"Merkez Medyayız" demekle, merkez medya olunur mu?

Medyaradar'dan Varol Ersoy soruyor. İsmail Küçükkaya, Sözcü TV’ye geldiği günden bu yana “Biz merkez medyayız” diyor. Peki, 19 yıldır iktidara karşı eleştirel çizgisiyle var olan Sözcü’nün kurumsal kimliği bir transferle değişir mi? Asıl soru şu: Sözcü merkeze giderse milyonlarca okuru da peşinden gider mi, yoksa “güle güle” mi der?

"Merkez Medyayız" demekle, merkez medya olunur mu?

İsmail Küçükkaya , Sözcü TV’ye ve gruba bağlı Tavır gazetesine geldi.
Hayırlı olsun.
Gazetecilikte transfer olur.
Futbolda da olur.
Ama futbolcu, gönlünde yatan değil, transfer olduğu takı mın formasını giyer!
Bir Medya kuruluşunun yayın politikası da formaya benzer.
Değiştirdiğinizde o takımdan eser kalmaz…

‘MERKEZ’ NERESİ?
İsmail de Sözcü TV’ye geldiği ilk günden beri yılların iktidar karşıtı medya grubunu “merkez medya”ya transfer etmeye çalışıyor!
Her sabah en az üç dört kez kameraya bakarak kimlik tanımı yapıyor:
“Biz merkez medyayız.”
Ne güzel!
İyi de “merkez” neresi?
AKP ile CHP’nin tam ortası mı?
MHP ile YENİ Parti’nin arası mı?
Yoksa Ankara’nın ortasına bir sandalye koyup, “Herkes buyursun, ben buradayım” demek mi?

GAZETECİNİN ‘MERKEZ’İ!
İşin doğrusu, İsmail’in kişisel olarak merkezde durmak istemesine benim bir itirazım yok.
Gazeteci AKP’liyle de konuşur.
MHP’liyle de...
YENİ Parti’liyle de…
CHP’liyle de...
DEM’liyle de…
Hatta hiç oy alamayanla da…
Çünkü gazetecinin tek “merkez”i vardır…
Gazetecilik ilke ve kuralları…
Gazeteci bir partinin amigoluğunu yapamayacağı gibi, düşmanca da davranamaz.
Gerçeğin peşinden, objektif bir anlayışla koşar.

KİŞİ Mİ, KURUM MU?
İşte; tam burada küçük bir detay karşımıza çıkıyor:
İsmail’in kişisel duruşu başka, Sözcü’nün kurumsal kimliği başka!
Sözcü’yü bugüne kadar olan ve bugün izlediği yayın politikasıyla “merkez medya” Diye tanımlamaya kalkarsanız…
Ya da beğenmeyip bir yerlere sürüklerseniz…
Grubun 19 yıldır oluşturduğu siyasi ve toplumsal kimliği çöpe atmanız gerekir.
Bu da o kadar kolay değil!

GEÇMİŞ NE OLACAK?
Sözcü, yıllardır iktidara yönelik sert eleştirileriyle bilinen bir medya kuruluşu.
Okurunun önemli bölümü de bunu bilerek Sözcü, Korkusuz okuyor, Sözcü TV’yi izliyor.
Hadi bunlar eski…
Yayın hayatına başlayalı daha iki ay bile olmayan gazetesi Tavır’a baksın İsmail…
Tavır, “merkez”de mi?
Elbette hayır!
Şimdi siz çıkıp, “Ama biz merkez medyayız” demeye kalkarsanız, yıllardır oluşmuş bu kimliği bir anda yok etmeye soyunmuş olursunuz.
Çünkü “merkez medya” etiketi, geçmişi silen bir silgi değildir.

TOPTAN DEĞİŞİM!
Peki; İsmail’in asıl derdi ne?
İşte; bence asıl soru bu!
İsmail gerçekten Sözcü’nün Merkez medya olduğuna mı inanıyor?
Yoksa Sözcü’yü merkeze doğru çekmeye mi çalışıyor?
Eğer birincisiyse... Biraz fazla iyimser.
Yok, ikincisiyse... İşte o zaman mesele farklı bir boyuta bürünüyor!
Çünkü Sözcü’yü merkeze çekmek, yalnızca bir televizyon programcısının üslubunu değiştirmesiyle olmaz.
Bunun için Sözcü’nün yıllardır oluşmuş yayın çizgisinin de değişmesi gerekir.

YA OKUR GELMEZSE?
O zaman ne olacak?
Sözcü okuru ne Yapacak ?
Yıllardır iktidarı eleştirdiği için Sözcü, Korkusuz, Tavır alan biri, sabah gazeteyi açacak...
“Bugün de AKP’ye biraz haksızlık etmeyelim” diyen bir haberle ya da köşe yazısıyla karşılaşacak…
Ertesi gün MHP’ye...
Üçüncü gün CHP’ye zeytin dalı uzatıldığını görecek.
Bu mudur merkez medya?
İyi de senin merkeze gitme aşkın uğruna milyonlarca kişi de arkandan mı gelecek?
Ya gelmezse… Sen ne yapacaksın?
İyi paralı başka bir “merkez” mi arayacaksın?

ÖNCEKİ MERKEZ MEDYA!
Öncelikle herkes bilmeli ki Türkiye’de “merkez medya” diye bir şey neredeyse yirmi yıldır yok!
İşte İsmail’in cevaplaması gereken asıl soru bu.
Geçmişte “merkez medya”yı oluşturan eski Hürriyet’i, eski Milliyet’i, eski Sabah’ı hatırlıyor musun?
Onların da siyasi tercihleri, patronları, dönemsel çizgileri vardı.
Ama geniş bir toplum kesimine seslenme iddiaları vardı.
Çünkü öyle kurulmuşlardı.
Okurla imzaladıkları hayali sözleşme, onları merkezde tutuyordu.

“BEN YAPARIM’LA OLMAZ!
Bugün ise medya öylesine parçalandı ki herkes kendi mahallesine sesini duyurmaya çalışıyor.
Senin, “Ben yaparım, olur” demenle olacak iş mi bu?
Üstelik Sözcü grubunun okuru ve izleyicisi bunu yutar mı?
Evet; bu okurun ya da izleyicinin tamamı CHP’li ya da YENİ Parti’li değil...
Ama çok önemli bir ortak paydaları var:
Bu grubun gazetelerini ellerine aldıklarında, kanalı açtıklarında iktidara karşı eleştirel bir yayın bekliyorlar.
Çünkü Sözcü markası, gazetenin ilk günkü sayısından beri siyasi sermayesini buradan alıyor.
Şimdi sen bu okura, “Biz artık merkez medyayız” dersen...
Okur da size, “Güle güle” der…
Bundan da hiç kuşkun olmasın!

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ