HABER: BERFİN BAYSAN - KAMERA: KERİM UĞUR
(İZMİR) - İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde faaliyet gösteren OMYA Madencilik’in Ulucak’taki tesisi önünde bir araya gelen DİSK ve Dev. Maden-Sen yöneticileri ile işçiler, sendikal örgütlenme sürecinde yaşanan yetki itirazına Tepki gösterdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bu ülkede bakanlık yapmış eski ve yeni bakanların, iktidar partisi temsilcilerinin nasıl fonlandığıyla uğraşmalıdır mahkemeler. Bu madende çalışan işçi arkadaşımın hiç durmadan 4 bin Yıl çalışarak elde edebileceği bir geliri, oturduğu yerde 4 ayda kazananlarla uğraşmalıdır mahkemeler" dedi.
İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Ulucak’ta faaliyet gösteren OMYA Madencilik’in fabrika binası önünde, işçilerin sendikal örgütlenme sürecine ilişkin basın açıklaması düzenlendi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Dev. Maden-Sen Genel Başkanı Ahmet Remzi Atasoy ve OMYA Madencilik çalışanlarının katıldığı açıklamada, “Sendika hakkı engellenemez” ve “OMYA Madencilik işçisi köle değildir” sloganları öne çıktı.
DİSK ve Dev. Maden-Sen yöneticileri, çalışanların önemli bölümünün sendikada örgütlendiğini ve Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı tarafından sendikanın yetkisine ilişkin olumlu tespit yapıldığını belirtti. Sendika Temsilcileri , işverenin söz konusu yetki tespitine itiraz ederek süreci yargı ya Taşı dığını ve bunun çalışanların toplu sözleşme hakkını kullanmasını geciktirdiğini savundu.
"EN TEMEL VE YASAL HAKKIMIZ"
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bu ülkede mahkemeler işçinin en temel yasal ve anayasal haklarıyla uğraşmak zorunda değildir. Mahkemelerin işi işçinin en temel yasal anayasal hakkını teslim etmek için aylarca yıllarca süren duruşmalar değildir. Mahkemelerin işi adalettir, adalet dağıtmaktır. Yani mahkemeler işçinin hakkıyla hukukuyla uğraşacağına, onunla zaman harcayacağına bu ülkedeki adaletsizliklere zaman ayırmalıdır. Bu ülkede bakanlık yapmış eski ve yeni bakanların, iktidar partisi temsilcilerinin nasıl fonlandığıyla örneğin uğraşmalıdır mahkemeler. Bu madende çalışan işçi arkadaşımın hiç durmadan 4 bin yıl çalışarak elde edebileceği bir geliri, oturduğu yerde 4 ayda kazananlarla uğraşmalıdır mesela mahkemeler. Yani değerli arkadaşlar, bu bizim en temel hakkımızdır, en temel yasal ve anayasal hakkımızdır. İsviçreli bir şirket, dünyanın birçok yerinde işletmeleri var, her yerde sendika var, her yerde masaya oturuluyor, toplu sözleşme yapılıyor, işçinin hakkı hukuku tanınıyor, ama türkiye 'ye geldiğinde, ülkemize geldiğinde sendika yok, işçiler sendikalaştığı zaman itiraz ediyor, masaya gelmiyor, en temel yasal, anayasal hakları yok sayabiliyor. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz. Bu ülkede yatırım yapan, gelip burada işyeri açan ya da devralan işverenlerin bu cesareti kimden aldığını, hangi zihniyetten aldığını çok iyi biliyoruz" dedi.
"Bu ülkede milyonlarca işçiyi asgari ücrete mahkum eden, işçileri sendikasız, güvencesiz çalıştıran, asgari ücreti, açlık sınırının altındaki asgari ücreti bir ortalama ücret haline getirmek için bizleri sendikasızlığa mahkum eden zihniyeti çok iyi biliyoruz" diyen Çerkezoğlu, "Biz en temel yasal ve anayasal haklarımızın çiğnenmesi karşısında sessiz kalan zihniyeti, en hafif deyimiyle sessiz kalarak ortak olan zihniyeti çok iyi biliyoruz. Biz bu ülkede, bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üreten, işçilerin, emekçilerin hakları açısından, bu ülkeyi dünyanın en kötü 10 ülkesinden bir tanesi yapan zihniyeti çok iyi biliyoruz. Biz ürettiğimiz değerden aldığımız payın her gün küçüldüğü, hepimizi yoksullukta, asgaride eşitleyen zihniyeti çok iyi biliyoruz. Biz bu ülkede zaten 3 kuruş olan ücretlerimizin enflasyon karşısındaki gerilemesine rağmen 1 lira arttırmayan, yıl boyunca aynı ücretlere mahkum eden zihniyeti çok iyi biliyoruz. Her gün her şeyin fiyatı artarken dün aldığımızı bugün aynı fiyata alamazken, ücretlerimizi 1 yıl boyunca artırmayan, bizi açlığa, yoksulluğa mahkum eden zihniyeti çok iyi biliyoruz. Biz çocuklarımızı okula gönderirken beslenme çantasına bir elmayı, bir muzu koyamaz duruma getirenleri bizi, çok iyi biliyoruz. Üstelik aldığımız ücretin, dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir şey, aldığımız ücreti ocakta, şubatta aldığımızı mayısta haziranda, haziranda aldığımızı eylülde ekimde alamamamıza sebep olan adaletsiz vergi sisteminin, yani ücretlerimizi kemiren bu vergi zihniyetinin sahiplerini çok iyi biliyoruz. Yani biz bu ülkedeki bütün eşitsizliklerin, adaletsizliklerin nasıl büyütüldüğünü çok iyi biliyoruz, çünkü biz yaşıyoruz arkadaşlar, biz yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
"ÖRGÜTSÜZ İŞÇİ KÖLE İŞÇİDİR"
Çerkezoğlu, konuşmasına şu şekilde devam etti:
"O nedenle bugün buraya gelen bu OMYA madencilik, dünyanın her yerinde, İsviçre'de, Almanya 'da toplu sözleşme masalarına otururken burada bu kadar rahatça, yüzde 80'lere varan bir örgütlülük sağlamış olan bir sendikanın yetkisini mahkemelere neden taşıdığını çok iyi biliyoruz. İşte onlar bu cüreti, bu cesareti bu zihniyetten alıyorlar. Bu ülkeyi yöneten ve bu ülkede bütün çarkların, bütün çarkların yoksuldan alıp zengine, işçiden alıp patrona veren bu düzenin sahiplerinden alıyorlar bu cüreti ve cesareti. Biz de şunu söylüyoruz arkadaşlar, çok açık bir biçimde söylüyoruz. Onlar bu cesareti, buralardan bu zihniyetten alıyorsa, onların arkasında bu zihniyet varsa, OMYA maden işçisi arkadaşlarımızın arkasında da DİSK var DİSK! Tüm arkadaşlarımızın, en temel yasal ve anayasal hakkının, sendikal haklarının sağlanması için hep birlikte mücadele edeceğiz. Ve biliyoruz ki bu eşitsizlikler, bu adaletsizlikler tek bir koşulda sürdürülebilir bir ülkede. O da işçilerin örgütsüzlüğü, sendikasızlığı. O nedenledir bu tümüyle demokratik olmayan sendikal mevzuatlar. Sendikalaşmanın, sendikal hakların, toplu sözleşme hakkının, grev hakkının kullanımının önündeki engeller işte o nedenledir. Ülkeyi yöneten siyasi iktidara, Çalışma Bakanlığına defalarca söyledik, çağrılarımızı yaptık. Bir ülkede işçiler örgütlü değilse, demokratik haklarını kullanamıyorsa o ülkede demokrasi olmaz, o ülkenin geleceği olmaz. O nedenle her yerde söylüyoruz ya bugün Türkiye'de sendikalı işçi oranı sadece yüzde 14. Onun da çoğunluğu kamuda. Özel sektörde sendikalı olan, toplu sözleşme hakkını kullanan işçilerin yüzde 5'i bile bulmuyor arkadaşlar. Özel sektörde her 100 işçinin sadece 5'i sendikal haklarını kullanıyor. Her 100 işçiden 95 sınıf kardeşimiz sendikal haklarını kullanamıyor bu ülkede. Örgütsüz işçi köle işçidir.
İş yerlerine demokrasiyi getirelim. İş yerlerindeki demokrasi, bir ağacın bir çınarın dalları gibi örgütlü işçi sınıfıyla bütün ülkeyi saracaktır. O nedenle DİSK olarak her zaman demokrasi işçinin ekmeğidir diyoruz. Demokrasi yoksa ekmek de yoktur sevgili kardeşlerim. O nedenle sendikalaşmanın, sendikal hakların kullanımının önündeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele veriyoruz. Ülkeyi yöneten siyasi iktidara bu vesileyle OMYA madencilikten bir kez daha sesleniyoruz. Sendikalaşmanın önündeki engelleri, grev hakkının toplu sözleşme hakkının önündeki engelleri hep birlikte ortadan kaldıralım. O yüzden OMYA maden işçilerinin direnişi sadece kendi emekleri ve ekmekleri için değil, bütün sınıf kardeşleri içindir. Ve buradaki işverene de çağrımız, bu tümüyle antidemokratik yaklaşımından vazgeçin. Burada sendikamızın örgütlülüğüne ve işçi arkadaşlarımızın iradesine saygı duyalım, diyalog masalarını kuralım, biraz önce bir görüşme imkanının doğduğunu genel başkanımız Ahmet Başkan kulağıma söyledi. Umuyorum ve diliyorum ki değerli arkadaşlar, işverenin bu Hukuk tanımaz tutumu ortadan kalkar, masada işçi arkadaşlarımızın iradesine saygı duyarak hep birlikte OMYA madencilikte işçilerin hakkını hukukunu aldığı, sendikal haklarının tanındığı, en temel demin söylediğimiz haklarının ve sendikasıyla Dev Maden-Sen'le, DİSK'le birlikte tüm maden işçilerinin önünde yeni bir yol açtığı bir süreci hep birlikte gerçekleştireceğiz, hep birlikte başaracağız” dedi.
"HAK GASPINA ASLA BOYUN EĞMEYECEĞİZ"
Dev. Maden-Sen Genel Başkanı Ahmet Remzi Atasoy da şunları söyledi:
“Temmuz ayında Gebze'den İzmir 'e, Çanakkale'den Kırşehir'e, Balıkesir'e kadar dalga dalga büyüyen örgütlenmemiz Ağustos ayında Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın olumlu yetki tespitiyle tescillenmiştir. Bugün itibariyle üretimden gücümüz beyaz yakalılar hariç yüzde 80'e dayanmıştır. Ancak karşımızda işçinin hür iradesini yok sayan, aylardır uzattığımız diyalog elini havada bırakan, OMYA, oyalama taktikleriyle süreci mahkeme koridorlarına hapsetti. Buradan OMYA madencilik yönetimine ve İzmir'de başlayarak tesisleri Ziyaret ederek küresel CEO'su, avrupa CEO'suna açıkça sesleniyoruz. 1999 yılında Ak Madeni devralarak Türkiye'ye ilk adımı attığınızda 100 bin ton maden kapasiteniz vardı. Şu anda maden kapasitesi 1 milyon tona çıkmıştır arkadaşlar. Türkiye'deki üretiminizi bizim alın terimizde 10 kat, 9 kat oranında büyüttünüz.
Şimdi soruyoruz: Sermayeniz ve tesisleriniz yüzde 900 büyürken bu zenginliği yaratan işçinin payına neden güvencesizlik, neden sendikasızlık düşüyor? İşçiler İsviçre'de, Almanya'da, Amerika'da, Fransa 'da, Avustralya'da sendikalarla masaya oturup toplu sözleşmeler imzalayan bir şirkettir OMYA. Kendi ülkenizde ve Avrupa'da işçinin sendikal hakkını tanırken, Türkiye'deki işçiyi sahipsiz, yasasız ve köle, Türkiye'yi de sömürge mi sanıyorsunuz? Avrupa'da standartlarınızı, Kemalpaşa, Gebze, Çanakkale'de ayaklar altına almanıza, bu çifte standardı, hak gaspını aska geçit vermeyeceğiz. İşçinin özgür iradesiyle seçtiği Dev Maden Sen'i muhatap almamak, doğrudan doğruya alın teri döken OMYA madencilik işçilerinin varlığını yok saymaktır. Bu tutum anayasal güvence altındaki sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkının alenen gasp edilmesidir. Bilinmelidir ki bizler bu hukuksuzluğa, bu hak gaspına asla boyun eğmeyeceğiz”.
"SADAKA DEĞİL HAKKIMIZI İSTİYORUZ"
OMYA Madencilik işçisi Sezer Güler ise şunları dile getirdi:
“Yaptığımız ağır işin karşılığında bize reva görülen ücretler ortada. Zaten yetersiz olan maaşlarımız enflasyon karşısında eriyip gidiyor. Yetmezmiş gibi yol sonuna doğru adaletsiz vergi kesintileriyle tamamen kuşa dönüyor. Nitelikli bir yemeği bile bize çok görüyorlar. Bizler tüm bu haksızlıklara artık yeter demek için DİSK Dev Maden-Sen çatısı altında birleştik. Sesimiz cılız kalmasın, gür çıksın Diye yan yana geldik. Teker teker ezildiğimiz bu düzende yalnızken alamadığımız haklarımızı hep birlikte omuz omuza savunup alalım diye örgütlendik. Ancak işveren bu irademizi saygıyla karşılamak yerine, asılsız ve oyalayıcı bir yetki itirazıyla karşımıza çıktı. Bizi zamanla, mahkeme kapılarıyla yıldıracaklarını sanıyorlar. O asılsız itirazı yapanlara buradan, Kemalpaşa'dan açıkça sesleniyoruz. Masa başında evrak arkasına saklanmayı bırakın da gelin şu meydanı sayın, burada kaç kişiyiz görün. Gelin Gebze'ye, Biga'ya, Manyas'a, Kırşehir'e gidin. Bugün makine başlarında, bantlarda kaç kişiyiz, sesimiz nasıl gür çıkıyor kendi gözlerinizle görün. Biz sadaka değil hakkımız olanı istiyoruz. Ve hakkımızı alana kadar da sendikamızdan da, örgütlü gücümüzden de vazgeçmiyoruz.”
Eylemin ardından sendika temsilcileri, OMYA Madencilik yetkilileriyle görüşme gerçekleştirmek üzere fabrika içerisine girdi. Görüşmede sendikal yetki süreci ve işçilerin taleplerinin ele alınması bekleniyor.