Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ARA TATİL TARTIŞMALARI
Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Tekin, ara tatillerin devam edip etmeyeceğine ilişkin tartışmalara dair de konuştu. Tekin, öğrencilerin yılda 180 iş günü okula devam etmesi ve öğretmenlerin en az 2 ay tatil yapmasına ilişkin yasal düzenlemeler bulunduğunu söyledi.
Yusuf Tekin, bu iki kanun maddesine uygun hareket etmek için arada kalan zamanı efektif kullanmak gerektiğini belirterek, "Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı 9'ar gün olduğu zaman diğer tatil günleri 1 Mayıs, 23 Nisan, 19 Mayıs, 1 Ocak, bunların hepsini eklediğimizde bunu hayata geçiremiyoruz. Yani ya 180 iş gününden taviz vermemiz gerekiyor ya öğretmenlerden, bu kanunen mümkün değil. Dolayısıyla, bizim ara tatillerle ile ilgili problemimiz burada odaklanıyor idi" dedi.
bakan Tekin , bu Yıl Ramazan Bayramı tatilinin ikinci dönemdeki ara tatille örtüştüğünü ifade ederek, "Belki önümüzdeki yıl Kurban Bayramı'na denk düşecek. Dolayısıyla, ara tatili kaldırmadık, ama o 180 iş gününün içerisine ve 2 aylık öğretmenlerimizle ilgili düzenlemenin zarar görmeyeceği şekilde bu takvime yerleştirmeye çalıştık. Şu an teknik olarak bunu yerleştirebiliyoruz, yerleştirebildik" Diye konuştu.
Gelecek yıllarda bayram tarihlerine göre eğitim takviminin Yeniden düzenlenebileceğini aktaran Tekin, "Belki ilerleyen dönemde birinci yarıyıl Ramazan Bayramı, ikinci yarıyıl Kurban Bayramı'na denk düşecek şekilde ayarlanabilir. Yanlış hatırlamıyorsam 14 Kasım'da , ara tatiller başlayacak. İkinci yarıyıl Ramazan Bayramı'nın olduğu hafta. Böylece onu çözmüş olduk" açıklamasında bulundu.
"KISA VADEDE GÜNDEMİMİZDE YOK"
Yusuf Tekin, zorunlu eğitimin kısaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin soru üzerine, "Bu tür önemli kararları hızlıca alma taraftarı değiliz" yanıtını verdi.
Dünyada bilgiye Erişim imkanlarının artmasıyla eğitim sürelerinin ve yükseköğretime başlama yaşının tartışıldığını anlatan Tekin, "Çocuğun okula başlama yaşı ve okulda geçirdiği süre açısından biz de bu uluslararası tartışmaları yaşamalıyız dedik" sözlerini sarf etti.
Tekin, türkiye 'nin uluslararası gelişmeleri takip ederken kendi toplumsal yapısını da dikkate alması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
"Bizim yapmak istediğimiz şeyi ifade etmemize rağmen niyet okuyuculuktan hareket ederek bunlar aslında şöyle bir şey yapmak istiyorlar diyerek tartışmayı farklı bir alana kaydırdılar. Türkiye'deki eğitim ile ilgili tartışmalarda biz bütün parametreleri düşünerek hareket ediyoruz. Bu konuda da öyle hareket ediyoruz. Ve bu konunun kamuoyunda tartışılması, toplumsal bir uzlaşı olması durumunda bu konuda adım atılabileceğini düşünüyorum. Şu anda da biz bu konudaki tartışmaları izliyoruz. Ama şu an için gündemimizde kısa vadede bu yok."
ÖĞRETMENLERE CEP TELEFONU YASAĞI VE 'BEYAZ ÖNLÜK' DAYATMASI!
Öte yandan Türkiye'nin, öğrencilere cep telefonu yasağa getiren ilk ülkelerden biri olduğunu Söyleyen Tekin, ardından birçok avrupa ülkesinde okullarda cep telefonu kullanımının yasaklandığına dikkati çekti.
Tekin, "Bu yasak disiplinli bir şekilde bütün Türkiye'de uygulanıyor. Bu yıl biz başka bir şey daha ekledik buna. Öğretmen arkadaşlarımız da bazen sınıftaki cep telefonu kullanımını biraz abartan arkadaşlarımız vardı. O yüzden bu yıl öğretmen arkadaşlarımızın da derste cep telefonu kullanmamaları konusunda bir uyarıda bulunuldu" dedi.
Tekin, "Bu yıl eğitim genelgesinde öğretmenlerin beyaz gömlek giymesi hususu yer aldı. Buradaki hedef nedir? Çok disiplinli bir sürece mi gidiyoruz? Yani cep telefonu yasak, öğretmenler ve öğrenciler tek tip giyinecek, böyle bir süreç mi var" sorusu üzerine şöyle devam etti:
"Katıldığımız her il programında, resmî programlarımız dışında gayriresmî olarak okul ziyaretleri yaptık. Burada rahatsız olunan bazı uygulamalar var. Mesela veliler diyorlar ki: ‘Okula gidiyoruz, öğretmenle öğrenciyi birbirinden ayırt edemiyoruz. Kim öğretmen, kim değil kıyafetinden göremiyoruz. Çok farklı kıyafetlerle bizi karşılayan öğretmenler var.’ Mesela çok marjinal bir örnek olduğu için bunu söyleyeyim: Bir başka ülkenin bayrağını Taşı yan bir tişörtle derse giren; işte burada farklı dillerde yazılar olan, farklı siyasi ya da toplumsal sembollere atıfta bulunan, mesajlar veren kıyafetler... Bunların hepsi öğretmen itibarını zedeleyen şeyler ve bizim öğretmen kitlemizin tamamına yakını, öğretmen itibarına yakışır, öğretmenin saygınlığına yakışır şekilde zaten giyiniyor. Ancak arada bu tür kötü örnekler bütün öğretmen arkadaşlarımızı da zan altında bırakıyor. Dolayısıyla biz 2023’te dedik ki öğretmen arkadaşlarımızın kılık kıyafetleri konusunda daha özenli olmalarını arzu ediyoruz.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ HEDEF ALDI!
Bir diğer konu, bizim mevzuatımıza göre öğretmenlerimiz 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi, kamu görevlisi. Şu anda cari mevzuata göre, eski adıyla Başbakanlık Kılık Kıyafet Yönetmeliği diye bildiğimiz yönetmelik yürürlükte. Zaten o yönetmelikte de erkek öğretmenlerin ve kadın öğretmenlerin nasıl giyineceği tanımlanmış. Dedik ki 'Bu yönetmelik yürürlükte, bu yönetmeliğe uygun; devlet memuru olduğuna göre öğretmen arkadaşlarımız bu yönetmeliğe uygun giyinsinler.' Bazı sendikalar Kararı mıza itiraz ettiler. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde sivil toplum örgütleri, kamu otoritesine hukuk kuralı dayatma yetkisine ve inisiyatifine sahip değildirler. Sivil toplum örgütleri ve sendikalar hukuk kurallarının uygulanmasını takip ederler. Aksi durumda, kanun koyucu gibi davranırlarsa bu, siyaseten, demokratik olarak ve hukuk devleti prensipleriyle çelişir. Bir sendikanın ya da bir siyasi partinin çıkıp da bu konuyu eleştirmesi başka bir şeydir; ama ‘Böyle olmaz, şöyle olacak’ demesi, dayatmacı bir mantıkla yaklaşması kabul edilebilir bir şey değildir.
Bu, kendisini kanun koyucunun, kamu otoritesinin yerine koyan vesayetçi bir yaklaşımdır. Kusura bakmasın kimse, ben vesayetin her türlüsüne karşıyım. Kimse benim bulunduğum yerde kanun koyucunun yerine kendisini koyamaz. Kimse mevzuat yapan idarenin yerine kendisini koyamaz. Böyle tanımlayan kişilere karşı da biz gerekli hukuki mücadeleyi yürütürüz. Ben herhangi bir sendikada orada çalışan kişilerin nasıl giyineceğine dair genelge, bir hüküm mü koydum? Sendikanızda istediğiniz gibi giyinin, beni ilgilendirmiyor. Ama ben kamu kurumu niteliğindeki okullarda ilgili mevzuata göre davranılması gerektiğine dair bir hatırlatma yapıyorum. Dolayısıyla buna karşı çıkan kişilerin yasakçı bir mantık eleştirisi yapmaları tutarsız. Tam tersine, hukuk devletini hayata geçirmeye çalışan bir idare olarak bakmaları gerekir. Biz de şu anda bunu yapıyoruz."