İmamoğlu’na 2 Yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak geldi. Yani, ceza istinaf ve Yargıtay’da onaylanırsa gelecek. Sadece belediye başkanı değil aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı da olan ve üzerine yağmur gibi yağan davalarla hapiste mücadele veren bir liderin rutin haftası böyle geçti. Davalarla ve siyasi rakiplerinin en ağır saldırılarıyla birlikte yakından uzaktan bütün muarızlarının salvolarına karşı mücadele ediyor.
Böylesine bir tablonun yakın siyasi tarihimizde örneği yoktur. Tıpkı Türkiye’nin içinden geçtiği ağır ekonomik kriz başta olmak üzere eğitimden sanayiye, yargıdan dış politikaya kadar uzanan hatta yaşanan sıkıntılar gibi.
Sorunlarıyla başa çıkamayan ve bütün branşlarda yerinde sayan veya gerileyen bir ülke aynı anda bütün bu sorunların çözümü için tek çıkış yolu olan siyaseti de siyasetsizleştiriyor. Yani hem çözemiyor hem de çözüm alternatiflerine Siyaset hakkı tanımıyor. Böyle olması da yakın geleceğe dair iyileşme ve sorunlarına üstesinden gelme umutlarını zayıflatıyor. Bu kadar derin problemleri olan bir ülkede çıkış yolunu bulabilmek daha fazla sesin çıkmasından ve daha fazla iddialı ismin serbestçe siyasi yarışa katılmasından geçer. Başka ihtimal yoktur. Demokrasi de zaten en basit ve en sınırlı tanımıyla bile bunu içerir ve rekabeti mecbur kılar.