Orta Vadeli Program açıklandı: Yıl sonu enflasyon tahmini yükseldi, büyüme tahmini güncellendi

2026 büyüme tahmini yüzde 3,3’e çekildi, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseldi.

Orta Vadeli Program açıklandı: Yıl sonu enflasyon tahmini yükseldi, büyüme tahmini güncellendi

Orta Vadeli Program 'da imalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteği sağlanması, sosyal konuta ayrılan kaynağın 100 milyar liradan 250 milyar liraya çıkarılması ve İstanbul 'da başlatılan kiralık sosyal konut uygulamasının diğer illere yaygınlaştırılması da planlandı.

Ekonominin 2027-2029 dönemini kapsayan 3 yıllık yol haritasını ve hedeflerini belirleyen Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından paylaşıldı. 2026 yılı sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4'e yükseltilirken 2027 yılında enflasyon hedefi yüzde 21 olarak açıklandı. Programda enflasyonun 2029'da yüzde 9'a, işsizliğin yüzde 7,6'ya, bütçe açığının millî gelire oranının ise yüzde 2,8'e düşürülmesi hedeflenirken; millî gelirin 2,2 trilyon doların, mal ve hizmet ihracatının 450 milyar doların üzerine çıkarılması öngörülüyor.

OVP, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde açıklandı. türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını ortaya koyan programda büyüme, enflasyon, istihdam, cari açık, bütçe dengesi, ihracat ve yatırımlara ilişkin hedefler kamuoyuyla paylaşıldı.

Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki artış ile Türkiye'nin başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın 2026 tahminlerine yansıdığını belirterek, büyüme beklentisinin yüzde 3,3'e çekildiğini, yıl sonu enflasyon tahmininin ise yüzde 28,4'e yükseltildiğini açıkladı. Sanayi büyümesi tahmini yüzde 2,3'e gerilerken, enerji ithalatı tahmini 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı beklentisi de 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkarıldı. Turizm geliri tahmini ise 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildi.

Yeni OVP'de ekonominin 2027'de yüzde 4,2, 2028'de yüzde 4,6 ve 2029'da yüzde 5 büyümesi hedefleniyor. Enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerileyerek Yeniden tek haneye inmesi öngörülüyor. İşsizlik oranının da 2026'daki yüzde 8,1 seviyesinden 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesi ve program dönemi boyunca yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam yaratılması hedefleniyor.

Cari açığın millî gelire oranının 2027'de yüzde 1,9'a, 2028'de yüzde 1,8'e ve 2029'da yüzde 1,6'ya gerilemesi beklenirken, bütçe açığının millî gelire oranının program dönemi sonunda yüzde 2,8'e indirilmesi hedefleniyor. Yılmaz, 2023-2026 döneminde Deprem nedeniyle 2026 fiyatlarıyla 5,4 trilyon lira, yaklaşık 104 milyar dolar harcama yapılmış olacağını; bu tutarın 2027 sonunda 116 milyar doları aşmasının beklendiğini söyledi.

Program dönemi sonunda millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Kişi başına millî gelirin 25 bin dolara ulaşması öngörülürken, imalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteği sağlanacağı, orta-yüksek ve yüksek teknoloji yatırımları için ayrılan 750 milyar liralık YİTAK kredilerinin kullandırılmaya devam edileceği açıklandı. Sanayide kullanılan elektrik ve doğal gazda maliyet azaltıcı sübvansiyonların da süreceği belirtildi.

OVP'de ayrıca Dijital Türk Lirası, yüksek teknolojili üretim, yapay zekâ, yarı iletkenler, nükleer ve hidrojen teknolojileri, kritik mineraller, gıda arz güvenliği ve yeni ticaret koridorları öncelikli alanlar arasında sıralandı. Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerindeki demiryolu bağlantısına ağırlık verileceği açıklandı.

Bütçe tercihlerine ilişkin de rakamlar paylaşan Yılmaz, sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının yüzde 103, MTA yatırımlarının yüzde 139 ve savunma harcamalarının yüzde 229 artırılacağını söyledi. Sosyal konuta ayrılan kaynağın ise yüzde 150 artışla 100 milyar liradan 250 milyar liraya çıkarılacağını, İstanbul'da başlatılan kiralık sosyal konut uygulamasının diğer illere de yaygınlaştırılmasının planlandığını açıkladı.

Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'e güncellendi

"Enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve başlıca ticaret ortaklarımızdaki zayıflama, doğal olarak 2026 yılı ekonomik tahminlerimize yansımıştır. 2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3'e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4'e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerindeki doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır.

Turizm geliri tahmini 65 milyar dolara revize edildi

Buna bağlı olarak cari işlemler açığının millî gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2,6 olarak güncelledik. Turizm geliri tahminimiz ise yine Savaşı n etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir. Bu güncellemeler, programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Nitekim 2026'da öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave yük oluşturmuştur.

Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir. 2026 yılı, hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte 2027 yılına ilişkin beklentiler, küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret etmektedir. Küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi beklenmektedir.

Dış talepte 2027'de toparlanma bekleniyor

Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın, dış talep koşullarının iyileşmesine ve Türkiye gibi ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz. İhracatımızın yaklaşık yüzde 96'sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarımızın ağırlıklı büyümesinin, 2025 yılındaki yüzde 2,4 seviyesinden 2026 yılında yüzde 1,6'ya gerilemesi tahmin edilmektedir. 2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın yüzde 2,8'e yükselmesini öngörüyoruz.

Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ile yüzde 22'sini gerçekleştirdiğimiz MENA bölgesinde özellikle dikkat çekicidir.

En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği'nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleşen büyümenin, 2026 yılında yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir. MENA bölgesinde ise Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da savaşın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir.

Enerji ithalatı tahmini 71 milyar dolara çıktı

Küresel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olan unsurlardan biri de jeopolitik risklerde yaşanan belirgin artıştır. Savaşın başlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksinin çok hızlı bir şekilde yükseldiğini grafikten de görüyoruz.

Jeopolitik gerilimler; enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır. Bu gelişmeleri ve oluşturabilecekleri ilave riskleri yakından takip ediyor, etkileri sınırlayıcı tedbirler alıyor, ekonomi politikalarımızı farklı senaryoları dikkate alan ve dışsal şoklara karşı dayanıklılığı güçlendiren bir anlayışla yürütüyoruz.

Küresel arz koşullarından kaynaklanan fiyat hareketleri, bir taraftan enerji ithalat maliyetlerimizi ve dış ticaret dengemizi etkilerken diğer taraftan üretim ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyon görünümüne de yansımaktadır. Nitekim geçtiğimiz yıl 2026 yılı için 63 milyar dolar olarak öngördüğümüz enerji ithalatı tahminimizi bu yıl 71 milyar dolara güncellememizde de bu gelişmeler etkili olmuştur.

Büyümenin üçte birinden fazlası verimlilikten geliyor

Programımızı hayata geçirdiğimiz günden bu yana temel önceliğimiz makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi sağlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek ve kazanımlarımızı sürdürülebilir hâle getirmek olmuştur.

Programımız kapsamında yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiği, dolayısıyla büyümenin kompozisyonunda daha dengeli, üretken ve sürdürülebilir bir yapının öne çıktığını görmekteyiz. Yeni yatırımlar üretim kapasitemizi genişletmekte, teknolojik dönüşümü ve verimlilik artışını desteklemekte, aynı zamanda yeni istihdam imkânları oluşturmaktadır.

Nitekim 2026'da öngördüğümüz yüzde 3,3'lük büyümenin 1,2 puanının toplam faktör verimliliği kaynaklı olduğunu görüyoruz. Yani büyümenin üçte birinden fazlası toplam faktör verimliliğinden gelmektedir. Bunu önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi hedefliyoruz.

TL mevduatın payı yüzde 61,5'e yükseldi

Tüketim ağırlıklı bir yapı yerine üretim kapasitesini artıran yatırımların öne çıkması, enflasyonla mücadeleyi destekleyen, dış denge üzerindeki baskıları sınırlayan ve potansiyel büyümemizi yükselten daha sağlıklı bir makroekonomik görünüm sergilemektedir.

Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL'ye güven artarak devam etmiş, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesi, izlediğimiz politikaların isabetli olduğunun diğer bir somut göstergesidir.

Rezervler 188,2 milyar dolara ulaştı

Koşullu yükümlülüklerimizden olan kur korumalı mevduattan çıkış sorunsuz bir şekilde tamamlanmıştır. Kararlılıkla uyguladığımız politikalarla, küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaşmıştır.

Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz de önemli ölçüde gerilemiş ve 700'lü seviyelerden bugün 220'nin altına inmiştir. Bu gelişme, gerek kamunun gerekse özel kesimin döviz cinsi borçlanmalarında faiz yükünü aşağıya çekmektedir.

Yıllıklandırılmış ihracat 280 milyar dolara ulaştı

Yıllıklandırılmış ihracatımız, ticaret ortaklarımızdaki belirgin yavaşlamaya ve zorlu dış talep koşullarına rağmen ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. İhracatımız nitelik olarak da güçlenmiş ve Ağustos 2024'te yüzde 40 seviyesinde olan orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımız içindeki payı, Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 44,1'e ulaşmıştır.

Enflasyonda yıl sonu beklentisi yüzde 28,4

2024 yılı Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladığımız politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girmiştir. Bu güçlü düşüş eğilimi, savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaşmıştır.

Enflasyon, Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyelerinde olmasını bekliyoruz.

Merkez Bankamıza göre savaşın enflasyon üzerindeki maliyeti, enflasyon artışına etkisi bakımından 7 puana yakın hesaplanmaktadır. Arz şoklarının etkisinin zayıflamasıyla birlikte, uyguladığımız sıkı ve koordineli Politika çerçevesinin desteğiyle enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden belirginleşmesini bekliyoruz.

Tasarruf tedbirlerinde 2 bin 16 harcama birimi denetlendi

Tasarruf genelgesi ile harcama disiplinini güçlendirdik. Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemimiz ile 260 kamu idaresini yakından takip ediyoruz. Tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetimler de aralıksız sürdürülüyor. Bugüne kadar 2 bin 16 harcama biriminde denetim gerçekleştirildi. Denetim raporları Cumhurbaşkanlığı ve ilgili idarelerle paylaşıldı.

Genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı, uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan 2024 yılında yüzde 3,1'e, 2025 yılında ise yüzde 2,9'a geriledi. Bu yöndeki kararlılığımızı önümüzdeki dönemde de elbette sürdüreceğiz.

Kişi başına millî gelirde 20 bin dolar beklentisi

Bildiğiniz üzere, 2002 yılında 238 milyar dolar olan ekonomik büyüklüğümüz ve 3 bin 600 dolar civarında kişi başına gelirimiz vardı. 2026 yılı sonunda millî gelirimizin Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını, kişi başına millî gelirimizin de yine ilk kez 20 bin doları geçmesini bekliyoruz.

Türkiye'nin 2026 yılında da yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğinin üzerinde olacağını tahmin ediyoruz. Bu rakamlarla 2026 yılında dünyada nominal olarak 16'ncı büyük ekonomi, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci büyük ekonomi olacağız.

Bu tabloyu yalnızca rakamsal bir büyüme olarak değerlendirmiyoruz. Ülkemizin üretim kapasitesinin, girişimcilik gücünün ve ekonomik potansiyelinin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesi olarak görüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ile ortaya koyduğu vizyonla programımızı 2023 yılından bu yana kararlılıkla ve bütüncül bir anlayışla sürdürüyoruz. Bu süreçte kırılganlıkları azaltırken makroekonomik istikrarın sürdürülmesi ve büyümenin dengeli kompozisyonunun sağlanması, enflasyondaki belirgin gerileme, dış dengenin güçlendirilmesi, rezervlerin artırılması ve finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarında önemli mesafeler kaydettik.

Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz, fiyat istikrarını kalıcı hâle getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek ve mali disiplinimizi güçlü bir şekilde muhafaza etmektir. Büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü şekilde yansıması amacıyla istihdamı artıracak, atıl iş gücünü azaltacağız.

Enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğimizi güçlendirecek ve arz şoklarının ekonomi üzerindeki etkilerini en aza indirecek politikaları hayata geçireceğiz. Programda öngördüğümüz yapısal reformlarla verimliliği ve rekabet gücümüzü yükselteceğiz.

İstikrarsızlığın ve belirsizliğin arttığı küresel ortamda siyasi istikrar ve öngörülebilir politikalarla oluşturulan bu çerçeve, karşımıza çıkacak fırsatları değerlendirmemize ve ülkemizin cazibesini artırmamıza katkı sunacaktır.

Uluslararası yatırımları artırmaya yönelik düzenlemeler

Bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Yatırım için Güçlü Merkez Programı ile vergi mimarisinde küresel ölçekte çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Yaptığımız düzenlemeler ile uluslararası doğrudan yatırımları artırmayı, rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluşturmayı, küresel yeteneklerin, girişimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarını ülkemize çekmeyi amaçladık.

Ayrıca vergiye uyumu güçlendirmek için yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye'ye getirilerek millî ekonomiye kazandırılmasını teşvik edici düzenlemeler yaptık.

2029'da yüzde 5 büyüme hedefi

Değerli basın mensupları, şimdi de elde ettiğimiz kazanımların üzerine inşa ettiğimiz 2027-2029 Orta Vadeli Programımızın makroekonomik hedeflerine geçmek istiyorum.

2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028 yılında yüzde 4,6'ya, 2029 yılında ise yüzde 5'e ulaşmasını öngörüyoruz.

Yeni program döneminde makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesi ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir büyüme anlayışı içindeyiz. Bunun için büyümenin niteliğini de dönüştürüyoruz.

Tarımda teknoloji ve verimlilik artışını, sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesini, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlayacağız.

Beşerî sermayemizi güçlendirirken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımları açısından ön açıcı ve tamamlayıcı olmasına özen göstereceğiz. Bu yaklaşımın merkezinde verimlilik yer alıyor.

Kaynaklarımızı daha etkin kullanan, teknolojiyi üretim süreçlerine güçlü bir şekilde dahil eden ve toplam faktör verimliliğini kalıcı olarak artıran bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Nitekim program döneminde her yıl ortalama toplam faktör verimliliğinin büyümeye 1,1 puanlık katkı sağlamasını bekliyoruz.

İşsizlik oranının 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesi hedefleniyor

Öncelik verdiğimiz bir diğer temel alan ise istihdamdır. 2026 yılında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e, 2029'da ise yüzde 7,6'ya düşürmeyi hedefliyoruz. Program döneminde ekonomimize yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırarak iş gücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını sağlamayı ve toplumsal refahı artırmayı hedefliyoruz.

Sürdürülebilir büyüme hedefimizle birlikte programımızın önceliği, dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürerek fiyat istikrarını kalıcı bir şekilde tesis etmektir.

Enflasyonda 2029 hedefi yüzde 9

2026'da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz enflasyonun 2027 yılında yüzde 21'e, 2028 yılında yüzde 13,5'e, 2029 yılında ise yüzde 9'a gerileyerek program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz.

Dış dengede, küresel ticarette artan yeni nesil korumacılık eğilimlerine, jeopolitik gerilimlere ve ticaret politikalarındaki belirsizliklere rağmen cari işlemler açığını sürdürülebilir seviyelerde tuttuk.

Program döneminde ise bölgemizdeki savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte cari işlemler açığının yeniden kademeli olarak gerilemesini; 2027 yılında yüzde 1,9'a, 2028 yılında yüzde 1,8'e, 2029 yılında ise yüzde 1,6'ya düşmesini öngörüyoruz.

Bütçe açığının yüzde 2,8'e gerilemesi öngörülüyor

Programda bütçe açığının kademeli bir şekilde düşürülmesini hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığının millî gelire oranının, aldığımız tedbirlerle bu yıl yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz.

Kalan deprem harcamaları 2027 bütçesine de yansıyacak olmasına rağmen, benzer bir yaklaşımla önümüzdeki yıl da hedeflenenden daha iyi bir bütçe açığı için gerekli çabayı göstereceğiz. Geçen yıl yüzde 3,5 demiştik. Gerçekleşmenin bu yıl yüzde 3,1 olmasını bekliyoruz.

Gördüğünüz gibi bazı hedeflerde olumlu yönde sapmalar yaşıyoruz. Gelecek yıl yine yüzde 3,5 diyoruz. Ama burada da daha iyi performans göstermek için tüm gayretimizi ortaya koyacağız.

Afet sonrası dönemde devam eden ihtiyaçlar süratle karşılanırken; savunma, personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artışa rağmen alacağımız ilave tedbirlerin etkisiyle mali disiplindeki duruşumuzu sürdürmeyi öngörüyoruz.

2027'de yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığının millî gelire oranını program dönemi sonunda yüzde 3'ün altına, yüzde 2,8'e düşürmeyi hedefliyoruz.

Deprem harcamaları 2027 sonunda 116 milyar doları aşacak

2023-2026 yılları arasında depremin yol açtığı kayıp ve zararın telafi edilmesi ve afet etkilerinin azaltılması amacıyla, 2026 yılı fiyatlarıyla toplam 5,4 trilyon TL, yani 104 milyar dolar tutarında harcama yapılmış olacağı tahmin edilmektedir.

Bu yıl sonu itibarıyla, bu yılın fiyatlarıyla 5,4 trilyon TL harcama yapılmış olacak. Bu da 104 milyar dolarlık ilave bir harcamaya tekabül ediyor. Burada ifade edilen tutar, büyük ölçüde yeniden inşa edilen konut ve iş yerleriyle yenilenen kamu altyapısı için yapılan harcamalardan oluşmaktadır. 2027 sonunda bu rakamın 116 milyar doları aşacağı tahmin edilmektedir.

Yıkılan konut ve iş yerlerinin yerine aynıları yapılmamış; daha güvenli, daha dayanıklı ve daha nitelikli yaşam alanları inşa edilmiştir. Aynı şekilde sağlık ve eğitim gibi kamu altyapıları da daha modern standartlarla yeniden kurulmuştur.

Yıkılan konut ve iş yerlerine ilişkin olarak hak sahipleri için toplam 455 bin bağımsız bölümün inşası tamamlanmış olup bölgede ilave sosyal konut inşası devam etmektedir. Depremle ilgili kalan ihtiyaçların karşılanması için 2027'de de kaynak ayırıyoruz.

Yalnız şunu ifade etmem lazım: Son dört yıllık ortalamaya baktığınız zaman, her yıl 25-26 milyar dolar depreme harcama yapmışız. Gelecek yıl ise bunun 10 milyar dolar civarına düşeceği görülüyor. Yani giderek azalmakla birlikte gelecek yıl da depreme belli bir harcama yapacağız.

Kamu borcunun millî gelire oranı yüzde 20'ler seviyesinde

Afete ilişkin harcamaların yanı sıra özellikle personel giderleri ve sosyal güvenlik harcamalarında yaşanan artışın etkisiyle son yıllarda bir miktar yükselmiş olmakla birlikte, AB tanımlı Genel yönetim borç stokunun millî gelire oranı tarihî düşük seviyelerdedir.

Uluslararası karşılaştırılabilir verilere göre, kamu borcunun millî gelire oranı ülkemizde yüzde 20'ler seviyesindeyken, bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 70'ler, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 100'lerin üzerindedir.

Küresel belirsizliklerin ve zorlukların devam ettiği bir ortamda ülkemizin geleceği adına en güçlü dayanaklarımızdan birinin, kamunun düşük borçluluk oranına sahip olması olduğunu ifade edebilirim.

Programımızın kararlılıkla uygulanmasıyla dönem sonunda daha fazla istihdam üreten, ekonomik ölçeğini büyüten ve oluşturduğu refahı toplumun geneline daha güçlü biçimde yansıtan bir Türkiye hedefliyoruz. Bu dönemde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasını ve işsizlik oranının yüzde 8'in altına gerilemesini öngörüyoruz. Üretim kapasitemizi, verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artırmaya yönelik politikalarımızla ekonomik ölçeğimizi büyüteceğiz.

Enflasyonun 2029'da yeniden tek haneye inmesi hedefleniyor

2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin, 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya, 2029'da ise yüzde 5'e çıkmasını öngörüyoruz.

2026 sonunda yüzde 8,1 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e, 2029'da ise yüzde 7,6'ya düşürmeyi hedefliyoruz.

2026 yılında yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e, 2029'da ise yüzde 9'a gerilemesini bekliyoruz. Böylece enflasyon yeniden tek haneli seviyelere inmiş olacak.

Cari açığın GSYH'ye oranının 2027'de yüzde 1,9'a, 2028'de yüzde 1,8'e, 2029'da ise yüzde 1,6'ya gerilemesini öngörüyoruz.

Bütçe açığının kademeli olarak düşürülmesini hedefliyoruz. 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığının millî gelire oranının, aldığımız tedbirlerle yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz.

Program dönemi sonunda millî gelirin 2,2 trilyon dolara, mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkmasını bekliyoruz. Kişi başına millî gelirin 25 bin dolara ulaşmasını ve enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere inmesini öngörüyoruz.

İmalat sanayisi kapsamında 250 milyar TL'lik kredi sağlıyoruz.

Sanayide kullanılan elektrik ve doğal gazda maliyetleri azaltıcı sübvansiyonlara devam edeceğiz.

İmalat sanayisine 250 milyar TL ilave kredi desteği

Değerli katılımcılar, önümüzdeki dönemde başarımızı belirleyecek olan yalnızca ortaya koyduğumuz hedefler değil, bu hedefleri destekleyecek yapısal dönüşümü ne ölçüde hayata geçireceğimiz olacaktır.

Program döneminde büyümenin yalnızca hızına değil, kalitesine ve sürdürülebilirliğine odaklanacağız. Verimlilik artışlarını büyümenin temel itici güçlerinden biri hâline getirirken üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü güçlendirecek, kaynaklarımızın daha etkin kullanılmasını sağlayacağız.

Bu yaklaşımımızın en önemli ayaklarından birini imalat sanayimizin üretim ve ihracat kapasitesinin korunması ve güçlendirilmesi oluşturuyor. Sanayimizin kapasitesini korurken yeşil ve dijital dönüşümle rekabet gücünü artıracağız. Yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, ham madde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliği artırırken düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştıracağız.

Bu amaçla imalat sanayimize yönelik veriye dayalı ve hedef odaklı kapsamlı bir İmalat Sanayisini Güçlendirme Programı'nı hayata geçiriyoruz. Bu yılki Orta Vadeli Program'ın en önemli vurgularından birinin bu olacağını ifade etmek isterim.

Finansmana erişimi kolaylaştıracak, yatırım, üretim ve ihracata yönelik seçici kredi imkânı sunacak, KOBİ'lerimizin teminat ve işletme sermayesi sorunlarını hafifleteceğiz. İmalat Sanayisi Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar TL büyüklüğünde ilave kredi desteği sağlıyoruz.

Sanayide elektrik ve doğal gaz desteği sürecek

İhracatçımıza düşük faizli reeskont kredisi sunarken orta yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik olarak üç yıl için ayırdığımız 750 milyar liralık YİTAK kredilerini kullandırmaya devam edeceğiz.

Genel finansal koşullardaki iyileşmenin yanı sıra ihtiyaç duyulacak alanlarda seçici uygulamaları geliştirmeyi sürdüreceğiz. Sanayide kullanılan elektrik ve doğal gaza maliyeti azaltıcı sübvansiyon uygulamalarımıza devam edeceğiz.

İmalat Sanayisi İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında istihdamı koruyan işletmelere sunduğumuz destekleri de vermeyi sürdüreceğiz. Enerji verimliliği yatırımlarını hızlandıracak, lojistik ve üretim maliyetlerini azaltacak uygulamaları yaygınlaştıracağız.

Ara kademe iş gücü için sektör-okul iş birliği

Sanayimizin en önemli meselelerinden biri hâline gelen ara kademe teknik iş gücü ihtiyacını karşılamak için sektör-okul iş birliklerini güçlendireceğiz.

İhracatta yeni pazarlara erişimi güçlendirecek Eximbank desteklerini ve ihracat sigortası imkânlarını genişleterek ihracat finansmanını güçlendireceğiz. Kamu alımlarını da stratejik bir araç olarak kullanacağız.

Yerli üretime öngörülebilir talep oluşturacak, savunma sanayisinde başarıyla uygulanan uzun vadeli sipariş ve tedarik yaklaşımını sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi alanlara da yaygınlaştıracağız.

Yatırım yapan, üreten, istihdam sağlayan ve ihracat yapan sanayicinin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.

Kadınlar, gençler ve engellilerin istihdamı desteklenecek

Daha müreffeh ve kapsayıcı bir ekonomik yapının tesisinde güçlü ve etkin işleyen bir iş gücü piyasasının taşıdığı önemin bilinciyle istihdam politikalarımızı dört temel eksen üzerine inşa ettik.

Birincisi, iş gücünün beceri uyumunun iyileştirilmesi. İkincisi, yeni nesil çalışma biçimlerine ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması. Üçüncüsü, iş gücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin, özellikle kadınların, gençlerin ve engellilerin istihdamının desteklenmesi. Dördüncüsü ise atıl iş gücünün azaltılması.

Burada üç başlığın özellikle altını çizmek isterim. Birincisi üretim kültürünü ve emeğin değerini her çerçevede vurgulamamız gerekiyor. İkincisi mesleki eğitim. Mesleki eğitimi çok güçlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor. Üçüncüsü de bakım hizmetleri. Özellikle kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin çok daha güçlü bir şekilde devreye alınmasının atıl iş gücünün azaltılmasında önemli bir etki yapacağını bekliyoruz.

Gıda fiyatlarında arz yönlü adımlar

Programımızın önceliği olan fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek ve enflasyonu tekrar tek haneli seviyelere indirmek için para, maliye ve gelirler politikalarımızı güçlü bir eş güdüm içerisinde uygulamaya devam edeceğiz.

Bu süreçte enflasyon beklentilerinin hedeflerimizle uyumlu biçimde çapalanması özel önem taşımaktadır. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile tarımsal ürünlerin alım fiyatlarında program hedefleriyle uyumu çok daha hassas bir şekilde gözeteceğiz.

Vatandaşlarımızın günlük hayatında doğrudan hissettiği alanlardan biri olan gıda fiyatlarında ise arz yönlü politikaları daha güçlü biçimde devreye alacağız. Tarımsal üretimde verimliliği artırarak, üretim planlamasını güçlendirerek ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımları hızlandırarak gıda fiyatlarındaki oynaklığı sınırlandırmayı hedefliyoruz.

Dijital Türk Lirası çalışmaları sürecek

Program döneminde makro ihtiyati politika araçlarını, para politikası duruşunu destekleyecek şekilde etkin biçimde kullanmayı sürdüreceğiz. Yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşullarının iyileşmesini destekleyeceğiz.

Finansal okuryazarlığı yaygınlaştıracak, uzun vadeli tasarrufları teşvik edecek mekanizmaları destekleyeceğiz. Bankacılık sektörüne ilişkin düzenlemelerde uluslararası normlarla uyumu gözetirken banka dışı finansal kuruluşlara yönelik düzenleyici çerçeveyi geliştireceğiz.

Dijital Türk Lirası'nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Ödeme sistemlerinin ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi şekilde gelişmesini destekleyeceğiz.

Program döneminde sermaye piyasalarımızı da daha derin ve etkin bir yapıya kavuşturacağız. Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarını çeşitlendirecek, şirketlerimizin sermaye piyasalarının sunduğu finansman imkânlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.

Yeni ticaret koridorlarına ağırlık verilecek

Dış ticarette önceliğimiz rekabet gücümüzü daha da artırmak, ihracatımızın nitelik açısından daha güçlü bir yapıya kavuşmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda ihracatımızda yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin payını artıracağız.

Mevcut ticaret anlaşmalarımızın etkinliğini artıracak, yeni pazarlara yönelik ilişkilerimizi geliştirecek ve ticaret diplomasisi araçlarını daha hedef odaklı kullanacağız.

AB ile ilişkilerimizin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejisi, Afrika coğrafyasına yönelik stratejik açılım, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ürün ve pazar çeşitliliğini artıracağız.

Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerindeki demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara yoğunlaşacağız.

Buradaki amacımız, Türkiye'nin eski köprü imajının yerine merkez ülke, cazibe merkezi olan, yolların kesiştiği bir üretim ve lojistik merkezi konumunu pekiştirmek olacaktır.

Ekonomik güvenlik ve dayanıklılıkta dört öncelik

Değerli basın mensupları, kıymetli vatandaşlarımız, ilk defa açtığımız bir başlık olarak program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek, kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonomimizin çoklu şoklara karşı direncini güçlendiren bir yaklaşımı esas alıyoruz.

Yansıda görüldüğü üzere bu alanda dört kritik başlığa odaklanıyoruz. Birinci başlığımız, enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğini güçlendirecek hususlardır. Kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesine kadar stratejik alanlarda Ar-Ge ve yerli üretim kapasitemizi geliştireceğiz.

İkinci başlığımız, gıda arz güvenliğimizi ve tarımsal dayanıklılığımızı artıracak faaliyetlerdir. Üçüncü başlığımız ise kritik teknolojilerde yerli kapasitemizin geliştirilmesidir. Özellikle savunma sanayisi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yenilik kapasitemizi daha ileriye taşıyacağız.

Dördüncü alan ise ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın korunması ve şehirlerimizin afetlere karşı daha dayanıklı hâle getirilmesidir. Bu noktada aile ve nüfus politikalarını destekleyen hususlar ile sosyal konut ve afete dayanıklı yapıların inşa edilmesi gündemimizde olacaktır. Bu konuları önümüzdeki dönemlerde daha güçlü bir şekilde tartışacağız.

İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşüme ivme kazandırılacak

Kamu maliyesinde mali disiplinden taviz vermeden verimlilik ve etkinliği en üst düzeye çıkarmayı hedefliyoruz. Harcamalarda tasarruf sağlarken, öte yandan afetlere karşı direncin artırılması noktasında gerekli kaynakları ayırıyoruz. İstanbul başta olmak üzere risk azaltıcı kentsel dönüşüm projelerine ivme kazandırmayı planlıyoruz.

Kayıt dışılıkla etkin mücadelemiz devam edecek. Burada özellikle yapay zekâ ve diğer dijital imkânlardan en üst düzeyde faydalanacağız.

Sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla prim gelirlerini artıracak, sistemi yeni nesil esnek çalışma modellerine uyumlu hâle getireceğiz. Sağlık alanında da harcamaları etkinleştirmeyi sürdüreceğiz ve KİT'lerde yönetişim reformunu hayata geçireceğiz.

Enerji KİT'lerinde yeni yönetim modeli

Özellikle enerji KİT'lerini önceliklendirdiğimizi de ifade etmek isterim. Enerji KİT'lerimizin dünyada artık çok daha aktif hâle gelmesini, küresel şirketler olarak çok daha farklı ve etkili bir yönetişim sistemiyle çalışmasını öngörüyoruz.

Vergi sistemimizi, yatırımı, istihdamı ve büyümeyi desteklerken aynı zamanda gelir dağılımında adaleti de gözeten bir yapıda güçlendiriyoruz.

Değerli katılımcılar, önceliklerimizin sadece metinlerde güzel cümleler olarak kalmadığını göstermek için burada sizinle bütçedeki bazı tercihlerimizi, rakamsal tercihlerimizle paylaşmak isterim. Bu rakamlardan da göreceğiniz gibi ifade ettiğimiz politikaları bütçede de kaynakların artış hızına yansıtmış durumdayız.

Sulama, tarım ve maden yatırımlarına daha fazla kaynak

Ülkemizin stratejik ihtiyaçlarını ve vatandaşlarımızın doğrudan hayatına dokunan alanları gözeterek bütçemizi şekillendiriyoruz.

Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarını yüzde 42, içme suyu yatırımlarını yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarını ise yüzde 103 oranında artırıyoruz.

Enerji, savunma sanayisi, yüksek teknoloji ve sanayimizin geleceği açısından kritik öneme sahip madenlerde dışa bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Bu doğrultuda MTA'nın yatırımlarını yüzde 139 artırıyoruz.

“Aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardı” Diye güzel bir söz var. Aramadan bu işler olmuyor. İnşallah bu hızlanan aramalar bize farklı şekillerde geri dönecek.

Sanayi altyapımızı organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri başta olmak üzere güçlendiriyoruz. Bu kapsamda sanayi altyapı yatırımlarını yüzde 54 oranında artırıyoruz.

Savunma harcamalarında yüzde 229 artış

Savunma sanayisinde kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedefliyoruz. Bu kapsamda savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz.

Güvenliğin olmadığı yerde ne kalkınma olur ne demokrasi olur. Güvenlik, çok sağlam tutmamız gereken bir alan. Biz de bu çerçevede bütçemizi şekillendiriyoruz.

Sosyal konuta ayrılan kaynak 100 milyardan 250 milyar liraya çıkıyor

Özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konuta erişimini kolaylaştırmak için sosyal konut yatırımlarımıza yaptığımız bütçe aktarımını yüzde 150 artırıyoruz. 100 milyar liradan 250 milyar liraya bir değişim söz konusu.

Program çerçevesinde İstanbul'da başlattığımız kiralık sosyal konut projelerimizi de ülke sathına yaymayı planlıyoruz. Bu da ilk tecrübe olacak. İstanbul'da başlayıp daha sonra bunu farklı illerimize yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

Sadece satılık değil, kiralık sosyal konut üzerinde de önemli bir önceliğimiz olduğunu söyleyebilirim.

Demiryolu projelerine ayrılan kaynak yüzde 49 artırılıyor

Sanayi ve ticaretimizin hızlı biçimde gelişmesi, bireysel ulaşım konforunun artması için ulaştırma modlarımızda demiryollarını önceliklendirmiş durumdayız. Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı demiryolu projelerine ayırdığımız kaynağı yüzde 49 oranında artırmış bulunuyoruz.

Sayın basın mensupları, kıymetli vatandaşlarımız, bugün sizlerle paylaştığımız 2027-2029 Orta Vadeli Programı, ekonomide sağladığımız kazanımları kalıcı hâle getirirken önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarına güçlü bir şekilde cevap verecek politika çerçevemizi ortaya koymaktadır.

Temel amacımız, makroekonomik istikrarı daha da güçlendirirken üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü artırmak, ekonomimizin potansiyelini yükseltmek ve elde ettiğimiz kazanımların vatandaşlarımızın refahına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamaktır.

Önümüzdeki dönemin küresel ölçekte yeni sınamalar kadar yeni fırsatları da beraberinde getireceğinin farkındayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim yapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirmeye kararlıyız.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip erdoğan 'ın güçlü liderliğinde, ilgili bütün kurumlarımızla etkin bir eş güdüm içerisinde çalışarak programımızda yer verdiğimiz politika ve reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz.

İnanıyoruz ki bu süreç sonunda daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, nitelikli istihdam oluşturan, rekabet gücü yüksek ve vatandaşlarımızın refahını kalıcı bir şekilde artıran ekonomik yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz.

2027-2029 Orta Vadeli Programımızın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ