Ana içeriğe geç

Yeni nesil siyaset biçimi: O iş bizde! - Fatih Polat yazdı

Türkiye ve dünya tarihinde olağanüstü koşullarla gerekçelendirilen demokratik meşruiyet kriterlerinden sapma eğilimleri, AKP iktidarı döneminde giderek bir rutin haline geldi.

Yeni nesil siyaset biçimi: O iş bizde! - Fatih Polat yazdı
1 / 2

Türkiye ve dünya tarihinde olağanüstü koşullarla gerekçelendirilen demokratik meşruiyet kriterlerinden sapma eğilimleri, AKP iktidarı döneminde giderek bir rutin haline geldi.

Özgür Özel’in, CHP genel başkanı olduğu dönemde, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sahip olduğu konut sayısına dair yaptığı açıklamaların ardından Gürlek’in, “Kendisinin Muhittin Böcek’ten aday olmak için para istediği iddiası var. Zaten bunu Muhittin Böcek de açıklayacak. Ama zamanı var” sözleri sıra dışılık sıralamasında özel bir yerde duruyor.

Aynı şekilde, geride bıraktığımız hafta AKP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın’ın bir televizyon programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’ye katılmak isteyenlere kapılarının açık olduğuna yönelik sözlerini hatırlatarak, “İsim vermeyeyim ama sırada bir büyükşehir var. En kısa sürede inşallah göreceğiz” şeklindeki ifadeleri, Gürlek’in yukarıdaki açıklamasıyla akraba bir söylem. Bir nevi, “O iş bizde. Üzerinde çalışıyoruz” demiş oldular.

Yasal prosedürlerin devre dışı bırakıldığı iş görme yöntemleri, daha çok mafya teamülleri içinde anlam bulurken, artık iktidar gücünü elinde bulunduranlar, bu tür ifadeleri, “Simitçi şuradan iki simit ver. Gevrek olsun” doğallığında dillendirebiliyorlar.

Eyüpsultan Belediyesinin CHP’li Başkanı Mithat Bülent Özmen’in tutuklanmasının ardından önceki gün yapılan başkan vekilliği seçimini, binaya basının girişine izin verilmediği için, belediye binasını karşıdan gören sokağın girişinden izlerken önümüzde duran motosikletli genç sordu; “Abi bu kalabalık niye toplandı?” Belediye başkanı tutuklandığı için başkan vekilliği seçimi yapıldığını, ilk iki turu CHP ve Yeni Partinin ortak adayının kazandığını, şimdi üçüncü turun yapıldığını söyledik. “Bunlar kazanana kadar seçimi yaptırmaya devam eder abi” dedi ve yoluna devam etti.

70’li yaşlarda gösteren, başörtülü bir kadın da, gazetecilere dönerek, belediye binası önündeki bariyerler ile polis yığınağına işaret edip söylendi: “Şimdi bu adam ne yapmış? Adam mı öldürmüş? Niye tutukluyorsun, niye bunu yapıyorsun?” Ardından yoluna söylenerek devam etti; “Millet seni istemiyor, daha niye zorluyorsun!”

Sokaktaki bu söylenme biçimi, on yılı aşkın süredir iktidarın kitle desteğinin aşındığı tablonun tezahürü.

AKP’nin yıllar boyunca, muhalefet partilerinin yönetimindeki yerel yönetimlere yönelik kayyım atamaları 160’ın üzerine çıkarken, son yerel seçimlerin ardından türlü baskı yöntemleriyle AKP’ye katılan belediye başkanı sayısına her gün yenisi ekleniyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 15 Temmuz 2016 tarihindeki askeri darbe girişiminin ardından bu girişimi “Allah’ın büyük bir lütfu” olarak değerlendirmesi, sonrasında siyasal alanı iktidarları lehine düzenlerken başvuracakları sıra dışı yöntemlerin habercisiydi. 12 Eylül 1982 askeri darbe anayasası ve 25874 Belediye Kanunu ile ı̇çişleri bakanına verilen “Geçici olarak görevden uzaklaştırabilme” yetkisi kapsamında, 1984-1994 yılları arasında 91 belediye başkanı görevinden uzaklaştırılırken, bu uygulama, 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü halde (OHAL) gelen KHK ile kalıcı hal aldı. 674 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanına belediyelere kayyım atama, valilere ise belediyelerin taşınır mallarına el koyma ve çalışanlarını görevden uzaklaştırma yetkisi verildi. 11 Eylül 2016 tarihinde başlayan kayyım atamaları üç büyükşehir belediyesi, 10 il, 63 ilçe ve 22 belde ile Demokratik Bölgeler Partili (DBP) toplam 95 belediyede gerçekleşti.

Son olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, aksi yöndeki söylemlerini yutarak, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın kendisine rozet taktığı, AKP’ye geçiş töreninde, “AK Parti kimsesizlerin kimsesidir” dediği zamana gelindi. Sonrasında da, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın’ın, bir büyükşehir belediye başkanının daha AKP’ye katılacağını duyurmasına tanıklık ettik. İktidarın, muhalefetin bıraktığı boşluklardan da yararlanarak ülkeye armağan ettiği bu yeni nesil siyaset yöntemi, ‘yeni nesil’ çeteleri konuştuğumuz zamanın ruhuna cuk oturuyor. 

Bu arada, kayyım atama yöntemlerinin cumhuriyet tarihimizde daha eski köklere sahip olduğunu da hatırlatalım. Resul Köse, ‘Tek parti döneminde kayyım uygulamaları’ başlığını taşıyan 2020 tarihli makalesinde, kayyım uygulamaları için şu vurguyu yapıyor: “Bu uygulamanın temeli tek parti dönemindeki 1930 yılında kabul edilen 1580 sayılı Belediye Kanunu’na dayanmaktadır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla tek parti döneminde 109 belediyeye kayyım ataması yapılmıştı. Bu atamalardan 90’ı doğu ve güneydoğu vilayetleri belediyeleri idi.” Köse makalesinde, öne sürülen gerekçe bakımından şu vurguyu yapıyor: “Kayyım atamalarının başladığı 1930 yılındaki ilk atamada 42 belediyeye tek bir kararnameyle yapılan atama, Ağrı isyanlarının bastırılmasından sadece bir ay sonra yaşanan bir durumdu.”

Yaklaşık bir asır önce ‘isyanın bastırılmasıyla’ gerekçelendirilen yöntemler, bugün Türkiye’nin son silahlı isyanı PKK’nin kendisini feshettiğini ilan ettiği bir dönemde, iktidar tarafından daha uç noktalara vardırılmış durumda. Bir de bunun yeni bir AKP anayasası ile taçlandırıldığı halini düşünün!

(Evrensel)

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Puan Durumu
Trendyol Süper Lig
#TakımOP
1 GALATASARAY 7 16
2 BEŞİKTAŞ 7 15
3 AMED SPORTİF FAALİYETLER 7 14
4 FENERBAHÇE 7 13
5 TRABZONSPOR 7 13
6 CORENDON ALANYASPOR 7 12
7 KOCAELİSPOR 7 12
8 ARCA ÇORUM FK 7 10
9 KASIMPAŞA 7 10
10 ÇAYKUR RİZESPOR 7 10
11 İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 7 8
12 GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ 7 8
13 GENÇLERBİRLİĞİ 7 8
14 ERZURUMSPOR FK 7 8
15 TÜMOSAN KONYASPOR 7 5
16 SAMSUNSPOR 7 4
17 GÖZTEPE 6 3
18 EYÜPSPOR 6 3
12.10.2026 05:53
Daha fazla yükle