Özel'den Deniz Göktaş açıklaması: "Bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir acz içinde olduğunu gösteriyor"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, komedyen Deniz Göktaş için istenen cezaya tepki göstererek, "Deniz Göktaş diye espriler yapan, şakalar yapan, öyle...

Özel'den Deniz Göktaş açıklaması: "Bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir acz içinde olduğunu gösteriyor"

Haber: Çağatan AKYOL - Kamera: Umut Emre GÖKBULUT - Eylem Ladin DEĞER

(EDİRNE) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel , komedyen Deniz Göktaş için istenen cezaya tepki göstererek, "Deniz Göktaş Diye espriler yapan, şakalar yapan, öyle hakaret filan bilmeyen birisini bir anda Türkiye’de 14 milyon kişi izleyince hükümete, Erdoğan’a ufak ufak eleştirileri olan birisini içeriye attılar. Geçen gün serbest kaldı. Serbest bırakmayıp ikinci bir tutuklama yaptılar. İddianame çıkarttılar, 10 yıla kadar hapis cezası istiyorlar. Bu, bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir acz içinde olduğunu gösteriyor" dedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, iki gün sürecek Trakya temasları kapsamında Edirne'ye geldi. Özel ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Vefa Edirne Kafe'de emeklilerle hitap ettikten sonra kafenin bahçesine zeytin fidanı diktik. Ardından Özel ve beraberindekiler emeklilerle bir araya geldi.

Burada konuşan Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz, 17 milyon emeklinin yaşadığı sorunlara dikkatİ çekerek, "Türkiye'de emekli emeklilerinin aslında sorunları çok büyük. Hem çalış hem geçinme sorunu var hem de toplumsal yaşama katılma sorunu var aslında. En büyük sorunlardan biri de bu. Biz de emekli mücadelesini yaparken sağ olsun buradan Meclis'e de gittik. Orada o zamanki CHP, tabii YENİ Partili şu anki milletvekillerimiz, bizi karşıladılar. Oturma eyleminde de destek oldular. Tabii ki biz muhalefetten çok şey bekliyoruz aslında. Baktığınız zaman iyi ki YENİ Parti var diyoruz. Her alanda mücadele etmeye çalışıyorlar. Koşturmaya çalışıyorlar. Madenci eyleminde YENİ Parti var. Emekli eyleminde YENİ Parti var" ifadelerini kullandı.

"17 MİLYON EMEKLİ İKTİDARA GEREKEN DERSİ VERECEK"

Emeklilere örgütlenme çağrısı yapan Yaz, "Siyasi partilere arkadaşlar, üye olalım, destek olalım. Emekli örgütlerine de üye olalım. Eğer siz varsanız biz güçlüyüz. Siz yoksanız bir eksiğiz. Hepimiz bu mücadele içinde olmak zorundayız. Onun için sizleri kendi adıma Edirne Emekliler Derneği'ne üye olmaya davet ediyorum bu mücadeleyi büyütmek için. 17 milyon emekli iktidara da gereken dersi sandıkta verecektir" dedi.

GENCAN'DAN ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI

Yaz’ın ardından konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Vefa Edirne Kafesi’nin belediye tarafından işletileceğini, emeklilerin ve gençlerin buluşacağı bir buluşma noktası olacağını belirterek, "Şehrimizi yönetirken hep şu perspektiften baktım. Edirneli hemşehrilerimizin olan her şey Edirneli hemşehrilerimiz tarafından yönetilecek. Bu yönde de şehri yönetmeye devam ettireceğiz. Derneğimizin çağrısı çok kıymetli. YENİ Parti'nin çatısı altında görmek isteriz büyüklerimizi. Diğer taraftan da derneğimizin de büyümesini isteriz" ifadelerini kullandı.

"EMEKLİLER İÇİN DAYANILMAZ BİR KRİZ VAR"

Daha sonra emeklilere hitap eden Özel, Türkiye’deki emekliler bir vefasızlıkla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, "Çok büyük bir haksızlık var. Yani ülkede herkes için kriz var ama emekliler için dayanılmaz bir kriz var, bitmeyen bir kriz var. 24 yıllık iktidarlarında emeklilerin satın alma gücünü asgari ücrete göre üçte birine, altının gram fiyatı üzerinden dörtte birine düşürmüş bir iktidar var. Öyle bir nokta ki… Emekli maaşının ev sahibi olmayan bir emekliyi barındırma ve karnını doyurma zarureti var. Yani bu olmazsa olmaz. Bugün Edirne’de ortalama kiranın 23 bin lira olduğunu öğrendik. Bütün şehirlerde bakıyoruz, Edirne’de ortalama kira 23 bin lira yani en düşük emekli maaşı kadar. Bu ‘Ya başını bir eve sok ama aç kal, karnını doyuracaksan da sokakta kal’ demek. Bu büyük bir haksızlık, büyük bir vefasızlık" dedi.

"SOSYAL DEVLET İNŞASINA İHTİYAÇ VAR"

Emeklilerin açlık sınırının altında bir aylığa mahkum bırakıldığını Söyleyen Özel, sözlerine şöyle devam etti:

"Beş emekli bir araya gelip yoksulluktan kurtulamıyor. Hani eskiden kurbanlıklıkta yedi kişi bir araya gelip danaya girerlerdi. Yoksulluktan kurtulmak için altı emeklinin bir araya gelmesi lazım. Altı emeklinin maaşı, bir emekliye verilmesi gereken insanca bir noktaya geliyor. İnsan Avrupa’daki emeklileri görünce; bu İstanbul’a, Kuşadası’na, Antalya’ya yanaşan yolcu gemilerinin içinden inen emeklileri görünce… Güya biz vefalı bir toplumuz. Lafa gelince vefalı bir toplumuz, büyüklerine saygıda kusur etmeyen bir toplumuz. Alman’ın, Fransız’ın emeklisine gösterdiği saygıyı; Hollandalı'nın, İngiliz’in, Yunan’ın gösterdiği saygıyı görünce insan gerçekten üzülüyor ve utanıyor. Onların emeklileri, emekli maaşlarıyla gelip Türkiye’de gezebilirken, alışveriş yapabilirken, tatil yapabilirken; bizim emeklimiz kendi memleketinde kahveye çıkamıyor.

İşte başkan söyledi insanın gırtlağı düğümleniyor. Belediyelere teşekkür ediyor ki bank yapıyorlar, kahveye oturamaz bankta oturuyor diye. Bugün çay 15 - 20 lira. Bu vefa Edirne’de Emekli Kafe’de 5 lira olacağını duyduk. Başkanın bu halkçı, belediyeci yaklaşımını, sosyal belediyecilik projelerini son derecede önemsiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında da YENİ Partili belediye başkanlarımız, sosyal demokrat belediye başkanları ilk günden beri üzerine düşeni bu konuda yapıyor. Ama şunu herkes bilsin. Yoksullukla mücadele yerel yönetimlerin bir başına altından kalacağı işler değil. Biz ancak evde bakım hizmeti verebiliriz, emekli kafeler kurabiliriz. İşte Edirne’de en ucuz berber 500 lirayken 200 liraya saç traşı Yapacak bir şeyler yapabiliriz. Ama esas bu pansuman tedbirler, hayatın içindeki zorlukları hafifletmeye yönelik. Ama emeklinin gerçekten yüzünün gülmesi için iktidar olmak lazım. Gerçekten bu halkçı noktaları, sosyal politikaları, katıksız bir sosyal devlet anlayışıyla yönetilen yeni bir düzen kurmak lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi yoksulluğu yok etmenin değil, yönetmenin peşinde. Yıllarca böyle yaptı. Ama şimdi ipin ucu Kaç tı. Artık yoksulluğu yönetmek bir yana yoksulları unutmak, eksinin yoksulları derin bir yoksullukta, eskinin orta direği, eskinin emeklisi, memuru, orta gelir düzeyindeki esnafı şimdi yoksullaşmış durumda. Ay sonunu getirmenin zorlukları ortada. O yüzden bir sosyal devlet inşasına ihtiyaç var. Bir adalete ihtiyaç var."

Selimiye Camii’ni gezdiklerini, kendisine caminin 4 büyük taşıyıcı kolon üzerine yükseldiğinin anlatıldığını belirten Özel, bu durumun kendisine parti programını çağrıştırdığını anlatarak, şunları söyledi:

"Birincisi elbette hepimizin hasret olduğu, milletin hasret olduğu mahkemelerdeki adaleti. Ama gelir adaletinin, Türkiye’deki gelirin paylaşılmasındaki adaletin, üçüncü kolon olarak vergi adaletinin, dördüncü kolon olarak da sosyal adaletin hayata geçirilmesini ve devletin o büyük, koruyucu kubbesinin bunların üzerinde yükselmesini planlamış durumdayız. Sosyal adaleti sağlamak için önce gelir adaletini sağlamak lazım. Kişi başına milli gelir 18 bin dolar, 19 bin dolar diyorlar. Bu hesaplar yapıldığında iş şöyle çıkıyor; Türkiye’de nüfusun yüzde 10’luk bir kesimi Avrupa standartlarının üstünde, İskandinavya ülkelerinin varlık durumunda geçinirken, toplumun çok önemli bir kesimi de maalesef Afrika ülkelerinin durumunda geçinmek zorunda kalıyor. O yüzden ilk önce gelirdeki adaleti sağlamak lazım. Daha çok çalışmak, hep birlikte kalkınmak, daha çok kazanmak lazım. Ama bunu hakça bölüşmek lazım. Sonra vergi adaletini sağlamak lazım. Dünyada Türkiye kadar dolaylı vergilerin yüksek olduğu bir ülke yok. Türkiye’de neredeyse yüzde 65. Nedir dolaylı vergi? Dolaylı vergi dünyanın en adaletsiz vergisidir. En zengini ile en fakirin aynı vergiyi vermesidir. Elektriğe, suya, telefona, ayakkabıya, gömleğe, süte, ne tüketiyorsan onlardan alınan dolaylı vergiler fabrikatörden de aynı alınıyor, kapıdaki bekçiden de aynı alınıyor. Bu yüzde 65. Gelir vergisi yüzde 23 - 24. Bu maaşlardan kesilen vergiler. Bankadaki mevzuattan kesilen vergiler. Bunları üst üste toplayınca yüzde 89. Geriye yüzde 11 kalıyor ki bu kurumlar vergisi, yani gerçekten üreten, kazanan, kar edenin ödediği vergi yüzde 11. Yüzde 89 ya hiç vermemesi gerekenler ya da çok az vergi vermesi gerekenlerden oluyor. Tabi yüzde 11’lik kurumlar vergisi ödeyeceklere dokunursan bin ah da onlardan işitiyorsun. O yüzden bu ülkede yeni bir kalkınma hamlesine, devletin planlamasını doğru yapmasına, hep birlikte dürüstçe yönetilen bir devletin bu ülkede işçisini de işvereni de korumasına, çok kazanılmasına ve adil bir vergi sisteminden bunların vergilendirilmesine ihtiyaç var.

ÖZEL'DEN DENİZ GÖKTAŞ7 İSTENEN CEZAYA TEPKİ

Türkiye’deki mahkeme adaleti sağlandığında yurt içinde para kazanan parasını dışarı kaçırmaz. Yurt dışından yatırımcılar buraya gelmekten korkmaz. Ama bugünkü şartlarda mala çökülen, kimsenin malının garantisinin olmadığı, kimsenin kendisinin özgürlüğünün garantisinin olmadığı, iktidarın ayağına basanın bir anda hapse atıldığı… Türkiye’de sadece siyasetçilerin değil gazetecilerin, akademisyenlerin, komedyenlerin, hepimizin daha yeni yeni tanıdığı Deniz Göktaş diye espriler yapan, şakalar yapan, öyle hakaret filan bilmeyen birisini bir anda Türkiye’de 14 milyon kişi izleyince hükümete, Erdoğan’a ufak ufak eleştirileri olan birisini içeriye attılar. Geçen gün serbest kaldı. Serbest bırakmayıp ikinci bir tutuklama yaptılar. İddianame çıkarttılar, 10 yıla kadar hapis cezası istiyorlar. Bu, bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir acz içinde olduğunu gösteriyor. Turgut Özal kendisini en ağır eleştirilenlere, herkesin katlanamayacağı en ağır karikatürleri Çankaya Köşkü’ne asardı. Süleyman Demirel kendisinin taklidini yapan Plastip Show’a katılır, kendiyle alay ederdi. Erdal İnönü kendisi hakkında anlatılanları üstüne koyarak kendi anlatır ve kendiyle alay ederdi. Her türlü eleştiriye sonuna kadar açıktı. 1974’lerde rahmetli Türkeş’i, Erbakan’ı, Ecevit’i, Demirel’i, dördünü birden en ağır eleştiren karikatürler yılın karikatürü seçilirdi. Bugün küçük bir ima, Cumhurbaşkanı’na hakaret sayılıyor. Bu özgüvensizliktir. Bu iktidarın kendine güvenmemesidir. Biz Türkiye’de artık Erdoğan’ın bu kadar çok yasağı ile nasıl mücadele edeceğimize YENİ Parti olarak karar verdik. Biz de iktidarımızda yasakçı olacağız; bizim iktidarımızda yasaklar yasak olacak. Erdoğan’ın getirdiği bütün yasakları yasaklayacağımız, esprinin yasak olmadığı, gülmecenin yasak olmadığı, gençlerin sevdiği müzik gruplarının yasak olmadığı, eleştirinin, tweet‘in, makalenin, köşe yazısının yasak olmadığı, muhalefet etmenin yasak olmadığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.

Böylece mahkemede adalet sağlanınca, gelirde adalet sağlanınca ve vergide adalet sağlanınca sıra dördüncü kolonun inşasına gelecek. O da sosyal adalet. O zaman zenginin çocuğunun en iyi okullara gidip, fakirin çocuğunun yedi yaşına kadar eğitimi beklediği, yoksulların çocuklarının hayata kapatamayacağı kadar farkla geriden başladıkları, babadan - anneden evlada yoksulluğu miras kaldığı bu kara düzen o zaman bitecek. Çocuklardan parası olan okulda iyi suyu kana kana içtiği, garibanın çocuğunun tuvalet musluğuna ağzını dayadığı bu kara düzen bitecek. Birinin beslenme çantasından en güzel yiyeceklerin, muzların - meyvelerin çıktığı ama öbürünün arkadaşının beslenme çantasına yan gözle baktığı bu kara düzen bitecek. Emeklinin birbirini yanına oturup da kahvede birinin öbürüne çay ısmarlamaya korktuğu, kahvede değil parkta bank üstünde gün geçirdiği bu kara düzenler bitecek. Artık asgari ücretlinin aldığı maaşın ona yetmediği, ona maaş verenin de o asgari ücretle ihracat yapamadığı bu tuhaf kara düzen bitecek. Sosyal adaleti inşa edip eğitimde, sağlıkta, biraz önce otoyollarla ilgili konuştum, ulaşımda; devletin devlet olduğunu gösterdiği, güvenlikte gösterdiği, okulun güvenliğini de devletin sağladığı, her bir vatandaşın güvenle sokaklarda gezebildiği ve herkesin çocuğunun eşit şartlarda doğup eşit ve iyi eğitim alabildiği, sağlıkta parası olanın özel hastanede beş yıldızlı otel konforu yaşayıp, parası olmayanın üç ay sonrası için telefonda randevu kovaladığı, bir MR için altı ay beklediği günler geride kalacak.

"SİZE EMEKLİ EVLADI SÖZÜ VERİYORUM"

Bilhassa emeklilere söylüyorum. Efendim muayene parası; ‘hastanede öde, eczanelerde öde, maaşından kesilsin.’ Bütün muayenelerin ücretsiz olacağı… ‘Efendim ilacın en ucuzu bu. O yok. Farkını ver, 600 lira.’ Bunların geride kalacağı; ortezin, protezin, gözlüğün, ilacın sadece ve sadece katılım payı yüzde 10, o da raporludan sıfır… Bunun dışında bir kuruş paranın alınmayacağı; emeklilere sağlık ocağının, devlet hastanesinin, üniversite hastanesinin ve eczanedeki ilaç hizmetinin ücretsiz olacağı yepyeni bir düzen kuracağız. Bunların hiçbirisi yapılamaz işler değil. Bir kısmı eski Türkiye’de vardı. Yeşil kartı olanlara zaten bu hizmet veriliyordu, veriliyor. Suriyeliler yıllarca ne doktora, ne hastaneye, ne ilaca para verdiler. Ya bu ülkeyi ayağa kaldıran, bugünlere getiren emekler bunu hak etmiyorsa hiçbirimiz hak etmiyoruz. Onun için ant olsun, söz olsun ki AK Parti’nin kara düzeni bitecek, YENİ Parti’nin yeni döneminde hepimizin yüzü gülecek. İki emeklinin evladı olan birisi olarak söylüyorum. YENİ Parti’nin iktidarında akut sorunlar yani en can yakıcı sorunlar ilk üç ay içinde, hızla halledilmesi gereken sorunlar bir yıl içinde ve bütün sorunlar ilk dönemin sonunda köküne kadar halledilecek. Hepinize emekli evladı sözü veriyorum."

"EN KÖTÜ SENDİKA SENDİKASIZLIKTAN İYİDİR"

Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz’ın örgütlenme çağrısına destek veren Özel, şunları ifade etti:

"Başkanım, büyüğümüz bize yol gösterdi. Onun temennisini tekrarlayayım. Örgütsüz olanı ezerler. Soma’da maden faciasından sonraki süreçte sendikalarla olan ilişkimiz sırasında da her zaman söyledim. En kötü sendika, sendikasızlıktan iyidir. Tabii ben böyle diyorum diye gidip de en kötü sendikalara üye olunmasın, siz iyi sendikalara üye olun. En kötü meslek örgütü, örgütsüzlükten iyidir. En kötü dernek, mücadele veren yapı olmamasından iyidir. Onun için emeklilerin derneklerine, sendikalarına üye olun. Mücadeleyi birlikte verin. Ayrıca YENİ Parti kurulduğunda 18 günde 600 bin üye kaydeden, dünya rekoru kıran bir parti. Eldeki imkanlarla hızlı bir şekilde üye sayısı milyona doğru ilerliyor. YENİ Parti’nin milyonlarca üye olması YENİ Parti’ye de Türkiye’ye de güç verecek. YENİ Parti üyeleriyle birlikte güçleniyor, yepyeni bir siyaseti müjdeliyor. O da artık YENİ Parti’ye üye olan herkes 26 Ağustos’a kadar olanlar, yapılacak ilçe başkanlığında oy uygulanacak. Eylül - Ekimde üye olanlar genel başkanlıkta oy kullanacak. Eylül ayı boyunca üye olanlar il başkanlığı seçiminde oy kullanacak. Delege sistemi artık Siyasi Partiler Kanununun bir zorunluluğu olarak şartları yerine getirecek resmi işlemleri yapacak şekilde halledilecek. Ama söz, yetki ve karar YENİ Parti’de, yeni üyelerde olacak. YENİ Parti’de eskiler oy kullanamıyor, bir tek yeni üyeler kullanacak. Çünkü bizim eskimiz yok. Hepimiz aynıyız. Hepimiz yeniyiz. Bu partinin eskisi, kıdemlisi yok. Herkes yepyeni, herkes aynı güçte."

Konuşmaların ardından emekliler kendi ürettikleri ürünleri ve yazdıkları kitapları Özgür Özel'e hediye etti.


SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ