Yeni Parti mitinglerinde şarkılar, minörden majöre çevrilmeli... - Zeynel Lüle

Müzisyen kimliğimi ön plana çıkararak olabilecek müzikleri kendimce taradım. Birkaç playlist önerisiyle nükteyi entelektüel bir birikimle harmanladım. Yas havasından çıkıp iktidar yürüyüşüne geçmek isteyen Yeni Parti hoparlörlerinden ne çalmalı?

Yeni Parti mitinglerinde şarkılar, minörden majöre çevrilmeli... - Zeynel Lüle
Tartışma, "Yiğidim aslanım burada yatıyor..." şarkısının artık Yeni parti mitinglerinde çalınmaması fikri üzerine başladı. Siyasette "yenilenmek" sadece parti tabelasını, kuruluş dilekçesini ya da grup koltuklarını değiştirmekten ibaret değil; alanların ritmini, hoparlörden yükselen bas sesini ve seçmenin tuttuğu nabzı da yenilemektir. O halde ne yapmalı?

CHP’den istifa eden 91 milletvekiliyle kurulan ve Meclis’in çiçeği burnunda ana muhalefeti konumuna yerleşen Yeni Parti, tam da bu kültürel kod değişimiyle karşı karşıya. Özgür Özel  liderliğindeki parti, kısa sürede Meclis aritmetiğini altüst etti ama asıl sınavı meydanlarda veriyor.

İşte tam bu noktada, Türk siyasetinin kronik bir hastalığı nüksetti: Miting alanlarını yas evine çevirme alışkanlığı.

Özellikle Ekrem İmamoğlu ’nun tutuklanmasıyla başlayan süreçten bu yana muhalefet meydanlarının değişmez marşı haline gelen Zülfü Livaneli’nin o efsanevi ağıtı, "Yiğidim aslanım burada yatıyor..."

Pek çok Siyaset bilimcinin ve alan araştırmacısının da dikkatini çeken bir durum vardı: Nazım Hikmet’lerin Uğur Mumcu’ların anısına yazılmış bu devasa ağıt, miting meydanına giren seçmenin enerjisini bir anda düşürüp, kolektif bir hüznün içine hapsediyordu.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu bu şiiri, 1950’li yıllarda Bursa Cezaevi'nde açlık grevi yapan arkadaşı Nâzım Hikmet için kaleme almıştı. "Zindanı iki bölmeli / Oyuna geldik gelmeli / Bir yanında kurşun gibi Nâzım yatıyor...""Yiğidim aslanım burada yatıyor..."

Zülfü Livaneli ise Bedri Rahmi'nin bu dizelerini besteleyerek Uğur Mumcu’nun anısıyla ölümsüzleştirdi.

Yeni Parti’nin kuruluşu ve Yeniden varoluş heyecanına bu şarkının uymadığına hemen hemen herkes hemfikir. Zülfü Livaneli bile

Livaneli  bu duruma hak vererek şarkının Yeni Parti mitinglerinde çalınmaması yönünde bir ricada bulundu. Son derece haklı; çünkü siyaset ağıt yakma yeri değil, iktidar iddiası koyma yeri...

Eğer adı "Yeni Parti" ise, siyasetin müziği de "yeni" bir dinamizm kazanmalıdır.

Peki, yas havasından çıkıp iktidar yürüyüşüne geçmek isteyen Yeni Parti hoparlörlerinden ne çalmalı?

gelin bu pazar günü her ne kadar siyasi bir konu olsa da, işin müzik kısmı üzerine kafa yoralım.

Müzisyen kimliğimi ön plana çıkararak olabilecek müzikleri kendimce taradım. Birkaç playlist önerisiyle nükteyi entelektüel bir birikimle harmanladım.

1. "Yas değil, iddia" seçkisi

Beethoven – 9. Senfoni (Neşeye Övgü / Ode to Joy)

Eğer muhalefet "kurumlar, demokrasi ve avrupa standartlarında özgürlük" iddiasıyla yola çıkıyorsa, entelektüel derinliği en yüksek marş budur. Friedrich Schiller’in şiirinden bestelenen bu eser, yenilgiyi değil; kardeşliği, neşeyi ve aydınlık geleceği müjdeler. Bir miting alanında basların vurmasıyla çalacak bir Neşeye Övgüremiksi, Yeni Parti’ye hem kurumsal bir vizyon hem de küresel bir özgüven katabilir. 1972 yılından bu yana Avrupa Konseyi'nin, 1985 yılından bu yana da  Avrupa birliği 'nin resmi marşı olan bu müzik, partinin sadece yas havasından çıkmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda seçmene "Avrupa standartlarında demokrasi, hukuk ve muasır medeniyet" mesajı veren entelektüel bir diplomatik göndermeye dönüşür. “Hür doğmuştur insanoğlu, hür yaşamak hakkıdır” der sözleri…

Erkin Koray – Öyle bir geçer zaman ki

Siyasi iktidarlara verilecek en kibar, en ironik ve en sallantılı mesaj. Miting alanına toplanan yüz binlerin "Öyle bir geçer zaman ki..." Diye nakaratı söylemesi, sandığın yaklaştığını hatırlatan en şık politik mizahlardan birine dönüşebilir.

2. "Anadolu modernizmi ve hareket" seçkisi

Cem Karaca – Tamirci çırağı veya parka

Sol gelenekten gelen ancak yüzünü toplumun tüm kesimlerine dönmek isteyen bir hareket için Cem Karacabiçilmiş kaftandır. "Yiğidim Aslanım"ın hüzünlü melodisi yerine Cem Karaca’nın o tok, itiraz eden ve hak arayan ritmik vurguları meydandaki dinamizmi anında yukarı Taşı r.

Moğollar – Bir şey yapmalı

90'ların sonundan beri türkiye 'de nerede bir toplumsal hareket, nerede bir "yeni süreç" başlasa akla gelen ilk şarkı. İster çiftçi mitingi olsun, ister gençlik buluşması; “Bir şey yapmalı ama ne yapmalı?” sorusu, Yeni Parti’nin eylem odaklı söylemiyle doğrudan örtüşür.

3. "İktidar ritimleri ve pop-politik"

Tarkan – Geççek

Popüler kültürün gücünü siyasetin dinamizmiyle birleştirmek şart. Tarkan’ın ritmik ve enerjik yapısı, meydandaki kasveti bir anda dağıtacak güce sahip. Seçmenin psikolojik olarak "ağıt" dinlemeye değil, "değişimin enerjisini"hissetmeye ihtiyacı var.

Şenay Yüzbaşıoğlu – Sev Kardeşim

Şarkının orijinal müziği Ilanit'in söylediği "V'shavu Banim L'gvulam" adlı geleneksel melodiye dayanır. Şenaybu melodiye 1971 yılında Türkçe sözler yazarak popüler bir aranjman haline getirdi. "Bak kardeşim elini ver bana, gel kardeşim neşe getirdim sana..." derken şarkı tam da adının hakkını veriyor. Ağır ve kasvetli siyaset dilinden yorulan seçmene mağduriyet değil; neşe, birliktelik ve umut vaat ettiği için Yeni Parti'nin toplumsal kucaklaşma mitinglerine en çok yakışacak pop-politik marşlardan biri olabilir.

Zülfü Livaneli – Ey Özgürlük (Ama hareketli düzenlemesiyle)

Eğer Livaneli repertuarından vazgeçilemiyorsa, o zaman adres belli: Ey ÖzgürlükPaul Éluard’ın İkinci Dünya Savaşı sırasında işgale karşı yazdığı bu muazzam şiir, ağıt değil; bir diriliş, bir özgürlük manifestosudur. Ritmik bir brass seksiyonu ve güçlü drum beat'ler ile aranje edilirse, miting alanının enerjisini zirveye çıkarır.

Minörden majöre…

Siyaset sosyolojisinde “Kolektif Coşku” diye bir kavram vardır; Emile Durkheim ortaya atmıştır. Bir araya gelen toplulukların birbiriyle kurduğu duygusal bağ, çalan müziğin ritmiyle biçimlenir. Ağıt dinleyen kitle "mağduriyet"ve "yas" çemberine hapsolurken; tempolu, majör tonlarda ve zafer vadeden Müzikler dinleyen kitle kendisini "kazanan taraf" olarak kurgular.

Yeni Parti, yola çıkarken mağduriyet dilinden sıyrılıp "kurucu akıl ve iktidar adayı" diline geçmek zorunda. Bunun ilk adımı da hoparlörlerin sesini kısmak değil, çalan şarkının tonunu minörden majöre çevirmektir.

Çünkü sandıklar açıldığında zafer, ağıt yakanların değil; şarkı söyleyerek yürüyenlerin olur.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ