesinde kurtulan Fransa, 2'nci Dünya Savaşı sonrasında ekonomik ve siyasi yıkım yaşadı. Süper güçten orta sınıf bir güç haline geldi. Fransa'nın siyasi olarak bağımsız ve egemen bir devlet olması yönünde adımlar atan De Gaulle Avrupa bütünleşmesine aşırı ulusalcı bir tutumla yaklaştı. "Benmerkezci" bir tutum sergiledi. Devletlerin ulusal bağımsızlıkları için savunma konularında egemenliklerini paylaşmamaları gerektiğini savunan De Gaulle, güvenlik meselesini her şeyin üstünde tuttu.

Daha sonra Valery Giscard d'Estaing, François Mitterrand, Jacques Chirac, Nicolas Sarkozy ve François Hollande bu politikadan çok uzaklaşmamakla birlikte, özellikle Mitterrand ve Chirac Avrupa'nın bütünleşmesine epey emek verdiler.

Seçim kampanyasında ve ilk döneminde ulus-devletler Avrupa'sına geri dönüş yerine, liberalleşme ve federalleşmeyi savunan Emmanuel Macron, ülkede giderek yükselmekte olan 'aşırı sağ'ın oy çalmasını engellemek amacıyla geleneksel 'De Gaulle' çizgisini izleme kararı almış görünüyor.
<h3>Frexit olur mu?</h3>
Marine Le Pen'in cumhurbaşkanlığı seçiminde AB'den ayrılığa işaret eden vaatleri ve AB'yi "Avrupa'nın en büyük düşmanı" olarak tanımlaması, Fransa'da etki yarattı. Hatta İngiltere'nin yaşadığı 'Brexit'in benzerinin Fransa'da tartışılmasına, 'Frexit' yaşanmasının 'dillenmesine' neden oldu. Macron'un politikası, Frexit konusunda belirleyici olacak. Başarısızlığı ve 'Marine Le Pen'in bir sonraki seçimde halk tercihine maruz kalması, belki de Fransa'yı AB'den ayrılan bir ülke konumuna getirecek.

Resmi rakamlara göre Fransa, kişi başına düşen milli gelir (yaklaşık 44 bin Dolar) sıralamasında ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Artan nüfus ve reel gelirin adil bir şekilde dağıtılmaması sebebiyle Fransa'da orta sınıf sürekli olarak daralarak, alt-sınıflaşma sorunu yaşıyor. Macron'un gelir adaletsizliğini daha da bozma riskine sahip politikalar izlemesi halkın tepkisine yol açıyor. Önce  "Servet Vergisi" uygulaması, 1.3 milyon Euro'dan fazla serveti olan vatandaştan alınan bu vergi ciddi sayıda vatandaşın servetinin Fransa'dan kaçmasına neden oldu. Sonra Macron geri adım attı.

Macron'un çalışma yasasında yaptığı değişiklikle, işçilerin işten atılmaları kolaylaştı. Düşük gelirli kesime devletin sağladığı kira yardımlarında kesinti yapması, dar gelirli ve orta direğin yaşam koşullarının daha zorlaşması, Fransa'nın Avrupa ülkeleri arasında petrolü en pahalı kullanan ülke konumuna gelmesi tepkilere yol açtı. Sarı Yelekliler sokakları işgal etti. Son olarak emeklilik yasası bardağı taşıran son damla oldu.

Sonuçta Macron'u getiren ülkenin içinde bulunduğu krizdi, iki yıldan beri daha da büyüyen kriz götürecek.

</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Vize muafiyeti nasıl hayal oldu ? ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/vize-serbestisi-nasil-hayal-oldu-102.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/vize-serbestisi-nasil-hayal-oldu-102.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/vize-serbestisi-nasil-hayal-oldu-102.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Sun, 15 Jun 2025 13:33:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/davutoglu-AB.jpg" medium="image" />
						<description><![CDATA[ Davutoğlu Başbakan sıfatıyla AB ile anlaşma yaptı. Herşey hazırdı. Erdoğan engelledi.
Davutoğlu'nun istifaya zorlanması, Erdoğan'ın Eyüp çıkışı ve Ankara'nın vize kriterleri konusunda verilen sözleri<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/vize-serbestisi-nasil-hayal-oldu-102.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <h5>Davutoğlu Başbakan sıfatıyla AB ile anlaşma yaptı. Herşey hazırdı. Erdoğan engelledi.</h5>
<h5>Davutoğlu'nun istifaya zorlanması, Erdoğan'ın Eyüp çıkışı ve Ankara'nın vize kriterleri konusunda verilen sözlerin, en tepedeki ağızdan yerine getirilmeyeceğini açıklaması, vize konusunu Brüksel gündeminden tamamen kaldırdı</h5>
<div class="_1NMxy">
<div>

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2016'daki hırsı olmasaydı, Türk vatandaşları en az üç yıldan beri Avrupa ülkelerine 'vizesiz' seyahat ediyor olacaklardı. "Nereden çıkardın bunu, Avrupa Birliği (AB) hiç vizeleri kaldırır mı?" demeyin. Size tane tane Brüksel'de ve Ankara'da yaşananları anlatacağım. Ve buna bizzat şahit AB bürokratları ve Avrupa Parlamentosu (AP) danışmanları var.

Hatırlayın 2016'yı… O yıl Ahmet Davutoğlu Başbakan'dı. AB ile vize görüşmelerini yürütüyordu. Vize konusunda en çok muhalefeti beklenen Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı görüşmede de, vize sözünü almıştı. Davutoğlu, Merkel ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte arasında bir Pazar akşamı yapılan ve anlaşmayla sonuçlanan bu görüşme, dönemin AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'ı kızdırmış AB adına böyle bir angajmana girilmesine tepki <a href="https://t24.com.tr/haber/merkel-ve-davutoglu-2016-da-habersizce-gorustuler,807788" target="_blank" rel="noopener noreferrer">göstermişti</a>.
<h3>Merkel'in tavrı</h3>
Yapılan anlaşma kapsamında Türkiye, maddi destek ve AB üyeliği sürecinin devam etmesi karşılığında Avrupa'dan gönderilen Suriyeli mültecileri almayı kabul etmişti.

Bu arada Nisan 2016'da Almanya Başbakan'ı Angela Merkel'in, Davutoğlu'nun davetiyle, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile birlikte Gaziantep'e gittiğini ve Suriyelilerin bulunduğu Nizip'teki çadır kenti gezdiğini de hatırlatalım. Bizzat Davutoğlu gezdirmişti. Ve nihayet Avrupa Birliği ile Türkiye arasında resmi anlaşmalar imzalandı.
<h3>Saraydan bakış</h3>
Şimdi bu gelişmelere Ankara gözlüğü ile bakalım. Hatta saraydan nasıl izlendiğine bir mercek tutalım: Anlaşmaya göre Temmuz, en geç Ekim 2016'da vizeler kalkacaktı. AB bunun teminatını verdi. Hazırlıklar başladı.

Benim kanımca, Ahmet Davutoğlu'nu 'Başbakanlık' ve 'Parti Başkanlığı' görevinden almaya karar veren Cumhurbaşkanı'nın çevresindeki herkes Erdoğan'a, "Merak etmeyin AB vizeleri kaldırmaz" diyordu. O da aynı şekilde düşünüyordu. Ama gelişmeler tam tersiydi. Ahmet Davutoğlu, 'Türk vatandaşlarına vizeleri kaldırmayı başaran bir kahraman Başbakan' sıfatını taşıyacaktı. Erdoğan'ın bu oyunu bir şekilde bozması gerekiyordu. AK Parti'nin 29 Nisan'da gerçekleşen Merkez Karar Yürütme Kurulu toplantısıyla başlayan parti içi kriz, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Olağanüstü kongre" kararı almasıyla sonuçlandı. Davutoğlu, 5 Mayıs'ta düzenlediği basın toplantısında AK Parti Genel Başkanlığı ile başbakanlık görevlerini bırakacağını duyurdu. Bir anlamda 'Pelikancıların baskısıyla' istifaya zorlandı.
<h3> AB: Biz hazırız</h3>
Ne garip tesadüf ki, AB Komisyonu aynı gün, yani 5 Mayıs 2016'da Türkiye'nin vize konusunda tüm kriterleri yerine getirdiğini ve kalan beş kriter için Ankara'nın verdiği güvencenin tatmin edici olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Avrupa Parlamentosu vize konusunu Haziran 2016 oturumu gündemine almıştı. Bakanlar Konseyi'nde de sorun görünmüyordu. Vize konusu çoğunluk kararı olduğu için, Yunanistan, Kıbrıs veya Avusturya gibi muhalif ülkelerin engellemesine de takılmadan geçecekti.
<h3>Eyüp'te vize yolunu kesti</h3>
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 6 Mayıs 2016, yani Davutoğlu'nun istifası ve AB Komisyonu'nun "Türkiye vizeler için tüm kriterleri yerine getirdi" açıklamasından bir gün sonra Eyüp'te yaptığı konuşma var. Hatırlayın…

Vizeleri kaldırmak üzere olan AB'ye rest çekmişti. Yasada terör tanımını değiştirmesi beklentisinde olan ama, "Bizim için verilen teminatlar yeterlidir" diyen AB'ye "Biz yolumuza gidiyoruz, sen de yoluna git" demişti. Davutoğlu ile varılan anlaşmaya da gönderme yaparak, "Kiminle anlaşabiliyorsan, onlarla da anlaş" diye eklemişti.

Her ayrıntının hazırlandığı, vizelerin kaldırılması için tarihin bile saptandığı Brüksel'de bu çıkış tüm planları altüst etti. Avrupa Parlamentosu vize konusunu gündemden düşürdü. Davutoğlu'nun istifaya zorlanması, Erdoğan'ın Eyüp çıkışı ve Ankara'nın vize kriterleri konusunda verilen sözlerin, en tepedeki ağızdan yerine getirilmeyeceğini açıklaması, vize konusunu Brüksel gündeminden tamamen kaldırdı.

Umarım Ahmet Davutoğlu bu yaşananları bir gün açık yüreklilikle anlatır...

</div>
</div> ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ Lenfödemde, kompleks boşaltıcı fizyoterapi ile ödemden kurtulmak mümkün ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/lenfodemde-kompleks-bosaltici-fizyoterapi-ile-odemden-kurtulmak-mumkun-25.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/lenfodemde-kompleks-bosaltici-fizyoterapi-ile-odemden-kurtulmak-mumkun-25.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/lenfodemde-kompleks-bosaltici-fizyoterapi-ile-odemden-kurtulmak-mumkun-25.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Fri, 18 Apr 2025 14:27:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/lenfodemde-kompleks-bosaltici-fizyoterapi-ile-odemden-kurtulmak-mumkun-20249.webp" medium="image" />
						<description><![CDATA[ SANKO Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Fzt. Nursena Kılıç, lenfödemde, kompleks boşaltıcı fizyoterapi ile ödemden kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/lenfodemde-kompleks-bosaltici-fizyoterapi-ile-odemden-kurtulmak-mumkun-25.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <p>SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Fzt. Nursena Kılıç, lenfödemin, lenf sisteminin sonradan ya da doğuştan sebepler ile hasar görmesi sonucunda proteinden zengin olan sıvının cildin altında birikmesi sonucu yumuşak dokunun şişmesi durumu olduğunu ifade etti. Uzm. Fzt. Kılıç, ödemin bir semptom, lenfödemin ise bir hastalık olduğunu belirtti.<br>Lenfödemin en önemli ve ilk belirtisinin vücudunun bölümlerinde şişlik olduğunu kaydeden Uzm. Fzt. Kılıç, "En sık kol ve bacakta görülürken, baş-boyun, karın ve genital bölgede de karşılaşılmakla birlikte aynı anda birden fazla bölge de etkilenebilmektedir. Ödem, ağırlık, dolgunluk, gerginlik hissi ve nadir de olsa ağrı semptomlarına sebep olabilir. Fiziksel ve duygusal açıdan hastanın aile, çalışma, sosyal ve cinsel yaşam kalitesini olumsuz yönde ciddi biçimde etkiler. İlk belirti olan dokuda şişlik, tedavi edilmediği taktirde ilerleyici olan hastalıkta beslenemeyen ciltte yaralar ve sürekli olarak enfeksiyonlar gelişir" dedi.<br><br>Lenfödem tedavisi<br>"Sürekli ve artarak çoğalan bir hastalık olan lenfödem tedavisinde Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi (KBF) Programı, uluslararası kabul gören ve kanıta dayalı en yaygın tedavi yöntemidir" diyen Uzm. Fzt. Kılıç, şu bilgileri paylaştı: "Tedavideki amaç, sağlıklı bölgeye doğru lenf drenajı ile şişliği kontrol altına sağlamaktadır. Aynı zamanda kompleks boşaltıcı fizyoterapi programı ile hasta eğitimi ve enfeksiyon oluşumunu veya tekrarlamasını önleyerek, hastanın günlük yaşamına dönüşünü hızlandırmaktır. KBF uluslararası sertifika programları ile bu alanda uygulama yetkinliğine sahip fizyoterapistlerce uygulanır. KBF; cilt bakımı, manuel lenf drenajı, kompresyon (Bandaj veya kompresyon çorabı), egzersiz ve öz bakım komponentlerinden oluşur"<br><br>KBF’nin iki fazda uygulandığını söyleyen Uzm. Fzt. Kılıç, şu bilgileri paylaştı: "Faz 1 - Boşaltım Fazı (Yoğun faz): Amaç ödemin azaltılmasıdır. Tedavi günlük yapılır, kompresyon bandaj ile sağlanır, ödem şiddetine göre 3-6 hafta kadar sürebilir. Faz 2 - Koruma Fazı: Oldukça önemli olan bu fazda uzun süreli koruma amaçlanır. Haftada 2-3 kez yapılabilir, kompresyon çorap ile sağlanır. Kompresyon çorabı tercihen kişiye özel olmalıdır."<br><br>Lenfödemi veya lenfödem riski olan hastalara öneriler<br>Uzm. Fzt. Kılıç lenfödemi veya lenfödem riski olan hastalara şu önerilerde bulundu. Kılıç, "Bağışıklık sistemi için hijyen sağlanması oldukça önemlidir. Burun, kulak ve genital bölge hijyenine özen gösterilmelidir. Alerji yapacak kozmetik ürünlere dikkat edilmelidir. Sıkı mücevherler damarları sıkıştıracağından kullanılmamalıdır. Kedi-köpek tırmalamasına dikkat edilmelidir. Güneş yanığına dikkat edilmeli, şişen bölge güneşe aşırı maruz bırakılmamalıdır. Hamam ya da sauna vb. sıcaklığın yoğun olduğu yerlerde bulunulmamalıdır. Kıyafetlerin iç çamaşırı, pantolon, etek vb. giysiler kemer vb. aksesuarların cildi kesmesi engellenmelidir. İç çamaşırlar cilt üzerinde sıkı olmamalıdır. Cildin nemlendirilmesine önem gösterilmelidir. Etkilenen bölgeden tansiyon ölçümü, enjeksiyon gibi işlemler yaptırmamaya özen gösterilmelidir. Uçakla seyahat edecekler mutlaka bası giysisi giymelidir" diye konuştu.</p><p>Kaynak: <a target="_blank" href="https://www.kenthaber27.com/haber/lenfodemde-kompleks-bosaltici-fizyoterapi-ile-odemden-kurtulmak-mumkun-982343.html"><b>KentHaber27.com</b></a></p><br><br>HABER KAYNAĞI : AIGF ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
				<item>
						<title><![CDATA[ 17 Nisan 2025 Perşembe günü Gaziantep’te Nöbetçi Eczaneler ]]></title>
						<link>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/17-nisan-2025-persembe-gunu-gaziantep-te-nobetci-eczaneler-19.html</link>
						<comments>https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/17-nisan-2025-persembe-gunu-gaziantep-te-nobetci-eczaneler-19.html#comment</comments>
						<guid isPermaLink="false">https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/17-nisan-2025-persembe-gunu-gaziantep-te-nobetci-eczaneler-19.html</guid>
						<dc:creator><![CDATA[ Biz Gazeteciyiz ]]></dc:creator>
						<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 18:28:00 +0300</pubDate>
						<media:content url="https://www.bizgazeteciyiz.com/files/uploads/news/default/17-nisan-2025-persembe-gunu-gaziantep-te-nobetci-eczaneler-50147.webp" medium="image" />
						<description><![CDATA[ 17 Nisan Perşembe günü Gaziantep'te nöbetçi olan eczanelerin listesi.<br /><a href="https://www.bizgazeteciyiz.com/haber/17-nisan-2025-persembe-gunu-gaziantep-te-nobetci-eczaneler-19.html">Devamı için Tıklayınız...</a>]]></description>
						<content:encoded><![CDATA[ <h2 style="list-style-type: none;">ŞAHİNBEY NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">AYINTAP ECZANESİ<br>Eyüpoğlu Mah. Dr. Rauf Yılmazer Cad. No: 3/A (Sevgi Hastanesi karşısı)<br>Telefon: 0 342 220 11 29</p>
<p style="list-style-type: none;">BERFİN ECZANESİ<br>Gümüştekin mahallesi 14011 Nolu sok no:38/A (19 Mayıs Lisesi Civarı-Cumhuriyet Sağlık Ocağı yanı)<br>Telefon: 0506 7959241</p>
<p style="list-style-type: none;">MİR ECZANESİ<br>Vatan Mah. 40 Nolu Sokak No: 4 (Kazım Karabekir okulu yanı)<br>Telefon: 0342 271 11 12</p>
<p style="list-style-type: none;">NERMİN ECZANESİ<br>23 Nisan Mahallesi 82025 Nolu Sokak No:1AA (Kemal Bayındır Hastanesi yanı)<br>Telefon: 0506 357 53 27</p>
<p style="list-style-type: none;">AY IŞIĞI ECZANESİ<br>Akkent Mahallesi 134002 Nolu Cadde Zambak Evler Sitesi E Blok Altı (Akıncıoğlu Baklava Karşısı, Millet Kütüphanesi civarı)<br>Telefon: 0535 599 60 40</p>
<p style="list-style-type: none;">KOLUKISA ECZANESİ<br>Güneykent Mahallesi 102208 Nolu Cadde No:3 106/107 Özel Defa Life Hastanesi Acil Çıkışı karşısı<br>Telefon: 0543 618 55 44</p>
<p style="list-style-type: none;">BARLAS ECZANESİ<br>23 Nisan Mah. Üniversite Bulvarı No:5/311-B(Tıp Fakültesi karşısı)<br>Telefon: 0342 3603939</p>
<p style="list-style-type: none;">EMRE ECZANESİ<br>Ertuğrul Gazi mah.189012 nolu cad. No:10/A (Doğuser Seramik karşı sokağı, Getir sokağı)<br>Telefon: 342 344 36 17</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">ŞEHİTKAMİL NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">GAYEM ECZANESİ<br>Medical Park Hastanesi Acil Karşısı-Primer Hastanesi yanı<br>Telefon : 0342 3367586</p>
<p style="list-style-type: none;">ISTASYON KIBAR ECZANESİ<br>Ali Fuat Cebesoy Bulvarı No:5/A (Şehitkamil Belediyesi karşısı-Forum AVM yakını)<br>Telefon: 03423255537</p>
<p style="list-style-type: none;">ÖZGE ECZANESİ<br>Fatih Mahallesi 22020 Nolu Cadde No:14/A(Celal Doğan Parkı civarı-Hz. Hamza Camii yanı)<br>Telefon: 0342 909 21 10</p>
<p style="list-style-type: none;">EFE BOZKURT ECZANESİ<br>Alleben Mah. Kemal Köker Cad:47/A (Hatem Hastanesi Yanı-Ulu Cami karşısı)<br>Telefon: 05337334427</p>
<p style="list-style-type: none;">YAŞAMALI ECZANESİ<br>Çıksorut Yeni Mah. 43 sokak No: 3/A (Çıksorut Güven Karakolu yanı, Fatih cami civarı, Çıksorut sağlık ocağı karşısı)<br>Telefon: 0506 930 40 27</p>
<p style="list-style-type: none;">IŞIL ECZANESİ<br>Boyno Mahallesi 07096 Nolu cadde No:54/A (Karşıyaka ASM ve 8 Şubat Diş Hastanesi karşısı)<br>Telefon : 0342 323 2884</p>
<p style="list-style-type: none;">HACIBABA EMEK ECZANESİ<br>Tekel Cad. Hasırcıoğlu Mah. 13 Nolu Sok. Hasırcıoğlu Tıp Merkezi yanı (Hacıbaba Su Deposu altı)<br>Telefon: 0342 323 54 91</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">NİZİP NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">AĞDEMİR ECZANESİ<br>Mimar Sinan Mahallesi Gül Sokak No:1/D ADN Hastanesi poliklinik çıkışı<br>Telefon : 0342 518 00 18</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">OĞUZELİ NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">SÜNDÜZ ECZANESİ<br>Oğuzlar Mahallesi Alçiçek Sokak No:4/4A (Hastane poliklinik giriş kapısının yanı)<br>Telefon: 0544 554 6318</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">YAVUZELİ NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">ÖZNUR ECZANESİ<br>Sultan Selim Mahallesi Hacı Sait Korkmaz Caddesi No:1/B/28<br>Telefon: 0342 641 21 47</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">İSLAHİYE NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">MERKEZ ECZANESİ <br>Çamlıca Mahallesi Emniyet Sokak No:6I (eski devlet hastanesi yakını, MSM karşısı)<br>Telefon: 0534 032 86 97</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">ARABAN NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">BABACAN ECZANESİ<br>Yeşiova Mahallesi Dr. Asım Güzelbey Caddesi No:25/A<br>Telefon : 0342 611 28 98</p>
<p style="list-style-type: none;"></p>
<h2 style="list-style-type: none;">NURDAĞI NÖBETÇİ ECZANELER</h2>
<p style="list-style-type: none;">ÜNSALAN ÖMÜR<br>Atatürk Mah.3030 Nolu Sokak No:3/Zı <br>Telefon : 0342 671 27 50</p><p>Kaynak: <a target="_blank" href="https://www.kenthaber27.com/haber/17-nisan-2025-persembe-gunu-gaziantep-te-nobetci-eczaneler-981830.html"><b>KentHaber27.com</b></a></p><br><br>HABER KAYNAĞI : AIGF ]]></content:encoded>
						<category><![CDATA[ Yazarlar]]></category>
					</item>
	</channel>
</rss>