Kılıçdaroğlu–Deniz Göktaş görüşmesi tutanağa girdi: Kayyumun ayıbı resmî tarihe geçti

Deniz Göktaş'ın savunmasında Kılıçdaroğlu ile zorla görüştürüldüğünü belirtmesinin ardından "Dava tutanakları ile birlikte bir kayyumun, tutuklu bir...

Kılıçdaroğlu–Deniz Göktaş görüşmesi tutanağa girdi: Kayyumun ayıbı resmî tarihe geçti

Gazeteci  Fatih Altaylı, 3 aylılık tutukluluğun ardından dün tahliye edilen Deniz Göktaş'ın savunması Hakkında değerlendirmelerde bulundu. Altaylı, Göktaş'ın Savunması nı beraber hazırladığı avukatla yaptığı görüşmeyi anlattı. Altaylı, avukatın; “Çok iyi bir savunma metniydi ancak tek bir korkum vardı. Deniz’in Sosyal fobisi. Her ne kadar sahne performansı müthiş olsa da, Deniz kalabalıklar karşısında o kadar rahat olamıyor. Bu nedenle çok korkuyordum. Ya rahat edemez paniklerse Diye . Ama öyle olmadı. Konuştukça açıldı. Açıldıkça daha iyi anlatmaya başladı" dediğini paylaştı.

Altaylı, bugünkü yazısında Deniz Göktaş'ın Çağlayan Adliyesi'nde Verdiği savunmayı kaleme aldı. Kendisinin Davasında da savunma ekibinde yer aldığını belirttiği avukat Metin Sinan Arslan 'la Göktaş'ın savunması hakkında görüşen Altaylı, avukatın "Gece savunma üzerinde çalışırken kağıt üzerinde savunma hiç de sert görünmüyordu. Ancak Deniz’in sesi, tonlamaları, vurgusu çok ilginç. Cümlelere daha farklı bir anlam katıyor. Gece kağıt üzerinde çok sakin, sıradan görünen savunmamız, Deniz’in ağzından çıkmaya başlayınca başka bir boyut, başka bir anlam kazandı" şeklindeki sözlerini aktardı.


Altaylı, "Kayyumun yalancılığı tarihe kaydoldu" başlıklı yazısında ise Göktaş'ın, Mutlak butlan Kararı yla Yeniden göreve gelen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile rızasız gerçekleşen görüşmesi hakkında yazdı. Altaylı, daha önce bu görüşmeyi duyurduğunu ve "kayyumun yalancıları" tarafından yalanlandığını belirterek "Şimdi Deniz Göktaş mahkeme salonunda benim yazdığımın doğru olduğunu, yalancının ise Kayyum ve yanındaki avantacılar olduğunu 'kayda geçirdi'. Dava tutanakları ile birlikte bir kayyumun, Tutuklu bir Komedyen ile 'zorla görüştürüldüğü' zapta geçmiş oldu. Kayyumun ayıbı artık resmî tarihin bir parçası" dedi.

Altaylı'nın ilgili yazılarının tamamı şöyle:


"Dün İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeydim.

Deniz Göktaş ile karşılıklı mahkeme salonlarında duruşmalarımız vardı. Deniz’in saat 10’da başlayacağı ilan edilen duruşmasını da izlemek için, Adliye’ye erken gittim.

Çağlayan Adliyesi’nin çevresinde geniş güvenlik tedbirleri alınmış, adliyenin çevresi barikatlarla örülmüş, bahçe kapısına ayrı bir güvenlik bariyeri kurulmuştu. Ancak çevrede bir kalabalık falan yoktu, güvenlik bariyerlerinin durduracağı bir halk kitlesi ortalıkta görünmüyordu. Kalabalık bir Çevik Kuvvet ekibi, kendi aralarında sohbet ederek vakit geçiriyordu.

Vatandaş giriş kapısına geldiğimde son yıllarda Çağlayan Adliyesi’ni bu kadar sakin ve hatta boş görmediğimi fark ettim. Sanki adli tatil sürüyormuş gibi bir hava vardı. Yürüyen merdivenle üst kata çıktım.

Deniz’in yargı lamasının yapılacağı 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Duruşma salonunun kapısına A4 kağıda basılmış bir yazı asılmıştı ve duruşmanın biraz daha büyük olan 4. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu’na Alındı ğı yazıyordu.

Çağlayan Adliyesi artık avucumun içi haline geldiğinden, aynı katta olduğunu bildiğim 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne doğru yürüdüm. Ancak burada da ekstra güvenlik önlemleri vardı. Bu katta pek rastlamadığımız bariyerler kurulmuş, kalabalık bir polis gücü bariyerlerin arkasına yerleşmişti.

Aslan gibi iki polis memurunun arasından ilk bariyeri geçtim ve mahkeme koridoruna doğru ilerledim. Orada ikinci bir bariyer vardı. Onu da sağ salim aştım. Koridor nispeten boştu. Birkaç tanıdık Gazeteci ve aile fertleri olduğunu tahmin ettiğim birkaç kişi vardı. Yargılama henüz başlamamıştı. Görevlilere sordum, “Deniz Göktaş henüz getirilemedi. Çorlu’dan çıkmış ama gelmesi, yukarı çıkarılması, yargılamanın başlaması 1-2 saati bulabilir” yanıtını aldım.

Kendi davamın başlayacağı saat olan 11:20 gibi diğer tarafa geçtim. Tekrar 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geldiğimde ise salon dolmuştu ve yandaki bir salonda da televizyon ekranından yargılamayı izlemek mümkündü.


Deniz oldukça etkili ve sert bir savunma yaptı. Doğrusunu isterseniz duruşma öncesi iki fikir çarpışıyordu.

Genel kanaat “Kararla birlikte tahliye olur” şeklindeydi ama yargının işleyişini bilen bir başka grup ise “Kararı bir sonraki celseye bırakırlar. Bir ay daha tutuklu kalmasını sağlarlar” diyordu. Deniz Göktaş ’ın avukatı Metin Sinan Arslan ise kesinlikle tahliye bekleyenler arasındaydı. Nitekim Deniz Göktaş hakkındaki üç suçlamanın ikisinden suçlu bulundu ve toplamda 18 ay hapse çarptırılırken, ikinci kez tutuklanmasına neden olan deli saçması “suçu ve suçluyu övmek” şeklindeki iddiadan beraat etti.

karar sonrası Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Arslan ile konuştum. Belki hatırlıyorsunuzdur, Metin Sinan Arslan benim davamda da savunma ekibindeydi. 40 yıllık avukatım Rezzan Aydınoğlu ve yardımcısı Ömer Teker’in yanı sıra Metin Sinan Arslan da savunmama katılmış ve son celsede “tarihi bir savunma” yapmıştı. Bana göre şu anda Türkiye’nin en iyi ceza avukatlarından biriydi Metin Sinan Arslan.

Deniz Göktaş’ın savunmasını sordum.

“Gece üçe kadar cezaevindeki görüşme kabininde savunma üzerine çalıştık. Çok iyi bir savunma metniydi ancak tek bir korkum vardı. Deniz’in sosyal fobisi. Her ne kadar sahne performansı müthiş olsa da, Deniz kalabalıklar karşısında o kadar rahat olamıyor. Bu nedenle çok korkuyordum. Ya rahat edemez paniklerse diye. Ama öyle olmadı. Müthiş konuştu. Konuştukça açıldı. Açıldıkça daha iyi anlatmaya başladı. Çok iyiydi. Tabii bir çekincem de hakiminin tavrıydı. Hakim başlangıçta Deniz’in sözünü kesse, araya girse Deniz’in insicamı bozulur diye ürküyordum. Hakim de Deniz’in savunmasına izin verdi. Neredeyse hiç kesmedi diyebilirim. Bir yerde müdahale etti ama o sırada Deniz zaten rahatlamış ve sözünü büyük ölçüde tamamlamıştı. Çok etkilenmedi.” dedi.

“Savunmanın sert olmasını sen mi istedin yoksa onun kararı mıydı? Ne yalan söyleyeyim, ben de tahliye bekliyordum ama savunmayı dinlerken bir ara tedirgin oldum.” dedim. Çünkü Arslan’ın da savunma tarzı lafını sakınmayan türdendi.

“Vallahi abi, ben de bir ara çok mu sert oldu demedim değil. Aslında şöyle oldu. Gece savunma üzerinde çalışırken kağıt üzerinde savunma hiç de sert görünmüyordu. Ancak Deniz’in sesi, tonlamaları, vurgusu çok ilginç. Cümlelere daha farklı bir anlam katıyor. Gece kağıt üzerinde çok sakin, sıradan görünen savunmamız, Deniz’in ağzından çıkmaya başlayınca başka bir boyut, başka bir anlam kazandı. Neyse ki, beklediğimizin dışında bir gelişme olmadı.” dedi.

Deniz’in tahliyesi sevindirici. En azından tutsaklığı bitti. Ancak tahliye ile birlikte verilen yurt dışı çıkış Yasağı nı anlamam mümkün değil. Yattığı süre zaten cezasını karşılıyor. Ayrıca da Göktaş, tutuklanacağını bile bile yurt dışından dönüp geldi. Şimdi mi Kaç acak.


Bu işgüzarlığı da anlamak mümkün değil.

Bu arada Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Arslan bu hafta Teke Tek’te konuğum olacak. Tüm bu süreci ve fazlasını konuşacağız.

Kayyumun yalancılığı tarihe kaydoldu
Deniz Göktaş’ın gözaltı sonrası mahkemeye çıkarıldığı gün CHP’nin kayyumu Kılıçdaroğlu ile zorla görüştürüldüğünü yazdım.

Kendini adam yerine koydurtmaya çalışan Kayyum KeMal Efendi, PR çalışması yapmak için o gün avanesi ile birlikte Çağlayan Adliyesi’ne gitmiş, kendisi görüşmek istemediği halde metazori bir şekilde Deniz Göktaş’la görüşmüştü.

Ben de o gün bu görüşmenin Deniz Göktaş’ın arzusu hilafına gerçekleştiği ve Deniz’in kayyuma kibar ama yenilip yutulması zor cümleler sarf ettiğini yazmıştım.

Kayyumun yancıları ise hemen beni yalanlamış, televizyon ekranlarında ve sosyal medyada beni yalancılıkla suçlamış, türlü hakaret etmişlerdi.

Şimdi Deniz Göktaş mahkeme salonunda benim yazdığımın doğru olduğunu, yalancının ise Kayyum ve yanındaki avantacılar olduğunu “kayda geçirdi”.

Dava tutanakları ile birlikte bir kayyumun, tutuklu bir komedyen ile “zorla görüştürüldüğü” zapta geçmiş oldu.

https://t24.com.tr/gundem/altayli-avukati-durusma-oncesi-deniz-goktas-hakkinda-tek-bir-korkusu-oldugu-soyledi,1350621?_t=1790694799766

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ