17 Haziran 2021 Perşembe
Ali Koç’tan gazeteciye: “Saçına operasyon mu yaptırdın, bakiim” – Faruk Bildirici

Ali Koç’tan gazeteciye: “Saçına operasyon mu yaptırdın, bakiim” – Faruk Bildirici

FB Başkanı Ali Koç’un basın toplantısını inceledim, gazetecilere neler demiş: “Saçına operasyon mu yaptırdın, bakiim”, “Sıkıldın galiba. Uykun mu var?” “İyi sallıyordun”, “Ağzıma laf sokma”, “Olayları takip etmiyorsun”, “Üçüncü soru parayla. SMS atabilirsin”. Koç, gazetecileri küçümsüyor, “sen” diye hitap ediyor ama gazetecilerden itiraz yok, “Başkanım” diye seslenmeye devam ediyorlar. Sanki kulüp üyesi ya da taraftar gibi. Gazeteciliğin temas mesafe kuralı yerle bir edilmiş.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un üç saati aşkın bir süre devam eden basın toplantısını bir okurun uyarısı üzerine sonradan izledim. Türkiye’de futbol kulüplerini izleyen gazetecilerin yöneticilerle iç içe geçtikleri, kulübün ferdiymiş gibi davrandıklarını gözlüyordum ama kameralar önünde sergilenen tahminlerimin ötesindeydi.

   Gördüklerim bir basın toplantısından çok “aile içi sohbet toplantısı”na benziyordu.  Ali Koç, gazetecilere “sen” diye hitap ediyor, bu senli benli tarzdan rahatsız olmayan gazeteciler de Koç’a “Başkanım” diye sesleniyordu.

    Ali Koç soruları yanıtlarken çok rahattı. Arada bir “Mesaj gelmiş bu konuyla ilgili. Bakalım neymiş?” diyerek telefonuna bakıyordu; “Çocuklar arayınca akan sular durur” diye telefonunu açıp oğluna cevap veriyordu. Ya da elindeki kağıtların arasından bir belge bulması için “Zeynep yardım…”, “Gel gel sen de gir kameraya… Havan olur” diyerek asistanını yanına çağırıyordu. Soruları yanıtlarken de dağınıktı; arada “…bu zihniyette olan bir yönetimi şeffaflıkla suçlamak ne kadar doğru tam bilmiyorum” gibi dil sürçmeleri de oluyordu. Zaten toplantıya geç de gelmişti.

     İlk soruya yanıtı on dakikayı aşan Ali Koç, televizyon kamerası önünde olmasına ve toplantının canlı yayımlanmasına aldırmıyordu. Gazeteciler de Ali Koç’un bu tavırları üzerinde durmuyordu.

   Kulüp başkanı ile onu izleyen gazeteciler arasındaki ilişkinin düzeyini gösterebilmek için Ali Koç ve gazetecilerin “basın toplantısı”ndaki konuşmalarından bazı kesitleri -kişiselleştirmemek için isimlerini çıkararak- aktarıyorum:

Ali Koç- Sıkıldın galiba. Uykun mu var?

* * *

Ali Koç- Dört soru sordun.  Ama siz de tecrübeli olun onu yanlış yere oturtmuşsunuz. Neydi dördüncü sorun? Vaatler mi demiştin?

* * *

Gazeteci- …Bir sorum daha var.

Ali Koç- Üçüncü soru parayla. SMS atabilirsin…

Gazeteci- Atarız başkanım sorun değil.

Ali Koç- Bu sert bir soru galiba. Kağıt falan çıkarıyorsun

Gazeteci- Yok efendim not olarak aldım ben

* * *

Ali Koç- Senin kadar dramatik bir durum olduğunu düşünmüyorum.

Gazeteci- … isim var da iknaya çalışıyoruz anladım.

Ali Koç- Ağzıma laf sokma… Pek çok isimle görüşüyoruz dedim.

* * *

Gazeteci- … Beyin sorusu eksik kaldı

Ali Koç- Ne kadar centilmensin? Kendi soru hakkında başkasının eksik sorusunu hatırlatıyorsun.

Gazeteci- Benim sorum eksik kalmadı.

Ali Koç- Olayları takip etmiyorsun televizyona çıkıp ciddi ciddi yorum yapıyorsun.

* * *

Ali Koç- Hep sona bekliyorsun. Sen ne yapacaksın iki ay program da yok? Sen saçına operasyon mu yaptın? Bakiim… Ben de yapmayı düşünüyorum, konuşalım sonra.

Gazeteciler- Kahkahalar…

Ali Koç- Ne gülüyorsunuz yav… Şimdilik hiç fena durmuyor ama yakinen incelemem bazım.

…- Başkanım 2.5 saati geçti.

Ali Koç- Yok canım. Sizinle vakit ne kadar çabuk geçiyor. Bir şey söyleyeceğim …’den soru almadan bitirebilir miyiz bugünü?

Gazeteci- Saçları çıkar bir anda…

Ali Koç- Bu şaka değil ciddi.  Peki nasıl oluyor da her zaman doğru yerde oluyor, soruları hep o sorabiliyor?

Gazeteci- Tecrübe…

Ali Koç- Tamam tecrübe de her maçta doğru yerde. Kanalda prim yap diye söylüyorum bunları. Sen oradan… Sekiz on kişilik iş çıkarıyorsun sen. Havaya girme ama bizim hakkımızda hep iyi şeyler söyle. Bak oyunu kurallarına göre oynuyoruz.

Gazeteci- Sağolun

* * *

Ali Koç- Ben .. ‘ın basket oynadığını bile bilmiyordum. Meğer üç kupası varmış. Bu reklamın karşılığını isterim. Niye birbirinize gülümsüyorsunuz? Onun sorusunu mu aldın?

Gazeteci- Başkanım 29 şampiyonluk sorusunu sorma demişti bana. Ben de sordum

Ali Koç- Niye sordun o zaman?

Gazeteci- Başkanım ben sormadım. Başkası sordu. Onda soruyu kaybettik bakışı vardı.

Ali Koç- Soru envanterin bu kadar kısıtlı mı? Sana bir soru vereyim mi sorman için. Kopya verebilirim.

* * *

Ali Koç- …Bildiğim şeyleri söyleme. Soruya gel…

Gazeteci- Fenerbahçe iletişim, antrenmanların açılması, bilgilendirme konularında diğer kulüplere fark attı…

Ali Koç- Arada Can şu işi söyle bizi kurtar mı dedi? Ama Can dememiştir. Onun kankası…

Gazeteci- Yapmayın başkanım.  Kimseyle ilişkim iyi olduğu için topa girmem. Siz de bunu biliyorsunuz.

Ali Koç- Zamanında iyi sallıyordun.

Gazeteci- Başkanım eleştiri yapmak…

Ali Koç- Olabilir bir şey demedik…

·       * * *

Ali Koç- Fenerbahçe bir refleks gösteriyor cevap vermek için, FB ortamı geriyor deniyor.  Dolayısıyla sizin de bu konuda sorumluluklarınız var.

Gazeteci- Algı yapılıyor

Ali Koç- Algı yapılıyor da algı yapmaya nasıl devam edilir? Algı yapmalarından dolayı kendileri sıkıntıya düşmezse salla sallayabildiğin kadar.

*  * *

Ali Koç- Futbol böyle bir gün kalkacağız temizlenmiş olmayacak. Bazı yapısal değişiklikler olacak ki temizlenecek. Belki bir gün, çocuğun var mı senin?

Gazeteci- Yok…

Ali Koç- Senin çocuğun doğacak inşallah ve 20 yaşına geldiğinde diyecek ki ‘Vay be Türkiye’de futbol sadece saha içinde. Sen çocuğunun öyle bir duygu içinde olmasını istemez misin?

Gazeteci- İsterim…

Ali Koç- Onun için ona hizmet edecek girişimlerde hep beraber bulunalım.

   Ali Koç gazetecileri küçümsüyordu

   Aslında “basın toplantısı”ndaki atmosferi yansıtan başka örnekler de var ama daha fazla uzatmaya gerek olmadığını düşünerek bu kadarıyla yetindim. Aktardığım örnekleri de özetleyip kısaltarak daha rahat anlaşılabilir hale getirdim; konuşma sıralamasını değiştirdim.

    Gazetelerde, televizyon ve internet sitelerinde küçük bir bölümü “Basın toplantısından komik anlar” diye yansıtılan bu konuşmalardan açıkça görüldüğü gibi, ne Ali Koç’un kulüp başkanı olarak gazetecilere davranışı bir basın toplantısına yakışır düzeyde ne de gazetecilerin Ali Koç’a yaklaşımı ve sözleri.

   Ali Koç, gazetecileri kulüp dışından, kamu görevi yapan bir meslek erbabı değil, Fenerbahçe’nin parçası gibi görüyor olsa gerek ki, “Sen” diye hitap edebiliyor; alaycı ifadeler kullanabiliyor, kendince espriler yapabiliyor.  Bir bütün olarak bakıldığında gazetecileri küçümseyen, onların eleştirilerini dinlemek yerine iş buyuran bir tavır sergiliyor.

    Gazeteciler kendilerine biçilen rolü kabullenmiş

    Gazeteciler ise “Başkanım” diyerek, Ali Koç ile başkan-kulüp üyesi/taraftarı ilişkisi kurmayı baştan kabul ediyorlar; senli benli konuşmasından rahatsız olmuyorlar. Onunla da kalmıyor “İyi sallıyordun”, “Olayları takip etmiyorsun”, “Senin reklamını yapıyorum”, “Soru envanterin bu kadar kısıtlı mı?” sözlerine itiraz etmiyolar ya da edemiyorlar.

    “Sıkıldın galiba uykun mu var?” ve “Sen saçına operasyon mu yaptın. Bakiim… Ben de yapmayı düşünüyorum konuşalım sonra” gibi Fenerbahçe ve basın toplantısıyla ilgisiz “takılmaları”nı bile sadece gülümseyerek karşılıyorlar.

   Bütün olarak bakıldığında, gazeteciler kendilerini Ali Koç ile eşit düzlemde, onu sorgulayabilecek, eleştirebilecek bir konumda görmüyorlar.  Üstlendikleri rol, sadece Ali Koç’un fikirlerini, projelerini daha rahat anlatmasına yardımcı olmak. Kendilerine böyle bir rol biçtikleri için de Ali Koç’un her söylediğini olduğu gibi kabul ediyorlar.

  Ne temas kalmış ne mesafe

   Fenerbahçe’yi izleyen gazeteci arkadaşlara Le Monde’un kurucusu Hubert Beuve-Méry’nin “Gazetecilik, temas ve mesafe mesleğidir” tanımını hatırlatmam gerek.

  Gazeteciliğin temelidir bu kural. Gazetecinin izlediği haber kaynaklarıyla temas edebilecek kadar yakın olmaları gerektiğini ama iç içe geçmeyecek, özdeşleşmeyecek kadar da arada mesafe bırakmalarının zorunlu olduğunu anlatır.

   Gazeteci temas-mesafe kuralını unutup çok uzaklaştığında haber kaynaklarıyla ilişki kuramaz; haber alamaz. Ama asıl tehlikelisi arada mesafe bırakmayıp iç içe geçtiğinde, haber kaynağıyla özdeşleştiğinde işlevini yerine getiremez. Haber kaynağının yerine geçer, onun yerine düşünmeye, hatta kaygılanmaya başlar; eleştirel yaklaşamaz.

    Ali Koç’un 1 Haziran’da yaptığı “basın toplantısı”nda gördüğüm de işte bu. Ne temas kalmış ne mesafe.  Gazeteciliğin temel kuralları yerle bir edilmiş. Kuşkusuz gazetecilerin bireysel yaklaşımlarının etkisi vardır ama bu noktaya gelinmesinin asıl nedeni yaygın medyada “taraftar gazeteciliği”nin moda haline gelmesi ve gazeteciliğin yapısal sorunlarıdır.

   Tabii bir kez daha vurgulamamda yarar var; Fenerbahçe’de gördüğümüz sorunlu gazeteci-kulüp yöneticisi ilişkisi diğer kulüplerde de çok farklı olmayabilir.