13 Haziran 2024 Perşembe
Avrupa’da aşı kıtlığı – Avrupa medyası endişeli

Avrupa’da aşı kıtlığı – Avrupa medyası endişeli

Üçüncü Batılı aşı üreticisi Astrazeneca’nın da AB’ye taahhüt ettiği sevkiyatları azaltmasıyla, en azından yılın ilk çeyreğinde aşıya ulaşımda darboğaz yaşanacağı netleşti. Köşe yazarları Avrupa’nın nasıl daha çok aşıya ulaşmasının yollarını tartışıyor. Alternatif olarak Rus ve Çin aşıları tedarik edilmesi ya da ikinci dozun daha uzun bir aralıktan sonra verilmesi seçeneği pek güven yaratmıyor.

Eski reflekslere yer yok

Almanya Süddeutsche Zeitung, Sputnik V aşısının yeni açıklanan etkinlik oranı karşısında Avrupa bu aşı hakkındaki kuşkularından vazgeçmeli, diyor: “Putin’in elinde yeterli veri olmadan başlattığı aşı kampanyası, onun düşüncesizliğine ve ABD, Avrupa ve Çin’den önce davranıp, ‘birinç’ diye bağırabilme amacına yorulmuştu. Moskova’nın aşısı güven vermemekle ve şeffaf olmamakla damgalandı. … Doğu-Batı çatışması sona erdi gerçi, ama önyargılar devam ediyor. Önyargılardan kurtulup bizdeki aşı kıtlığını dikkate alarak gerektiğinde Sputnik V ısmarlama zamanı geldi de geçiyor – tabii veriler doğrulanırsa. … Rus araştırmacıların son değerlendirmenin henüz yapılmadığını vurgulaması, aşıya güveni artırıyor.”

Meydanı Moskova’ya ve Pekin’e bırakmayın

İsveç Aftonbladet ise aşılar için bir Marshall Planı öneriyor: “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın rekor biçimdeki yeniden inşası için ABD’nin verdiği 15 milyar dolarlık Marshall Planı olmasaydı, bugün dünyanın başka bir çehresi olurdu. Demokrasi bu kadar olağan bir şey olur muydu, diye sormak lazım. … Günümüzün koşulları 1947’den farklı. Bir savaşla değil pandemiyle karşı karşıyayız bugün. Ama küresel tehdit, sınır ötesi bir anlaşmaya neden ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor bize. Rus ve Çin’in ilerlemesini de neyse o olarak, yani demokrasi için bir tehdit olarak görmek lazım. Joe Biden’lı bir Beyaz Saray’ın küresel aşılama için bir Marshall Planı yapması imkanlar dahilinde. Neden AB’yle birlikte yapılmasın bu plan?”

Aman dikkat! Pandora’nın kutusu açılabilir

AB üyesi olmayan Ukrayna Çin aşısına güveniyor. ‘Crisis Media Center’dan Lyubov Tsibulska ise Ukrajinska Pravda‘da Rus aşısı karşısında uyarıyor: “Analiz grubumuz, daha yılbaşından önce Rus ve Rusya yanlısı aktörlerin Ukrayna’daki faaliyetlerini artırdığını tespit etmişti. Biz evlerimizde yılbaşı yemeği yerken, iki söylem devreye sokuldu: Avrupa kendi nüfusunu son hızla aşılarken, Ukrayna Avrupa’nın umrunda bile değil. Ukrayna Batı’dan bir aşı da alamayacak. Rusya yardım etmek, Ukraynalılara kendi aşısını vermek istiyor. … Ciddi bir baskıya maruz kalan Ukraynalı yetkililer Rus aşısını kabul ederse, Pandora’nın açılan kutusundan bir iç, bir de dış siyasi kriz çıkacak.”

Düşüncesiz bir deney

Finlandiya’nın yetersiz aşı nedeniyle Pfizer aşısı için önerilen iki doz arasındaki süreyi uzatması Ilta-Sanomat‘a göre büyük bir risk: “Avrupa İlaç Ajansı EMA, 28 Ocak’ta, yani sadece bir hafta önce Pfizer aşısıyla ilgili tavsiyesini somutlaştırmış, ikinci doz aşının ilkinden üç hafta sonra yapılması gerektiğini söylemişti. …. Keza ikinci dozun 12. haftadan itibaren yapılmasının aşının ruhsat koşullarına aykırı olduğunu açıklamıştı. Finlandiya buna rağmen EMA’nın tavsiyelerini dikkate almadı ve iki dozu 84 gün arayla yapmaya başladı. Bu adımıyla bilinmedik sulara yelken açıyor Finlandiya. … Hiç kimse bunun neye mal olacağını söyleyemez.”

Sonu meçhul bir güç savaşı

Fransız Le Monde, Çin ile Hindistan arasındaki rekabete bakıp, Covid-19 aşılarının yeni bir jeopolitik güç silahına dönüştüğünü söylüyor: “İki Asyalı dev, aşısı olmayan komşularına aşı tedariki konusunda rekabet ediyor: Çin, DSÖ’nün henüz ruhsat vermediği iki aşı, Hindistan ise özellikle Astrazeneca aşısını üreten büyük ilaç tesisleri sayesinde. Jeopolitika, bilinen kulvarlarda hareket ediyor. Burma bu iki büyük devin bağışlarından yararlanıyor; Bangladeş, Maldivler ve Butan aşıyı Hindistan’dan aldı. Kamboçya’da ise sadece Çin aşısı kullanılıyor. … Kazananları ve kaybedenleri söylemek için henüz çok erken. Ancak bir yılın sonunda pandemiden çıkardığımız bir ders de, dünün kazananlarının yarının kaybedenleri ya da aksi olabileceği.”