Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan hakkındaki “Türbanlı bacımı işten attılar” ve “Merkez’deki gerçekler kamera kayıtlarında” haberleri, Gündem belirleyen başarılı işlerdi
Sözcü gazetesinin, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan hakkındaki “Türbanlı bacımı işten attılar” ve “Merkez’deki gerçekler kamera kayıtlarında” haberleri, gündem belirleyen başarılı işlerdi.
Fakat haberler öylesine karışık yazılmıştı ki, Yıldız Tilbe’nin neden öfkelendiği tam olarak anlaşılmıyordu. TV8’de Müge Dağıstanlı ve Ali Eyüboğlu’nun sunduğu “Aramızda Kalmasın” adlı magazin programında görüntüler de vardı, oradan izledim.
Bir grup magazin muhabiri, Yıldız Tilbe’yi Nişantaşı’nda bir arkadaşıyla birlikte caddede yürürken yakalıyor, soru sormak istiyor ama o “Açım aç. Aç ayı oynamaz” diyerek yürümeye devam ediyor. Muhabirler bırakmıyor, etrafında koşturarak ısrarla sormaya devam ediyorlar. “Eğleniyorsunuz değil mi, çekilin, açım dedim” diyor, gülümsemeye devam ediyor.
Bir restoranda yemek yedikten sonra Yıldız Tilbe gazetecilerin yanına giderek “Şimdi gelin teker teker” diyor. Fakat “Geçen gün haber yaptılar, yoğun bakıma kaldırılmışsınız” sorusu üzerine “Ay, neden aynı soruları soruyorsunuz? Gazetecisiniz sorduğunuz soruları bilmiyorsunuz” diye Tepki gösteriyor. Gazeteciler “Haber olduğu için...” yanıtı verince iyiden iyiye sinirleniyor. “Hastanede yattığım da sizin yalanınız. Her gelen aynı soruyu soruyor, gidin ya, gidin abiciğim. Biraz vizyoner olun, değişik sorular sorun” diye bağırarak yürümeye başlıyor.
Ama peşinden giden gazeteciler özür dileyince durup Yeniden konuşuyor. Bu kez Orhan Gencebay ve Sezen Aksu’dan da bahsedilen müzik soruları soruluyor, onları sakin bir üslupla yanıtlıyor. Sonunda gazeteciler teşekkür ediyor, Yıldız Tilbe de gülerek vedalaşıyor.
Müge Dağıstanlı, TV 8’deki programda “Bu soruda ne var, insanı bu kadar çığırından çıkaracak” diyerek Yıldız Tilbe’yi eleştiriyordu. Ama görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla Sanatçı yı sinirlendiren sadece o soru değil, gazetecilerin o ana kadarki tutumu.
Bir kere sanatçı Yolda yürürken, konuşmak istemediğini belirtmesine rağmen gelişigüzel sorularla sıkıştırılması yanlış. Restorandan çıktıktan sonra 1.5 ay önce yalanladığı haberi sormak da anlamsız. Elbette bunlar Yıldız Tilbe’nin o kadar sinirlenmesine haklılık kazandırmaz.
Fakat orada yaşananların haberleştirme biçimi de hatalı. Magazin muhabirlerinin yürürken itirazına rağmen sorularla sıkıştırması, Yıldız Tilbe’nin daha önce yalanladığı konunun sorulmasına sinirlenmesi açıkça anlatılmıyordu haberlerde. Daha sonra durup yanıtladığı sorular da yok sayılmış, sadece sinirlenme anı haber yapılmıştı. Dahası magazin muhabirleri, birkaç gün sonra bir AVM’de karşılaşınca Yıldız Tilbe’ye sadece o gün neden sinirlendiğini sordular!
Sanırım asıl sorun magazin medyasının haber algısı ve muhabirlerin sanatçılarla ilişki biçiminde…
Tıpkı Şenyaşar ailesinin başına gelenlerde ve onlarca başka örnekte olduğu gibi bu ülkenin yargı sı, siyasi iktidar mensuplarını korudu. Fütursuzca vicdan sızlatan bir karar verildi. Anayasa Mahkemesi kararlarının bile uygulanmadığı bir ülkede yargıdan nasıl adalet beklenebilir ki?
Anadolu Ajansı, Alper Gezeravcı adına açılan sahte Instagram hesabında yayımlanan metni “Gezeravcı’nın cevapları” olarak yayımladı, haber birçok sitede de kullanıldı; sonra silindi.
Akşam, bir haberde kavganın nedenini açıklamaya yetmeyen ve kadınlara karşı ayrımcılık içeren “Kız Kavgası nda arkadaşının başına bıçak” başlığı kullandı.
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin “Konya’nın en yüksek bütçeli yatırımının temeli atıldı” başlıklı haber görüntüsü verilmiş tanıtım sayfası Akşam, Milliyet, Posta, Takvim, Türkgün, türkiye , Yeni Akit, Yeni Şafak gazetelerinde yayımlandı.
İtalya Başbakanı meloni ’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin içeriği, Türkiye tarafından Bilgi gelmediği için İtalya Başbakanlığı ve medyasına dayanarak haber yapıldı.
Sözcü gazetesinin “Şehitlerimize sahip çıkan kaymakama büyük destek yağdı” haberinde Kulp’ta kaymakamın müdahale ettiği imama yönelik destekten hiç söz edilmedi.
Dokuz Türk askerinin şehit olduğu saldırıda askeri hata olup olmadığını sorgulamayan NTV’de, 21 İsrail askerinin Hamas tarafından öldürülmesini değerlendiren Ahmet Yeşiltepe, sözlerine “Öncelikle askeri hata olup olmadığını sorgulamak gerekli” diye başladı.
BirGün Pazar’daki, “Vekalet savaşlarında aktörler arttıkça savaş riski yükseliyor” başlıklı söyleşide İlhan Uzgel’in CHP Genel başkan Yardımcısı olduğu belirtilmemişti.
Tele 1’in geçtiği “Maçoğlu’nun adaylığı sonrası yapılan ilk araştırma” haberinde anketin ne zaman, kaç kişiyle, kimin finansmanıyla yapıldığı bilgisi yoktu.
Batman Valisi ve Batman Belediyesi kayyumu Ekrem Canalp’ın, çölyak hastalarına glutensiz yardım kolisi verirken çektirdiği fotoğraflarda çocukların yüzleri açık olarak yayımladı.
DHA’nın, “Şafak Mahmutyazıcıoğlu cinayeti davasında Cumhuriyet Savcısı karara itiraz etti” haberinde savcının itiraz ettiği mahkumiyet kararı Hakkında bilgi yoktu.
Türkiye gazetesinin “Hem bacaktan hem paradan oldu” haberinde ameliyat yapılan özel kliniğin adı eksikti.
Karar, “Sınırlı vahşet” olabilirmiş gibi habere “Sınırsız vahşet üç çocuk annesi Burcu’yu da aldı” başlığı attı.
Ancak “Türbanlı bacımı işten attılar” başlıklı ilk haber, sadece Merkez Bankası personeli Büşra Bozkurt’un CİMER’e yaptığı şikayete dayanıyordu. Bu haberde Hafize Gaye Erkan’ın babası Erol Erkan’ın Büşra Bozkurt adlı çalışanı işten attığı, banka yönetimine karıştığı, kendisine makam aracı, koruma ve özel oda tahsis edildiği öne sürülüyordu.
İki gün sonra yine manşetten yayımlanan “Merkez’deki gerçekler kamera kayıtlarında” haberi de o banka çalışanı ile söyleşiden ibaretti. Bu haberde de ilk haberdeki suçlamalar genişletilmiş, bankadan eve üç öğün yemek gittiği, başkanlık katına özel mutfak yapıldığı, baba Erol Erkan’ın herkese talimatlar yağdırdığı, bir personeli tokatladığı dile getiriliyordu. İddiaları soran Sözcü ’ye yanıt vermeyen Merkez Bankası, haberler yayımlandıktan sonra da açıklama yapmadı. Başkan Erkan ise yaptığı paylaşımda içeriğine girmeden haberleri yalanladı, yasal hakkını kullanacağını söyledi ama bugüne değin o yönde bir girişimi olmadı. İnternet siteleri ve haber televizyonlarında Merkez Bankası’nda yaşananlarla ilgili yeni iddialar ortaya atılırken Cumhurbaşkanlığı ve AKP çevrelerinden hiç ses çıkmadı. İktidar medyası da haberi görmedi. Tam bu sırada Patronlar Dünyası sitesinden Toygun Atilla’nın konuştuğu baba Erol Erkan, suçlamaları yalanladı ve Kübra adlı bir banka çalışanının günler önce kendilerine “haklarında iftira haberleri yapılacağı” mesajı attığını anlattı. İlginçtir; Uğur Dündar da Toygun Atilla’nın haberindeki WhatsApp görüntülerini hemen aynı dakikalarda Sosyal Medya hesabından paylaştı. Erkan ailesini savunan Uğur Dündar, “Kübra isimli bir personel, anne Gamze Hanıma bir WhatsApp mesajı gönderiyor ve kul hakkından korktuğunu belirterek böyle bir iftira atılacağını haber veriyor. Demek ki birilerinin Gaye Erkan'ın bu çabalarından fena halde rahatsız oldukları anlaşılıyor” Diye yazdı. Uğur Dündar, bu paylaşımıyla gazetesi Sözcü’yü yalanlamış hatta iftira atmakla suçlamış oldu. Halbuki bir yazarın gazetesindeki bir haberle ilgili yeni bilgiye erişmesi durumunda bunu araştırması, sonra da gazetesinin yazı işlerine aktarması ve orada yazması en doğrusudur. Uğur Dündar’ın paylaşımından sonra hava döndü. Necati Doğru ve Saygı Öztürk dışındaki Sözcü yazarları bu konuya değinmedi. Haberi yazan muhabirler, Sözcü TV’ye çıkarılmadı bile.Oysa spekülatif haber yapmakla suçlanan Sözcü’nün, muhabirleri sahaya çıkarması, tüm gücüyle kamera görüntüsü gibi somut kanıtların peşine düşmesi, haberini savunması gerekirdi.
Ne yazık ki, muhalif medya da olayın üzerine gitmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “fitne tüccarlarını umursamıyoruz” diyerek Başkan Erkan’ı sahiplenmesi üzerine dosya kapanır gibi oldu. Ama Sözcü’den erdoğan Süzer’in, eski MB Başkanı Durmuş Yılmaz’ın “Merkez Bankası Başkanı karşılama kuyruğunda olmaz” eleştirisini aktardığı haberiyle yeni bir sayfa açıldı. Başkan Erkan, ne kadar zor durumda ki, geleneklere ve bankasının konumuna aykırı olarak İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin karşılama kuyruğuna girdi! Keşke protokol kuyruğunda fotoğraf çektirerek iddiaları kapatmaya çalışmak yerine bağımsız bir komisyonun araştırmasına olanak tanısaydı. Eleştirel Gazetecilik bu Dosyanın kapanmasına izin vermemeli…