Ana içeriğe geç

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda

Gazetecileri tutuklarken kullanılan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu" da yetmeyince akla ziyan suçlamalar devreye alındı. Murat Ağırel ve İsmail...

SON DAKİKA
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda

Gazetecileri tutuklarken kullanılan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu" da yetmeyince akla ziyan suçlamalar devreye alındı. Murat Ağırel ve İsmail Arı, akla ziyan suçlamalarla tutuklandı. Murat Ağırel'i, yanlış bilgi yaymamak için dikkatle araştırdığı bir olay nedeniyle suçladılar.

CHP Milletvekili Mustafa Sarıgül ve oğullarına yönelik soruşturmada Murat Ağırel'e “kendisine iletilen bilgi ve belgeleri araştırmak yerine Sarıgül'e verdiği, savcılık ve basınla paylaşmadığı" suçlaması yöneltildi. Ağırel de bu suçlamayı “Sinan Çampınar isimli şahısla görüştüm, iddia ettiği tekne alım satımı ve şirket kurulması olayına ilişkin belgeleri istedim.

Osman Gökçek ile ilgili haberi vermek için bu haberi yapmamı şart koştular. Ama herhangi bir belge sunmadı, ben de haberi yapmadım, kimseye bilge vermedim" diyerek yanıtladı. Buna rağmen de tek cümlelik gerekçeyle tutuklandı.

Ayrıca gazetecinin elindeki bilgiyi yayımlamadan önce savcıya vermek gibi bir misyonu olamaz. Gazeteci savcılığın yardımcı elemanı değildir.

Bir gazetecinin doğrulayamadığı bir iddiayı yayımlamamasından daha doğal ne olabilir ki? Eğer doğrulamaya çalışmasa, doğrulamadan yayımlasa yanlış yapmış olurdu. İddiayı muhataplarına sorması ve “karşı görüş" alması da zaten gazeteciliğin gereğidir. Aksi kanıtlanmadığı sürece Ağırel'in davranışında bırakın suçu, etik bir ihlal de yok. Cezaevinde kaleme aldığı ve Osman Gökçek ile ilgili doğrulanmamış iddialar içeren “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na" başlıklı yazıyı da belli ki, kırgınlık ve öfkeyle yazmış.

Asıl etik ihlal kendisine “40 yıllık gazeteci" diyen Murat Kelkitlioğlu'nun, TV100’deki programda “Murat Ağırel'in hesap hareketlerinde farklılık olduğu”nu söylemesinde. “Bu tamamen iddia. Bu savcılık iddiası" diyerek bu kadar ağır bir iftirada bulunma hakkını kendinde görebilmesi, gazetecilik etiğinden ne denli uzak olduğunu gösteriyor. Halbuki bırakın söylediğinin gerçekliğini, savcılığın böyle bir iddiası olduğu bile doğrulanmadı.

İsmail Arı'nın tutuklanması ise tümden keyfi bir cezalandırma. Eski RTÜK Başkanı ve Halk Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Ebubekir Şahin şikâyet edince ifadeye çağrılıyor. İsmail Arı'nın paylaştığı fotoğraf gerçek, üstelik o da Ebubekir Şahin'i arayıp görüşünü alarak gazeteciliğin gereğini yapmak istemiş, paylaşımlarında hakaret de yok.

Buna rağmen hâkim İsmail Arı'yı dinlemeye bile gerek görmeksizin tutuklama kararı vermiş. Belli ki, hüküm önceden verilmiş zaten.

Kuşkusuz Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutuklanma yöntemi bağımsız ve eleştirel gazeteciliği kuşatma ve boğma operasyonlarının devamı. Bu yıl tutuklanan gazetecilerin sayısı 20’yi aştı. Halk TV’ye el konulması ve T24 sitesine erişim engeli getirilmesinin ardından son olarak Yeni Yaşam'ın da sosyal medya hesabı engellendi. Geçen hafta 14 gazeteci hâkim karşısına çıktı.

Gazetecilerin, başta Ankara ve İstanbul başta olmak üzere (Tele1'e el konulmasının yıldönümü olan 24 Ekim'de) 10 ayrı kentte sokağa çıkmalarının nedeni de işte bu baskılar.

Gazetecilik direnişte, gazeteciler, habere ve haberciye özgürlük için sokakta...

Paris'teki eylemlerden gazetecilik dersleri

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda

Fransa'daki hayat pahalılığına ve eğitim koşullarına tepki eylemlerinin haberleştirilmesindeki yanlışlardan Türkiye medyasının da çıkarması gereken dersler var.

Fransa'daki televizyonlarda da Türkiye'de olduğu gibi göstericiler ve onların talepleri değil, saldırgan grupların yıkıp dökme, polisle çatışma görüntüleri öndeydi. Halbuki saldıranlar azınlıktı, on binler sorunlarını barışçıl biçimde dile getiriyordu. Buna rağmen haberlerde saldırganlara ağırlık verilmesi barışçıl tepkiyi görünmez kılıyor, gösterileri etkisizleştiriyordu.

Özellikle de kamu yayıncısı France 2’de 18 Ekim akşamı “Şiddetin kalbinde" başlığıyla yayımlanan ve 12 dakika boyunca kaos görüntülerinin birbirine zincirleme ve yorumsuz aktarıldığı uzun haber büyük eleştiri aldı.

France Televisions Haber Dairesi Başkanı Philippe Corbe de franceinfo.fr sitesinde yayımlanan yazısında “kurgu, bağlamlandırma ve yorum konusunda daha net olmalıydık” diyerek hatalarını kabul etti. Kurumun ombudsmanı Pascal Doucet-Bon da yazısında “Sosyal medyanın çoğu zaman yeterli bağlam sunmadan görüntüler yayımladığı bir dönemde, televizyon haber bülteni de aynı şeyi yapmalı mı?” diye sorarak eleştirilere hak verdi.

Fransa’da gösteri haberlerinin geleceği açından yararlı ve öğretici olan bu değerli tartışma Türkiye'ye de taşınmalı. Zira Türkiye’deki televizyon kanalları Fransa'da iki gece süren olaylar yatıştıktan sonra bile günlerce Fransa'ya ait şiddet görüntüleri yayımlamaya devam etti. Neredeyse Paris yanmış yıkılmış ve bu günlerdir devam ediyormuş gibi bir algı oluşturdu. Aynı tutum 24 Ekim’deki büyük gösteriler ve öncesinde de tekrarlandı.

Üstelik de kırıp dökme anlarına ilişkin aynı görüntüler üst üste defalarca yayınlandı. Hem de yer ve zaman belirtilmediği için eski ve yeni görüntüler de birbirine karıştı. Akşam tartışma programlarında bile yer ve zaman belirtilmediği için sanki o olaylar, saldırılar o an yaşanıyormuş gibi bir algı oluşturuldu. Oysa Fransa'daki TV'ler bu konuda çok duyarlıydı. Olay görüntülerinin üzerinde yeri ve tarihi, hatta gerekirse saati bile yer alıyordu. Böyle bakınca bizim bazı haber kanallarının görüntü seçimi ve yayımı hem sorunlu ve aldatıcı hem de amatör kalıyor.

Ayrıca veri olmadan komplo teorileri üzerinden analiz yapma hevesi Fransa'daki gösterilere ilişkin haber ve tartışma programlarında da kendini gösterdi. Fransa'daki eylemlerde İsrail'in etkisi olduğu tevatürü üretildi; bunun üzerinden konuşuldu, yazıldı, yorumlar yapıldı. Cumhurbaşkanı Macron'un, “dış müdahale söz konusu değil, ancak yabancı kaynaklı bilgi manipülasyonu var" sözlerine de komplo iddiaları kadar yer verilmedi.

Türkiye gazetesi ise “İsrail’den itiraf Avrupa'yı yaktık" başlıklı bir haber yayımladı. Oysa haber, başlığını yalanlıyordu. Haberde İsrail Diaspora Bakanı Chikli, itirafta bulunmadığı gibi Fransa'nın “barbarlara karşı zafer kazanması” dileğinde bulunuyordu.

Gerçek yerine böyle abartılı haber ve komplo teorilerine yer vermek kötü habercilik. Maalesef bu yayınları yapanlar, İsrail gibi katliamcı bir devlete olduğundan büyük güç vehmettiklerinin ve her şeye muktedirmiş gibi göstererek İsrail'in yararına davrandıklarının farkında değiller.

Yine de umarım özellikle televizyon habercileri, Fransa'daki habercilik tartışmasından bir nebze olsun ders alır; gösteri haberlerinde insanların talepleri ve dile getirdikleri sorunlardan çok anlık şiddet görüntülerine ya da polis müdahalesine odaklanmaktan vazgeçerler.

Pascal Doucet Bon'un dediği gibi, “televizyon haberleri, görüntüleri hiçbir bağlam sunmadan yayımlayan sosyal medyadan" farklı olmalı...

Reklamda oynayan bir gazeteci daha

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda

Murat Güloğlu, Habertürk’te “Burası haftasonu” adlı haber programını sunuyor hafta sonlarında. Kendisini gazeteci olarak kabul ediyor olsa gerek ki, sosyal medya hesabındaki profilinde de “TV | Gazeteci | Journalist | News Anchor #HaberturkTV” yazıyor.

Fakat geçenlerde Instagram hesabında bir görüntü yayımladı, açıkça reklam oyunculuğu yapmış. Bir gıda takviyesi markasının kutusunu eline alıyor ve başlıyor övgülere:

“Sen de mi kalbine iyi bakmanın yolunu arıyorsun. Ben… kullanıyorum. İyi alışkanlıklara başlamak gözümde hep büyüyordu. Tavsiye üzerine … ı araştırdım ben de kullanmaya başladım. Arkasında bilim, içinde kalite var. Tam aradığım omega üç. Kalbime iyi bakmayı günlük alışkanlığa çevirdim. … ile iyiyim.”

Güloğlu bu paylaşımının altına da yasal zorunluluk olduğu için #reklam ve #işbirligi etiketleri koymuş. Böylece yasal koşullara uygun reklam yaptığını ilan ediyor. Zaten bu firma, Güloğlu ile birlikte sporcu, oyuncu gibi birçok ünlüye de benzer reklam görüntüleri çektirmiş. Bu kampanya da halka arzlarla başlayan “büyüme hamlesi”nin bir parçası.

Güloğlu’nun yaptığı yasalara uygun olabilir ama etik değil. Bir gazeteci, YouTube yayınına reklam ya da sponsor alabilir. Fakat kendisi reklam oyuncusu olursa haberciliğin güvenilirliğini ticari bir ürünün satışı için kullanmış olur. Para veren ticari kuruluşun istediği şeyi söyleyebilen bir kişi konumuna indirgenir.

Gazetecilik gerçekleri aktarma işidir. Reklamda oynayan gazetecinin sunduğu öbür haberlerin de çıkar karşılığı olabileceği kuşkusu doğar. Reklamda oynayan gazetecinin sattığı gazeteciliktir.

İmamoğlu haberlerindeki yapay görseller

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici: Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda

Gazeteciler, Ekrem İmamoğlu'nun İBB davasındaki savunmasından görüntü alamadılar, fotoğraf da çekemediler. Sosyal medyada yayılan ve savcılığın soruşturma açtığı İmamoğlu görüntüsünü çekenler de gazeteci değildi.

Fakat Cumhuriyet’ten, BirGün, Karar ve Sözcü'ye, Medyascope'tan Agos'a ve T24'e kadar onlarca medya kuruluşunda İmamoğlu’nun savunma yapma anının görselleri vardı. Hepsi de fotoğraf değil, yapay zekâ programları tarafından üretilmiş görsellerdi.

Gerçek olmayan bu görsellerin yapay zekâ ürünü olduğunun yazılmaması eksiklik. Çünkü ilk bakışta fotoğraf izlenimi veriyor, okurların çoğu da gerçek fotoğraf sanıyor olabilir o görselleri.

Gazeteci, gerçeği deforme etmez. Bu görseller ise gerçeğin bozulmuş hali, gerçekmiş gibi sunulamaz. O nedenle böyle yapay zekâ tarafından üretilmiş görselleri, haber fotoğrafı gibi kullanmak doğru değil.

Kullanılıyorsa da yanıltıcı olmamak için yapay zekâ ürünü olduğunu belirtmek gerek. Tabii bu sadece İmamoğlu görselleri için değil, tüm yapay zekâ görselleri için de geçerli. Örneğin, Yeni Şafak'ın Almanya, Fransa ve İtalya liderlerini kar altında titrerken gösteren “Avrupa’da yeni akaryakıt krizi kapıda” görseli de yapay zekâ işiydi ve kaynağı yazılmayarak okur yanıltılıyordu.

Sabah, okurlarını kandırdı

Hürriyet’in ekonomi sayfasında bir zincir marketle ilgili “… tarım platformu tüm yerel üreticilere açıldı” başlıklı bir haber yer alıyordu. Dikkatle arayınca, sol alt köşesinde dikey olarak belli belirsiz bir “Bu bir ilandır” uyarısı olduğu görülüyordu.

Aynı gün Sabah gazetesinin ekonomi sayfasında da “Tarım platformunu yerel üreticilere açtı” başlıklı bir haber vardı. Bu haber de Hürriyet’teki gibi zincir marketin turuncusuyla bezenmişti ve çok küçük değişiklikler dışında Hürriyet’tekiyle aynıydı.

Fakat Sabah’ta bu metnin şirketin hazırladığı bir ilan olduğu uyarısı olmadığı gibi bir de “Feride Cem/ Sabah” imzası vardı. İlan, sanki Sabah’ın özel haberi gibi sunulmuştu. Oysa metnin ilan ya da reklam olduğunun okurun rahatça görebileceği biçimde belirtilmesi gerekirdi.

Hürriyet, minicik bir uyarıyla yasak savıyor ama Sabah’ın yaptığı, gazeteciliği reklama alet etmek ve en önemlisi okuru kandırmak.

Tek cümleyle:

. Yeni Şafak, “Halk TV'yi İzmir Büyükşehir fonlamış" haberinde “Murat Koçak'ın etkin pişmanlıktan yararlandığını ve rüşvet aldığını kabul ettiğini” yazdı ama Koçak'ın avukatı Eren Toprak'ın yalanlamasını yayımlamadı, cevap hakkını kullandırmadı.

. Sabah ve Hürriyet, Hazine ve Maliye Bakan yardımcılığından alınan Osman Çelik’in “fon vurgunu" soruşturmasında tutuklanan İskender Balcı'nın kayınpederi olduğunu yazmadı.

. Sözcü, “İntiharın altından yasak aşk çıktı" haberinde ölen vali yardımcısı ile ilişkisi olduğunu öne sürdüğü savcının soyadını kodladı ama adını ve görevini fotoğrafıyla yayımlayarak kadını “teşhir" etti, damgaladı.

. Now TV’nin, “Çığlıklarını kimse duymadı" haberinde, Gözde Akbaba adlı kadının öldürülme anına ilişkin görüntülerin yardım çığlıklarıyla yayımlanması şiddet pornosuydu.

ELEŞTİRİ, ŞİKÂYETVE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Puan Durumu
Trendyol Süper Lig
#TakımOP
1 AMED SPORTİF FAALİYETLER 9 20
2 GALATASARAY 8 19
3 FENERBAHÇE 8 16
4 TRABZONSPOR 8 16
5 KASIMPAŞA 9 16
6 BEŞİKTAŞ 8 15
7 KOCAELİSPOR 9 15
8 ERZURUMSPOR FK 9 14
9 ARCA ÇORUM FK 9 13
10 GÖZTEPE 9 12
11 CORENDON ALANYASPOR 9 12
12 İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 8 11
13 ÇAYKUR RİZESPOR 8 10
14 TÜMOSAN KONYASPOR 9 8
15 GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ 9 8
16 GENÇLERBİRLİĞİ 9 8
17 SAMSUNSPOR 9 4
18 EYÜPSPOR 9 3
25.10.2026 23:57
Daha fazla yükle