Meslek hayatımın yarım asra yaklaşan tanıklığında, basının üzerindeki baskı dalgalarının biçim değiştirdiğine ama özünün hiç değişmediğine defalarca şahit oldum. Avrupa’da görev yaptığım sırada, Avrupa Parlamentoları Basın Birliği’nde, (AJPE), Avrupa Gazeteciler Birliği’nde, (AJE) üst düzey görevler yaptım. Türkiye’ye döndükten sonra da Basın Konseyi Genel Sekreterliği görevini üstlendim, halen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetimindeyim. Demem o ki, mesleğimi korumak için hep mesleki dayanışma gerektiren kurumlarda aktif oldum, çaba gösterdim.
Bu saflarda sürdürdüğüm çalışmalara kadar değişmeyen tek bir evrensel gerçek tanıdım: Gazetecilik, iktidarların rızasını üreten bir halkla ilişkiler faaliyeti değil; anayasal güvence altındaki hakikate ulaşma hakkının teminatıdır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, münferit hak ihlallerini çoktan aştı; Anayasa’nın 2. maddesinde teminat altına alınan "hukuk devleti" ilkesinin açıkça çiğnendiği sistemli bir kuşatmaya dönüştü.
24 Ekim’de, 10 kentte sokaklara çıkacak olan gazetecilerin iradesi, yalnızca bir mesleki dayanışma değil; anayasal düzeni ve toplumun haber alma hakkını savunma kararlılığı olarak görülmeli.
Anayasa ihlali ve yargısal taciz
Son haftalarda tırmandırılan gözaltı zincirleri, şafak baskınları, bağımsız medyaya yönelik kayyım kararları ve erişim engellemeleri, yargının bir adalet mekanizması olmaktan çıkarılıp ceza hukukunun bir silah gibi kullanıldığını kanıtlıyor.
Anayasa’nın 28. maddesinde açıkça belirtilen "Basın hürdür, sansür edilemez" hükmü ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinde güvenceye alınan ifade özgürlüğü, idari ve yargısal kararlarla fiilen ilga ediliyor.
Bir muhabirin haber takibini "devlet sırrını ifşa", eleştirel yayıncılığı ise mesnetsiz suçlamalarla "suç örgütü iltisakı" saymak, ceza hukukunun kanunilik ve öngörülebilirlik ilkelerini yok sayıyor. Yargısal taciz yoluyla gazetecilerin özgürlüğünden mahrum bırakılması, doğrudan Anayasa ihlalidir.
Baskının amacı: Anayasal denetimi engellemek
İktidarın basına yönelik saldırgan tutumunu tırmandırmasının arkasındaki amacı biliyoruz. Suç teşkil eden fon skandallarının, denetimsiz kamu harcamalarının ve derinleşen ekonomik krizin üzerini örtmek; yaklaşan seçim sürecinde kamusal denetimi tamamen imkânsız kılmak.
Anayasal bir kurum olan basının denetim işlevini felç etmek, halkın seçme ve seçilme hakkını, yani demokratik toplum düzenini sakatlamak da bu planın bir parçası…
Soru sormayan, ceza tehdidi altında sindirilmiş bir basın yaratma çabası, Anayasa’nın toplumsal sözleşme niteliğini ortadan kaldırıyor.
Evrensel hukuk ve meslek onuru
Strasbourg’dan Ankara’ya kadar uluslararası hukukun ve meslek etiğinin koyduğu sınır sabit. Basın özgürlüğü, siyasi iktidarların lütfu değil, demokratik rejimin varlık şartıdır.
Meslek örgütlerinin yönetim kademelerinde yıllarca mücadele etmiş bir gazeteci olarak altını çiziyorum: Hukuk dışı yöntemlerle, yargı kıskacıyla ve idari baskılarla hakikatin sesi kısılamaz. İktidarların geçici idarelerine karşın, evrensel hukuk ilkeleri ve meslek onuru kalıcıdır. T24’e getirilen erişim engeli, son olarak Murat Ağırel, İsmail Arı’nın tutuklanması, Tele1 ve Halk TV’nin başına kayyım atanması gibi baskıcı tutum sürdürülemez.
Anayasal Haklarımız İçin Alanlardayız
Bugün 10 kentte meydanlarda atacağımız adımlar, hukuka ve demokrasiye yöneltilen gasp girişimlerine karşı verilmiş meşru bir cevaptır. Omuz omuza duracak olanlar, yalnızca meslektaşlarımız değil; anayasal haklarına, bilgi edinme özgürlüğüne ve hukuk devletine sahip çıkan tüm yurttaşlardır.
Anayasayı ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu baskı rejimine teslim olmayacağız. Gazeteciliği suç, gazeteciyi tutsak kılmaya çalışan zihniyete karşı meslek onurumuzu ve halkın haber alma hakkını sonuna kadar savunacağız.
Gerçekler karartılamaz, gazetecilik susturulamaz!
24 EKİM BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YÜRÜYÜŞ PROGRAMI
"Sansüre Hayır, Habere Özgürlük!"
- İstanbul: 13.00 | Kadıköy Boğa Heykeli önünde toplanma, Kadıköy Meydanı’na yürüyüş ve basın açıklaması.
- Ankara: 14.00 | Kolej Kavşağı’nda toplanma, Sakarya Caddesi’ne yürüyüş ve basın açıklaması.
- İzmir: 14.00 | Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi (Türkan Saylan Kültür Merkezi önü) toplanma ve Liman’a yürüyüş.
- Adana: 13.00 | Atatürk Parkı Sanatçılar Parkı Basın Anıtı önü.
- Antalya: 14.00 | Attalos Heykeli önünde toplanma ve Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş.
- Bursa: 14.00 | Osmangazi Şehreküstü Meydanı.
- Diyarbakır: 14.00 | Diyarbakır Adliyesi önünde toplanma ve BTK Bölge Müdürlüğü önüne yürüyüş.
- Eskişehir: 14.00 | Köprübaşı.
- Kocaeli: 14.00 | İzmit Uğur Mumcu Parkı.
- Van: 14.00 | Sanat Sokağı’nda toplanma ve Kent Meydanı’na yürüyüş.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir