Lestat’tan Dracula’ya: Vampirler neden hâlâ bu kadar popüler?

Lestat'tan Spike'a, Eric Northman'dan Lady Gaga'nın Kontes'ine: Televizyon vampirleri yalnızca korkutmuyor, aynı zamanda özgürlük, güç, yasak aşk ve...

Lestat’tan Dracula’ya: Vampirler neden hâlâ bu kadar popüler?

Televizyon ekranlarında vampirler hiçbir zaman yalnızca kan emen yaratıklar olmadı. Kimi zaman tehlikeli bir “kötü çocuk”, kimi zaman yasak aşkın simgesi, kimi zaman da toplumsal normlara meydan okuyan özgür bir figür olarak karşımıza çıktılar.

Lestat’tan Dracula’ya: Vampirler neden hâlâ bu kadar popüler?
REKLAM
Lestat’tan Dracula’ya: Vampirler neden hâlâ bu kadar popüler?
REKLAM

"The Vampire Lestat"ın yeni sezonuyla birlikte bu eski cazibe yeniden gündemde.

Peki, izleyicileri yüzyıllardır vampirlere çeken şey tam olarak ne?

The Guardian'ın haberine göre bu ilginin son örneği, ABD'de yılın başlarında kült bir hayran kitlesi oluşturan ve şimdi İngiltere'de de izleyiciyle buluşan "The Vampire Lestat." Sam Reid'in canlandırdığı Lestat, önceki iki sezonu "Interview with the Vampire" adıyla yayımlanan dizinin odağına yerleşiyor. Hikâye, Louis de Pointe du Lac'ın gazeteciye anlattığı toksik ilişkiden bu kez Lestat'ın gözünden ilerliyor. Karakter, yüzyıllar süren gizliliğini geride bırakıp glam rock yıldızına dönüşüyor.

Reid, karakteri canlandırırken David Bowie'nin 1974 tarihli Cracked Actor turnesinin görüntülerinden ilham aldı. Sonuç ise sahnede kıvrılan, hırlayan ve şov yapan; simli makyajı, kurdeleli saçlarıyla izleyicileri kendine çeken son derece gösterişli bir Lestat oldu. Karakterin sahne dışındaki hayatı da en az sahnedeki performansı kadar sınırları zorluyor.

Ancak vampirlerin televizyon izleyicilerini kendine çekmesi yeni bir durum değil. "True Blood"daki Eric Northman, Alexander Skarsgard'ın kariyerinde önemli bir çıkış noktası olurken "American Horror Story"nin beşinci sezonundaki Lady Gaga'nın Kontes'i, kan arzusunu adeta bir moda aksesuarına dönüştürdü. "The Vampire Diaries," "Supernatural" ve "What We Do in the Shadows" gibi yapımlarda da vampir karakterler farklı biçimlerde izleyicilerin ilgisini çekti. BBC'nin "Dracula"sında Claes Bang ve "Buffy the Vampire Slayer"daki Spike da bu listenin öne çıkan isimleri arasında.

Vampirleri bu kadar çekici kılan ne?

The Guardian'a göre vampirler, mutlak özgürlük, güç, ölümsüzlük, güzellik ve çoğu zaman yasak aşk fikrini aynı karakterde buluşturuyor. Aynı zamanda izleyicilerin kendi “karanlık” taraflarını yansıtabilecekleri birer tuval işlevi görüyorlar. Tehlikeli ve ahlaki sınırları hiçe sayan bir karakterin aşk uğruna değişebileceği fikri de popüler kültürün “onu ben değiştirebilirim” anlatısını besliyor.

"Buffy the Vampire Slayer"daki Spike bunun en bilinen örneklerinden biri. Deri ceketli, tehlikeli “kötü çocuk” imajıyla öne çıkan Spike'ın aşk sayesinde değişmesi, vampir anlatılarındaki dönüşüm temasını güçlendiriyor. Angel karakterinde ise bunun çok daha karanlık bir karşılığı bulunuyor: Buffy ile yaşadığı tutkulu ilişkinin ardından lanetinin etkisiyle insanlığını ve ahlaki sınırlarını kaybederek yeniden psikopat bir canavara dönüşüyor.

Vampirlerin cazibesi yalnızca fiziksel görünüşleri veya “kötü çocuk” imajlarıyla da sınırlı değil. Agnes Hollyhock, 2024 tarihli "Vampires: A Handbook of History & Lore of the Undead" kitabında gotik edebiyatın vampir figürünü Viktorya döneminin ahlaki paniğine karşı bir araç olarak kullandığını ele alıyor.

Heteronormatif beklentileri bozan vampirler, insanların doğrusal yaşam sürelerinin dışında var oluyor. Geleneksel aile yapılarının veya katı toplumsal cinsiyet rollerinin parçası değiller. Güçlerini de geleneksel cinsiyet rollerinden ziyade aura ve baştan çıkarıcılık üzerinden kuruyorlar.

"The Vampire Lestat"ın gösterişli, güçlü ve queer kimliğiyle bu anlatının güncel örneklerinden biri olması da bu nedenle tesadüf değil. Lestat'ın Louis ile yaşadığı karmaşık ilişki, özellikle ikinci sezondaki tutkulu öpüşmenin cinayetle sonuçlandığı sahneyle birlikte dizinin hayranlarının hafızasında kalıcı bir yer edindi. Lestat böylece cinsel özgürlüğün simge vampirlerinden birine dönüşüyor.

Sonuçta televizyon vampirlerinin cazibesi tek bir nedene indirgenemiyor. Tehlike, ölümsüzlük, fiziksel çekicilik ve toplumsal kurallardan kurtulma arzusu aynı potada birleşiyor. Belki de bu yüzden Lestat gibi vampirler, izleyicileri yüzyıllardır olduğu gibi bugün de kendilerine doğru çekmeye devam ediyor.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ