Dr. Bahadır Kaleağası
"Kırılma noktasına yaklaştık"
AB-Türkiye ilişkileri konusunda en yetkin uzmanlardan olan Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı Dr. Bahadır Kaleağası, Türkiye’nin başta Fransa ile olmak üzere Batıyla ilişkilerindeki gerilimin, her iki taraf için de artık riskli bir aşamaya geldiğini belirterek, "Tıkanıklık ilişkilerde kırılmaya yol açacak noktaya geldi, daha uzarsa ilişkiler buna dayanamaz çatlar" uyarısında bulundu. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kaleağası, taraflar arasında görüş ayrılıkları, çıkar çatışmalarının olabileceğine ama taktiksel sertleşmelerin kalıcı zarara dönüşmeyecek şekilde yönetilmesi gerektiğine vurgu yaparak şöyle devam etti: "Doğu Akdeniz’de, enerji alanında ve savunma sanayi gibi konularda farklılıklar var, bunlardan dolayı taktiksel sertleşmeler var. Ayrıca her iki tarafta da iç siyaset dış politikaya yansıyor. Ama bunun bir sınırı var ve artık bu sınıra gelindi. Taktiksel manevra ve sertleşmeler her iki tarafın ekonomisine, toplumlarının refahına, güvenliğine, stratejik çıkarlarına ve ait oldukları Batı’ya zarar veriyor."Batı ile iplerin kopması Türkiye’nin yararına mı?
Yaklaşık 70 yıldır NATO ittifakının üyesi olan, 1996 yılından bu yana AB ile Gümrük Birliği’ne sahip olan Türkiye’nin Batı’nın bir parçası olduğuna vurgu yapan Kaleağası, "Batı İttifakı batıyor, Doğu yükseliyor’ gibi yüzeysel analizler yanlış ve mantıksız" diyerek Batı ile ilişkilerde kırılmanın, Türkiye’nin çıkarına olmayacağını söyledi. Türkiye’nin ekonomi ve dış politikadaki harekat alanının ancak Batı’da yeri sağlamlaştığı ölçüde güçlenebileceğine işaret eden Kaleağası şu değerlendirmeyi aktardı: "Geniş Batı’nın önemi, ABD başkanı seçilen Joe Biden ile birlikte yeniden etkinleşecek. Geniş Batı olarak adlandırabileceğimiz ülkeler arasında, Türkiye’nin de üyesi olduğu İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı OECD’nin tüm üyeleri var: Avrupa, Kuzey Amerika, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda... Ayrıca AB ile ABD arasındaki Transatlantik Ortaklık ve Trans Pasifik Ortaklık Biden etkisi işe canlanacak. Hukuk devleti, piyasa ekonomisine bağlı, Batılı değerlere bağlı bir dünya var. Batı’da yeri sağlamlaştığı ölçüde Türkiye’nin hem ekonomide hem dış politikada hareket alanı güçlenir. AB süreci Türkiye'yi tüm dünyada siyasi ve ekonomik olarak güçlendiriyor: tarihsel veriler net."Ya işbirliği ya da akıllı yaptırımlar
AB, Türkiye’ye yönelik belirlediği yeni strateji kapsamında, önümüzdeki haftalarda yeni gerginliklerin yaşanması durumunda, bunlara akıllı yaptırım adımlarıyla karşılık vermeyi planlıyor. Ankara’nın Doğu Akdeniz’de gerginliği düşürme çabalarına destek vermesi, dış politikada Avrupa ile uyumlu hareket etmesi, içeride demokratikleşme, yargı reformu gibi başlıklarda adımlar atması durumunda ise Avrupa Birliği de, Türkiye ile ticaret, dijital ekonomi ve Yeşil Anlaşma başta olmak üzere, işbirliği adımlarını hızlandırmayı planlıyor. Berat Albayrak’ın istifası, ekonomi yönetiminin değişmesi, hükümetten reform konusunda gelen açıklamalar, medyada olumlu bazı yorumları beraberinde getirse de, AB başkentleri öncelikle somut adımlar görmek istiyor."Türkiye marjinalleşir, Türk halkı yoksullaşır"
Dr. Bahadır Kaleağası, hukuk devleti, demokratikleşme, yargı reformu ve özgürlükler alanlarında atılacak adımların Türkiye’nin kendi çıkarına olacağına işaret ederken, bu alanlardaki gerilemenin de en başta Türkiye ve Türk halkını zora soktuğu görüşünde. Kaleağası, "Demokrasi, toplumsal değer ve küresel güç kaynağı. Anayasal düzen dahil, demokratik ve yapısal reformlar yapılmadığı takdirde Türkiye marjinalleşir, Türk halkı da yoksullaşır" diye konuştu. Türkiye’nin yeniden reform yörüngesine girmemesi halinde dünyada ekonomiden ticarete, kalkınmayı ilgilendiren pek çok alanda dışlanabileceğine işaret eden Kaleağası, "Yeni ekonomi yönetimi saygın ve liyakatli. Türkiye'’nin sorunları ise kişilerin çok ötesinde… Dünyanın en iyi ekonomistleri de göreve gelse bu koşullar altında atılım bekleyemezsiniz. Çünkü sistem sorunu var. Anayasal düzen, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dahil, yargıdan eğitime, iş piyasalarından mali sisteme pek çok alanda ivedi yapısal reformlara ihtiyaç var; milli menfaat söz konusu" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Erdal Yalçın