11 Eylül sabahında dünyayı değiştiren 102 dakika…

11 Eylül 2001 sabahı New York’ta iki uçağın Dünya Ticaret Merkezi’ne, bir başka uçağın Pentagon’a çarpması ve United Airlines’ın 93 sefer sayılı uçağının Pennsylvania’da düşmesiyle hem yaklaşık 3 bin insan hayatını kaybetti hem de dünya değişti.

11 Eylül sabahında dünyayı değiştiren 102 dakika…

11 Eylül 2001 sabahı New York’ta iki uçağın Dünya Ticaret Merkezi’ne, bir başka uçağın Pentagon’a çarpması ve United Airlines’ın 93 sefer sayılı uçağının Pennsylvania’da düşmesiyle hem yaklaşık 3 bin insan hayatını kaybetti hem de dünya değişti.

11 Eylül Komisyonu’na göre ilk uçak çarpmasından (08.46) Kuzey Kulesi’nin çöktüğü ana (10.28) kadar saldırılar toplam 1 saat 42 dakika sürdü. Hemen ardından ABD “teröre karşı savaş” ilan etti. Afganistan işgal edildi, ardından Irak savaşı başladı. Nato tarihinde ilk kez 5. maddeyi işletti. Havaalanlarında güvenlik kuralları baştan aşağı değişti. Devletlerin vatandaşlarını ve internet trafiğini izleme kapasitesi genişledi. Orta Doğu’nun dengeleri sarsıldı.

11 Eylül’ün üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen o günün etkileri hâlâ devam ediyor.

Bugün kullandığımız havaalanlarından devletlerin güvenlik politikalarına, insansız hava araçlarından Orta Doğu’daki siyasi dengelere kadar pek çok gelişmenin arkasında 11 Eylül sonrası dönemin izlerini görmek mümkün.

Peki tam olarak ne değişti?

1-“Teröre karşı savaş” dönemi başladı

11 Eylül’den önce ABD’nin güvenlik anlayışında devletler ve ordular başlıca tehdit olarak görülüyordu.

11 Eylül bu anlayışı değiştirdi. Artık tehdit yalnızca başka bir devlet değildi. Dünyanın herhangi bir yerinde faaliyet gösteren, sınırları olmayan bir terör örgütü de ABD’nin savaş hedefi olabiliyordu.

George W. Bush yönetimi “Teröre Karşı Savaş” olarak adlandırılan geniş kapsamlı bir mücadele başlattı.

İlk hedef Afganistan’daki Taliban yönetimi ve El-Kaide oldu.

7 Ekim 2001’de başlayan ABD öncülüğündeki operasyon kısa sürede Taliban yönetimini devirdi. Ancak savaş bitmedi. Afganistan’daki çatışma yaklaşık 20 yıl sürdü ve 2021’de ABD’nin çekilmesinin ardından Taliban Yeniden iktidara geldi.

Böylece 11 Eylül, ABD’nin tarihindeki en uzun savaşlardan birinin başlangıcı oldu.

2-NATO’nun görevi değişti

11 Eylül yalnızca ABD’yi değil NATO’yu da değiştirdi.

Saldırıların ertesi günü NATO tarihinde ilk ve bugüne kadar tek kez Washington Antlaşması’nın 5. maddesi işletildi.

Bu maddeye göre bir NATO üyesine yönelik silahlı saldırı, bütün müttefiklere yapılmış saldırı kabul ediliyor.

NATO daha sonra Afganistan’daki uluslararası güvenlik operasyonunun komutasını üstlendi ve terörle mücadele ittifakın temel faaliyetlerinden biri haline geldi.

“Soğuk Savaş” döneminde temel amacı Sovyetler Birliği’ni caydırmak olan ittifak, 11 Eylül’den sonra kendisini terörizm, istikrarsızlık ve devlet dışı tehditlerle mücadele eden daha geniş bir güvenlik örgütü olarak yeniden tanımladı.

3-Irak savaşı başladı

11 Eylül’ün doğrudan sonucu Afganistan Savaşı ydı.

Irak savaşı ise doğrudan bir sonuç değildi ama 11 Eylül sonrası oluşan güvenlik ortamı, Washington’ın Orta Doğu politikasını kökten değiştirdi.

2003’te ABD ve müttefikleri Irak’ı işgal etti. Saddam Hüseyin yönetimi devrildi.

İşgalin en önemli gerekçelerinden biri Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıydı. Ancak savaş sonrasında bu silahların bulunduğuna ilişkin iddialar doğrulanmadı. Hatta tersine iddiayı ortaya atan yetkililerin yalan söylediği ortaya çıktı.

Irak’ta devlet yapısının çökmesi, mezhep çatışmalarının ve silahlı örgütlerin güçlenmesi bölgenin dengelerini uzun süre bozdu.

El-Kaide’nin Irak kolunun ortaya çıkması ve daha sonra buradan IŞİD’in yükselmesi, 11 Eylül sonrası dönemin en önemli Sonuç larından biri oldu.

Dolayısıyla 11 Eylül’ün etkisi yalnızca New York ve Washington’da değil, yıllar boyunca Bağdat’tan Şam’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada hissedildi.

4-Havaalanları bambaşka yerlere dönüştü

Bugün havaalanına giderken yaşadığımız güvenlik kontrollerinin önemli bir bölümü 11 Eylül sonrasının mirası.

ABD’de Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA) kuruldu. Yolcuların güvenlik taramaları sıkılaştırıldı, kokpit kapıları güçlendirildi, uçaklara ve kabinlere erişim kuralları değiştirildi ve kayıtlı bagajların tamamının taranması uygulaması getirildi.

11 Eylül’den önce uçak Kaç ırma olayları çoğunlukla “uçağı ele geçirip pazarlık yapma” çerçevesinde gelişiyordu.

11 Eylül bu anlayışı değiştirdi çünkü artık bizzat uçakların da silaha dönüşebileceği ortaya çıktı.

Bu nedenle havaalanlarında güvenlik, yolculuk deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Ayakkabılarımızı çıkarmamızdan sıvı sınırlamalarına kadar bugün sıradan kabul ettiğimiz pek çok uygulamanın arkasında bu dönem bulunuyor.

5-Devletlerin gözetleme kapasitesi olağanüstü arttı

Belki de 11 Eylül’ün en kalıcı sonuçlarından biri burada ortaya çıktı.

Teröristleri bulmak için devletlerin daha fazla bilgi toplaması gerektiği fikri güç kazandı.

ABD’de “Vatanseverlik Yasası” kabul edildi ve devletin istihbarat toplama ve gözetim yetkileri genişletildi.

Sonraki yıllarda internetin ve dijital iletişimin yaygınlaşmasıyla bu kapasite daha da büyüdü.

Telefon kayıtları, internet trafiği, elektronik iletişim, finansal hareketler ve seyahat bilgileri güvenlik kurumlarının ilgilendiği veri alanları haline geldi.

11 Eylül sonrası dünya, “hedefli istihbarat” anlayışından çok daha büyük miktarda verinin toplanıp analiz edildiği bir güvenlik modeline doğru ilerledi.

Edward Snowden’ın 2013’te ortaya çıkardığı belgeler, bu dönüşümün boyutları konusunda dünya çapında büyük bir tartışma başlattı.

6-Güvenlik ile özgürlük arasındaki denge bozuldu

11 Eylül’den sonra güvenlik gerekçesiyle alınan önlemler sadece teröristleri hedeflemedi.

Amerikan toplumunda Müslümanlara ve Orta Doğu kökenli insanlara yönelik ayrımcılık ve şüphe de arttı. Güvenlik politikaları zaman zaman dini ve etnik profilleme tartışmalarını beraberinde getirdi.

Guantanamo Körfezi’ndeki tutuklular, gizli gözaltı programları ve işkence iddiaları da ABD’nin insan hakları politikası üzerinde ciddi tartışmalar yarattı.

7- İHA savaşın önemli araçlarından biri oldu

11 Eylül’ün bir başka mirası da gökyüzünde görüldü.

ABD, Afganistan’da ve daha sonra Pakistan, Yemen, Irak, Somali ve Suriye gibi bölgelerde insansız hava araçlarını istihbarat ve saldırı amacıyla giderek daha fazla kullandı.

Böylece savaşın doğası değişmeye başladı.

Eskiden hedefe ulaşmak için pilot göndermek gerekirken artık binlerce kilometre uzaktaki bir operatör, başka bir ülkedeki hedefi izleyebiliyor ve saldırı gerçekleştirebiliyordu.

Bu teknoloji daha sonra başka ülkelerin ordularına da yayıldı. Maliyetlerin düşmesiyle insansız hava araçları devletlerin yanı sıra silahlı örgütlerin de kullanımına girdi.

Bugün Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kadar dronların savaşın en önemli araçlarından biri haline gelmesinde 11 Eylül sonrası dönemin önemli bir payı var.

8-Orta Doğu’daki radikal örgütlerin yapısı değişti

11 Eylül’den önce El-Kaide küresel bir terör örgütüydü.

11 Eylül’den sonra örgüt parçalandı ama aynı zamanda farklı ülkelerde yeni yapılar ortaya çıktı.

Irak savaşı sonrasında El-Kaide’nin Irak kolu güçlendi. Bu yapı yıllar sonra IŞİD’e dönüştü.

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta geniş bir alanı kontrol etmesi, Musul’u ele geçirmesi ve dünyanın farklı bölgelerinden binlerce kişiyi saflarına çekmesi, 11 Eylül sonrası dönemin en çarpıcı sonuçlarından biriydi.

Böylece ABD’nin El-Kaide’yi ortadan kaldırmaya yönelik savaşı, beklenmedik biçimde daha farklı ve daha tehlikeli bir örgütün ortaya çıkmasına da zemin hazırladı.

9-ABD’nin dünyadaki konumu değişti

11 Eylül’ün hemen ardından ABD’nin gücü zirvede görünüyordu; aynı anda hem ekonomik hem askeri hem teknolojik açıdan rakipsizdi.

Ancak Afganistan ve Irak savaşları yıllarca sürdü. Milyarlarca dolar harcandı, yüz binlerce insan hayatını kaybetti ve ABD’nin uluslararası itibarında ciddi aşınma yaşandı.

Irak’ta kitle imha silahlarının bulunamaması, Guantanamo ve Ebu Gureyb gibi olaylar Washington’ın “kurallara dayalı düzen” savunuculuğuna yönelik eleştirileri artırdı.

Bu süreç ABD’nin dünyadaki konumunu bir gecede değiştirmedi.

Ancak Washington’ın askeri gücünün sınırlarını gösterdi ve sonraki yıllarda ABD’nin dış politikasında “sonsuz savaşlardan” uzaklaşma arzusunu güçlendirdi.

10-Dünyanın tehdit algısı değişti

“Soğuk Savaş”ın sona ermesinden sonra dünya bir süre daha güvenli bir yere gidiyor gibi görünüyordu.

Sovyetler Birliği yoktu. Küresel savaş tehdidi azalmıştı. İnternet dünyayı birbirine bağlıyor, küreselleşme hızlanıyordu.

(Medya Günlüğü)

Ama 11 Eylül bu iyimserliği bitirdi.

Bir devletin ordusu yerine birkaç düzine insanın küresel bir süper güce ağır bir saldırı düzenleyebileceği görüldü.

Terörizm uluslararası siyasetin merkezine yerleşti.

Daha sonra güvenlik gündemine siber saldırılar, biyolojik tehditler, radikalleşme, yalnız kurt saldırıları ve nihayet yapay zekâ destekli saldırılar eklendi. Tehdit kavramı giderek genişledi.

11-Medya ve internet de değişti

11 Eylül aynı zamanda haber alma biçimimizi değiştiren olaylardan biriydi.

Televizyon kanalları günlerce canlı yayın yaptı. Aynı görüntüler dünyanın her yerinde tekrar tekrar izlendi.

“Son dakika” haberciliği güçlendi.

İlerleyen yıllarda internet ve sosyal medya bu dönüşümü daha da hızlandırdı.

Artık insanlar büyük bir olay hakkında önce ertesi gün gazeteden değil, saniyeler içinde telefonlarından bilgi alıyordu.

Fakat bunun bir bedeli de vardı.

Yanlış bilgi, manipülasyon ve komplo teorileri de aynı hızla yayılmaya başladı.

11 Eylül’ün kendisi bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Araştırmalar, arama motorları ve sosyal medya platformlarının komplo içeriklerinin yayılmasında önemli rol oynayabildiğini gösteriyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ