Biz Gazeteciyiz

“Erdoğan ateşle oynuyor”…

Alman gazetelerinde Türkiye’nin Suriye’de rejime bağlı güçlerle karşı karşıya gelmesinin ardından NATO’dan destek istemesi ve Ankara’nın Moskova ile olan ilişkilerini ele alan yorumlar dikkati çekiyor. Genelde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikası eleştiriliyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung‘daki “Erdoğan’ın hatası” başlıklı yorumda, Suriye’de “köşeye sıkışan” Türkiye’nin güvenliğini NATO’ya borçlu olduğu ifade ediliyor:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ateşle oynadı. Şimdi cayır cayır yanıyor. Zira Türk ordusu doğrudan Suriye birlikleri ile askeri çatışmaya girdi ve dolaylı olarak da Ruslarla. Suriye’de maceracı tutum izleyen ve Rusya ile yakınlaşan Erdoğan’ın risk alabilmesinin tek nedeni NATO’nun korumasına sahip olması. Ancak bu, NATO’nun 5’inci maddesinin uygulanması çağrısında bulunarak, Erdoğan’ın çıkarttığı yangını söndürmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor. Türkiye’nin yaptığı hatanın sorumluluğunu kendisini üstlenmesi gerekiyor.”

Türkiye, İdlib’de 36 askerin yaşamını yitirmesinin ardından, Avrupa’ya gitmek isteyen mültecileri durdurmak için çaba göstermeyeceği mesajını verdi. Ludwigshafen’da yayımlanan Rheinpfalz gazetesindeki yorumda Türkiye’nin Batı’nın desteğini almak için Suriyeli sığınmacıları baskı aracı olarak kullanmak istediği, ancak bunun işe yaramayacağı dile getiriliyor:

“Suriye’de yaşanan son gerilim, Türk hükümetine ne kadar yalnız olduğunu gösterdi. Ankara’nın uzun zamandır sıkı ilişkiler içinde olduğu Rus yönetimi Esad’a destek veriyor. Batılı müttefikler de ihtiyatlı davranıyor. Türkiye’nin yeterince önemli olduğu ve müttefiklerini kendi ihtiyaçlarına göre seçebileceği varsayımıyla, Erdoğan geçen yıllarda Batı’ya karşı kaba bir tutum izledi. Artık Türkiye en azından Avrupalıları desteğe zorlamak için masum Suriyeli sığınmacıları baskı aracı olarak kullanıyor. Erdoğan hükümeti, Batı’da hiçbir devletin gönüllü olarak kendi yanında olmadığını biliyor.”

Kassel’da yayımlanan Hessische Niedersächsische Allgemeine‘de gazetesindeki yorumda da NATO’nun Türkiye’ye destek vermesi için bir nedeni olmadığı savunuluyor:

“İdlib’deki insani felaketin baş sorumluları devlet başkanları Esad, Putin ve Erdoğan. Sonuncusu Suriye’deki çatışma alanında kendini çıkmaza sokacak bir manevra yaptı. Bu nedenle de transatlantik ittifakı hatırlayarak, NATO desteğinde ısrar ediyor. NATO birlikleri Erdoğan’ın yanında Esad’ın ordusu ve koruyucusu Rusya’ya karşı savaş girerse, NATO anlaşmasının tam tersi olacak. Özgürlük ve demokrasiyi savunmak için kurulan bir ittifakın askerleri, saldırgan bir liderin yayılmacı çabaları için hayatlarını tehlikeye atacaklar. Çünkü Erdoğan’ın Suriye’de nüfuzunu garanti altına almak ve savaştan bağımsız olarak Türk sınırından Kürtleri uzak tutmaktan başka hiçbir niyeti yok.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesindeki yorumda da aynı konu ele alınıyor:

“Erdoğan, bir milyon Suriyeli mültecinin daha gelmesi halinde Türkiye’nin bu yükü kaldırmakta zorlanacağını söylerken haklı. Türkiye yaklaşık 4 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapıyor ve ağır bir yükü taşımak zorunda. Avrupa’nın bunu kabul etmesi ve mültecilerin barınması ve ihtiyaçlarının karşılanması için Ankara’ya yardım sağlaması gerekiyor. Ancak Avrupalılar şantaja boyun eğmemeli. Erdoğan’ın Avrupa’ya ihtiyacı var. Siyasi olduğu kadar ekonomik olarak da Avrupa Birliği’ne bağımlı, Moskova’nın artık güvenilmez olmasından beri de bu bağımlılık eskiye göre daha fazla. Avrupalıların düşüncesiz Türk dış politikasına aynı düşüncesizlikle karşılık vermesi için nedeni bulunmuyor.”

Mannheimer Morgen gazetesindeki yorumda ise Suriye krizi nedeniyle Avrupa’nın Rusya’ya baskıyı artırması gerektiğine işaret ediliyor:

“Suriye’de gerilim daha da tırmanırsa, Avrupalıların ne yapacağını düşünmesi gerekiyor. Erdoğan zor bir müttefik olabilir ama Putin çok daha kötü. Avrupa Birliği Suriye’de yaşananları uzun süre boyunca hiçbir şey yapmadan izledi ve Putin’in askeri müdahalesine de ses çıkarmadı. Almanya’da Rusya’ya yönelik yaptırımların yumuşatılmasını isteyen siyasetçilerin olması inanılmaz. Ama kimsenin aklına Rusya’ya yönelik yaptırımların sertleştirilmesinin gelmemesi de garip.”