YENİ Parti-Anahtar Parti görüşmesi... Özgür Özel: “Mansur Bey’in istifasını butlan yönetimine koyduğu mesafenin tutarlı devamı olarak değerlendiriyoruz”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile görüştü. Özel, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifasına...

YENİ Parti-Anahtar Parti görüşmesi... Özgür Özel: “Mansur Bey’in istifasını butlan yönetimine koyduğu mesafenin tutarlı devamı olarak değerlendiriyoruz”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel , Anahtar parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile görüştü. Özel, ABB Başkanı mansur yavaş ’ın CHP’den istifasına ilişkin, “Mansur Yavaş gibi bir siyasetçinin, iktidar tarafından atanmış butlan yönetiminin kaprisleriyle terbiye edilmesi ve oranın siyasetine alet edilmesi söz konusu olamaz. Mansur Bey’in bugünkü istifasını da iktidarın değişmesi umudunun sürmesini sağlayan bir yaklaşım olarak görüyoruz. İlk günden itibaren butlan yönetimine, atanmaya ve yargı eliyle Siyaset dizaynına koyduğu mesafenin tutarlı bir devamı olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, bugün YENİ Parti Genel Merkezi’ni Ziyaret ederek Genel Başkan Özgür Özel ile görüştü. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, Ağıralioğlu ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Saat 14.30 itibarıyla başlayan görüşme bir saat sürdü. Görüşmede Özel’e; Genel Başkan Yardımcısı Gizem Özcan ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer eşlik etti. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın açıklaması düzenledi.

Özel, ziyarete ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Bugün YENİ Parti’de heyetleri, kurumsal ziyaretleri kabul ettiğimiz ilk gün. Sabah erken saatlerden itibaren ilk önce Kafkas Dernekleri Federasyonu'nu kabul ettik. Çünkü YENİ Parti’den ilk randevu isteyen sivil toplum örgütüydü. Ardından Birleşik Kamu-İş, randevu talep eden ilk sendika olarak buradaydı. Ve bizi ilk kutlayan ve ilk randevuyu talep eden, bir süredir tadilatımızın tam anlamıyla bitmesini bekliyorduk Anahtar Parti’nin Sayın Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ve kıymetli heyeti genel merkezimizi onurlandırdılar. Her zaman olduğu gibi çok faydalı görüş alışverişi içinde bulunduğumuz, siyaseti, gündemi, memleketi savunan değerlendirdiğimiz bir toplantı oldu."

MANSUR YAVAŞ’IN İSTİFASI

İki lider, ziyaretin gündemine ilişkin açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve yedi ilçe belediye başkanının CHP’den istifasını şöyle değerlendirdi:

"Kendisine Kararı ndan, açıklamasından hemen sonra açtığım tebrik telefonumda, kararına duyduğumuz saygıyı ve kararının kendisi ve memleket için hayırlı olmasını dilediğim telefonda da ifade ettiğim gibi; bundan sonraki süreçte Sayın Mansur Yavaş’ın ve belediye başkanı arkadaşlarımızın alacakları her türlü karara saygılıyız. Ben önceki partimizden ayrılıp buraya gelme sürecinde, hiç daha bu konular gündemde değilken, herkesi davet ederken belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin durumlarının özel olduğunu, belediye meclisi dengelerinin özel olduğunu, belediye başkanlarının milletimiz tarafından bilhassa beldelerine, ilçelerine, illerine hizmet için görevlendirildiklerini, bu motivasyonla alacakları her türlü karara saygılı olduğumuzu ve kendilerini hiçbir karara zorlamayacağımızı ifade etmiştim. O gün bugündür de YENİ Parti bu tutumunu sürdürüyor.

“YAVAŞ’IN BUTLAN YÖNETİMİNİN KAPRİSLERİYLE TERBİYE EDİLMESİ SÖZ KONUSU OLAMAZ”

Butlan yönetiminin geçtiğimiz günlerde ve en nihayetinde devam ederek bugün yapmış olduğu bir açıklamayla sanki 31 Mart akşamının CHP’si kendileriymiş gibi ‘Bir partiden seçildin. Başka partinin genel başkanına nasıl Bilgi verirsin?’ O ‘başka partinin genel başkanı’, 31 Mart Seçim akşamının CHP Genel Başkanı. ‘Ya benimsin ya kara toprağın.’ Öyle bir şey yok. Hiçbir değer, ‘Ya benimsin ya kara toprağın’ denilebilecek ve böyle israf edilebilecek bir durumda değil Türkiye’de. Hele hele Mansur Yavaş gibi bir siyasetçinin, bir partinin hem de seçimsiz gelmiş, iktidar tarafından atanmış butlan yönetiminin kaprisleriyle terbiye edilmesi ve oranın siyasetine alet edilmesi söz konusu olamaz.

“BİRİNCİ SORUMLULUĞU ANKARA’YA KARŞIDIR”

Sayın Yavaş, butlan kararı çıktığı andan itibaren kurduğu tüm özenli cümlelerde seçilmeye vurgu yapmış, atanmışlığa ya da mahkeme kararıyla siyaset dizaynına itiraz etmiş, dolayısıyla tarihin doğru tarafında durmuştu. Biz de bunu kıymetlendirmiştik. Ben aynı noktadayım. Bundan sonraki süreçle ilgili de kendisinin birinci sorumluluğu Ankara’ya karşıdır, kendisine oy vermiş olanlara karşıdır. Bu sadece bir partiye ait seçmenler de değildir, çok daha kapsayıcıdır. Bunun geçmişteki durumunu bilmek, geleceğe dönük olarak bunu kıymetlendirmektir önemli olan. Maksat eğer bugün hepimizin rahatsız olduğu bu iktidarı değiştirmekse bu noktada herkesin siyasetini sorumluluk çerçevesi içerisinde yerine getirmesi gerekiyor. Bir kez daha hayırlı olsun dileklerimi tekrar etmek isterim.”

“BUTLAN SÖZCÜSÜ AÇIKLAMASININ GERÇEĞE TEMAS EDEN TARAFI YOK”

Özel, "İBB’de başkanvekilliği seçimlerinin yenilenmesi durumunda YENİ Parti, CHP ile iş birliği yapar mı” sorusunu şöyle yanıtladı:

"Butlan Sözcü sünün çizdiği çerçeve, daha bugün ortaya koydukları sorumsuz çerçeveden bihaber ve gerçekten ne söylediğini bilmiyor. Düşünsenize o belediye başkanlarının tamamı yönetimimiz sırasında belirlenmiş ve ben daha YENİ Parti’yi kurmadan önce demişiz ki ‘Belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin durumu özeldir. Kimseyi YENİ Parti’ye geçme konusunda zorlamayacağız ve oranın dengeleri önemli.’ Acaba biz bu sorumlu dili kullanırken neyi kastediyorduk da Ak parti ile al-ver ilişkileri yapıp ‘Etimesgut’u ben alayım, İzmir’den bir belediyeyi sana kaptırayım’ derken ya da geçmişte İstanbul’daki oylamalarda sorumsuz tavırlarıyla ilçe kayıplarına sebep veriyorken şimdi akılları başlarına ermiş de geçen gün açıklama yapıyor: ‘Biz adalar Belediyesi’ndeki riski gördük. YENİ Parti ile iş birliği yapıyoruz.’ Ne iş birliği? Benim il başkanım Adalar’da, benim genel başkan yardımcım Adalar’da, yöneticilerim Adalar’da. Adalar’da kumpas kurulmuş. Bir utanmazlık peşinde AK Parti. Adalar’da partinin adı CHP, biz orada arkadaşlarımızı bırakmışız bir ikilik olmasın Diye . Bir de tutmuşlar böyle konuşuyorlar. Butlan sözcüsünün söylediği sözün gerçeğe temas eden bir tarafı yok.

“SARAY APARATIYLA YAPILACAK İŞ BİRLİĞİMİZ YOK”

Bugün ne yaşanıyorsa hep bu iktidarın, iktidar eliyle yargının, yargı eliyle CHP’nin dizayn edilmeye çalışılmasına alet olanlar yüzündendir. O yüzden kendini kıymetlendirecek, meşrulaştıracak, işbirliğidir bilmem nedir... Ne işbirliği? Biz üzerimize düşen fedakarlığın en büyüğünü yapmışız. Arkadaşların tamamı gönlü YENİ Parti’de olan arkadaşlar, bizim yol arkadaşlarımız olmasına rağmen bir ikilik olmasın da İBB tehlikeye girmesin diye bir adım atmamışız, gelmek isteyene ‘Aman dur’ demişiz. Bir de tutmuş oradan bizimle işbirliği yapacakmış. Bizim butlanla seçilmemişle, atanmışla, saray aparatıyla yapılacak iş birliğimiz yok. Zaten gerekli sorumlu tavrı biz en üst düzeyde takı nmış durumdayız. Biz milletin kabul etmediği, meşruiyet vermediği birisine bizim meşruiyet verip önem atfetmemiz, muhatap almamız söz konusu dahi olamaz.

“KURDUKLARI KUMPASLA ADALAR’A ÇÖKTÜLER”

Esas mesele şudur: Adalar’da dokuz belediye meclis üyesi var. Yedisi 31 Mart akşamı CHP’sinden seçilmiş. Bu durumda beş arkadaşımızı hapse atıyorlar. İki arkadaşımıza görevden el çektiriyorlar İçişleri Bakanlığı eliyle. Sonra mevcut seçilmiş olan belediye başkan vekilimizi tehditle, 600 şekerle hastanelik ediyorlar. İstifasını alıyorlar. Her zaman üçüncü güne koyduğu seçimi yedinci güne. Nedir yedinci gün? Yurt dışında olan iki belediye meclis üyesinin döneceği tarihi bekliyor. Neden bekliyor? Çünkü o arkadaşlardan birisi kendi ifadesi: ‘Benim bir açığım vardı, onlara oy vermem gerekiyor.’ Diğeri kendi işyeriyle ilgili bir mesele üzerinden tehdit ediliyor. Dün akşam durum dört dörtken bir anda CHP’li olarak seçilmiş ve görevden el çektirilmiş kişiyi gece karanlığında, Adalar Kaymakamlığı’na götürüp göreve iade edip bu sabah onun oyunu garanti ediyorlar. Soranlara da diyor ki ‘Ben eğer bunu kabul etmezsem beni içeri atacaklar.’ Bu şartlar altında Adalar insanı yediye iki belediye meclis üyesini oluşturmuşken kendi kurdukları kumpasla Adalar’a çöküyorlar.

“SEÇMENİN FİKRİNİ TEHDİTLE, ŞANTAJLA DEĞİŞTİREBİLİR MİSİNİZ”

Benim burada sorum şuna: Gün gelecek ve sandık kurulacak. O Adalar'ın seçmeni de Üsküdar’ın seçmeni de Bayrampaşa’nın seçmeni de Gaziosmanpaşa’nın seçmeni de Bursa’nın seçmeni de ya da ‘Ya bize geçeceksin ya içeri gireceksin’ diye devşirdiği Afyon’un, Aydın’ın seçmeni de sandık başına gidecek. Seçmeni tehdit edebilir misiniz? Seçmeni satın alabilir misiniz? Seçmene şantaj yapıp fikrini değiştirebilir misiniz? O millet sandıkta bunun gereğini Yapacak , sizin defterinizi dürecek. Şu andaki mesele seçmenin gösterdiği sandık sabrından ibarettir. Bu topraklarda Sosyal patlama sandıkta olur. Sandıkta sosyal patlamayı da görecekler, vermediği Adalar’ı tehditle, şantajla, vermediği Üsküdar'ı satın alarak… ‘Bana başkan yardımcılığı teklif edildi de o yüzden CHP’den AK Parti’ye geçtim’ diyor. Hani irade fesadı vardı bu durumda? Tehditle, şantajla satın alınarak ele geçirilen yani ‘Artık sen değil, bir başkası yönetecek’ denilen Üsküdar’ı, Bayrampaşa’yı, Gaziosmanpaşa’yı bu yöntemlerle alacaksın, sonra sandık gelince de bu millet diyecek ki ‘Ne yapalım canım? Tayyip Bey biz buraya da versek elimizden alıyor, o zaman ya gitmeyelim ya oy vermeyelim.’ Öyle bir şey yok. O seçim genel seçim ve o seçimde millet son kararını verecek. Bu yükselen tansiyon, bu yükselen öfke, bu haksızlıklar, bu millet iradesinin kendi kararının gasp edilmesinin hepsinin cevabını sandıkta verecek.

“MİLLET BUNLARIN DEFTERİNİ TEKER TEKER SANDIKTA DÜRECEK”

Seçimden önce meydan okuyacağım Tayyip Bey’e. Göreceğiz bakalım Adalar’ın seçim sonucunu, Üsküdar’ın, Gaziosmanpaşa’nın, Aydın’ın. Son anket Aydın’da ‘topuklu efe’ diye nam salmış kişinin şu anda anket sonucu yüzde 18. Sokağa çıkamayan, insan içine çıkamayan, ankette yüzde 18’e gerilemiş bir siyasi paçavradan bahsediyoruz. Bugün Adalar’da ne yapıldıysa Afyon’da ve Aydın’da o yapıldı diye. Bugün Adalar’da belediye meclis üyelerimizin iradeleri kimine maddi menfaatle, kimine cezaevi tehdidiyle, kimine ‘Siyasi yasağını kaldırırız, bize geçeriz’ diyerek sakata uğratılmıştır. Millet bunların hepsinin defterini teker teker sandıkta dürecek.”

“ASRIN DOLANDIRICILIĞI”

Özel, borsada yaşanan Fon Krizi ve konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Danışmanı Oktay Saral’ın açıklamalarını şöyle değerlendirdi:

"Asrın dolandırıcılığıyla karşı karşıyayız. Bu asrın dolandırıcılığında son netleşen rakamlarla 455 bin tekil yatırımcı mağdur edilmiştir. Bunlar dolandırılanlardır. ‘Dolandıran kimler’ derseniz şu anda yedi portföy yönetim şirketi ve 131 fon tasfiye edildi. Bu fonlarda birçok şirketin hisse senetleri vardı ve bu tasfiye edilen fonlar, bir dönem normal yatırımcıya kapalıydı. O dönemde bire bin kazananlar oldu. Orada çok karlı bir fon var, dört yılda bu paraları kazanmış, şimdi halka açılmış. ‘Zaten sıkıntı büyük. Faizden para kazanmak istemiyorum. Borsaya yatırmak istiyorum. Paramın erimesini istemiyorum, enflasyon üzerinde getirmesini istiyorum’ diyenlere bir seçenek olarak gösterdiler. Hem de nasıl gösterdiler biliyor musunuz? AK Parti’nin kimi sarayda, kimi kabinede kerli ferli isimlerini, ‘Bunlar da bu fonda. Bunların paraları bu fonda’ diye diye gösterdiler. ‘Önemli bir çoğunluğu AK Parti seçmeni mağdurların’ diyorlar. Esas olarak bu fonlarda o değerinin çok üstünde zıplatılan hisselere baktığınızda da iktidar seçmeninin tanıdığı, iktidara yakın sermaye gruplarının hızla fiyatlarının katlanan hisseleri. ‘Oralara oynuyorlar. Bunlar kazanıyor. Bunlar kaybetmez. Garantiymiş burası. Biz de koyalım. Sayın Bakan burada.’

“BU İŞİN ÜSTÜ KAPATILAMAZ”

Sayın Erdoğan’a bütün kabine üyelerini atayan kişi olarak soruyorum: Geçmiş kabinelerinizden bu fonda işlem yapan bakan var mı? Bu kabinenizde bu fonda işlem yapan ya da adına işlem yapılan bakan, bakanlar var mı? Sarayda üst düzey bürokratlardan, yakın çalışma arkadaşlarından kimlerin bu fonla adı anılıyor? Bunların hepsi başta AK Parti çevrelerinde her yerde konuşuluyor. Ama öyle bir noktadayız ki ‘Aman susalım, bu işin üstünü kapatalım.’ Bu işin üstü kapatılamaz. En az 2 milyon kişinin mağdur olduğu, 455 bin tekil yatırımcı en az 2 milyon kişinin birinci derece akraba olduğu, bir de borcunu ödeyemeyenler, bu fona parasını kaptırıp da başka mağduriyet yaratacaklar düşünüldüğünde meselenin çok daha büyük olduğu bir noktadayız.

YENİ PARTİ, FON KRİZİ İÇİN YARIN KANUN TEKLİFİ VERECEK

Sayın Kerim Rota’nın da çok önemli katkılarıyla ilk günden beri üzerinde çalıştığı, 11 ekonomistten oluşan ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin hazırladıkları kanun teklifini Sayın Ümit Özlale, yarın Meclis’e sunacak ve ardından teknik detaylar konusunda açıklama yapacak. Amerika’da benzer olay Madoff krizi diye hatırlanıyor. Madoff krizinde aynı şey yaşandı. Yani bir kapalı fon kurarsın, onu katlar katlar büyütürsün. Halka açarsın, gelene o fiyattan çakarsın. Onlar çakılır, sen Kaç arsın. Yani bir grubun masum insanları nasıl kazıkladığı, birikimlerini nasıl elinden aldığı Madoff krizi. Amerika bu işi şöyle çözmüş: Bir düzenleme yapıyorlar. O geçmiş dönemde bu fonu köpürtürken kimler para kazandıysa onların o kazandıkları paraları onlardan alıyorlar. O parayla edindikleri varlıkları alıyorlar. Burada mağdur edilenlere, bunu fona dahil ederek hakkaniyetli şekilde bölüştürüyorlar. Kanun teklifimizin adı: Yatırımcıların Korunması Amacıyla Bazı Yatırım Fonlarının Adil Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi’dir. Kanun teklifimiz; aynı fondaki yatırımcıların haklarını adil biçimde hesaplamayı, işlemleri fonun kuruluşundan itibaren incelemeyi ve haksız kazançları ilgili fonun mal varlığına geri kazandırmayı amaçlamaktadır. Bu zararı Hazine ya da milletin cebine kısmen yükleme gibi bir seçenek yerine; önce sorumlulardan tahsil edilebilecek tutarlarla, usulsüz biçimde alınmış ücretler, yüksek maaşlar, doğan tazminat haklarına bakılarak geri kazanılacak kaynaklar mağdur yatırımcılara dağıtılacaktır. Tasfiye süreci açık ve denetlenebilir olacaktır. Tasarrufunu kaybeden vatandaş yalnız bırakılmayacak, bu düzenden haksız kazanç sağlayanlar da bedelini ödemeden yoluna devam edemeyecektir.

CHP’NİN SİTESİNDEN KALDIRILAN BASIN AÇIKLAMASI

Net olarak ifade ediyoruz. Burada kurulmuş bir kumpas, asrın dolandırıcılığı vardır. Dolandırılanlar masum, dolandırılanlar fona yatırım yapmak isteyen insanlardır. Dolandıranlar da onlara, ‘Hiç merak etmeyin, iktidara yakın herkes bu fonun ya içinde ya arkasında’ diyenlerdir. Bugünlerde çeşitli açıklamalarla ‘ Nereye giderse gitsin operasyonları yürüteceğiz’ diyenlere şunu hatırlatmak isteriz: Geçmiş dönemde 400 Yıl maaş alarak edinilmeyecek gayrimenkuller edinildiğinde, o gayrimenkullerin tapu numaraları, ID numaraları tarafımızdan açıklandığında, bu işlemlerin hangi isimler üzerinden yapıldığı söylendiğinde ve halen daha Murat Kurum’un elinin altındaki bilgisayara o ID numaraları girildiğinde o önceden edinilmiş gayrimenkuller, sonra paraya çevrilmiş, bu paralar bir yerlerde fona sokulmuşsa, o gün hangi isimleri söylüyorsak bugün o isimlerin bu fonlarda işlem yapıp yapmadığına bir baksınlar. Bugün butlan yönetimi tarafından CHP’nin sitesinden kaldırılan tek basın açıklaması, bu konunun üzerinde durduğumuz basın açıklamasıydı. O basın açıklaması oradan kaldırılmıştır. Ama o basın açıklamasında verdiğimiz aracı isimler, çantacılar bu fonda işlem yapan isimlerden başkaları değildir.

“KRAL ÇIPLAKTIR”

Kral çıplaktır, her şey ortadadır. AK Parti bu büyük dolandırıcılıkla yüzleşecek ve kendilerine oy veren insanlarda en çok olmak üzere dolandırdıkları bu insanların mağduriyetlerini gidermek için paralarına geçmişte para katan bu vampirleri, kan emicileri deşifre edecek, gerekirse kabineden, gerekirse kendi etraflarından, siyasetlerinden menedecekse ne ala. Aksi takdirde bu meselenin üstü örtülebilecek boyutlarda değildir. Asrın dolandırıcılığının peşini asla ve asla bırakmayacağız. Amerika Madoff skandalında bu işi yapanları ortaya çıkardığı, kazançlarını alıp dağıttığı için o günden bugüne böyle skandallar ‘Nasılsa bu fonları böyle yükseltsen de manipülasyon olduğu ortaya çıktığında kazandığın para geri de alınıyor’ bilinciyle neredeyse yok denecek kadar azalmıştır. Meseleyi bu yönüyle ifade etmek isterim.

“KONUYU MECLİS ZEMİNİNDE DE GÜNDEMDE TUTACAĞIZ”

Bu konuda ayrıca arkadaşlarımız Meclis’te bir Araştırma Komisyonu kurulmasını talep ediyorlar, kurulacaktır. Önümüzdeki dönem bu konu, şu an dokunulmazlık kapsamında olan kişiler açısından araştırılması, mevcut ve önceki bakanlar açısından araştırılması için Soruşturma Komisyonu kurulmasına da muhtaçtır. Bu konuda kamuoyunu Meclis’e verilmiş soru önergelerini, komisyon tekliflerini ve kanun tekliflerini dikkatle takip etmeye davet ediyoruz. Meclis’in açılmasıyla birlikte de bu meseleyi enine boyuna Meclis zemininde ne kadar kısıtlanmış olsa da mevcut parlamentonun tüm imkanlarını zorlayarak gündemde tutmaya, bu insanların mağduriyetlerinin ortadan kalkması için gayret göstermeye var gücümüzle çalışacağız.”

" Trump , ERDOĞAN’I SEVDİĞİNİ MADDİ GERÇEKLİKLE GÖSTERSİN”

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretine ilişkin soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trump Erdoğan’ı seviyor, pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı biz alıyoruz. Trump Erdoğan’ı seviyor, 250 uçağı biz sipariş ediyoruz Amerika’ya. Trump Erdoğan’ı seviyor, nadir toprak elementlerini biz veriyoruz. Trump Erdoğan’ı seviyor, Çin mallarının vergisini artırıyoruz, Amerikan mallarının vergisini düşürüyoruz. Trump Erdoğan’ı sevdiğini bir maddi gerçeklikle gösterse ya bize. İçeride üzerine altı tane Türk bayrağı nakşedilmiş F-35’imiz vardı hangarda. Vermediler . Duyduk ki başka yere vermişler. F-16’ları modernize etmeyle ilgili Anlaşma vardı, ona uymadılar. Şu an bizim F-16’mız kalkıyor. İsrail’den bir F-35 kalkıyor. Bizimki dakikalarca ona karşı kör uçuyor. O kalktığı andan itibaren bizim F-16’mızı görüyor. Yunanistan’ın modernize F-16’larıyla arada benzer bir şey var. Bizimki onu görmeden gidiyor, o bizimkini görüyor.

“ERDOĞAN’IN DUYDUĞU METHİYELERİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE NE FAYDASI VAR”

Böyle bir durum ortadayken halen daha Trump Erdoğan’ı seviyor. Bu ilişkinin, bu karşılıklı sevginin, bu methiye düzeninin bize ne faydası var. Bu Erdoğan’ın duyduğu methiyelerin türkiye Cumhuriyeti’ne ne faydası var? Erdoğan’a bir faydası varmış, büyükelçileri söylemişti. ‘Türkiye’de olmayanı, onda olmayanı ona veriyor. İstediği her şeyi alıyor’ demişti. Neymiş? Meşruiyet. Erdoğan’ın Türkiye’de meşruiyeti kalmamış ki doğrudur. Seçim kaybetti ve kaybettiği belediyeleri yargı eliyle ele geçirmeye çalışıyor ve bir seçimden kaçmak için her şeyi yaptı bugüne kadar. Diyor ki ‘Ona onda olmayan meşruiyeti verip ondan her şeyi alıyor’ diyor. Toprak elementleri, siparişler, her türlü taviz... erdoğan ile Trump arasındaki sevgi ve methiye ilişkisi hiçbirimize faydası olmayan, Erdoğan’ın da siyasi ömrünü uzatacağına kendilerinin inandığı ama milletin gönlünde zerre kadar karşılığı olmayan bir ilişkidir.

“TRUMP, BİR ERDOĞAN’I BİR DE NETANYAHU’YU ÖVÜYOR”

O yüzden yapılan işin ben Erdoğan’a da seçim sathı mailinde bir işe yaramayacağını, Trump’ın bu kadar övgüsüne de bizim millet bakar; ‘Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.’ Trump bu övgüleri başka kime diziyor, kime söylüyor? Dünyadaki mesela ülkelerini zenginleştiren, savaşları bitiren, kendi vatandaşının da komşularının da geleceğini abad edenlere mi böyle övgü düzüyor? Yok. Bir Netanyahu’yu övüyor, dönüyor Erdoğan’ı övüyor. Netanyahu’ya ‘Benim savaş kahramanım’ diyor. Oysa kendisi savaş suçlusudur. Bütün katliamı müsebbibiyle eşzamanlı, peşpeşe, ardışık olarak övgü almayı Erdoğan kendine yakıştırıyorsa yakıştırsın. Ben Trump’ın kimi övdüğüne bakarken Erdoğan dışında bu kadar orantısız övgüyü kime dizdiğine de bakarım. Orada Netanyahu’dan başkasını göremiyorum.”

“MANSUR BEY’İN İSTİFASINI BUTLAN YÖNETİMİNE KOYDUĞU MESAFENİN TUTARLI DEVAMI OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ”

Özel, ABB Başkanı Mansur Yavaş için cumhurbaşkanı adaylığı senaryolarının sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

“Mansur Bey ile ilgili değerlendirmelerimi biraz önce yaptım. O çerçeve, üzerinde mutabık olduğumuz çerçevedir, doğru çerçeve odur. Adaylıklar süreci geldiğinde de o çerçeveye sadık olarak ve biraz önce Sayın Genel Başkanın da ifade ettiği ilkeleri, önce ilkeleri konuşarak adaylıkların somutlaştırılması söz konusu olur. Bizim ilk günden beri yaklaşımımız şudur: Önemli olan bu iktidarı değiştirmek, yerine de herkesin yüzünü güldürecek, Türkiye’yi ayağa kaldıracak bir iktidarı; milletin yaralarını saracak bir iktidarı kurma niyetimiz var. ‘Bunun için sorumluluksa sorumluluk, fedakarlıksa fedakarlık’ dedik, aynı noktadayız. Mansur Bey’in bugünkü istifasını da böyle bir umudu ortadan kaldıran değil, böyle bir umudun sürmesini sağlayan bir yaklaşım olarak söylüyoruz. İlk günden itibaren butlan yönetimine, atanmaya ve yargı eliyle siyaset dizaynına koyduğu mesafenin tutarlı bir devamı olarak değerlendiriyoruz.”


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ