“Çalışan” sözcüğü, “Gazeteciler Günü”nden çıkarılamaz

Hürriyet’te, Yalçın Bayer’in köşesinde, Ersoy Öngön adlı bir okurun “Çalışan’ı, Gazeteciler Günü’nden çıkaralım” görüşü yayımlandı. Bu okurun gazeteci olup olmadığını bilmiyorum ama “Çalışan Gazeteciler Günü’nün günün anlam ve önemini kavramadığını söyleyebilirim. Aynı köşede ertesi gün de benim yanıtım yayımlandı.

10 Ocak 1961, gazete patronlarının, gazetecilere yeni haklar getiren 212 sayılı Basın Yasası ile Basın İlan Kurumu kurulmasına ilişkin yasanın yürürlüğe girmesine tepki olarak üç gün gazete çıkarmama kararına karşı verilen mücadelenin gururla anılan sayfasıdır.

Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah patronlarının kararını protesto eden gazeteciler, patronlarına rağmen çalışmaya devam etmiş, halkın gazetesiz kalmaması için üç gün boyunca “Basın” adlı gazete çıkarmışlardır. Patronlara, baskılara rağmen çalışmışlardır.

Bu mücadelenin kıvançla anılması ve elde edilen kazanımlara sahip çıkılması amacıyla da

10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Günü” ilan edilmiştir. Buradaki “çalışan” sözcüğü, patronların çalıştırmama kararına rağmen çalışmayı ve baskılara karşı direnişi tanımlar; çalışan-çalışmayan ayrımını değil.

O nedenle “Çalışan” sözcüğünün, “Gazeteciler Günü” ile birlikteliği, bugün tüm gazetecileri ve hatta çalışamayan, işsiz bırakılan, özgürlüğünden yoksun kalan bütün meslektaşlarımızı da kapsar. Son derece yerinde bir tanımlamadır. “Çalışan” sözcüğünün “Gazeteciler Günü”nden çıkarılması, bu özel günümüzü tarihsel bağlamından koparır.