YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Kurultay takvimini açıkladı

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin 1. Olağan Kurultay sürecini başlatacağını belirterek, "22 Ağustos Cumartesi itibariyle kongre takviminin...

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Kurultay takvimini açıkladı

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin 1. Olağan Kurultay sürecini başlatacağını belirterek, "22 Ağustos Cumartesi itibariyle kongre takviminin başlaması ve ilanı olacak. 26 Ağustos'ta üye çizelgeleri ilçe başkanlığında askıya çıkarılması ve itiraz süresinin başlaması olacak. 26 Ağustos tarihine kadar üye olanlar devam eden kongre süreçlerinde oy kullanabilecekler. Planladığımız ilçe başkanlık seçimi için başlangıç tarihi 12 Eylül. İllerde de il başkanının seçimine ilişkin tarihi de 18 Ekim Pazar olarak değerlendirdik" dedi.

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, TBMM’de basın toplantısı gerçekleştirdi. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş tarafından bıçaklı saldırıya uğramasının ardından sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Emre, şöyle konuştu:

"Milletvekili arkadaşımız şu an yoğun bakımda. Hayati tehlikesinin bulunmadığı yönünde en azından sevindirici haber aldık. Bir süre sonra yoğun bakımdan çıkmasını bekliyoruz. Şüphesiz ülkemizin içinde bulunduğu şiddet ortamı her yerde kendisini göstermektedir. TBMM'ye mensup bir milletvekilinin böylesine bir saldırıyla karşı karşıya kalması üzüntü vericidir. Gerek Meclis Başkanı gerek Türk siyasi partileri bu konuda ortaklaşması Meclisimiz adına sevindirici bir gelişmedir. Biz sorumluların yakalandığı bilgisini aldık. En kısa sürede hak ettiği cezanın verilmesini istiyoruz. Bunun takipçisi olacağız."

İBB DAVASI

İBB Davası'na ilişkin konuşan Emre şöyle devam etti:

"Bir süredir ülkemiz yargı eliyle dizayn edilmekte. Bütün süreçleri şeffaf şekilde paylaştık. Her geçen gün hukuk adına çok daha üzücü, çok daha karanlık olaylar yaşıyoruz. 19 Mart 2025 tarihinde İBB Başkanımız İmamoğlu'na yönelik başlayan operasyon, bu bir darbe süreciydi. Ülkedeki seçme ve seçilme iradesine yönelik açık bir saldırıydı. O zaman biz bu teşhisi koymuştuk. Ve o günden itibaren dava açılıncaya kadar yaklaşık bir yıllık süre içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisi hakim olduğu medya eliyle sürekli bir kara propaganda yaptı. Olmayan şeyler servis edildi. Bunlar üzerine televizyon programında tartışmalar açıldı.

Tutuklanan insanları iftiracı olması karşılığında tahliye vaadi, aksi takdirde bütün malvarlığına el konulabileceği ve ailesinden bazı isimlerin tutuklanabileceğine yönelik iddialar karşısında bazı itirafçılar beyanlarda bulunmuştu. Duruşmaları takip edenler bilir ki orada bu itirafçılardan önemli kısmı söylediklerinden döndü. Bazıları direkt aleyhine konuştuğu kişinin yüzüne dönerek 'Hakkını helal et, beni yanılttılar, beni kandırdılar' dedi.

"İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASINI YAPMASI ENGELLENİYOR"

Şimdi öyle bir noktaya geldik ki bu dört bin sayfalık iddianamenin neredeyse her sayfasında adı geçen İmamoğlu'nun savunmasını dahi yapması engelleniyor. Tabii birçok hukuksuzluk gördük ama geçtiğimiz gün yaşanan hadise bugüne kadar görülmüş iş değil. Yine etkin pişmanlık adı altında ifade veren Muzaffer Beyaz isimli kişi, suçladığı kişilerle yüzleştiği ve ifadeleri sorulduğunda 'Ben duyduğumu anlattım' şeklinde açıklamaları olmuştu.

Şimdi Böyle bir esnada savcı araya giriyor ve Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını talep ediyor. Yani şunu diyor herkesin gözü önünde: 'Bizim istediğimiz gibi konuşmazsan biz sizi tutuklarız.' Ondan sonra ifade veren insanlar o baskı ortamında nasıl sağlıklı beyanlarda bulunacaktır? Bunun imkanı var mı? Bu hukuk tarihimizde görülmüş iş değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nda tutuklama şartları bellidir. Bunun dışına çıkamazsınız. Dava açılmış, dosyada gizlilik kalkmış, duruşma günü duruşmaya gelmiş, beyanda bulunuyor ve o esnada duruşmadaki beyanlarını beğenmediğinden tutuklama istemi şeklinde bir araya girip talepte bulunuyor. Bu işte bütün bu kumpasların nasıl organize edildiğinin çok açık bir kanıtıdır."

"GENEL BAŞKANIMIZ ÖZEL'E YÖNELİK SİSTEMEATİK SALDIRININ OLDUĞUNU GÖZLÜYORUZ"

Şimdi bir süredir Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'e yönelik sistematik bir saldırının olduğunu gözlüyoruz. Bunlardan son günlerde en çarpıcısı Adalet Bakanlığı tarafından servis edildiği anlaşılan bazı açıklamalar. Mesela bir aramada emniyetin yakasındaki kamera olası bir kötü muamele iddiası dahil usulsüzlük iddiaları karşısında bir ispat aracıdır. Neredeyse her gün uyandığımızda o kameranın yeni operasyonlarda basına servis edildiğini görüyoruz. Siz o yakadaki görüntüleri aynı basın mensuplarına nasıl olur da sürekli servis edersiniz? Ne yapılmak isteniyor burada? Bir algı oturtulmaya çalışılıyor. Olumsuz bir duygu yaratılmaya çalışılıyor.

"MUHİTTİN BÖCEK'İN SORUŞTURMA USULÜ"

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhit Böcek'in soruşturma usulüdür. Adamı tutukladılar. Adam kaç kere avukatlar aracıyla beyanda bulundu. Ben kimseye iftira atmam dedi. Birden fazla kez bu beyanlarda bulundu. Yetmedi oğlunu tutukladılar. Yine aynı şeyi söyledi. Gelini tutukladılar. Ailenin görüntülerini yaydılar. Tüm bunlar karşısında Muhittin Böcek'ten Genel Başkanımız aleyhine ifade almaya başladılar. Birinci ifadeyi aldılar, tutarsız çıktı. İkinci ifadeyi aldılar, üçüncü ifadeyi aldılar, şimdi dördüncü ifadeyi almışlar. Bakın cezaevinde bir şüphelinin ya da davasız süren bir kimsenin böyle sürekli ifadeye çağrıldığı görülmüş iş değildir. Ya da içerideki kişinin düşünüp düşünüp yeni şeyler hatırladığı iddiasıyla ifade verdiği görülmüş iş değildir. Bu ifadede de sözüm ona adaylık öncesinde bu kez de hani diğer iddialarda o kadar temelsiz çıkmıştı, kim ne para taşıdığı, kim ne verildiği şeklindeki bütün bu şeyleri tutarsızlığı, isimleri hatırlamama, tarihi hatırlamama gibi beyanlar karşısında bu sefer de ismini vermek istemediği bir kişi aracılığıyla İmamoğlu'na 15 milyon euro karşılığında anlaştığını, 5 milyon eurosunun havala sistemiyle verildiğini ama kim tarafından nasıl verildiğini söyleyemeyeceği şeklinde bir beyan servis edildi bu kez. Bütün bunların sebebi bizim milletin karşısında milletin desteğiyle birinci parti olma özelliğimizi her türlü kumpasa rağmen korumamızdır.

KONGRE TAKVİMİ

Bakın YENİ Parti kurduk. Millet YENİ Parti'yi kurdu. Destekledi. İlk anketlerde yine birinciyiz ve yine saldırılarla karşı karşıyayız. Bütün bunlara karşı mücadelemizi sonuna kadar yapacağız. Pes etmeyeceğiz. Her türlü kumpası göğüsleyeceğiz. Ancak milletimize en doğru şekilde delilleriyle belgeleriyle anlatmaya devam edeceğiz. Partimizi kurduktan sonra hızlıca üye alımı devam etmekte ve kongreler takvimine ilişkin hazırlığımız oldu. 22 Ağustos Cumartesi itibariyle kongre takviminin başlaması ve takvimin ilanı olacak. 26 Ağustos üye çizelgelerinin ilçe başkanlığında askıya çıkarılması ve itiraz süresinin başlaması olacak. 26 Ağustos tarihine kadar üye olanlar devam eden kongre süreçlerinde oy kullanabilecekler. YENİ Parti'de yeni bir şeyi daha hayata geçiriyoruz. Yıllardır seçmenlerimizin partilerin istediği şekilde il ilçe başkanları ve genel başkanı parti üyelerimizin seçeceği bir adını temayül yoklaması olabilir, aday yoklaması olabilir, belirlenen bir tarihte bunları gerçekleştireceğiz ve direkt üyelerimizin oylarıyla belirlenecek. Orada planladığımız ilçe başkanlık seçimi için başlangıç tarihini 12 Eylül gibi düşünüyoruz. Yine illerde il başkanının seçimine ilişkin tarihi de 18 Ekim Pazar gibi değerlendirdik. Bütün bu seçimler bittikten sonra il kongrelerin bitiş tarihi 27 Ekim olacak ve Parti Meclisimizi toplayacağız. Orada ilk büyük genel kurulumuzun ve kurultayımızın yapılış tarihini belirleyip paylaşacağız. Bugüne kadar destek veren YENİ Parti'ye katılan bütün yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. 26 Ağustos tarihine kadar da ne kadar çok partilimiz, yol arkadaşımız üye olursa önümüzdeki kongre süreçlerine kadar katılımcı ve şeffaf olacağını söyleyebiliriz. Bu tarihe kadar ve hızlıca üye olmaya davet ediyoruz.

İL, İLÇE BAŞKANLARININ SEÇİMİ

Siyasi Partiler Kanunu'na göre delegelerin seçmesi gerek. Ama partiler kendi içerisinde çok kereler aday belirlemede temayül yoklaması yöntemine başvurmuşlardır. Burada temayül yoklaması ya da aday yoklaması olabilir. Bu şekilde ilan edilen bir tarih içerisinde orada o seçim bölgesinde kayıtlı tüm üyeler oy kullanacaklar. İsteyen yarışabilir. Ve mutabakatla adaylaşma süreci elbette kıymetli olacaktır. Bizim hedefimiz katılımcı bir demokrasiyi hayata geçirmek. Biz bu dönem için bu şekilde seçeceğiz. Önümüzdeki dönem inşallah iktidar olursak buradaki düşüncemize uygun bir Siyasi Partiler Kanunu'yla birlikte kanuna bunu yazacağız. Birçok ülkede doğrudan böyle seçimler vardır. Genel Başkana kadar vardır. Yani üye, partinin organlarına kadar seçer. Bizim mevcut kanunlarımız 12 Eylül Darbesi sonrasında siyaseti kontrol altına alma maksadıyla hep böyle denetim araçlarını ön planda tutan, delegelik sistemini zaruri kılan ve bu konuya hiçbir şekilde dokundurmayan bir anlayış vardı. Demokratikleşme adımı anlamında bunların düzelmesi lazım."

DEVLET BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMALARI

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Emre, "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı açıklamada YENİ Parti’nin çerçeve yasaya tümüyle evet vermemesini 'arzu ettiğimiz güçlü siyasi kurumsallaşmanın YENİ Parti’de henüz temin edilemediğini göstermiştir' sözleriyle eleştirdi. Aynı zamanda Bahçeli seçim sisteminin değişmesi gerektiğini söyledi. Bunu nasıl değerlendirirsiniz" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Partimizin tavrını Genel Başkanımız belirlemiştir, yönünü burada uğradığımız kumpasa kötülüğe, bizi düşmanlaştırmalarına rağmen Türkiye'nin kanayan köklü yarasına çözüm bulmak adına ne kadar adım varsa atacağımızı söyledik. İçinde bulunduğumuz coğrafya birçok tehlikeyi içinde barındırıyor ve olası dış etkilerle değerlendirdiğimizde her türlü eleştiriye, tepkiye rağmen yönetim olarak, Genel Başkan olarak elimizi taşın altına koyduk. YENİ Parti yeni bir siyaset anlayışını da bu ülkeye kazandırma niyetindedir, milletvekilleri böyle bir emir komuta zinciri içerisinde hareket etmek durumunda değildir. Kritik kararlarda zaten öyle grup kararı alınıp da bir baskıyla iradenin değiştirilmesi doğru olmayacaktır. Bu süreçlerde desteğin artması, toplumsal barışın güçlenmesi sadece bu olayla ilgili gerçekleşmeyecektir. Ülkedeki demokrasinin, basın özgürlüğünün geldiği nokta, yargının araçsallaştırılması, Anayasa Mahkemesi kararlarına, AİHM kararlarına uyulmaması, siyasi partilere yönelik bu baskı ortamı, tüm bunları değerlendirdiğimizde bizim Sayın Bahçeli'den açıkçası şunu beklerdik: Türkiye'nin tek sorunu, kendisinin ifade ettiği, çizdiği şekliyle bir süreç değil. Türkiye'nin çok büyük problemleri var ve gerçekten Türkiye'de toplumsal barışın, huzurun inşaasının olabilmesi için, demokratik zeminin oluşabilmesi, hukuk devletinin oluşabilmesi, korunabilmesi gerekir. Buralara ilişkin olarak ortağının yaptıklarının gözden geçilmesi, buna ilişkin itirazlarını ve karşı duruşunu göstermesi lazım.

"RAPORDA YAZILAN HİÇBİR ŞEY GERÇEKLEŞMİYOR, HEPSİ HER GEÇEN GÜN ÇİĞNENİYOR"

Türkiye'nin acil bir seçime ihtiyacı var. Halkın hakemliğine ihtiyacı var. Çünkü demokrasiyi içselleştirememiş, milli iradeyi ancak kendisi kazandığında tanıyan bir iktidarla yönetiliyorsanız yapılacak tüm kanunları kendi lehine nasıl evrilebilir, nasıl düzenleyebilir, arayışın içinde olduğunu gördük daha önce yapılan değişikliklerde. Anayasada yazdığı şekliyle çok basit kurallar dahi uygulanmıyor. Bakın çözüm süreci deniyor, partiler bir araya geldi. Komisyonda yer aldı. Ve bir raporun altına imza atıldı. O raporda yazılan hiçbir şey gerçekleşmiyor, hepsi çiğneniyor her geçen gün. Bütün partilerin itiraz etmesi lazım ama bu konuda sıklıkla beyanda bulunan Sayın Bahçeli ve MHP'nin daha fazla itiraz etmesi lazım. Orada tutuksuz yargılamanın esas olduğu anayasanın üstünlüğüne uyulması gerektiği, AİHM kararları, Anayasa Mahkemesi kararları hepsi yazıyor. Hiçbirine uyulmuyor. Yani bu nasıl barıştır? Nasıl demokrasidir? Nasıl birliktir? Nasıl olacak bunun sonunda?"

"SİLİVRİ ORGANİZE KÖTÜLÜĞÜN MERKEZİ HAKİNE GELDİ"

Emre, Silivri'deki yeni duruşma salonunun fiziki koşullarının sorulması üzerine şunları söyledi:

"Anormal bir durum olduğu için böyle sonuçlarla karşılaşıyoruz. Ne dünyada ne Türkiye'de böylesine bir salon, böylesine bir yargılama usulü görülmüş iş değil. Yani dört bin sayfalık iddianame ve onların ekleriyle birlikte yüz binlerce evrak bunların incelenip ilgililerin savunma yapması. Baştan aşağı sağlıksız şekilde planlanan bir şey. Ayrı ayrı birbiriyle bağlantısı olmayan 100'den fazla eylemden bahsediliyor. Bunlara ilişkin ayrı ayrı davalar açılması gerekirdi iddialar doğru olsaydı şayet. Yani doğru olmasa da ayrı açılması lazımdı. Böyle hepsini bir sepete attığın zaman ne savunma hakkını kullanabiliyor insanlar ne sağlıklı yargılama oluyor ne izleyenler izleyebiliyor. Görülmüş iş değil yani dünyada bunun örneği yok. Bu günler geçecek oradaki o salonlar, o yerleşke ibretlik başka bir amaçla kullanılması lazım. Silivri organize kötülüğün merkezi haline geldi. İnsanların zihnine yıllardır kumpas davalarıyla böyle yerleşen bir yer oldu."

"TEPKİ OLUNCA İNKAR ETMEK OLAYIN GERÇEĞİNİ DEĞİŞTİRMİYOR"

Emre, CHP Genel Sekreteri Rırat Nalbantoğlu'nun Menderes'teki seçimlere ilişkin yaptığı açıklamayı da şöyle değerlendirdi:

"Her toplantıda diyorum biz hiçbir şekilde bir polemiğin içerisine girmeyiz. Çok açık oradaki sayılar, görüntüler, kavgalar, Etimesgut seçimi, beraberindeki oradaki seçim yani Cumhur İttifakı'na eklemlenen bir süreç var herkesin gözü önünde. O süreç sonrasında alınan kararlar bunlar. Çok tepki olunca inkar etmek olayın özünü, gerçeğini değiştirmiyor. Yapılan açıklamalar, konuşmalar ülkede gerçek anlamda bir muhalefetin kalmaması, bunun ortadan kaldırılması, saray rejimiyle ilintili, ilişkili, uyum içerisinde bir muhalefet arayışı var. Süreç bunu gösteriyor."


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ