Ekrem İmamoğlu, Silivri’de görülen İBB davasında savunma yapacak. 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın ikinci celsesi 17 Ağustos’ta başladı. 12 Ekim itibarıyla 325 tutuksuz sanıktan 312’sinin savunması tamamlandı. Mahkemenin birleştirilen dosyadaki tutuklu sanıkların savunmalarını da almasının ardından İmamoğlu’na söz vermesi bekleniyor.
Mahkeme başkanı, ikinci celsenin savunmanın ardından tamamlanacağını duyurdu. İmamoğlu’nun savunmasının dört gün sürmesi öngörülüyor. Üçüncü celsenin ise yaklaşık iki haftalık aranın ardından başlaması bekleniyor.
İmamoğlu neyle suçlanıyor?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede İmamoğlu, suç örgütü kurup yönetmekle ve örgüt kapsamında işlendiği öne sürülen çeşitli suçlarla itham ediliyor. İddianamede rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve mali suçlara ilişkin iddialar da yer alıyor. Savcılık, İmamoğlu hakkında çok sayıda eylem nedeniyle toplam 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
İddianamedeki suçlamalar henüz mahkeme tarafından hükme bağlanmış değil. İmamoğlu tarafı ise yargılamanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunuyor.
Temmuzda savunma yapamamıştı
İmamoğlu, davanın ilk celsesinde 8 Temmuz’da savunma sırası kendisine geldiğinde mahkeme başkanıyla yaşadığı tartışma nedeniyle savunmasını yapamamıştı. İmamoğlu, kürsüye çıkarak yargılamanın işleyişine ve savunma süresine ilişkin itirazlarını dile getirmek istemiş, mahkeme başkanı ise savunmaya geçmesini istemişti. Tartışmanın ardından İmamoğlu salondan çıkarılmış ve tutanağa susma hakkını kullandığı yazılmıştı.
İmamoğlu, susma hakkını kullanmadığını belirterek savunma hakkının elinden alındığını söylemişti. Avukatları da mahkemenin süre kısıtlamasına itiraz etmişti. İkinci celsenin 18 Ağustos’taki ilk gününde yeniden söz alan İmamoğlu, “Savunma hakkım elimden alınmıştır” diyerek önceki duruşmada yaşananlara tepki göstermişti.
"Allah bana ömür verir, vermez. Ama biliyorum ki hesap verecekler"
İmamoğlu savunmasına avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutukluluğuna ilişkin açıklamalar ve hukukçulara teşekkürle devam ediyor:
- "Allah bana ömür verir, vermez. Ama biliyorum ki hesap verecekler. O manada bütün savunma makamını, avukatları da hukukçuları da sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
- Tabii ileride bahsedeceğim ama avukatlarımdan biri benim tutuklu. Avukatımın avukatı gözaltına alındı, tutuklandı, tutuklanmak üzere sevk edildi vesaire. Bunlar yaşatıldı bana. Dolayısıyla burada başka tutukluların yaşadığı sıkıntılara da gireceğim, hukukçularıma da bu yönüyle yapılan sıkıntıları da anlatacağım ama hatırlatmalıyım ki gerçekten derin bir hukuksuzluğu yaşadık. Yani sadece ailelerimiz, aile yakınlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz, babalarımız, dedelerimiz, annelerimiz değil, hukukçularımız da burada bir ıstırabın ve bir baskının muhatabı oldular.
- Ve ben hayatımın en ilginç bilgilerini dinledim. Yüzlerce ziyaretçimin bana gelip muhatap oldukları konuşmaları dinledim, yargı mensuplarıyla yaptıkları konuşmaları dinledim. Yargı mensuplarının onlara karşı tutum ve tehditlerini dinledim. Parmak sallamalarını dinledim. Açtım, baktım Türk Ceza Kanunu'na, böyle bir madde yok. Yani bir savcı ya da bir iddia makamını temsil eden kişi, bırakın avukatı vesaire, bir vatandaşa bile parmak sallayamaz, tehdit edemez. Bunları okudum ama bunların tam tersini yaşadım. Yaşayanlardan dinledim.
- Bu manada yine buradaki aileler, gerçekten çok acı günler yaşadı dediğim gibi. Ama en acısı neydi biliyor musunuz? Haysiyet cellatlığı. Lekelenmeme hakkının ihlali, masumiyet karnesinin yerle bir edilmesi, soruşturmanın gizliliğinin tamamen tutuklu insanların ya da gözaltına alınan insanların aleyhine işletilmesi, tutuklu yargılamanın bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmesi.
- Bir sözü okuyacağım size. “Türkiye'de şahsım dahi hiç kimse eleştirilemez değildir. Şamar oğlanı istikrarsız mantığıyla tamamen nefret siyasetiyle kadrolarımıza, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. İfade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Kamu adını hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır.” Tebrik ediyorum. Çok güzel söylemiş. Bu söz Sayın Cumhurbaşkanı’na ait. Ben de buradan söylüyorum. Kim ki ya yargılaması bitmeden ya yargılaması sonuca ermeden birisi hakkında iftira atıyor. Kim ki birisi hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir. Kim yapıyorsa.
İmamoğlu: "Aile Dayanışma Ağı ve yol arkadaşları eşim Dilek İmamoğlu'na teşekkür ediyorum"
İmamoğlu savunmasına Aile Dayanışma Ağı'na teşekkürle başladı. İBB Davası sanıklarının ailelerinin yaşadığı zorluklara dikkat çeken İmamoğlu eşi Dilek İmamoğlu'na da teşekkür etti:
- "Sözlerime başlarken, benimle birlikte bu salonda haksız yere tutsak edilmiş kıymetli yol arkadaşlarım var. Dostlarım var, birlikte kaderdaşlık yaptığım insanlar var. Her birinin aylardır gözünün içine bakarak, bir kader birliği yapıyoruz ve o insanlarla, gerçekten tarifsiz bir tarihi dönemin içerisindeyiz. Burada bulunan ve çok yakın zamanda aramızdan ayrılan arkadaşlarımız oldu. Her birisinin yaşamı bir kitaptır. Her birisinin yaşamı gerçekten bir zulmün, zalimliğin, aileleri başta olmak üzere insanlara yaşatılanların tarifsiz duygularla kaleme alınması gereken ve geleceğe aktarılması gereken hikayeler barındırmaktadır.
- Bu manada her birisiyle gurur duyduğumu… Her bir arkadaşın buradaki büyük bir kısmıyla da burada tanıştım. Elbet aralarında çok özel yoldaşlık yaptığım, İstanbul'a, Beylikdüzü'ne hizmet ettiğim yol arkadaşlarım da var. Onları da diğerlerini de kucaklıyorum. Her birine birer kahraman gibi baktığımı altını çiziyorum tekrar. Ve onlarla da gurur duyuyorum açıkçası. Ben değil sadece, bence milletimiz de milletimizin büyük çoğunluğu da onlarla gurur duyuyor, aileleri de, dostları da, komşuları da onlarla gurur duyuyor.
- Burada her gün kapıda hasretle, umutla bekleyen insanlar var. Ve bu insanlar kilometreler yaptılar, belki her birinin Silivri'ye geliş gidişleri dünyanın etrafında bir turu yakalamış olabilir. Çünkü sadece duruşma dönemlerinde değil, duruşmanın dışında da buradaki insanlar aileleri, ziyaretlere geldiler. Onlarla acılarını ve hasretlerini giderdiler. Bazıları görüşe gelemese de kapıda gelip beklediler. O insanları hangi duyguyla tarifleyebilirim, inan zorlanıyorum. Kucaklıyorum her birini.
- Tarihi bir mücadele hattı kurdular, Aile Dayanışma Ağı. ADA diye tariflediler. Orada o umutla bekleyen güzel aileler, eşler, çocuklar, anneler, babalar var. Bazen fotoğraflarını gördüm, bazen izleyebildiğim televizyonlarda görüntülerini gördüm, minicik çocuklar niçin bu durumda olduğunu bilmediği annelerini, babalarını ziyaret ettiler. Anlam veremediler, anlamlandıramadılar. O minicik çocukların gençlerin, evlatların, o minicik ellerinden, gençlerin yanaklarından öpüyorum, onları sım sıkı kucaklıyorum. Eşlerini hürmetle, saygıyla selamlıyorum. Büyük bir fedakarlıkla ailelerine sahip çıktılar. Çünkü burada yaşanan şey bir normal yargılama süreci olmadı, olmuyor.
- İnsanların sıfır noktasında gelirleri var ve Türk yargı tarihinde akla hayale gelmeyecek zalimliklerle, işkencelerle muhatap oldular. Sürüldüler. 500-600 kilometre Türkiye'nin farklı noktalarına gönderildiler, baskı altında kaldılar. Çünkü onlardan bu süreci tasarlayanların istekleri vardı, hukuksuz istekleri vardı, o hukuksuz isteklerine cevap alamayınca onlara zalimlikler yaşattılar. Bu manada bu büyük ızdırabı onlar yaşarken, en az onlar kadar dışarıda harap olan ailelerini kucaklıyorum.
- Allah bana ömür verdikçe, özgür günlerimde hangi yetkiye, hangi imkana sahip olursam elimdeki ekmeğimle, aşım ile o ailelerin yanında olacağımı, ekmeğimi paylaşmaya kadar o insanların kaderdaşı olacağımı, sadece onların değil, bu ülkede 500 bine yakın insanı hapse koyup, bunun rakamını vermekle gurur duyanların karşısında ve hapislerdeki kader mahkumlarının da yanında olup, onların yaşadıkları sıkıntıları hayat boyu gözeteceğimi ve bu ülkeyi adaletli bir ülke olma noktasında bir nefer gibi çalışacağımı, hukukçu değilim ama en az hukukçular kadar kendimi sorumlu hissederek mücadele edeceğimi buradan belirtmek istiyorum.
- Gerçekten ADA’ya ve onlara özenli bir yoldaşlık yapan kıymetli eşime ve onun yol arkadaşlarım çok çok teşekkür ediyorum."
İmamoğlu savunmasına başladı: "Dünyada demokrasiyi, adaleti takip edenlere sesleneceğim"
İBB Davası'nda duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu savunmasını yapmak üzere kürsüye geldi.
BirGün'ün aktardığına göre İmamoğlu sözlerine "Öncelikle bugün burada hiç arzu etmediğimiz bir ortamda ülkemizin de aşka hak etmediği bir pozisyonda ve insanlarımızın yüzde 75’inin şiddetle reddettiği bir yargılamanın içerisinde, yine bir yargılamanın adil bir ortamda olması gerekirken Silivri’de bir kampüste, Avrupa’nın en büyük salonunda, gerçekten mimarisiyle ve buradaki tasarımıyla. Ben bu arada kendimin bu şekilde ekranda olmasını uygun bulmuyorum. Görüntümün yakınlaştırılmasını istiyorum. Gerçekten mimarisiyle bir mahkeme salonu değil. Bir mahkemenin bu şekilde tasarlanması hepimizin sırtını yaslayacağı yargının bu şekilde bir kürsü nizamında olmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bu Türk yargısı için üzücü. Yine Silivri’den cezaevinden nakledildim. Kıymetli halkıma sesleneceğim. Dünyada demokrasiyi, adaleti takip eden ve demokrasinin yaşaması için mücadele edenlere sesleneceğim. Bu yönüyle hem 87 milyon yurttaşımızı hem de dünyayı bu şekilde düşünen bütün insanlığı sevgi ve saygıyla selamlıyorum" diyerek başladı.
Dilek Kaya İmamoğlu ve Selim İmamoğlu da salonda. Yeni Parti lideri Özgür Özel de davayı Silivri'de takip ediyor.
GALATASARAY
AMED SPORTİF FAALİYETLER
TRABZONSPOR
BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE
KASIMPAŞA
KOCAELİSPOR
ERZURUMSPOR FK
ARCA ÇORUM FK
GÖZTEPE
CORENDON ALANYASPOR
İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK
ÇAYKUR RİZESPOR
TÜMOSAN KONYASPOR
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ
GENÇLERBİRLİĞİ
SAMSUNSPOR
EYÜPSPOR





Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir