Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin genişleme sürecine ilişkin son değerlendirmesinde, Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi'nin 20 Ekim'de Türkiye ile 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını onaylamasına dikkat çekti. Komisyon, bu adımın AB'de tepkiyle karşılandığını ve AB'nin mutabakatı geçersiz olarak nitelendirdiğini belirtti.
Raporda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşma sürecinin devam ettiği ve inceleme döneminde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de izinsiz sondaj faaliyeti yürütmediği de kaydedildi. Bununla birlikte, iki ülke arasında kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeler konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü, Yunanistan'ın hava sahası ve karasularına ilişkin ihlal iddialarının da raporda yer aldığı belirtildi.
Komisyonun Türkiye'ye ilişkin değerlendirmesi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs başlıklarının yanı sıra demokrasi, yargı bağımsızlığı, temel haklar ve dış politika alanlarında da eleştiriler içeriyor.
Katılım müzakereleri 2018'den bu yana fiilen durmuş durumda
Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin hâlâ bir aday ülke ve AB için önemli bir ortak olduğunu vurguluyor. Ancak Türkiye'nin katılım müzakerelerinde kayda değer ilerleme sağlanmasını mümkün kılacak koşulların değişmediği belirtiliyor. Müzakereler 2018'den bu yana fiilen durmuş durumda.
Rapora göre, inceleme döneminde bazı kritik alanlarda gerileme kaydedildi. Komisyon, bunun Türkiye'nin AB üyeliği hedefi ile üyelik için gerekli siyasi kriterleri karşılama düzeyi arasındaki farkı daha da açtığı değerlendirmesini yapıyor.
Demokrasi, yargı ve temel haklar eleştirilerin merkezinde
Komisyonun Türkiye'deki demokratik kurumların işleyişi ve yargı bağımsızlığına ilişkin değerlendirmesi raporun en eleştirel bölümleri arasında yer alıyor.
Raporda, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının ciddi biçimde zayıflamaya devam ettiği belirtiliyor. Yargı sistemine yönelik devlet müdahalesi risklerinin sürdüğü, temel hakların korunmasına ilişkin güvencelerin uygulanmasında da gerileme yaşandığı ifade ediliyor.
Sivil topluma yönelik hukuki ve idari önlemlere de dikkat çekilen raporda, ulusal güvenlik mevzuatının geniş kapsamlı uygulanmasının bağımsız kuruluşların ve toplumsal aktörlerin faaliyet alanını daralttığı kaydediliyor.
Komisyon raporda, LGBTİ+ bireylere, aktivistlere, insan hakları örgütlerine ve şirketlere yönelik tutuklama ve yargı süreçlerini de eleştiriyor. Bu gelişmelerin ayrımcılığı ve damgalamayı artırdığı, söz konusu grupların haklarını kullanmasını zorlaştırdığı değerlendirmesi yapılıyor.
Gazetecilerin güvenliği ve basın özgürlüğü de Komisyonun kaygı duyduğu alanlar arasında. Raporda, medya bağımsızlığı ve çoğulculuğunun etkin biçimde korunması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye-Yunanistan ilişkileri ve Doğu Akdeniz
Raporda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde son dönemde sürdürülen diyaloğa ve yakınlaşma çabalarına yer veriliyor. Komisyon, inceleme döneminde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de izinsiz sondaj faaliyeti yürütmediğini kaydediyor.
Bununla birlikte, iki ülke arasında kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerin sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmazlıkların devam ettiği belirtiliyor.
Komisyon, Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi'nin 20 Ekim'de Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasını da bölgedeki gerilimler bağlamında ele alıyor. Raporda, bu kararın AB'nin üst düzeyde tepkisine neden olduğu ve AB'nin mutabakatı geçersiz olarak nitelendirdiği aktarılıyor.
Komisyon raporunda, Yunan hava sahası ve karasularına yönelik ihlal bildirimlerinin arttığı belirtildi.
Komisyon, Türkiye'ye iyi komşuluk ilişkileri, uluslararası hukuk ve anlaşmazlıkların Birleşmiş Milletler Şartı doğrultusunda barışçıl yollarla çözülmesi konusunda açık bir taahhütte bulunma çağrısı yaptı.
Rapora göre, bu çerçevede Ankara'dan üç temel konuda adım atması bekleniyor:
- İyi komşuluk ilişkilerini zedeleyebilecek tehdit ve eylemlerden kaçınması.
- Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini normalleştirmesi.
- AB üyesi ülkelerin karasuları ve hava sahası üzerindeki egemenliğine ve egemenlik haklarına saygı göstermesi.
Kıbrıs meselesi de Komisyonun Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi için ele alınmasını istediği başlıca konular arasında yer alıyor.
Dış politika: Bölgesel işbirliği var, AB ile uyum sınırlı
Komisyon, Türkiye'yi dış politika ve güvenlik alanlarında önemli bir bölgesel aktör olarak tanımlıyor. Türkiye ile AB arasında bölgesel ve uluslararası güvenlik konularındaki istişare ve işbirliğinin arttığı belirtilirken, Ankara'nın AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası'na uyumunun düşük seviyede kaldığı kaydediliyor.
Rapora göre, bazı önemli bölgesel konularda iki tarafın yaklaşımı örtüşüyor. Güney Kafkasya'da barış ve bağlantısallık, Suriye'de istikrar, Gazze'de ateşkes ve iki devletli çözüm perspektifi ile Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek bu başlıklar arasında sıralanıyor.
Komisyon, Türkiye'nin AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarının Türkiye üzerinden aşılmasını önlemek amacıyla bazı adımlar attığını da belirtiyor. Ankara'dan bu alandaki işbirliğini sürdürmesi ve çabalarını artırması isteniyor.
Göç: AB'nin Türkiye'ye desteği sürüyor
Göç yönetimi, AB ile Türkiye arasındaki işbirliğinin devam ettiği başlıca alanlardan biri olmayı sürdürüyor.
Rapora göre, 2025 yılında Türkiye üzerinden AB'ye yönelik düzensiz girişlerde, 2024'te gözlenen düşüş eğilimi devam etti.
AB, büyük bölümü Suriyeli yaklaşık 2,3 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'ye desteğini sürdürüyor. Komisyon, göç ve sınır yönetimini iki tarafın yakın işbirliğini sürdürmekte ortak çıkarının bulunduğu alanlar arasında gösteriyor.
Ekonomi ve gümrük birliği: Karşılıklı bağımlılık sürüyor
Siyasi anlaşmazlıklara rağmen AB ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler önemini koruyor.
Komisyon, Türkiye'nin sanayi altyapısı ve AB-Türkiye Gümrük Birliği aracılığıyla Avrupa değer zincirlerine entegrasyonunun, Avrupa tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından önemli olduğunu belirtiyor.
Rapora göre Türkiye ekonomisi, büyük ölçüde güçlü iç talebin etkisiyle 2025'te yüzde 3,6 büyüdü. Bu oran, 2024'te kaydedilen büyümenin üzerinde gerçekleşti.
Bununla birlikte, gümrük birliğinin uygulanmasında ticari engellerin ve sorunların devam ettiği, bunların ekonomik ilişkilerin potansiyelini sınırladığı ifade ediliyor. Komisyon, gümrük birliğinin işleyişini iyileştirmeye yönelik çabaların sürdürülmesini istiyor.
Bu kapsamda, Temmuz 2026'da AB-Türkiye Gümrük İşbirliği Komitesi'nin, karşılıklı yetkilendirilmiş ekonomik operatör programlarının tanınmasına ilişkin bir anlaşma kabul ettiği hatırlatılıyor. Ticaretin yanı sıra yeşil dönüşüm, enerji ve ulaştırma alanlarında daha fazla işbirliğinin de ikili ilişkileri güçlendirebileceği belirtiliyor.
AB'den siyasi koşullara bağlı aşamalı yakınlaşma önerisi
Avrupa Komisyonu, Türkiye ile ilişkilerde temel işbirliği alanlarını yeniden canlandırmak amacıyla aşamalı, orantılı ve geri çevrilebilir bir yaklaşımın sürdürülmesini öneriyor.
Bu yaklaşımın 2023 tarihli ortak bildirim ve 2024 Avrupa Konseyi sonuçları temelinde şekillenmesi gerektiği belirtiliyor. Komisyona göre süreç, Türkiye'nin yapıcı adımlarını teşvik ederken AB'nin kaygılarının da ele alınmasını içermeli.
Raporda, Türkiye'nin stratejik ve ekonomik açıdan önemli bir ortak olmaya devam ettiği vurgulanıyor. Ancak AB ile ilişkilerin daha ileri taşınmasının demokrasi, uluslararası hukuk, iyi komşuluk ilişkileri, üye devletlerin egemenlik haklarına saygı ve Kıbrıs sorununun çözümü gibi başlıklarda ilerleme sağlanmasına bağlı olduğu mesajı veriliyor.
Dışişleri Bakanlığı'ndan AB raporuna tepki
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu'nun raporuna tepki göstererek değerlendirmelerin AB'nin Türkiye'ye yönelik "ön yargılı ve hakkaniyetten uzak tutumunu bir kez daha ortaya koyduğunu" savundu.
Bakanlık, yargı ve temel haklara ilişkin eleştirileri "mesnetsiz iddialar" olarak nitelendirdi. Açıklamada, bu değerlendirmelerin AB yetkililerinin "çifte standartlı yaklaşımının ve tutarsız, inandırıcılığını yitirmiş zihniyetinin yansıması" olduğu ifade edildi.
Doğu Akdeniz'e ilişkin değerlendirmelere de itiraz eden Bakanlık, bunların "uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine bütünüyle aykırı" olduğunu belirtti. Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatına ilişkin rapordaki ifadelerin "herhangi bir hükmü bulunmadığını" savundu.
Bununla birlikte Bakanlık, raporun Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini ve ülkenin bağlantısallık, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ile savunma ve güvenlik alanlarındaki rolüne yapılan atıfları olumlu karşıladığını bildirdi.
Açıklamada ayrıca, Gümrük Birliği'nin güncellenmesine yönelik "haklı ve meşru beklentinin" bir kez daha vurgulandığı belirtildi.
GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
TRABZONSPOR
BEŞİKTAŞ
KASIMPAŞA
FENERBAHÇE
ARCA ÇORUM FK
KOCAELİSPOR
GÖZTEPE
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ERZURUMSPOR FK
CORENDON ALANYASPOR
ÇAYKUR RİZESPOR
GENÇLERBİRLİĞİ
TÜMOSAN KONYASPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR





Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir