24 Temmuz 2024 Çarsamba
2020’ye Bakış: Avrupa Medyasından seçmeler

2020’ye Bakış: Avrupa Medyasından seçmeler

AB bu yıl sağlık ve ekonomi krizlerine birlikte direndi, hukuk devleti mekanizmasını devreye soktu ve – son dakikada – Britanya ile Brexit anlaşmasını müzakere etti. 2020, daha büyük uzlaşıların başlangıcı olabilir mi? AB Medyasının 2020’ye bakışı. Ayrıca Noel’i ilk kez kutlamadan geçiren AB ülkelerinin medyası neler yazdı. İşte seçmeler:

Çöküşe karşı el ele

Yunanistan: Kathimerini 2020 yılında AB’nin pandemi yüzünden ortak kararlar almak zorunda kalmasından memnun:

Yeniden inşa fonu ve üye ülkeler adına piyasadan toplanan dev miktarlarda paralar, AB’nin ve her üyesinin güçlenmesi ve ayakta durması için çok önemli bir adım. AB Komisyonu, Avrupa Konseyi ve Merkez Bankası gibi belli başlı kurumların yeni yönetimleri yeni bir rota çizebileceklerini gösterdiler. Tabii bu büyük ölçüde Almanya gibi büyük devletlerin liderliğine bağlı. Merkel yeniden inşa fonlarıyla güçlü bir AB kurmanın zaruri olduğuna inancını gösterdi. Şimdi aynı kararlılığı Türkiye’yle ilişkilerde göstermek lazım.”

Merkel sayesinde büyük ilerleme

Belçika: Le Soir, AB’nin olağanüstü büyük bir ilerleme kaydettiğini söylüyor:

“Mart ayında hayal dahi edilemeyecek bir dayanışma gösteren AB, canlanmayı ortak borçlanmayla finanse edecek. AB Komisyonu, üye devletler adına aşı pazarlıklarını yürüttü. Bu arada üyeler sağlık alanında ortak projenin eksiklerini ve bu eksikliklerin ortadan kaldırılması gerektiğinin farkına vardılar. … Britanya dahilken AB’nin bütün bu adımları atması mümkün olur muydu? Muhtemelen olmazdı, ama artık bu önemli değil zaten. Sonuçta, başarılanları elde tutmak için eski tabulardan (AB borçlarından) birini yıkacak zekaya sahip olan Angela Merkel ve Almanya olmasaydı bu mümkün olamazdı.”

Demokrasi için iyi haber

Polonya: Krytyka Polityczna’ya göre AB ile Macaristan ve Polonya arasında hukuk devleti mekanizması konusunda varılan uzlaşı sevindirici:

“Yeni mekanizmanın etkinliğini belirleyecek olan Avrupa Komisyonu’nun ve üye devletlerin kararlılığının yanı sıra geçmişte AB kurumlarını yaptıkları baskıyla harekete geçiren muhalefet ve sivil toplum olacak sonuçta. … Hukuk devleti ilkesi sihirli değnekle ya da değerlere bağlı kalınmadığı yönündeki sonsuz itirazlarla değil, birçok cephede zorlu bir mücadele verilerek savunulur. Yeni mekanizma da sihirli bir değnek değil ama demokrasiyi ve hukuk devleti ilkesini savunanlar için otokratlara karşı yürüttükleri mücadelede ek bir silah olacak.”

Para bir eğitim aracı olmamalı

Slovakya: Pravda, başta Polonya ve Macaristan olmak üzere Vişegrad ülkeleri ile AB arasında yeniden alevlenen gerilimden endişeli:

“AB fonları iyi hal ve gidiş için bir ödül değil, Avrupa içindeki eşitsizliklerin giderilmesinin yoludur. … Brüksel’den para almamızın nedeni başkalarının bizim ülkemizde daha büyük kazançlar elde etmesine izin vermiş olmamızdır. Diğer AB devletlerinden gelen yatırımcıların ülkemizde sağladıkları kazanç, bize verilen Avrupa fonlarının bir hayli üstünde. … Temelde siyasi ve ekonomik içerikli antlaşmalara ideoloji katılması çok riskli. Cezalandırılan üyeler kendilerini ancak, Avrupalı ortaklarının bizim işbirliğine hazır olmamız sayesinde elde ettikleri gelirden mahrum ederek koruyabilir. … Ama bu da Avrupa’nın son 70 yılda başardığı her şeyi yerle bir etmek olur. ”

Birlik hissinin yerini güvensizlik aldı

Hollanda: Yazar Tommy Wieringa, NRC Handelsblad’taki köşesinde düş kırıklığını ifade ediyor:

“Covid-19, amiyane tabirle siyasete alet edildi. Hepimizi tehdit eden ve birleştiren bir konu, ansızın çatışmalara malzeme oldu. İnsanların kendilerini görüşleriyle özdeşleştirmeleri, konulara göreceli olarak bakma yetisinin kaybına ve özgür fikir alışverişinin önünün kesilmesine neden oldu. Virüs sadece gruplar arasındaki alışılagelmiş karşıtlıkları güçlendirmekle kalmadı, dostları ve aile fertlerini de birbirine yabancılaştırdı. Sağlık personeli artık alkışlar yerine küfürlerle karşılanıyor, bilim insanlarına artık güven duyulmuyor, aksine bunlar tehdit bile ediliyor. … Zayıflara, hasta ve yaşlılara gösterilen sabır, şaşırtıcı bir hızla tükeniverdi. Sağlıklı çoğunluk neden uyum sağlamak zorunda olsun ki? … Buna değmedi.”

Küresel işbirliği olmadan olmaz

Romanya: Pandemi hepimizi somut olgular üzerinden tartışmak zorunda bıraktı, diyor internet gazetesi Mediafax yazarlarından Adrian Onciu:

“Bu ölümcül virüs, mükemmel bir terörist: Gözle görülmüyor, işitilmiyor, hissedilmiyor! Ondan kurtulmak için temel hak ve özgürlüklerden vazgeçmek dahil her şeyi yapmaya hazır olursun. … Hayatta kalabilmek uğruna her türlü yardımı almayı kabul edersin. Bu son derece normal. Hepimiz uzun yaşamak istiyoruz. Ama pandeminin şakası yok. İster ABD, ister Rusya ister Çin olalım, tek başımıza mücadele edebileceğimiz bir şey değil bu hastalık. Hayatta kalabilmen birbiriyle uyumlu küresel bir çabalara bağlı. … Bu yeni (ve kalleş) teröristi ortadan kaldırmak, ancak birlikte mümkün olacak.”

Öncelenen ekonomi zafiyet yaratıyor

İsveç: Son yıllardaki liberalizmin sonuçları, 2020’de birçok İsveçli tarafından sıkıntılı bir şekilde görünür hale geldi, diyor Aftonbladet:

“Pandemi bize dayanışmanın uygulamadaki anlamını yeni bir gözle görmemizi sağladı. … Geride kalan onlarca yılda karar yetkisi siyasetten ekonomiye kaydı. Sağlık, eğitim, yaşlılar bakımı, demiryolları, posta hizmetleri ve konut inşasında özelleştirmeye gidildi. Dolayısıyla önemli sosyal konularda siyasetçilere pek söz hakkı düşmezken, yön belirleyici taraf şirketler oldu. … Ekonomik güç, şirketler ve uluslararası anlaşmalar elindeyken, üzerinde tartışabileceğimiz son konular olarak geriye sadece kültür, normlar ve kimlikler kaldı. … Bu yıl, birbirimize ne kadar bağımlı ve muhtaç olduğumuzu gösterdi.”

Merhametin sessizliği

İtalya: Gazeteci Domenico Quirico, La Stampa’daki yazısında, Bosna-Hersek’te şu günlerde kar altında donma tehlikesi yaşayan sığınmacıların yazgısını ve kimsenin kendini onlardan sorumlu görmediğini hatırlatıyor:

“Yoksulların yoksullarla dayanışmasına, başlarından kötü şeyler geçenlerin, düş kırıklığı ve yılgınlık içinde, aynı yoldan geçenlere duyduğu merhametin varlığına inanırdık bir zamanlar. Artık o günler geçti. Bu avuntu da elimizden alındı ve şimdi yitip gidiyor. Üç bin göçmen, Bosna’da kar ve tipi içinde, kendilerini hayalini kurdukları Avrupa’ya götürecek bir yol arıyor: Evsiz barksız 3 bin kişi; yalıtılmış, dışlanmış, reddedilmiş. … Bosna, her an vahşetin kollarına dönebileceğimizi hatırlatan bir uyarı. … Orada da, sözün bittiği yerde merhametin sessiz kalışını yaşıyoruz. Nefret kendini daha kolay dışa vuruyor artık.”

Dijital bayramdan korkmayın

İngiltere: Hıristiyan alemi dijital Noel ayinleri fırsatından yararlanmalı, diyor hayırsever işadamı Adeem Younis, The Independent’teki yazısında:

“Sanal bayram kutlamaları kimsede kaygıya neden olmamalı. Bu tür kutlamalar fiziksel yakınlığın eksikliğini, pekala ruhani kardeşlikle telafi edebilir. Hayatlarındaki en anlamlı ve özel günlerinin, 2020 yılının ramazan ayı ve bayramı olduğunu söyleyen sayısız Müslüman tanıyorum. Şu anda önemli olan, bu sanal kutlamaları hepimizin yüreğine basmasıdır. Kriz zamanları her zamankinden fazla birlik duygusuna ihtiyacımız var. … Elbette gönüllerin ve hislerin birleşmesi için fiziksel yakınlık gibisi yok. Bir gün gelecek yine kilise sıralarında yan yana oturacak, camide saf tutacağız ama o zamana kadar dijitalleşme, inancımızı hayatta tutmaya yardım edebilir.”

Konuşacak konu çok

Polonya: Tygodnik Powszechny, Noel ağacı gölgesinde hassas konulara girmekten kaçınılmamasını öneriyor:

“Son aylarda yaşadıklarımız, Jarosław Kaczyński’nin bir dahi ve siyasi bir vizyoner olduğu konusundaki tarih kadar eski görüşlerin köhnemiş olduğunu açıkça gösterdi. … Siyasetle yatıp kalkan bizler bunu açıkça ve elbette Noel gecesi de söylemeliyiz. Bu yarayı deşmek kolay iş değil ama gelecek için son derece yararlı. … Farklı dünya görüşlerine sahip fertlerden oluşan Polonyalı aileler Noel’de akşam yemeğine oturduklarında, konuşulacak son derece ilginç konu ve meselelerin olacağı muhakkak.”

Elle yazılmış kartpostalların kalıcılığı

Hollanda: Hollanda posta idaresi bu sene Noel tebrik kartları gönderiminde rekor sayıya ulaşıldığını açıkladı. NRC Handelsblad, yazar Katherine Mansfield’den alıntıyla, bir kartpostal bir kucaklaşmaya bedeldir, diyor:

“İnsanların bunca kucaklaşma gereksinimi olması hiç de şaşırtıcı değil gerçekten. Bu nedenle bir mektup ya da kartpostal bu konuda bir çözüm getirecektir. … Elle yazılmış her mektup, her kart beklenmedik, üstüne üstlük de elle tutulabilir bir hediye. Bir WhatsApp mesajından, SMS ya da e-postadan daha fazla üzerinde kafa yorulmuş, bunun için boş kağıt aranmış, zarf bulunmuş, pul satın alınmış… Daha da önemlisi, mektubu gönderen, alıcıya hangi hislerini anlatmak istediğini öncesinde düşünmüş olması belki de. Zira ne ‘gönder’ butonuna aceleyle basabilir ne de sonradan mesajı silebilirsiniz.”

Çok daha kötüsü olabilirdi

İsviçre: Le Temps geçmişe bakmayı öneriyor:

“Sona ermekte olan yıla yoğunlaşırsak şikayet etmekte haklıyız. Ama yakın geçmişe bakıp bir karşılaştırma yaparsak, olaylara göreceli bakmamız ve cesaretimizi geri kazanmamız gerekir, çünkü zorluklarla başa çıktığımız birçok örnek var. Avrupa 100 yıl önce 18 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği, hemen her aileye acı tattıran korkunç bir savaşın ardından toparlanıyordu. Bütün bu acılara rağmen bu dönem ‘Kükreyen Yirmiler’ diye anılan coşkulu yılların ve benzersiz bir ekonomik kalkınmanın başlangıcı olmuştu. … O halde Noel’i vakur kutlayalım. Ölüm mesajı değil, aksine, doğumu müjdeleyen bir Noel. Tüketimin mesajı değil, sevinç ve umut getiren bir mesaj olsun bu.”

Atkı ve bereyle kamp ateşinin başında

Estonya: Estonyalılar sert iklime alışıktır ve bu bayramı açık havada geçirmekten rahatsız olmayacaktır, diyor Eesti Päevaleht:

“Estonyalı birçok aile Noel zamanını kırsalda geçirmeyi sevdiğinden, kutlamalar için [DSÖ’nün] açık hava tavsiyesine uyacaktır. Havanın nasıl olacağını henüz bilmesek de Yaz Bayramı’nın da her zaman harika bir havada geçtiği söylenemez. Doğru kıyafet ve sağlam bir kamp ateşiyle Noel pekala dışarıda da kutlanabilir – eğer hava çok da kötü olmazsa. Noel’i her zamankinden daha mütevazı kutlamak, yani alışveriş merkezlerinde daha az hediye ve Noel yemeği avına çıkmak, daha az akraba ziyareti yapmak ve yakın temastan kaçınmak akıllıca olacaktır.”

Özgürlük, zorunluluğun bilincine varılmasıdır

Avusturya: Kleine Zeitung, yurttaşların aklıselimine vurgu yapıyor:

“Noel gecesi ‘on haneden on kişinin’ bir araya gelmesine yasal olarak izin çıkmış olsa da bunu yapmanın olağanüstü büyük bir ahmaklık olduğu aşikar. En mantıklısı, temkinli davranıp bu sevgi şenliğini evde, çekirdek aileyle beraber, yani herhangi bir akraba ziyareti ya da başka misafirler olmadan geçirmek. Terbiyesizce bir teklif gibi mi görünüyor? Kuşkusuz öyle. Hangi sebeple olursa olsun böyle bir araya gelmeleri önlenemeyecek aileler var. Bunlar da o halde buluşsunlar bu Noel. … Hegel’in dediği gibi ‘özgürlük, zorunluluğun bilincine varılmasıdır’, o yüzden gelin özgür olalım.”

Bir sanayi ülkesine yakışmıyor

İsviçre: Neue Zürcher Zeitung’a göre Almanya, son aylardaki özensizliğinin korkunç sonuçlarını şimdi hissediyor:

“Test kapasitesi hala … yeterli değil, test stratejisi düzensiz. … Kasım ayındaki ‘hafif kısıtlamalar’ doğru dürüst kontrol edilmedi. Almanya’nın pandemi politikasındaki başarısızlığının bir simgesi de, dünyanın en büyük sanayi ülkelerinden biri, yaz aylarından istifade ederek, eğitim sistemini az da olsa pandemi koşullarına uygun hale getiremediği için, öğrencilerin karda kışta açık pencereli sınıflarda bere, kaşkol ve kalın paltolarla oturmak zorunda kalması. Almanya’nın, yeni bir dalganın yanı sıra ağır bir insani ve ekonomik bedel ödeyecek olmasının sebebi küçümsenen virüs değil, bu ihmaller olacaktır.”

Kurallara uygun alışveriş gizlice buluşmaktan iyidir

Slovenya: Slovenya’da iki aydır sert önlemler uygulanıyor, ancak bu önemlerin etkisi giderek azalıyor. Delo rota değişikliği çağrısı yapıyor:

“Artık insanların alışverişe gitmesine izin verilmesinin zamanı geldi de geçiyor. Sadece acil tamirat yaptırmak ya da sezonluk giysi almak için değil, insanlar bulaş riskinin muhtemelen düşük olduğu kontrollü bir ortamda 1-2 saat geçirebilsin diye. Evde oturup sıkılıp da gizliden gizliye komşuyla kahve içmek yerine insanların alışverişe çıkabilmeleri daha iyi olacaktır. … Yetkili makamlar insanların açık havada, doğada, hatta karda dolaşıp hareket etmelerine izin veren kurallar koymalı, sadece ciddi kısıtlamalar getirmektense vatandaşı virüsün yayılma hızını azaltmaya teşvik etmeli.”

Kafası karışık yurttaşın çelişkisi

İtalya: La Repubblica, vatandaşın Noel alışverişini yapıp akşam televizyon karşısında yeni ölüm rakamlarını duyduğunda ne hissettiğini betimliyor:

“Vatandaş endişeleniyor. Görüntülere bakılacak olursa, [şehir merkezleri] fazlasıyla kalabalıktı. Bu işin altından bu şekilde kalkamayacağız, diye düşünüyor. Artık kim olduğunu bilmiyor; adeta bir tür ayaklı çelişki yumağı. … Nihayet Noel ikileminin derin sularına gömüldü şimdi. Tedbirli olunması yönündeki uyarılar ile ticareti ayakta tutma çağrıları arasında kendini hem suçlu hem suçsuz hissediyor. … Birinin ona yanlış mı yoksa doğru mu yaptığını söylemesini bekliyor. Hem biraz haklı, hem biraz haksız olması da onun suçu değil.”

Gelin hakiki bir Noel kutlamaya cesaret edelim!

Belçika: İlahiyatçı Arnaud Join-Lambert, La Libre Belgique’deki yazısında, Noel’i bir fırsat olarak gördüğünü dile getiriyor:

“Yakınlarımız muhtemelen uzaklarda bir yerde evlerinde kapalı kalacak, bu yüzden gelin olağan olmayan bir Noel kutlamayı göze alalım: Komşular 1,5 metre mesafeyle kutlama yapabilir, birbirlerine çorba, turta, kebap, çörek ya sıcak şarap sunabilir. İster büyük, ister küçük her evde bir mum yanabilir, böylece bu hüzünlü karantina günlerinde ışıklı bir umut zinciri oluşturulur. … Bu sıradışı 2020 Noel’ini kutlamak, tüm sadeliğiyle ve akrabalarımızı ve komşularımızı düşünerek, paylaşmak olabilir. Batı toplumlarında aşırı tüketimin ötesinde bu bayramın anlamını yeniden keşfetmek için de bir fırsat doğar, ki bu da asıl normalliğe, hakiki bir Noel’e geri dönüş olur.”

Daha kararlı bir yönetim lütfen!

Hollanda: Vaka sayılarının hızla arttığı Hollanda’da halihazırdaki kısıtlamalar Noel tatilinde de kaldırılmayacak. Gazeteci Marcia Luyten De Volkskrant’taki köşesinde hükümetin cesur adımlar atmamasını eleştiriyor:

“Şirketleri kurtarmak için masaya onlarca milyar avro koymaya kararlı olan devlet, iş pandemiyi kontrol altına almaya gelince pek belirsiz ve cömert ifadeler kullanıyor. … [Başbakan Mark] Rutte, vatandaşlara kendilerini kontrol etmeleri çağrısı yapıyor ve kurallara yeterince uyulmamasına karşı uygulanan yetersiz yaptırımları ‘pragmatik’ olarak nitelendiriyor. Ama bir pandemide pragmatik olmak, herkesin gönülsüzce kendini kontrol etmesi değil, pandeminin kararlı bir şekilde yönetilmesidir. Rutte ve kabinesi, aldırmazlığı cezalandırabilecek ve ahlaki riskleri azaltabilecek tek merci.”

Tuhaf bir zihniyet dönüşümü

Macaristan: Noel tatilinde kısıtlamaları kaldırmayacak bir başka ülke de Macaristan. Magyar Hang, resmi bir gerekçe açıklanmamasına da şaşırmış:

“Kararı, önce uzmanlarla görüşen Viktor Orbán verdi. Oysa kısa bir süre önce parlamentoda yaptığı bir konuşmada, uzmanların sözlerine inanıp inanmamanın kişinin keyfine göre değişebileceğini söylemişti. Bu yüzden Orbán’ın şimdi bu kararı vermesinin nedeni yoruma açık. [Sonbaharda] kısıtlamalarda geç mi kaldı acaba? … Yoksa keyfi ona virologlara inanmasını mı söyledi? Yoksa [hükümete yakın düşünce kuruluşu] Századvég tutup pandemiyle mücadele anketleri yapmaya mı başladı?”

Bu saatten sonra tek çare ciddi bir darbe

Almanya: Alman Leopoldina Ulusal Bilimler Akademisi, siyaseti yoğun, kısıtlayıcı önlemler almaya çağırdı: Okullar önümüzdeki haftadan itibaren kapatılsın, 10 Ocak’a kadar sert kısıtlamalar yürürlüğe sokulsun… Tagesspiegel tek çarenin bu olduğunu söylüyor:

“Tekrar soruyoruz: Doğrusu bu mu? Daha iyi, başka bir yol yok mu? Aslında var … [Ama] şimdiye kadar ölçülü, dengeli, esnek, dayanışmacı, bilime dayanan, bilimin eksiklerini kabul eden, lojistik ve teknolojik olarak etkili ve güvenilir bir iletişim içinde tepki vermeyi beceremediğimiz apaçık ortaya çıkıyor. İnsanlar kendilerini güvende hissetmek istiyor artık, keza ekonomi de öyle. Bu hedefe akıllıca ulaşamazsak, Noel’i bir kenara bırakıp salgına ciddi bir darbe indirmeliyiz.”

Alın size Noel hediyesi

Slovakya: Új Szó, Slovakya’da pandemiyle mücadeledeki belirsizliklerin Noel’e kadar değişeceğini düşünmüyor:

“Bütün Slovak basını, halk, hatta Başbakan Zuzana Čaputová bile altı ayı aşkın bir süredir önlemlerin her beş dakikada bir değiştirilmemesini, bu kararları uzmanların alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca şeffaf ve açık bir iletişim istiyorlar. … Ama hükümetin Noel arifesinde Aziz Nikolaos gününde verdiği hediye kaos ve hayal kırıklığından ibaret. Görünüşe göre Noel’de de yeni kısıtlamalar gelecek.

Benzin var, ama cam silmek için su veremeyiz

Letonya: Letonya’da birkaç gündür öncelikle mağaza ve dükkanlarla ilgili yeni kurallar yürürlükte. Hafta sonlarında belli ürünlerin satılması yasak. Neatkarīgā bu kısıtlamanın mantığını anlayamamış:

“Son kısıtlamalar her yer için geçerli, taşranın en ücra köşesindeki küçük bir dükkan için bile. Neyse ki kısıtlamaya tabi olmadan hayvan yemi, gazete ve bilet satmak mümkün. … Ama eldivenlerin, çorapların, çizmelerin üstü kocaman naylonlarla kapatılmış. Dezenfektan bile satın alamamak çok saçma. Benzin istasyonlarında otomobil ürünleri satılamıyor. Nasıl yorumlamak lazım bunu? Oto cam temizlik ürünü biten ya da farları için yeni bir ampule ihtiyacı olan biri benzin aldıktan sonra yola çıkıp karanlıkta ağaca mı toslasın yani? … Oysa fren hidrolik sıvısı satın almak sadece bir dakika sürer.”