CHP'de iç hesaplaşma, mansur yavaş ’ın bağımsız olması, DEM Parti’de kulvar değişimi... Muhalefet adım adım gücünü kaybederken, iktidarın "muhalefetsiz Seçim " planı tıkır tıkır işliyor. Dengeleri değiştirecek tek unsur ise Yeni Parti’nin atacağı stratejik adımlar olacak.
Bekleniyordu ama yine de dün Mansur Yavaş’ın istifası ve bağımsız kalma kararı, Ankara’da siyasi hesapların gözden geçirilmesine neden oldu.
İktidarın en büyük rüyası, sandıkta büyük oy oranlarına ulaşmak değil; karşısında durabilecek derli toplu bir direnç odağı bırakmamak. Son süreçte yaşanan yargı baskıları, parti içi krizler ve kopuşlar tam da bu mimarinin sonucu.
CHP; kurultay hesaplaşmaları, " Mutlak butlan " tartışmaları ve belediyelerine yönelik operasyonel kıskacın ortasında enerjisini tüketirken, iktidar hedeflerine adım adım yaklaşıyor: Gücü dağıtılmış, tek bir merkezden yönetilemeyen parçalı bir muhalefet…
Yargı eliyle alan daraltma
İktidar , rakiplerini doğrudan sandıkta yenmek yerine oyun alanını daraltmayı seçti. Ekrem İmamoğlu ve CHP'li belediyelere dönük hukuki ve idari Operasyonlar , muhalefeti proje üretmekten alıkoyup sürekli bir "savunma refleksine" hapsetti.
Siyasetin yargı kanalıyla şekillendirildiği bu ortamda, iktidara karşı toplumsal bir alternatif inşa etme imkânı sistematik olarak tırpanlandı.
DEM Parti ve ittifakın aşınması
2023 seçimlerinde ve yerel seçimdeki "Kent Uzlaşısı" sürecinde muhalefet bloğuna güç veren DEM Parti, yeni dönemin "çözüm süreci" tartışmaları ve iktidarın hamleleriyle farklı bir kulvara çekildi denebilir. İktidar, DEM Parti’yi muhalif bloktan yalıtıp merkeze veya kendi ajandasına yakınlaştırarak ana muhalefetin en kritik oy tabanlarından birini nötralize etti.
Böylece DEM, iktidara karşı sert bir muhalefet yürütme rolünden uzaklaştırılıp kendi kaderine odaklanan bir aktöre dönüştürüldü.
Bağımsız Yavaş ve dağılan merkez
Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa edip "bağımsız" kalması, muhalefetin merkez sağ ve muhafazakâr seçmenle kurduğu en güçlü köprüyü yıktı.
Yavaş, ideolojik bagajı olmayan ve geniş kitleleri birleştirebilen nadir figürlerden biriydi. Onun denklem dışına çıkıp bağımsız kalması, muhalefet alanını iyice daralttı ve oyların tek bir potada toplanma ihtimalini zayıflattı.
Yeni Parti’nin önündeki tarihi fırsat
Tam da bu parçalanma aşamasında sahnede beliren Yeni parti için tarihi bir sorumluluk doğuyor.
Yeni Parti; ne mahkeme koridorlarında tıkanan CHP’nin iç kavgalarına ne de tabanı aşınan eski denklemlere hapsolmak zorunda.
Bu aşamada yapabileceği en kritik hamle, CHP’den kopan, DEM’in uzaklaşmasıyla yönsüz kalan ve Yavaş gibi bağımsız olan aktörlerin yarattığı boşluğu doldurarak parçalanan muhalefeti "yeni bir merkez ve toplumsal çatı"etrafında birleştirmek olacak.
Yavaş ise henüz son sözü söylemedi ve “Çatı Aday” olma ihtimali hala geçerli.
Yeni Parti, sadece bir Tepki partisi değil, iktidara alternatif bir yönetim vizyonu sunabilirse, dağılan parçaları toplama gücüne sahip tek aktör haline gelebilir.
Muhalefetsiz seçim hesabı tutar mı?
İktidarın "böl, parçala ve yönet" planı kağıt üzerinde kusursuz işliyor gibi görünebilir. Paralize olan CHP, Yeni Parti, Bağımsızlar ve kendi kabuğuna çekilen DEM Parti ile muhalefet artık tek bir blok değil, irili ufaklı adacıklardan ibaret.
Ancak Siyaset tarihinin unutturmadığı bir gerçek var: Kurumlar felç edilebilir, aktörler kenara itilebilir fakat sandık günü geldiğinde toplumun iktidara karşı biriken tepkisi yok edilemez.
İktidar muhalefetsiz bir seçim hayali kurabilir; ancak kitlelerin değişim arzusu, en parçalı yapının içinden bile yeni bir liderlik çıkarmaya muktedirdir.