"Ölü Deniz" gösterisindeki ifadeleri gerekçe gösterilerek 88 gün boyunca cezaevinde kalan stand-up komedyeni Deniz Göktaş, tahliyesinin ardından ABD merkezli The New York Times (NYT) gazetesine açıklamalarda bulundu. Mahkemedeki dik duruşunu ve geri adım atmayışını anlatan Göktaş, "Sahnede taviz vermemek sanatıma ve izleyiciye saygımdı" dedi.
İSTANBUL – YouTube’da yayımlanan "Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisi nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan ve yaklaşık üç ay cezaevinde yatan komedyen Deniz Göktaş, tahliye kararının ardından uluslararası basına konuştu. ABD'nin önde gelen gazetelerinden The New York Times’a mülakat veren Göktaş; havalimanındaki gözaltı anından mahkeme salonundaki savunmasına, cezaevi günlerinden Türkiye’deki mizahın üzerindeki baskılara kadar dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
"Özür Dilemeyi Reddettim, İfade Özgürlüğünü Savundum"
Hakkında istenen hapis cezalarına karşı ilk celsede sergilediği savunma tutumuyla çok konuşulan Göktaş, New York Times’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Önceliğim sadece ne pahasına olursa olsun bir an önce cezaevinden çıkmak olmadı. İnsanlara, sahneme ve sanatıma olan saygım gereği geri adım atmadan ifade özgürlüğünü ve mizahı savundum. Duruşmada sırf tahliye olmak için özür dilemeyi ya da şakalarımı reddetmeyi kabul edemezdim."
"Geri Dönüp Kendi İsteğimle Teslim Oldum"
Göktaş, soruşturma açıldığı sırada yurt dışında olduğunu ancak kaçmak yerine ilk uçakla Türkiye’ye dönerek teslim olduğunu hatırlattı. Havalimanında maruz kaldığı kelepçeli gözaltı prosedürüne de değinen komedyen, mizah anlayışından ödün vermedi:
-
Ters Kelepçe Tepkisi: "Kendi rızamla gelip 'Hakkımda yakalama kararı var galiba' diyerek teslim olmama rağmen ters kelepçe uygulandı. Sosyal medyaya servis edilecek görüntüler için zor kullandılar. Şanlı direnişim sadece 4 saniye sürdü."
-
"Beyin Göçünü Engellemeye Çalışırken": Mahkemedeki savunmasında da dile getirdiği gibi, yurt dışına giden arkadaşlarını Türkiye’ye dönmeye ikna etmeye çalıştığını belirten Göktaş, "Ben beyin göçünü engellemeye çalışırken Türkiye bana engel oluyor" eleştirisini yeniledi.
Mahkemede 4 Cümle İle Yargılandı
Göktaş, toplamda 100 binden fazla seyirciye ve 198 kez sahnede canlı söylediği gösterisindeki sadece 4 cümle yüzünden aylarca hücrede kaldığını vurguladı. Soruşturmanın dijital linç ve CİMER şikâyetleriyle köpürtüldüğünü söyleyen komedyen, mizahın suç unsuruna dönüştürülemeyeceğinin altını çizdi.
New York Times, Göktaş’ın davasını Türkiye’de mizah, eleştiri ve sanatçıların karşı karşıya kaldığı otosansür ile yargı baskısının en güncel örneklerinden biri olarak okuyucularına aktardı.
Söyleşinin tam metni:
Jason Zinoman / The New York Times
Stand-up gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili yaptığı şakaların ardından tutuklanan komedyen Deniz Göktaş, üç ay cezaevinde kaldı. 19 ay hapis cezasına çarptırıldıktan sonra tahliye edilen Göktaş, New York Times'a verdiği ilk röportajda yaşadıklarını anlattı.
Stand-up komedyeni Deniz Göktaş, özel gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili bir şaka yapmadan hemen önce izleyicilerini hoş olmayan bir şey söyleyeceği konusunda uyardı. Boğazını temizledi ve başının derde girebileceğini ima eden bir yüz ifadesi takındı. Bu, Amerikalı komedyenlerin sık sık başvurduğu bir yöntemdi. Ancak gösterinin Türkiye'de yapılması, şakanın sonuçlarını çok daha ciddi hale getiriyordu.
32 yaşındaki Göktaş, haziran ayında özel gösterisini YouTube'da yayımlamasından yalnızca bir hafta sonra, aralarında Cumhurbaşkanı'na hakaretin de bulunduğu suçlamalarla tutuklandı.
Dünya genelinde komedyenlere yönelik baskılar dünya genelinde giderek yaygınlaşıyor. Rusya'da bir komedyen yaptığı şakalar nedeniyle hapse girerken, Çin'de bir başka komedyen hakkında soruşturma başlatıldı. ABD'de ise ABC kanalının Jimmy Kimmel'ın programını kısa süreliğine yayından kaldırma kararının arkasında hükümet baskısı olduğu yaygın biçimde değerlendirildi.
Ancak Göktaş, bu yıl komedi gösterisi nedeniyle hapse giren en tanınmış isim olabilir. İkinci özel gösterisi "Ölü Deniz" YouTube'da 15 milyon izlenmeye ulaştı. İngilizce altyazıyla da izlenebilen gösteri, geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Dünya çapında turnelere çıkan Göktaş, New York Komedi Festivali'nde de tamamen dolu salonlarda Türkçe stand-up gösterileri gerçekleştirdi.
Göktaş'ın mizah tarzı, Amerikan komedisine aşina olan izleyiciler için de tanıdık. Yaramaz ve alaycı siyasi hicvi, tartışmalı siyasi konulara beklenmedik derecede kişisel açılardan yaklaşmasıyla öne çıkıyor. Tarzı, Jerrod Carmichael'ın rahat sahne tavrıyla Jon Stewart'ın keskin siyasi hicvinin birleşimi olarak tanımlanabilir.
Savunmasında Lenny Bruce'u örnek gösterdi
Göktaş, aralarında ünlü bir müzisyen ve tutuklanmasına destek veren bir gazetecinin de bulunduğu mahkumlarla aynı cezaevinde üç ay geçirdi. Kendisinin tutuklanmasını destekleyen gazeteciyle ilgili olarak, "Zamanımı onunla empati kurmamaya çalışarak geçirdim ama komşum olduğu için bu zordu" dedi.
Geçen ay hakim karşısına çıkan Göktaş, ifade özgürlüğünü ve stand-up komedisinin özgür bir toplumdaki rolünü savunan güçlü bir konuşma yaptı. Aynı zamanda kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında neden masum olduğunu ayrıntılı biçimde anlattı.
Savunmasında Amerikalı komedyen Lenny Bruce'u örnek gösterdi. Bruce'un 1964 yılında bir komedi gösterisi nedeniyle yargılandığını, yaklaşık 40 yıl sonra ise New York Valisi'nin kendisinden ölümünün ardından özür dilediğini hatırlattı.
Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yaptığı şakaların oldukça hafif olduğunu belirtti. İzleyicileri önceden uyardığı "hoş olmayan" şakada, Erdoğan'ı "utangaç bir diktatörden kendisiyle barışık, özgüvenli bir diktatöre" dönüştüğü için övüyordu. Mahkeme, Göktaş'ı suçlu bularak 19 ay hapis cezasına çarptırdı. Ancak komedyen, karara itiraz etme hakkı tanınarak tahliye edildi.
Göktaş, cezaevinden çıktıktan sonraki ilk röportajını salı günü New York Times'a verdi. Görüntülü görüşmeyle gerçekleştirilen röportajda Göktaş'a menajeri Enes Uysal çevirmen olarak eşlik etti.
Görüşmede Göktaş, cezaevinde geçirdiği günleri ve gelecek yıl sahnede sergilemeyi umduğu 20 dakikalık yeni bir gösteri metni yazdığından bahsetti. Temyiz sürecine ilişkin iyimser olduğunu belirten komedyen, buna rağmen bazı şakalarıyla ilgili soruları yanıtlamaktan kaçındı. Göktaş, tutuklanmasının bakış açısını nasıl değiştirdiğini ve mahkemedeki savunmasıyla nasıl bir mesaj vermek istediğine dair de konuştu:
Hapis cezanızı öğrendiğinizde aklınızdan ilk ne geçti?
Tahliye edilmeyi beklemiyordum, bu yüzden büyük bir rahatlama hissettim. Savunma metnimi okuyan herkes, avukatlarım ve çevremdeki insanlar, bu savunmanın cezaevinde biraz daha uzun kalmama neden olabileceğini söyledi. Benim önceliğim bir an önce tahliye edilmek değildi.
Vermek istediğiniz mesaj neydi?
Özür dileyen bir tavır sergilemek istemedim. İfade özgürlüğü yalnızca burada yaşanan bir sorun değil. Dünyanın pek çok yerinde insanlar, konuştuklarında cezalandırılmaktan veya toplumun tepkisini çekmekten korkuyor. Komedi yapan diğer insanlara örnek olmak istedim. Özgürce konuşabilirsiniz. Korkmak zorunda değilsiniz. Üç ay cezaevinde geçirmek korkunç bir deneyim ancak bir sanatçının, savunduğu bir ilke uğruna bunun üstesinden gelebileceğini göstermek istedim.
“Başıma gelenler yaptığım işe olan inancımı artırdı” dediniz. Neden?
Daha fazla tanındıkça ve kariyerimde kendime daha sağlam bir yer edindikçe kaybedecek daha fazla şeyim oldu. Yaptığım işte otosansür uygulamaya başladım. Bu da beni rahatsız ediyordu. Gösterilerime gelen insanlar, öğrenciler, emekliler, gündelik hayatlarında benden daha cesur davranırken ben giderek daha korkak hale geliyordum. Bu da kendimi ikiyüzlü gibi hissetmeme neden oluyordu. Çok sevdiğim bir şarkı vardı, özel gösterimin kapanış jeneriğinde de çalıyor. İlkelerinden ödün veren bir şairi anlatıyor. O şarkıda kendimden bir şeyler bulmak bana kötü hissettiriyordu. Kendimi daha iyi hissetmek için sonuçları ne olursa olsun, komik bulduğum her şeyi yeniden söylemeye başladım. Kulağa biraz romantik gelebilir ama cezaevindeki ilk gecemde hayatımın en güzel uykusunu uyudum.
Artık sahnede şaka yaparken daha mı fazla, yoksa daha mı az endişeleniyorsunuz?
Zor bir soru. Biraz düşüneyim. Özel hayatımda biraz korkak ve sosyal açıdan çekingen biriyim. Cesur biri değilim. Ancak bütün bu süreç boyunca kendimden duyduğum şüpheler ortadan kalktı. Daha önce sahip olmadığım bir özgüvenin tadına vardım. Şimdi bu duyguyu bir kez yaşadıktan sonra onsuz yaşayabileceğimi sanmıyorum. Kendimi iyi hissettirdi.
Bu gösteriyi üç yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında hiçbir sorun yaşamadan sahnelediniz. Sizce hükümet neden şimdi müdahale etti?
Canlı gösterileri izleyen seyirciyle internette videolarınızı izleyen seyirci arasında bir fark var. Bu, dünyanın her yerinde geçerli bir durum. Türkiye geçmişte de pek özgür bir ülke değildi ancak ana akım televizyon kanallarında benimkilerden çok daha sert şakalar yapan komedyenler vardı. Onlar da sorunlar yaşadı ama şaka yapmanın sonuçları bu kadar ağır değildi. Benim şakalarımı duysalardı oldukça hafif bulurlardı. Son yıllarda tahammül düzeyi ciddi biçimde azaldı. İşin tuhaf yanı, bunda cesaret verici bir taraf da var. Liderler şakalar karşısında bu kadar kırılgan olabiliyorsa bu, komedinin gücünü gösterir.
Cezaevindeyken gösteriyi yaptığınıza pişman olduğunuz, karamsarlığa kapıldığınız anlar oldu mu?
Bir saniye bile olmadı. Hayatımda kendimi en az yalnız hissettiğim dönemdi.
Özel gösterinizin YouTube'daki yorumları arasında bir Türk izleyicinin “Bu, bana özgür bir ülkede yaşıyormuşum gibi hissettiriyor” dediğini gördüm.
Tam olarak başarmaya çalıştığım şeyi özetliyor. Yaptığım her şakayla, her hareketle ve otoriteye aldırmadığım her anla, hem izleyicilere hem de kendime konuştuğum şeylerin sıradan olduğunu hatırlatmak istedim. Bu doğallığı yakalamak için titizlikle çalıştım.
Komedi, otoriterlikle mücadelede nasıl bir rol oynayabilir?
Bence yapabilecekleri sınırlı. İnsanlara empati ve motivasyon sağlayabilir. Belki konuşma cesareti verebilir. Ama hepsi bu. Daha fazlası değil. Psikolojik destek.
Özel gösterinizde arkanızda duran devasa bir kafa heykeliniz var.
Gösteri ölüm ve sansür üzerine kurulu olduğu için giyotinle kesilmiş gibi görünen bir kafa göstermek istedim.
Gösterinizde cezaevindeki muhaliflerden de söz ediyorsunuz ve bir noktada hükümetin sizi izliyor olabileceğini ima ediyorsunuz. Tutuklanmış olmanız, Cumhurbaşkanı'nın artık eskisi kadar “utangaç bir diktatör” olmadığına ilişkin şakanızın dayandığı düşünceyi doğrulamıyor mu?
Bu soruyu yanıtlamamayı tercih ederim. Ancak bunun yanıtı savunma metnimde var.
Savunmanızda Lenny Bruce'tan söz ettiniz. Onun komedisinden çıkardığınız ders nedir?
Kendine karşı dürüst olmak. Onda yaramaz bir çocuğun ruhunu, kendini sınırlamayan o tavrı görüyorum. Bu da komedide en sevdiğim şeylerden biri.
Bruce, tutuklanmasının ardından komedi gösterilerini kendi davalarının analizine dönüştürdü. Bazıları bunun komedisini olumsuz etkilediğini düşündü.
Bunu bilmiyordum. Ama cezaevinde günlüğüme yazdığım ilk şeylerden biri şuydu: Gösterilerimde bu davadan çok fazla söz etme.
Bruce dışında size ilham veren Amerikalı komedyenler oldu mu?
Doug Stanhope. Türkçeye çevrilen ilk komedyenlerden biriydi. Türkiye'de büyük bir tiyatro salonunu doldurabilecek kadar ilgi görüyordu. Bir diğeri de George Carlin. İzlediğim ilk stand-up bölümü, Stanhope'un milliyetçilik üzerine yaptığı gösteriydi. Carlin ve Stanhope'un ardından Louis C.K., Mike Birbiglia, Sarah Silverman, Joe List ve Jerrod Carmichael'ı dinliyorum.
Hükümetler neden komedyenleri hedef alıyor?
Komedyenlerin sınırları zorlaması beklenir. Diğer sanatçılar bu konulara hiç dokunmadan da işlerini yapabilirler. Sonuçta yalnızca komedyenlerin hedef alındığını düşünmüyorum. Herkesi susturmak istiyorlar.
ABD hükümetinin “The Late Show With Stephen Colbert” gibi gece kuşağı programlarına baskı uyguladığına ilişkin haberleri takip ettiniz mi?
Evet.
Türkiye'deki baskılarla benzerlikler görüyor musunuz?
Amerika ile Türkiye arasında bir bağlantı kurmakta zorlanıyorum. Amerikalı komedyenler bana çok daha özgür görünüyor. Ama belki gelecekte sizinle bizim aramızda benzerlikler ortaya çıkabilir.
Amerikalı komedyenler sık sık iptal kültüründen ve internette maruz kaldıkları saldırıların yarattığı baskıdan şikayet ediyor.
Övünmek gibi olmasın ama bizde hem iptal kültürü hem de hapis var.
Bu deneyim sizi nasıl değiştirdi?
Bunu söylemek için biraz erken. Ama cezaevindeyken bu konu üzerine düşündüm. Bazen hayat sadece sizi mutlu eden şeyleri yapmaktan ibaret değil. Uyumak, çay içmek gibi basit şeylerle de tatmin olabilirsiniz. En kötü koşullarda bile kendinizi özgür hissedebilirsiniz.
© 2026 The New York Times Company
GALATASARAY
BEŞİKTAŞ
AMED SPORTİF FAALİYETLER
FENERBAHÇE
TRABZONSPOR
CORENDON ALANYASPOR
KOCAELİSPOR
ARCA ÇORUM FK
KASIMPAŞA
ÇAYKUR RİZESPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
ERZURUMSPOR FK
TÜMOSAN KONYASPOR
SAMSUNSPOR
GÖZTEPE
EYÜPSPOR






Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir