Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “müstehcenlik” iddiasıyla tutuklanan trans oyuncu Meli Bendeli’nin T24’e konuşan avukatları, oyuncunun söz konusu soruşturmada cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğradığını duyurdu. “Müstehcenlik” suçunun ve tutuklama tedbirinin amacından çıkarılarak ‘ Genel ahlâk’ iddiasıyla transların varlığını cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü ifaden eden Bendeli’nin avukatları Bişar Abdi Alınak ve Gülnihal Ağırer, “Savcının ifadede, trans olan şüphelilere, kimlik bilgilerinde cinsiyeti açıkça yazmasına rağmen ‘Erkek misin?’, ‘Resmiyette erkek misin?’ sorusunu yöneltmesi anayasal bir hak ihlalidir, ısrarla cinsiyet sorgulaması insan onuruyla bağdaşmayacak kötü muameledir.” dedi. Şu an Sincan Cezaevi’nde tek kişilik bölümde tutulan Bendeli’nin, ifadesinde, “Cinsel kimliğim nedeniyle iş verilmiyor, tüm geçimimi sosyal medya hesaplarından sağlamak zorundayım” dediğini hatırlatan avukatları, paylaşımların suçun unsurunu oluşturmadığını ifade ederek, “ Soruşturma , cinsiyet kimliği nedeniyle yapılan bir ayrımcılıktan kaynaklanmış, devlet eliyle ayrımcılık yasağı ihlal edilmiştir. Müvekkilin ‘cinsiyet kimliği’ müstehcen kabul edilmiş, adeta ‘varoluşu’ Yargılama konusu yapılmıştır. Cinsiyet kimliği nedeniyle iş ve ev verilmeyen, aileleri tarafından dışlanan transların yaşadıkları tüm ayrımcılık ve zorluklara ek olarak sosyal medya zorbalığı, yargı eliyle yaşam hakkına açık müdahaledir" Diye konuştu.
Trans oyuncu Meli Bendeli, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi tiyatro bölümü oyunculuk ana sanatından mezun olduktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde oyunculuk üzerine yüksek lisansa başladı. Sinema ve televizyon projelerinde çeşitli rollerde yer alan 37 yaşındaki oyuncu, Çukur dizisindeki “Timsah Celil” rolüyle hafızalara kazındı. Ancak Bendeli, bir süre sonra cinsiyet kimliği gerekçe gösterilerek sinema ve sanat dünyasından uzaklaştırıldığını duyurdu. Ulusal kanal ve diğer projelerde iş yapmasının engellendiğini Söyleyen oyuncu, cinsiyet kimliği gerekçesiyle maruz kaldığı zorluklara ekonomik zorluklar da eklendiğini, bu nedenle maddi ve manevi olarak hayatta kalma mücadelesi verdiğini anlattı.

“Cinsel kimliğim nedeniyle iş verilmiyor, ameliyatı karşılamam gerekiyor”
Yıllarca emek verdiği sanat camiasında iş bulamayan Bendeli, Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “müstehcenlik” soruşturması kapsamında, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 4 Eylül’de Ankara’da Gözaltına aldı ve 5 Eylül’de tutuklandı. Oyuncu, emniyet sorgusunda verdiği ifadede, sosyal hesaplarında herhangi bir paylaşımının müstehcenlik içermediğini, hepsinin günlük hayatıma ait anlar olduğunu söyledi.
Avukat Alınak: İktidarın, kadın ve LGBTİ+’ların yaşamına yargı eliyle açık bir müdahalesi!
Şu an Sincan 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda, tek kişilik bölümde tutulan Meli Bendeli’nin avukatları Av. Bişar Abdi Alınak ve Av. Gülnihal Ağırer, T24’e açıklama yaptı. Avukat Bişar Abdi Alınak, “Müvekkilim Meli Bendeli’nin görüntülerinin ‘müstehcen’ olduğu iddiasıyla başlatılan bu soruşturma, kime göre neye göre sorusuna ‘bana göre’ diyen iktidarın, kadın ve LGBTİ+ bireylerin özgürlük ve yaşam alanına açık bir müdahalesidir. İktidarın toplumu yargı eliyle dizayn etme çabasının tezahürü olan bu dosyada müvekkilin en temel özgürlük alanına yapılan müdahale ile ‘cinsiyet kimliği’ müstehcen kabul edilmiş, adeta ‘varoluşu’ yargılama konusu yapılmış olup bu saldırının yargı organlarıyla gerçekleştirilmesi vicdana, kanuna, hukuka ve evrensel insan hakları değerlerine aykırıdır. Cinsiyet kimliği nedeniyle iş verilmeyen, ev verilmeyen, aileleri tarafından dışlanan transların yaşadıkları tüm ayrımcılık ve zorluklara ek olarak sosyal medya zorbalığı ile en temel hakları olan özgür yaşam alanlarının hukuka aykırı şekilde ellerinden alınması yargı eli ile yaşam hakkına açık müdahaledir” diye konuştu.
Avukat Ağırer: Soruşturmanın asıl amacı ‘ahlak dersi’ vermek
Av. Gülnihal Ağırer de T24’e açıklama yaptığı açıklamada, “Düzenli olarak görüşmelerimiz devam ediyor, sevdikleri de mektup gönderebiliyorlar. Tarafımızca tutukluluğuna itiraz edildi, itirazımızın değerlendirilmesini ve bir an önce iddianamenin hazırlanarak kovuşturma aşamasının başlamasını bekliyoruz” diyerek, şu bilgileri verdi:
“Soruşturma dosyası içeriğinde müvekkilin ülkede yasal olan YouTube ve TikTok fotoğrafları ile Armağan Çağlayan’a verdiği YouTube röportajının kapak fotoğrafı dahi bulunmaktadır. Bu durum usul ve esas yönünden hukuka aykırılılarla dolu olan soruşturmanın asıl amacının kamuoyu nezdinde bir ‘ahlak dersi’ vermek olduğunu göstermektedir. Aralarında hiçbir bağlantı bulunmayan, tek ortak noktaları sosyal medya kullanımları olan 5 kişinin sanki bir suç örgütüymüş gibi sabah 6.00’da evlerinden alınarak şehirlerarası bir operasyonla gözaltına alınmaları sonucu verilen tutuklama kararı ne yazık ki bu soruşturma ve operasyonun kamuoyu nezdinde mesaj verme amacı taşıdığı aşikârdır. Zira müvekkil ve diğer şüphelilerin gözaltı ve emniyet görüntüleri video kaydına alınmış ve tutukluluğa sevk edilmelerini müteakip bu görüntüler sosyal medyada dolaşıma sokulmuştur.
“Savcının sadece translara ısrarla cinsiyet sorgulaması insan onuruyla bağdaşmaz”
Sosyal medya ve haber kanallarında şüpheliler hakkında ‘ücret karşılığı müstehcen içerik satmak gibi’ müvekkile soruşturma dosyası içeriğinde dahi yöneltilmeyen iddiaların haber yapılması sağlanmıştır. Soruşturma evresinde, gizlilik ilkesinin esastır. Kişilerin hem masumiyet karinesi hem de lekelenmeme hakkı gereği bu görüntülerin kamu görevlilerince servis edilmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca, savcının ifade alması esnasında trans olan tüm şüphelilere kimlik bilgilerinde cinsiyeti açıkça yazmasına rağmen defaten ‘Erkek misin?’, ‘Resmiyette erkek misin?’ sorusunu yöneltmesi de Anayasal bir hak ihlalidir. Resmi makamlar Anayasa’nın 10. Maddesi uyarınca herkes dil, ırk, cinsiyet, din ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olmasına rağmen, savcının sadece trans şüphelilere hitaben ısrarla cinsiyet sorgulaması insan onuruyla bağdaşmayacak bir kötü muameledir.
“Tutuklama tedbiri, cinsiyet kimliğini cezalandırma”
İddia edilen suça ilişkin, dijital tüm delillerin soruşturma dosyası içinde toplanmış olması, suçun alt ve üst sınırı değerlendirildiğinde tutuklama tedbirinin amacı dışında araçsallaştırılarak müvekkilin cinsiyet kimliği nedeniyle peşin bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğü görülmektedir. ‘Müstehcenlik’ iddiası ile yargı organları aracılığı ile belirli bir ‘ahlak’ anlayışının yine ‘belirli’ kesimlere zorla dayatıldığı bu örnek, Anayasa’ya ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olmakla birlikte hukuku ayaklar altına almakta ve toplumda adalete olan güveni yok etmektedir.
Uluslararası hukukta da müstehcenliğe ilişkin yasal kısıtlamaların, ahlâka aykırılık gibi subjektif kavramlar yerine, yalnızca çocukların ****grafik içeriklerden korunması, rızasızlık veya şiddet içeren içeriklerin yasaklanması gibi somut ve ölçülebilir sınırlamalara odaklanması gerektiği belirtilmektedir. Müstehcenlik yere, zamana, coğrafyaya göre değişkenlik gösteren soyut bir kavram olup, bu bağlamda sınırları kişiden kişiye göre bile değişebilen bir husus temel alınarak cezai yaptırıma hükmedilmesi suçun ve cezanın kanuniliği ilkesi bakımından da sorunludur.
“’Müstehcenlik’ suçu, trans varlığını hedef alarak cezalandırma aracına dönüştürülüyor”
Türk Ceza Kanununu'nun 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunun gerekçesinde müstehcenliğin göreceli olduğu ve temel olarak maddenin çocukların korunmasına yönelik olarak düzenlendiği açıkça ifade edilmiştir. TCK 226’da düzenlenen müstehcenlik suçu ‘hiçbir somut tanımı olmayan, belirsiz ifadeler içermekte' bu durum ifade, yayın ve eğitim özgürlüğünü keyfi olarak kısıtlamaya zemin hazırlamaktadır. Gelinen bu noktada, kanun gerekçesinde yer alan ‘genel ahlâk’ın korunması amacı bağlamından koparılarak tek başına trans bireylerin varlığını hedef almakta ve cezalandırma aracına dönüştürülmektedir.
“Devlet eliyle ayrımcılık yasağı ihlal edilmiştir”
Demokratik bir hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların, gereklilik ve orantılılık ölçütlerinin aynı anda var olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir. Bu kapsamda soruşturmanın kendisi Anayasa'da güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı şekilde, cinsiyet kimliği nedeniyle yapılan bir ayrımcılıktan kaynaklanmış ve bu kapsamda devlet eliyle ayrımcılık yasağı ihlal edilmiştir."