CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, fon krizinin ardından istifa eden Ak parti Genel başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya 'nın ablasının Finlandiya'ya Büyükelçi olarak atanması ile DEİK türkiye -Finlandiya İş Konseyi Başkanı Emre Tezmen ve Aura Portföy arasındaki ortaklık ilişkilerine dikkati çekerek, "Aura Portföy'le MTL Diye bir fonu var bunun. Tera, Emre Tezmen ve muhtelif kişilerin muazzam alım-satım hareketleri var. Ve yine yükseltilen tutarlar var. Ve buralardan yurt dışına çıkarılan paralar var. Bu kadar tesadüf olabilir mi? Buradan yurt dışına bu şirket üzerinden para transferi olmuş mudur? Bu hareketlerin tespit edilmesi gerekiyor. Burada biz ön incelememizde şaibeli hareketler gördük" dedi.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ile CHP grup başkanvekilleri Rahmi Türeli, Serkan Sarı, CHP Karabük Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu Grup Sözcü sü Cevdet Akay ile İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, TBMM’de 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılı ile gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak amacıyla Bahçe Restoran’da parlamento muhabirleriyle bir araya geldi.
CHP Plan Bütçe Grup Sözcüsü ve Karabük Milletvekili Cevdet Akay, 2027 yılı için 18,9 trilyonluk bir bütçe hazırlandığını, gelir olarak 16,2 trilyon hedeflendiğini belirterek, "Başlangıçtan 2 trilyon 712 milyarlık bir açık göğüslenmiş, kabul edilmiş. Şimdi Ağustos sonu itibarıyla 1 trilyon 308 milyara ulaşmış. Burada kronik problem, Faiz gideri. 2 trilyon 742 Milyar faiz gideri öngörülmüş. Şu anda Ağustos sonu itibarıyla 1 trilyon 988 milyar. Yani tahmin edilenin üzerinde de bir faiz gideri olacak. Bu bütçe borç, faiz ve kur farkı sarmalındadır" diye konuştu.
Türkiye Varlık Fonu’nun 10,8 trilyon borcu olduğunu Söyleyen Akay, Varlık Fonu’nun milletvekilleri tarafından denetlenememesini eleştirdi. Varlık Fonu’nun çok keyfi hareket ettiğini savunan Akay, şunları kaydetti:
“Gidiyor, Alsancak'taki limanı Alport diye bir firmaya keyfiyen, hiç ihale yapmadan, şartları nedir bilmediğimiz, ne kadar yatırım yapılacağını bilmediğimiz bir ortamda sırf bu limanı işletmek için 2026 Mart ayında kurulmuş firmaya verebiliyor. Hiç kimse bilmiyor, hiç kimse hesap soramıyor. Bu aynı firmaya yine Gübretaş'ın İskenderun’daki limanı, 190 milyon Dolar yatırım taahhüdüyle devredilebiliyor. Buradan ne kadar kazanç elde edilecek? Kaç gün süreyle devrediliyor? Asgari kazanç tutarı var mıdır? Cirodan ne kadar prim alınacak? Bilinmiyor. Bunu niye söylüyorum? Bunlar hep yolsuzluk ve usulsüzlükle alakalı şaibe uyandıracak, denetim mekanizmasının çalışmadığı ortamda."
"44 FİRMAYA 3 YIL İÇİN 821 MİLYAR TL ÖDENECEK"
Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'na Borç lanma yetkisi verilmesini de eleştiren Cevdet Akay, şöyle devam etti:
“Kaynaklar etkin ve verimli değil, dar gelirliden, emekliden yana kullanılmazken 5’li çete diye tabir ettiğimiz yandaş firmalara, sermayedarlara aktarılıyor. Yap-İşlet-Devret projesi yapan firmalar... Bu 44 firmaya 2026 dahil 2027 ve 2028'de 821 milyar TL para ödenecek. 2026 yılında 768 milyar bunlara vergi muafiyeti, istisnası ve indirimi sağlanıyor. Bu para emeklilere ödenseydi her bir emekliye 46 bin TL ilave para ödenebilirdi. Ramazan'da 23 bin, Kurban'da 23 bin ödeme yapılırdı. 6 Ekim'de Plan ve Bütçe Komisyonu'nda orada da enflasyon ve büyümeyle ilgili görüşlerimizi mutlaka bildireceğiz. Geniş katılımla orada olacağız. Sorularımızı da soracağız. Fakat ülkenin gidişatı iyi değil. Enflasyonla ilgili başarı sağlanamadı. İnsanlar sefalet içerisinde yaşıyorlar. Bu süreç içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak çok etkin bir komisyon çalışması yapacağımızı, Genel Kurul 'da da aynısının devam edeceğini, bütçenin, bakanlık bütçelerinin, ödeneklerinin, programlarının yanında da yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerine gidip her bakanlıkla ilgili tespit ettiğimiz yolsuzlukları da yüzlerine açıklayacağımız bir ortam olacak.”
"BU GELİŞMELERİN HESABI SORULMALI"
Fon krizine ilişkin de konuşan Akay, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in fon krizini önceden bildiğini ancak harekete geçmediğini iddia etti. Akay, bu konuda Şimşek’in kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Şimdi önümüzde bütçe dönemi var. Bu bütçe döneminde hem Plan ve Bütçe Komisyonu'na hem de Genel Kurul'a bakanlıklar, ilgili kuruluşlar gelecek. Hazine ve Maliye Bakanı da gelecek, SPK Başkanı da gelecek, BDDK Başkanı da gelecek. Burada bütün bu gelişmelerin hesabının sorulması ve görevlerinin başında buraya gelmesi gerekiyor. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Genel Başkanımızın önderliğinde, Grup Başkanımızın, Başkan Vekillerimizin rehberliğinde tüm milletvekilleriyle Plan ve Bütçe Komisyonu'nda ve diğer komisyonlarda bütün gücümüzle bu işi de ayrıca takip edeceğiz, savunacağız, mücadele edeceğiz. Bütçe döneminde yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerine ayrıca gideceğiz."
"EMRE TEZMEN, AURA PROTFÖY VE FİNLANDİYA EKSENİNDE BİR ÜÇGEN..."
Cevdet Akay, eski Bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası, Helsinki Büyükelçiliğine atanan Ayşe Hilal Sayan Koytak’ın Finlandiya bağlantılarının araştırılması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Emre Tezmen, Aura Portföy ve Finlandiya eksenindeki bir üçgenden bahsedeceğim size şimdi. Emre Tezmen, Tera'nın sahibi biliyorsunuz. Aynı zamanda bu kişi, 19 Ocak 2026 yılında Emre Tezmen, DEİK'in Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı olarak atandı. Aura Portföy diye bir firma var. Aura Portföy 17 kişinin oluşturduğu bir portföy, bir yatırım şirketi. Emre Tezmen buranın yüzde 9.90'lık hissesini alıyor. Aynı zamanda burada bir hissedar daha var. Bu hissedar da Finlandiya merkezli MTL diye bir firma. Yani burada ikisi müşterek ortak. Yakın bir zamanda da 5 Eylül 'de de bir elçi atandı Finlandiya'ya. Atanan elçi de Ayşe Hilal Sayan Koytak. Bu kim? Bu şahıs hepinizin de bildiği gibi Fatma Betül Sayan Kaya'nın, yani istifa eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'nın ablası. Ve bu Aura Portföy'le MTL diye bir fonu var bunun. Tera, Emre Tezmen ve muhtelif kişilerin muazzam alım-satım hareketleri var. Ve yine yükseltilen tutarlar var. Ve buralardan yurt dışına çıkarılan paralar var. Bu kadar tesadüf olabilir mi? Ben sizin takdirinize sunuyorum. Finlandiya merkezli bir şirket Emre Tezmen'in de ortak olduğu Aura Portföy'e ortak oluyor, satın alıyor. Tamamını alma girişimleri de yapılıyor ama son anda işler kötüye gidince vazgeçiliyor. Buradan yurt dışına bu şirket üzerinden para transferi olmuş mudur? Bunların incelenmesi gerekiyor. Bu hareketlerin tespit edilmesi gerekiyor. Burada biz ön incelememizde şaibeli hareketler gördük. Zaten hepinizin bildiği gibi bu fon hareketleriyle ilgili olarak fiyatlar şişirilip halkın paraları cebe indirilmiş durumda ve haksız gelir elde eden bir sürü insan var. Bunlardan da hesap sorulması gerektiğini ifade ediyoruz. Haksız kazanç elde edenlerden bu elde ettikleri kazançların mutlaka geri alınması lazım.
Biz buradan Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bir kez daha sesleniyoruz: Yasal yollardan bunların üstüne mutlaka gidilecektir. Haksız kazanç elde edenler elde ettikleri haksız kazançları kendiliklerinden iade etsinler. Hani etkin pişmanlık gibi bir şey diyelim buna. Zaten hukuki yollardan alınacaktır. Bu insanlar daha fazla mağdur olmasın. İktidara seslendiğimiz konuda: İnsanlar devletine güveniyor. SPK'nın denetimine güvendikleri için bu sermaye piyasasına paralarını yatırdılar. Somut bir program bekliyorlar. 'Ya 3 ay sonra ödeyeceğiz' deyin, 'Şöyle ödeyeceğiz' deyin, bir program verin, bunların nasıl ödeneceğini açıklayın. Ama kamu kaynaklarına müracaat etmeden bu varlıkların satılıp paraya çevrilmesi ve haksız kazanç elde eden kişilerin de üzerine giderek bunların da tahsilatının yapılması gerektiğini ifade ediyoruz."
TÜRELİ: "BİLMESİNE RAĞMEN TEDBİRLERİ ALMADI"
CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Ekim Perşembe günü açıklacağını hatırlatarak, CHP’nin yeni yasama yılında yapacağı çalışmalar Hakkında Bilgi verdi.
Türeli, Türkiye’nin şu anda ekonomik, Siyasal ve Sosyal alanda çoklu kriz içinde olduğunu, 25 ülkenin en temel sorunlarının çözülmediğini, aksine ağırlaştığını belirtti.
Fon krizine ilişkin konuşan Türeli, bürokraside ve Sermaye Piyasası Kurulu’nda kimi sorunlar olabileceğini ancak esas sorunun mevcut düzende olduğunu ifade ederek, "Var olan krizi, hem bürokrasinin hem de arkada siyasi otoritenin bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almaması, bu kriz ortamının doğmasıyla Sonuç landı. Bundan sonra da ne olacağını yakından izleyeceğiz” diye konuştu.
Kaynakların doğru ve yerinde kullanımı konusunu her zaman vurguladıklarını hatırlatan Türeli, şöyle devam etti:
“Kaynakların doğru kullanımıyla kastımız, kaynakların hiçbir yolsuzluğa, usulsüzlüğe, hukuksuzluğa, hırsızlığa mahal vermeden kullanılmasıdır. Çünkü o kaynaklar bizim ödediğimiz vergilerle oluşturuluyor. İkincisi ise kaynakların yerinde kullanılmasıdır. Bütçe tabii burada kaynak kullanımı açısından büyük önem arz ediyor. Sonuç itibarıyla bütçede insanlardan vergi alıyorsunuz ve onları belli harcamalara yöneltiyorsunuz. Temel soru şu: Vergileri kimlerden alıyorsunuz? Harcamaları nerelere yapıyorsunuz ve onlardan kimler yararlanıyor? İşte bu 2 tane soru, Türkiye'nin hem bugününü hem de geleceğini belirleyen konular.”
SERKAN SARI: "ESKİ BAKANLA İLGİLİ SÜREÇ İŞLETİLECEK Mİ?"
CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı da fon krizine değinerek, eski Bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden iktidara, "Daha sürecin ilk haftalık Soruşturma sürecindeyiz. Birçok konuyla ilgili arkadaşlar Gözaltına alınıp, tutuklanıp, mal varlığına el konulup tedbirler konulurken bakanla ilgili bu süreç işletiliyor mu? Gözaltına alındı mı? Tutuklama yapıldı mı? Mal varlığına el konuldu mu?” sorularını yöneltti. Sarı, adil ve şeffaf bir sürecin işletilip işletilmediğini hep birlikte takip ettiklerini söyledi.
Serkan Sarı, AK Parti iktidarının bu yolsuzluğun üstüne gittiğini söylediğini aktararak, şunları kaydetti:
“Güya hesabı soruyor. Ama hesabı kendisiyle ilişkili kişiler ve kurumlar olduğunda o aynı hassasiyeti göstermediğini görüyoruz. Bugün belediyeler üzerinde giden bir yolsuzluk olduğunda belediyenin kapısının önünden geçen kim varsa gözaltına alıp tutuklarken, bugün bakanın 163 milyon TL'lik bir kaynağı nereden bulduğu, bu kaynağın 2 milyonun üzerindeki bir değere nasıl ulaştığı, bu değere ulaşan ve Operasyon yapılmadan önce bu paranın fondan çekilerek şirketin yetkilileri tarafından kaynak aktarıldığı gerçeği bu kadar somut bir şekilde ortadayken iddialar görüyoruz ki iktidar sadece hamasetten öteye geçmeyen bir tutumla ‘Herkese sonuna kadar, ucu kime giderse gitsin…’ gibi beyanlarda bulunuyor ama işin icrasında o hassasiyetin olmadığını hep birlikte görüyoruz."
"MUAZZAM PARA HAREKETLERİ VAR"
Yapılan açıklamaların ardından gazetecilerin soruları yanıtlandı. Fon Krizi ve Finlandiya bağlantısı hakkında sorulan bir soru üzerine Cevdet Akay, "Aura Portföy başlangıçta 17 kişiyle kapalı bir fon şeklinde kuruluyor. Bu kurulduktan sonra da Emre Tezmen ve Finlandiya'daki şirket bu Aura Portföy'ün hisselerini alıyorlar. Burada da muazzam alım, satım ve para hareketleri var. Yurt dışı da dâhil transferler var. Bütün bu portföy şirketlerinin, yatırım şirketlerinin sahiplerine çıkan ciddi paralar var" dedi.
Sarı ise "Öz geçmişinde bitirmediği üniversiteleri yazmış olan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı, yine kendisinin kardeşi malumunuz Ömer Fatih Sayan BTK'den dolayısıyla da Erişim engellemelerinden sorumlu bakan yardımcısı olarak da durmaya devam ediyor. Az önce de fon krizi nedeniyle erişim engellemelerini değerlendirdiniz. Meclis'te tüm bunları da dile getirecek misiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Şimdi esasen geçtiğimiz birkaç aydır vurguladığımız bir konu başlığı var: Arınma. Bu arınmayı her alanda, her yerde, her kurumda, ülkede sağlamadığımız sürece bu ülkede ne refahı ne mutluluğu ne huzuru getirebiliriz. Vurguladığınız gibi Ulaştırma Bakanlığı üzerinde de, Maliye Bakanlığı üzerinde de iktidarın bütün bakanlıkları, kurumları ve kuruluşları üzerinde arınmanın gerçekleşmesi gerekiyor. Bugün öne çıkan sembol bir isim oldu fon kriziyle beraber. Ama esasen Kamunun bütün kurumlarında denetimsizlik o kadar kabul gördü ki bu sebeple de eş, dost, kardeş, bütün hısım akrabalar üzerinden bir kamuda el atma var ve bunun sonucunda da kayırma var. Bunun faturasını da en ağır yine basın emekçisi arkadaşlarımız ödüyor. Bu haberler dolaşıma sokuldukça basının üzerinde baskı artıyor, zorbalık artıyor. Sonuç itibarıyla biz arınma kavramını basit bir ifade olarak kullanmadık. Aylardır bunu ifade ediyoruz. İlk başta anlaşılan sadece parti içinde bir vurgu gibi algılandı ama bu arınma ülke için de bir arınma olana kadar da mücadelemiz devam ediyor olacak."