Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”

İfade Özgürlüğü Derneği (İFD), EngelliWeb projesi kapsamında hazırladığı “Dijital sıkıyönetim: Kamu düzeni gerekçesiyle kamunun susturulması” başlıklı 2025...

Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”
Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”

İfade Özgürlüğü Derneği (İFD), EngelliWeb projesi kapsamında hazırladığı “ Dijital sıkıyönetim: Kamu düzeni gerekçesiyle Kamunun susturulması” başlıklı 2025 yılı raporunda, engellemelerin önceki yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde arttığını vurguluyordu.

Bu Yıl Erişim engellemeleri, geçen yılı katbekat aştı. Hele de Eylül ayı, erişim engellemelerinde yeni bir rekorla kapandı. İFD’nin saptamalarına göre, geçen yılın tamamında 985 olan X hesabı erişim engellerinin sayısı bu yıl sadece eylül ayında 1.270’i buldu. Eylülde engellenen toplam dijital Medya içeriği sayısı da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’ne göre 3.492.

“Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle gerçekleştirilen engellemeler, ağırlıklı olarak gazeteciler, medya kuruluşları, akademisyenler ve hak savunucularına yönelik. X hesabı engellenenler arasında EngelliWeb ile İFD kurucularından Yaman Akdeniz de bulunuyor. Fon dolandırıcılığı, Narin Güran cinayeti davası ve Furkan Cemaati Hakkında paylaşımlar yapan 300’e yakın X hesabı Türkiye’den görünmez kılındı. Web sitelerindeki 15 haber de engellendi.

“Dijital sıkıyönetim” olanca karanlığıyla muhalif medyanın üzerine çöktü. Medya kuruluşları Evrensel, Kısa Dalga, Jinnews, Sol Haber, Bizim TV, Turkeyindepth, Mezopotamya Ajansı ile gazeteciler Furkan Karabay, Meral Danyıldız, Hikmet Adal, Tuğçe Yılmaz, Sarya Toprak, Esra Tokat, Ersin Eroğlu, Dinçer Gökçe, Ali Tarakcı, İrfan Değirmenci , Hilmi Hacaloğlu, Alptekin Dursunoğlu, Onur Dalar, Razi Canikligil, Canan Kaya, Yıldız Tar, Burçin Atılgan, Alex Crawford ve Erdal Sağlam’ın hesapları erişime kapatıldı.

Hiç dinmeyen engelleme dalgası, artık toplam gazete satışının 500 bini bile bulmadığı bir ortamda milyonlara ulaşan ve “merkez medya” konumuna erişen T24 haber sitesini bile vurdu. Sosyal Medya hesaplarının yanısıra T24 sitesinin tümüyle engellenmesinin gerekçesi, “son bir yıl içerisinde yayımlanan 118 haber ve yazıda lgbt propagandası” yapıldığı suçlamasıydı.

Oysa “LGBT propagandası” Diye bir suç yok yasalarda. Zaten haberle propaganda yapılmaz. Üstelik “son bir yılda” denilen 118 yazının çoğu eski, 2017’de çıkan yazılar bile var içlerinde.

Engellemeye gerekçe yapılanlardan biri de benim “Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?” başlıklı yazım. LGBT derneklerini hedef alan “Ailem güvende” operasyonlarının iktidar medyasında haber yapılma biçimini eleştiriyordum. O yazı da “LGBT propagandası” sayılmış!

Asıl amaç, bu yazılar olsa sadece o linklere erişim engellemesi getirebilirlerdi. O linklerle yetinmemeleri, hedefin doğrudan T24 olduğunu gösteriyor. Öyle Hukuk düzeni ki, sulh ceza hâkimi savunma bile almadan cezayı kesip uygulatıyor. Ondan sonra itiraz edebiliyorsunuz!

Muhalif medyaya yönelik Operasyonlar dijital mecralarla da sınırlı değil. Olmadık bir suçlamayla Merdan Yanardağ ’ı tutuklayıp, Tele1’i kapatmakla başlatılan operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor. Son bir ayda gazeteciler Selahattin Günday , Oya Lale Özan Arslan , Hüseyin aykan , Ali Tarakcı, Tuğba tekerek , Fatih Ergin ve Derya Okatan da Tutuklandı lar. Hem de eften püften gerekçelerle.

Eminim bağımsız ve eleştirel Gazetecilik yine de susmayacak. T24 ve tutuklanan, hesabı engellenen tüm meslektaşlarımızla dayanışma içinde olacağız.

Bu ülkede tek parti döneminde de yere düşmedi gazetecilik bayrağı, 12 eylül askeri rejiminde de. Eleştirel ve bağımsız gazetecilik bunca ağır “dijital sıkıyönetime” rağmen yolunu bulacaktır. Yeter ki, bizler gazeteciliğimizden, hakikate sadakatten taviz vermeyelim.

Ensar Ögüt’e yüklen, bakan yardımcısını sakla

Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”

Hürriyet’in, “Öğüt’ün kardeşi de fondan çıkmış” haberinde 3 Milyar liralık fon çıkışı saptanan “Balıkçı” İsmet Öğüt’ün, eski CHP Milletvekili Ensar Öğüt’ün kardeşi olduğu vurgulanıyordu.

Fakat bunun hemen üzerinde “İskender Balcı da gözaltı nda” haberi vardı. O haberde İskender Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı, Bankacılık ve Denetleme Kurulu’nun eski üyesi Mustafa Balcı’nın da oğlu olduğu yazmıyordu.

Sabah’ın haberinde de “Eski CHP milletvekilinin kardeşi ‘Balıkçı İsmet’in 3 milyarlık para trafiği inceleniyor” yazıyordu. Fakat üzerindeki “ fon soruşturması nda yeni Operasyon : 9 gözaltı” haberinde İskender Balcı’nın Osman Çelik’in damadı olduğundan hiç söz edilmiyordu.

Elbette hiç kimse akrabalık ilişkilerinden dolayı suçlu gösterilemez. Ama CHP’li Ensar Öğüt olunca haberin başına çıkarıp, AKP’li Osman Çelik olunca hiç koymamak çifte standarttır, korumacılıktır. Üstelik Osman Çelik, Ensar Öğüt’ten farklı olarak yetkili ve etkili konumda.

Hürriyet ve Sabah gibi Akşam’ın da “Balıkçı İsmet’e 3.1 milyar” haberinde kardeş Ensar Öğüt vardı ama “ Karadağ ’dan gelip teslim oldu” haberinde kayınpeder Osman Çelik yoktu. Yeni Şafak da öyleydi. Onda da “CHP’li vekilin kardeşi 3 milyar TL çekmiş” haberinde Ensar Öğüt en baştaydı. “Destek ve Özata’da 9 gözaltı” haberinde ise Bakan Yardımcısı yazılmamıştı.

Yeni Akit, “CHP’li ‘samancı’nın kardeşi de fon vurguncusu çıktı” haberinde Ensar Öğüt’ü ilk sayfaya çıkarırken, damat İskender Balcı’nın Gözaltına alınmasını hiç haber bile yapmamıştı.

İktidar medyasında türkiye gazetesi istisnaydı. Her iki akrabalık ilişkisine de aynı ölçütlerle yaklaşmış, ikisini de belirtmişti. Fakat o da bir gün önce Fatma Betül Sayan Kaya’nın AKP yönetiminden “affı” haberinde iktidar medyasıyla aynı tavrı almıştı. Türkiye’de de Akşam, Milliyet, Sabah, Yeni Akit, Yeni Şafak’ta olduğu gibi Kaya ve eşinin fona 163 milyon yatırıp beş ay sonra 2 milyar 170 milyon lira olarak çektiği bilgisi yoktu.

Sadece “ Fon Krizi iddialarına adı karışan” gibi üstü kapalı ifadelerle geçiştirilmişti Kaya’nın “affedilmesi”nin nedeni. Kaya’nın bu vurgununun soruşturmayla değil, Yeni parti Genel Sekreteri Yunus Emre’nin açıklamasıyla ortaya çıktığı da aktarılmıyordu. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Nefsine yenilenle vedalaşırız” konuşmasından sonra iktidar medyasının frenleri boşaldı da Kaya’nın mal varlığının dondurulduğu bile kısaca haber yapılabildi.

Ancak yine de AKP Genel başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın malvarlığına el konulup sonra kaldırılmasına ve yurtdışı yasağı getirilmesine hiç değinilmedi iktidar medyasında. AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi’nin, “Ben de fon mağduruyum” sözleri ve dört şirketinin 250 milyon lirasının o fonlara yatırılması da yok sayıldı.

İskender Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı olduğu da ancak tutuklandıktan sonra satır aralarında haberleştirildi. Tabii İsmet Öğüt tutuklandığında ise onun Ensar Öğüt’ün kardeşi olduğunun Yeniden haberleştirilmesi unutulmadı.

Sonra da Sabah, “fon soruşturması” haberlerini hızla magazin eki Günaydın’a indirgedi. Mustafa Sandal’ın kayınpederi Cihan Sütşurup’un vurguncular listesinin altıncı sırasında olduğunu yazdı ama ilk beşteki isimleri yazmadı!

Bu koruma örnekleri, iktidar medyasının fon dolandırıcılığı haberlerinde AKP’ye dokunan noktaları örtme çabasını, muhalefete ise aynı kriterlerle yaklaşmadığını bir kez daha somutluyor.

Ayrıca muhalif medyada da tersine “damat” haberleri öne çıkarıldı ama “Balıkçı İsmet” haberlerine yer verilmedi. Aynı kaynaktan servis edilen bu haberin BirGün, Cumhuriyet ve Sözcü ’ye ulaşmaması doğal ama sonraki günlerde değinilebilirdi bu isme.

Muhalif medyanın istisnası da Nefes’ti. Nefes, akrabalık ilişkisini vurguladığı her iki haberde de suçlananların yanıtını habere koydu. “Damatların belli fonları” haberinde İskender Balcı’nın, “Balıkçı İsmet’in oltasına 3 milyar takı lmış” haberinde de Ensar Öğüt’ün sözleri yer alıyordu.

Doğrusu da bu. Hangi partiden olursa olsun objektif değerlendirmek, kime yönelik olursa olsun tüm suçlamaları da savunmaları da aktarmak gerek.

Murat Ağırel ve Levent Gültekin atışması

Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”

Murat Ağırel’in, “ Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonluk serveti ortaya çıktı: Düsseldorf’ta 15 dairelik bina” başlığıyla özetlenen haberleri, son zamanlarda eşine nadir rastlanan bir araştırmacı gazetecilik ürünüydü.

Murat Ağırel’in önce Onlar TV’de izleyiciye aktardığı, sonra da Cumhuriyet’te sürdürdüğü bu haberler, medyada epeyce yankılandı, savcılık Melih gökçek , oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek hakkında Soruşturma da açtı. İfadeler ve açıklamalar, Gökçek ailesinin Almanya’da bir şirket kurduğunu ve milyonlarca Euro Transfer ettiğini doğruladı. Paranın kaynağı ve Melih Gökçek’in bu faaliyetler içindeki konumu ise soruşturmayla netleşecek.

Almanya’ya kadar giderek duyumlarını yerinde araştırdığı ve haberleştirdiği için Murat Ağırel’i kutlamak gerek. Tek itirazım, savcıya ifade verdikten sonra kaleme aldığı yazısındaki “Bugüne kadar anlatamadıklarımı da savcılığa anlattım. Hatta kamuoyuyla henüz paylaşmadığım belgeleri de savcılığa ilettim” sözleri.

Gazetecinin soruşturmalarda tanıklığının haberleriyle sınırlı olması gerek. Gazetecinin önceliği her zaman kamuoyudur; doğruladıklarını toplumdan saklamaz. Henüz yazmadıkları ya da doğrulayamadıkları üzerinden de soruşturmaya katkıda bulunmaz.

Fakat Levent Gültekin’in, "Ben girmiyorum öyle şeylere. Murat Ağırel üzerinden Melih Gökçek operasyonu çektiler. Murat Ağırel’e o bilgileri kimin verdiğini medya dünyasında olan herkes az buçuk biliyor” sözleri yanlış ve yakışıksız. Levent Gültekin’in, duyduklarını söylemiyor olması kendi bileceği bir iş. Ancak böyle bir tavrın gazetecilikle ilgisi olamaz.

Ne garip ki, Murat Ağırel’in haberlerinin doğru olmadığını da söylemiyor Levent Gültekin ama öte yandan “Melih Gökçek’e operasyon çekilmesinde kullanıldığı” suçlamasında bulunarak kendisiyle çelişiyor. Hem varsa “operasyon çekenler” hakkında bir bildiği onu açıklamalıydı; açıkça isim, adres vermeden “operasyon” diye nitelendirmek büyük haksızlık.

Murat Ağırel, Levent Gültekin’in bu tavrına itiraz etmekte haklı. Ancak bir Gazeteci olarak yanıtını hakaret ve küfür boyutuna vardırmamalıydı. Levent Gültekin’in ona yanıtı da hakaret yüklü. Yanlış ve konunun özünden uzaklaştıran bir üslup bu.

Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”

Tek cümleyle:

· Evrensel, “225 çocuk devlet ihmaliyle can verdi” haberinde çocukların yandan çekilmiş ve sadece ayakları ile ellerinin gözüktüğü fotoğrafını yayımlayarak dijital ayak izi oluşturmamaya özen gösterdi.

· Koza TV, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacaktır” dediği geçen yılki konuşmasının görüntüsünü, 27 Eylül akşamı ekranın altına “Erdoğan’dan mağduriyet talimatı mı geldi?” yazarak yeni gibi yayımlandı.

· karar , “İzmir’de her gün 2 bin öğrenciye beslenme desteği” başlıklı ve “Bu bir ilandır” uyarı sı bulunan metinde yanlışlıkla Aşevi Müdürü’nün fotoğrafının üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın adını yazdı.

· TV100’deki “Doğru Yorum” programında Merkez Hakem Kurulu operasyonu, Spor ile ilgili uzmanlıkları olmayan Mustafa Sevigen, Hacı Yakışıklı, Mustafa Balbay, Murat Ilıkan, Murat Kelkitlioğlu gibi isimlerle değerlendirildi.

· Yeni Şafak, AKP’li Kahramanmaraş ve Bağcılar belediyelerinin hazırladığı metinleri “reklam” uyarısı koymadan haber gibi yayımlayarak okurlarını aldattı.

· Haber7 ve Takvim, “CHP İstanbul İl Başkanlığı ’na Mehmet Ali Yüksel getirildi” diye yazdı ama Yüksel henüz resmen bu göreve atanmadı.

· Sabah’ın, “Pestisit yok’ diyen market yakayı ele verdi: 1.1 milyon TL ceza kesildi” haberinde Antalya’da cezalandırılan zincir marketin adı eksikti.

ELEŞTİRİ, ŞİKÂYETVE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ