Tarafların son dönemde yaptığı karşılıklı deniz parkı ve deniz mekânsal planlama açıklamaları, hava sahası ihlali iddiaları ve farklı bölgesel aktörlerle hizalanmaları Ege'de suların tekrar kızışabileceğine işaret ediyor.
Ege'deki yeni döneme dair en somut örneklerden biri 31 Ağustos'ta geldi.
İstanbul 'da türkiye , Suudi Arabistan ve Pakistan'ın kurduğu Mekke Savunma İttifakı'nın ilk toplantısı düzenlenirken aynı gün Tel Aviv'de Yunanistan ve İsrail arasında "Aşil Kalkanı" olarak adlandırılan tarihi bir savunma anlaşması imzalandı.
Uzmanlar, Ankara ve Atina'nın silahlanarak birbirlerini daha da silahlandırmaya ittikleri bir sarmalın şiddetlendiğini söylüyor.
Ege'deki "sakin sular" yaklaşımının yerini yeni, ancak bir o kadar da eski, bir rekabete bıraktığı yorumu yapılıyor.
'Türkiye kanıksanmış bir tehdit'
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, "Aşil Kalkanı"nın Yunanistan ile imzalanan en büyük ihracat anlaşması olduğunu açıkladı.
Anlaşma kapsamında İsrail'in Atina'ya 3 milyar euro (yaklaşık 170 milyar lira) değerinde kısa ve orta menzilli hava savunma sistemleri ve radarlar ihraç etmesi planlanıyor.
Ayrıca İsrail merkezli Rafael savunma şirketinin Yunanistan için bir ulusal komuta-kontrol ağı kurması öngörülüyor.
Israel Katz, imza töreninde yaptığı konuşmada "İsrail ve Yunanistan ortak stratejik çıkarlar paylaşıyor ve hegemonik hırsları olan aktörlerin bölgede nüfuzlarını artırıp istikrarı zedelediği bir dönemde ortak bölgesel sınamalarla karşı karşıya kalıyor" dedi.
Yunanistan merkezli avrupa ve Dış Politika Helen Vakfı (ELIMAP) güvenlik ve Dış Politika Programı Başkanı Panayotis Tsakonas, Aşil Kalkanı projesi için "Yunanistan tarihinin en büyük ve kapsamlı askeri kurumsal reformu ve düzenlemesi" diyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Tsakonas, "Gerek Yunan hükümetleri gerekse Yunan halkı açısından Türkiye kanıksanmış bir tehdit olarak görülüyor" ifadelerini kullanıyor.
Anlaşmanın Yunanistan'ın caydırıcılığını artıracağını vurgulayan uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Büyük oranda Türkiye ile alakalı olsa da yalnızca Türkiye ile sınırlı değil. Ukrayna 'daki savaşta ve özellikle İran'da yaşananları da temel alıyor."
Kaynak,JACK GUEZ/AFP/Getty Images
Fotoğraf altı yazısı,İsrail'in Yunanistan'a ihraç edeceği sistemler arasında yer alan Davut'un Sapanı adlı orta menzilli hava savunma sistemi.
Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doçent Doktor Altuğ Günal anlaşma için "Türkiye'ye karşı kurulacak ya da zaten kurulmuş olan askeri ittifakın önemli aşamalarından bir tanesini oluşturuyor" diyor.
Bazı uzmanlar ise bu projenin daha geniş çerçevede yorumlanması gerektiğini savunuyor.
Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Gizem Alioğlu Çakmak, "Aşil Kalkanı'nı Türkiye'ye karşı imzalanmış bir karşılıklı savunma anlaşması gibi okumak bence yanlış olur" diyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Çakmak, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve İsrail'in yakınlaşmasının Ankara tarafından "Türkiye'nin çevrelenmesi şeklinde okunabileceğini" ve bunun bir güvenlik ikilemi yaratacağını söylüyor.
Katz'ın açıklamasında ya da Aşil Kalkanı anlaşmasında direkt olarak Türkiye'ye atıfta bulunulmadığını hatırlatan Çakmak, şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Füze ve İHA tehdidi artık yalnızca Ege'ye değil daha geniş Ortadoğu güvenlik ortamına da ilişkindir. Yunanistan'ın aynı zamanda Suudi Arabistan'a Patriot [hava savunma sistemi] konuşlandırması ve Arap ülkeleriyle bağlarını geliştirmeye çalışması da katı bir 'iki blok' okumasını zayıflatıyor."
Yumuşamanın sonu mu?
Türkiye ve Yunanistan arasında gerilimin yükselmesine karşın 2023'te başlayan yakınlaşma süreci hala devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından imzalanan Atina Deklarasyonu kapsamında iki ülke liderleri düzenli olarak biraraya geliyor.
Son olarak şubatta yapılan görüşmede iki lider Doğu Akdeniz ve Ege'de mevcut sükunetin korunması konusunda görüş birliğinde olduklarını vurgulamışlardı.
Mevcut gerilimin nedenini ve nasıl ilerleyeceğini anlamak için ilişkileri tarihi bağlamında değerlendirmek gerekiyor.
Ege Denizi'ni paylaşan iki ülkenin siyasi geçmişi tıpkı son yıllarda olduğu gibi dönemsel gerginlikler ve yakınlaşmalardan oluşuyor.
Altuğ Günal, "güvenlik ikilemi" olarak tarif ettiği bu durumu şöyle açıklıyor:
"Türkiye kendi askeri kapasitesini savunma ya da caydırıcılık amacıyla artırdığında Yunanistan bunu kendisine karşı yapılmış bir hamle olarak görüyor.
"Yunanistan silahlandıkça da Ankara bunu kendisine yönelik görmeye başlıyor ve tedbir için daha fazla silahlanma gereği hissediyor. Böylece kısır döngüye giriyorlar."
Kaynak,Adem ALTAN/AFP/Getty Images
Fotoğraf altı yazısı,Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis Şubat 'ta Ankara'da görüşmüştü.
Gizem Alioğlu Çakmak ise " Nato iki ülkeyi aynı ittifakın içine soktu fakat aynı siyasi topluluğun parçası haline getirmedi" değerlendirmesini yapıyor.
Çakmak, Fransa ile Almanya 'nın rekabetten toplumsal ve siyasi işbirliğine geçişine atıfta bulunarak "Türkiye ile Yunanistan arasında buna benzer kalıcı bir 'biz' kimliği oluşmadığı için yakınlaşmalar kolayca tersine çevrilebiliyor" diyor.
Akademisyen, 2023'te başlayan yakınlaşma sürecinin resmen bitmese de "siyasi içeriğinin ciddi biçimde zayıfladığını" savunuyor:
"Karşılıklı deniz parkı ve deniz mekânsal planlama açıklamaları, tarafların hukuki ve egemenlik tezlerini Yeniden öne çıkardı. Yunan makamlarının verilerine göre Ege'deki hava hadiselerinde de 2024'e kıyasla artış yaşandı.
"Buna rağmen diplomatik temasların ve pozitif gündem mekanizmalarının devam etmesi henüz 2020'deki gibi doğrudan bir askerî krizden söz edemeyeceğimizi gösteriyor."
Panayotis Tsakonas ise Yunanistan'ın İsrail ile bağlarını güçlendirmesinin Türkiye ile yaşadığı güvenlik ikilemini daha da derinleştirdiğini söylüyor.
Yunanistan'ın 2010'dan bu yana İsrail ve özellikle Netanyahu yönetimiyle ilişkilerini geliştirdiğini vurgulayan Tsakonas, "Beni endişelendiren tek şey 'sakin sular' döneminin bir süredir bitmiş olması değil, Doğu Akdeniz genelinde yeni bir durumun ortaya çıkması" diyor ve ekliyor:
"Yunanistan ve Türkiye arasındaki ihtilaf, çözüme ulaşılmasını engelliyor. Kıbrıs'ta bir çözüm ihtimalini de düşürüyor."
Yunanistan seçimlerinin etkisi
Söylemin sertleşmesindeki faktörlerden biri de Yunanistan'da 2027'nin ilkbaharında yapılması planlanan seçimler olabilir.
Başbakan Miçotakis, 7 Eylül 'de Selanik'te katıldığı bir fuarda Yunanistan'ın kara sularını 12 deniz miline çıkarma hakkını koruduğunu ve uygun gördükleri zaman bunu gerçekleştireceklerini söyledi.
TBMM, 8 Haziran 1995 tarihli kararı ile Yunanistan'ın bu adımı atması durumunda askeri müdahalenin önünü açıyor.
Yunanistan "Casus Belli" yani savaş sebebi olarak gördüğü bu Kararı n kaldırılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye ise kara sularının 12 deniz miline çıkartılmasının Ege Denizi özelinde açık deniz alanlarını daraltacağını ve haksızlığa yol açacağını söylüyor.
Gizem Alioğku Çakmak'a göre, "Açıklamanın zamanlamasını Seçim siyasetinden tamamen bağımsız değerlendirmek naif olur ancak gerilimi yalnızca seçimlere bağlamak da indirgemeci olur".
Çakmak, 12 mil konusunun "çok daha eski ve yapısal bir Türk–Yunan uyuşmazlığı" olduğunu anlatıyor.
Panayotis Tsakonas ise Başbakan Miçotakis için "İç sebeplerden dolayı durumu olabildiğince sabit tutmaya çalışacaktır" diyor.
Tsakonas, "Mevcut hükümet değil hiçbir hükümetin Yunanistan-Türkiye ilişkilerinin daha da kötüleşmesini isteyeceğini sanmıyorum" diyor.
Yunan uzman, MİT Müsteşarı İbrahim Kalın'ın geçtimiz haftalarda Atina'yı Ziyaret etmesinin ardında da gerilimi düşürme amacının yattığını savunuyor:
"Başbakan [Miçotakis] ile görüştüğünü biliyorum. Bence bu iki devlete de kontrolü kaybetmeden bir süredir yaptıkları gibi kendi pozisyonlarını ilan etme imkanı veren danışıklı bir durum."
Danışıklı olsun ya da olmasın mevcut güvenlik krizinin derinleşmesi Ege'nin iki kıyısı için de siyasi ve askeri riskler barındırıyor.
Altuğ Günal'ın Türkiye ve Yunanistan'ın bulunduğu kısır döngüye dair şu uyarıda bulunuyor:
"İki taraf da giderek daha fazla silahlanıyor ve bu da yanlış değerlendirme ve hesap hataları ile yanlışlıkla karşılaşma ihtimalini tırmandırıyor. Ne kadar çok tetik varsa çekilme ihtimali o kadar artar."
Kaynak: BBC Türkçe