Venezuela’da bağımsız gazeteci olarak çalışan Mustafa Özdemir, Ekvador’da Türkiye’ye gönderilmek istenen 748 kilogram kokainin ele geçirilmesinden hareketle, uluslararası uyuşturucu ağlarının Türkiye ile bağlantılarına ilişkin iddiaları gündeme taşıdı.
Kolombiya istihbarat raporlarına ve uluslararası araştırmalara dayandırılan haberde, Türkiye’nin kokain sevkiyatları ve suç gelirlerinin transferinde bir merkez olarak kullanıldığı öne sürüldü.
Ekvador’da ekim ayının başında, Guayaquil’e bağlı Posorja Limanı’nda iki konteynerdeki çimento çuvallarına gizlenmiş 748 kilogram kokain ele geçirildi.
Avrupa piyasasındaki değerinin yaklaşık 35 milyon dolar olduğu belirtilen uyuşturucunun varış noktasının Türkiye olduğu bildirildi.
Mustafa Özdemir’in haberinde, söz konusu operasyonun yalnızca uyuşturucu sevkiyatına değil, kokain ticaretinden elde edilen gelirlerin uluslararası ölçekte nasıl yönetildiğine ilişkin tartışmalara da işaret ettiği belirtildi.
Özdemir’in aktardıkları şöyle oldu:
“Ekvador’da ekim ayının ilk gününde, çimento çuvallarına gizlenmiş 748 kilo kokain ele geçirildi. Sevkiyatın varış noktası Türkiye’ydi. Avrupa piyasasındaki değeri yaklaşık 35 milyon dolar olan kokain, Ekvador İçişleri Bakanı’nın açıklamasıyla manşetlere taşındı.
Türkiye son haftalarda İstanbul ve Ankara’daki kara para aklama soruşturmalarını konuşuyor. Ama Latin Amerika’dan gelen sinyaller, tartışmanın çok daha büyük bir boyutunun gözden kaçmış olabileceğini gösteriyor: Kokain ticaretinden elde edilen paranın nerede yönetildiği.
Kolombiya Ulusal İstihbarat Müdürlüğü’ne (DNI) ait bir rapor, uyuşturucu ticareti ve kara para aklama faaliyetlerinin “uzaktan koordinasyon merkezi” uzun süre Dubai iken, bugün İspanya ve Türkiye’nin yeni merkezler olarak öne çıktığını yazıyor. Ekvador gazetesi Primicias, Kolombiya soruşturmalarına dayanarak kokain ağlarının finansal yönetim merkezlerinin Dubai’den Türkiye’ye doğru kaydığını aktarıyor. Kolombiya’da La República gazetesi de Dubai ve İstanbul’u ağın finansal koordinasyon merkezleri olarak gösteriyor.
Türkiye’ye giden kokain ve 42,5 tonluk ağ
Türkiye’ye gönderilmek istenen kokain, Ekvador’da Guayaquil’e bağlı Posorja limanında ele geçirildi. Ekvador polisi, iki konteynere yüklenen çimento çuvallarının içinde kokain tespit etti.
Bir hafta sonra, 8 Ekim’de, Ekvador polisi Europol ve İspanyol güvenlik birimleriyle birlikte, yıllardır süren bir soruşturmanın sonucu olarak Gran Fénix-Cantabria operasyonunu düzenledi. 23 adreste arama yapıldı, 21 kişi gözaltına alındı. Gözaltındakilerden ikisi görevdeki polis memuruydu. Soruşturmacılar Ekvador, İspanya, Belçika, Portekiz ve Hollanda’da yapılan ve toplam 42,5 tonu bulan 14 ayrı kokain yakalamasını bu yapıya bağlıyor.
Gözaltına alınanların en dikkat çekeni Jackson Felipe Zambrano. Ekvador makamlarına göre Zambrano, Los Lobos (Kurtlar) çetesinin lideri alias “Pipo”nun başlıca finansörlerinden biri ve “Nueva Junta del Narcotráfico” (Yeni Uyuşturucu Konseyi, NJN) liderinin Ekvador’daki elçisi. Bu elçiler, ağlarda paranın güvencesi işlevini görüyor. Cenevre merkezli Küresel Uluslararası Organize Suçla Mücadele Girişimi’nin (GI-TOC) tespitlerine göre yerel çetelere ödenecek ücretin yarısı önceden ödeniyor; elçiler ise kalan paranın kokain Avrupa’ya ulaştıktan sonra ödenmesini garanti ediyor.
Yeni Uyuşturucu Konseyi (NJN) nedir?
Kolombiya istihbaratının adını koyduğu NJN, hiyerarşik ve klasik bir kartel değil. Kolombiyalı kokain üreticilerini, Balkan mafyasını ve Ekvadorlu lojistik çetelerini bir araya getiren, yatay örgütlenmiş bir ağ olarak tanımlanıyor. Kolombiya istihbaratına göre ağın bağlantıları İspanya, BAE ve Türkiye’yi de kapsıyor. Kavram Kolombiya’da tartışmalı; Başsavcılık böyle bir yapının varlığına dair kanıt bulunmadığını açıklamıştı.
Para neden Türkiye’ye yöneliyor?
Kolombiya basınına sızan DNI raporu, Türkiye’yi cazip kılan gerekçeleri sıralıyor: en az 400 bin dolarlık gayrimenkul alımıyla edinilebilen vatandaşlık, ülkeye giriş ve oturum izni almanın kolaylığı, Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan jeostratejik lojistik konumu ve Türk vatandaşlarının yabancı ülkelere iade edilmesini yasaklayan anayasal düzenleme. Kolombiya’nın Noticias Uno kanalının aktardığı istihbarat bilgilerine göre ağın bazı liderleri, bu imkânlardan yararlanarak Türkiye ve BAE vatandaşlığı edindi.
Bu vatandaşlık programının kötüye kullanılma riski Türkiye’de de biliniyor. İçişleri Bakanlığı Ağustos ayında, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağladığı belirlenen bir şebekeye karşı 16 ilde operasyon düzenlendiğini açıkladı. Bakanlığa göre yapılan incelemeler sonucunda toplam 1.413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlığı iptal edildi ya da geri alındı.
Ekvador’dan kaçan baronlar ve Türkiye
Bu tespitlerin bir kısmının sahada karşılığı da var. Ekvador-Avrupa kokain hattının bilinen isimlerinden Arnavut Kompania Bello ağının lideri olduğu belirtilen Dritan Rexhepi, Ekvador’da yarı açık cezaevi rejimine geçtikten sonra 2022'de ülkeden kaçmış, Kasım 2023'te İstanbul Beylikdüzü’nde Türk polisinin operasyonuyla yakalanmıştı. Rexhepi Türkiye’ye sahte Kolombiya pasaportuyla girmişti. Türkiye, Rexhepi’yi Ocak 2025'te Arnavutluk’a iade etti.
Los Lobos çetesinin lideri Pipo (Wilmer Geovanny Chavarría Barré) de benzer bir yol izlemişti: Ekvador’da cezaevinden erken serbest bırakılan Pipo, pandemi döneminde Covid-19'dan öldüğüne dair sahte bir kayıtla izini kaybettirmiş ve yeni bir kimlikle Avrupa’ya geçmişti. Ekvador’un eski İçişleri Bakanı José Serrano, Mart 2024'te VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada Pipo’nun hayatta olduğunu ve kartelin faaliyetlerini Hollanda ya da Türkiye’den yönettiğini iddia etmişti. Türk İçişleri Bakanlığı ise o dönem, Pipo’nun Türkiye’ye hiçbir yasal giriş-çıkış kaydı bulunmadığını açıklamıştı. Pipo sonunda Kasım 2025'te İspanya’nın Málaga kentinde yakalandı. İddiayı dile getiren Serrano ise bugün, 2023'te öldürülen cumhurbaşkanı adayı Fernando Villavicencio cinayetinde Pipo ile birlikte azmettiricilikle suçlanıyor ve Ekvador’da tutuklu.
Paranın izi
Kara paranın Türkiye’deki izi de resmi kayıtlara geçmiş durumda. İçişleri Bakanlığı Kasım 2023'te, Avustralya merkezli uluslararası uyuşturucu örgütü Comanchero’nun suç gelirlerini Türkiye’de aklamaya çalıştığını açıkladı. MASAK raporları doğrultusunda 55 şüpheliye ait yaklaşık 4,5 milyar liralık mal varlığına el konuldu.
Paranın nasıl taşındığına dair bir ipucu da Avrupa’dan geliyor. Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) beş ülkenin kamu yayıncılarıyla yürüttüğü ve Ağustos 2026'da yayımlanan ortak araştırma, kayıt dışı para transfer sistemi hawalanın suç örgütlerinin “yeraltı bankası” haline geldiğini ortaya koydu. İspanyol polisinin Kara Para Aklama Birimi başmüfettişi Fernando Sanz Ayuso’ya göre bu ağları yöneten ana aracılar Avrupa dışında, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Güneydoğu Asya’da bulunuyor.
Dubai ile İstanbul arasındaki kayıt dışı para trafiği Türk makamlarının da gündeminde. Son yıllarda düzenlenen operasyonlarda, Dubai bağlantılı POS cihazları üzerinden kuyumculuk faaliyeti yapılıyormuş gibi gösterilerek milyarlarca liralık işlem yapıldığı iddia edildi. Bir başka soruşturmada ise İstanbul Başsavcılığı, lideri Dubai’de yakalanan ve 155 milyar liralık işlem hacmine ulaşan bir yasa dışı bahis ve kara para ağı hakkında iddianame hazırladı.
Bu operasyonlar, Türk güvenlik birimlerinin bu ağlara karşı aktif olduğunu gösteriyor. Ama aynı zamanda uluslararası suç aktörlerinin Türkiye’yi bir yaşam, operasyon ve finans alanı olarak gördüğüne işaret ediyor.
Rivera: “Liman ve para aynı yerde buluşuyor”
Ekvador Organize Suç Gözlemevi (OECO) Direktörü ve GI-TOC analisti Renato Rivera’ya göre Türkiye’yi suç ağları için cazip kılan şey, lojistik ve finansın aynı coğrafyada buluşması:
“Varış limanlarıyla ödemelerin yapıldığı finansal araçların aynı coğrafyada buluşması büyük bir maliyet avantajı sağlıyor. Bu durum Türkiye’yi organize suç için bir tür operasyon merkezine dönüştürüyor. Altyapı hazır bir köprü sunuyor. Ama bu köprü Ekvadorlu yerel yapılara değil, uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası profesyonel aracılara hizmet ediyor.”
Rivera, Türkiye’nin artan rolünü kriminolojideki “balon etkisi” kavramıyla da açıklıyor. Rotterdam ve Anvers gibi Avrupa’nın büyük limanlarında denetimler sıkılaştıkça rotalar alternatif limanlara kayıyor:
“Ekvador’dan muz, gıda ve çiçek gibi ürünlerde devasa ve yasal bir ihracat trafiği var. Uyuşturucu ağları Avrupa limanlarındaki baskıyı aşmak için bu yasal lojistik zincirlerini istismar ediyor ve rotalarını Türkiye ve Yunanistan gibi limanlara kaydırıyor. Türkiye bu anlamda kilit bir transit ve aktarma noktasına dönüşüyor.”
Ancak Rivera, finans merkezinin tamamen İstanbul’a kaydığı yönündeki iddialara temkinli yaklaşıyor. Ona göre sunduğu esneklikler nedeniyle ana finans ve pazarlık merkezi hâlâ Dubai. Öte yandan Dubai’nin koruyucu kalkanı da eskisi kadar sağlam değil: İrlandalı Kinahan kartelinin lideri olmakla suçlanan Daniel Kinahan, Dubai’de on yıl yaşadıktan sonra Ağustos 2026'da İrlanda’ya iade edildi.
Rivera’ya göre Türkiye’yi kullananlar Ekvadorlu çeteler değil, ağın uluslararası aracıları:
“Ekvadorlu çeteler henüz bu düzeyde küreselleşmiş değil. Ama NJN’nin içindeki çok uluslu aracılar ve farklı milliyetlerden uyuşturucu baronları Türkiye’deki altyapıyı pekâlâ kullanabiliyor.”
Yanıt bekleyen soru
Posorja’da yakalanan 748 kilo kokaini Türkiye’de kim teslim alacaktı? Sevkiyatın alıcısına ve soruşturmanın seyrine ilişkin sorularımızı Ekvador makamlarına ilettik; henüz yanıt alınamadı.”
GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
TRABZONSPOR
BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE
KASIMPAŞA
KOCAELİSPOR
ERZURUMSPOR FK
ARCA ÇORUM FK
GÖZTEPE
CORENDON ALANYASPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ÇAYKUR RİZESPOR
TÜMOSAN KONYASPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR








Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir