19 Mayıs 2022 Perşembe
Schengen vizesinde ‘dijital’ dönem başlayacak

Schengen vizesinde ‘dijital’ dönem başlayacak

Avrupa Komisyonu maliyet, kolaylık ve güvenlik nedenleriyle vize başvurusu sürecini dijitalleştirmeyi hedefliyor.

Komisyon tarafından hazırlanan öneri yürürlüğe girdiği takdirde vize başvuru sahipleri, ziyaret etmek istedikleri Schengen ülkesinden bağımsız olarak tek bir AB platformu üzerinden vize ücretini ödeyebilecek, vize başvurusunu çevrim içi yapacak.

Başvuru sahibi birden fazla ülkeye gitmek istediğinde platform otomatik olarak hangi ülkenin başvuruyu inceleyeceğini belirleyecek. Kabul edilmesi halinde de vizelerini pasaport üzerindeki etiketler yerine dijital ortamda alacak ve ihtiyaç halinde oluşturdukları hesap üzerinden tekrar uzatabilecek.

Turizm amaçlı olarak 6 aylık dönem için en fazla 90 günlüğüne verilen Schengen vizesi 22 Avrupa Birliği ülkesinin yanı sıra İzlanda, Norveç, Lihteştayn ve İsviçre’de kullanılıyor. AB üyesi oldukları halde İrlanda, Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan ve Kıbrıs, Schengen bölgesinde yer almıyor.AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas taslakla ilgili olarak “Bazı üye devletlerin halihazırda dijitale geçiş yapmasıyla Schengen bölgesinin artık tek bir ülke olarak ilerlemesi hayati önem taşıyor. Hem seyahat edecek kişilerin hem de üye devletlerin daha kolay ve daha güvenli bir başvuru süreci sağlamasına yardımcı olmak için tamamen dijitalleştirilmiş bir vize başvurusu öneriyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

AB Komisyonunun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson da modern bir vize sürecinin turizm ve ticaret için AB’ye seyahati kolaylaştırmak için çok önemli olduğunu vurgulayarak “AB’ye Schengen vizesi ile gelenlerin yarısı vize başvurusunun külfetli olduğunu düşünürken, üçte birinin vize almak için uzun mesafeler katetmesi gerekiyor. AB’nin, AB’ye seyahat etmek için kısa süreli vizeye ihtiyaç duyan 102 adet üçüncü ülkenin vatandaşlarına hızlı, güvenli ve web tabanlı bir AB vize başvuru platformu sağlamasının tam zamanıdır.” değerlendirmesini yaptı.

AB Komisyonu, bir seneyi aşkın süre önce 2015’teki göç akınından beri sığınmacıların nasıl dağıtılacağı ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm bulunamaması nedeniyle yeni bir Göç ve İltica Paketi hazırlamıştı. Dijital vize süreci önerisi de üye ülkelerin içerikle ilgili farklı tutumları nedeniyle henüz sonuç alınamayan bu paket dahilinde yer alıyor. Söz konusu paket, 2025 yılına kadar vize prosedürlerini tamamen dijitalleştirmeyi hedefliyor. Bundan sonra da AB ülkelerinin kendi ulusal sistemlerini bırakarak tamamen ortak dijital platforma 5 yıl içerisinde geçmesi gerekiyor.Böylece hem üye devletlerin hem başvuru sahipleri üzerindeki yükün azaltılması ve Schengen bölgesinin güvenliğinin artırılması hedefleniyor.  Komisyonun önerisi AB Parlamentosu ve Konsey tarafından görüşülecek.

Reforme edilecek Schengen vizesinde neler değişecek? 

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Covid-19 salgını ve kaçak göçle mücadele sırasında yaşanan sorunları göz önüne alarak, Schengen bölgesi yönetiminin reformu için hazırlanan yeni projeyi onayladı.

Yeni proje dış sınırların daha iyi korunmasını ve kaçak göçün faturasının üye ülkeler arasında daha adil ve eşit bir biçimde paylaşılmasını öngörüyor.

Yeni proje, olağanüstü durumlar için Schengen bölgesi içinde siyasi karar alma mekanizmasını güçlendirmeyi ve üye ülkeler arasında daha iyi koordinasyon sağlanmasını amaçlıyor.

Fransa’da düzenlenen AB Adalet ve İçişleri Bakanları Konseyi’nin ardından konu ile ilgili görüşlerini açıklayan AB Komisyonu’nun İçişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, Schengen’de yapılacak reformların kademeli olarak gerçekleşeceğini ve bütün üye ülkelerin desteğini aldığını vurguladı.

AB’de iç sınırların kaldırılması ve serbest dolaşımı amaçlayan Schengen projesi, son yıllarda terör saldırıları, kitlesel göç ve son olarak salgın yüzünden önemli sorunlarla karşılaştı.

Schengen Konseyi kurulacak

AB dönem başkanı Fransa’nın özellikle ısrarıyla yapılacak reform sürecinde ilk olarak “Schengen Konseyi” kurulacak. Bu konsey, çalışma alanlarını belirledikten sonra, ortak karar alma ve kriz anındaki önlemlerin koordinasyonunu sağlayacak

Konsey, ilk toplantısını 3 Mart’ta Brüksel’de düzenleyecek. Bu toplantıda, sınırlarda karşılaşılan sorunlar masaya yatırılacak ve sıkıntıların daha iyi değerlendirilmesine olanak sağlayacak bir dizi gösterge belirlenecek.

Sınırlarda karşılaşılabilecek her türlü zorluğa dayanışma içinde gerekli yanıtın verilmesi için önlemler mercek altına alınacak.

AB bakanları son toplantıda, sığınmacılarla ilgili yeni kuralların belirlenmesinde “adım adım” ilerlenmesi ilkesini benimsedi.

Buna göre, Schengen Konseyi ilk adım olarak kaçak göç ve sığınmacı konusunda nasıl reforma gidileceğinin belirlenmesini masaya yatıracak. Bunu yaparken sorumluluklar ve dayanışma arasındaki dengeye saygı gösterilmesine özellikle dikkat edilecek.

Avrupa’nın kuzeyi ve güneyi farklı görüşte

Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya ile İtalya, İspanya, Yunanistan ve Malta sığınmacı konularında AB içinde yükün eşit bir şekilde paylaşılmasıyla ilgili ciddi görüş ayrılıkları yaşıyor.

Fransa, AB ülkelerinin dış sınırlarının korunması konusuna daha fazla katkı vermesini isterken, ülkeye giriş yapan kaçakların kaydının daha iyi tutulmasını ve bunun üye ülkelerle paylaşılmasını istiyor.

Fransa, Almanya ile birlikte AB ülkelerinin sığınmacıları kendileri almadıkları takdirde göç dalgasından daha fazla etkilenenlere mali olarak daha fazla yardım etmesini istiyor.

Schengen hangi ülkeleri kapsıyor?

1995 yılında kurulan bu alan, kontrol ve kontrollere tabi tutulmadan sınırları geçmesine izin verilen 400 milyondan fazla vatandaşı kapsıyor.

27 AB üye devletinin 22’sinin yanı sıra İzlanda, Lihtenştayn, Norveç, İsviçre ve birkaç mikro ülkeyi içeren Schengen ile her gün 3,5 milyondan fazla insan sınırlar arasında sorunsuzca hareket ediyor.

Ne var ki yakın geçmişte iki olay Schengen’e ağır darbe vurdu ve imajını zedeledi. Bu iki krizden ilki 2015 göçmen ve mülteci akını diğeri de COVID-19 salgını oldu. Her iki krizde de birçok AB ülkesi, olağanüstü koşulların olağanüstü önlemler gerektirdiğini savunarak sınır kontrollerini yeniden başlattı.