Ana içeriğe geç
Zeynel Lüle
Zeynel LüleKöşe Yazarı

En güzel çoraplar, en ağır suçlar...

Siyasetin cezaevlerini sahne, mizahı ise suç sandığı tuhaf bir dönemden geçiyoruz.

Siyasetin cezaevlerini sahne, mizahı ise suç sandığı tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Bir saatlik gösterisiyle 'hükümet devirecek' sanılan Deniz Göktaş, tahliyesinin ardından Sinem Dedetaş’ın davetine "en güzel çoraplarıyla" hazırlanırken; biz de mizahın demir parmaklıkları nasıl erittiğine şahit olarak, bu tülü kalkmış absürt ve trajikomik döneme gülüyoruz.

Bir dönemin ruhunu en iyi yakalayanlar, trajediyi kapıda karşılayıp ona kahve ikram etmeyi bilenlerdir; Deniz Göktaş da tam olarak bu nezaketin, bu absürt zarafetin faili.

Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nu dolduran o yüz binlerin hafızasına kazınan, mahkeme salonlarında tez konusu olacak ciddiyetle sorgulanan o 1 saatlik gösteri ("Ölü Deniz"), aslında bu ülkenin gülme refleksiyle imtihanının ezber bozan bir özetiydi.

"Çeviride sorun var" diyerek milyonları tebessüm ettiren teolojik nüktelerden tutun, hayatın dayattığı tüm otoriter ezberleri mizahın o keskin neşterleriyle budayan bir akıl...

Fakat malumunuz, bu coğrafyada mizah yapmak da bedelsiz değil; hele ki bir belediyeyi, bir iradeyi ya da bir kenti hapsetme hevesiyle yanıp tutuşanların radarına girdiyseniz, 1 saatlik sahne performansı bir anda siyasi bir "tehdit", o sahnedeki her cümle de iddianame maddesi haline gelebiliyor.

Sinem Dedetaş’ın tahliyesi sonrasında yaptığı o hüzünlü ve bir o kadar da sahici açıklama ("Biraz yarım sevinebiliyoruz"), içeride bırakılan dostların, yoldaşların hatırasına sadık kalmanın en zarif tonuydu.

Karatepe Cezaevi’nin o kasvetli duvarları arasında, tahliye olduktan sonra üç kişinin tek bir arabayla İstanbul’a döneceği hayalini kuran o masum mahcup neşe, rejimin bu dönemsel kasılmalarına inat tazeliğini koruyor. Dedetaş’ın ev hapsinden yaptığı sıcak davete, Göktaş’ın o kusursuz ironiyle verdiği yanıt her şeyi özetliyor: "En güzel çoraplarımla geleceğim."

Hapishaneyi, ev hapsini, siyasi operasyonları ve belediyelere kondurulan o geçici zorbalık kılıflarını tiye almanın bundan daha zarif bir yolu olamazdı.

Çünkü biliyorlar ki, bu dönemin en büyük kibri, onların en saf neşesine boyun eğdiremeyecek. Aralarındaki o ince mizah bağı, sadece iki insanın değil, bu ülkenin vicdan sahibi bütün insanlarının birbirine tutunma biçimi aslında.

Siyasetin o boğucu ve gri diline karşı, renkli çoraplarla, gülümsemeyle ve en önemlisi akıl dolu bir hafızayla direniliyor.

Neşemizi, çoraplarımızı ve en güzel hikayelerimizi bizden çalamayacaklar.

Malum, devran döner; ama o çorapların rengi hep aklımızda kalır.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın