Doğu Akdeniz, son günlerde Yunanistan ile Türkiye arasında yeniden alevlenen yüksek voltajlı bir enerji ve yetki alanları krizine sahne oluyor. Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) öncülük ettiği Great Sea Interconnector (GSI) elektrik bağlantı projesi, iki ülke arasında deniz altından döenecek yaklaşık 1.200 kilometrelik kablo hattı nedeniyle Ankara’nın tepkisini çekti.
Kritik süreç, projenin deniz tabanı araştırmalarını yürütecek olan Fransız bayraklı Abeille Marengo araştırma gemisinin sahaya ineceğini duyuran Atina ve Lefkoşa’nın ilan ettiği NAVTEX duyurularıyla başladı. Ankara ise bu adımı hak ihlali olarak değerlendirerek hemen karşı NAVTEX ilan etti ve suları ısıttı.
Atina’nın resti ve "Bizi ilgilendirmez" çıkışı
Yunanistan cephesinden gelen diplomatik açıklamalar, krizin sadece teknik bir kablo döşeme işi olmadığını, aksine çok daha derin bir egemenlik mücadelesi barındırdığını gözler önüne serdi. Atina, Türkiye’nin meseleye yaklaşım biçimini ve itirazlarını "iç politika malzemesi" olarak nitelendirip "bizi ilgilendirmez" çıkışıyla reddetti.
Yunan yetkililer, proje sahasında deniz araştırmalarına izin verme yetkisinin münhasıran kendilerine ait olduğunu savunuyor. Ankara’nın kıta sahanlığı tezlerini ve NAVTEX bildirimlerini hukuken yok sayan Atina, Fransız araştırma gemisinin Girit’teki Kandiye Limanı’ndan hareket ederek çalışmalarına başlamasının önünü açtı. Paris yönetimi de Akdeniz’deki bu stratejik ortaklık çerçevesinde Atina’ya lojistik ve diplomatik destek vermeyi sürdürüyor.
Türkiye-Libya mutabakatının hukuki kalkanı
Bu gerilimin altındaki en temel jeopolitik kırılma hattını ise Türkiye ile Libya (UMH) arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Mutabakatı oluşturuyor. Türkiye, söz konusu kablo güzergahının ve araştırma sahalarının kendi kıta sahanlığı sınırları içerisinde kaldığını savunuyor.
Ankara’nın stratejik tezine göre; ana karaların kıta sahanlığı küçük adalara (örneğin Meis gibi) hapsedilemez. 2019’daki Libya anlaşmasıyla Akdeniz’de çizilen "orta hat", Yunanistan ve GKRY’nin tek taraflı dayattığı Sevilla Haritası’nı hukuken delmiş ve Türkiye’ye kendi deniz yetki alanlarında söz hakkı tanımıştır. Dolayısıyla Ankara, kendi izni ve koordinasyonu olmaksızın bu sahada yapılacak hiçbir faaliyeti ve kablo döşeme girişimini meşru kabul etmiyor.
AB’nin tutumu ve çözümsüzlük sarmalı
Avrupa Birliği ise her fırsatta Türkiye-Libya anlaşmasını "hukuken geçersiz" ilan ederek Yunanistan ve GKRY’nin arkasında duruyor. Adaların da ana karalarla aynı deniz yetki alanına sahip olduğunu savunan Brüksel ve Atina ekseni, GSI gibi projelerle Doğu Akdeniz’deki enerji koridorunu Türkiye’nin batı sınırlarını by-pass ederek kurmaya çalışıyor.
Fransız araştırma gemisinin sahaya inmesiyle birlikte fiili bir durum yaratılırken, Türkiye’nin kararlı duruşu ve yayımladığı karşı NAVTEX’ler Doğu Akdeniz’in gelecekte de sert diplomatik ve jeopolitik fırtınalara gebe olduğunu gösteriyor. Enerji arz güvenliği ile uluslararası deniz hukukunun en keskin çatışma noktalarından biri olan bu süreç, tarafların geri adım atmaya niyetli olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
TRABZONSPOR
KASIMPAŞA
BEŞİKTAŞ
KOCAELİSPOR
FENERBAHÇE
ARCA ÇORUM FK
GÖZTEPE
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ERZURUMSPOR FK
CORENDON ALANYASPOR
ÇAYKUR RİZESPOR
GENÇLERBİRLİĞİ
TÜMOSAN KONYASPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR










Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir