CHP Sözcü sü Müslim Sarı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel 'e “Belirlediğiniz 39 tane belediye başkanı AKP'ye geçti. Buna ne diyeceksiniz? Bununla ilgili bir öz eleştiri yapmayacak mısınız? 'Bunların hepsini tek tek ben belirledim' diyorsun. 39 tanesinin AKP'ye geçmesinden utanmıyor musunuz? Hiçbir öz eleştiri yapmayacak mısınız? Yok mu sayacaksınız bunu? Sadece bu 39 tane belediye başkanı na mı yükleyeceğiz bu suçu” dedi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin MYK toplantısı sonrası CHP Genel Merkez’de basın açıklaması düzenledi. MYK gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sarı, konuşmasına bugün Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı.
Sarı “fon krizine” ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bizim bugün üzerinde durduğumuz en önemli konu hiç kuşku yok ki Fon skandalı ydı. Bu konuyla ilgili oluşturduğumuz bir heyet var. Konunun uzmanlarından oluşan arkadaşlarımız bu arkadaşlarımız bugün MYK'mıza bir sunum yaptılar. Bildiğiniz üzere 131 fon, 7 tane portföy yönetim şirketi ve 455 bin vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren ancak dolaylı yollardan baktığımız zaman çok daha büyük bir vatandaş grubunu, yurttaş grubunu ilgilendiren bir skandalla karşı karşıyayız. Birçok kurum bu sürecin içindedir. Sermaye Piyasası Kurulu, varlık yönetim şirketleri, Merkez Bankası özellikle likidite boyutuyla, Saklama Bankası, Finansal İstikrar Kurumu, Takasbank, MKK, Borsa ve aracı kurumlar. Dolayısıyla birçok kurumun aslında içinde yer aldığı, birçok kurumun ihmaliyle şekillenmiş bir süreçle karşı karşıyayız. Mesela bir örnek vereyim size: Tera Portföy Birinci Serbest Fonu.
Şöyle bir şey olmuş: 12 kişi bir araya gelmiş, bir kapalı fon oluşturmuş. Bu kapalı fona aslında piyasa değerinden çok çok olması gerekeni yani gerçek değerini yansıtmayacak bir şekilde bazı şirketlere, bazı şirketlerin hisse senetlerine 'al gülüm ver gülüm' hikayesiyle aşırı derecede bir yüklenme olmuş. Ve yüzde 10 binlere varan, yüzde 5 binlere varan, yüzde 7 binlere varan gelir artışları yaşanmış bu hisse senetlerinde. Şimdi bunları yaptınız, kapalı bir fon kurdunuz. Ve bu kapalı fonla bu kadar yüksek meblağlara ulaşan gelir artışlarıyla karşı karşıya kaldınız. Ama bunları bir likiditeye çevirmek zorundasınız, yani realize etmek zorundasınız.
Bunları satamadığınız sürece, değerlenmiş hisse senetlerinizi satamadığınız sürece bir gelir elde etme ve bu geliri realize etme şansınız olmuyor. O zaman ne yapıyorsunuz? O zaman bunu halka açıyorsunuz, kapalı fonu açık fon haline getiriyorsunuz. Ama kapalı fonu açık fon haline getirebilmek için yetkili kurumlardan izin almanız lazım. Kimden mesela? SPK'dan almanız lazım ya da TEFAS sisteminden bu işlemlerin yapılabilmesi için gerekli yetkili mercilerden izin almanız gerekiyor. Peki bu izni almış mısınız? Hayır. Siz hiçbir yerden izin almadan, hiçbir yetkili merciden izin almadan 7 Temmuz 2025 tarihinden itibaren TEFAS'ta işlem gördürmeye başlamışsınız bu hisse senetlerini. Neden? Yüzde 10 bin değer artışı elde ettiniz ya. Bunları satmanız lazım.
Peki bunları kim alıyor? Halka açık hale getirdiğiniz için bu hisse senedinin çok değer kazandığını gören yatırımcılar... Ayşe teyze, Ahmet amca 'Aa burada çok ciddi değer artışları var, hadi biz bu değer artışlarına karşılık bu hisse senetlerini satın alalım' dedikleri anda siz bunları satmışsınız. Yani piyasa tabiriyle bunları boşaltmışsınız, elinizden çıkartmışsınız. En trend ayakkabılar, en iyi fiyatlarla şimdi galiba... İzin almadan yapmışsınız. Sermaye Piyasası Kurulu bunu görmemiş mi? Yoksa görmüş ama göz mü yummuş? Sonunda bu işler ayyuka çıkınca Sermaye Piyasası Kurulu lütfetmiş, tam 11 ay sonra, 17 Haziran 2026 tarihinde bu fona 4 milyon 435 bin lira ceza yazmış. Yani demiş ki: 'Siz yüzde 10 bin para kazanacaksınız, bunları başkalarına izinsiz biçimde satacaksınız, yani kote olmadan işlem yapacaksınız. Daha doğrusu izin almadan, yetkili makamlardan izin almadan elde ettiğiniz bu karı götüreceksiniz, realize edeceksiniz. 11 ay sonra çok büyük miktarlarda gelirler elde ettikten sonra Sermaye Piyasası Kurulu bunu fark edecek ve diyecek ki: Burada sana ben 4 milyon lira ceza veriyorum.' Duy da inanma!
“AÇIK BİR KURUMSAL ÇÜRÜMÜŞLÜKLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Açık bir kurumsal çürümüşlükle karşı karşıyayız. Bu bir skandal ve skandal olmaktan öteye bir yolsuzluk süreci. Ve inanılmaz boyutları olan, henüz tartışmadığımız, tartışacağımız, önümüzdeki günlerde çok farklı boyutlarıyla ortaya çıkan bir yolsuzluk süreci. Bakın bunun külfeti ne? Bunun külfeti bu fonların kapatıldığı günkü piyasa değeri olan 827 milyar lira değil. Bunun külfeti bundan çok daha fazla. Neden? Çünkü bunun ikincil etkileri var.
İkincil etkileri ne? Siz bu fonları kapatıyorsunuz ama bu fonların içinde olan hisse senetleri, bu fonların satın Alındı ğı hisse senetleri bizde yani halka açık şirketler arasında alım satım yapılmaya devam ediliyor. Dolayısıyla bu skandal patlak verdikten sonra ellerinde bu hisse senetleri olanlar bunları satmaya kalktıklarında alıcı bulamıyorlar. Dolayısıyla büyük zararlarla taban taban aşağıya inecek şekilde büyük zararlar ediyorlar. Bu zararlar bir müddet sonra bir likidite krizi yaratıyor. Ve bu likidite krizi iyi senetlere de bulaşıyor bulaşıcı etkisiyle. Çünkü insanlar kendi likiditelerini sağlayabilmek için ellerindeki başka senetleri çıkartmak zorunda kalıyor.
“50 MİLYAR Dolar CİVARINDA PARAMIZ BUHARLAŞTI”
İşte bu bulaşıcı etkiyle borsada çok ciddi değer kayıpları ortaya çıkıyor. İşte bu değer kayıpları çok yüksek miktarlara ulaşmıştır sevgili basın mensupları. Bakın bu işlemler ilk başladığında, patlak verdiğinde şirketlerin piyasa değeri, halka açık şirketlerin 760 milyar dolarken bugün itibarıyla 709 milyar dolar. Yani bu skandalın, bu yolsuzluğun yarattığı güven etkisiyle tam 50 milyar dolar civarında paramız, şirket değerimiz buharlaşmış oldu. Bunun milli gelire oranı yüzde 3. Çok yüksek bir rakam.”
“KONU ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE ÇOK DAHA DERİNLEŞECEK”
Sarı, sürecin çok boyutlu olduğuna dikkat çekerek, “Her geçen gün buna yeni boyutlar eklenmektedir. Kurumsal çürümüşlükten bunun külfetine kadar, makro dengeleri üzerindeki etkisinden siyasi etkilere kadar ki bu fonların bu noktaya gelmesine göz yuman kamu kurumlarının arkasında bir siyasi motivasyon var mıdır? Bir siyasi kayırmacılık var mıdır? Ben buradan Mehmet Şimşek'e sormak istiyorum: Bunun farkında olduğunuz halde ve bunu bildiğiniz halde neden bu konuya müdahale etmediniz? Ya da bu konuya müdahale etmek istediniz ama olmadı mı? Yapamadınız mı? Sizi ne ya da kimler engelledi? Bu konuya müdahale etmek istediğinizi ancak müdahale edemediğinizi Londra 'daki dostlarınızı arayıp ya da küresel yatırımcıları arayıp 'Ya biz buraya müdahale edemiyoruz, bari sizin üzerinizden siz müdahale edin de bu konu gündeme gelsin' dediğinize ilişkin bazı anekdotlar var. Bunlar doğru mu? Dolayısıyla konu önümüzdeki günler çok daha derinleşecektir. Derinleşerek gidecektir ve biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu çok yakından takip eden bir heyet ve bir komisyon oluşturmuş durumdayız” Diye konuştu.
Terörsüz türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Sarı, sözlerine şöyle devam etti:
“Dün ya da evvelsi gün New York'ta yapılan temaslar çerçevesinde Irak Başbakanı'yla bir mutabakat metni imzalandı. Özellikle bu Irak'taki terörsüz Türkiye sürecinin aslında bir çeşit uzantısı olarak o bölgenin de terörden arındırılması konusunda bu mutabakatı biz olumlu karşılıyoruz. Bunu önemsiyoruz. Suriye 'de olduğu gibi Irak'ta da bu Sincar bölgesinde, Sincar bölgesinin yabancı silahlı yapıların tasfiye edilmesi çerçevesinde Irak federal hükümetine bırakılması; yine burada Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait yerleşkelerin bu Anlaşma çerçevesinde bu silahsızlandırma ve terörün tasfiyesine paralel bir biçimde bu kampların yine Irak hükümetine bırakılmasını önemli bir adım olarak görüyoruz. Terörsüz Türkiye'nin sadece Türkiye sınırları içinde değil Suriye'de, Irak'ta ve bütün çevre ülkelerde olumlu Sonuç lar vermeye başladığını görüyoruz. Bu süreci önemsiyoruz.
“SÜREÇ HIZLANDIRILMALI”
Ama bu sürecin içerisinde de hızlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yine bu vesileyle söyleyelim: Bizler bu meselenin kesin bir biçimde çözüme kavuşabilmesi için sadece devletin bekası ve güvenlik ekseninde görülmesinden öte çok boyutlu bir biçimde kültürel boyutuyla, ekonomik boyutuyla, kalkınma boyutuyla ele alınması ve zenginleştirilmesi gerektiğine de inanıyoruz. Dolayısıyla kalıcılaştırılmalıdır.”
Parti içi meselelere ilişkin de açıklamalarda bulunan Sarı, adalar Belediyesi Başkanvekili seçimine ilişkin şunları kaydetti:
“Adalar'da daha önce seçmiş olduğumuz başkan vekilinin istifa etmesi üzerine bir başkan vekilliği seçimi yapıldı. Bu başkan vekilliği seçimi esasen pazartesi günü gerçekleştirilecekti. Ancak pazartesi günü gerçekleştirilecek olan seçimlerde özellikle bizim Tutuklu bulunan belediye meclis üyelerimizin oy kullanabilmeleri için ya da istifa etmiş olan belediye meclis üyelerimizin ya da yedeklerden birtakım belediye meclis üyelerimizin oy kullanabilmelerini sağlamak ve daha doğru ifadeyle Adalar halkının Siyasal iradesinin tam olarak seçime yansıyabilmesi açısından ilk pazartesi yapılacak olan oylamaya katılmadık ve bunu ertelettik çarşamba gününe. Adalar'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4 tane belediye meclis üyesi vardı. Bir tane belediye meclis üyesi bağımsızdı, o Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmişti. İki tane de AKP'nin belediye meclis üyesi vardı. Dolayısıyla 4-2-1 biçiminde bir matematik vardı.
Ancak biz bu süreç içinde bağımsız olan belediye meclis üyesini Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı olarak, başkan vekili adayı olarak seçtirmek suretiyle, onu önermek suretiyle ve onu da Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye yapmak suretiyle ve diğer üyelerimizin de onayını almak suretiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin belediye meclis üyesi sayısını 5'e çıkarttık. Bir şey daha oldu: Tutuklu bulunan bir belediye meclis üyemiz istifa ettirildi. Ve yedekte bulunan ama üçüncü sırada yedekte bulunan -çünkü ilk ikisi parti üyesi değildi- üçüncü sırada yedekte bulunan belediye meclis üyesini de parti üyesi yaparak sayımızı 6'ya çıkarttık. Çünkü zaten bizim burada 10 tane belediye meclis üyemiz var orijinalde seçilen. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi içinde 3 tane belediye meclis üyemizin, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi oldukları halde 3 tane belediye meclis üyemizin AKP'nin adayına oy vermesi sebebiyle bu seçimleri kaybetmiş olduk.
“BİZ BU 3 BELEDİYE MECLİS ÜYEMİZİ DİSİPLİNE SEVK ETTİK”
Biz bu 3 belediye meclis üyemizi de bugün itibarıyla disipline sevk etmiş bulunuyoruz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi olarak üçüncü turda biz seçime katılmama kararı aldık. Çünkü bu belediye meclis üyelerimizin AKP'yle beraber hareket edeceğini gördüğümüzden ki iki tanesi açık biçimde hareket edeceğini söylemişti. Ve biz seçime katılmama kararı aldık. Ama bu arkadaşlarımız bizim seçime katılmama Kararı mıza rağmen seçime katıldılar ve AKP'ye oy verdiler. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızı biz disipline sevk etmiş bulunuyoruz.”
Süreci YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün'le birlikte yürüttüklerini belirten Sarı, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu iş birliği, bu birlikte hareket etme bilinci bizim açımızdan son derece önemlidir. Neden son derece önemlidir? Çünkü önümüzde yeni riskler olabilir. Bu risklerden en büyüğünün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin, Büyükşehir'de bir Seçim olacağını hepimiz biliyoruz, konuşuyoruz. Dolayısıyla bu birlikte hareket etme iradesini, AKP'ye karşı birlikte duruş sergileme iradesini biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok önemsiyoruz. Ancak aynı özeni, aynı dikkati ve aynı yaklaşımı maalesef uzunca bir süredir Cumhuriyet Halk Partisi içinde Siyaset yapmış olan ancak şimdi başka bir siyasal yolculuğa çıkmış olan arkadaşlarımız açısından gördüğümüzü söyleyemem.
YENİ Parti’nin Genel Başkanı Özgür Özel diyor ki: 'Ne iş birliği kardeşim? Butlan sözcüsünün söylediği sözün gerçekle temas eden bir tarafı yok. Bizim butlanla seçilmemişle, atanmışla, saray aparatıyla yapılacak bir iş birliğimiz yok. Böyle bir iş birliğimiz de olmadı.' Şimdi Sayın Genel Başkan'ın kamuoyunun karşısına çıkıp gerçekleri çarpıtıp yalan söylediğine inanmak istemiyorum. Ama ortadaki gerçeklerin de böyle olmadığını sizlerle paylaşmak istiyorum.”
Belediye meclis üyesi üye kayıt formunu gösteren Sarı, “Bunu kim istedi? Kimle konuştuk bunu? Yaşar Tüzün'le. Ve biz bu arkadaşımızı üye yaptık. Bu arkadaşımız şu anda Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi oldu. Yani biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin Büyükşehir Meclis üyeliğine bir tane üye kazandırmış olduk. Ama kendilerinin seçtiği Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi iki gün önce Kartal'dan istifa etti. İsmini biliyorsunuz. Dolayısıyla bu birlikte aldığımız, birlikte yönettiğimiz bir karardır” dedi.
“ÖZGÜR ÖZEL YA YALAN SÖYLÜYOR YA DA GENEL BAŞKAN YARDIMCISININ NE YAPTIĞINDAN HABERİ YOK”
Adalar İlçe Seçim Kurulu'na yazdıkları yazıyı da gösteren Sarı, “Bakınız bir başka belge. Bütün bunların bu arada kayıtları vardır. Biraz önce size dedim ki üçüncü sıradaki adayımız, yedek üçüncü sıradaki adayımız gelip oy kullansın diye -ki bunların hepsi Cumhuriyet Halk Partisi üyesi- gelip oy kullansın diye biz bu adayımızın oy kullanabilmesini sağlayabilmek için Adalar İlçe Seçim Kurulu'na yazı yazdık. Bunu kimle organize ettik biz? Yaşar Tüzün'le. Dedik ki birinci ve ikinci sıradaki adayımız parti üyesi değil. Üçüncü sıradaki adayımız nasıl oy kullanacak? Seçim Kurulu bizden yazı istiyor, Adalar Seçim Kurulu. Diyor ki üçüncü sıradaki adayın parti üyesi olduğunu, birinci ve ikinci sıradaki yedek üyenin de parti üyesi olmadığını bize yazılı getirin. Bakın biz partinin bütün yapılarını, organizasyonlarını seferber ederek bu yazıyı götürdük, seçim kuruluna verdik. Şimdi kusura bakmasın. Seçim tarihinin pazartesi değil de çarşamba günü yapılmasına biz birlikte karar verdik. Kamuoyunun önünde neyi saklıyoruz arkadaşlar? Bu ne kibir? Bu neyin kibri? Sayın Özgür Özel ya yalan söylüyor -ki ben yalan söylediğine inanmak istemiyorum- ya da kendi genel başkan yardımcısının ne yaptığından haberi yok. O zaman da ortada büyük bir zafiyet var demektir. Dolayısıyla kimse kamuoyunu yanıltmasın, kimse kamuoyunu kandırmasın” ifadelerine yer verdi.
Birlikte hareket etme duygusunun önemli olsuğuna vurgu yapan Sarı, “Buna ihtiyaç duyacağız. Önümüzdeki günlerde bu bizim için çok daha büyük bir ihtiyaca dönüşebilir. Kimse bu zemine zarar vermesin. Kimse bu yaklaşımın önemsiz olduğunu düşünmesin. Buna her zamankinden fazla ihtiyaç duyacağız önümüzdeki günlerde” dedi.
CHP’li 39 belediyenin AK Parti’ye geçtiğini hatırlatan Sarı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in sözleri hakkında, “Özgür Özel açıklamasında bir şey daha söylüyor. Bu da aslında çok açık bir itiraf. Diyor ki: 'Düşünsenize, o belediye başkanlarının tamamı bizim yönetimimiz sırasında belirlenmiş.' Yani diyor ki bize: 'Bunlar CHP üyesi ama bunları ben belirledim' diyor. 'Bunlar kerhen orada duruyor. Aslında bunlar CHP'li değil. Bunların ruhu, bedeni bizimle beraber' demek istiyor. Ama o zaman ben buradan soruyorum: Yahu bu belirlediğiniz 39 tane belediye başkanı AKP'ye geçti. Buna ne diyeceksiniz? Bununla ilgili bir öz eleştiri yapmayacak mısınız? 'Bunların hepsini tek tek ben belirledim' diyorsun. 39 tanesinin AKP'ye geçmesinden utanmıyor musunuz? Hiçbir öz eleştiri yapmayacak mısınız? Yok mu sayacaksınız bunu? Sadece bu 39 tane belediye başkanına mı yükleyeceğiz bu suçu? Bunların tehdit edildiğini mi söyleyeceğiz sadece? Böyle mi kabul edeceğiz? Bunun siyaseten bir karşılığı yok mu? Siyaseten bir bedeli yok mu? Bu ne kibir? Bu ne pişkinlik? Dolayısıyla arkadaşlar, herkes kendi üzerine düşeni yapmalı. Zor bir dönemden geçiyoruz. Herkes objektif biçimde kendi üzerine düşeni almalı. Kendi üzerine ne düşüyorsa bunu yerine getirmeli.” dedi.
Sarı, CHP'nin 25-27 Eylül’de Abant’ta yapacağı Milletvekili kampına ilişkin de şunları söyledi:
“MYK üyelerimiz ve parti meclis üyelerimiz de buraya davetliler ve Abant'ta yapacağımız bu çalışmada hem parlamento gündemine ilişkin hem parti gündemine ilişkin yol haritalarımız değerlendirilecek. Çeşitli konularda çeşitli sunumlar yapılacak. Yine yerel yönetimlerle ilgili, örgütlerimizle ilgili bir ahlak yasası... Bununla ilgili, bu ayrıntıların şimdi hepsini paylaşmak istemiyorum ama 7-8 tane sunumumuz var. Bu sunumlarla beraber milletvekili arkadaşlarımızın değerlendirmeleri olacak. Parti siyasetine ilişkin, onlara ilişkin de genel değerlendirmeler yaptık. Programımızı gözden geçirdik.”
"KİMSE CHP'NİN KURUMSAL KİMLİĞİNDEN BÜYÜK DEĞİLDİR"
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sarı, belediye başkanlarının CHP’den istifasının yalnızca "iktidarın yarattığı korku" ile açıklanıp açıklanmayacağının sorulması üzerine, "Elbette iktidarın yarattığı korku ile açıklanamaz tek başına. Bizden ayrılıp giden belediye başkanlarının başka siyasal yolculuklara çıkıyor olmasını tek başına bu belediye başkanlarının siyasal aidiyetlerinin zayıflığıyla anlatamayız. ‘Bu belediye başkanlarımız aslında CHP'li değildi. İşte aslında başka başka bir gelenekten geldi de parti aidiyeti zayıftı şimdi gidiyor.’ Doğru olabilir kısmen. Ya da ‘bu belediye başkanlarımız işte birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Haklarında Soruşturma vardır.’ Kısmen doğru olabilir. Ya da 'bu belediye başkanlarımız tehdit edilmektedir.' Ama bunlar meselelerin tamamını anlatmaya yetmiyor. Bunun bir siyasal bedeli olmalı. Biz onu anlatmaya çalışıyoruz. Bir öz eleştiri yapmalıyız. Bu belediye başkanlarımızı kim seçti arkadaşlar? Bunlara kim referans oldu? Hangi yöntemlerle seçildi? Özgür Özel söylüyor 'bunların hepsini tek tek biz seçtik' diye. O zaman bunun sorumluluğunu da alın. Bunları ben seçtim diyorsanız o zaman bunun sorumluluğu sizde. Çıkın alın. Bir öz eleştiri yapın. 'Evet ya biz yanlış adaylar belirlemişiz' deyin. Ben bunun siyasal sorumluluğunu alıyorum deyin. Dolayısıyla bir öz eleştiriye ihtiyaç olduğunu söylüyoruz zaten. Onun dışında hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi'nden büyük değildir. Evet yani hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi'nden büyük değildir. Hepimiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği içinde onun sayesinde onun ışığında ve onun yapısı içinde siyaset yapıyoruz. Kimse bundan büyük değil" yanıtını verdi.
"İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI KONUSU GÜNDEME GELMEDİ"
Sarı, İstanbul İl Başkanlığı'na yapılacak atamanın toplantıda gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi:
"Bugün MYK'da bu konu gündeme gelmedi. Zaten böyle bir değerlendirme yapmak için MYK'nın gündemine getirmeye de gerek yok. Çünkü Sayın Genel Başkan'a biz daha önce yetki vermiştik. Dolayısıyla MYK'da konuyu gündeme getirmek isterse getirirdi. Getirmedi. Ve MYK'da bu konu gündeme gelmemiş oldu. Ama Sayın Genel Başkan da yetki var. Her an bu yetkisini kullanabilir."