Biz Gazeteciyiz

Prostattan cinsel sorunlara her derde deva ürün reklamı yapan hoca! – Faruk Bildirici

“Fonda tasavvuf müziği, ekranda kendisine ‘Hocam’ diye hitap edilen bir satıcı. Dini terimler, inşallahlar, maşallahlar eşliğinde yine her derde deva bir ürün sahnede. Şeyh-i Şifa’nın hedefinde özellikle prostat hastaları var. Hocamız huşu içinde ürünün nasıl mucizelere haiz olduğunu anlatıyor ve sözlerini şöyle bitiriyor: Bir set alana bir set bedava, 4 kavanoz sizlere iyi gelecek inşallah…”

    Sefer Levent iki yıl kadar önce Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazısında, bir uydu kanalındaki Şeyh-i Şifa adlı gıda takviyesi reklamını böyle aktarmıştı. İnsan sağlığını tehlikeye atan ürünlerle ilgili bu reklamların uydu kanallarında kontrolsüz biçimde yapılabilmesini eleştiriyordu.

    Aslında bu ürünün reklamı sadece televizyon kanallarında yapılmıyordu; onlarca internet sitesinde Şeyh-i Şifa reklamı görmek mümkündü. Ürün birçok e-ticaret sitesinde de satılıyordu.

    Ürologların fotoğrafını da kullanmışlardı

    RTÜK de bu tür ürünlerle ilgili olarak uydu kanallarına ceza yağdırıyor ama bir türlü bu reklamları engelleyemiyordu. RTÜK, Şeyh-i Şifa adlı bu gıda takviyesiyle ilgili reklamları yayımlayan televizyon kanallarına 2019 yılında üç, 2020 yılında iki kez ceza vermişti. Kararlarda, bir gıda takviyesinin prostat, kanser ve cinsel sorunlara kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği öne sürülerek ilaç gibi tanıtılmasının ve reklamının yapılmasının yasalara ve yayıncılık ilkelerine aykırı olduğu belirtiliyordu.

      Bu ürünü piyasaya sürenler, sadece dini ve sağlığı istismar etmekle kalmamış, daha önce de bu ürünün internette reklamı için ünlü ürologların bir kongrede çekilmiş fotoğrafını kullanmışlardı. “Doktorlar tavsiye ediyor” reklamlarında kendi fotoğraflarını gören doktorlar, hukuki girişimlerde bulunmuşlardı. Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof.Dr. Sinan Sözen, “Fotoğrafı görünce şoke olduk. Birini (siteyi) kapattırıyoruz diğeri açılıyor” demişti.

    Doktorların 2017 yılında verdikleri hukuk mücadelesi sonucunda Sağlık Bakanlığı da devreye girmiş ve doktorların fotoğrafının kullanıldığı reklamın yer aldığı site de kapatılmıştı.

    Hoca kılıklı satıcı

    Ancak RTÜK’ün ağır cezaları, yayın durdurma kararları bu ürünün reklamının uydu üzerinden yayın yapan çeşitli televizyon kanallarında devam etmesini engelleyememiş.

   Bunu da 25 Eylül’de televizyon kanalları arasında dolaşırken tesadüfen anladım.  363 adlı uydu kanalında yine “Hocam” diye hitap edilen, sarık ve cübbe giymiş bir kişi, Şeyh-i Şifa denilen bu ürünün reklamını yapıyordu. Ekranın altında da “3 kavanoz prostat 3 kavanoz aile saadeti macunu” ile ürünün fiyatı ve bir telefon numarası yazıyordu.

    Çeşitli otların karışımı olduğu söylenen böyle bir ürün, birçok hastalığı tedavi edecek bir ilaç gibi tanıtılarak insan sağlığıyla oynanıyordu. Hem de İslam dini, sahtekârca bir satışta insanları kandırmak için kullanılıyordu.

    Anlaşılan onca şikayete, habere, hukuk mücadelesine rağmen reklamı yıllardır önlenememişti. İnternetteki e-ticaret sitelerinde de bu ürünün satışı bütün hızıyla devam ediyordu.

   Sağlık ve İçişleri Bakanlıkları nerede?

    Gerçi RTÜK, sadece Şeyh-i Şifa değil, uydu kanallarında “her derde deva olarak sunulan limon, maydanoz, sarımsak kürü, obezite sorununu çözdüğü belirtilen Mahmut Efendi enginar macunu, bel ve boyun ağrılarının ilacı olarak satılan mucize ağrı kremi” gibi ürünlerin reklamını yayımlayan televizyonlara da sürekli ceza yağdırıyor.

   Ama RTÜK’ün para cezası, program durdurma, yayın durdurma gibi cezaları hatta lisans iptal kararları uydu kanallarındaki bu tür reklamları durdurmaya yetmiyor. Üstelik de bu dolandırıcılık bütün kamuoyunun gözü önünde, açıktan yapılıyor; bakanlıklar ve yetkililer de seyretmekle yetiniyorlar.

     RTÜK’ün bu sahtekârlığın reklamını yapan uydu kanallarını yeterince sıkı takip etmediği, bu reklamların tümünü düzenli biçimde cezalandırmadığı söylenebilir. Ama asıl sorun RTÜK dışında hiçbir bakanlığın, hiçbir kuruluşun bu gıda takviyelerinin her derde devam mucize ilaç gibi reklamı ve satışını sorun olarak görmemesinde; sorumluluk almamasında.

     İçeriği şüpheli ürünler her derde deva mucize ilaç gibi tanıtılarak satılıyor, insan sağlığı tehlikeye atılıyor ama Sağlık Bakanlığı müdahale etmiyor.

     İnsanların dini hassasiyetleri ticari çıkarlara alet ediliyor ama Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan tek itiraz gelmiyor.

    Vatandaşlar dolandırılıyor ama İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı soruşturmaya gerek görmüyor.

    Gıda takviyesi diye izin alınıyor ama ilaç gibi reklamı yapılmasına rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı, satış iznini iptal etmiyor.

     Türksat da sadece bu tür ürünlerin reklamı üzerinden kâr sağlayan uyduruk televizyonlara uydudan kanal kiralamaktan vazgeçmiyor.

     Devlet kurumları ve yetkililer, insan yaşamını tehlikeye atan bu reklamları ve ürünlerin satışını durdurmak için çaba harcamıyor ama medya ne yapıyor? Bakıyorum medya kuruluşları da görmezden geliyor, böyle bir sorun yokmuş gibi davranıyor.