(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, fon krizine ilişkin, işlem yasağı öncesinde 441 kişinin 441 milyar liralık fon satışı gerçekleştirdiğini belirterek, "Bu 441 kişi kimdir, herhangi birisi hakkında herhangi bir işlem yaptınız mı" diye sordu. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, fon krizinin siyasi ve bürokratik sorumlularının açıklanmasını isterken; DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklama işlemlerine tepki gösterdi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul gündemine geçilmeden önce grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YENİ YOLLU ÖZDAĞ: İSTİSNAİ KADRO UYGULAMASINI KALDIRIN
Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın bakanlığı döneminde 60 kişiyi istisnai kadro üzerinden memur yaptığı yönündeki iddiaları hatırlatarak iktidara çağrıda bulundu. Özdağ, istisnai kadro uygulamasının kaldırılmasını isteyerek şöyle konuştu:
"Adalet ve Kalkınma Partisi'ne sesleniyorum, hükûmete sesleniyorum: Bir an önce bu istisnai kadroyu bir kanuni düzenleme olmaktan çıkartın. Gelen bakanlar, belediye başkanları, valiler kendileri geçici olarak birisini özel kalem müdürü, eğer bulunduğu yerde bir özel kalem müdürü bulunduramıyorsa, liyakatli değilse geçici olarak bulundurabilirler. Bununla ilgili olarak da derhâl işlem yapılmalıdır."
Kamu görevlerine girişte uygulanan sınav sistemine dikkati çeken Özdağ, vatandaşların üniversite eğitimlerinin ardından KPSS'ye hazırlandığını ve mülakat süreçlerinden geçerek devlet memuru olduğunu belirtti. İstisnai kadro uygulamasının bu sürecin dışında bir memuriyet yolu oluşturduğunu savunan Özdağ, "Nedir bu istisnai kadro? Bu istisnai kadro hiçbir sınava girmeden, üniversiteyi bitirdikten sonra veya liseyi bitirdikten sonra istisnai kadro üzerinden özel kalem müdürü olmak, altı ay burada çalıştıktan sonra da memur olmak" dedi.
Özdağ, uygulamanın daha çok iktidara yakın belediyelerde ve üniversitelerde kullanıldığını öne sürerek, özel kalem müdürlüğü üzerinden memuriyete geçişlerin önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.
İYİ PARTİLİ POYRAZ: "SİZ KORUYAMAMIŞSINIZ, SİZ YÖNETEMEMİŞSİNİZ"
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, fon krizinin siyasi ve bürokratik sorumlularının hâlâ açıklanmadığını belirterek, sorumluların ortaya çıkarılmasının iktidarın ve Cumhurbaşkanı'nın görevi olduğunu söyledi. Poyraz, Cumhurbaşkanı'nın 16 Eylül'den hemen önce konu hakkında bilgi sahibi olduğunu ve gelişmelere tepki gösterdiğini AK Parti ve Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin açıklamalarından anladıklarını ifade etti. Devlet Denetleme Kurulu'nun incelemesi sürerken adli soruşturmalar kapsamında gözaltı ve tutuklama işlemleri yapıldığını belirten Poyraz, TBMM'nin de sürece dahil olması gerektiğini kaydederek "Biz de diyoruz ki parlamento da buraya müdahil olsun, parlamentoda da bir komisyon kurulsun, o da bu süreci değerlendirsin" dedi.
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu raporunu da gündeme getiren ve raporun sonuçlarının yeterince tartışılmadığına dikkati çeken Poyraz, şöyle konuştu:
"15 Temmuz Darbe Komisyonu'nun raporunu içinizde okuyan var mı, bilen var mı? Bu işin siyasi ayağını, bu parlamentodaki ayağını gören, duyan var mı? 15 Temmuz ya. Ben 49 yaşındayım, bir zombi istilası, bir uzaylı istilası kalmadı; Covid'i gördük, darbeyi gördük, postmodern darbeyi gördük. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterindeki mermiler Türk milletinin üzerine sıkıldı, bu parlamentoda bu konuyla ilgili yazılmış rapor hâlâ kadük, hiçbirimizin haberi yok yani bununla ilgili bir sicil problemi var."
Poyraz, 15 Temmuz sonrasında yürütülen süreçleri de eleştirerek "Biz yıllarca FETÖ'nün zulmünden bahsederken FETÖ'yle mücadeleyi bir zulüm hâline getirerek muhalifleri de tasfiye hâline getiren bir stratejik hamle hâline getirdiler" ifadelerini kullandı.
Fon krizinin vatandaşların ekonomik yaşamını doğrudan etkilediğini belirten Poyraz, toplumun yasa dışı bahis, kripto para piyasaları ve borsa üzerinden yaşanan gelişmelerle karşı karşıya kaldığını söyleyerek "Toplum olarak hepimiz ya kumarbaz olmuşuz ya tefeci olmuşuz ya dolandırıcı olmuşuz; elimizdeki bütçe de 3 kuruş. Böyle bir memleket olabilir mi ya hiçbir şeyin öngörülemediği" diye tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde karar alma süreçlerini de eleştiren Poyraz, Cumhurbaşkanı danışmanlarının seçim tarihi gibi konularda açıklama yapmasını değerlendirdi. Poyraz, fon krizinde de ciddi bir iletişim sorunu yaşandığını savunarak şöyle konuştu:
"Şimdi, ya Sayın Cumhurbaşkanı bunları birer paratoner olarak kullanıyor yani nefret bunlara oluşsun, daha sonra elimi yıkar çıkarım diye ya da burada bir iletişim problemi var ki ben bu fon krizi sürecinin de ciddi bir iletişim problemi olduğunu söylüyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi açısından da iktidar partisi ve Cumhurbaşkanlığı yetkililerini de buradan ihtar ediyorum: Bu, milletin artık cebine ulaşmış bir hadisedir. Bakın, bu, milletin cebine ulaşmış bir hadisedir. Milletin hanesine ulaşmış bir hadisedir."
Fon mağdurlarına yapılacak ödemelerde farklı tutarlara göre ayrım yapılmasına tepki gösteren Poyraz, vatandaşların mülkiyet hakkının korunamadığını savunarak "Siz, insanların mülkiyet hakkına, elindeki üç kuruş parasını biriktirip koyduğu paraya ilişkin niyet okuyamazsınız ya! Siz koruyamamışsınız, siz yönetememişsiniz. Bürokratik ve siyasi failleri de meçhul bırakıyorsunuz. Sizce malum, bizce meçhul. Ne zaman açıklayacaksınız, kime açıklayacaksınız, hangi keyfiyete göre açıklayacaksınız belli değil" dedi.
CHP'Lİ TÜRELİ: "MÜTHİŞ BİR KURUMSAL TAHRİBAT, MÜTHİŞ BİR KURUMSAL ÇÖKÜŞ VAR"
CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Türkiye'de sermaye piyasalarının kuruluş amaçlarından uzaklaştığını ve piyasaları düzenleyen kurumlarda ciddi bir çöküş yaşandığını belirtti. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 1981'de kabul edildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 1982'de, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın ise 1985'te kurulduğunu hatırlatan Türeli, bu yapıların tasarrufları yatırıma yönlendirmek amacıyla oluşturulduğunu söyledi.
Türeli, bugün Sermaye Piyasası Kurulu'nun yanı sıra Borsa İstanbul, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Takasbank ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nda da sorunlar bulunduğunu ileri sürerek şöyle konuştu:
"Bunun temel nedeni şu: Kurumsal tahribat. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye'de bürokrasi çöktü, tahrip oldu, müthiş bir kurumsal tahribat, müthiş bir kurumsal çöküş var. Türkiye'nin en önemli kurumları ya kapatıldı ya itibarsızlaştırıldı; Devlet Planlama Teşkilatı yok artık, Devlet Personel Başkanlığı yok, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü -ki kamu yönetimi alanında son derece önemliydi- yok, kapatıldı, TÜİK itibarsız."
TÜİK'in açıkladığı verilere duyulan güvenin azaldığını savunan Türeli, "Türkiye'de Allah aşkına, bir tane Türkiye İstatistik Kurumu'nun yaptığı istatistiğe güvenen biri var mı? Varsa çıksın söylesin, ben kimseyi görmedim, ne enflasyon hesabına güveniliyor ne işsizlik hesabına ne millî gelire, hiçbirine inanılmıyor" dedi.
Merkez Bankası'nın politikalarını da eleştiren Türeli, 2021 yılında Cumhurbaşkanı'nın "Faiz sebep, enflasyon sonuç" yaklaşımının talimat olarak kabul edildiğini ve faiz indirimlerinin Türkiye'yi yüksek enflasyon sürecine sürüklediğini öne sürdü.
Kamu kurumlarındaki atamalarda liyakatin ortadan kalktığını söyleyen Türeli, "Bu kurumların, en önemli kurumların başında son derece liyakatsiz atamalar var. Temel atama kriteri siyasi yakınlık. Böyle bir şeyle nasıl bürokrasiyi çalıştıracaksınız" diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni de eleştiren Türeli, kuvvetler ayrılığı ile denge ve denetim mekanizmalarının bulunmadığını savundu. Bakanlıkların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı bünyesinde politika kurulları, başkanlıklar, ofisler ve danışmanların bulunduğunu belirten Türeli, bu yapının bürokratik işleyişi olumsuz etkilediğini söyledi.
Türeli, önceki sistemde atama ve görevden alma süreçlerinde üçlü kararname uygulamasının bulunduğunu belirterek, bakanların hem vatandaşlara hem de TBMM'ye karşı çeşitli mekanizmalarla sorumlu olduğunu ifade etti.
DEM PARTİLİ KOÇYİĞİT: "GAZETECİLER DE BUNUN HABERİNİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR"
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, fon krizine ilişkin iddiaların ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın bakanlığı döneminde istisnai kadro üzerinden yapılan atamaların kamuoyunda tartışıldığını belirtti. Koçyiğit, gazetecilerin söz konusu iddialara ilişkin haberleri nedeniyle gözaltına alındığını ve adli işlemlerle karşı karşıya kaldığını savunarak şöyle konuştu:
"Şimdi, bütün bu bilgiler ortalığa saçılıyor, her gün yeni yeni bir şeyler oluyor, doğal olarak biz burada konuşuyoruz, gazeteciler de bunun haberini yapmaya çalışıyor, yazıyorlar, çiziyorlar, 'tweet' atıyorlar, 'Burada bu olmuş, şurada şu olmuş, zamanında şu açığa çıkmış' diyorlar, bu da birilerini rahatsız ediyor. Kimi rahatsız ediyor Sayın Başkan? Hükûmeti rahatsız ediyor."
Gazetecilere yönelik ev hapsi, adli kontrol ve tutuklama taleplerine tepki gösteren Koçyiğit, "Niye? Kimse haber yapmasın. 'Biz vurgunu vurduk, parayı aldık, götürdük, üzerini kapatalım, helalleşelim ya, şimdi tadımız kaçmasın.' modundalar. Ya, böyle bir ülke olabilir mi?" ifadelerini kullandı.
Koçyiğit, gazeteci Bahadır Özgür'ün Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasını haberleştirmesi, gazeteci İsmail Arı'nın ise eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in şikâyeti üzerine gözaltına alındığını söyledi. RTÜK'ün uygulamalarını eleştiren Koçyiğit, televizyon kanallarına verilen karartma cezalarını ve haberlere getirilen erişim engellerini gündeme getirdi. Koçyiğit, T24, Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam gazetesi ve JINNEWS'e yönelik erişim engellerine de dikkati çekti.
Gazetecilerin yargılandığı duruşmaların yoğunluğuna işaret eden Koçyiğit, 20-23 Ekim tarihleri arasında farklı kentlerde gazetecilerin hâkim karşısına çıkacağını belirterek şöyle tepki gösterdi:
"Sayın Başkan, 20 Ekimde İstanbul'da, Diyarbakır'da, Ankara'da; 21 Ekimde İstanbul'da, Dersim'de; 22 Ekimde Anadolu Adliyesinde, Görele'de Gölbaşı'nda; 23 Ekimde yine İstanbul'da gazeteciler hâkim karşısında; dört gün 11 duruşma, 14 isim, tek bir hafta... Biri çıksın buna bir şey desin ya! Bir şey söylesin bu hükûmet bize, bir şey söylesin!"
YENİ PARTİLİ GÜNAYDIN: "BU 441 KİŞİ KİMDİR?"
YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, fon krizine ilişkin işlem yasağı öncesinde yapılan satışların açıklığa kavuşturulmasını istedi. Günaydın, 1-16 Eylül tarihleri arasında, 17 Eylül'de işlem yasağı getirilmeden önce 441 kişinin toplam 441 milyar liralık fon satışı gerçekleştirdiğini belirterek bu kişilerin önceden bilgilendirilmiş olabileceğini söyledi. Günaydın, "İçeride kim kilitli kalmış? İçeride küçük yatırımcı, gariban adam kilitli kalmış. Peki, o hâlde basit soruyu bir tek cümleyle soruyorum: Bu 441 kişi kimdir, herhangi birisi hakkında herhangi bir işlem yaptınız mı? Bizi hikâyelerle doyurmaya çalışmayın. Biz sizden bu basit soruya basit bir cevap bekliyoruz, bu kadar açık" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in fon soruşturmaları kapsamında Borsa İstanbul'da işlem gören 41 şirketin hissesinde milyarlarca liralık manipülatif işlem tespit edildiğine ilişkin açıklamasını da gündeme getiren Günaydın, söz konusu şirketlerin isimlerinin açıklanmasını isteyerek "Bu 41 şirket hangisi, niye bir hesabını yapıp memleketin önüne koymuyorsunuz? Sizin yapmadığınızı ben yapayım, işte burada, şirketler burada. Bu 41 şirket burada -alsın kameralar da göstersin- bunlarda milyarlarca liralık manipülatif işlem var. Söyleyen kim? Adalet Bakanınız" diye konuştu.
Söz konusu şirketlerden yalnızca sekizi hakkında işlem yapıldığını belirterek, Tera Holding, Işıklar Enerji, Odine Teknoloji, Destek Finans, Gündoğdu Gıda, Özata Denizcilik, Vişne Madencilik ve Katılımevim'in isimlerini sıralayan Günaydın, "E, bu 41'den geriye kalan 33'üne niye bir işlem yapmadınız?" diye sordu.
Günaydın, "Bir tane Fatma Betül Sayan Kaya buluyorsunuz siyasette, öbür tarafta da 8 tane şirket buluyorsunuz, öbür tarafta gene saklanacak adamlarınızı buluyorsunuz; birkaç tanesini milletin önüne atıyorsunuz, geriye kalanı saklıyorsunuz, geriye kalanın arkasına saklanıyorsunuz. Ayıp değil mi ya! Böyle mi milleti kandıracaksınız" ifadesini kullandı.
Fon krizine ilişkin sorularına yanıt verilmediğini savunan Günaydın, gazetecilerin tutuklandığını ve televizyonların kapatıldığını belirterek, "Anlatıyoruz, soruyorum: 441 kişi kimdir, bu 33 firma kimdir, neden işlem yapmıyorsunuz? Var mı cevap? Cevap yok ama laf bol, bizi hikâyeyle kandırabileceğinizi sanıyorsunuz. Hiç kimse kanmaz, bak, herkes biliyor burada" dedi.
AK PARTİLİ GÜL: "FON SORUŞTURMASINDA KİM KUSURLUYSA HESABI SORULACAK"
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, fon krizine ilişkin soruşturmaların sürdüğünü, yanlış yapanlardan hesap sorulacağını söyleyerek "Bu fon meselesiyle ilgili kim olursa olsun, ucu nereye giderse gitsin büyük bir titizlikle soruşturmalar devam etmektedir ve bu soruşturmalar, bu yargılamalar mutlaka ama mutlaka kim kusurluysa, kim milletin malına göz diktiyse elbette hesabı sorulacaktır" dedi.
Sürecin henüz tamamlanmadığını ve AK Parti grubu olarak konuyu yakından takip ettiklerini belirten Gül, şöyle konuştu:
"Bu süreçte kimin yanlışı varsa onun karşısında olmaya devam edeceğiz. Suçlunun, yanlış yapanın partisi, partilisi olmaz. Kim olursa olsun, en yakınımızda bile olsa bizim tutumumuz nettir. Bu yanlışın karşısında olmaya, soruşturmaların, yargılamaların titiz bir şekilde, şeffaf bir şekilde yapılarak tüm yanlış yapanlardan hesap sorulması konusunda biz kararlıyız."
"LİBYA İLE ANLAŞMANIN KABULÜ ÇOK ÖNEMLİ"
Abdulhamit Gül, Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Antlaşması'nı oy birliğiyle kabul etmesinin hem Türkiye hem de bölge açısından önemli olduğunu belirterek Doğu Akdeniz'deki tarihî hakların ve uluslararası hukuktan kaynaklanan hukuki pozisyonun teyit edilmesi bakımından gelişmenin değer taşıdığını söyledi. Gül, "Bu karar Türkiye ile kardeş Libya halkının Doğu Akdeniz'deki varlığının, Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve menfaatlerinin teminat altına alınması bakımından çok önemli bir iradedir. Bu konu, ülkemiz adına da bölgemiz adına da çok önemli bir gelişmedir" diye konuştu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in açıklamalarını kabul etmediklerini belirten Gül, şöyle devam etti:
"Şunu açıkça söylemek gerekir ki sahadaki gerçekliklere, tarihî gerçekliklere, uluslararası hukukun realitelerine aykırı hiçbir beyanı, hiçbir tutumu kabul etmiyoruz. Bu çerçevede ve bu meyanda Avrupa Komisyonu Başkanının yapmış olduğu açıklamalar bizim için yok hükmündedir, asla kabul etmiyoruz, Türkiye olarak bunu kabul edemeyiz."
Türkiye'nin ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki haklarının yok sayılamayacağını savunan Gül, "Doğu Akdeniz'de, Türkiye'nin ve kardeş Libya'nın kazanılmış haklarını yok sayan, dikkate almayan, inkâr eden bütün anlayışlar asla ama asla başarıya ulaşamayacaktır. Bu girişimler sonuç almayacaktır" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin egemenlik haklarını korumaya devam edeceğini belirten Gül, "Herkes şunu bilsin ki ne mavi vatanda verecek bir damla suyumuz var ne de yeşil vatanda vatanımızda verilecek bir karış toprağımız var. Biz bu egemenlik haklarımızı, egemenliğimizi en güçlü şekilde her yerde korumaya devam edeceğiz. Mavi vatandaki meşru haklarımızdan asla bir adım dahi geri atmayacağız" dedi.
GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
FENERBAHÇE
TRABZONSPOR
BEŞİKTAŞ
ARCA ÇORUM FK
KASIMPAŞA
KOCAELİSPOR
CORENDON ALANYASPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ERZURUMSPOR FK
ÇAYKUR RİZESPOR
GÖZTEPE
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
TÜMOSAN KONYASPOR
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR







Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir