Mazlum Abdi, Türkiye'deki süreç Suriye'yi de olumlu etkileyecek

Mazlum Abdi, "Türkiye'deki süreç Suriye'yi de olumlu etkileyecek" dedi; 'medeni ve laik Suriye' yorumu yaptı: İmkânlar Baas döneminden fazla

Mazlum Abdi, Türkiye'deki süreç Suriye'yi de olumlu etkileyecek

Suriye'ye entegrasyonunu tamamladığı ve feshedildiğinin açıklandığı Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Genel Komutanı olan ve son süreçle birlikte Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı görevine getirilen Mazlum Abdi, yeni göreviyle birlikte yakında resmî işlerine başlayacağını; zamanının yarısını Haseke'de yarısını da Şam'da geçireceğini açıkladı. Entegrasyon ve Suriye'deki Kürtlerin kazanımlarıyla ilgili olarak konuşan Abdi, "Bizim talebimiz ya da halkımızın talepleri elbette daha fazlaydı. 15 yıllık süreçte farklı bir yaşam sürdük, özel bir şey hayata geçirdik. Ayaktaydık ve siyasî bir statümüz vardı. Kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Halkımızın özel bir statüsü vardı. Her konuda; ekonomide, siyasette, uluslararası ilişkilerde, askeri ve güvenlik konularında kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Ancak bu geçici bir durumdu." dedi. Anadil konusunda Suriye'de hâlâ engeller olduğunu Söyleyen Abdi, "Benim gördüğüm yeni Suriye devleti ana dil konusunda kapalı değil ama önemli sorunlar ve engeller var. Biz bir adımın atıldığını görüyoruz. Bu açıdan da bakmamız gerekiyor. Atılan bir adım var. İlk defa Kürt dili, eğitim dili olarak her ne kadar müfredatta az yer alsa da kabul edildi,"  Diye ekledi. Önümüzdeki aylarda Suriye'de bir Anayasa Hazırlık Komisyonu oluşturulacağını söyleyen Abdi, "Biz de Kürt halkının temsilcilerinin de bu komisyonda yer almasını istedik ve bu komisyonda Kürt halkının taleplerinin de dile getirilmesini istedik. Şimdilik Kürt halkı için bazı kazanımlar var. Devletle imzalanmış anlaşmalar var; 10 Mart Anlaşması var, 29 Ocak Anlaşması var. Bu anlaşmalar Kürt halkı için, Kürtçe için alınmış kararlar var. Bunlar resmi anlaşmalardır. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de Kürt halkları için ilgili maddeler var. Halkımızın da bu konuda talepleri var. Biz istiyoruz ki bunların içerikleriyle de anayasada yer alsın." diye konuştu. 

Abdi, İlke TV'de gazeteci Banu Güven'in sorularını yanıtladı. SDG'nin feshinin bölgede yarattığı boşluğu dolduracak bir siyasî yapının yani yeni bir siyasî partinin oluşmasının önemli olduğunu söyleyen Abdi, bu konuda da hazırlık çalışmalarının olduğunu aktardı. Öte yandan Suriye'deki genel sosyal durumla ilgili de yorumlar yapan Mazlum Abdi, şunları kaydetti: 


"Genel olarak söyleyebilirim ki Suriye'de medeni, laik bir hükümetin kurulması önünde sorunlar ve engeller var. Ama şunu da söyleyebilirim ki Baas dönemine göre bunun için daha fazla imkan var. Şu anda Suriye uluslararası topluma açılmayı ve uluslararası kanunlara uymayı istiyor. Suriye de uluslararası toplumun parçası olmak istiyor. Bunu gerçekleştirmek için mücadele kararlılığı da var. Laik, demokratik ve medeni bir ülke kurmanın imkanlarının olduğuna da inanıyorum."

"Şüphesiz ki bu yeni dönemde Suriye'de Türkiye'nin etkisi artmıştır," diyerek Ankara'nın Suriye'deki rolüne ilişkin "Suriye'nin meseleleri Türkiye'yi ilgilendirmeye ve Suriye'deki Türkiye etkisi devam edecektir. Sınır komşusu olması ve daha birçok faktörden dolayı da bu etki devam edecektir. İnanıyorum ki Suriye'nin Yeniden inşasında Türkiye'nin rolü konusunda da genel bir ittifak vardır. Önümüzdeki dönemde de bunu göreceğiz. Türkiye Suriye'nin inşasında özel olarak ekonomik açıdan ya da başka konularda olumlu bir rol oynayabilir. Ben inanıyorum ki bu rolü oynayacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Abdi, "İnanıyorum ki İmralı ve Türkiye Devleti arasında yürüyen çözüm sürecinin Suriye'deki Kürt meselesinin çözümünde olumlu etkisi olacaktır." diye konuştu. 


Gazeteci Güven'in soruları ve Mazlum Abdi'nin yanıtlarından satır başları şöyle: 

Bugün sizi mülakat verirken ilk kez sivil kıyafetlerle görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı görevine daha çok yeni başladınız. Mesainiz başladı mı ve göreviniz icabı neler yapacaksınız? Ne kadar burada (Haseke), ne kadar Şam'da olacaksınız?

Yok, daha resmi işlerimize başlamadık. Şimdi buraya Haseke, Cezire bölgesine geldik. Burada yaptığımız işler var. Mesela entegrasyona bağlı işleri bitirmemiz gerekiyor. Ardından Şam'a gideceğiz. Orada bir program üzerinde çalışacağız. İnanıyorum ki bu da yakın zamanda gerçekleşecek. Yaptığım zamanlamada zamanımın yarısı Şam'da, yarısı da burada halkımın içinde geçecek.

Ne kadar süre içinde başlayacak o mesainiz?

İnanıyorum ki çok yakın bir zamanda başlayacak. 

Başka ülkelerin hükümet başkanlarından kimlerden mesajlar aldınız?

Şöyle söyleyebilirim ki birçok devlet başkanı bize tebrik mesajını iletti. Birçok ülkenin yöneticileri Amerika, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, Irak gibi birçok ülke kendi hükümetleri ve başkanları adına tebrik mesajlarını ilettiler.

20 Ağustos'ta da Kamışlo'da 100 yıl kutlamaları vardı ve orada Özgürlük Parkında ilk kez entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdunuz. Bir bitiş ama bir başlangıç da dediniz. 15 yıllık siyasi silahlı mücadelenin ardından halkla bir araya geldiğiniz o akşamda duygularınız neydi?


Doğrusu benim için çok değerli ve anlamlı bir andı. Uzun bir zamandır bir savaşın içerisindeydik. Halkımızın haklarını savunuyorduk ve bugüne kadar halkımızı savunmak için çalıştık. Halkımız da bu süreçte bizimle birlikteydi. İlk defa savaş süreci sona erdiğinde halkımızla birlikte yeni bir mücadeleye, siyasi bir mücadeleye ve yeni bir çalışma dönemine başlıyoruz. Amacımız halkımızın Suriye devleti içerisinde kendi yerini almasını sağlamak. Biz de Kürt halkı olarak bu devletin bir parçası olmak istiyoruz. İnanıyorum ki bu mücadele de kolay olmayacak. Zor ve zahmetli bir süreç olacak. Tabii ki farklı bir tarzda ve inanıyorum ki bizim için de yeni bir mücadele ve yeni bir başlangıç olacaktır.

Bu sürecin Suriye devletinin toplumunun bir parçası olarak Kürt halkına şu an kazandırdıkları neler? Başka bir perspektiften baktığınızda belki bir durumun gerisinde ama yeni bir durumun da başlangıç noktasındasınız.

Doğrudur, bu yeni bir süreç. Elbette ki sürecin eleştirisini de yapmak lazım. Biz buna da açığız. Ama artık yeni bir süreç başlıyor. Halkımız bu yeni süreçte nasıl yerini alacak? Şu anda bizim için önemli olan mesele bu. Halkımız açısından da bu geçerli.

Yapılan eleştiriler, yorumlar... "Başardılar, başaramadılar" yaklaşımını doğru bulmuyoruz. "Teslim oldular" gibi söylemler doğru değil. Ama biz "başardık, devlet kaybetti" de demiyoruz. Şunu söyleyebilirim: Herkesin kabul edebileceği, herkes için iyi olacak ve halkımız açısından da olumlu sonuçlar doğuracak bir süreç söz konusu. Bunun faydalarını zamanla göreceğiz. Aynı faydalar Suriye Devleti için de geçerlidir.

Şunu söyleyebilirim: Bizim talebimiz ya da halkımızın talepleri elbette daha fazlaydı. 15 yıllık süreçte farklı bir yaşam sürdük, özel bir şey hayata geçirdik. Ayaktaydık ve siyasî bir statümüz vardı. Kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Halkımızın özel bir statüsü vardı. Her konuda; ekonomide, siyasette, uluslararası ilişkilerde, askeri ve güvenlik konularında kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Ancak bu geçici bir durumdu.

Şimdi önemli olan Suriye içerisinde sağlam bir statümüzün olması. İnanıyorum ki Baas rejimi dönemiyle kıyasladığımız zaman, Kürt halkı için yeni bir ilerlemenin olduğunu söyleyebiliriz. Yeni bir gelişme, yeni bir temel oluşturmuştur. Kürt halkı bunun üzerinde varlığını, özgürlüğünü inşa edebilecektir. Her şeyden önce yasal bir çerçevede Kürt halkı kimliğiyle bu yeni devlete katılıyor. Bu büyük bir başarıdır.

Biz bu devlete katılıyoruz, derken kendi bölgemizde devlet adına kendimizi yöneteceğiz. İdari ve askeri işleri devlet adına, devletin bir parçası olarak kendi bölgemizde kendimiz yürütüyoruz. Entegrasyon bu esaslar üzerine kurulmuştur. Elbette ki bizim de yapacağımız çok iş var. Bu bizim için yeni bir başlangıçtır, güçlü bir başlangıçtır. Bir temel oluşturmuştur ve bu temel üzerinde daha iyi ve daha güçlü bir geleceği halkımız için kuracağız.

Şimdi vatandaşlığını almak için başvuranlar oldu. O süreç hızla yürüdü, yürüyor anladığım kadarıyla. Bir sayı paylaşabiliyor musunuz? Kaç kişinin vatandaşlığı yoktu ve aldı?


Doğrusu bu süreç daha öncelerden de vardı. Baas döneminde de böyle bir karar çıktı ve halkımız bundan faydalandı.

2011-2012'de Suriye Devleti böyle bir karar aldı ve birçok insan bundan faydalandı. Ancak birçok insan da bu haktan yararlanamamıştı. Güvenlik nedeniyle devlet kurumlarına ulaşamamıştı. Bu dönem onlar da yararlandı. Daha önce yararlanamamışlardı, bu dönem yararlandılar. Önceden kimliği olmayanlar bundan faydalandılar. İnanıyorum ki bu konu artık çözüldü.

Şimdi Şam'dan çıkan Kürtçe dili kararnamesi bugün itibarıyla Rojava'da sağlanan hakların gerisinde kalıyor, çok gerisinde kalıyor. Üniversiteler için belirsizlik olduğunu gördük. İlk ve ortaokullarda derse başlanacak ama orada öngörülen de şu an Rojava'daki müfredatın gerisinde. Ulusal dil tanımı, seçmeli ders sınırlaması, sosyal bilimlerde Kürtçe kullanılması gibi birtakım yaklaşımlar var. Tatmin olmamış görünüyor halk. Eylemler var, onları da gördük, ana dili eylemleri. Ne yapacaksınız? 

Dil meselesini iki şekilde ele almak gerekiyor. Birincisi bununla ilgili: 13 yıllık, 14 yıla yaklaşan zamanda halkımız tamamen Kürtçe eğitim veren okullara çocuklarını gönderiyor, ilkokuldan üniversiteye kadar. Böyle büyük bir adım attık. Bu Rojava'da uygulanmış önemli bir deneyimdir. Elbette ki kıyaslandığında bugün devletin tanıdığı haklar geri bir adımdır.

İkinci konu, şunu da görmek gerekiyor ki Suriye tarihinde atılmamış adımlar Kürtler için atılıyor. Şimdiye kadar Kürtçe yasaklıydı, kabul edilmiyordu. Ben kendim de Kürtçe ana dilim için tutuklanmış bir insanım. Ben okulda yazdığım ve okuduğum için tutuklanmış bir insanım.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ