AİHM, Osman Kavala davasında kararını yarın açıklıyor

AİHM, 2017 yılından bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın mahkûmiyet süreci ve ihlal kararlarına ilişkin ikinci...

AİHM, Osman Kavala davasında kararını yarın açıklıyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017'den bu yana tutuklu bulunan iş insanı ve hak savunucusu Osman Kavala’nın ikinci başvurusu hakkında vereceği kararı yarın Strasbourg’daki merkezinde açıklayacak.

AİHM, Osman Kavala davasında kararını yarın açıklıyor
AİHM, Osman Kavala davasında kararını yarın açıklıyor

"Kavala v. Türkiye No. 2" olarak adlandırılan davada karar, Strazburg'daki İnsan Hakları Binası'nda yerel saatle 10:00'da (TSİ 11:00) düzenlenecek kamuya açık oturumda duyurulacak. Oturum, AİHM’in resmi kanallarından canlı yayınlanacak.

AİHM tarafından yapılan açıklamada, ikinci davanın, Kavala hakkında 10 Aralık 2019'da verilen ilk AİHM kararından sonraki tutukluluk süreci ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan ceza yargılamasını konu aldığı belirtildi. Dolayısıyla bu defa yalnızca önceki kararın uygulanıp uygulanmadığı değil, 2019 sonrasında yaşanan sürece ilişkin Kavala'nın yeni ihlal iddiaları da değerlendirilecek.

Kavala’nın avukatları tarafından 18 Ocak 2024’te yapılan yeni başvuru, 2019’daki AİHM ihlal kararının ardından devam eden tutukluluk hallerini, yürütülen yargılama süreçlerini ve verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kapsıyor.

Kavala'nın yeni başvurusunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) işkence ve kötü muamele yasağı (3. madde), özgürlük ve güvenlik hakkı (5. madde), adil yargılanma hakkı (6. madde), kanunsuz ceza olmaz ilkesi (7. madde), ifade ile örgütlenme özgürlükleri (10 ve 11. maddeler) ile hakların kısıtlanmasının sınırları (18. madde) ilkelerinin ihlal edildiği savunuluyor.

AİHM kararlarının uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 46'ncı maddesi uyarınca taraf devletler açısından bağlayıcı nitelik taşıyor. Kararların yerine getirilmesini ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor.

18 Ekim 2017'de tutuklanan Osman Kavala hakkında AİHM, 10 Aralık 2019 tarihinde verdiği ilk kararda tutukluluğun "makul bir şüpheye dayanmadığını" ve "insan hakları savunucularını susturma amacı taşıdığını" tespit ederek derhal serbest bırakılması yönünde çağrıda bulunmuştu.

Türkiye'nin bu karara uymaması üzerine Bakanlar Komitesi tarafından başlatılan ihlal prosedüründe AİHM Büyük Dairesi, 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmetti. Türkiye hakkındaki bu denetim süreci halen devam ediyor.

Bu süreçte yerel mahkemelerdeki yargılama devam etti ve 25 Nisan 2022'de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Kavala'yı "hükümeti devirmeye teşebbüs" (TCK 312) suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Söz konusu ceza, 28 Eylül 2023’te Yargıtay tarafından onanarak kesinleşti. Kavala’nın Anayasa Mahkemesi (AYM) önündeki bireysel başvuruları ise halen sonuçlanmayı bekliyor.

İlk karardan müebbet cezasına

Kararların uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, son toplantılarında Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesinden "derin endişe" duyduğunu yineleyerek Türk makamlarına derhal serbest bırakma ve yerel yargılamanın yeniden açılmasını sağlama çağrısında bulundu.

Komite ayrıca taraf devletlere, konuyu Türkiye ile ikili temaslarında gündeme getirmeleri yönünde tavsiyede bulundu.

Türkiye ise Bakanlar Komitesi’ne sunduğu son savunmalarda, iç hukuk yollarının (AYM başvurularının) halen açık olduğunu, Avrupa Konseyi ile yapıcı diyaloğun sürdüğünü ve üst düzey teknik temasların gerçekleştirildiğini belirtti.

Savunmalarda ayrıca, iktidar tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan çözüm süreci kapsamında hazırlanan ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM kararlarına tam uyumun hukuk devleti açısından önemine dikkat çeken komisyon raporlarına da atıfta bulunuldu.

Öte yandan, Osman Kavala’nın savunma ekibi de Bakanlar Komitesi’ne sunduğu değerlendirmede, Kavala’nın hayatının 61 ila 69 yaşları arasındaki dönemini cezaevinde geçirdiğini vurgulayarak, bağlayıcı AİHM kararlarına uyulmamasının uluslararası hukuk sistemini aşındırdığına dikkat çekiyor.

Büyük Daire, başvuruyla ilgili duruşmayı 25 Mart 2026'da Strazburg'da yapmış ve tarafları dinlemişti.

Yarın açıklanacak nihai karar, Türkiye ile Avrupa Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi ilişkiler açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ