Fransa'daki öğrenci protestoları üçüncü haftasına girerken, hareketin sönümlenecek mi yoksa daha geniş bir toplumsal dalgaya mı dönüşeceği sorusu ağırlık kazanıyor.
Eylül ortasında Paris banliyölerinde başlayıp ülke geneline yayılan okul blokajları ve gösteriler, perşembe günü Bastille Meydanı'ndaki sütuna tırmanan öğrencilerin görüntüleriyle küresel bir yankı uyandırdı.
Fransız Devrimi'nin dönüm noktalarından olan tarihi hapishanenin bulunduğu bu sembolik meydandaki görüntüler, protestoların taşıdığı tarihsel ağırlığı da gözler önüne serdi.
Yıkıldıktan sonra sıradan vatandaşın otoriteye karşı zaferinin simgesi haline gelen Bastille'deki o anları, radikal solcu Jean-Luc Mélenchon X'te "Bastille yeniden alındı" diye nitelendirdi.
Uzun ders saatleri, tıklık tıkış sınıflar, dökülen okullar ve öğretmen açığı nedeniyle Fransız öğrencilerin başlattığı isyan dalgası, Belçika ve İtalya'daki gençleri de sokağa çekerek Avrupalı öğrencilerin ortak öfkesine dönüştü.
Öğrenci hareketi daha geniş bir dalgaya dönüşebilir mi?
Öğrenci ve işçi sendikalarının desteğiyle yeni bir protesto dalgası 13 Ekim Salı günü için planlanırken, geçim krizi ve tırmanan akaryakıt fiyatlarına karşı 17 Ekim'de ayrı bir gösteri daha düzenlenecek.
17 Ekim'deki eylemin, 2018'de akaryakıt vergilerine tepki olarak doğan 'Sarı Yelekliler' hareketini tetikleyebileceği konuşuluyor. Hatırlanacağı üzere Sarı Yelekliler, aylarca kavşakları ve otoyolları kapatarak polisle sert çatışmalara sahne olan haftalık protestolar düzenlemişti.
Öğrenci protestolarının daha geniş bir toplumsal huzursuzluk dalgasıyla birleşmesi durumunda Fransa, 1968 Mayısı’nı hatırlatan sahnelerle karşı karşıya kalabilir. Son haftalarda birçok öğrenci, öğrenci protestolarının ülke çapında genel greve dönüştüğü bu tarihi eylemlere atıfta bulunan pankartlar taşıyor.
O dönemde milyonlarca işçi gösterilere katılmış, ülke adeta kilitlenmiş, ancak bu süreç önemli ücret müzakerelerini de tetiklemişti. Hareket aynı zamanda bir siyasi krize yol açmış, dönemin Cumhurbaşkanı General de Gaulle, Ulusal Meclis’i feshederek Haziran 1968’de erken genel seçim çağrısı yapmış ve destekçileri mecliste çoğunluğu elde etmişti.
Her şeye rağmen 1968 Mayısı, savaş sonrası katı toplumsal hiyerarşileri sarsarak Fransa’da silinmez bir iz bıraktı. Gösteriler, sivil, öğrenci ve işçi haklarının ilerlemesine katkı sundu ve kitlesel protesto geleneğini ülkenin siyasi kimliğinin kalıcı bir parçası haline getirdi.
Fransa’da gergin siyasi arka plan
Bugün Fransa’nın azınlık hükümeti, 2027 bütçesi için parlamentodan destek almakta zorlanıyor, muhalefet partileri öngörülen tasarruf önlemlerine direniyor. Kamu maliyesi üzerindeki baskı artarken hükümet, 2026 için kamu açığının GSYH’nin yüzde 5,4’üne ulaşacağını ve bunun avro bölgesindeki en yüksek oranlardan biri olacağını öngörüyor.
Büyük ölçüde yüksek akaryakıt ve enerji fiyatlarının körüklediği derinleşen hayat pahalılığı krizi, kamuoyundaki hoşnutsuzluğu şiddetlendirdi. Hanehalkı üzerindeki ekonomik baskı, son derece parçalı bir siyasi tabloda, ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan az kalmışken toplumsal gerilimleri tırmandırıyor.
Kamuoyu araştırma şirketi Ifop’un 25-29 Eylül tarihleri arasında yaptığı ankete göre, aşırı sağ Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Marine Le Pen (yüzde 35) ilk tur niyet oylarında önde giderken, onu Edouard Philippe (yüzde 15) ve Jean-Luc Mélenchon (yüzde 14) izliyor. Bu projeksiyona göre ikinci tur Le Pen ile Philippe arasında geçecek. Diğer tahminler ise ikinci turda Le Pen ile Mélenchon’un karşı karşıya gelebileceğini öne sürüyor.
Sönümlenme belirtisi göstermeyen bir hareket
Milli Eğitim Bakanı Édouard Geffray’in perşembe günü, öğretmen açığı yaşayan okullara ülke çapında 3 bin yedek öğretmen görevlendirileceğini açıklamasına rağmen, kamuoyundaki öfke dinmek bilmiyor. Geffray, önlemin 2026 bütçesinde “on milyonlarca avroya” mal olacağını söyledi.
Sendikalar, planı geçici bir pansuman olmakla eleştirerek, mevcut yedek öğretmenlerin branş ve coğrafi dağılımının okulların ihtiyaçlarıyla uyuşmayabileceği uyarısında bulundu. Uygun yedek bulunamadığı durumlarda dersler yine boş geçebilecek; bazı yedekler ise uygun kadro açılana dek destek görevlerine yönlendirilebilecek.
Ulusal ortaöğretim ve yükseköğretim sendikası SNALC’ın başkanı ve öğretmen Jean-Rémi Girard, Euronews’e yaptığı açıklamada, ortaya atılan rakamın ayrıntılarına dikkatle bakılması gerektiğini, aksi halde kamuoyunun yanıltılabileceğini vurguladı.
Öğrenciler, en başından beri, sistemin bir ‘kriz’ içinde olduğunu söyleyen öğretmen sendikaları tarafından destekleniyor.
Girard, öğretmen devamsızlıklarını telafi etmenin giderek zorlaştığını, Fransız sınıflarının Avrupa’nın en kalabalıkları arasında yer aldığını, sıcak hava dalgalarında sınıfların yeterince donanımlı olmadığını hatırlatarak, bunların eğitim çalışanlarının zaten yakından bildiği sorunlar olduğunu belirtti.
Başlangıç noktasının, eğitim sisteminin uzun süredir devam eden yapısal bir krizin içinde olduğu tespiti olduğunu söyledi.
Fransa’daki büyük işçi konfederasyonları da öğrencilere omuz veriyor. Perşembe günkü protestoların ardından ülkenin en büyük sendikalarından CGT, bazıları öğrenci hareketinden bağımsız çok sayıda eyleme dikkat çekerek ‘Mücadeleler çoğalıyor, güç dengesi değişiyor’ mesajını paylaştı.
Fransa’daki geçmiş öğrenci hareketleriyle paralellikler
Sciences Po Paris’te sosyoloji ve siyaset bilimi profesörü Paolo Stuppia, Mayıs 1968 dahil olmak üzere pek çok toplumsal hareketi örnek göstererek, mevcut gösterilerle Fransa’nın geçmiş protesto dalgaları arasında paralellikler kuruyor.
Stuppia, banliyölerdeki öğrencilerin kendilerine özgü talepler etrafında örgütlenmesinin yeni olmadığını, bu taleplerin ardından şehir merkezine daha yakın liselere de yayıldığını hatırlattı.
Ona göre bu kez, özel okullardaki öğrencilerin de blokajlara katılması, öğrenci hareketleri açısından yeni bir eşik. Gözlemciler ayrıca, muhafazakâr bir öğrenci kitlesine sahip olduğu düşünülen Université Paris-Panthéon-Assas öğrencilerinin Perşembe günü bir blokaj eylemi düzenlemesine de şaşırdı.
Bununla birlikte Stuppia, Fransa’da yaklaşan ara tatilin hareketin ivmesini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.
İki haftalık okul tatili araya girdiğinde, her şey askıya alındığı için sonradan aynı hareketi yeniden ayağa kaldırmanın zorlaştığını dile getirdi.
Polis şiddetine tepkiyle genişleyen bir hareket
Gösterilerin büyük kısmı barışçıl geçse de bazı eylemler, kenarda süren taşkınlıklar ve güvenlik güçleriyle çatışmalarla gölgelendi. Adalet Bakanlığı’nın cuma günü paylaştığı verilere göre, hareketin başından bu yana 6 bin 877 kişi gözaltına alındı; bunların yüzde 86’sını reşit olmayanlar oluşturuyor.
Tutuklama sayısı, 2018’deki sarı yelekliler hareketinin ilk haftalarında gözaltına alınan 4 bin 596 kişiyle karşılaştırıldığında dikkat çekici boyutta.
Hak örgütleri, öğrencilerin uğradığı ağır yaralanmaların ardından polis şiddetini kınadı.
Kamuoyunun öfkesi, polis ses bombası nedeniyle sol elini kaybeden 15 yaşındaki bir lise öğrencisi, plastik mermiyle kısmen görme yetisini yitiren 16 yaşındaki bir genç ve gaz bombası kapsülüyle çenesi kırılıp çok sayıda dişi kopan 14 yaşındaki çocuk gibi vakalar etrafında büyüdü. Fransız polisinin disiplin birimi bu olaylarla ilgili toplam 24 iç soruşturma yürütüyor.
Bir Birleşmiş Milletler sözcüsü cuma günü yaptığı açıklamada, Fransa’daki durumdan endişe duyduklarını belirterek, gösterilerin barışçıl kalması ve güç kullanımının orantılı olması çağrısında bulundu.
Yetkililere göre, bu arada protestoların başlangıcından bu yana 761 polis ve jandarma yaralandı. Ülke genelinde çok sayıda okul binası zarar gördü, yakıldı ya da yağmalandı. Bazı gösterilerde ise eylemlere dışarıdan gelen grupların karıştığı bildirildi.
Stuppia’ya göre, son haftalardaki polis baskısının seviyesi, 1968 Mayısı’ndan bu yana görülmemiş boyutlara ulaştı.
CY Cergy Paris Üniversitesi’nde sosyolog olan ve Paolo Stuppia ile birlikte ‘Gençliğin Jeopolitiği: Katılım ve (e)Mobilizasyon’ kitabının ortak yazarı Valérie Becquet’ye göre, polis şiddeti yetişkinlerin de harekete katılmasını teşvik etti.
Becquet, yetişkinlerin – sendikalar ve veliler – öğrencilerle yan yana yürüdüğünü, aynı zamanda şiddet ve olası insan hakları ihlalleri karşısında avukatlar ve yargıçlarla temasa geçerek müdahil olduklarını anlattı.
Öte yandan, protestolara ‘tepeden bakıp’ onları küçümseyen ya da gayrimeşru sayan bir yetişkin kesiminin de bulunduğunu belirtti.
Giderek siyasallaşan protestolar
Başbakan Sebastien Lecornu, Çarşamba akşamı televizyondan yaptığı konuşmada, yaşanan ‘şiddeti, saldırıya uğrayan öğrencileri ve personeli, yaralanan polis ve jandarmaları, yakılan ya da tahrip edilen okulları, kaybedilen binlerce ders saatini, bir de üstüne tehdit ve hakaretleri’ kınadı.
Lecornu, ‘bu öfkeyi kendi seçim kavgası için kullanan siyasi liderleri’ hedef aldı. Fransa, nisan ayında cumhurbaşkanını seçecek. Lecornu, ‘Fransız gençliğinin güvenliğiyle oynayamayız’ dedi.
Hükümet, sağ ve aşırı sağ muhalefet partileriyle birlikte, Mélenchon ve Boyun Eğmeyen Fransa hareketini gençleri siyasi çıkar için manipüle etmekle suçluyor. Mélenchon ise partisinin harekete destek verdiğini, ancak protestoları örgütlemediğini ve barışçıl kalmasını istediğini savunuyor.
5 Ekim’deki gösteriler öncesinde radikal sol Boyun Eğmeyen Fransa hareketi, ‘öğrenci, lise, sendika ve meslek örgütlerinin’ ülke çapında ortaklaşmasından övgüyle söz etti.
Becquet’ye göre, bazı siyasi liderler öğrenci hareketini ‘araçsallaştırmakla’ suçlansa da, genel olarak lise öğrencileri gerçek siyasi destek ile hareketi sömürme girişimlerini birbirinden ayırt edebiliyor.
Bazı aktörlerin harekete özel bir ilgi duymadığını, kimilerinin solda dururken kimilerinin de ‘bu durum işimize yarayabilir’ diye düşündüğünü söyledi.
Becquet, gençlerin görmezden gelinme ve sürekli eleştirilme biçimlerinin, siyasi aracılar için zemin hazırladığını vurguladı.
Protestoların, okullardaki koşullara duyulan tepkinin, Fransız toplumundaki daha derin eşitsizliklere yönelik öfkeyi yansıtması nedeniyle daha geniş bir toplumsal harekete dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Toplumun her düzeyinde eşitsizlikler bulunduğunu, farklı sosyal gruplar arasındaki uçurumun açıldığını belirtti.
Artan hayat pahalılığı ve işçi sınıfının zaten uzun çalışma saatleri ve yorucu ulaşım süreleri gibi günlük güçlüklerle boğuştuğu göz önüne alındığında, sosyal eşitsizlikler açısından kritik bir eşiğe gelindiğini söyledi.
Öğrenci eylemlerinin ülkeye bu denli hızlı yayılmasında, ilk protestoların düzenlendiği Paris banliyölerinden paylaşılan görüntülerin sosyal medyada viral olmasının payı büyük.
Nantes Üniversitesi’nde Bilgi ve İletişim Bilimleri alanında doçent olan Olivier Ertzscheid’e göre sosyal medya, öğrencilerin hem kendi aralarında örgütlenmesini hem de sahadan birinci elden görüntülerle protestoları belgelemelerini sağlıyor.
Ertzscheid, sosyal medyanın, olaylar iyi de gitse, kötü de gitse, yaşananları olduğu gibi kayda geçirmeye imkân verdiğini; açılan adli soruşturmalarda bu görüntülerin kanıt olarak ya da en azından hukuki süreçte tamamlayıcı unsur olarak kullanılabileceğini belirtti.
Akademisyene göre sosyal medya, protestocular arasında bağ ve ortak kimlik duygusunu da besleyerek hareketin ivmesini artırıyor.
Ertzscheid, bunun gençler için grup kimliği inşa etmenin ve sosyal bağlarını – siyasi farkındalıkları ya da en azından yurttaşlık bilinci dahil – ifade etmenin bir yolu olduğunu vurgulayarak, sosyal medya kullanımının bu denli yaygın olduğu bir çağda aidiyet ve etkileşim arzusunun son derece belirleyici olduğunun altını çizdi.
Fransa’da ve dünyada gençlerin önemli bir kısmının haberleri ağırlıklı olarak sosyal medyadan takip etmesi nedeniyle bu mecraların, protestoları ve hükümetin tepkisini algılama biçimleri üzerinde de etkisi bulunuyor.
Ertzscheid, önümüzdeki haftalarda protestoların nasıl evrileceğine dair ‘katı kurallar’ olmadığını söyledi.
Ne olursa olsun, geleneksel medya ve sosyal ağların yankı odası işlevi göreceğini belirten Ertzscheid, tek başına hiçbir sosyal medya platformunun – ne kadar güçlü olursa olsun – bir hareketi başlatmaya yetmeyeceğini, ancak bu platformların görünürlük sağlama ve öğrencilerin çok hızlı biçimde örgütlenmesine imkân tanıma açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
Fransa’daki yaklaşan protestolar öncesinde farklı kesimlerin gündemlerinin birbirine yaklaştığını söyleyen Ertzscheid, tüm bu farklı öfke ve hoşnutsuzluk çıkış noktalarının zamanla birleşmesinin mümkün olduğunu, ancak aynı ölçüde, öğrenci hareketinin sönümlenip dağılmasının da ihtimal dahilinde bulunduğunu kaydetti.
GALATASARAY
BEŞİKTAŞ
AMED SPORTİF FAALİYETLER
FENERBAHÇE
TRABZONSPOR
CORENDON ALANYASPOR
KOCAELİSPOR
ARCA ÇORUM FK
KASIMPAŞA
ÇAYKUR RİZESPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
ERZURUMSPOR FK
TÜMOSAN KONYASPOR
SAMSUNSPOR
GÖZTEPE
EYÜPSPOR






Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir