İspanya - Çin yakınlaşması, AB içinde neden rahatsızlık yaratıyor?

İspanya ve Çin karşılıklı bir yakınlaşma döneminden geçiyor. Ancak bu dostluk duygusu AB genelinde bu kadar yaygın değil.

İspanya - Çin yakınlaşması, AB içinde neden rahatsızlık yaratıyor?

İspanya - Çin yakınlaşması, AB içinde neden rahatsızlık yaratıyor?

Barcelona sokaklarında, alev gibi kırmızı ve altın renkli Çin ejderhaları, coşkulu kalabalık arasında dans ederken, Çinli akrobatlar da nefes kesici gösterilerini sergiliyor.

Şanghay, bu hafta Barcelona'nın meşhur kültür festivali La Merce'ye onur şehri olarak davet edilen ilk Asya metropolü olarak tarihe geçti.

La Merce'ye damga vuran şaşaalı geçit törenleri, yüzyıllardır süregelen Katalan geleneklerini kutlamayı amaçlıyor.

Kadife giysili Katalan flütçülerin Ortaçağ ezgileriyle, kentin geniş caddelerinde salınarak ilerleyişine, parlak giysiler içindeki Çinli Sanatçı lar ve neşeli müziklerinin karışmasını izlemek etkileyiciydi.

Şanghay Belediye Başkan Yardımcısı Lu Shan, La Merce'nin açılış töreninde konuşmak üzere bu Barcelona'ya gitti. Çin ve Katalan kültür geleneklerinin biçim olarak farklı olduğunu ancak "ortak bir ruhu" paylaştıklarını belirtti.

İspanya ve Çin karşılıklı bir yakınlaşma döneminden geçiyor. Ancak bu durum, AB genelinde aynı şekilde heyecanla izlenmiyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son dört yılda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile dört kez biraraya geldi.

Sanchez, Donald Trump 'ın Yeniden seçilmesinden bu yana, AB'yi Çin ile ilişkilerini geliştirme çağrısı yaptı.

Sanchez'in bu hamlesi, Pekin'i stratejik bir rakip ve olası jeopolitik bir tehdit olarak gören Avrupalı ortakları arasında tepkiye yol açtı.

Özellikle, Madrid 'in Çinli şirketlere pazar açma yönündeki tavrının, Çin'in blok içinde de ekonomik düşman haline gelmesine imkan sağlayıp sağlamadığını sorguluyorlar.

Pedro Sanchez, rotadan sapan tek AB lideri değil. Küresel istikrarsızlık, bazı diğer AB ülkelerinin de kendilerini sıkışmış ve Savunması z hissetmelerine, Trump yönetiminde bir ABD'ye karşı güven duymakta zorlanmalarına neden oldu.

Trump ABD'sinin ticaret ve savunma politikaları öngörülemez ve hatta zaman zaman agresif olarak görülüyor.

Bu nedenle AB üyeleri, diğer üye devletleri rahatsız etse bile, ulusal ihtiyaçlarına uygun olduğuna inandıkları stratejik ortakları seçiyorlar.

Peki, bu yeni kurulan ittifaklar, AB'de hatta Nato 'da birliğin kalıcı olarak parçalanması riski Taşı yor mu?

İspanya, çıkarlarını gözetmekle suçlandı

AB'nin en büyük güçleri Almanya ve Fransa , Çin'e karşı daha agresif bir yaklaşım benimsemek üzere bir araya geldi.

Ülkeler, Çinli rakip şirketlerin AB pazarından dışlanması için avrupa Komisyonu'na gerekli gücü vermek başlığında toplandı. Bunun nedeni olarak günde 1 Milyar avroya ulaştığı iddia edilen, Pekin ile oluşan ticari dengesizlik gösterildi.

Bazı diğer AB ülkeleriyse Çin'in Rusya ile yakın ilişkisinden endişe duyuyor.

Pekin, Moskova 'nın Ukrayna 'daki Savaşı na yardım ettiğini reddederken, savunma uzmanları Çin'den gelen teknolojik ve ekonomik desteğe işaret ediyor ve bunun Rusya'nın saldırı sını sürdürmesini sağladığını savunuyor.

Bu nedenle, İspanya Pekin'le yakınlaşırken, Genel Avrupa çıkarlarından ziyade kendi çıkarlarını gözetmekle suçlanıyor.

Çin-İspanya ilişkileri konusunda uzmanlaşmış Avukat ve akademisyen Victor Cortizo. "Bu biraz tavuk-yumurta ikilemi gibi. İspanya Avrupalı müttefiklerinden mi uzaklaştı, yoksa onlar mı bizden uzaklaştı?" Diye soruyor.

"Bence bu daha çok bizimle ilgili. İspanya ile ilgili. Ama meşru bir durum. Gerçekçi Siyaset diye bir şey var. Çin'e yakınlaşmak Çin yatırımlarını çekiyorsa ve ekonomimi güçlendiriyorsa, bu stratejik olarak sadece kendi çıkarlarını gözeten müttefikleri desteklemekten daha cazip."

Cortizo ile konuşurken, dünyanın en uzun yük demiryolu hattının sonundaki noktada etrafımız konteynır kulelerle çevriliydi.

Çin'in doğusundaki Yiwu ile Madrid arasında 13 bin kilometreden fazla uzanan bu hat, çoğunlukla İspanya'ya otomobil parçaları ve elektrikli eşya getirirken, Çin'e de İspanyol jambonu ve kırmızı şarap gibi lezzetleri taşıyor. Bu bağlantı, iki ülke arasındaki gelişen ilişkilerin bir sembolü.

Cortizo "Başbakanımız AB ilişkilerinden ziyade ulusal çıkarları gözetme kararı aldı" diyor ve devam ediyor:

"Çin'in İspanya'daki yatırımları sadece geçen Yıl içinde ikiye katlandı."

Çin yatırımlarında artış

İspanya hükümetinin ticaret ve yatırım ajansı ICEX'e göre, özellikle yeni batarya fabrikaları ve otomobil fabrikalarına yapılan yatırımlar sayesinde Çin'in buradaki yatırımları hızla artıyor.

Cortizo, Macaristan 'da Çin yanlısı Viktor Orban iktidarının sonlanmasıyla, Avrupa'da İspanya'nın yatırım anlamında öne geçebileceğini düşünüyor.

Orban döneminde Macaristan, "Çin'in Avrupa'ya açılan kapısı" diye adlandırılıyordu.

Cortizo, "ABD yatırımları azalıyor ve Çin yatırımlarının önemi artıyor" diyor.

İspanya ekonomi Bakanlığı'na göre, ABD özel sektörü, İspanya'daki en büyük yabancı yatırımcı olmaya devam ediyor ancak net yatırım yaklaşık 1 milyar avro azaldı.

İspanyol toplumu artık geleneksel müttefiki ABD'ye kıyasla Çin'e çok daha olumlu bir tutum sergiliyor.

Pew Araştırma Merkezi'nin bu yaz yayınladığı bir ankete göre, İspanyolların % 54'ü Çin Hakkında olumlu görüş bildirirken, ABD hakkında olumlu görüş bildirenlerin oranı %30'da kaldı.

Cortizo "Çin'in ticareti kolaylaştırdığını, ABD'nin ise ticareti çok daha zorlaştırdığını" işaret etti.

İspanyol halkı bu süreçte, Trump'ın, savunma harcamalarını GSYİH'nin %5'ine çıkarmayı veya İspanya'daki ABD üslerinin İran 'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyi kabul etmediği takdirde, başbakanlarını ekonomik yaptırımlarla tehdit ettiğini gördüler.

Bu nedenle de İspanya'da birçok kişi Çin'i ABD'den daha güvenilir görüyor.

Ve iki yıl önce büyük Çinli otomobil üreticisi Chery Automobile, Avrupa'daki ilk üretim ve Operasyon merkezi için İspanya'yı seçtiğinde, o zamana kadar faaliyet göstermeyen İspanyol markası Ebro'ya yeniden hayat verdi.

Cortizo, "Çinli şirketler İspanya'da otomobil üretimine yatırım yaparak bizim boşluklarımızı dolduruyor" diyor.

Ancak bu yakınlaşmaya karşıt olanlar, İspanya topraklarındaki Çin fabrikalarının AB ortak pazarını zayıflatacağı endişesini dile getiriyor.

Barcelona'da sadece Chery yok. Çinli batarya ve sabit Enerji depolama şirketi Hithium, İspanya'nın kuzeyindeki Navarra'ya yatırım yapmayı planlıyor. Batarya üreticisi CATL, Barcelona'nın 320 Kilometre batısındaki Zaragoza'da dev bir lityum demir fosfat batarya fabrikası inşa ediyor.

Karşıtları ise bu projelerin Çinli şirketlerin elektrikli araç ithalatına uygulanan gümrük vergilerinden Kaç ınmak için AB'de üretimi yerelleştirme çabalarının bir parçası olduğundan kaygılı.

Ancak Madrid'deki ElCano Kraliyet Enstitüsü'nden Çin uzmanı Miguel Otero, İspanya'nın Avrupalı müttefiklerini küçümseyici ve iki yüzlü olmakla suçluyor.

"Fransa, İtalya, Almanya, hepsi Çin ile kendi stratejik ilişkilerine sahip. İspanya daha fazlasını yapmıyor, onlara yetişiyor.

"Avrupa artık tümüyle ABD'ye güvenemediği için İspanya'nın önceliği [ortakları] çeşitlendirmek. Sadece Çin ile değil, Kanada , Brezilya, Hindistan ve Afrika ile de iş yapmak istiyor."

Ancak bir de güvenlik sorunu var.

başbakan Sanchez, Nisan ayındaki son Pekin ziyaretinde Çinli rüzgar türbini üreticisi Ming Yang'ın kurucusuyla görüştü. Şirketin ülkenin en büyük rüzgar türbini üretim tesisini İskoçya'da açma planları ulusal güvenlik gerekçeleriyle engellenmişti.

İspanya İçişleri Bakanlığı'nın geçen yıl da Çinli teknoloji devi Huawei'ye hassas adli dinleme verilerini depolama ve yönetme için 12,3 milyon bir ihale vermiş ve AB'de büyük Tepki yaratmıştı.

Avrupa Parlamentosu'ndaki çeşitli siyasi gruplardan milletvekilleri, İspanya'nın Huawei ile yaptığı sözleşmenin AB'nin tamamını tehlikeye atabileceğini kaydetti.

Çek Avrupa Parlamentosu üyesi Markéta Gregorová, Şubat ayında yaptığı açıklamada, "Yüksek riskli bir tedarikçiyi devreye soktuğunuzda sadece yerel bir veri ihlali riskiyle karşı karşıya kalmıyoruz, aynı zamanda Avrupa istihbarat paylaşımının da sekteye uğraması riskini taşıyoruz" demişti.

İspanya'nın merkez sağ muhalefet partisi üyesi Juan Ignacio Zoido Álvarez, Kararı n "tüm AB'yi riske attığını" söyledi.

İspanya Savunma Bakanlığı herhangi bir risk olduğunu reddetmeye devam ediyor.

Jeostratejik danışmanlık firması Clarion Strategies'in kurucu ortağı ve ABD'nin eski NATO Büyükelçisi Julianne Smith, bu olayın Avrupa'nın birliğini ciddi şekilde zedeleyebileceği konusunda uyarı yor.

"AB ülkeleri, bazılarına göre öngörülemeyen ve güvenilmez bir Amerika'ya karşı önlem almanın yollarını ararken, AB'nin kolektif gücünü zayıflatacak alternatiflere aceleyle yönelmemeye dikkat etmeliler" diyor.

"Kanada'nın AB ile hızla gelişen ilişkisi gibi bazı büyüyen ilişkiler gerçek faydalar sağlayabilir" diye de ekliyor:

"Ancak İspanya'nın Çin ile ilişkisini derinleştirme kararı gibi diğerleri, AB'nin tek sesle konuşma yeteneğini daha da rayından çıkarabilir ve hem İspanya hem de Avrupa için ek güvenlik açıkları yaratabilir."

Daha fazla yeni ittifak

İspanya, tartışmalı ittifaklar kurma konusunda AB ülkeleri arasında yalnız değil.

Finlandiya'nın Rusya ile 1.300 km uzunluğunda devasa bir kara sınırı var. Bu durum, Moskova'nın Ukrayna'yyı işgalinden bu yana Finlandiya'nın kendini savunmasız hissetmesine neden oldu.

Finlandiya, AB'de kişi başına düşen silah sahipliği oranı en yüksek ülke konumunda. Hem AB'de hem de NATO'da en büyük yedek askeri güce sahip. Rus zırhlı araçlarının topraklarına girmesi durumunda patlayıcı döşeyebilmek için köprülerin altına oyuklar inşa ettiler. Bu, askeri Hazırlığı n varoluşsal bir zorunluluk olduğuna inanan bir ülke.

2022'de, birlikte hareket etmenin güvenlik sağlayacağına karar verdi.

Helsinki, geleneksel stratejik tarafsızlığını bir kenara bırakarak aceleyle NATO'ya katıldı.

Şimdi ise, bir üye ülkeye yönelik bir saldırı durumunda Washington'un ittifakın karşılıklı savunma maddesine uymayabileceğine dair endişeler var.

Artık ABD'nin gerektiğinde yardıma geleceğine güvenmeyen Finlandiya, gelişmiş savunma ekipmanları satın almak için İsrail'e yöneldi.

Finlandiya, Filistin halkına ait topraklardaki İsrail faaliyetlerine ilişkin önemli çekincelerini açıkça dile getirmesine rağmen, Gazze savaşının en yoğun olduğu dönemde İsrail ile sözleşmesini yeniledi.

Avrupa Politika Analizi Merkezi'nde (CEPA) Transatlantik Savunma ve Güvenlik Programı'nda araştırmacı Minna Alander, "Finlandiya'da hep ahlaki üstünlüğe sahip olamayacağımız yönünde bir anlayış var. Hayatta kalmanın bir bedeli var" diyor.

"Finlandiya hükümeti tartışmanın dışında kalarak İsrail ile yapılan anlaşmanın Finlandiya'nın ihtiyaçlarını karşıladığını söylüyor" diye anlatıyor.

Sonuç olarak Alander, Finlilerin "daha az duygusal bir zihniyete" sahip olduğunu söylüyor.

Yunanistan 'ın değişimi

Yunanistan ayrıca çok daha büyük ve yakın bir komşusundan da tehdit altında hissediyor. Siyasi analiz sitesi MacroPolis'in kurucu ortağı Nick Malkoutzis'in söylediğine göre, Yunanistan türkiye 'yi "ulusal güvenliği ve egemenliği için sürekli ve önemli bir tehlike" olarak algılıyor.

Geçmişte ABD, iki ülke arasındaki anlaşmazlıklara arabuluculuk yaptı. Her iki ülke de NATO üyesi. Ancak NATO içindeki kaynaklara göre, Donald Trump döneminde ABD'nin siyasi ve diplomatik olarak giderek daha az aktif olduğu ve Washington'ın odağının başka yerlerde olduğu algısı güçlendi.

Ağustos ayının sonlarında Yunanistan ve İsrail, her iki ülkenin tarihindeki en büyük savunma ihracat anlaşmalarından birini imzaladı.

"Aşil Kalkanı" anlaşması, Atina'ya insansız hava araçları, uçaklar ve füzeler de dahil çeşitli tehditlere karşı Yunanistan'ı korumayı amaçlayan İsrail teknolojisi sağlıyor.

Yunanistan'da Filistin davasına yönelik kamuoyunda uzun süredir var olan bir sempati var ve birçok insan İsrail ile giderek daha yakın ilişkilere şüpheyle yaklaşıyor. Ancak Malkoutsis, İsrail ile yapılan "mega anlaşmaya" yönelik kamuoyu ve siyasi tepkinin "beklenenden daha sessiz" olduğunu söylüyor.

Ona göre bunun sebebi, her şeyden önce Yunanistan'ın Türkiye ile ilişkilerinde güvenliğini güçlendirmesinin temel bir gereklilik olduğu konusunda ortak bir anlayışın bulunması.

İsrail'in Washington'ın yakın bir müttefiki olması nedeniyle, Yunanistan "İsrail'den mal satın almanın" bu çalkantılı zamanlarda bile ABD ile iyi ilişkileri sürdürmeye yardımcı olacağını umuyor.

Ancak Malkoutsis'e göre bu hassas bir denge çünkü hem Yunanistan hem de Finlandiya "iyi Avrupalılar" olarak görülmeyi ve Avrupa kolektifine katkıda bulunmayı çok istiyorlar.

AB ülkelerinin "her yöne doğru koşuşturmasının", herkesin aynı fikirde olmasını ve savunma ve güvenlik konusunda tek sesle konuşmasını zorlaştırdığını, bunun da Brüksel ve NATO'nun istediğinin tam tersi olduğunu söylüyor.

Bununla birlikte, Avrupa ülkelerinin ortak çıkarlar peşinde koşmak için daha küçük gruplar halinde bir araya gelmesi yeni bir şey değil.

İngiltere, Almanya ve Fransa'dan oluşan E3 "çetesi", başlangıçta İran'la nükleer bir Anlaşma umuduyla diplomatik müzakereleri koordine etmek için 2003'te kurulmuştu. Şimdi ise Avrupa'nın en büyük üç askeri ve ekonomik gücü için daha geçici bir iletişim kanalı görevi görüyor.

İskandinav ve Arktik ülkelerinin bölgesel savunmayı teşvik etmek için kendi işbirlikleri bulunurken, Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya'dan oluşan "Visegrad Dörtlüsü" uzun yıllar AB çevrelerinde iyi bilinen bir baskı grubuydu.

Ancak NATO ve AB, kıtanın İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana Eşi benzeri görülmemiş yoğun bir baskı altında olduğuna inanıyor. Liderler, birleşik bir cephe oluşturmanın zamanının geldiğini söylüyor.

Saldırgan Rusya, Pekin'in desteğiyle kapıda tehditkar bir şekilde homurdanırken, Avrupa'nın eski en iyi dostu olan Amerika Birleşik Devletleri ise en iyi ihtimalle başka önceliklerle meşgul görünüyor.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ