Dış politikadaki onca kritik başlık, küresel krizler ve stratejik dengeler dururken, elçinin giydiği ceketin arkasındaki yırtmaca takı lıp kalmak doğrusu takdire şayan bir "vizyon" örneği!
Oysa Diplomasi ; devletlerin ciddiyetini, gücünü ve inceliğini simgeler üzerinden konuşturduğu asırlık bir sahnedir. Bir büyükelçinin kabul töreninde ev sahibi ülkenin protokole dair kurallarına uyması, o devlete ve devlet başkanına gösterilen saygının, aynı zamanda temsil ettiği kendi devletinin kurumsal olgunluğunun en somut göstergesidir.
Dünyadan renkli protokol örnekleri
Uzun yıllar Dış Politika koridorlarında habercilik yaptım. Diplomasi incelik gerektirir. Aksi durum kabalıktır. Bulunduğunuz ülke geleneklerine uymak ‘saygı gereği’dir. Hariciye dünyasında yerel geleneklerle küresel kuralların kesişimi sanıldığı gibi tek tipli bir "Batılılaşma" hikayesi değildir.
Londra’daki Buckingham Sarayı’na Güven Mektubu sunmaya giden yabancı büyükelçiler, 19. yüzyıldan kalma İngiliz kraliyet geleneğine uygun olarak kraliyet atlı arabalarıyla saraya götürülür. Suudi Arabistan'a atanan diplomatlar resmi törenlerde "bişt" adı verilen geleneksel pelerini giyerken, Japonya İmparatoru’nun huzuruna çıkan temsilciler asırlık krizantem protokolünün gerektirdiği çok katı kıyafet kodlarına harfiyen uyarlar.

İngiltere
Japonya
Afrika ve Pasifik ülkelerinde görev yapan diplomatlar, ev sahibi ülkenin kültürüne hürmeten milli dokumalardan yapılan resmi giysilerle kabul törenlerine katılırlar. Kimse de o diplomatların kendi ülkelerine dönüp "Benliklerini kaybettiler!" Diye ağıt yakmaz.
Bir elçinin gittiği ülkenin köklü protokolüne saygı göstermesi, özünü kaybetmek değil; diplomasinin evrensel ilkesi olan "karşılıklılık ve nezaket" kuralının ta kendisidir.
Meclis hafızasından frak notları
"Batı icadı" diyerek fraka dudak büküp aforoz etmeye kalkanların, kendi yakın tarihimize ve devlet hafızamıza biraz göz atması yeterli. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi, devlet temsilini her zaman en yüksek zarafetle yürütmüştür. Çok değil, yakın döneme kadar Tbmm Başkanı ve Meclis Başkanvekilleri, Genel kurul oturumlarını açarken Meclis kürsüsüne frak giyerek çıkardı.
Cumhuriyet tarihimizin en önemli devlet balolarında, resmi kabul ve resepsiyonlarında frak ve smokin, devlet adamlarımızın şıklık ve protokol standartlarının doğal bir parçasıydı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten İsmet İnönü’ye, Celal Bayar’dan Turgut Özal’a kadar devletin zirvesindeki isimlerin resmi fotoğraflarında bu şıklığı ve devlet adamı ciddiyetini görmek mümkündür. Bizim hariciye geleneğimiz, Doğunun irfanı ile uluslararası protokolün zarafetini harmanlayan derin bir birikime sahiptir.
Atatürk TBMM kürsüsünde
Gardıroptan kriz çıkarma sanatı
İsveç Kralı'nın huzurunda giyilen bir frak üzerinden yerlilik ve millilik testi yapmaya kalkışmak, diplomasinin ruhunu teğet geçmektir. Eğer ölçü buysa, diplomatik misyonlarımızda ikram edilen Türk kahvesinin fincan tipine mi, yoksa diplomatlarımızın kumaşına mı bakacağız? Hariciye dediğimiz kurum bir terzi dükkânı değil; asırlık devlet tecrübesinin ve protokol birikiminin vitrinidir.
Türk diplomatları gittikleri her coğrafyada ay-yıldızlı bayrağı en yüksek temsil gücüyle ve ev sahibi ülkenin devlet nezaketine uygun biçimde gururla Taşı rlar.
Gardırop üzerinden cahilce zorlama ve ucuz polemikler üretmek yerine, devlet geleneklerinin zarafetini ve uluslararası protokolün gerekliliklerini kavramak en doğrusu…
