Ana içeriğe geç
Musa Özuğurlu
Musa ÖzuğurluKöşe Yazarı

Yeniden Yemen türküsü mü?

ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonrası başlayan sürecin gelinen noktasında görüşmelerden savaşın bitirilmesi sonucu mu çıkacak yoksa savaş yeniden…

ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonrası başlayan sürecin gelinen noktasında görüşmelerden savaşın bitirilmesi sonucu mu çıkacak yoksa savaş yeniden şiddetlenecek mi soruları sorulurken Yemen cephesi kızıştı.
Birkaç hafta önce Ansarullah Hareketinin (Husilerin) saldırıları sonrasında Kızıldeniz, Babül Mendeb ve Yemen içinde Yemen Hükümeti ve Suudi Arabistan aleyhinde bir durum oluşmuştu.
ABD – Suudi Arabistan ve diğer bazı bölge ülkeleri koalisyonunun İran’ı saf dışı etme hedefleri bugünlerde Yemen’e (Ansarıullah’a) kaydı. 
Suudi Arabistan Ansarullah’ın etkili saldırıları karşısında çaresiz kalınca Koalisyon bu kez topyekün seferberlik ilan etmiş durumda. 
Bu Koalisyon şemsiyesinde yer alan her ülkenin operasyonel anlamda faaliyete geçtiği / geçebildiği anlamında değil ancak ceşitli cenahtan yapılan açıklamalar bazılarının aralarında ölümcül rekabet bulunan Koalisyon üyelerinin en azından söylemde bir araya geldiğini gösteriyor.
Savaşın nihai hedefin Ansarullah olduğu iki cephesi var. Bu cephelerden birincisi Yemen sınırları içinde. Batı tarafından tanınan ve desteklenen ama özellikle Suudi Arabistan tarafından desteklenen Yemen Hükümeti ile Ansarullah arasında. İkincisi cephe Yemen dışına taşıyor. Bu cephe Ansarullah ile Suudi Arabistan arasında.
Suudi Arabistan’ın uçakları, hava savunma sistemleri, askeri araçları var ama gerçek anlamda ordusu yok. Bu nedenle Yemen toprakları da dahil Ansarullah’a karşı 2015’ten bu yana yaptığı saldırılarda bir başarı elde edemedi. Tam tersi Ansarullah bugünlerde Suudi Arabistan’da önemli hedeflere saldırılar düzenliyor. 
Bizdeki savaş magazini habercileri “Mekke’ye saldırı oldu” iddialarını hem Mekke anlaşmasına gönderme yapmak hem de Müslümanlar arasında Ansarullah’a karşı algı yaratmak için kullansalar da Husiler Havaalanları ve Suudi Arabistan için Kabe’den daha önemli olan Aramco tesislerini vuruyor.
Suudi Arabistan devlet olarak Yemen’de savaşamadığı ve kendi topraklarına yönelik saldırıları önleyemediği için içeride vekil kullanma yoluna gitti ve Yemen Hükümet güçleri Husiler’e karşı saldırı başlattı.
Yemen Hükümet güçleri Babül Mendeb boğazının kontrolunu ve Taiz’de kilit noktaları ele geçirdiklerini öne sürüyor ve binlerce Husi savaşçının son çatışmalarda öldürüldüğünü iddia ediyor.
Ansarullah’ın sözcüsü Yahya El Seriğ geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada bir “Bayraktar Akıncı” sihasının vurulduğunu iddia etti. 
Bu haber Türk basınında yer aldı mı bilmiyoruz ancak bu iddia doğruysa zaten Yemen’de savaşa müdahil mi olduk? Ya da sihayı bizden almış olan herhengi bir müşteri ülke tarafından mı kullanıldı?
Ansarullah’ın Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları sonrasında Mekke anlaşması sadece yoğun biçinde tartışılmakla kalmadı, anlaşmanın taraflarının temsilcileri ilgili en yüksek düzeyde buluştular.
Türkiye’nin bu anlaşma ile beraber bu cephe ile ilgili alacağı pozisyon merak konusu doğal olarak.
Askeri tecrübe ve tekonoloji hükümetin önem verdiği ihracat kalemlerinden ikisini oluşturuyor. Bu durum ister istemez Türkiye’nin Suudi Arabistan’a İHA ve SİHA satması / vermesi, Türkiye’nin birlik göndermesi olasılıkları da gündeme getiriyor.
Konu özellikle hükümet yanlısı savaş magazincilerinin yaptığı gibi ekranlarda saatlerce reyting malzemesi yapılacak ucuz bir konu değil. Ciddi şekilde sormak lazım: Hükümetin yüzyıl önce “giden gelmiyor” sözleri ile acı bir türküye konu olmuş Yemen’e tekrar asker gönderme niyeti var mı?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Mekke anlaşmasının “başka ülkelere saldırı değil savunma anlaşması” olduğunu yineledi.
Bu sözlerden anladığımız hükümetin asker gönderme niyetinin olmadığı. Ancak Libya, Suriye örneklerinde olduğu gibi çoğu zaman açıklamaların tersinin yapıldığına da şahit olduk.
Yemen elbette Libya, Suriye ya da Irak kadar yakın değil. Coğrafyası da karadan asker göndermeyi planlayanların iki kez düşünmesinini gerektirir.
Bu durumda öne çıkan ihtimal Suudi Arabistan sınırları içinde Suudi ordusuna tecrübe aktarımı ya da İHA SİHA kullanımı konusunda destek amaçlı bir birliğin konuşlanması. Bu da zaten Mekke anlaşmasının açıklanan kısmının çerçevesine oturuyor.
Bunun dışındaki bir ihtimal Türkiye’yi hiç istemediğ, ikinci bir Yemen türküsünün yazılacağı bir maceraya sürükleyebilir.
ABD uzakta, İran ise yakın komşumuz. Bölgede gelişmelerin nereye doğru gideceğini kestirmeye çalışmak her seferinde önümüze en az iki ihtimalli bir senaryoyu getiriyor.
Aynı bölgedeyiz ancak savaş “başkalarının” savaşı. Suudi Arabistan’ın bu süreç içinde ne tarafa sürükleneceği belli olmadan net bir tavır almak hata olabilir.
Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın