CHP'nin mutlak butlan temyizinden feragat etmesi... Murat Emir: "Bu, korkunun, paniğin ve çaresizliğin ifadesidir"

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP yönetiminin "mutlak butlan" kararına ilişkin Yargıtay'a yapılan temyiz başvurusunu geri çekmesini "yargıdan...

CHP'nin mutlak butlan temyizinden feragat etmesi... Murat Emir: "Bu, korkunun, paniğin ve çaresizliğin ifadesidir"

( Tbmm ) - YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP yönetiminin "mutlak butlan" Kararı na ilişkin Yargıtay 'a yapılan temyiz başvurusunu geri çekmesini "yargıdan Kaç mak" olarak nitelendirerek, "Bu, korkunun, paniğin ve çaresizliğin ifadesidir. Dosyayı Yargıtay görecek de esastan bozacak Diye panikleyince alelacele Yargıtay'ın önünden kaçırmaya çalışıyorlar" dedi.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM düzenlediği basın toplantısında CHP yönetiminin mutlak butlan için Yargıtay’a yapılan temyiz başvurusunu geri çekmesi ve Üsküdar Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP'ye yönelik mutlak butlan kararını hatırlatan Emir, "Cumhuriyet Halk Partisinin başına bir butlan yönetimi atandı. Bu butlan yönetimi ilk geldiği günden itibaren bizim tedbir başvurusuna itirazımızı geri çekti. 'Tedbir devam etsin' dedi. Ama aynı Yargıtayın o dosyayı görmesi için sebeplerden birisi olan itiraz dilekçesini çekmedi" dedi.

Emir, sürecin bir siyasi mühendislik olduğunu öne sürerek, "Her defasında biz bu butlan kararının siyasi mühendislik amacıyla yapıldığını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin o günkü partinin iktidara yürüyüşünden korktukları için durduramayacaklarını anladıkları için eskiden kolayca yendikleri o yönetimi getirip bir kargaşa yaratmak üzere yapıldığını söylemiştik. Öylesine bir siyasi mühendislik vardı ki tedbir kararını Genel Merkez için veriyorlar. Genel Başkan için tedbir kararı veriyorlar. Ama İstanbul 'da zaten arzu ettikleri, zaten sözde tedbirle gelen bir il başkanı olduğu için her nasılsa İstanbul'a tedbir koymuyorlar. Böylesine siyasi bir karar " dedi.

"BU BİZİM GÖZÜMÜZDE DEĞERSİZ BİR GERİ ÇEKİŞTİR"

Temyiz başvurusunun geri çekilmesini "yargıdan kaçmak" olarak nitelendiren Emir, Dosyanın esastan reddedileceği endişesiyle hareket edildiğini savundu. Emir, "Bugün de sanki çok önemli bir şey yapmış gibi temyiz ile ilgili esas başvuruyu geri çektiklerini söylüyorlar. Bir defa şunu siyaseten söylemek lazım: Bu bizim gözümüzde değersiz bir geri çekiştir. Bu yargıdan kaçmaktır. Bu dosyayı Yargıtayın önünden kaçırma çabasıdır. Bu kararın çok büyük bir ihtimalle hem tedbirin kaldırılması hem de dosyanın esastan reddedilmesi sonucunu bildikleri için bu kez dosyayı kaçırmak, yargıdan kaçmak telaşına düşmüşlerdir. Bu, korkunun, paniğin ve çaresizliğin ifadesidir" diye konuştu.

Daha önce kurultay çağrısında bulunduklarını ancak mahkeme bahanesiyle bunun reddedildiğini belirten Emir, konuşmasına şöyle devam etti:

"Daha önce defalarca 'Kurultaya gidin' dedik. 'Hayır, gidemeyiz' dediler. Niye? 'Çünkü tedbir kararı var, mahkemenin kararı var, Yargıtayda dosya var. Dosya oradayken kurultaya gidemeyiz' dediler. 'Çekin' dedik. 'Çekemeyiz' dediler. türkiye 'de saygın ne kadar hukukçu var bu konuda kitap yazmış, kalem oynatmış, ulusal ve uluslararası seviyede ne kadar hukukçu varsa hepsi dediler ki bu asla bir gerekçe olamaz. Bu temyiz kararı dosyasının orada olması kurultaya engel değildir. Kurultay yapılabilir Ama yapmadılar. Çünkü o gün o koltukta oturmak için, partinin bütün maddi olanaklarını ve siyasi birikimini yağmalamak için ne gerekiyorsa onu yapıyorlardı.

Dosya Bölge Adliye Mahkemesinde, İstinaf Mahkemesinde 58 gün bekletildi. Yargıtay görmesin diye ve adli tatilin başlayacağı gün düğmeye basıldı ve 58 gün sonra o dosya Yargıtaya gidebildi. İşler yolundayken Yargıtaya gitmesin diye her şeyi yapın, kurultay olmasın diye her türlü bahaneyi söyleyin ama dosyayı Yargıtay görecek de esastan bozacak diye panikleyince de alelacele o dosyayı Yargıtayın önünden kaçırmaya çalışın. Bu asla bizim kabul edebileceğimiz bir şey olmadığı gibi Türkiye demokrasisi için yepyeni bir yanlışa daha işaret etmektedir."

"YARGITAY BU DOSYAYI GÖRMELİDİR, GÖRECEKTİR"

Dilekçenin geri çekilmesinin hukuken bir hükmü bulunmadığını belirten Emir, 4 ayrı gerekçe sıraladı. Emir, şu ifadeleri kullandı:

"Bir defa bunların bu dosyaları, bu temyiz ve tedbire dönük itirazları geri çekme olanakları yok. Çünkü bu bir hakkın kötüye kullanımıdır. Hukuk bir hakkın kötüye kullanımını asla kabul etmez. Diğer yandan davalı sıfatı ile davacı sıfatı o saçma sapan tedbir kararı ile örtüşmüş durumda. Dolayısıyla bir dosyanın hem davalısı hem davacısı olamayacağı için bu açıdan da onların verdikleri dilekçelerin hükmü, hukuki geçerliliği yoktur. Aynı şekilde Medeni Usul Kanunu'nun 394. maddesi uyarınca Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel 'in buradaki hukuki karardan zarar gören sıfatı ile başvurusu var. Dolayısıyla sadece o başvuru bile o dosyanın Yargıtayda görülmesi için yeterlidir. Bir sebep daha söyleyeyim: Siyasi partiler düzeni kamu düzenine ilişkindir. Kamu düzenine ilişkin olan meselelerde kamu zaten taraftır. 'Kamu sizin aranızdaki bir mesele, madem, dilekçeyi çektiniz, görmeyiverelim bu dosyayı, karar vermeyiverelim' diyemez. Biz bu kirli senaryonun Sarayda yazıldığını çok iyi biliyoruz. Bizim muhataplarımız bugün Genel Merkezde oturan birkaç kişi değil. Onlar siyasi muhterislerdir. Onlar bu kirli senaryonun birer piyonudur. Ama bu oyunun Sarayın karanlık koridorlarında yazıldığını, sahnelendiğini biliyoruz. Ama Yargıtay artık bundan sonra bu dosyayı görmelidir, görecektir."

"ÜSKÜDAR'DA MİLLET İRADESİ GASP EDİLMİŞTİR"

Konuşmasında Üsküdar Belediye Başkanlığı seçimine değinen Emir, meclis üyelerine yönelik tehdit ve gözaltı iddialarını dile getirerek şunları kaydetti:

"Üsküdar'da yapılanlar, Üsküdar halkının, yani milli iradenin üstüne çökmek, belediyeye ne pahasına olursa olsun çökmek ve onun üzerinden de yapabilirlerse İstanbul Büyükşehir Belediyesine yine uygulageldikleri gayrimeşru yöntemlerle uzanabilmek çabasının bir parçasıydı. Seçim yaptılar. Biz kazanınca yargıya gittiler. Bir daha seçim yaptılar. Seçim yaparken belediye meclis üyelerimizi Gözaltına aldılar. Tehdit ettikleri var, 'Oğlunu getiririz' dedikleri var, 'Oğlunu serbest bıraktık, artık bizimle devam et' diyenler var. Tehdit edilenler var, sorgulananlar var. Sorgulandıktan sonra fikri değişen belediye meclis üyeleri var. Ve 27'ye 17 başladıkları seçimi kendilerince aldıklarını zannediyorlar. Üsküdar'da millet iradesi gasp edilmiştir. Üsküdar'da belediye başkanlığı hırsızlığı vardır.

EMİR'DEN İSTANBUL VALİSİ GÜL'E: "26 EYLÜL TARİHİNİ NASIL BAZ ALDINIZ"

Bu hırsızlık yapılırken de Sayın Vali Davut Gül hukuka, kanuna ve bir devlet adamı olmanın vakarına uymayan tutum ve davranışlar içerisinde bulunmuştur. Sayın Vali öncelikle yasal süreye uyduğunu söylüyor. Yasal süre ne zamandan başlıyor? Yine kendi ifadesinde var: '2. İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilince...' diyor. E peki, yürütmeyi durdurma kararı yani kendince kesinleşme kararı 24 Ağustos, kendi iddia ettiği gibi 26 Ağustos değil. Sayın Vali kendince bir 10 günlük süre tasarlamış ve AKP'nin hazır olduğunu, yani gözaltına alınması gerekenlerin gözaltında tutulduğu, tehdit edilenlerin ikna edildiği, kimi olanaklar önerilen belediye meclis üyelerinin tatmin edildiği sonuç oluştuktan sonra 5 Eylül 'e tarih vermiştir. Bunun da açık somut delili, bu 5 Eylül tarihini tamamen keyfiyetle belirlediğinin açık olduğudur. Sayın Vali diyor ki: 'Biz öyle yapmadık. Karar kesinleşti. İdare Mahkemesi itirazınızı reddetti ve bunun üzerine de biz 10 günlük süreyi kullandık. Sonunda da yaptık'. Kararın eğer kesinleşme süresini temel alıyorsanız itirazın reddi 24 Eylül'de oldu. Dolayısıyla 26 Eylül değil sizin dediğiniz gibi. Eğer kararın ilk verildiği tarihi alıyorsanız yine tutmuyor. Yani sonuç olarak burada 2 Eylül'ü alırsanız 10 günlük süreye de sadece 3 gün geçmişsiniz. 24 Eylül'ü alırsanız 10 günü geçmiş oluyorsunuz. İki durumda da tutarsızsınız. Bize, Türk milletine 26 Eylül tarihini nasıl baz aldığınızı söylemelisiniz Sayın Vali. Ama biz biliyoruz. İstanbul'daki seçimlerin her biri AKP'nin kazanacağı takvime göre belirlenmiştir. 4 gün arayla 2 karar verdiniz. Önce 'YENİ Parti grubu yok' diye grubu olmayan partiler alınmayacak dediniz, sonra YENİ Parti grup kurunca 'Sadece belediye meclis üyeleri seçime katılacak' dediniz. O çelişkiyi nasıl açıklayacaksınız? Bir Sayın Vali tutup da seçimlerdeki bahse konu iddiaları üstüne vazife gibi, bir taraf gibi niye açıklar? Sana ne bunlardan? Ben konuşurum, AKP'li konuşur, siyasetçi konuşur, seçime bakan hakim karar verir. Sayın Vali'ye ne bunlardan? Çünkü taraftar."

EMİR'DEN ÖMER ÇELİK'E YANIT: "HER BİRİMİZ İSTENİLDİĞİ ZAMN HUKUK NÜNDE HESAP VERMELİYİZ"

Ak parti Sözcüsü Ömer Çelik'in eleştirilerine de yanıt veren Emir, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Sayın Genel Başkanımız hiçbir kamu görevlisini tehdit etmemiştir. Ama kamu görevlilerine 'Hukuka uygun ve devlet adamlığına uygun davranın' demek de bizim görevimizdir. Sayın Vali, Sayın Ömer Çelik huuk devletinden ne anlıyorsunuz? Hukuk devleti dediğiniz, her kişinin, devlet adına görev yapan her kişinin, devletin her iş ve işleminin hukuk önünde hesap verdiği devlete hukuk devleti denir. Dolayısıyla hukuk devleti gereğince de her bir Vali, her bir kamu görevlisi, her birimiz istenildiği zaman hukuk önünde hesap vermeliyiz. Verebiliriz. Verebileceğimizi bilerek görev yaparız. Dolayısıyla tam da Ömer Çelik'in dediği gibi Valinin bir gün hukuksuz eylemlerinden, işlerinden yargılanacağını bilmesi hukuk devletinin en temel gereğidir. 10 Üsküdar Belediye Meclis Üyesine çöker gibi yapıp bir kısmını transfer edip, bir kısmını korkutup, bir kısmını da gözaltında tutup onlar gözaltındayken seçim yapıp ondan sonra orada 'Üsküdar Belediye Başkanlığını kazandık' diye gösteri yapanlar, eğlenenler bize siyasi adaptan bahsedecekler, öyle mi? Hadi oradan."


SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ