18 Eylül 2021 Cumartesi
Yok öyle, suçu İngiliz basınına atıp kaçmak – Faruk Bildirici

Yok öyle, suçu İngiliz basınına atıp kaçmak – Faruk Bildirici

BBC Türkçe, “Wallace: Türkiye gibi ülkelerde mülteci merkezleri planlıyoruz” haberini düzeltti özür diledi. Ama Türkiye’de yayımlayanlar, suçu İngiliz basınına attı, sorumluluk almadı. Sözcü, Cumhuriyet, BirGün, Karar ve Gazete Pencere’yi inceledim.
BBC Türkçe’nin “atıf hatası” yaptığını kabul ettiği haberi yayımlayan bağımsız ve eleştirel medyanın çıkarması gereken üç ders var: Haberlerde kaynak verilmeli, Haberler mutlaka kaynağından kontrol edilmeli, Yanlış haber düzeltilmeli ve özür dilenmeli.

Kabul etmek lazım, sosyal medyayı ve muhalefet liderlerini ayağa kaldıran BBC Türkçe’nin “İngiltere Savunma Bakanı Wallace: Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerde mülteci merkezleri planlıyoruz” başlıklı haberiydi.

    BBC Türkçe’nin, Savunma Bakanı Wallace’ın Mail on Sunday’deki yazısına dayanan haberi, 22 Ağustos akşamı, onlarca internet sitesinde hemen aynı başlıklarla alıntılandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere muhalefet partilerinden birçok siyasetçi bu habere dayanarak tepki gösterdi. Bakan Wallace’a atfedilen sözler, o akşam sosyal medyada en çok konuşulan konular arasına girdi.

    Dışişleri Bakanlığı, aynı akşam “Birleşik Krallık basınında yeralan Afgan mülteciler için Türkiye’de iltica başvuru merkezi kurulması konusunda plan yapıldığı yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır” açıklaması yaptı ama haberin ertesi günkü gazetelerde de yer almasını engelleyemedi.

    Alt alta iki yazı karıştırılmış

    Dışışleri’nin açıklamasında Savunma Bakanı Wallace’ın böyle bir demeci olmadığı yönünde bir ifade yoktu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un paylaşımıyla geldi bu itiraz:

    “İngiltere Savunma Bakanı Wallace, Mail On Sunday için Afganistan ile ilgili bir makale kaleme aldı. Makalede ‘We will establish a series of processing hubs across the region outside Afghanistan for those Afghans we have an obligation to bring to this country’ ifadesi geçiyordu.

Yani Wallace, makalesinde ‘İngiltere’ye getirmekle yükümlü olduğumuz Afganlar için Afganistan dışındaki bölgede bir dizi merkez kuracağız’ diye bir cümle kuruyordu. Makalenin hiçbir yerinde ‘Türkiye’ geçmiyor, ima dahi edilmiyordu.

    Ne var ki İngiliz Bakanın makalesi Türkiye karşıtlığı ile maruf bazı yabancı medya kuruluşları tarafından çarpıtıldı. Ve bu makale, ‘İngiltere, Pakistan ve Türkiye’de mülteci merkezleri kuracak’ şeklinde sunuldu. Dediğimiz gibi, Bakan hiçbir şekilde Türkiye dememişti oysa!”

    Altun’un açıklamasından sonra tartışma Wallace’ın bu sözleri söylemediği noktasına kaydı. Sonra da BBC Türkçe’den bir “özür” açıklaması geldi; “atıf hatası” yapıldığı belirtilerek özür dileniyordu. Mülteci merkezlerinin kurulması için Türkiye ve Pakistan’ın düşünüldüğü yönünde Guardian ve Mail on Sunday yazarlarının yazısındaki ifade yanlışlıkla bakana atfen yazılmıştı.

    Yanlış haberi yayımlayanlar ne yaptı?

    Sonuçta bir gazetecilik hatasıyla karşı karşıyayız. Bakan Wallace’ın yazısı ile hemen altında yer alan yazı karıştırılmış, gazetenin yazarları Glen Owen ve Ian Gallagher’ın yazısındaki ifade Bakan Wallace’ın sözleri gibi aktarılmış.

      Yanlış habere dayanarak açıklamalar yapan siyasetçilerin ne yapacakları siyasetin konusu. Meseleye gazetecilik açısından bakınca BBC Türkçe’nin haberini alıntılayan ya da kopyalayan internet siteleri ve gazetelerin haberlerini düzeltmeleri ve özür dilemeleri gerektiği çok açık. Fakat ne yazıkki, yanlışı net bir ifadeyle düzelten ve özür dileyen bir medya kuruluşu olmadı.

    BBC Türkçe’nin yanlış haberini kullanan medya kuruluşlarının yanlış ortaya çıktıktan sonra ne yaptıklarına tek tek bakalım:

    Sözcü sorumluluğu üzerinden attı:  Sözcü gazetesi internet sitesinde “İngiltere, Türkiye’deki ‘Afgan mülteci’ planını açıkladı, siyasetçilerden tepki yağdı” haberi yayımlandı. Basılı gazetede de 23 Ağustos’ta “İngiltere, Türkiye’deki ‘Afgan mülteci’ planını açıkladı, tepki büyük” başlıklı bir haber kullanıldı. Her iki haberde de BBC Türkçe kaynak gösterilmiyordu ama o cümle Bakan Wallace söylemiş gibi yazılmıştı.

    Sözcü bugün yayımladığı “İngiltere medyasının haberleri Türkiye’yi ayağa kaldırdı” başlıklı haberde sanki kendisi daha önce bu haberleri yayımlamamış gibi davrandı. BBC Türkçe’nin özür dilediğinden bahsetmediği gibi hatanın sorumluluğunu tümüyle “İngiltere medyası”na attı.

    Cumhuriyet, BBC’nin özrünü yayımladı: Cumhuriyet internet sitesinde, “İngiltere Savunma Bakanı Wallace: Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerde mülteci merkezleri planlıyoruz” haberini, BBC Türkçe logosuyla kullanmıştı. Ama 23 Ağustos’ta BBCTürkçe’yi kaynak göstermeden “İngiltere’nin ‘Türkiye’de sığınmacı kampı’ planına muhalefetten tepki” haberinde Kılıçdaroğlu ve Akşener’in tepkilerine de yer verdi.

    Cumhuriyet bugün ise bir yandan “BBC: Atıf hatası yaptık” başlığıyla haberin yanlış çıktığını duyururken bir yandan da “Türkiye’de mülteci kampı kurulacağı iddialarına tepki yağdı” haberi yaptı. Cumhuriyet de sanki bir gün önce o sözleri basılı gazetede Bakan Wallace’a atfen yayımlamamış gibi davrandı.

    Karar, haberlerdeki hatadan hiç bahsetmedi:  Karar gazetesi 22 Ağustos akşamı İngiliz Bakan: Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerde mülteci merkezleri planlıyoruz” haberi yayımladı. BBC Türkçe’nin kaynak gösterildiği bu haber, basılı gazetede yer almadı.

  Bu konudaki tüm gelişmeler, açıklamalar, muhalefetin tepkileri bugünkü basılı gazetede

“İngiltere, Türkiye’de mülteci merkezi kurmak istiyor’ iddiası tepkilerin odağında” başlığı altında toplandı. Ancak ilk haberlerde Bakan Wallace’a atfen yayımlanan sözlerin yanlış olduğuna ve BBC Türkçe’nin açıklamasına yer verilmemesi eksiklikti.

  BirGün kaynak göstermişti:  BirGün gazetesi internet sitesi Pazar akşamı yayımladığı “İngiltere: Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerde mülteci merkezleri kurmayı planlıyoruz” haberinde “BBC Türkçe’nin haberine göre” diye kaynak gösterdi. Ardından Dışişleri, Altun ve BBC Türkçe’nin açıklamalarını, siyasetçilerin tepkilerini de ayrı ayrı haber yaptı.

   BirGün bugün de “BBC Türkçe, mülteci haberi için özür diledi” haberini basılı gazetede yayımladı. Daha önce basılı gazetede bu konuda haber olmadığı ve internette de BBC Türkçe kaynak gösterildiği için BirGün’ün özür dilemesine gerek yoktu; özür haberi kullanarak daha önce yayımladığı haberlerin akıbeti hakkında okurunu bilgilendirmiş oldu.

  Gazete Pencere de düzeltmedi:  Gazete Pencere, 23 Ağustos’ta “İngiliz Bakan’dan al haberi: Türkiye’ye mülteci merkezi kurulacak” başlığıyla yayımladığı haberde, BBC Türkçe’yi kaynak göstermedi. Bakan Wallace’ın bu cümlesinin Mail on Sunday’deki yazısında yayımlandığı belirtildi. Bu haberin yanında yer alan ikinci haberde Akşener’in bu konuda tepki gösterirken BBC Türkçe’nin haberinin linkini de paylaştığı bilgisi verildi.

   Gazete Pencere bugün ise “İngiliz basını ortalığı karıştırdı” başlıklı haberinde BBC Türkçe’nin “atıf hatası” açıklaması ile Guardian’ın aynı içerikli haberini düzelttiği bilgisi verildi. Ama birgün önce aynı yanlışı yapmış olmalarına rağmen düzeltme yapmadılar.

   Haberin kaynağına bakılmalıydı

    Sadece bağımsız ve eleştirel medyanın bu konudaki haberlerini inceledim. Çünkü iktidar yanlısı medya zaten ilk gün bu konudaki haberlere yer vermedi. Bugün ise Sabah’ta “BBC’nin özür dilediği yalana sarıldılar”, Hürriyet’te “Ankara’dan jet yalanlama”, Yeni Şafak “Yalan koalisyonu”, Akşam “BBC özür diledi CHP’den çıt yok” haberleri yayımladı. Bu medya kuruluşları benzer gelişmelerde olduğu gibi muhalefeti suçlamayı yeğlediler.

    Ama iktidar medyası nasıl yaklaşırsa yaklaşsın, Savunma Bakanı Wallace’a atıf hatası yapılan haber, bağımsız ve eleştirel medya kuruluşları tarafından dersler çıkarılacak örnek bir olay kabul edilmeli. Ben bu yanlıştan çıkarılması gereken dersleri üç noktada topladım:

    Haberlerde mutlaka kaynak gösterilmeli: Haber yazarken kaynak göstermek hem emeğe saygı açısından gereklidir hem de bir yanlışlık olduğunda sorumluluğun adresini göstermek açısından. Bakan Wallace haberlerinde de BBC Türkçe kaynak gösterilmeliydi.

    Yanlış çıkınca düzeltilmeli ve özür dilenmeli: Bir haberin yanlış olduğunu okura açıkça duyurmak ve özür dilemek bir yükümlülüktür. Hataları şeffaf bir şekilde düzeltmek, okur ve izleyiciyle güveni sağlamlaştırır. Benzer hataların tekrarlanmasını da önler.

    Haber yazarken asıl kaynak kontrol edilmeli: Türkiye’de mülteci merkezi kurulacağı cümlesini Bakan Wallace’a atfeden yanlış haberini yayımlayan medya kuruluşları, BBC Türkçe’nin haberini kaynağından kontrol etmemişti. Oysa Daily Mail’in internet sitesine bakarak Bakan Wallace’ın sözlerini kontrol etmek hiç de zor değildi. Nitekim Diken internet sitesi, BBC Türkçe’nin haberini kaynak almamış, Daily Mail’in sitesini inceleyerek, “Britanya’nın planı: Türkiye’de Afgan sığınmacı kampı” haberi yayımlamıştı.

     Aslında sıraladığım bu üç ders, sadece Bakan Wallace haberine özgü yanlışları içermiyor. Benzer yanlışlar sürekli tekrarlanıyor medyada. Özellikle de haberi asıl kaynağından kontrol etmeden topyalama alışkanlığı çok yaygın.