( İstanbul ) - Gazeteci-yazar Barış Terkoğlu’nun hazırladığı ve türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın yanıtlarından oluşan "Kemal Okuyan ile Söyleşi: Komünistliğin Ne Lüzumu Var?" kitabının ilk imza ve söyleşi etkinliği İstanbul Üsküdar Bağlarbaşı Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlendi.
Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basılan kitabın "Eskiyen bu düzenin yerini ne alacak?" sorusundan hareketle düzenlenen buluşmasında günümüz dünyasının sorunları, kapitalizmin tıkanıklığı ve sosyalizm arayışı ele alındı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan gazeteci Barış Terkoğlu, kitabın isminin tarihsel kaynağına değinerek, "Yıllar önce meşhur Vali Nevzat Tandoğan bir gün o dönemin komünistlerine seslendiğinde 'Bu ülkeye bir gün komünizm lazımsa, onu da biz getiririz. Size ne oluyor?' Diye kızıyor. Biz de oradan alarak 'Komünistliğin ne lüzumu var?' diye soralım dedik ve kitabın adı da buradan çıktı" dedi.
Söyleşideki soruların ortaya çıkış sürecini aktaran Terkoğlu, bir süt markasından hareketle bu kitabı yazdığını dile getirdi. Vatandaların yüzde 70 oranında ucuz market markası sütü almaya başladığına dikkati çeken Terkoğlu, alınan ürünün memnuniyet oranının yüzde 20 olduğunu söyledi.
Derin yoksulluk düzeninin insanlara istemediği ürünleri kullandırttığını belirten Terkoğlu, "Bir tarafta dini duyarlılığı kullanan, diğer tarafta piyasayı elinde tutan aynı sermaye organizasyonu var" diye konuştu.
Aynı fabrikada üretilen bir süt markası boykot edilirken, bir ucuzluk marketinde satılan ve bu sütle aynı yerde üretilen ucuz sütün Alındı ğını ifade eden Terkoğlu, "Biz Yeniden arkadaki düzeni konuşalım diye ben Kemal'e bu soruları sordum" ifadelerini kullandı.
"BU HÖDÜKLÜĞÜ ORTADAN KALDIRACAK SİSTEMDİR KOMÜZİM"
Kitabın kapağındaki soruya yanıt veren TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ise şunları söyledi:
"Gayet kısa yoldan bir yanıt vermek isterim bu soruya. Türkiye'de bugünkü toplumsal sistem çarşafa dolanmış durumda. Ankara 'da belediye başkanlığı yapmış birisi mahkemeye sakız çiğneyerek gitti. Zamanında Türkiye'de jelibon rezervi bulunduğunu söylemişti. Kamu görevlisinin suç işlemesini geçtim, bu kadar hödük birisinin Ankara'yı yönetmesi nasıl mümkün oluyor? Mümkün oluyor, çünkü akıldışı bir toplumsal sistem var ve bu akıldışılığın zirvesine çıktık ülke olarak. Komünizm eşitliktir, aydınlanmadır, sınıfları ortadan kaldırır. Ama şöyle demek geliyor içimden; bu hödüklüğü ortadan kaldıracak bir toplumsal sistemdir komünizm. O yüzden lazım, fena halde lazım.
"KAPİTALİZM İNSANLIĞA BİR GÜN GÜZEL BİR ŞEY SUNAMADI"
Mevcut sistemin, yani bizim kapitalizm dediğimiz sistemin tıkanmasına gelirse; tıkandı, çoktan tıkandı, çürüyor ve çöküyor. Şu anda dünya kesinlikle sosyalizmi çağırıyor. 91'de Sovyetler Birliği yıkıldı, bu 35 Yıl içerisinde kapitalizm insanlığa bir gün güzel bir şey sunamadı. Türkiye'deki yurttaşlarımızın toplam kredi kartı borcu 3,5 trilyon. Bu borç yüküyle insanları tutsak alırsınız. Ama eninde sonunda insanlar 'yeter artık' derler. İnsanlar bilinçlenerek değil, başka çare kalmadığında yeter artık derler, isyan ederler. Eğer bu toplumsal kırılma anı doğrultusu belli bir programla buluşmazsa felaketle de buluşabilir. Hitler toplumdaki 'yeter artık' duygusunu sahte bir şekilde örgütleyerek Almanya 'yı karanlığa götürdü. Komünistler insanlığı faşizmden kurtarma yükümlülüğüyle kaldılar. İnsanlık bir daha böyle bir faşizm deneyimiyle karşılaşmasın diye de komünizm lüzumludur.
"DÜZEN DEĞİŞTİRME HEDEFİNDEN UZAKLAŞINCA MEVCUT SİYASETİN BİR PARÇASI OLUYORSUNUZ"
Sol, düzeni değiştirme iddiasından vazgeçti. Siz düzen değiştirme hedefinden uzaklaştıkça mevcut siyasetin parçası oluyorsunuz. Düzen değiştirme hedefini ya da insanlığa yakışır yeni bir düzen kurma hedefini çıkarın, geriye TKP'den hiçbir şey kalmaması lazım. Biz parlamentoya girmeyi veya salon doldurmayı tek başına başarı kriteri saymayız. Ayrıca Türkiye'de solun paylaşamayacağı bir şey yok. Türkiye Komünist Partisi'nden daha kalabalık kortejler ortaya çıksın, bunda zerre sakınca görmeyiz. Biraz sol içi polemiklerden uzak durmaya çalışıyoruz.”
TKP'nin cumhuriyetçi ve yurtsever çizgisinin "taktik" bir yaklaşım olmadığını belirten Okuyan, “TKP'nin yurtseverliği, cumhuriyetçiliği konusunda taktik bir şey yok. AKP döneminde Türkiye'de cumhuriyete dönük tarihsel bir saldırı vardı. Bir şeye dönük tarihsel bir saldırı varsa ve o şeyde sizin de kökleriniz varsa daha fazla tutunursunuz. TKP asla ve asla taktik geçici bir nedenle cumhuriyetçilik yapmıyor. Bu, Türkiye devriminin kalıcı stratejik ilkelerinden birisidir artık" dedi.
"SANATTAN VE EDEBİYATTAN KOMÜNİSTLERİ ÇEKTİĞİNİZDE, GERİYE KUPKURU BİR TABLO KALIR"
Komünizmin 170 yılı aşan tarihsel etkisine değinerek dünyadaki ulusal bağımsızlık mücadelelerinden örnekler veren Okuyan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Komünizmi çıkarın, şu 170 yıllık tarihten tuhaf bir şey kalır geriye. Türkiye edebiyatına bakın, Nâzım Hikmet var, Orhan Kemal var, Sabahattin Ali var. Sanattan, edebiyattan komünistleri çekin, geriye kupkuru bir tablo kalır. Nerede bir ülke zor duruma düştüyse orada komünistler olanaklarının ötesinde mücadele etmişler. Fransa 'da böyle, Bulgaristan'da böyle, Yunanistan 'da böyle... Komünistlerden kötülük gelmemiş insanlığa ve halklara. Düzeltilmesi gereken hatalarımız oldu ama insanlığın tarihinden, bugününden ve geleceğinden komünistleri çıkaramazsınız. 170 yıl önce de komünizm lüzumluymuş, şimdi de lüzumlu. İnsanlığın geleceğinde sosyalizm dışında, komünizm dışında hiçbir şey kalmadı."
Okuyan ve Terkoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi'ne ve katılımcılara teşekkür etmelerinin ardından kitapları okurları için imzaladı.