Ana içeriğe geç
Zeynel Lüle
Zeynel LüleKöşe Yazarı

Mekke Paktı: Siyasi akıl tutulması

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Paktı, bence cumhuriyet tarihinin en tehlikeli eksen kaymasıdır; kısa vadeli döviz uğruna ülkeyi…

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Paktı, bence cumhuriyet tarihinin en tehlikeli eksen kaymasıdır; kısa vadeli döviz uğruna ülkeyi vekil savaşlarının ve nükleer krizlerin orta yerine atan bir intihar vesikasıdır.

Uzun yıllardır dış politika masalarında nefes tüketen bir gazeteci olarak, Ankara’nın geleneksel ve dengeli çizgisine ne kadar ihanet edildiğini dehşetle izliyorum.

Mekke anlaşmasının meclise getirilmesine ve maddelerine ayrıntılı şekilde bakmayı bekledim. TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçti.

Bakın açıkça söylüyorum. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, sıradan bir askeri iş birliği metni falan değil; cumhuriyet tarihinin en tehlikeli, en öngörülemez eksen kaymasıdır. Batı ittifakı ile Doğu despotlukları arasında körlemesine savrulan bu pakt, bence tehlikelidir ve Türkiye’yi kendi elleriyle ateşe atmanın ta kendisidir.

Gelin size bu öngörülemez yükümlülükleri sıralayayım ve kararı siz verin.

Paktın getirdiği yükümlülükler

  • On yıllık kör cender: Bir kere, anlaşmanın ilk 10 yıl boyunca tek taraflı feshedilememesi, Ankara’nın elini kolunu tamamen bağlıyor. Ülkeyi gelecekteki olası iktidar değişimlerinde bile bu karanlık paktın mahkûmu kılma ihtimali yüksek.
  • Milli egemenliğin devri: Oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ulusal karar mekanizmalarımızı baypas eden, yetkileri gasp eden gayrı resmi bir vesayet organı gibi çalışacak.
  • Vekil savaşlarına doğrudan sıçrama: Riyad’ın Yemen'de, Kızıldeniz'de Husilerle kapışmasında ya da Tahran’la tutuşacağı olası bir sıcak çatışmada, Türk askeri birebir bu ateşin içine girecek. Bu anlaşma bu durumu yasal bir zorunluluk haline getiriyor.
  • Nükleer ateşin ortasında kalmak: Pakistan’ın Keşmir sınırında Hindistan’la yaşayacağı nükleer bir gerilimde, "otomatik yardım" kisvesi altında Türkiye’nin bu nükleer krizin tarafı yapılması akıl almaz bir güvenlik cinayeti olur.

NATO mimarisiyle sert çelişki

Hükümet yetkililerinin "NATO’ya alternatif değiliz, tamamlayıcıyız" masallarını bu meslekte yutacak tek bir kişi bile yok. Ben uzun yıllar NATO’da akredite bir gazeteci olarak görev yaptım. Bu duruma NATO nezdinde nasıl bakıldığını gözlemleyebiliyorum. 

Ve yıllardır dış politika yazan bir gazeteci olarak açıkça söylüyorum: Washington Antlaşması'nın ruhu ve NATO’nun kolektif savunma felsefesiyle, bu Şark kurnazlığı paktının yan yana gelmesi imkânsız.

NATO’da Daimi Temsilcilik yapmış olan Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü’nün yorumunu çok merak ediyorum. Bence paktın dayattığı otomatik askeri yardımlar ve üs tahsisleri, Atlantik ittifakı içinde Türkiye’yi güvenilmez dışlanmış ve yalnız bir parya devlete dönüştürebilir.

Hukukun tasfiyesi ve diplomatik maskeler

Bu konu neden meclisin ‘Milli Güvenlik ve Savunma’ komisyonunda değil de Dışişleri Komisyonu’nda görüşülmüştür? Cevap yok. Komisyonda esip gürleyenlerin, "Asker göndermeyeceğiz" diyerek halkın gözünü boyamaya çalışması ise tam bir siyasi ikiyüzlülüktür.

Anayasa'nın 92. maddesindeki yetkiler, bu tür karanlık komitelerin kapalı kapılar ardında alacağı kararlarla ayaklar altına alınıyor. Sırf kısa vadeli döviz bulmak, petro-dolar akıtmak ve tükenen rejime nefes aldırmak uğruna, bu ülkenin ulusal güvenliği ve geleceği bence taammüden harcanıyor. Genel kurula gelen bu anlaşmanın bir kez daha gözden geçirilmesi ve üzerinde bir kez daha düşünülmesini diliyorum.

Uçurumun kenarındaki ülke

Belki ağır ve endişeli bir üslupla bunları dile getiriyorum. Çünkü geri dönüşü olmayan bir durum görüyorum ve bir dış politikaya yıllarını vermiş bir gazeteci olarak uyarı yapmak ihtiyacı hissediyorum.

Bence Mekke Anlaşması, "bölgesel güç" safsatasıyla pazarlanan ama aslında Türkiye’yi kronik Körfez bataklıklarının ve Asya kavgalarının tam ortasına iten bir intihar vesikasıdır.

Endişem, kısa vadeli rantlar uğruna atılan bu imzanın faturasını bu milletin ağır bir şekilde ödeyecek olmasıdır.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın