YENİ Parti Milletvekili Çalışma Toplantısı... Özgür Özel: “Asrın soygununu yapanları teker teker atayandan cumhurbaşkanı olmaz”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin milletvekili çalışma toplantısında, fon krizi soruşturmasında adı geçen isimleri ve görevlerini sıralayarak...

YENİ Parti Milletvekili Çalışma Toplantısı... Özgür Özel: “Asrın soygununu yapanları teker teker atayandan cumhurbaşkanı olmaz”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel , partisinin Milletvekili çalışma toplantısında, Fon Krizi soruşturmasında adı geçen isimleri ve görevlerini sıralayarak “Hepsi erdoğan 'ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var: Recep Tayyip Erdoğan . Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan, cumhurbaşkanı olmaz. Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi, asrın soygununu yapanları teker teker atayandan cumhurbaşkanı olmaz” dedi.

YENİ Parti’nin 91 milletvekili, Tbmm 28’inci Dönem Beşinci Yasama Yılı’na hazırlık için bugün bir araya geldi. YENİ Parti Genel Merkezi’ndeki toplantı Genel başkan Özgür Özel başkanlığında, saat 10.00’da başladı. Toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

YENİ Parti Lideri Özel, şunları kaydetti:

“Ne yazık ki yeni yasama yılına, tarihimizdeki en büyük finansal krizlerinden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece finansal kriz demenin yeterli olmadığı bir devlet kriziyle karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisinin açtığı Yolda iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı. 800 Milyar liralık vurgun çarkı, üç-beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi. Fon krizi patlak verdiğinde bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama pustular, sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz AK Partili eski bakan ve mevcut genel başkan yardımcısının adeta deveyi havuduyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar. Fatma Hanım eşiyle birlikte 163 milyon lira yatırmış. Fonlar batmadan hemen önce, 2 milyar 200 milyon lirayı kapıp Kaç mış. Gittiğim her şehirde o şehirdeki emsal daire fiyatıyla ifade ediyorum. Hemen buralarda Fatma Hanım'ın fona yatırdığı parayla 27 daire alabiliyorsunuz. Fatma Hanım'ın beş ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz. Eşiyle birlikte kendisinin yatırdığı para 27 daire alırken beş ay sonra çektiği para 367 daire alabiliyor.

“FATMA BETÜL SAYAN KAYA, BUZDAĞININ GÖRÜNEN YÜZÜDÜR”

Bu isim buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabinenin diğer üyeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için Fatma Hanım doğrudan kendi ve eşinin ismiyle işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır. İşlemlerini çantacılara yaptıran maharetli isimlerden değildir. İşlemlerini Lüksemburg'daki offshore hesapları üzerinden vekaletle yaptıran bakanlardan değildir. İşlemlerini Hollanda'dan, Akdeniz'deki çeşitli ada ülkelerindeki farklı bankacılık uygulamalarına tabi bankalardan yapanlardan değildir. Bu yüzden doğrudan ismi listede görünen birisidir.

“FON SKNDALINDAN ÇIKAN GERÇEK, AK PARTİ’NİN SAADET ZİNCİRİ OLDUĞUDUR”

Burada piyasa gerçeklerine aykırı biçimde koyduğu paraya yüzde bin değer katıp kaçanlar, bir saadet zinciri oluşturmuşlardır. Fon skandalı ndan çıkan gerçek, Ak parti 'nin saadet zinciri olduğudur. Kapıp kaçtıkları paralar havadan gelmemiştir. O paralar 455 bin mağdurun parasıdır. Para neredeyse hesap da oradadır. Biz AK Parti'nin gizlemeye çalıştığı gerçeği ortaya çıkarınca birden bire ahlak timsali kesilmeye kalktılar. İnanın bana, yüzsüzlüğün böylesini milletimiz görmedi. Milletimiz bu arsızlığa karşı ar edip parmağını ısırıyor. Sayın Erdoğan kameranın karşına geçmiş diyor ki kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş. Nefsine uymuş da ne yapmış? Fazla değil, sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış. Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek; 2 milyar 200 milyonu götüren nefsine uymuş olacak. İşte AK Parti'nin kara düzeninin kendine adaleti budur.

“NASIL HABERİNİZ YOK? SİZ BOSTAN KORKULUĞU MUSUNUZ”

Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve ‘Haberim yokmuş gibi çekin bakalım’ diyor. Yahu yanınızdakiler milleti soymuş, nasıl haberiniz yok? Borsa çökmüş, fonlar patlamış; nasıl haberiniz yok? Toplam 4 buçuk trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz ne iş yapıyorsunuz? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz. Haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz. İşinize gelince, ‘Bizden habersiz kuş uçmaz’ diyeceksiniz. İşinize gelmeyince ‘Vallahi haberim yok, Fatma Hanım nefsine uymuş’ diyeceksiniz. Bunun kabul edilebilir tarafı yoktur. Kamuoyunun önünde şunu ifade etmek isterim: Fatma Betül Sayan Kaya elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki, bunu anlatmaya gerek yok ki bu mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Bu fonu, Tera'yı, diğerlerini AK Parti'nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, bakan isimlerinden bilirler. ‘Onun parası oradaymış’ Diye birbirlerini yüreklendirdiler. Kimin ne para götürdüğü, MASAK’ın çeşitli takipleriyle, bu dönem Maliye Bakanı'nın üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde bakalım bu sınavdan Maliye Bakanı geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır? Ama göreceğimiz şudur: Yurt dışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar, soğuk cüzdan lafını türkiye ilk kimden duyduysa oraya bir baksın. Yurt dışında offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur.

“TEKER TEKER ORTAYA ÇIKARACAĞIZ”

Fatma Betül Sayan Kaya'ya bakarak ve cambaza bakarken ‘Acaba ipin üstünde başka cambaz var mı’ diyerek sanki işin içinde ‘tek sorumlu Fatma Betül Sayan Kaya'ymış o da nefsine uymuş’ oyununa karşı, milletimizi şu isimlere kulak kesilmeye davet ediyorum: Bakın paraları kim çoğalttı? Onların yakalanıp ilan edilmesi devletin sorumluluğu. Bu konuda üzerimize düşen muhalefet olarak en ciddi takibi yapacağız. Çalışma grupları koyduk. Yurt içinde yurt dışında çalışacağız. Meclis’te komisyon kurulursa orada mücadele edeceğiz. Tüm imkanları zorlayacağız. Ve bir şekilde bu milletin parasını çalanları ya ortaya çıkaracağız ya milletimizin seçimden sonra Verdiği yetkiyle teker teker ortaya çıkaracağız. Ancak Fatma Betül Sayan Kaya var. Orada da nefsine uymuş. Tayyip Bey de üzgün. Öyle bir şey yok. 455 bin kişi, aileleriyle birlikte 2 milyon kişi ve dolaylı etkilenen neredeyse 5 milyon kişi. Size bu fon gerçeğini şöyle açıklamak isterim: Paranızı çoğaltıp da çalanlar değil de ona zemin hazırlayanlara bir bakın ki her birinin orada fonda hesapları da var.

“BURNUNUN UCUNU GÖREMEYENDEN CUMHURBAŞKANI OLMAZ”

Emre Alkin. Tera’nın Tutuklu yönetim kurulu üyesi. Kim bu? Bizzat Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Kurulu Üyesi, atamasının altında Erdoğan'ın imzası. Kerem Alkin, Tera bağımsız yönetim kurulu üyesi. Türkiye'nin OECD 'nin daimi büyükelçiliğine Erdoğan tarafından atanmıştı. Varlık Fonu ve Halkbank'ın yönetimindedir. Emre Tezmen, Tera Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı. Fatma Hanım ve ailesinin yakın arkadaşı. Erkan Kilimci, Tera’nın başkan vekili ve genel müdürü. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, atamasını Erdoğan yaptı, 200 liranın üzerinde imzası var. Fecir Alptekin, Tera’nın yönetim kurulu üyesi, Cumhurbaşkanı danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları üyesi. Abdülkadir Özkan, yönetim kurulu üyesi, Başbakanlık Başdanışmanı, Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı'nda basın müşaviri. Erdin Özel, Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı, AK Parti ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı. Önce inkar ettiler, Anadolu Ajansı kayıtlarını silmeyi unuttular ve AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı olarak basın açıklamaları ortada. Serdar Turan, Pusula'nın tutuklu yönetim kurulu başkanı, eski AK Parti Gençlik Kolları Başkanı. Muhammet Yarız, Pusula Portföy’de yönetici ve tutuklu, eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi. Özdemir Ataseven, Özata Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı, AK Parti Tuzla ilçe başkan yardımcısı. İskender Balcı, fonda yönetici, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı. Hepsi Erdoğan'ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var: Recep Tayyip Erdoğan. Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan, cumhurbaşkanı olmaz. Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi, asrın soygununu yapanları teker teker atayandan cumhurbaşkanı olmaz.

“ASRIN SOYGUNUNUN EKONOMİYE ETKİSİ Deprem ETKİSİDİR”

‘Bu işlerden haberim yok’ diyen Erdoğan, bir de sözüm ona millete güven vermeye çalışıyor. Şöyle söylüyor: ‘Finansal sistemimizde bir risk mevzubahis değildir. Şimdi herkesin iyi dinlemesini istiyorum. Borsadaki kayıp şu an 3 buçuk trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fondan kalan para 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti 90 milyar Dolar .’ Üç Yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık. Erdoğan bunun adına, ‘asrın felaketi’ dedi. Ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar. Asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın soygununun ekonomiye etkisi deprem etkisidir. Kimse kimseyi kandırmayacak. Kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir. Düpediz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur. Maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş, gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir.

“ÜÇÜNCÜ KİŞİLERLE İŞLEM YAPTIRIYORLAR”

Fatma Betül Sayan Kaya'dan çok daha maharetli olan AK Partili fonzilerin bir yöntemini açıklayalım. Bunlar fonlarda, hisselerde yakalanmamak için kendileri işlem yapmıyorlar. Üçüncü kişilere işlem yaptırıyorlar. 17 Mart 2026 tarihinde, önceki partimizin Genel Başkanı olarak bir basın toplantısı yapmıştım. Erdoğan’ın ‘turpun büyüğü’ ifadelerine karşı, ‘turpun küçüğü’ hatırlatmasıyla bir basın toplantısı. Orada memur maaşıyla edinilmesi akıl almaz bir serveti tapularıyla, belgeleriyle açıklamıştım. adalet bakanlığı ’na atanan, geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan kişinin 16 tapusunu ID numaralarıyla vermiştim. Ertesi gün dördü üzerinde aktifi gösterdi, iki ay içinde satılmış 12 tapuyu gizledi. ID numaralarını ilan ettim, ‘Bizi yalanlayın’ dedim. Örneğin Şehircilik Bakanlığı’nın önündeki bilgisayara o ID numaralarını girince o evin şu an ve bir önceki sahibi belli, ne zaman satıldığı belli. Tek bir açıklama yok Murat Kurum’dan. Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelere, ‘Vergi kaçakçılığı’ olmasın diye yollanan yazılarda, Murat Kurum bu 16 tapunun Adalet bakanı ’na ait olduğunu yazmış zaten. Belediyelerin her birinin kayıtlarında var. Erdoğan, Adalet Bakanı’na ‘Sen bu konuda konuşma, sus’ dedi. Bana dava açtılar. Davanın birincisi görüldü. Dava açarken ne diyordu Adalet Bakanı? ‘Nasılsa mahkeme tapuları ister.’ Avukatımız mahkemenin tapularını istemesini istedi. Kendisinin avukatı ayağa zıpladı: ‘Karşıyız. Bu bir tazminat davasıdır, delile gerek yoktur. Müvekkilim söylenen bu sözlerle itibar kaybetmiştir. Tazminat verin.’ Neredeyse tazminata hükmedecekti. Avukatlarımızın itirazı, isyanıyla bir mahkeme ertelendi. Burada herkesin önünde söylüyorum: O 16 tapuyu mahkemeye istiyor avukatlarım. Bakanlığa yazı yazılmasını istiyor avukatlarım. İlgili kurumlara yazı yazılmasını istiyor avukatlarım. Adalet Bakanı’nın avukatları ‘Tapuları istemeyin’ diyor. Bu durumla karşı karşıyayız.

“MASANIN TOZUNU SİLMEDEN BASIN TOPLANTISINI SİLENLERİN KİMDEN TALİMATLI OLDUĞU GÖRÜNMEKTEDİR”

O gün, o toplantıda açıkladığım üç isim hiçbir açıklama yapmadılar. O tapular üzerinde işlem yapanlar, paraya döndüğünde o tapuları, o paraları alanlar, götürenler yapılmadı. Ama o günden bugüne bir şey yapıldı. O da nedir biliyor musunuz? Turpun küçüğü basın toplantısı, partimize polis girdikten ve butlan yönetimi yerine oturduktan birkaç gün sonra, partinin arşiv hesaplarından çıkarıldı ve silindi. Elbette her yerde var ancak butlan yönetimi geçmişte yaptığım, parti Sözcü lerimizin geçmişte yaptığı bütün basın toplantıları dururken sadece turpun küçüğü Basın toplantısı nı parti kayıtlarından çıkartmıştır. Bu da bugünkü Adalet Bakanı ile butlancıların arasındaki ilişkiyi ve ilk iş olarak masanın tozunu silmeden basın toplantısını silenlerin nereden talimatlı, kimle ilişkili olduğunu göstermektedir.

“MEHMET ŞİMŞEK’İ ASLA RAHAT BIRAKMAYACAĞIZ”

Fondaki 200 milyon dolarlık işlemler birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aittir ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri yarınlarının izlenmesi, yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine, yurt dışındaki ülkelerle iş birliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçirilmesi gereklidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir. Ayrıca sıralı tam liste elinde olan Erdoğan’a söylüyoruz: Fatma Hanım’ı sakladınız, ortaya çıkınca, ‘Biz yanlışın arkasında durmayız’ diyorsunuz. Parti Sözcümüz Sayın Zeynel Emre, bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışınız arkasında durdunuz, bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmışsınız, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın.

“TARİHİN AZABINDAN KURTULSALAR, ALLAH’IN GAZABINDAN KURTULAMAYACAKLAR”

Türkiye’de ikili bir Hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyon 200 milyon lirayı gören AK Parti’yi ‘nefsine uydu’ deyip işin içinden ayıklayanlar, diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2 bin lira para gönderdi diye, birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var. ‘İBB soruşturmasında parkenin altından 2 milyon Euro çıktı’ diyeceksin, ‘Valizlerle para Taşı ndı’ diyeceksin, ‘Kasalardan para çıktı’ diyeceksin; sonra kasadan mühür çıktığı, parke videosunun yalan olduğu, valizlerde jammer olduğu ortaya çıkacak, ‘Bizi de yanılttılar, biz Gazeteci olarak duyduğumuzu yazdık’ diyeceksin ve bu haberleri servis eden şimdiki Adalet Bakanlığı basın ilişkileri, o günkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın ilişkileri de bunları o günlerde alttan alta, gizli gizli yayacak, sonra iddianameye yazamayacak. Sayın Erdoğan, kantarın topuzu kaçmıştır. Bir de çıkıp orada, burada laf ola beri gele konuşuyorsunuz. Hoşuma gitti, dediniz ki ‘Tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.’ Bu sözü söylediğiniz Gazze’de zulüm yapanlar için bütün vicdanımla paylaşıyorum. Ama şunu da tekrar ediyorum: Bu milletten oyu alıp bu gariban milletin üç kuruşluk paralarını alanlar, soyanlar, yurtdışına kaçıranlar, günahsız insanlara sırf onlar partileri karşısında tehdittir diye iftira atanlar, tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

“BİZLERLE BAŞ EDEMEYENLERİN EŞLERE, ÇOCUKLARA SALDIRDIKLARI BİR KORKAKLIĞIN İÇİNDEYİZ”

Bu kadar skandal, durduk yere ortaya dökülmüyor. Milletin bunlardan haberdar olması için birileri çalışıyor, gayret ediyor. Ama bu işin üstüne gidenler saldırı ya uğruyor. Sayın Ahmet Şık ve Sayın Sera Kadıgil tespitlerini kamuoyuyla paylaştılar ve milletvekili olarak bu bakana bu konuyla ilgili çeşitli sorular sordular. Onlara yanıt vermek yerine, Adalet Bakanlığı’nın güdümündeki troll hesaplar ve butlancılar, ahlaksızca bu iki isme hem de kendilerinin özel yaşamlarına yönelik ipe sapa gelmez saldırılar yaptılar. Maksat, ‘Konuşmasınlar, hesap sormasınlar.’ Dikkat edin, Adalet Bakanlığı eleştiriliyor, Adalet Bakanlığı’nın geçmişte Uyuşturucu soruşturmasında adı olan, sonra dosyadan adı çıkarılan, sonra yakında tutulan, Ankara’ya bakanlığa getirilen ve gayri resmi yoldan basın bültenleri, ‘Alın böyle yazın haberi’ diye servislerle bu tip iftiralar atılıyor. Dün, Zonguldak Milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz, en başından beri yolsuzlukların üzerine giden milletvekilimiz. O kadar korkak ve kirliler ki onunla baş edemeyeceğini gördükleri için hiçbir şeyle ilgisi olmayan değerli Eşi , kardeşimize yağmadan Soruşturma başlatmışlar. Akıl almaz. Yağma soruşturması. Nedir bu diyorsunuz? Saatler sonra ortaya çıktı ki yıllar önce çalışmış bir danışmanın bir şikayet dilekçesini Deniz Yavuzyılmaz’a bir şey diyemeyecekleri için eşi üzerinden yorumlayarak eşini mahkemeye çağırma, tutuklama tehdidiyle karşılaşıyor. Öyle bir noktadayız ki bizlerle baş edemeyenlerin eşlere, çocuklara, anneye, babaya, kardeşe saldırdıkları bir korkaklığın içindeyiz.

“CİRMİNİZ KADAR YER YAKARSINIZ”

Birkaç aydır haysiyet cellatlıkları durmuştu. Neden? Bu tip konular yoktu. Dün Adalet Bakanlığı, fon meselesinin üstüne giden kim varsa onun Hakkında ... Bir uyuşturucu dosyası, 23 sayfa ifade vermiş. İçinde Özgür Özel’in ‘Ö’sü yok. Bu kadar basın metni yapmış. ‘Uyuşturucu dosyasında Özgür Özel’in adı geçiyor, kişinin telefonundan Özgür Özel ile fotoğrafları çıktı’ diye. Aileyle uğraşan, eşle, kardeşle, dostla, çolukla çocukla uğraşan, korkaklara söylüyorum: Cirminiz kadar yer yakarsınız. Sizden korkan sizden beter olsun.

“SUÇÜSTÜ YAKALANDINIZ”

Bu kara düzende yaşadıklarımız ilk değil, son da olmayacak. 17-25 Aralık’ta yolsuzluğa batan bakanlar kurtarılacak, kendi bakanlığına dezenfektan satanlar korunacak, 16 tapusu, akıl almaz serveti ortaya çıkan başsavcı bakanlığa terfi edecek; şimdi de milleti dolandıranlara sessiz kalınacak. 2,2 milyar lirayı çaldığını kabul edip Hazine’ye iade ediyor. İşte ispat, işte kanıt, işte belge. Beyefendi Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmiş. O kurulun başkanı Borsa İstanbul’un Başkanvekili. O mu adaleti sağlayacak? Meclis’te sözde komisyon kurulacak. Fatma Hanım’ın saz arkadaşları komisyonda çoğunluk olacak, kurda kuzuyu emanet edip oradan adalet çıkaracaksınız. Milletin bunlara karnı tok. İki kelimeyle millet işi özetliyor: Suçüstü yakalandınız.

“BU KARA DÜZENDE KİMSE GÜVENDE DEĞİLDİR”

AK Parti’nin 2018’deki sistem değişikliğiyle kurduğu kara düzeninde kimse güvende değildir. Değerli vatandaşlarımız; okullarda evlatlarınız, madenlerde, fabrikalarda, otellerde canınız, bankada paranız güvende değildir. Çorlu Tren Katliamı bu kara düzenin işidir. İliç’te işçilerin toprağın altında kalması bu kara düzende olmuştur. Yenidoğan Çetesi bu kara düzende evlatlarımızın, sabilerin canına kastetmiştir. Okullardaki cinayetler bu kara düzendedir. Kartalkaya’daki canlar bu kara düzende yanmıştır. 6 Şubat‘ta imar aflarıyla yasal hale getirilen denetimsiz binalarla insanlarımız bu kara düzende enkaz altında kalmış, can vermiştir. Dilovası’nda kaçak fabrikadaki işçiler bu kara düzende ölmüşlerdir. Milletin seçtikleri bu kara düzende hapistedir. Kayyumlar, yasaklar, baskılar bu kara düzenin esasıdır. Tweet atanlar, Gazeteciler , akademisyenler, sivil toplum Temsilcileri , avukatlar bu kara düzende tutuklanmakta, Sosyal Medya hesapları kapanmaktadır. Bu kara düzende bir emekli yoksulluktan canına kıymış, bu kara düzende son bir haftada beş polisimiz canına kıymıştır. Şimdi fon vurgunuyla 2 milyon insanın birikimleri çalınmıştır.

“SIRANIN SANA GELMESİNİ BEKLEME”

Milletimize sesleniyoruz: Senin yakının tren katliamında can vermemiş olabilir. Senin evladın, torunun Yenidoğan Çetesi’nin eline düşmemiş olabilir. Senin bir sevdiğin o otelde ya da o fabrikada yanarak can vermemiş olabilir. Ya da son vurgunda senin paran çalınmamış olabilir. Ama bu yaşananların her birinde bizden birilerinin, senin bir bildiğinin, bir komşunun, bir yakının ya da tanımadığınsa bu vatanın bir evladının, bir ailesinin canı yanmaktadır. Bu yaşananların her birinde birilerinin canı yanmaktadır. Bu düzen böyle devam ederse senin de canın yanacaktır. Sıranın sana gelmesini bekleme. Acıyı çekenler de bunları hak etmedi, sen de hak etmiyorsun. Kimse bu kara düzenden tek başına kurtulamaz. O yüzden söylüyoruz: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’

“O SANDIĞA VARACAĞIZ, O SEÇİMİ ALACAĞIZ, BU İKTİDARI DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Türkiye’nin yeni ve temiz bir sayfaya, yeni ve tertemiz bir başlangıca ihtiyacı var. Biz bu eskimiş, çürümüş kara düzeni değiştirmek için yola çıktık. Partimizi milletimizle birlikte kurduk. Milletimizle birlikte yürüyoruz, büyüyoruz. Biz koltuk sahibi olmaya değil, milletin sorunlarını çözmeye talibiz. Tüm mağdurların hakkını vermeye, hakkı yenenlerin hakkını teslim etmeye talibiz. Bu iktidar üzerinde milletin ahı vardır. Mağdur edilen, yoksul bırakılan, adaletsizliğe uğrayan milyonların ahı bu iktidarın üzerindedir. Haksız yere hapiste tutulanların ahı bu iktidarın üzerindedir. Biz milletin yüzünü güldürmeye, sarsılmaz adaleti sağlamaya, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya geliyoruz. Safımız milletle birdir. Milletimizin kaderi bizim kaderimizdir. Millet de bizimle beraberdir. Kimsenin şüphesi olmasın ki biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu iktidarı değiştireceğiz. Yaz boyunca emekleriniz için sizlere, sizi misafir eden örgütümüze, sizi misafir eden milletimize teşekkür ediyorum. Kampımızın başarılı çalışmalar yapacağına, sizlerin fikirleriyle YENİ Parti’nin yeni Yürüyüş ünün daha da güçleneceğine yürekten inanıyorum.”

(SON)


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ